Aşkın, nefretin, üzüntünün robota geçirilmesi olanaksız

Güncelleme Tarihi:

Aşkın, nefretin, üzüntünün robota geçirilmesi olanaksız
Oluşturulma Tarihi: Aralık 17, 2005 00:00

Robotların insan hareketlerini taklit etmesi pratik olarak mümkün olsa da gerçek bir aşkın, nefretin veya üzüntünün programlanarak robota geçirilmesi olanaksız. Fakat küreselleşen dünyamızdaki son olaylar, herhalde robotların insanlaştığını değil, biz insanların robotlaştığı tezini güçlendirmekte.

Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim üyesi ve ‘Yapay zeka: Problemler, Yöntemler, Algoritmalar’ kitabının yazarı Doç.Dr. Vasif V. NABİYEV’le robotlar üzerine söyleşi. Soru: Sanırım son zamanlarda genetik alanında ve bilişimde yaşanan yenilikler son yüzyılın popüler konusu olan robotları biraz kenara itti. Ayrıca yapay zekanın umulandan daha yavaş ilerliyor olması da bu durumun tuzu biberi. Sizce robotlar bugün biraz gündemden düştüler mi?

V. Nabiyev: Robotların gündemden düştüğü pek söylenemez. Genetik mühendisliğinin gelişimi aslında yapay zekanın gelişmesiyle bir paralellik gösterir. Henüz kanser, şeker, genetik hastalıklar dahil birçok hastalığın şifresi çözülmüş değil. Fakat bu hastalıkların yaşı ve bunlarla ilgili araştırmalar, yapay zeka problemlerine nazaran daha eskilere dayanır.
/images/100/0x0/55eb257df018fbb8f8ae48c6


İnternetteki akıllılar

Bilim, düşüncenin çözümlenmesine, biyo-işlemcilere, dolayısıyla biyonik insana doğru gidiyor. Robotların daha zeki olmaları yönünde de yavaş da olsa bir ilerleme söz konusu. Düşüncenin ‘okunmasıyla’ ilgili son deneyi hatırlayalım. Deneyde, maymunun beynine yerleştirilen elektrotlar yardımıyla sinir sistemindeki sinyaller, radyo verici yoluyla bilgisayara gönderilerek, maymunun içerisinde yiyecek olan kafesin kapısını açması sağlanmıştı.

Aslında robot deyince, hareket edebilen bir otomatik aygıt düşünülür. Oysa bu makinenin beyni daha önemlidir. Yapay zeka alanına da giren görüntü, ses tanıma, doğal dili anlama, uzman sistemler bir gelişim içerisindedir.

Örneğin, her gün 3 milyar iletişimi kontrol altında tutan ECHELON sistemi aslında bir ‘güvenlik bilgisi’ toplayan robottur. Bir robota havayla ilgili bir soru sorulduğunda, robot bu soruya kablosuz internet bağlantısı yardımıyla web’de ilgili sayfalarda arama yaparak mantıklı bir cevap verdiğinde bunu makinenin zeki davranışı olarak kabul edebiliriz.

Burada bir de akıllı robotlarla ilgili çalışmaların bir çoğunun askeri amaçlı olduğu ve bu nedenle çalışmaların önemli bir bölümünün gizli tutulduğu unutulmamalı. Öte yandan, kahvaltımızı hazırlayan, çamaşırlarımızı yıkayan, odayı süpüren, bizimle satranç ve futbol oynayan bir robotumuz olduğunu varsayalım. Üstelik bu robot teoremler ispatlasın, arabalar tasarlasın, buluşlar yapsın. Peki bu durumda hayat çok sıkıcı olmaz mı? Ayrıca buna gerek var mı?

Verilen işi otomatik olarak yapan ve birkaç alternatiften birini seçebilen bir makine bir robot mudur? Ya da şöyle soralım, neye robot denir?

V.Nabiyev:
Bugün yaygın olarak kullanılan robot kelimesi ilk defa 1921 yılında Çek yazar Karel Çapek tarafından Rossum’un Evrensel Robotları (Rossum’s Universal Robots) adlı eserinde bir oyunun anlatımında kullanıldı. Oyunda, Rossum ve oğlu topluma hizmet etmek için robot olarak isimlendirdikleri insan görüşlü yaratıklar oluşturmaktadır. Günümüzdeyse genel kabul gören robot tanımı, parçaları, alet veya özel düzenleri programlanabilir şekilde hareket ettirmek üzere tasarlanmış çok fonksiyonlu bir sistem olarak tanımlanmakta. Robot söylediğiniz gibi, verilen birkaç alternatiften birini seçmektedir. Fakat bu seçimini gerçekleştirdiğinde akıllıca karar verebilmelidir. Bir anlamda zeki otomat terimini kullanabiliriz.

Aslında yapı itibariyle robotlar yapay zekadan önce doğdu. Hatırlayalım, satranç oynayan Mekanik Türk veya ötücü kuş geçen yüzyıllarda yapılan mekanik araçlardır. Günümüzün robotu, işlevselliğiyle sanayi ve hizmet robotları olarak ikiye ayrılabilir.

Zor ve tehlikeli işler robotlara

Sanayi robotlar, tümüyle makineleşmiş ve otomatikleşmiş büyük atölyelerde olduğu kadar, küçük ve orta çaplı işletmelerde de, tehlikeli, zor ve sürekli tekrarı gereken işlerin yapılmasını sağlar: Parçaların taşınması, aktarılması, imalat ve montaja hazır hale gelmesi; birleştirme veya elektrik kaynağı, elektromekanik bileşenlerin montajı, tabancayla boyama, lazerle veya çok yüksek basınçlı bir sıvı püskürterek kesme gibi...

Yapay zekayla donatılmış olan hizmet robotlarıysa meyve bahçelerinde meyve toplama, ormanlık alanları çalı çırpıdan temizleme, tren ve metro peronlarının süpürülmesi, kömür çıkarma, deniz altından geçen petrol boru hatlarını tamir etme, kaynak yapma, Atlas Okyanusunun derinliklerinde Titanik’in enkazını arama, hatta kazaya uğramış bir nükleer santralın reaktör kalbine müdahale etme, uzayda yörüngedeki bir uydunun antenini onarma, çeşitli malzeme depolarında, hatta hapishanelerde bekçilik etme gibi görevleri üstlenmektedir.

Aynı zamanda özürlülere yardım etme, hassas bir göz veya kalp ameliyatında cerrahın çok dikkat gerektiren hareketlerini onun adına gerçekleştirme, ev kadınının işlerinde yardımcı olma (akıllı süpürge) gibi işler de imalat alanına yönelik olmayan, hizmet robotbilimi ilgi alanlarına girer.

Kendi kendine karar alıp bunu kendi birikimine/dağarcığına katacak robotları ne zaman görebileceğiz sizce.

V. Nabiyev:
Bu konuda kötümserim. Kendi kendine şimdi de karar alan bir robot yaratmak mümkün. Karşısındaki kişinin eylemlerini değerlendirerek silahını ateşleyen bir robot yaratmak günümüzde çok zor değil. Önemli olan, bu kararların akıllıca ve anlam alanının geniş olması ayrıca robotun kendisinin güvenliğinin bulunmasıdır.. Aslında robotların yaşlılar için düşünülen bir ürün olduğunu söyleyebiliriz. Yani günümüzün gençleri yaşlanıp yalnız kaldığında herhalde bu ürünleri yeterince değerlendirip alacaklardır.

Robot yapımında karşılaşılan zorluklar neler?
/images/100/0x0/55eb257df018fbb8f8ae48c8


V.Nabiyev:
Soruyu belki açmakta fayda var. Robotbilim, mekatronik dediğimiz mekanik, elektronik ve bilişim alanlarının tümünü kapsamaktadır. Ayrıca kendisinin karar verebilmesi için yapay zekayla donatılması gerekir. Eğer mekanik açıdan bakılırsa serbestlik derecesinin artırılması, dengenin korunması, en azından insanda var olan iki yüzden fazla kemiğin eklem bağlantılarının işlevselliğinin aktarılması gerekir.

Robotlaşan insan

İnsanoğlu kendine benzeyen yapay makinelere daha meraklı. Yani robot, iki ayağı üzerinde yürüyecek, tokalaşacak, konuşacak, gülecek vb. Elektrik kısmına gelince, çok önemli bir sorunla karşılaşıyoruz: Güç kaynağı. Örneğin, Türkiye’de de ‘konuk olan’ Asimo aldığı enerjiyle yalnız otuz dakika ayakta kalabilmekte. 3 km/saat hızla hareket eden Asimo üstelik insandan iki kez daha yavaş yürüyor.

Robotların yapay zekayla donatılması ise günümüz araştırmaların en önemli problemi. Bir robot, gördüğünü akıllıca algılamalı, yüzü, nesneleri tanımalı, doğal dili ve konuşmayı anlamalı. Ayrıca belli bir alanda uzmanlaşmalı ve mantıksal karar mekanizması olmalı. Daha doğrusu mantıksız kararları da mantıklı biçimde alabilmeli.

Günümüzün konuşan ve tanıyan en iyi robotları bu anlamda yalnız 3-4 yaşındaki çocuk zekası seviyesindedir... Robotların insan hareketlerini taklit etmesi pratik olarak mümkün olsa da gerçek bir aşkın, nefretin veya üzüntünün programlanarak robota geçirilmesi olanaksız. Fakat küreselleşen dünyamızdaki son olaylar, herhalde robotların insanlaştığını değil, biz insanların robotlaştığı tezini güçlendirmektedir.

Bugün dünyada yazılımı en gelişmiş robotlar nelerdir?

V.Nabiyev:
Yazılımı gelişmiş dediğimizde burada konuya açıklık getirmek gerekir. Sanayi mi yoksa hizmet robotlarını mıdır sözkonusu olan. Japonya’nın Honda firması tarafından 18 yılda geliştirilen Asimo 50’yi aşkın soruyu anlıyor ve cevaplıyor. 30 emri yerine getirebilen Asimo, kendine yaklaşan insanları tanıyor, onları takip ediyor, kendisine gösterilen yönde ilerliyor ve insan yüzlerini tanıyarak onlara isimleriyle sesleniyor.

Bunlar alanın, nesne tanıma, görüntü işleme, doğal dil işleme kısımlarına girer. Üstte de söylediğimiz gibi şimdilik Asimo 3 yaşındaki çocuk düzeyinde basit zeka eylemleri gösteriyor. Kore’nin İleri araştırmalar Enstitüsünde (KAIST) imal edilen KHR-3 adlı iki ayaklı robot var. 1.2 metre boyunda, 55 kg ağırlığında ve 40 motorla donatılmış durumda. Kendi aküleriyle 1 saat yürüyebiliyor, Asimo gibi merdivenleri çıkıyor, ağır kutular taşıyor, belli sayıda kişileri tanıdığı bir takım konuşmaları da anladığı söyleniyor.

Müzisyenler

Dört bacaklı, 90 cm’lik Güvenlik dinozoru BANRYU gürültü ve yangın gördüğünde sesli uyarı sistemini çalıştırmakta ve mobil telefonla sahibine bilgi vermektedir. Toshiba firmasının 35 cm’lik en gelişmiş robotu ApriAlpha 100 farklı yüzü algılamakta, konuşmayı kısmen anlamakta ve cevaplayabilmektedir. Ayrıca çok sevimli olan müzisyen robotlar var. Fakat, dikkat ediniz, bu teknik harikaların hiç biri günümüzün insanını çok şaşırtmıyor...

Son yıllarda da askeri amaçlı robotlar üzerinde çalışılmaktadır. Pentagon’a bağlı DARPA (Gelişmiş Savunma Araştırmaları Projeleri Ajansı) 13 milyon dolar harcayarak 1 milyon dolar ödüllü robot geliştirme yarışması düzenledi. 2015 yılına kadar robotların kullandığı insansız savaş araçları yapmak ve savaş sırasındaki asker kayıplarını en aza indirmek istiyor.

Robotlar insanoğlu için aslında birer hizmet makinesi. Bizler, robotların ‘akıllanıp’ kendi kararlarını almasını beklerken, yola çıktığımız bu ‘hizmetçi’ düşüncesiyle çelişmiyor muyuz?

V.Nabiyev:
Robotlar bizim potansiyel kölelerimizdir. Onların akıllı olmasını isteriz; Fakat bir kölenin akıllı ve zeki olabileceği derecede... Bir robotun akıllı olması, algoritmalarla öğrenerek veri tabanına yeni bilgiler katıp, mantıksal çıkarım yetisine sahip olmasıyla ölçülmektedir. Bu yapıda en küçük hata büyük sorunlar doğurabilir. Buna en basit örnek olarak kendi birliklerini bombalayan pilotsuz casus uçaklarıdır. Sonuçta robotlardan da psikolojik dengesizlikler (!) bekliyebiliriz.

Robotlara gelecek zamanlarda bilinç biçen biz insanoğulları bilincin tanımını tam yapabiliyor muyuz?

