Araştırma Dünyasından

Sporculara özel kask

Hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerine fırlayınca, futbol liginin tatil edilmesi gündeme geldi. Amerikan futbolu oyuncularının kalın giysiler ve donanımlar yüzünden sıcaklık tehdidi altında bulunduğunu düşünen bilim adamları, şimdi sporcuları güneş çarpmasından koruyan özel bir kask geliştirdiler.

Arkansas Üniversitesi mühendisleri sporcunun beden sıcaklığını kontrol eden ve aralıksız olarak bilgisayara aktaran sensörlü bir kask geliştirdiler. Sistem sayesinde böylece oyuncuların beden sıcaklığı risk sınırını aşmadan önce değiştirilebilecek.

Tom Costello ve arkadaşları Amerikan futboluna uygun bir prototip üretmişler. Sıcaklığı kontrol eden element, sıcaklık değişimini, elektrik gerilimine dönüştüren bir termokuptan oluşmakta.

Bu tür elementler örneğin farklı yoğunluktaki iki yarıiletkenin bir araya getirilmesiyle elde edilebilmekte. Kaskın içindeki bu element kafanın ana atardamarına hafif bir baskı yaparak oyuncunun beden sıcaklığını ölçüyor. Castello, prototipinin kasklarda kullanılacak şekilde geliştirildiğini ama minik sensörlerin pekala giysilere de yerleştirilebileceğini açıkladı.

Koreli bilim adamı çalışmalarını kendi laboratuvarında sürdürecek

Araştırma sonuçlarında sahtekarlık yaptığı gerekçesiyle Seul Üniversitesi’ndeki işini ve araştırma olanaklarını yitiren Güney Koreli bilim adamı Hwang Woo Suk, kendi laboratuarını kurdu. Hwang bundan böyle hayvanlara ait kök hücreleriyle araştırarak, hayvan organlarını insanlara aktarabilecek şekilde genetik işlemden geçirecek.

Bilim adamı çalışmalarını sürdürebilmek için bir tıp kuruluşuyla birlikte 1,7 milyon Avro sermayeli bir vakıf kurmuş. Yeni laboratuarda, daha önce Hwang’la birlikte üniversitede çalışan 20 kadar bilim adamı çalışacak.

Hwang, Science dergisinde ilk kez kopya insan embriyosundan kök hücre elde ettiğini iddia etmişti. Ancak daha sonra araştırmalarında sahtekarlık yaptığı ortaya çıkıncı, üniversitedeki görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Light sigarayı bırakmak daha zor

Amerika’da gerçekleştirilen son bir araştırmaya göre, düşük nikotinli sigarayı bırakmak daha zor. Light sigara içimini bırakanların sayısı, normal sigarayı bırakanlara göre yarı yarıya daha az. Hatta bu fark yaş ilerledikçe de artıyor.

Mesela Light sigara içen birinin 65 yaşında sigarayı bırakma olasılığı, normal sigara içenden %75 daha az. Daha önceki araştırmalarla da light sigaraların daha zararsız olmadığı ortaya çıkmıştı.

Düşük değerler filtredeki deliklere bağlı, ancak sigara içenler genelde bu delikleri kapatıyor, ya da çok daha derin nefes alarak daha fazla nikotin ve katran içmiş oluyorlar. Light sigaralardaki tütünün cinsi daha hafif değil sadece daha az tütün kullanılmakta.

Ve filtredeki deliklere rağmen aynı tadı vermek için bir gram tütünde daha fazla nikotin bulunmakta diyor uzmanlar. Light sigara içenler, normal sigaradan aldıkları nikotini alabilmek için daha fazla sigara içiyorlar. Bu nedenle de light sigaranın daha zor bırakıldığını düşünüyor bilim adamları.

Karı koca kavgası kalbe de zararlı

İkili ilişkilerde sürekli tekrarlanan kavgalar sadece sinirleri bozmakla kalmayıp kalbe de zarar veriyor. Utah Üniversitesi bilim adamlarının son araştırması, eşler arsındaki tartışmalar yüzünden arter damarlarda kireçlenmelerin meydana geldiğini gösterdi.

Araştırma çerçevesinde video kayıtlarının yardımıyla yaşları 60-70 arasında değişen 150 evli çift incelenmiş. Video kayıtları dışında para, çocuk yetiştirme veya tatil planı gibi hassas konular üzerinde konuşmalar da yapılmış.

Bilim adamları daha sonra bilgisayarlı tomografiyle arter damarların sertleşip sertleşmediğini kontrol etmişler. Elde edilen sonuçlara göre erkeklerde, kavganın kalp üzerindeki olumsuz etkisi en çok da çiftlerden birinin daha üstün olduğu ilişkilerde belirgin olarak ortaya çıkmakta.

Çiftlerden hangisinin daha üstün konumda olduğu ise önem taşımıyor. Kadınlarda ise kavganın kalp üzerindeki zarar verici etkisi erkeğin kadına düşmanca davranması halinde en kritik noktaya yükselmekte.

Kakaoda sağlığa yararlı yeni bir madde keşfedildi

Münster Üniversitesi bilim adamları, hastalıkları önleyen yeni bir madde keşfettiler. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre bilim adamları, cilt hücrelerinin büyümesini tetikleyen yeni bir madde yalıtmışlar.

