• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Kolajen aşısının faydaları neler, kimler yaptırabilir?

    Kolajen; hayvanların et, deri, kemik gibi kısımlarından elde edilen bir proteindir. Cilt ve kas hücrelerinde bulunan kolajenin temel görevi bağ dokusunu güçlendirmek ve vücut bütünlüğünü korumaktır. Kas ve cilt hücrelerini koruyan bağ dokusu yapısına katılarak cilde dayanıklılık, esneklik ve canlılık kazandıran kolajen aynı zamanda eklem, tendon ve organları bir arada tutmada görevlidir.

    Kolajen miktarında bir değişiklik olur mu?

    25 yaşın üzerindeki kişiler her yıl değerli proteinin yaklaşık %1.5 kadarını kaybederler ve böylece ilk kırışıklıklar oluşmaya başlar. Yani yaşlanmayla birlikte cildimizin yapıtaşı olan kollajen hem sayı hem de kalite olarak geriler. Genç yaşlarda vücut tarafından sık üretilen kolajen, yalnızca yaşın ilerlemesi ile değil sağlıksız beslenme, stres, sigara, güneşe fazla maruz kalma ve C vitamini eksikliği gibi nedenlerle de azalır. Kolajen içerikli besinler ve düzenli olarak kullanılacak cilde kolajen takviyesi ile cilt, eklem ve kaslara kolajen desteği vermek mümkündür.

    Kolajeni aşı ile sağlamak mümkün mü?

    Kolajen aşısı, cilde yeniden elastikiyetini ve parlaklığını kazandırmak, kırışıklıkları gidermek için yapılan medikal bir uygulamadır. Bu uygulama ile cildimizdeki fibroblast dediğimiz hücreler uyarılarak vücudun kolajen üretimi tetiklenir. Bunun sonucunda da cildimizin su tutma kapasitesi artar, cilt sıkılaşarak canlanır ve kırışıklıklar azalır.

    Kolajen aşısı hangi bölgelere uygulanabilir?

    Üst kol ve bacakları sıkılaştırmada,

    Tüm yüz ve vücutta,

    Cilt elastikiyetinin artırılmasında,

    Yara izleri ve akne skarlarının azaltılmasında,

    Karın ve kalça sıkılaştırmada,

    Yüz, boyun, dekolte ve göğüslerde elastikiyet kaybının düzeltilmesinde

    Cilt yaşlanma belirtilerinin ve kırışıklıklarının azaltılmasında uygulanabilir.

    Kolajen aşısı nasıl uygulanır?

    Uygulama öncesi hastaya lokal anestezik krem sürülür ve cildin yapısına göre 2-4 haftalık ara ile 4-5 seans olacak şeklinde uygulanır. Lokal anestezi ile uygulama yapılacak bölge uyuşturulur, uyuşukluk oluştuktan sonra, ince uçlu bir mezoterapi iğnesi ile kolajen dermal tabakaya uygulanır. Güneş koruyucu krem sürülmesinin ardından hasta aynı gün normal yaşamına kaldığı yerden devam edebilir.

    Aşı sonrası uygulama bölgesinde hafif kızarıklık, morluk ve ödem görülmesi olasıdır. Bu doğal bir durumdur ve işlemden 3-5 gün sonra kaybolur.

    Aşıdan sonra ciltte nasıl değişiklikler görülür?

    Kolajen aşısı etkisini 7 gün içerisinde göstermeye başlar ve tedavi süresince artarak devam eder. Aşının ilk belirtileri ise cilde parlaklık kazandırması ve pürüzsüzlük oluşturmasıdır. İkinci seanstan sonra ise gözeneklerde küçülme ve elastikiyette düzelme görülür. 12-18 hafta boyunca devam eden tedavi sonrası cilt sıkılaşarak gerginleşir, bunun sonucunda da kırışıklıklar azalır. Gevşek cilt kalınlaşır, ince çizgiler dolup pürüzsüz leşerek ciltte gençleşme sağlanır.

    Kolajen aşısı kimlere uygulanamaz?

