• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Yüz şeklinize uygun güzellik önerileri - 2

    Kare yüz

    Kare yüz şeklinde alın bölgesindeki genişlik ile çenedeki genişlik birbirine yakındır. Bir başka açıdan bakarsak, gözler arasındaki genişlik ile çenedeki genişlik aynı gibi görünür. Alında şaç çizgisi düzdür. Çene yapısı ise köşelidir. Bu durumda amacımız, yüzdeki görünümü inceltmek ve hatlardaki köşegenliği azaltmaktır. En önemli aracımız yine kaşlardır. Kaşlara oval bir biçim vermek ve düşmesini önlemek gerekir.

    Dudakları dolgunlaştırmak, çenedeki köşeli görünümü azaltır. Ama en önemlisi, saç modelini ve makyajı doğru seçmek ve kilo almaktan kaçınmaktır. Kare biçimli yüzü olanlarda genellikle boyun da kısadır ya da kısa görünür. Hafifçe kilo alındığında boyun tamamen kaybolur. Dekolte giysiler, boynu sarmayan takılar, yüzü uzun ve ince gösteren, boyun hattını açıkta bırakan saç modelleri, yüz biçimini dengelemeye yardımcı olur.

    Kaşlarınıza yuvarlak bir kavis verirseniz, yüz hatlarınız büyük oranda yumuşar. Ardından fondötenden çok yönlü yararlanmayı öğrenin. Örneğin, çenenizin sert çıkıntılarına daha koyu bir fondötenle gölge yapabilirsiniz. Allığı da aşağı doğru çene çizgisine kadar yayabilirsiniz. Burnu, alın ve çenenin ortasını açık renk bir pudra ile biraz aydınlatın. Allığı elmacık kemiklerinin sadece alt kısmına sürün. Bu gölge yüzünüzün daha uzun görünmesine yardımcı olur. Dudaklara gelince, onlara da dolgun bir görünüm kazandırmaya çalışın. Bu amaçla yine dudak rengine yakın bir kalemle dudak sınırlarından taşan bir çizgi çektikten sonra içini doğal tonlara yakın bir ruj ile boyayın.

    Kalp-üçgen yüz

    Alnı geniş ama çene kısmı dar olan yüz tiplerine bu isim verilir. Bu tipi geliştirirken, alında genişliği azaltmak ve çenede genişlik yaratmayı amaçlarız. En akıllı çözüm yine kaşlarla başlamaktır. Kaşların arasındaki mesafeyi azaltmak ve kavis vermek gerekir. Bu değişim için evde cımbız ama güzellik merkezlerinde epilasyon ve kalıcı makyaj bize yardımcı olur.

    Allığınızı, elmacık kemiklerinin yukarısına sürün ve şakaklara doğru yayın. Alında ise daha koyu bir fondöten kullanmayı deneyin. Saçlarınızı mümkün olduğu kadar dağınık bırakarak şakaklarınızı, alnınızı örtmeye çalışın. Dudaklarınızı belirginleştiren bir makyaj yapın.

    Yuvarlak yüz

    Yuvarlak yüzlerde genişlik uzunluğun üçte ikisinden fazladır. Alında saç çizgisi ve çene biçimi yuvarlak, yanaklar dolgundur. Bu nedenle hatları keskinleştirmeye ve inceltmeye çalışırız. Bu tip yüzlerde fazla dolgun dudaklara özenmemek daha iyidir. Saç modeli ve giysilerde açık, sivri yaka modeller görünümü çok değiştirir. Dik yakalar, boynu saran bluzlar yuvarlak yüzlere uygun değildir.

    Aynanın karşısına geçin ve yanaklarınızı içeri çekin. Allığı bu çukurların içine sürün ve sonra hafifçe yukarıya doğru yayın. Böylece yüzünüz daha uzun ve dar görünür. Yüz ortasına açık renk bir pudra, çene çizgisine ise koyu bir fondöten sürün. Kaşlarınıza yüksek kavis vermeyin ve dudaklarınızı fazla dolgunlaştırmaya heveslenmeyin…

    Yazının devamı...

    Yüz şeklinize uygun güzellik önerileri- 1

    Temel yüz biçimleri

    Yüz biçimleri karakteristik olarak şu şekilde sınıflandırabiliriz.

    Bazı yerlerde enine dikdörtgen, ters üçgen, armut ya da baklava yüz biçimlerinden de bahsedilir. Ama esas olan yukarıdakilerdir.

    Oval yüz

    Oval, ideal yüz biçimidir. Bu tip yüzlerde uzunluk genişliğin bir buçuk katı kadardır. Yüz hatları gayet dengeli ve orantılıdır. Bu nedenle diğer yüz biçimlerinde işlem yapılırken, oval bir görünüm yaratılmaya çalışılır. Oval yüzlerde zamanla oluşabilecek çöküntüler ve kırışıklıklar bile fazla zorlanmadan düzeltilebilir.

    Oval yüz biçimi ne kadar iyi korunur ve ön plana çıkarılabilirse, makyaj o kadar başarılı olur. Örneğin kaşlara sert biçimler verilmemeli, gözleri yumuşak ve doğal bir eğimle sarmasına özen gösterilmelidir. Allık elmacık kemiklerinin doğal yükseltisini vurgulamakla yetinmeli, fırçanın son darbeleri hafifçe ve silikleşerek şakaklara doğru uzanmalıdır. Ruj sürerken alt dudak biraz daha belirgin boyanabilir. Ama üst dudağın doğal kavsi ortaya çıkarılmalıdır.

    Uzun yüz

    Bu tip yüzler uzun ve dar, yanakları çukurdur. Tipik örneklerde uzunluk genişliğin bir buçuk katından fazladır. Zamanla kaşların düşmesi ve burundan çeneye uzanan çizgilerin derinleşmesi, bu tip yüzleri daha da uzun ve zayıf gösterir.

    Uzun yüzler için allık sihirli değnek gibidir. Önce biraz daha koyu bir fondötenle sonra da allıkla elmacık kemiklerinizi ön plana çıkarın. Ancak allığı gözlerin dış kenarlarından daha yukarıya ve burun ucundan daha aşağıya taşırmayın. Çene ve alına da hafif gölgeler verilebilir. Böylece yüzünüz daha hareketli ve daha geniş bir görünüm kazanır. Hatta bazı estetisyenler, daha koyu bir fondöten ile çene altından yukarıya doğru ve çene çizgisi etrafında, alnın kenarlarından şakaklara doğru gölgeler yapılmasını tavsiye ederler. Bu işi belki makyözler yapabilirler ama kendi kendimize uygulamaya kalkarsak başarılı olamayabiliriz. Uzun yüzlerde kaşların doğal bir kavis içinde olması daha da önemlidir. Dudaklar ise mümkün olduğu kadar dolgun görünecek şekilde boyanmalıdır.

    Elmas yüz

    Bu tip yüzlerde alın ve çene dar, elmacık kemikleri ise fazla geniştir. Elmas yüzlerin elmacık kemiklerini daha az, alınlarını daha geniş, yüzlerini ise daha uzun göstermek gerekir.

    Elmacık kemiklerini allıkla fazla vurgulamaktan kaçının. Yüzünüze daha geniş ve dolgun bir görünüm vermek için, çene ve alnınıza daha açık renkte bir fondöten sürebilirsiniz. Kaşlar yine önemlidir. Alın dar olduğu için, kaşların arasındaki aralık fazla olmamalı, doğal kavis özenle korunmalıdır. Ruj sürerken de elinizden geldiği kadar doğal renkler kullanın. Dudak çevresini aynı tonda bir kalemle hafifçe dışarıdan çerçeveleyin. Aklınızda olsun, abartılı dudak makyajı ağzınızı küçük, yüzünüzü orantısız gösterir.

    Yazının devamı...

    Yaz makyajı nasıl olmalıdır?

    Ağır kokulardan uzak durmalısınız!

    Baharatlı parfümler yerine çiçek kokularını tercih ederek mevsime uygun hafif kokular tercih etmeliyiz. Nemlenen hava ile birlikte, fön sorunu yaşayan bayanlara önerimiz iri dalgalı bukleler yapmaları ya da dağınık topuzları tercih etmeleri. Krem ürünler yerine toz olanları tercih edin. Krem allık ve fondötenlerin cildimize ışıltı kazandırmasını seviyoruz fakat sıcak hava bu görüntüyü tehdit eder. Makyajınızın akmasını istemiyorsanız krem allık ve fondötenlerin yerine toz olanları tercih etmelisiniz. Yağ bazlı ürünlerin yerine  su bazlı ürünleri kullanmaya dikkat edin. Çünkü yağ + sıcak hava kaygan bir yüz demektir.

    Parfüm ve cildimiz

    Parfümü kesinlikle kullanmadan önce teninizi mutlaka temizlemelisiniz. Terliyken parfüm kullanmayın ve hatta ter kokusunu gidermek için parfüm kullanma hatasına sakın düşmeyin. Parfümü cildinize 20 cm uzaklıktan sıkın. Böylelikle parfümü daha geniş bir alana yaymış olursunuz. Bu arada kulak arkası ve bileklere sıkılan parfüm daha etkilidir. Çünkü bu bölgeler daha çok ısındıkları için koku yayılımı daha çok olur. Parfümü vücudunuzun nabız noktalarına sürmelisiniz, örneğin; dirseklerin iç bölümü, boynunuzun arkası, bilekler, dizlerinizin aka kısımları. Parfüm sürdüğünüzde bileklerinizi birbirine sürtmeyin. Odanın içine biraz parfüm sıkıp yürüyebilirsiniz, koku daha homojen bir şekilde üzerinize siner. Parfümünüzü çok sıcak bir yerde tutmayın ve direk güneş ışığına maruz bırakmayın. Işık geçirmeyen şişede olan parfümler daha uzun süre dayanırlar.