V.Nabiyev:
Burada bir kavram karmaşasının içerisine girmekteyiz. Bilinci anlamak insan beyninin, insan beynini incelemesini gerektiriyor. Fakat bunun bir sınırı olmalı değil mi? Özyinelemeli algoritmalarda fonksiyonlar kendi kendini çağırarak çalışmaktadır ve bir sonlandırma koşulu vardır. Fakat insan bilincinin bir sonlandırma mekanizması yoktur. Zaten insanoğlu edindiği bilgilerle hiçbir zaman yetinmemiştir. İnsanın arzudan arzu doğuran bir yapısı var...

İnsan robotlaşıyor

Konuyla pek ilgili değil ama, gittikçe kaliteli iş çıkarmak ve daha verimli üretmek için hergün çalışma hayatına yeni düzenler getirerek ölçülmedik bir saniye yaşam bırakmayan kalite vs gibi sistemler yoksa insanı robotlaştırıyor mu?

V.Nabiyev:
Kesinlikle size katılıyorum. Aslında teknolojinin gelişmesiyle hem teknik hem bilinç açısından robotlaşıyoruz. Zamanın insan gereksinimlerine uygun olmayan biçimde ayarlanması da bu robotlaşmayı hızlandırır. Dünyadaki son olayları da düşünürsek daha çok robotlaştık. Örneğin, haritada Irak’ın yerini bilmeyen ama bu ülkeyi bombalayan birçok ‘robot insan’ var.

İnsanın amacı kimine göre bilgi, kimine göre sevgi, kimine göre çalışmak. Evrimsel açıdan da asıl işimiz hayatta kalmak... İnsanların en zor terkettiği düşünce de kendini yok etmek. Peki, bilinç sahibi bir robot neden yaşamak ister. Yani bir robotun varolmak için ne gibi bir nedeni/amacı olabilir.

V.Nabiyev:
Burada umarım, robotik kelimesini öneren ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un robotlarla ilgili üç önemli yasasını hatırlatmamda fayda var: 1) Robotlar asla insana zarar vermemeli, ne de pasif kalarak insanı bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmamalı.. 2) Bir robot, birinci yasaya aykırı olmamak koşuluyla, insanlar tarafından verilen emirlere uymak zorundadır. 3) Diğer yasaları bozmadan, robotlar kendi varlıklarını korumalıdır...

İnsan köken anlamında hayvanidir ve aslında vahşi toplum kuralları içerisinde yaşamaktadır. Ne yazık ki her zaman güçlü olan ‘doğrudur’. Robotlar insanların potansiyel köleleridir. Her zaman her şeyi istediğimiz gibi yapmayı ‘yemin eden’, her zaman bize saygılı ve mesafelidir robotlar. Onları biz yönetir, biz bozarız. Unutmayalım eğer insanın sol beyin yarıküresi algoritmik biçimde çalışırsa, sağ beyin yarıküresi soyut nesnelerle çalışmaktadır.

Aslında robotta insan sol beyin yarıküresinin işlevlerini modellenmektedir. Yani robot bilinci dediğimizde, aslında programlanmış algoritmik bilgiler düşünülür. Beyaz perdeyle gerçekler birbirinden her zaman farklı. Düşününüz, uzaktan kumandalı bombalar yapan insanoğlu bir cep telefonu kumandasıyla bir robotun ‘hayatına’ da son verebilir.

Biyonik insan ve robot

Robot yapmak yerine kedi, köpek gibi hayvanların konuşup anlamalarını sağlamaya para harcanması durumunda insana hizmet açısından ipi bilinçli robotlar mı yoksa konuşan hayvanlar mı göğüsler?

V.Nabiyev:
Konuşma sürecinde, beyinde konuşma merkezleri, beyin sapında solunum merkezi, solunum sisteminde gırtlak, yutak, burun ve burun boşlukları, yüz kasları, rezonans borusunun (vocal tract) uzunluğu, dişler, damak ve ağızdaki diğer yapılar önem taşır. Hayvanların ağız-boğaz yapısıysa bu seslerin çıkarılmasına uygun değil (eğer papağanların bazı taklitleri dikkate alınmazsa).

Hayvanlar ödüllendirmeye dayalı öğrenme sonucunda genellikle ‘anlarlar’ ama konuşamazlar. Bence yapılacak çalışmalarda sert bir ayrım yapılmamalı. Örneğin deprem sonrası kurtarma çalışmalarında bir köpek daha iyidir ama bir bombanın etkisiz hale getirilmesi sırasında veya radyasyonlu ortamda yapay sistemlerle çalışmak daha uygundur...

İnsanın pek çok organı günümüzde yapma. Zamanla insan gittikçe robotlaşabilir. Yani ‘Biyonik Adam’laşabilir. Yine aynı soruyu sormak istiyorum, insanın biyonikleşmesi mi önce olacak, yoksa robotların insansılaşması mı?

V.Nabiyev:
İnsanın biyonikleşmesi yolunda İngiltere’deki Reading Üniversitesi sibernetik araştırmacı, profesör Warwick’in Cyborg 2.0 projesini hatırlayalım. Projede koluna yerleştirdiği biyoçiplerle bilgisayarla iletişim kurulması amaçlanmaktaydı. Kendisinin insan olarak yaratılmış olmasının ‘bir yer ve zaman hatası’ olduğunu söyleyen Warwick’in çalışmalarının bir de unuttuğumuz etik yönü var.

Bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler çok büyük yarar sağlayabilecekleri gibi, eğer bu gelişmeler iyi kontrol edilmezse insanlığa zarar da verebilir.. Süper ‘sentetik’ insanlar üretmek, insanlığın sonu anlamına gelebilir.

Wired Dergisinin araştırmasına göre insan vücudu en çok 45 milyon dolardır(!). Dergideki fiyat listesi şöyle: Kemik iliği, kilosu 23 milyon dolar; DNA, 9.7 milyon dolar; antikorlar, 7.3 milyon; akciğer, 116 bin 400 dolar; böbrekler, 91 bin 400 dolar; kalp, 57 bin dolar. Fakat burada en önemli organımız olan beyin unutulmuş . Bu soruya biraz politik cevap verirsek, sibernetiğin babası sanılan N.Wiener’in söylediği gibi insan için olanları insanlara, makineler için olanlarıysa makinelere bırakalım.

Robot bilinçleşirse

Sizce robotlar bilinçliliğe ulaşabilirlerse dünya yönetimini insanların elinden alma gayretine girebilirler mi, hatta insanları dünyadan kovabilirler mi?

V.Nabiyev:
Eğittiğiniz çocuğu düşününüz. Kimse çocuğunu bir cani, gaddar olarak görmek istemez. Fakat her toplumda caniler de gaddarlar da vardır. Bilince sahip bir toplum (kendi aralarında ne kadar savaşırlarsa savaşsınlar) hemcinsini kendisinden farklı yaratıklardan korumaya çalışacaktır.

Bu mantıkla, bilimkurgusal olarak, ‘bilinçli robotlar’ birbirlerini kollayarak kendi hegemonyalarını sağlamaya çalışacaklardır diyebiliriz. Bu durumda bir insanın, robot profesör tarafından robot öğrencilere tanıtılmasını düşününüz: ‘Değerli robot arkadaşlarımız, insan dediğimiz bu varlık, basit düzeyde de olsa bilince sahiptir ve tavandan asılmış bir muzu alabilmek için kutuları üst üste koyarak alet kullanabilir. Harika.’

Gönlünü biyonik bir robota kaptıran (gönül bu) bir oğlanın babası olsanız ne yapardınız?

V.Nabiyev:
Unutmayalım, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i, Nizami’nin, Füzuli’nin Leyla ve Mecnun’u 16-17 yaşındaki gençlerdir. Hiç Leyla’nın Mecnun’la evleneceğini düşündünüz mü? Herhalde söz konusu yazarlar, kahramanların mutlu sonla biten yaşamını kaleme alsalardı eserleri bu kadar ünlü olmazdı. Yaş ilerledikçe meraklar da küçülür... Her şeyi akarına bırakırdım. Kendisi, robotun (ne kadar gelişmiş olsa da) monotonluğunu farkedince ne yaptığını anlardı.... Çok şey geçicidir. Unutmayalım Turing testini geçen doğru düzgün bir yazılım henüz yok. Gelecekte olsa bile, yalnız sınırlı bir alanda geçerli olabilir. Yani kalbini robota kaptıran birisi, sonunda robotun sadece iyi bir oyuncak olduğunu anlar...

(Bilişim Dergisi)

Dipnotlar:

Karadeniz Teknik Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

2 Robot kelimesi Çek dilindeki robota kelimesinden olup tercümede anlamı ağır, sıkıcı iştir.

3 Umarım Asimov soyadı sizlerde, ünlü ASIMO ile bir çağrışım yaptı.

4 Beyinde 100 milyar (1011) nöron vardır. Kıyaslayabilmek için 70 yıl yaşayan bir insanın kalbi ise ortalama yalnız 2575440000ş2.6*109 2.6 milyar defa atmaktadır.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!