Söz konusu madde, ciltteki yaraları ve bozuklukları tedavi ettiği gibi kırışıkları da önlemekte. Ayrıca mide ülseri riskini de düşürmekte diyen araştırmacılar yeni bulguları için patent aldıkları gibi pazarlamaya başlamışlar bile.

Çok sayıda kuruluşun ilgi gösterdiği madde geçici olarak CocoHeal olarak adlandırıldı. CocoHeal, Farmakolojik Biyoloji ve Fitokimya Enstitüsü’nden Andreas Hensel ve Alexander Deters ve Gıda Ürünleri Kimya Enstitüsü’nden Thomas Hofmann ve Timo Stark tarafından yalıtıldı.

Beyin, inmeden sonra yeni sinir hücreleri üretiyor

Kaliforniya’daki Buck Yaşlılık Enstitüsü’nde David Greenberg ile birlikte çalışan bilim adamları, beynin, inmeden sonra sanki travmatik olayı dengelemek istercesine yeni sinir hücreleri ürettiğini buldu. Oysa bu fenomen daha önceleri sadece deney hayvanlarında görülmüştü. Fakat bilim adamları şimdi yeni sinir hücrelerinin doğumunu inme geçiren insanlarda da izlediler. Proceedings dergisinde yayımlanan araştırma yazısında araştırmacılar insan beynindeki yeni sinir hücresi gelişiminin alışılmışın dışında olduğunu ve belli başlı yaralanmalarla uyarıldığını anlatıyorlar.

Greenberg, inmeden sonra ölen hastaların beyinlerinde yeni sinir hücreleri saptamış. İnmeden en fazla etkilenen beyin bölgesindeki hücreler, yeni doğmuş sinir hücrelerinin moleküler özelliklerini taşıyordu diyor uzman.

Üstelik yeni oluşan hücreler, bölünmenin tetiklendiği damarların yakınında oluşmuş. Bilim adamları yeni bilgiler sayesinde zarar gören beyin bölgeleri için yeni tedavi olanakları geliştirebilmeyi umuyorlar.

Diş çürümesine karşı mikroplu sakız

Laktik asit içeren bir sakızın diş çürümelerini önleyebileceği anlaşıldı. Lactobacillus’un özel bir köküne ait bakteriler, dişteki mikrop birikimini önlemekte. Testler sonucunda sakız sayesinde dişlerin çürümesinden sorumlu olan bakterilerin ellide bir oranda azaldığı saptanmış.

Alman kimya kuruluşu BASF tarafından geliştirilen sakızın önümüzdeki yıl içinde piyasaya çıkması bekleniyor. Tıp dilinde Karies olarak adlandırılan diş çürüğünün baş sorumlusu streptokoklardır.

Bu bakteriler dişte birikerek asit salgılarlar. Bunun sonucunda ise dişte delikler oluşur. Sakızın içindeki laktik asitler, streptokoklara yapışarak diş minesinin üzerine yerleşmelerini engelliyor. Tükürükle dişten uzaklaşan mikroplar, böylece dişi delemiyorlar diyen bilim adamlarına göre sakızın içindeki bakteriler insanlar için tamamen zararsız Yoğurt veya turşu üretiminde kullanılan laktik asit ayrıca bağırsak florasının da önemli bir içeriğidir.

Belli başlı laktik asit bakterilerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği de bilinmekte. Bu bakteriyi içeren süt ürünleri ülkemizde de satılmaya başlandı. BASF kuruluşunun araştırma bölümünü yöneten Stefan Marcinowski, sakızdan sonra diş macunu ve gargaranın da piyasaya çıkacağını söyledi.

Televizyon ağrı kesici gibi etkiyor

Bu sonuç bazı ebeveynleri şaşırtabilir ama, İtalya’da yapılan son bir araştırma,televizyo-nun, annenin sakinleştirici sözlerinden daha etkili bir ağrı kesici olduğunu gösterdi.

Archives of Disease in Childhood dergisinde yayımlanan "Analgesic effect of watching TV during venipuncture" araştırması çerçevesinde bilim adamları, yaşları yedi ila on iki arasında değişen 68 çocuğu kan alımı sırasında incelemişler. Küçük hastalar üç gruba ayrıldıktan sonra birinci gruptaki çocuklar hiçbir teselli görmezken, ikinci gruptakileri anneleri sakinleştirici sözcüklerle teskin etmeye çalışmış.

Son gruba ise televizyonda çizgi film izlemelerine izin verilmiş. Kan alımından sonra çocuklar ne derecede acı hissettiklerini açıklamışlar. Buna göre en fazla acı hisseden birinci gruptaki çocuklar olmuş. Bu çocuklar televizyon seyredenlere kıyasla üç misli daha fazla acı hissederken, anneleri tarafından teskin edilen grup bu ikisinin arasında kalmış.

Acı/ağrı çocuklarda çok fazla stres yaratmakta. Bu nedenle tıbbi girişimlerde acı hissi mümkün olduğunca azaltılmaya çalışılmakta. Yöntemler ilaçla müdahaleden, öykü anlatma, müzik dinletme ve hipnoza kadar uzanıyor. Çocuklar dikkatlerini tamamen televizyona verdikleri için bilim adamları, televizyon izlemenin çocukları ağrılara karşı daha dayanıklı kıldığına inanıyorlar.
Haberle ilgili daha fazlası: