• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Çocukluk döneminde inatçılık

    2-4 yaş döneminde iradesini kullanmak isteyeceği bir dönemdir. Her şeyi kendi seçmek ve yapmak ister. Eğer çocuğa belli sorumluluklar vermezsek ve seçim hakkı tanımazsak bu içinden çıkılmaz bir savaşa dönüşür. Ağlama krizleri, öfke nöbetleri de baş göstermeye başlar. İnatçılık gibi görünen durum aslında çocukta duyusal işleme de sorunu olabilir.

    İnatçı çocuğunuzla doğru şekilde başa çıkmak için önce neden bu şekilde olduklarını ve onları bu şekilde yapan şeyin ne olduğunu anlamak önemlidir. Çocuğunuzun kararlı mı yoksa inatçı mı? Bunlar başka bir şeydir. Kararlı olmak ‘amaca ulaşmak' olarak tanımlanırken, inatçı olmak 'herhangi bir dış baskı altında düşünce, davranış veya eylemi değiştirmeyi reddetmektir.' İnatçılık genetik olabilir ve ayrıca başkalarını gözlemleyerek öğrenilen kazanılmış davranış olabilir. Ancak bu davranış, çocuğunuzu çok yönlü bir birey olarak üretken ve yumuşak bir şekilde amacına ulaşmaya kanalize edilebilir.

    Neler yapmalısınız?

    İnatçı çocuklar tartışmaya çok müsaitlerdir. Buna fırsat vermeden konu neyse onunla alakalı sohbet geliştirin.

    Birlikte ortak alanlar belirleyin. Ödev yapmak istemiyorsa baskı yapmamalısınız. Ödev yapmak bir çocuğun sorumluluğudur ama ilişki kurmak adına ödev öncesi biraz onunla oyun oynayın. Sonra kendi sorumluluğunuz olan bir işi yapmaya gidin. Doğru model olmanız uzun vadede çok işe yarayacaktır.

    Rutinler çocuklara güven verir. Öncesi ve sonrası durumları görmesini sağlar.

    Olumsuz davranışlarına yönelik sürekli olarak tenkit etmeyin. Hatta onları done olarak vermek yerine bir süre sadece olumlu davranışlarını pekiştirin. Çok sakinsin, Çok güzel oturuyorsun, çok kibar konuştun vb.

    Mutlaka kurallarınız olmalı ve bunlar da tutarlı olmalısınız. Bunlar sert olmamalı ve ceza içermemeli.

    Çocuğunuzun bazı davranışlarına bazı öneriler…

    Yemek saati

    Çoğu çocuk, konu yemek ve öğün olduğunda mızmız olabilir ve daha fazlası, çocuğun inatçı bir çizgisi varsa porsiyonları küçük hazırlayın. Sağlıklı malzemelerle yaratıcı tarifler bularak yiyecekleri ilginç hale getirmeyi de deneyebilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuzu sofra hazırlamak gibi yemek işlerine dahil etmeye çalışın. Onları yemeklerini bitirmek için en sevdikleri tatlılar gibi ödüllendirmek de işe yarayabilir.

    Ödev saati

    Her çocuğun dikkat süresi farklıdır. Eğer çocuğunuzun ödev süresi uzuyorsa belli saatlere bölerek molaları uzatarak çalışmasını sağlayabilirsiniz. “Ödevini yap” tekraraları asla işe yaramayacaktır.

    Yatma zamanı

    Yatma vakti yaklaştıkça, çocuğunuz etrafta koşmaya başlar ve adrenalini pompalamaya çalışır, böylece kolayca uykuya dalmazlar. Bu nedenle, ışıklar sönmeden yaklaşık 30 dakika önce rahatlatıcı bir müzik açın ve ışıkları kısın. Televizyonu kapatın ve çocuğunuzun pijamasını değiştirmesini sağlayın. Çocuğunuza geceliğini seçme ve giyme seçeneği vererek veya yardımınızı alarak burada kavga etmekten kaçının. Onları yatak odasına yerleştirmeden hemen önce, çocuğunuza günleriyle ilgili paylaşacak bir şeyleri olup olmadığını veya sadece günün iyi bir gün mü yoksa kötü bir gün mü olduğuna dair basit bir soru sorarak bağlantı kurmak için birkaç dakikanızı ayırın.

    İnatçı bir çocuğa sahip olmak kötü bir şey değildir. Nitekim bu özelliklere sahip çocukların çalışma hayatlarının yanı sıra akademisyenlerde de sıklıkla başarılı oldukları görülmüştür. Akran baskısına teslim olma konusunda daha az hassastırlar, bu da arkadaşlarının içine girebilecekleri yanlış şeylerden uzak durmalarına yardımcı olur. Etkili disiplin uygulamak ve çocuğunuzu anlamak için çaba sarf etmek, iradeli de olsa sorumlu yetişkinlere dönüşmelerine yardımcı olmak için uzun bir yol kat edebilir.

    Yazının devamı...

    Çocukla iletişimde 5 ebeveynlik kuralı

    Ebeveynlerin çocuklarına yapmaları gerekenleri söylemekte, kural koymakta, hatalarının bir sonucu olduğunu söylemekte kesinlikle sorun yoktur, ancak bazen ebeveynlerin eylemleri saldırgandır, çocuklarını incitmeye başlar. Bu, çocukların kendileri ve ebeveynleri arasında duvarlar oluşturmasına neden olabilir. Çocuklar ebeveynlerinden uzaklaşabilirler. Dahası kendi kabuklarına çekilmelerine, saldırganlaşmalarına ya da kötü arkadaşlardan oluşan bir gruba dahil olarak, kötü alışkanlıklar edinmelerine neden olabilir. Bunun kulağa hoş gelmediğinin farkındayım.

    Şimdi çocuklarınızı rahatsız eden 5 konuya değinelim.

    1.Hatasını kabul eden ebeveyn olmak

    Bazı ebeveynler koşulsuz şartsız, konu ne olursa olsun çocuk küçük olduğu için konunun sonunda haksız olduğuna karar verir. Çünkü çocuklar hata yapmaya daha müsaittir.
    Halbuki, anlaşmazlık yaşandığında çocuk ebeveynin de hatasını kabul etmesini bekler. Çocuklar, anne babalar duygularını umursamadığında üzülürler ve göze batan bir durum olsa bile onları kızdırmışlarsa özür dilemeyi reddederler. Onlar da sizin duygularınızı önemsememeye başlarlar. Eğer saygılı bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız adil olmalısınız. Ve doğru rol-model olmalısınız.

    2. Öfkeyi doğru yere aktaran ebeveyn olmak

    İşinizle alakalı yolunda gitmeyen bir şey olabilir. Her şey o gün üst üste gelmiştir. Bir arkadaşınızla tartışmış olabilirsiniz. Evde ihtiyaçları karşılanacak bir çocuk varsa, ne kadar öfkeli olursanız olun onun bir talebi ya da davranışı sonucunda ona patlamanıza neden olmamalı.

    Birikmiş öfkenizi masum çocuğa bağırarak yansıttığınızda çocuk şaşırır, neyi yanlış söylediğini merak eder ve 'Neyi yanlış yaptım?' diye sorar yine de sakinleşmezsiniz. Yani; o çocukla öfkeyle konuşmaya devam ederseniz, eğer gerçekten çocuğunuza böyle konuşabiliyorsanız asıl konuşmanız gereken kişiye çok kızmış olmalısınız. Yine de bu sizi haklı yapmayacaktır.

    3. Çocuğuna zaman ayıran ebeveyn olmak

    Çocuklar dikkat çekmeyi severler, her zaman ebeveyninin yanında olmak isterler. Cevap vermeniz gereken birçok soruları vardır. Size yazabilecekleri ve heceleyebilecekleri yeni kelimeleri göstermek isterler, arkadaşlarının onlarla nasıl oynadığını anlatmak isterler. Yeni bir hareket öğrenmişlerdir göstermek isteyebilirler. Size her şeyi anlatmak için eve dönmeniz için heveslenirler. Ya da günümüz koşullarında çevrimiçi çalışmalarınızın bitmesini beklerler. Ancak dinlemek istemezsiniz ve kendi kendine bir uğraş bulması için yönlendirmeye çalışırsınız. Elbette kendinize alan yaratmak, kişisel sağlığınız için çok önemlidir ancak çocuğunuz bir daha şimdiki yaşında olmayacak ve bazı şeylerin telafisi pek mümkün değildir.

    4. Başkalarının yanında çocuğunu azarlamayan ebeveyn olmak

    Ebeveynliğin en önemli kuralı; en önemli basit iletişim kuralı da olan, size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmamanız gerektiği kuralıdır. Çocuklar, ebeveynleri başkalarının huzurunda onları azarladığında rahatsız olurlar. Suçları hakkında yalnız konuşmak isterler, kardeşlerinin veya arkadaşlarının bazı kötü karakterlerini bilmelerini istemeyebilirler. Ve siz bunu açıkça söylüyorsunuz, yani onların duygularına saygısızlık ediyor oluyorsunuz. Eşiniz ya da aile büyüğünüz sizi arkadaşlarınızın yanında azarlasa siz de incinirsiniz.

    5. Eşiyle yaşadığı sorunda çocuğu sorumlu tutmayan ebeveyn olmak

    Bazı ebeveynler, çocuklarını kendileriyle eşleri arasındaki bir anlaşmazlığın nedeni olmakla suçlarlar. Ara sıra; tartışmanın kızıştığı bir anda, ebeveynler çocuklarına “Sen doğmadan önce baban/annenle hiç tartışmazdık. Şimdi tartışma konuları senin yüzünden çıkıyor” demek son derece talihsiz bir söylemdir. Çocuk bu durumda kendine zarar vermeyi bile düşünebilir.

    Ebeveynler, özellikle tartışmalarının nedeni çocuğu ilgilendiriyorsa, çocuklarını sözlerle incitirler. Çocuğun hatalarının, eşlerinin onlara saldırmasının nedeni olduğuna inanırlar. Ancak kimse haksız bir şekilde suçlanmayı sevmez. Çocuğunuzu suçlamamalısınız.

    Yazının devamı...

    Evlat edinildiği zaman çocuğa ne söylenmeli?

    Öncelikle bunun çocuğun hayatında önemli bir an olduğunu unutmamalısınız. Bunun tam bir zamanı yoktur, ancak ne kadar erken söylenirse o kadar iyi olur. Bir başka deyişle “başka” yerden duyduğu bir “an” olmamalıdır. İlerleyen yaşlarda açıklandığında, örneğin ergenlik döneminde gençlerin güvenme ihtiyaçları arttığı için kendilerini kandırılmış ve yıllarca onunla oyun oynanmış hissini yaşama ihtimalleri yüksek olabilir.

    Okul öncesi dönemde çocukların “ben nasıl dünyaya geldim, beni nasıl doğurdun, ben nerden çıktım” gibi sorular sıklaşmaya başladığında anlatabilirsiniz. Önemli bir not eklemek gerekirse, çocuğunuza, öz anne-babası hakkında kendilerini kötü hissetmelerine neden olacak şiddet, ihmal veya taciz gibi incitici ayrıntılar anlatmamalısınız.

    Evlat edinme kavramını da net bir şekilde anlatmalısınız. Örneğin, drama çalışması yapılabilir sonrasında da ne hissettiğini sorabilirsiniz. Çocuklar oyunla öğrenirler ve zihinlerinde yanlış bir canlandırma yapmadan öğrenmelerini sağlamış olursunuz. “Evlat Edinme Hikayeleri”, “Doğduğum Geceyi Anlat” konulu kitaplardan yararlanabilirsiniz.

    Öyküleri okurken, çocuğunuzun evlat edinme öyküsündeki kişisel ayrıntıları serpiştirme fırsatını değerlendirin. Bu, çocuğunuza evlat edinmeyi nasıl anlatacağınız için harika bir yoldur ve kitaplar harika sorulara ve doğal sohbete ilham verecektir.

    Çocuğunuz büyüdükçe, evlat edinme hakkında daha fazla soru sormaya devam edecek. Bu, gelişimlerinin doğal bir parçasıdır ve bu sorular, ebeveynler kızmadan veya üzülmeden ele alınmalıdır. Her zaman olumlu olmaya çalışmak ve her soruyu yanıtlamaya hazırlıklı olmak önemlidir. Kendine güvenen, evlat edinme konusunda rahat olan bir ebeveyn, çocuğunun evlat edinilme konusunda rahat hissetmesine ve kendisiyle gurur duymasına yardımcı olacaktır. Bir diğer öneri, çocuğunuzun bu merakını gidermek için biyolojik ailesi hakkında bilgi edinmesini sağlayabilirsiniz. Direkt onlarla görüştürmek dışında da yapabilecekleriniz var. Örneğin, farklı toplum ve kültürden geliyorsa o kültürün özellikleri araştırılabilir. Bunları da çok basit tutmanızda yarar var.

    Unutmayın ki bu sizin bildiğiniz bir durumdu. O ise, yeni yüzleşti. Bunu anlaması ve bu duyguyu yönetmesi için zamana ihtiyacı var.

    Yazının devamı...

    Çocuğum neden yalnız oyun oynamıyor?

    Bazı çocukları gözlemlediğimizde sanki bunu öğrenmiş gibilerdir. Doğuştan gelen bir bağımsızlık ve özgürleşme isteği vardır. Burada hayal gücünü geliştirmek, ürettiğinden mutlu olmak, kendini onaylamak, özgüvenin olması gibi bir kaç beceri vardır. Bazı çocuklarda da uzun ve sabırlı bir süreçten sonra bu kazandırılabilir.

    Sürekli bir grubun içinde oyun üretmek istemek ya da ebeveyni ile oyun oynama isteği, ebeveyninden ayrı kalamamak. Ebeveynin onu yönlendirmesini istemesi gibi durumlar vardır. Her davranış gibi bu davranışında arka planındaki duyguya dönüp bakmamız gerekir. Yine yaptıklarından emin olmayan, güzel bulmayan ancak bir arkadaşı ve ebeveyniyle oynadığı oyundan keyif alması özgüven eksikliği, dış motivasyon ihtiyaç duymak gibi eksiklikleri belirgin hale getirir. Ebeveyn daha fazla sorumluluk verirse, çocuktan mükemmel olmasını istemezse ve aşağıda daha ayrıntılı belirtilen konulara dikkat edilirse bu sorun çözülecektir.

    Bu açıklananlar çocuğun sizinle geçireceği zamandan çalmak ya da arkadaşlarıyla sosyalleşmesini engellemek değildir. Çocuğun deneyerek ve yanılarak, bir şeyler üretmesini sağlamak, hayal gücünü beslemek, alternatif düşünme becerisini desteklemektir. Sizinle oyun oynarken eğer oyuna çok müdahale ediyorsanız sizin seçimlerinizle oyun oynuyor olur. Çocuk oyun oynarken öğrenir. Seçimlerini ve zevklerini belirler. Bunu yaparken de özgürleşir ve özgüven gelişimine katkı sağlar.

    Yazının devamı...

    Özgüvenli çocuk yetiştirmenin yolları

    Küçük bir örnek vermek gerekirse; arkadaşı çocuğun arabasını aldığında, nasıl geri alması gerektiğini öğretmek değil, alternatif yollar deneyerek tekrar arabasına nasıl ulaşacağı konusunda düşünmesini istemektir. Arkadaşını ikna etmek ya da onun dikkatini başka bir arabaya çekmek gibi yollar deneyebilir.

    Öncelikle çocuğunuz sorumluluğunu yerine getirdiğinde abartılı tepkiler vermemelisiniz. Dişini fırçalayan bir çocuk kendi için bir şey yapıyordur. Keza ödevlerini yapan bir çocuk zaten geleceği için çalışıyordur. Bu demek değildir ki, takdir ve teşvik etmeyi normalleştireceğiz. Sadece abartmamalıyız. Ebeveynler çocukları hata yapmasın diye ekstra çaba sarf ediyor ve ciddi bir kıyasa giriyor. Bunun çocukları cesaretlendireceği düşünülüyor, ancak herkesin motivasyon kaynağı farklıdır. Çocuğun hata yapmasına fırsat vermelisiniz. Hata yaptığında kendini neyin beklediğini görmesi faydalı bir üzüntü olacaktır. Faydalı üzüntü motive eder ve psikolojik gerilim yaratmaz.

    Giyeceği kıyafet, yiyeceği yemekle ilgili seçenekler sunun, “Ne yemek istersin”? sorusu 2-3 yaş çocuğu için zor bir sorudur. Ancak “Köfte mi istersin, balık mı?” gibi sorulabilir. Seçim yapması ve seçimlerini değerlendirmesi de özgüveni geliştiren bir durumdur. Çocuklar şunu da bilmeli “Bazı konular ebeveynimin denetiminde olmalı” Yani özel dersler, spor aktivitesi gibi aktiviteler tartışmaya açık değil.

    Çocuklar büyüdüklerinde kendilerini önemli veya tatmin edici bir şey yaparken hayal edebiliyorlarsa, artık daha güvenli hissedeceklerdir. Çocuğunuzla sizin, eşinizin ve tanıdığı diğer yetişkinlerin kariyerlerini nasıl seçtiği hakkında konuşun. Çocuğunuz bir pop şarkıcısı veya astronot olmayı hayal edebilir, ancak beklentilerini düşürmeye çalışmayın. Fikrini değiştirse bile, önemli olan hedefleri hakkında düşünmesidir.

    Çocuğun daha geniş bir dünyayla başa çıkma konusunda kendine güvenini geliştirebilmesi için yaşam maruziyetlerini ve deneyimlerini artırma sorumluluğu vardır. Çocukları yeni şeylere maruz bırakmak, onlara bir şeyin ne kadar korkutucu ve farklı görünürse görünsün onu fethedebileceklerini öğretir.

    Ayrıca, çocuğu otoritere bağımlı hale getirmemelisiniz. Otorite iyidir. Ancak komutla hareket eden çocuk özgün olamaz. Bir süre sonra kulaklarını sizin söylediklerinize kapatmaya başlar. Bir çocuk için en iyi övgü, kendi sağduyusunu teşvik etmektir.

    Yazının devamı...

    Çocuklara tasarruf bilinci nasıl kazandırılır?

    Doğal kaynakları sorumsuz ve bilinçsizce kullanan çocuğun su ve elektrik tüketimiyle ülkeye zararı olacaktır. Zamanı iyi kullanamayan çocuk, başarı, dikkat ve öğrenmeyle ilgili sorun yaşayacaktır. Parayı ihtiyacının dışında harcadığında gerekli gereksiz satın alma bilincinde olan çocuk doyumsuz çocuk, ileriki yıllarda da kazancı ne olursa olsun yetinmeyi bilmeyen ve maddi sıkıntı çeken bir yetişkin olacaktır.

    Her davranış kazanımdaki gibi bu kazanımda da ebeveynin davranışları ve doğru model olması gerekmektedir. Dişini fırçalarken suyu açık bırakan çocuğa, ebeveyni dişini fırçalarken suyu kapatması gerektiğini ne kadar söylese de bu davranışı kazandıramayacaktır. Çocuğundan zamanı iyi kullanmasını isteyen ebeveyn, saatlerce TV karşısında ya da telefon elinde zamanını harcayarak geçiriyorsa yine doğru model olamayacaktır. Bir başka örnek, çocuğundan harçlıklarını arttırarak biriktirmesini isteyen ebeveyn kendi ihtiyaçlarını karşılarken birkaç tane satın alarak ay sonunda parasının kalmadığını ifade ederse yine amacına ulaşamayacaktır. Bu bahsedilenler birer alışkanlık kazandırma döngüsünü ne şekilde kazandırılabileceğini anlatmak için yeterlidir. Bu yazı da ağırlıklı olarak parayı doğru kullanma ve kazanılanı arttırma olarak devam edeceğiz.

    Okul öncesi dönemden itibaren çocuğu sürece dahil etmekte yarar var. Toplumumuzda çocuğa ihtiyacı alınırken sıklıkla “Paramız yok, bir tane alacak paramız var” diyerek bu bilincin kazandırılabileceği düşünülüyor. Nispeten işe yarayan bu davranış aslında ertelemeyi ve beklemeyi öğretiyor ancak tasarruf etmeyi öğretmiyor. Onun yerine “Bundan sadece bir tane alabilir, artan paramızı kumbaraya koyabiliriz ve onunla ne almak istediğini konuşabiliriz” şeklinde ifade edilebilir.

    Anlık tatmin isteyen çocuklar için tasarruf etmek oldukça zordur. Bunun nedeni ise istediklerini ertelemekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle yaş ve gelişim özelliklerine göre tasarruf etmesi sağlanmalıdır. Çocuk ne kadar küçükse, hedef o kadar küçük ve acil olmalıdır. Bu, bir ilkokul çocuğu için bir oyuncak araba veya bir boya seti, daha büyük bir çocuk için bir video oyunu veya pahalı bir ayakkabı satın almak olabilir. Yine yaşına göre farklı sürelerde biriktirmesi beklenmelidir. Çocuklar bunu yaparken teşvik etmek adına örneğin, ayakkabı ücretinin %70’ini biriktirmesini isteyerek kalanı ödeyeceğinizi söyleyebilirsiniz. Yaş özelliklerine göre biriktirme şekilleri farklılık gösterecektir. Okul öncesi çocuğu markette alacağı bir üründen feragat ederken, okul dönemi çocuğu da harçlıklarından arttırarak tasarruf edecektir.

    Ailelerin dikkat etmesi gereken ince bir çizgi vardır. Çocuk ödevini yaptığında, odasını topladığında kitap okuduğunda para vermemelidir. Çocuklara tasarruflu olmayı öğretirken, sorumluluklarını yerine getirdiği takdirde maddi bir kazanç elde edecekleri düşüncesi yerleştirilmemelidir. Bunun yanında bahçedeki kurumuş yaprakları toplamak evdeki bir tadilata yardım etmek gibi ebeveynin sorumluluğunda olan bir konuda çok sık olmamak koşuluyla ‘alın terinden’ para kazanması sağlanabilir. Son derece dikkatli bir organizasyon gerektiren konudur.  Parayla sağlıklı ilişki kurmak ve paraya saygı duymak önemlidir. 3 yaş itibari ile başlayan özdenetimi ve sabırlı olmayı öğrettiğimiz takdirde her türlü konuda tasarrufun mantığını anlayacaktır.

    Son olarak, çocuğa model olmanın dışında ebeveynlere birkaç öneride bulunmak gerekirse; bütçe belirleyerek alışverişe çıkmak, indirimli ürünleri satın almayı hedeflemek, bir ürün için değer biçme gibi zihinsel tahminlerde bulunmak, bütçenin üstüne çıkıldığında ürünleri geri bırakmak ve çocuğun bunu gözlemlemesini sağlamak faydalı olacaktır.

    Yazının devamı...

    Çocuklarda bilinçli farkındalık (Mindfulness)

    Aslında çocuklar bu konuda oldukça başarılıdır. Çünkü bir çocuk oyun oynarken tüm ciddiyeti ve dikkatiyle oyun oynuyordur. Sevdiği bir meyveyi yiyorsa, o an seslendiğinizde de asla size cevap vermeyecektir.

    Çünkü, o sırada çocuk meyve yiyordur ya da gerçekten kurduğu oyunun içindedir. Çocuğun yaşı ilerledikçe sorumluluklar arttıkça birkaç işle ilgilenmesi gerektikçe bu zorlaşmaya başlar. Bu nedenle okul öncesi dönemde bu bilinçli farkındalığı öğretmek, çok kritik becerileri öğrenmesine katkı sağlayacaktır. Dikkat etmek, bilgiyi hafızada tutmak ve bilgiler arasında ilişki kurmak yani analiz etmek. Duygusal ve davranışsal olarak ise, kendini sevme, karşıdakini anlama ve sağlıklı ilişki kurma, sınav anında sınava odaklanma, stresi yönetme, doğru nefes alarak bedensel zorlanmalarının önüne de geçmiş olacağız.

    Bu zihinsel bir aktivitedir. Örneğin, çocuğunuzla nefes almaya odaklanma çalışması yapabilirsiniz. Bunun için;

    -Nefes almaya, gevşemeye, nefes alışınıza özen göstermeye devam edin.
    -Havanın burun deliklerinizi gıdıkladığı yeri hissedebiliyor musunuz?
    -Nefesin vücudunuzu nasıl nazikçe hareket ettirdiğini fark ettiniz mi?
    -Nefes alırken göbeğinize veya göğsünüzün hareket etmesine dikkat edin Zihninize komik bir olay ya da korkunç bir an gelebilir. Bu çok doğal. Zihninize bunlar geldiğinde sadece nefes almaya devam edin. Bunu 2-3 dakika yapmaya çalışın.

    Bilinçli farkındalık çalışması birçok yöntemle yapılabilir. Okula giderken nerelerden geçtiği, ne renk binalar gördüğü, o gün hangi hayvanlara rastladığı, bir çikolatayı yerken tadı tanımlaması ve onu yediği zaman hisleri… Bunlarda çalışma olarak kullanılabilir.

    Yukarıda da belirttiğim gibi çocuğa duygularını tanımlamasını ve kabul etmesi de farkındalık çalışmaları arasında. Ancak aileler çocuklarıyla bunları konuşarak onları daha çok üzdüklerini düşünüyorlar. Çocukla olumsuz bir anısını konuşarak duyguyu tanımlaması; aynı anda iki duyguyu hissedebileceğini de öğretmek oluyor. Arkadaşı onu incitmiştir ve çok kırgındır ama ailesiyle mutludur. Başka bir arkadaşı ona yeni bir oyun öğretmiştir. Bu, duyguyu süpürge ile halının altına süpürmek ya da polyannacılık değildir. “Kötü bir şeyler olurken hayatta mutlaka iyi şeylerde oluyordur” mantığını öğretmektir.

    Hem kişisel hem de toplumsal katkı sağlayan farkındalık, çocukların kendini tanımaya başladığı dönemlerden itibaren kullanılması önerilir. Çocuğun alternatif düşünme becerileri kazanmasına katkısı da tartışılmaz bir gerçektir.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Yazının devamı...

    Babanın çocuk hayatındaki önemi

    Baba elbette ki yukarıda belirtilenlerden çok daha fazlasıdır. Çünkü bir ailede ortak ebeveynlik sağlanırsa çocuk her ebeveyniyle de sağlam ve güvenli bağlar kuracaktır. Baba, erkek çocuğu için cinsel kimlik figürü ve doğru özdeşim için oldukça önemlidir. Tıraş olmayı, olaylara bakış açısı, insan ilişkilerindeki tutumu ve özellikle anneyle kurduğu iletişim ile oğluna rol model olacaktır. Babanın oğluna tutumu yine oldukça önemlidir. Fazla eleştirilen çocuk babasına kendini beğendirmeye çalışacaktır. Beğendiremediğinde özgüven problemi baş gösterecektir ve babayı ergenlik dönemine geldiğinde rakip olarak görmeye başlayacaktır.

    Baba, oğlunu kendisinin küçük versiyonu olarak görmemelidir. Çünkü çocuk ebeveyninin bir uzantısı değildir. Çocuğunu ayrı bir birey olarak görmelidir. Babalar evlatlarıyla belli bir mesafede durmak isterler, çocuğun şımaracağını ve kendi otoritesinin sarsılacağını düşünürler. Oysaki, tutarlı bir disiplinle de sevecen ve güvenli bir bağ da kurulabilir.

    Kız çocuğunun hayatında baba ilk aşk olarak tanımlanır. Babanın kızına davranışları kadın cinsiyetini nasıl tanımladığını da gösterir. Yani kız çocuğu ileriki yaşantısında güçlü bir karakter, başarılı bir kadın olmasını sağlar. Baba, kızının eş seçiminde de oldukça önemlidir. Kız çocukları babalarında gözlemledikleri olumlu ve olumsuz davranışı eşlerinde ararlar. Babalarıyla sağlıklı bir ilişkileri olursa olumsuz davranışlara odaklanmazlar. Eğer güvenli bir bağ kuramamışlarsa hayatlarındaki kişiye kaçıngan bir bağ ile bağlanırlar. Kaçıngan bağlanma, tutarlı olmayan ve ilişkiyi belli bir mesafede tutmak isteyen davranışları içerir.  

    Her iki cins için de özdeşim kurmak adına hem cinslerini çok izler ve davranışlarını özümsemeye çalışırlar. Karşı cins ebeveynleriyle de güvenli bir bağlanma stiliyle hayatlarında olmalarını isterler. Anne ne kadar özverili, sevgi dolu, fiziksel ve duygusal olarak çocuklarını yetiştirmeye çalışsa da baba yoksunluğu çocuk için tahribata neden olacaktır. Ortak ebeveynliği sağlamış ailelerin çocukları kendilerini değerli, özgüvenli ve duygusal denge konusunda yetiştirmiş olacaklardır.

    Yazının devamı...