Ankara güzel bir şehir ancak etkinlik sayısı az

Güncelleme Tarihi:

Ankara güzel bir şehir ancak etkinlik sayısı az
Oluşturulma Tarihi: Haziran 17, 2010 00:00

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığına hazırlanan Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Pol De Wıtte, eşi ile birlikte düzenlediği ‘Hacettepe Senfoni Orkestrası & Ilian Garnetz’ konserinin ardından Ankara Hürriyet’e konuştu. Pol De Witte, Ankara ile ilgili gözlemlerini, düşüncelerini aktardı.

Ankara’da en sevdiğiniz yer neresi?
- Ankara’da farklı mekanlar var. Bana göre en ilginç yer Anadolu Medeniyetler Müzesi. Yemek olarak sorarsanız Mezalluna’yı söyleyebilirim çünkü yemeklerini beğeniyorum. Onun dışında Asya yemekleri, İtalyan Yemekleri ve Türk yemekleri yapan yerleri seviyorum.

Ankara’da katıldığınız etkinlikler oluyor mu?
- Mesela opera ve Bilkent’in bir kaç konserine gittim. Ne yazık ki tiyatro ve diğer aktiviteler bana göre değil çünkü tam olarak anlayamıyorum. Onun dışında sergilere gidiyorum. Türkçem kısıtlı da olsa elimden geldiğince aktivitelere katılmaya çalışıyorum. Ama tabi ki muzik ve sanat uluslararası olduğundan daha kolay anlaşılıyor. Belki bizim düzenlediğimiz organizasyonlardan da bahsetmeliyiz. Eşim ve ben Belçikalı ve Türk sanatçıları bir araya getirmeye çalışıyoruz. Kasım ayında bir Flaman yazar kitabı hakkında bilgi vermek ve eserlerinden bölümler okumak için Ankara’ya söyleşiye geldi. Ama katılımcılar genellikle Flamanlar, Flamanca bilenler ya da burada flamanca okuyan öğrencilerdi. Aralık ayında Belçikalı bir müzik grubu dünya müziklerinden oluşan bir dinleti gerçekleştirdi. Bir kaç hafta önce ise yine Türk ve Belçikalı sanatçıları bir araya getirdik. Müzisyenler, ressamlar ve tasarımcı Cemil İpekçi’nin katıldığı etkinlikte 2 bin kişilik bir davet verdik. En sonuncusunda ise Kraliçe Elizabeth Müzik yarışması 2009 yılı üçüncüsü Ilian Garnetz, Hacettepe Senfoni Orkestra ile birlikte bir konser verdi. Biz burada büyük bir elçilik değiliz. Bu yüzden büyük ülkelerin bizimkinden daha çok organizasyon düzenleme olasılığı ve imkanı var. Geçtiğimiz günlerde Belçika Bakanı ve Cumhurbaşkanı Gül ile bir araya geldik. Bu buluşmadan dolayı çok minnettar oldum. Ayrıca Ankara’da kendisiyle tekrar bir araya geldik. Buluşmamızda Belçika ve Türkiye arasındaki kültürel ortaklığı tekrar aktif hale getirmek konusunda konuştuk.

Sizce Ankara’nın kent olarak eksileri ve artıları nedir?
- Bence Ankara’nın tek eksi tarafı yeteri kadar kültürel aktivitenin yapılmaması. Burası 15 milyon nufüslu bir şehir değil. İstanbul ile kıyasladığımızda burası daha normal bir şehir. Ama diğer şehirlerle karşılaştırdığımızda Ankara ilginç bir şehir. İstanbul’da çok sayıda aktivite yapılabiliyor. Haftanın her günü gidebileceğiniz konserler ve sergiler var. Eğer istenirse Ankara’da da haftanın 1-2 günü katılınabilecek sergiler, Bilkent’in konserleri gibi, Elçiliklerin kültürel ortaklık davetleri oluyor. Bazen insanlar apartmanlarda 40-50 kişilik organizasyonlar düzenliyorlar. Bir gün ben de bir apartmanda verilen bir jazz konserine katıldım. Bu organizasyona davetli olarak katılmaktan çok büyük mutluluk duydum. Böylece diplomatlar dışında Ankara’daki insanların nasıl yaşadıklarını, neler yaptıklarını, neleri sevdiklerini öğrenme fırsatım oldu. Bu kadar aktivite benim için yeterli çünkü daha fazlasına katılabilecek çok fazla vaktim olmuyor.
Ankara’nın olumlu yanı ise kolay, heryerin birbirine çok yakın olması ve İstanbul gibi trafik sorununun olmaması. Ankara Türkiye’nin tam merkezinde bulunuyor. 3 saat içinde Akdenize, Karadenize ve Ege’ye rahatlıkla gidilebilir. Eğer hafta sonunuz varsa, bu merkezi şehirden cuma yola çıkıp bir çok değişik şey yapılabilir.

Brüksel ve Ankara’yı kent yaşamı ve sosyal yaşam açısından karşılaştırabilir misiniz?
- İki şehir arasında çok büyük farklılıklar var. Brüksel daha uluslararası bir şehir çünkü NATO’nun merkezi ve Avrupa Birliği Komisyonu orda yer alıyor. Bu yüzden Washington gibi farklı ülkelerden çok sayıda yabancı, diplomat ve gazeteci bulunuyor. Ankara’da ise farklı ülkelerden çok fazla yabancı, gazeteci ve diplomat görmek mümkün değil. Dil bilmiyorsanız, bazen Ankara’da kendinizi anlatmakta, ifade etmekte güçlük çekebilirsiniz. Alışveriş yaparken, marketteyken, restoranlarda, insanlar ingilizce veya diğer dilleri anlamıyorlar. 2 şehir arasında benim gözlemlediğim en belirgin fark bu. 1 milyon nüfuslu Brüksel’in diğer bir avantajı ise büyük ülkelere ve şehirlere yakın olması. 1 buçuk saate trenle Paris’e, Almanya’ya, 2 saatte Londra ve Amsterdam’a gidebilirsiniz. Heryere 2-3 saatte rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de nereleri ziyaret ettiniz .
Büyükelçi olmadan önce ailem ile beraber İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, Fethiye, Kuşadası, Bodrum, Bolu, İzmir, Çeşme, Kapadokya, Pamukkale ve Amasra’yı ziyaret ettim. İşim dolayısıyla ise Gaziantep, Trabzon, Konya, Eskişehir ve yine İstanbul ve İzmir’de bulundum. Sanırım 9 ay için hiç de kötü değil. Ayrıca Van ve diğer doğu şehirlerini, Mersin’i ve Isparta yakınlarında bulunan Belçikalı bir profesörün çalışmalarını yaptığı Sagalassos’u ziyaret etmek istiyorum.

Sizi en çok etkileyen ve en çok beğendiğiniz hangisiydi ?
- En çok İstanbul’dan etkilendim. Özellikle Topkapı Sarayı’ndan ve Ayasofya Camisi’nden. Eşim ve ben gerçekten Bursa’da şaşkınlığa uğradık en kısa zamanda tekrar gitmek istiyoruz. Ayrıca Gaziantep’i çok beğendim özellikle hanlarını, hamamlarını ve pazarlarını.

Türk müziği ve yemekleri hakkında ne düşünüyorsunuz ?
- Türk Yöresel müziğini çok beğeniyorum mesela Konya yöresel müziğini seviyorum. Ayrıca Türk Halk müziğini beğeniyorum. Ama Türk pop müziğini fazla bilmiyorum. Sadece Hadise’yi Belçika’lı olduğundan dolayı biliyorum. Geçen sene Düm Tek Tek şarkısıyla Eurovision da çok başarılıydı. Bazen radyoda hoşuma giden şarkılar duyuyorum fakat hangisinin iyi olduğunu bilmiyorum. Belçika ile kıyaslarsak, Belçika’da orkestralar tarafından çalınan klasik müzikler ve opera dinleyebilirsiniz. Belçika mükemmel bir uluslararası opera binasına sahip. Ayrıca Belçika’da çok iyi rock grupları var. Bazıları Türkiye’de biraz tanınıyorlar ama çoğu bilinmiyor. Onları dinlemenizi tavsiye ederim. Eminim ki beğeneceksiniz.
Türk yemeklerini seviyorum. Fazla tatlı şeylerden hoşlanmıyorum ama çok tatlı olmazsa baklavayı seviyorum. Özellikle Gaziantep baklavasını takdir ettim. Her çeşit balığı seviyorum. Akdeniz’e ve Karadeniz’e gittiğimde, genellikle balık restoranlarına gitmeye çalışıyorum. Ama Ankara’da da iyi balık restoranlarının olması beni şaşırttı. Türk kebapını da seviyorum ama hergün değil.

Türk sineması son zamanlarda çok gelişti. Siz takip edebiliyor musunuz ?
- Takip etmeye çalışıyorum ama dil probleminden dolayı benim için hiç kolay olmuyor. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama Türkçe öğrenmesi zor bir dil. İyi ki, elçilikte bana yardımcı olabilecek insanlar, asistanlarım var. Mesela gazetelerde bir şey yayınlandığında benim için İngilizce’ye tercüme ediyorlar. Ayrıca dengeli şekilde 2 tane İngilizce yayın yapan gazeteyi takip ediyorum. Benim için Türk filmlerini izlemek büyük problem. Sinemaya gittiğimde genellikle uluslararası filmleri tercih ediyorum çünkü orijinal sesiyle yayınlanıyor. Atatürk ile ilgili çok güzel filmler var. Ama filmlerin ne yazıkki alt yazısı yok bu yüzden izleyemiyorum. Eğer alt yazılı versiyonu olursa kesinlikle izlemek isterim.

Avrupa Birliği Komisyonu dönem başkanlığına hazırlığınız kapsamında düzenlenen Ilian Garnetz ve Hacettepe Senfoni Orkestrası konserini nasıl buldunuz?
- Moldovalı Viola ustası Ilian Garnetz ve Hacettepe Senfoni Orkestrası arasındaki bu etkileşim ve ortaklıktan çok etkilendim. Orkestra ve Garnetz konserden 2 gün önce 3-4 prova yaptılar. Bu mükemmel ortaklığı başarılı Şef Erol Erdinç yönetti. Mükemmel etkileşimi olan bir konserdi. Bu Hacettepe Senfoni Orkestrasını ilk izleyişim değildi. Orkestra profesyoneller ve öğrencilerden oluşuyor. Hem prefesyonelliği hem de öğrencilerin dinamizmini bir arada izleyebilirsiniz. Şef Erol Erdinç gerçektek çok iyi bir öğretmen.

Başka etkinlikler düzenlemeyi düşünüyor musunuz ?
- Tabi ki başka aktiviteler düzenleyeceğiz. Ama genellikle bunlar biraz tesadüflere bağlı. Şanslı olmanız gerekiyor. Bazen büyük orkestralar ya da sanatçılar konser vermek için Türkiye’ye geliyorlar. Gelen sanatçılarla yeni konserler, gösteriler, performanslar düzenlemeye çalışıyoruz. Ya da bazı sanatçılar ekstra para kazanabilmek için Ankara’ya gelip konser ve ya gösteri sergilemek istiyorlar. Onlarla bir takım organizasyonlar düzenleyebiliyoruz.

KÜLTÜRLER BİRARAYA GELDİ

Düzenlenen konser Türk, Belçika ve Moldova kültürlerini bi araya getirdi. Çeşitli kültürlerin bir araya gelmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz ?

- Böyle bir geceyi organize etmek benim için çok önemli çünkü farklı kültürleri bir araya getirdi ve hepsi bir birlerinden yeni şeyler öğrendiler. Gecede bir çok Türk’ün yanı sıra Belçikalı Şair Luc Zwaenepoel da vardı. Zwaenepoel, şiirlerini Anadolunun tarihi ile ilgili resimlerden esinlenerek besteliyor. Gecede aynı zamanda muzik ve Sufi dansı vardı. Bir çok kültür bir aradaydı ve hepsinin bir biri üzerinde etkisi vardı. Başka bir değişle müzik, şiir ve dans bir aradaydı ve bu çok güzel bir etkileşim. Ben farklı kültürlerde olan Moldovalı bir viola sanatçısının ve Türk orkestrasının bir araya gelmesinden çok etkilendim. Gördüğünüz gibi müzik ve sanatın önünde hiç bir engel yoktur. İkisi de uluslararasıdır ve dile ihtiyaç yoktur. Türk, Belçikalı, İspanyol, herkes aynı müzikle hareket edebilirler. Aynı zamanda bu geceye ben kültürümü iletmeye çalıştım. Kendi kültürümün ve diğer kültürlerin etkileşim içinde olmasına çalıştım.

FARKLILIKLARIN DENGESİ

“TÜRKİYE’nin ne kadar zengin bir ülke olduğunun görülmesi gerek. Tabiki bazı mesafeler var fakat ben burda kalmaktan memnunum. Türkiye ilginç bir ülke ayrıca asya ve avrupa arasında önemli bir yol. Bir çok kültürün etkileşimi var ama Türkiye bunu çok iyi idare ediyor ve bu farklılıkları çok iyi dengede tutabiliyor. Ben bu özelliğini çok seviyorum. Ayrıca burda yaşamamın benim için yararı olacak komşu ülkeleri, Yunanistan’ı, Sırbistan’ı, Gürcistan’ı ve diğerlerini ziyaret edeceğim.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!