    Diyabet hastalığı bulunanlar,

    Gebe veya emzirme dönemindeki kadınlar,

    Kanser tedavisi görenler,

    Bağışıklık sistemi hastalığı olanlar,

    Keloidi olan hastalar.

    Yazının devamı...

    Damar yoluyla (IV) glutatyon ve C vitamini almak neden önemlidir?

    Yaşlanma, kanser, kalp damar hastalıkları, bunama ve birçok kronik/dejeneratif hastalıkların oluşumunda serbest radikallerin artışı önemli bir etkendir.

    IV glutatyon nedir?

    Glutatyonu artırmanın ve aktif kullanılmasını sağlamanın en etkili yolu elbette ki IV yol ile damardan almaktır. IV(damardan) glutatyon alımı bu takviyeyi dışardan direkt kan dolaşımına sağladığı için vücut serbest radikallerle savaşma gücü desteklenir ve hücrelerin korunması kontrol altına alınır, yaşlılık belirtilerinin oluşması yavaşlatılır, hastalıklardan korunma olasılığı yükselir.

    IV Glutatyon’un faydaları nelerdir?

    IV C vitamini (Askorbik asit)

    Bağışıklık kokteyli olarak da adlandırılan damar yoluyla C vitamini takviyesi; yoğun C vitamini ve minerallerin damar yoluyla vücuda verilmesi işlemine verilen isimdir. Bu işlem, bağışıklık sistemini güçlendirir ve antioksidan etkisi yaratır. Vücuttaki antioksidan seviyesini anında maksimum düzeye çıkarır; serbest radikal miktarlarını ise neredeyse “sıfır” noktasına getirir. Bu uygulamanın sonuçlarını ve farkını bir test (FRAS) ile görebilmek mümkündür. Bu test ile vücuttaki serbest radikal (oksidan) ve antioksidan miktarları rakamsal olarak tespit edilir.

    Sık seyahat eden, iş yoğunluğu ve stresi yüksek olan ve en önemlisi sağlığını ve gençliğini korumak isteyen kişiler bu uygulamaları tercih edebilirler.

    Uygulamalar sonrası nelere dikkat edilmeli?

    Uygulamalar sonrası normal yaşantıya devam edilebilir. Ancak bu yüksek antioksidan seviyelerini korumak için iyi beslenmeye devam edilmeli, çiğ sebze ve meyveler bol tüketilmelidir. Ayrıca vücuttaki serbest radikal seviyelerini artıran ve C vitamini ihtiyacını körükleyen sigara kullanımı gibi alışkanlıklar hızlıca bırakılmalıdır.

    Yazının devamı...

    Sizi yedikçe mutlu edecek sağlıklı yiyecekler

    Öyleyse, yiyecekler ruh halimizde önemli bir rol oynuyorsa, kendimizi iyi hissetmek için neler yemeliyiz?

    Kinoa

    İlgi odağı olan kinoa, pirinç ve makarnanın yerini alacak ürün arayanlar arasında popüler olan protein dolu tam tahıldır. Yapılan bazı çalışmalar bize kinoada bulunan flavonoidinin önemli bir antidepresan etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

    Somon

    Somon, ruh halimizi iyileştirdiği kanıtlanmış omega 3 yağ asitleri ile doludur. Omega 3'ler vücudumuzun hücre üretiminin hayati bir parçasıdır. Saçlarımızı, cildimizi parlak hale getirir. Aynı şekilde balık yağı takviyeleri ruh halini artıran etkilere de katkıda bulunmaktadır.

    Mantarlar

    D vitamini ruh halinizi pozitife çevirirken aynı zamanda antidepresan özelliklere sahiptir. D vitaminimizi genellikle güneşten alırız. Bazı uzmanlar mantar, süt, sığır eti, tavuk ciğeri ve yağlı balıklarda da D vitaminin bolca bulunduğunu söylerler. D vitamininin ana rolü, triptofanın serotonine dönüştürmek ve düzenlemektir. Vitamin ile depresyon ve anksiyeteyi önleyebilecek doğru miktarda serotonini korumak amaçtır. Fazla ya da az serotoninin olumsuz etkileri olabilir. Mantar ile D vitamini takviyesi alabilirsiniz.

    Bitter çikolata

    Evet, bu doğru. Bitter çikolatanın duygusal stresi hafifletmek de dahil olmak üzere birçok sağlık yararı var. Bitter çikolatanın endorfin seviyelerini yükselttiği için ruh halini artırdığı da bilinmektedir. Bu yüzden en az% 70 kakaolu bitter çikolatayı seçmenizi öneririm.

    Probiyotikli yiyecekler (kefir, yoğurt, lahana turşusu vb.)

    Probiyotikler bağırsaklarımızda yaşayan, sindirime yardımcı olan, bağışıklık sistemini güçlendiren ve bağırsaklarımızı temizleyen bakterilerdir. Fermente süt ürünleri, kefir, lahana turşusu, kimchi, turşu ve yoğurt gibi probiyotikler içerir.

    B6 vitaminleri (kümes hayvanları, yeşil yapraklı sebzeler, sığır eti vb.)

    B6 vitaminleri öğrenme, iştah ve dürtü kontrolünde birincil rol oynayan nörotransmitterleri serotonine dönüştürmede hayati öneme sahiptirler. Bu vitaminler, kümes hayvanlarında, deniz ürünlerinde, sığır etinde, yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanakta, lahanada bulunurlar.

    Üzüm

    Üzüm, resveratrol adı verilen fitoaleksin yapılarını içerir. Fitoaleksin bitkilerde UV ışını, hasar ve enfeksiyonlara karşı gelişen ikincil yapılardır. Bu yapı ruh halini iyileştirdiği kanıtlanmış bir antioksidandır.

    Folik asit (Çin lahanası, şalgam yeşillikleri)

    Folik asit eksikliği, serotonin seviyelerinde düşüşe neden olur. Folik asit, fetal beyin gelişimi için gereklidir. Ispanak, Çin lahanası ve şalgam gibi yapraklı yeşilliklerde bulunur.

    C vitamini

    C vitamini, bağışıklık sistemimizi antioksidanlarla güçlendirmenin harika bir yoludur. Bağışıklık sistemimiz ve beyniniz birbirine bağlıdır. Fiziksel olarak kendini iyi hissetmeyen insanlar genellikle durumlarını depresyona bağlar. C vitamini serbest radikallere bağlanarak vücudun onları daha kolay yok etmesini sağlar. Brokoli, portakal, lahana, çilek, mango ve kivide çokça bulunur.

    Magnezyum

    Nüfusumuzun büyük kısmının yüzlerce farklı metabolik fonksiyonda rol oynayan ve serotoninin dengelenmesine yardımcı olan magnezyumdan yoksun olduğunu düşünüyorum. Magnezyum; koyu yapraklı yeşillikler, kabuklu yemişler, tohumlar, kabak çekirdeği, avokado, tam tahıllar, yoğurt, kefir ve pazıda çokça bulunur.

    Yazının devamı...

    2021 yılında daha sağlıklı olabilmek için karşılaşabileceğimiz 6 yeni şey

    Bağışıklık sistemi

    Hastalık kontrol, önleme merkezlerinin ve yerel halk sağlığı departmanlarının yönergelerine uymak, COVID-19 gibi hastalıkların yayılmasını durdurmak için önemli olsa da, bağışıklık sisteminizi mümkün olduğunca sağlıklı tutmak için yapabileceğiniz şeyler de var. Yeterince uyku, düzenli egzersiz, az stres ve dengeli beslenme. A, C ve D vitaminleri ile çinko gibi mineralleri bu yıl da almaya devam etmeliyiz. Çünkü bağışıklık sistemi için bunlar hala çok önemli.

    Bağırsak sağlığı

    Geçtiğimiz yıla kadar belki de en sık duyduğunuz şey probiyotiklerdi. Ancak bağırsak sağlığı için sadece probiyotikler önemli değildir. Bir tür lif olan prebiyotikler ve hatta işlevsel bir fermantasyon bileşiği olan postbiyotikler giderek önemini artırmaktadır. Prebiyotikler kuşkonmaz, Kudüs enginarı (aynı zamanda sunchoke olarak da adlandırılır), ceviz ve buğdayda bulunurken artık neredeyse enerji barları ve şekerlemeden içeceklere kadar her şeye de eklendiğini sıkça görüyoruz. Sağlıklı bir bağırsak, sağlıklı bir bağışıklık sistemine de bağlıdır, bu yüzden insanlar mikrobiyomlarını sağlıklı tutmak için fazladan çaba sarf ediyor.

    Bitki proteini

    Her şeyiyle kıymaya benzeyen bitkisel bazlı etler ya da bardağınıza doldurduğunuzda ayırmakta zorlandığınız sarı bezelyeden yapılmış sütler… 2020 yılı şanssızlık, kıtlık gibi şeyleri yaşatırken aynı zamanda birçok tüketiciyi de maliyet konusunda bilinçli hale getirdi. Nohut, soya peyniri ve siyah fasulye gibi bitki proteinleri için yapılan aramalar internette büyük bir artış gösterdi. İnsanlar diyetlerinde etten ayrılmayacaklar belki de ancak bitki bazlı proteinler bu yıl daha da fazla tercih edilmeye başlanacak.

    Hindiba kökü

    Hindiba kökü, prebiyotik olan inülin formunda lif sağlamak için gıda ürünlerinde de son yıllarda kullanılıyor. Küresel hindiba pazarının 2025 yılına kadar neredeyse 300 milyon dolara çıkması ve daha fazla insanın sağlığa katkıları nedeniyle kullanacağı tahmin ediliyor. Örneğin hindiba kökünün, normal kahve gibi içimi artarken aynı zamanda kökün lifli yapısı birçok gıdada kullanılıyor.

    Alkollü içecekler tüketmemek

    Pandemi sırasında evde kalmanın bir yan etkisi de alkol tüketimin artması oldu. Ancak aylar ilerledikçe, insanlar çok fazla alkol tüketmenin etkilerini fark etmeye başladı. Alkol, bağışıklık sisteminiz için içebileceğiniz en kötü şeylerden biridir ve çok fazla içki vücudumuz için yararlı değildir. Evde sıkıntıdan içebileceğiniz doğal maden suları, bitkisel çaylar var. 2021 yılında yeni trend onları içmek olacaktır.

    Bahçıvanlık

    Bu, görmeyi sevdiğimiz bir sağlık trendi. Bahçıvanlık elbette yeni bir şey değil, ancak pandemi insanların kendi yiyeceklerini yetiştirmelerinde büyük bir artışa neden oldu ve bu devam etmeyi beklediğimiz bir eğilim. Google’da bahçecilik için yapılan aramalar normalde ilkbaharın başlarında zirve yaparken, 2020'de 2019'a kıyasla iki katına çıktı. Tohum şirketleri, geçtiğimiz yıl 8 ila 10 kat daha fazla tohum sattıklarını açıkladılar.

    Umarım herkes 2021'de tohumlarını alır ve ister saksılarına ister evlerinin arka bahçelerine ekerek daha fazla yiyecek yetiştirebilirler. Çünkü bahçe işleri kendi başına sağlıklıdır -stresi azaltmaya, kas geliştirmeye ve ruh halinizi iyileştirmeye yardımcı olur- ve ayrıca daha fazla sebze yemenizi de sağlar.

    Yazının devamı...

    Bağışıklığı güçlendiren 6 bitki çayı

    Bitkisel çaylar kafein içermezler ve sindirim sistemlerini iyileştirmeden stresi azaltmaya, soğuk algınlığı ve öksürüğü kesmeye kadar birçok yarar sunarlar.

    İşte mutfağınızda bulabileceğiniz malzemelerle yapılan bazı bitki çayları ve faydaları…

    1.Zencefil çayı

    Zencefil, antioksidanlar açısından zengin ve çeşitli hastalıkları sizden uzak tutarak bağışıklığınızı güçlendirebilecek anti-inflamatuar özelliklere sahip bir bitkidir. Ayrıca dumanı tüten bir fincan zencefil çayı burun tıkanıklığını ve diğer solunum sorunlarını azaltmaya da yardımcı olur. Zencefil aynı zamanda bir kas gevşetici maddedir ve baş ağrılarını, adet kramplarını, ağrılı kasları ve diğer ağrı türlerini hafifletir.

    Nasıl yapılır?

    Biraz zencefili soyun ve dilimleyin. Suyu kaynatın ve dilimleri ekleyin. Çayı süzün ve zencefil parçalarını atın. Biraz bal, tarçın ve limon suyu ekleyin.

    2.Limon çayı

    Limon, bağışıklığı artıran ve zengin C vitamini kaynağı olan besindir. Sabahın erken saatlerinde ılık veya sıcak limonlu su içmek sindirim sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olur. İçinde bulunan antioksidanlar, soğuk algınlığı ve öksürükten muzdarip olduğunuzda göğüs enfeksiyonlarını ve balgamı hafifletir. Anti-inflamatuar özellikleri akne ve egzama ile mücadele ederek kişinin cilt sağlığını iyileştirir.

    Nasıl yapılır?

    Biraz su kaynatın, üzerine zerdeçal, limon suyu ve bir tutam bal ekleyin.

    3.Nane çayı

    Nane çayı, serinletici özelliği yanı sıra, şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim problemlerini hafifletmesi ile bilinir. İçinde bulunan aroma bulantı ve kusmayı da azaltır. Ayrıca kas gevşetici görevi görürken, baş ağrılarını ve adet kramplarını da hafifletir. Nane; antibakteriyel, antiviral ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Bu nedenle alerjiler veya yaygın bir öksürük ve soğuk algınlığı nedeniyle tıkanmış sinüslerle savaşmaya yardımcı olur. Kafeinsiz olduğundan yatmadan önce içmek için harika bir çaydır. Rahatlatıcı özellikleri daha iyi uyumanıza yardımcı olur.

    Nasıl yapılır?

    Kabınızı kaynar suyla doldurun ve biraz nane yaprağı ekleyin. Su soluk sarı olana kadar birkaç dakika kalmasına izin verin. Çayı süzün ve biraz bal, limon ekleyin.

    4.Tarçın çayı

    Tarçın, antioksidanlar ve antienflamatuar özelliklerle yüklüdür. Antioksidanlar, hücrelerinize zarar veren ve hastalıkların da oluşmasına sebep olan serbest radikallerin neden olduğu oksidasyonla savaşır. Tarçın çayında bulunan bileşikler, bakteri ve mantarların azaltılmasında da faydalıdır. Ayrıca bu çay, kan şekeri seviyesini ve tansiyonu kontrol ederken kalp sağlığını destekler ve adet kramplarının neden olduğu ağrıyı azaltır.

    Nasıl yapılır?

    Kaynayan suya 1 çorba kaşığı toz tarçın veya çubuk ekleyin. 15 dakika dinlendirin. Karışımı süzün ve tatlandırmak için biraz bal ekleyin.

    5.Limon otu çayı

    Limon otu, vücutta hastalıklara neden olan serbest radikalleri öldüren antioksidan özelliklere sahiptir. Antimikrobiyal işlevi nedeniyle ağız enfeksiyonlarını tedavi eder. Bir fincan limon otu çayı mide rahatsızlığı, kramp veya diğer sindirim sorunları için harikalar yaratabilir. Limon otunun kişinin metabolizmasını hızlandırdığı için kilo vermeye yardımcı olduğu da bilinmektedir.

    Nasıl yapılır?

    Kaynayan suya biraz limon otu, nane yaprağı ve bal ekleyin. Yaklaşık 10 dakika kaynamaya bırakın. Dilerseniz çay yaprakları da ekleyebilirsiniz. Suyu süzün ve servis yapın.

    6.Hibiskus çayı

    Hibiskus çayı, hastalıklara neden olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Kan basıncını kontrol ederken kilo kaybını hızlandırır. Antimikrobiyal özellikleri ayrıca bakterilerle savaşmaya da yardımcı olur. Sağlık yararlarının yanı sıra hibiskus çayı cildinizin daha güzel görünmesini sağlar.

    Nasıl yapılır?

    Üzerinde herhangi bir toz kalmaması için yaprakları dikkatlice yıkayın. Sonra o yaprakları sıcak suda demleyin, üzerine biraz bal ve limon suyu ekleyin.

    Yazının devamı...

    Schüssler mineral tuzları ne işe yarar? Hangi durumlarda kullanılır?

    İlk olarak 1873 yılında Wilhelm Heinrich Schüssler adındaki bir doktor tarafından yapılan doku testleri ile ortaya çıkmış ve insan vücudunda temelde 12 farklı mineralin bulunduğu anlaşılmıştır. Genel olarak tedavisinde kullandıklarıyla ilgili birçok tartışma olmasına rağmen 11-12 mineral tuzdan oluştuğunu bilmekteyiz ve bu tuzların hepsinin de vücuda büyük etkileri bulunmaktadır. Günümüzde kullanılan osteopatik bakım terapilerinin mineral eksilmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlarının sağaltımında kullanılmaktadır.

    Mineral tuzları ile hücre aktiviteleri arasında bir ilişki var mıdır?

    Her organizma özel, az sayıda maddelerden oluşan, uyumlu bir denge içinde bulunmaktadır. Denge, iç veya dış etkenlerden büyük bir gerilime maruz kalırsa hastalıklar görülmeye başlar. Dr. Schüsslerin deneyimlerine göre mineral tuzları, ortaya çıkan rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir. Normalde, organizmamız yeterli mineral tuzlarını sağlıklı beslenmeyle alır. Mineral tuzları olmadan hiçbir hücre aktivitesi mümkün değildir. Kalitesiz beslenme, değişen yaşam tarzı ve çevre kirliliği mineral tuz gereksinimleri önemli ölçüde artırmaktadır.

    Eksik mineraller nasıl tespit ediliyor?

    Schüssler mineralleri yönteminde eksik mineraller, yüz okuması yapılarak tespit edilmeye çalışılır. Zaman içinde eksilen mineraller yüz üzerinde çeşitli algoritmalar ile belirti vermeye başlar. Bu mineral tuzlar kimyasal ürün olmadığı için yan etkisi bulunmadığı gibi doku tuzları olarak adlandırılırlar.

    Yüz analizinde, danışan ve Schüssler mineral uzmanı karşılıklı otururlar. Uzman, danışanın yüzünü ve boynunu analiz eder ve gördüğü tüm cilt özelliklerini, renk, doku ve yapısal farklılıkları not eder. Analize ek, fiziksel semptomlar ve rahatsızlıkların tespiti için bir sağlık geçmişi alınır. Sonunda, genel durum değerlendirmesi ve mineral kullanımının planlaması yapılır.

    Schüssler tuzları ve etkili oldukları hastalıklar



    Hareket, elastikiyet, bağ dokusu, fasyalar, fıtıklar, varisler, sertleşmeler veya gevşemeler, görme bozukluğu, öğrenme bozukluğu, venöz yetmezlik ve kas zayıflığı.



    Protein sentezi ve rejenerasyon için, hücre büyümesini teşvik eder. Kemik oluşumu, osteoporoz, alerji, immün sistem, kan oluşumu; eritrosit, lokosit, trombosit…



    Anemi, ateş, oksijen taşınmasında etkilidir. Bağışıklık sistemi ve ilk yardımın en önemli tuzu.



    Troid, pankreas, böbrek üstü bezi, dalak, overler, testis, karaciğer.



    Beyin ve sinir hücresini oluşturur ve besler, sinir sistemi ve psikolojik durumu destekler,sinir sisteminin temel tuzudur. Anksiyete, hafıza zayıflığı, genel düşkünlük.



    Yorgunluk, konsantrasyon eksikliği, unutkanlık, baş dönmesi, sık esneme, çarpıntı, üşüme-titreme, endişeli ruh hali, vücudu gezen basınçlı ağrılar, cilt döküntüleri ve cilt kaşıntıları, yumuşak doku iltihaplanmaları, boşaltımın aktivasyonu.


    Merkezi sinir sistemi ve vejetatif sinir sistemini yönetir ve regüle eder. Siyatik, lumbago, menopoz, menstruasyon ağrıları, kasılmalar, tutulmalar, stres, migren, üşütme ve kalp.



    Mide, safra, pankreas, tükürük, gözyaşı artması veya azalmasında, artroz ve fazla terlemede, romatizmal şikayetler.



    Yağ metabolizması, vücutta asit-baz dengesi ve homeostazisin çok önemli bir parçasıdır, ergenlik aknelerinde, yüksek ürik asit problemleri, romatizma, böbrek şikayetleri.



    Toksinlerin atılmasında görevi var, enfeksiyöz hastalıklarda, idrar inkontinansında, tüm sfinkterler, karaciğer ve safra şikayetleri.



    Cilt, saç, tırnakların mineral tuzudur. Cildin esnekliği, dayanıklılığı, nemi.



    İltihabi durumların mineral tuzudur. Antienflamatuar. Akne, her türlü enflamasyon.

    Yazının devamı...

    Cilt tipinize en uygun yüz maskesi hangisi?

    Yüz maskeleriyle ilgili endişeleriniz olabilir ama bu maskeler faydalı bileşenlerle (antioksidanlar, yumuşatıcılar ve nemlendiriciler gibi) yüklüdür. Opak, havayı kısıtlayan ambalajlarda gelirler (stabiliteyi uzatmak için) ve cildi tahriş edici maddeler bulunmaz (Denatüre alkol, koku ve uçucu yağlar dahil).

    Tıkanmış gözenekler için kömür ve kil maskeleri

    Hem odun kömürünün hem de kilin benzersiz emici özelliği vardır. Bu özellik sayesinde tıkanmış gözeneklerdeki kalıntıların çıkarılması kolay olur.

    İyi formüle edilmiş bir kömür yüz maskesi veya kil maskesi cildinizin parlamasını sağlarken kurutmaz da. Yağ emici özelliğe sahip maskeler aşırı yağlı, tıkanma eğilimli ciltler ve parlak T bölgesi (burun, alın ve çene) için son derece yararlıdır.

    Kömür veya kil maskesi satın alırken etiketlerini dikkatlice okumalısınız. Bu maskeler kullanım sırasında geçici olarak "sıkılaşma" sağlar, o yüzden cildi yumuşatan ve yatıştırıcı maddeler içeren bir maske seçmek önemlidir. Her zaman olduğu gibi mentolden alkole, okaliptüs, nane ve kokuya (hem doğal hem de sentetik koku cilt için bir problemdir) yaygın cilt tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır.

    Nemlendirici özellikli yüz maskeleri (Gece-uyku maskeleri)

    Bir "uyku maskesinin" amacı, hidrasyonu kilitlemek ve yaşlanmayı geciktirmektir (formüle bağlı olarak). Yararlı bileşenleri geleneksel, durulamalı bir maskeden daha uzun süre ciltte tutar, bu da onları daha etkili hale getirir.

    Eğer kuru veya yağlı, susuz kalmış karma cildiniz varsa, nemlendirici bir yüz maskesi cildin nemini daha uzun süre tutmasına yardımcı olacaktır. Cildinizin ne kadar kuru olduğuna bağlı olarak, gece maskesi kullanırken, normal gece nemlendiricinizi kullanmak istemeyebilirsiniz, ancak çok kuru cilde sahip olanlar yine ikisini de kullanmalıdır.

    Eşit olmayan cilt tonu için aydınlatıcı maskeler

    Aydınlatıcı yüz maskeleri, pürüzlü cilt tonunun görünümünü iyileştirmek ve donuk bir cilde parlaklık getirmek için tasarlanmıştır. Bunların en iyileri arasında arbutin, meyan kökü, yaban mersini, C vitamini, traneksamik asit ve niasinamid gibi etkili parlatıcı bileşenlerin konsantre kombinasyonları bulunur.

    Aydınlatıcı maskeler, eşit olmayan cilt tonunun görünümünü iyileştirmek ve parlak bir ten elde etmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir.

    Yüz maskeleri ne zaman ve nasıl kullanılır?

    Cilt durumunuza ve maske çeşitlerine bağlı olarak yüz maskesini nasıl ve ne zaman kullanacağınızı şöyle özetleyebiliriz:

    Yukarıda belirtildiği gibi çoğu kalıcı maske nemlendiricidir, bu nedenle normal gece nemlendiricinizi uygulamayı atlayabilirsiniz ancak cildiniz çok kuruysa maskeyi ve yüz nemlendiricinizi uygulamanız yararınıza olacaktır.

    Yazının devamı...

    Dinamik dolgu ile doğal görünmek mümkün mü?

    Kişisel cazibenizi yaratan ve sizi benzersiz kılan bu ince farklar, zaman geçtikçe derin izler bırakır. Dinamik dolgu ile doğal mimik hareketleri özgürlüğünü korurken mükemmel bir görünüm kazanılması da cabası olur.

    Dinamik dolgu nedir?

    Dinamik dolgu, herhangi bir yüz hareketi yapılmadan dahi görülebilen statik kırışıklıklar yanı sıra, mimik hareketlerine bağlı olarak oluşan dinamik kırışıklıkların giderilmesine uygun olarak geliştirilmiş̧ ilk patentli hyaluronik asit dolgudur. Özel patentli üretim tekniği sayesinde yüz hareketlerine bağlı germe veya sıkılaştırma esnasında ortama en hassas şekilde uyum sağlar ve performansı korur.

    Çeşitleri var mıdır?

    Yüzeysel-ince, orta, derin ve genişleyen alanlar olarak cildin bölge ve kırışıklık durumuna göre 1, 2, 3 ve 4 tipi olan dolgu, cildi her hareketinde desteklemek ve aynı zamanda yüzünüzün canlılığını ve yumuşaklığını korumaya yardımcı olmak üzere tasarlanmıştır. Perioral bölge, yanaklar, nazolabiyal kıvrımlar, alın, kaz ayağı bölgesi gibi cildinizin en hareketli bölgelerinde mükemmel sonuç verir.

    Dinamik dolgu sonrası hemen normal hayata dönmek mümkün müdür?

    İşlemin tamamı mimik çizgilerinin durumuna göre 10 ila 20 dakika arasında sürer. Ödem ve şişlik açısından oldukça güvenlidir. Hastalar uygulamadan hemen sonra sosyal yaşamlarına rahatlıkla dönebilirler.

    İşlem sonrası yan etki görülme durumu var mıdır?

    Kızarıklık, morarma ve şişme nadiren de olsa oluşabilir. Bu yan etkiler, makyajla kolayca kapatılacağı gibi, 3-5 gün içinde kaybolur. 

    Dinamik dolgunun bir dayanma süresi var mıdır?

    Dinamik dolgunun kalıcılık süresi 12-18 aydır. Bu süreler kişinin cinsiyetine, yaşına, yaşam koşullarına ve genetik faktörlere göre değişir. Tekrar uygulamalar kalıcılık süresini artırmaya yardımcı olur.

    Doğal görünmek mümkün mü?

    Dolguların en önemli yan etkisi olan "donuk" yüzler, "dinamik dolgu" sayesinde ortadan kalkıyor. Doğal görünüme sahip olmak herkesin arzusudur. Konuşmalarımıza anlam katan el kol hareketlerimiz ve yüzümüzdeki mimiklerdir. Birinden birinin eksik olması anlamı zayıflatır.

    Yazının devamı...