FRANKFURT HÜRRİYET
Oluşturulma Tarihi: Ekim 30, 2025 14:50
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 102. yıldönümünü Almanya’nın birçok merkezinde olduğu gibi Frankfurt’ta da coşkuyla kutlandı.
Hessen Eyaleti Avrupa ve Federal İlişkiler Bakanlığı Müsteşarı Karin Müller’in onur konuğu olarak katıldığı törene Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosluğu’nun görev bölgesinden yüzlerce sivil örgütü temsilcisi, politikacılar ve vatandaşlarımız katıldı. Frankfurt yakınlarındaki Hanau’da 19 Şubat 2020 yılında yaşanan ırkçı katliamda yaşamını yitiren gençlerden Sedat Gürbüz’ün annesi Emiş Gürbüz de kutlamaya katıldı. Misafirler arasında çeşitli ülkelerin Frankfurt’taki konsolosluklarından üst düzey diplomatlar da yer aldı. Bu yılki kutlamada davetliler arasında Frankfurt ve çevresinde yaşayan doktor ve sağlık çalışanlarının yer alması için özen gösterildi.
Kutlama töreni saygı duruşunun ardından, Türkiye ve Almanya milli marşlarının okunmasıyla başladı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajı da kürsüden okundu, mesajın Almanca çevirisi de sahneye yansıtıldı.
Törenden önce tüm davetlileri birer birer karşılayarak bayramlaşan Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu İlknur Akdevelioğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal
Atatürk'ün önderliğinde halkımızın verdiği kurtuluş savaşının tüm umutsuzluklara rağmen büyük bir zaferle taçlandırılmasının sonucudur. Bu eser, halkına güvenen, geleceğe özgüvenle bakan ve büyük bir şevkle çalışan o devlet adamları neslinin bize armağanıdır.
Bugün, Atatürk ve yoldaşlarını, ülkemizin bağımsızlığı için canlarını feda eden tüm erkek ve kadınları, Türkiye Cumhuriyeti'nin 102. kuruluş yıldönümünü kutlayabilmemizi sağlayanları büyük bir minnetle anıyoruz. Önlerinde minnetle eğiliyorum.
Zorlu bir coğrafyada bulunan ülkemiz, kuruluşundan bu yana geçen 102 yıl içinde seküler ve sosyal bir devlet anlayışı, genç ve dinamik nüfusu, insani ve aktif dış politikası, güçlü ekonomisi ve zengin kültürüyle bölgesinde saygın ve lider bir konuma ulaşmıştır. Bu başarı, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan tüm vatandaşlarımızın on yıllardır sürdürdüğü çabaların sonucudur. Belirsizlik ve çatışmaların hâkim olduğu bir dünyada, diyalog imkânı her zamankinden daha değerlidir. Basit bir tespitle başlayayım: Türkiye ile AB arasındaki, özellikle de Almanya ile aramızdaki ortaklık son derece önemlidir.
Geçtiğimiz yıl 55 milyar Avro’yu aşan ikili ticaret hacmimiz, Almanya’yı yeniden en büyük ticaret ortağımız haline getirdi. Bugün Türkiye'de 8.000'den fazla Alman şirketi faaliyet göstermekte. 2024 yılında 6,5 milyondan fazla Alman turist ülkemizi ziyaret etti ve bu sayı 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla 6 milyonun üzerinde. Bu ortaklık sadece ekonomik istatistiklerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda iki toplum arasındaki güçlü insani bağları da kapsamaktadır. Almanya'da yaşamakta olan üç milyondan fazla Türk kökenli insan, Alman tarihi ve başarısının bir parçasıdır. Ekonomik ve sosyal açıdan yaptıkları katkı, iki ulusu birbirine bağlayan bir köprü görevi görmektedir.
Dileğimiz; çalışkan, başarılı, ülkedeki temel düzene saygılı kişiliklerden oluşan Türk toplumunun buradaki toplumda yerini alması, çoğulcu Alman toplumunu akla gelebilecek her alanda zenginleştirmesi ve böylece kimliğini, kültürel köklerini ve Türkiye ile bağlarını kaybetmeden Türk-Alman dostluğunu derinleştirmesidir. Bu, Türk toplumunun kendisine, Türkiye'ye ve Almanya'ya yapabileceği en büyük ve en önemli katkıdır.
Bu noktada, kültürel kimliğin gelecek nesillere aktarılmasında ana dilin önemini özellikle vurgulamak istiyorum. Çocuklarımızın, Hessen'deki birçok okulda Başkonsolosluğumuzca sunulan Türkçe derslerine ve çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen Türk müziği, edebiyatı, tiyatrosu gibi kültürel etkinliklere katılmalarını arzu ediyorum.”
Hessen eyaletiyle Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilere de işaret eden Akdevelioğlu, “Türk bankalarının çoğunun merkezi, Avrupa'nın merkezi olan Frankfurt'ta bulunmaktadır. Hessen ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 3 milyar Avro’dur.
İki ülke arasındaki 55 milyar dolarlık ticaret hacmi göz önüne alındığında, Hessen ile ekonomik ilişkilerimizde hala büyük bir potansiyel olduğunu görmekteyiz. Son zamanlarda artan temaslar, Hessen Eyaleti ile üniversitelerarası iş birliği, yeni teknolojiler ve inovasyon alanlarında iş birliğimizi ilerletebileceğimizi göstermiştir. Önümüzdeki dönemde ilgili aktörlerle birlikte bu konu üzerinde çalışacağız” dedi.
Özellikle sağlık çalışanlarına teşekkür eden Akdevelioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Almanya’yla ortak hazinemiz olan Türk toplumunu ülkelerimiz arasındaki ortak geleceğin teminatı haline getirmek Almanya’daki tüm misyonlarımızın ve tabii Başkonsolosluğumuzun temel çabasıdır. Hessen’deki sivil toplum çalışmalarına ve siyasi hayata katılımınız öncelikle sizlerin buradaki gücü için çok kıymetli. Böyle bir toplumun Türkiye-Almanya ilişkilerine katkı sağlayacağı da şüphesiz.
Bu yılki 29 Ekim resepsiyonumuza bölgemizdeki doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın temsilcilerini davet etmeye özen gösterdik. Bu vesileyle, yıllardır sadece Türk toplumuna değil Hessen’deki tüm Alman vatandaşlarına kaliteli sağlık hizmeti sunan ve zor günlerinde yanlarında olan sağlıkçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.”
“ORTAK GELECEĞİMİZ İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞALIM!” Konuşmasında Almanya’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu yeni başkentinde tanıyan ilk ülkeler arasında olduğunu vurgulayan Müsteşar Karin Müller de iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğine dikkat çekti ve “Aramızdaki dostluk yeni bir şey değil, derin bir geçmişi ve geleceği var” dedi.
Hessen eyaletiyle Bursa arasındaki “kardeşlik ilişkisi”nin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimi açısından önemli bir rol oynadığını hatırlatan Müller, her iki ülkenin günümüzde ortak sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti ve bunların çözümü için “barış, istikrar, refah ve ekonomik işbirliği” gibi ortak hedefler temelinde çalışmak gerektiğini kaydetti.
60’lı yıllardan itibaren çalışmak üzere gelen ve yerleşen Türklerin Almanya’ya çok önemli katkılarda bulundukları hatırlatan Müller sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizin bugünkü düzeye gelmesini onlara borçluyuz. Onlarla günümüzde örneğin öğretmen, mühendis, işveren, hekim ve diğer meslekleri icra ederken ama daha önemlisi komşularımız ve arkadaşlarımız olarak birlikteyiz. Hep beraber saygı ve eşitlik temelinde ortak geleceğimiz için çalışalım.”
Selamlama konuşmalarının ardından tören Frankfurt Operası Orkestrası üyelerinden Merve Uslu’nun keman konseriyle devam etti. Genç sanatçı, konseri dinlemek yerine birbiriyle sohbet etmeyi tercih eden çok sayıda misafirin neden olduğu uğultuya rağmen besteci H.I. Franz Biber’in (1644-1704) solo keman için yazdığı eseri “Passacaglia”yı mükemmel bir biçimde çaldı.