Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Atatürk ve Garibaldi

Gelin bir daha düşünelim a dostlar: Atatürk Garibaldi olur mu, olmaz mı?

Kimdir Garibaldi? İtalyanların Atatürk’ü. Ülkenin siyasi birliğini sağlamış devrimci.
Nedir Atatürk ile benzerliği?
İkisi de ülkelerinin “babası” sayılır. İkisinin de adı okullara, meydanlara, garlara verilir.
Deha sahibi kahramanlardır ikisi de.
Farkları nedir peki?
“İki Cihanın Şövalyesi” Garibaldi, bugün İtalyan milletinin kalbinin en müstesna yerinde, günlük itiş-kakıştan uzak, huzur içinde yatar.
“Anafartalar Kahramanı” Atatürk ise, ikide bir rahatsız edilir. Başını örten de rahat bırakmaz, başını açan da.
Seveni ayrı, sevmeyeni ayrı yorar.
En “dünyevi” kavgalara bile karıştırırız onu. Bazılarımız okul bahçesindeki büstünü taciz eder, bazılarımız başı sıkışsa şahit gösterir.
Öldükten 74 yıl sonra bile kendini 100 senelik ittihatçı-itilafçı çekişmesinin içinde bulur Atatürk. 
Nedir günahı? Tabii ki Garibaldi’den 56 yıl sonra ölmüş olması.
Yani İtalyanların 56 yıl avansı var.
Bir milletin olgunlaşıp kahramanına huzur verecek hale gelmesi için yeterli süre.
Nitekim, İtalyanların Garibaldi ile ilişkisi “merhum baba-yetişkin evlat” ilişkisi: Babanın anısına saygıda kusur edilmez, mirasına sahip çıkılır ama rahat bırakılır kabrinde.
Katolik de olsa, komünist de, her İtalyan bilir onunla niye gurur duyduğunu. Vefa borcunun iyi-kötü bilincindedir.
Bu yüzden, bugün kimsenin aklına Garibaldi hakkında köşe yazmak dahi gelmez. “İşte Garibaldi’nin ikizi Venedikli gondolcu!” diye haber çıkmaz.
Oysa bizim Atatürk ile aramızdaki, henüz “merhum baba-ergen evlat” ilişkisidir.
Haliyle, babamızın anısıyla uğraşmadan edemeyiz. Ona her Allah’ın günü saldırırız, savunuruz, özleriz, taparız, kızarız, inkâr ederiz, takdir ederiz.
Hepsini aynı anda yaptığımız için de milletçe helak oluruz. Başka işlere yarayacak enerjiyi buraya harcarız. Enerjisini babasıyla uğraşmaya harcayan Hamlet gibi.
Ama 56 yıl sonra, Atatürk’ün yeri Garibaldi’nin bugünkü yeri gibi olacak.
Babamızı kendi gerçekliği içinde kabul ederek yaşamayı öğreneceğiz. Hiç şüpheniz olmasın.
Laik de olsak İslamcı da, sağcı da olsak solcu da, Türkçü de olsak Kürtçü de, Atatürk ile niye gurur duyduğumuzu anlayacağız. İtalyanlardan daha az akıllı değiliz çok şükür.
Yaptıkları kadar yapamadıklarını da sakin kafayla değerlendirecek yaşa gelmiş olacağız sadece.
Atatürk’ü kabrinde huzur içinde bırakıp, yetişkin bir millet olarak devam edeceğiz yolculuğumuza.
Tabii o güne kadar kim bilir ne bunalımlar, iç hesaplaşmalar, dalgalanıp da durulmalar bekliyor bizi.
Ama büyümek işte böyle bir şey. Sırf cari açıkla olmuyor.  

tatlı  Sözlük

Prag Mezarlığı: İçinden Garibaldi geçen Umberto Eco romanı.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI