Ankara'nın krizi böyle oluyor

BU ülkede kriz var öyle mi?

Bu ülkede kriz olduğu doğru da, krizin ilk gününden beri yazdığım gibi Ankara'daki ‘‘zevatın’’ krizden haberi olmadığı da doğru.

Çünkü Ankara'nın ‘‘krizden haberi olsa’’, benim elimde böyle bir yazı olmazdı.

Yazı ne mi?

Alın okuyun:

‘‘İlgi: Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 26.10.2001 tarih ve 230245518 sayılı yazısı.

2001-2002 öğretim yılında ilimizde kutlanacak olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinde öğrencilerin giyeceği bayram kıyafetleri için yapılacak harcamalarla ilgili yazı ve ekleri ilişikte gönderilmiştir.

Bu nedenle, Ekteki listede belirtilen okulunuz payının aşağıda belirtilen hesap numarasına yatırılması ve banka dekontunun müdürlüğümüze gönderilmesi gerekmektedir.

Bilgilerinizi rica ederim..’’

Bu yazı Ankara'da okul müdürlüklerine yollanıyor ve para isteniyor.

23 Nisan törenleri için kıyafet parası.

Okul yönetimi para içinde yüzmediğine göre ne yapacak?

Dönecek veliden para isteyecek.

Veli kim?

Yıl başında okulunun kayıt ücretini zor bela denkleştirmiş, evladı okusun diye delik tabanlı pabuçla dolaşan, kitap parası, servis parası diye beli bükülmüş analar, babaların genel adı veli.

Onlar bu parayı nereden bulacaklar?

Belli değil.

Bir yerden bulunacak.

Bir yandan tasarruf, bir yandan böyle anlamsız harcamalar.

Geçen yılın giysileri kullanılsa ne olur?

Çocukların var olan giysilerine göre bir palan yapılsa ne olur?

Bir bayramı coşku içinde kutlamak için o bayrama özel dikilmiş kostüm şart mı?

Değil elbet.

Ama maksat masraf olsun, maksat har vurup harman savurmak olsun, maksat züppelik olsun. Sonra bu ülke krizden çıkacak.

Çıkar, çıkar. Bu Ankara kafasıyla ağaca çıkar.

Tam da bodoslamadan!

Erken emeklilik yereli de kapsamalı

GEÇTİĞİMİZ günlerde başarılı ve sevilen bir belediye başkanı ile konuşuyordum. Laf dönüp dolaşıp kamudaki erken emekliliklere geldi.

Belediye Başkanı ‘‘Çok yerinde bir karar. Ama eksik’’ dedi.

Nedenini sordum.

‘‘Bunu belediyeleri de kapsayacak şekilde yapmalılar. Belediyelerin de benzer bir uygulama yapmasının önünü açmalılar’’
dedi.

Ve anlattı:

‘‘Şu anda elimde kullanamadığım, işime yaramayan müthiş bir personel var. Hepsi 25 yılını doldurmuş. Ama yaşı gelmediği için emekli olmayan, bezgin, bıkkın, iş yapmayan, geçmiş dönemlerin kötü alışkanlıklarına sahip, evrak arası avanta almadan iş yapmamayı alışkanlık haline getirmiş, bir grup tufeyli.

Bunlar sadece bende değil, Türkiye'deki tüm belediyelerde mevcut.

Oysa belediyelerin genç, dinamik, kalifiye kadrolara ihtiyacı var.

Bana bugün bir personelin maliyeti 1,5 milyar lira.

Ben elimdeki bu artık içi geçmiş, çürümüş kadroları bir an önce emekli etmeliyim ki, atılım yapabileyim.

Terfisi kalmamış, yaş doldurmak için işe gelip giden adamlarla, heyecanımı paylaşmayan adamlarla bu işi götüremem. Kadroları şişirip belediyenin kaynaklarını da israf edemem.

Bu yüzden bu günü dolanların yaş haddi dolmadan emekli edilmeleri uygulaması belediyeleri de kapsamalı.’’

Aslına bakarsanız, bu sözler de gösteriyor ki, Türkiye'de nereye elinizi atsanız, elinizde kalıyor.

Her şeyi yeni baştan inşa edecek cesareti toplamadığımız sürece de, kalmaya devam edecek.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

En doğru kararlar bile, kötü niyetliler tarafından

aleyhte kullanılmaya kalkışılmadığı zaman.
Yazarın Tüm Yazıları