    Makyaj malzemeleriniz sakın bozuluş olmasın!

    Ne zaman aldığınızı hatırlamadığınız, uzun süredir kullandığınız makyaj malzemeleri ile vedalaşın. Çünkü ömrü dolan makyaj malzemeleri birçok cilt sorununa yol açtığı gibi aynı zamanda daha çabuk akar. Sıcak yaz günlerinde makyajınızı akmaya karşı korumak için şapka kullanmayı ihmal etmeyin. Böylece hem şık bir aksesuar ile görünümünüzü tamamlayabilir, hem de sıcağa karşı önleminizi almış olursunuz, basit bir çözümdür.

    Fondöten deyip geçmeyin

    Fondöten kullanmak istiyorsanız içerisinde SPF korumasının olmasına dikkat edin çünkü içerisindeki pigmentler leke yapabilir. SPF sağlığınızın görünmez koruyucusudur. Eğer bu tarz ürünler bulamazsanız fondöten öncesi daha kuvvetli bir koruma kullanılmalıdır. 

    Yazının devamı...

    Her yaşta, daha güzel ve genç görünmek mümkün

    Hayvanlar güzelliklerinin farkında mı!

    Estetik insanlık için öylesine vazgeçilmez bir değerdir ki, felsefenin de en önemli konularından biri olmuştur. Doğaya baktığımızda kusursuz bir güzellik; dağlarda, göllerde, denizlerde, nehirlerde, ormanlarda ve hatta çöllerde sonsuz bir uyum ve son derece “estetik” bir kompozisyon olduğunu görürüz. Ya hayvanlar? O kuşlar, ördekler, tavus kuşları, kediler, köpekler, ceylanlar, aslanlar, atlar, hepsi ne kadar güzeldir! İlginç olan tüm bunların güzellik üzerine fikir yürütmemesi, çaba göstermemesi ve belki de farkında bile olmadığıdır.

    “Güzellik” bir “güç”müdür?

    İnsanoğlu çevresindeki tüm güzelliğin farkındadır ancak kendi payına düşenle hiçbir zaman yetinmemiştir. Süslenmek, insanlık var olduğu günden beri önem taşımıştır.

    İnsan her vesile ile güzelliğini arttırmaya çalışmıştır. Binlerce yıl önce dini törelerin bir parçası olan boyanma ve takı geleneği, toplumlar değiştikçe farklı anlamlar yüklenmiştir. Günümüzde ise güzel, bakımlı ve genç bir görünümü korumak neredeyse bir zorunluluk haline gelmiştir. Gerçekten, “güzellik” bir “güç” olmuştur. Güzel insanların kaderi değişirken; dış görünüm politikada, toplum yaşamında, iş yaşamında en önemli kıstaslardan biri haline gelmiştir. İş arayan bir genç kız da, konferansa hazırlanan bir bilim adamı da, yurt dışına giden bir iş adamı da, seçim kampanyasına başlayan politikacılar da, aynı sahne çalışanları gibi “güzel”, “bakımlı” ve “şık” olmak ihtiyacını hissetmektedirler.

    Estetisyenlerin misyonu nedir?

    İşte estetisyenlerin misyonu da bu noktada devreye girmektedir. Kadın olsun, erkek olsun herkes, üstelik her yaşta, daha güzel ve daha genç olabilir. Olanaklar sınırsızdır. Anti-aging ve estetisyenlik en gelişmiş araştırma konularından biri haline gelmiştir ve çoğu sorunun bir çaresi vardır. Kellikle baş edilebilir, kilolardan kurtulunabilir, kırışıklar giderilebilir, yüz ve vücut konturları büyük ölçüde değiştirilebilir. Tüm bu olanaklarla gençlik ve güzellik çok uzun yıllar başınızın tacı olmaya devam edebilir.

    Her yaşta çok güzel olmak hayal değil

    Toplumu, değer yargılarını ve yaşadığımız çağı değiştirmek büyük iddialardır. Ama kendimizi değiştirmek, yaşamla ve aynalarla barışmak kendi elimizdedir. Bunun formülü de basittir. Basittir ama kolay sayılmaz, biraz emek vermek gerekir. Her şeyden önce kendimizi sevmek ve olduğu gibi kabul etmek gelir. Sonra da sağlıklı ve genç kalmak için bir yaşam planı yapmak gerekir. Bu planın üzerine kozmetik olanakları eklediğinizde her yaşta çok güzel olmak hayal değildir.

    Yazının devamı...

    Spor yapmak bize neden zor gelir?

    Kendimizi önemsemek veya şımartmak adına yaptıklarımız; kuaföre gitmekten, alışveriş yapmaktan ya da doktor doktor gezmekten, televizyon karşısında uyuklamaktan, bir yerde oturup yemek yemekten öteye geçmiyor. Sonuç olarak enerjimiz ve performansımız, gün geçtikçe düşüyor!

    Kendimizi kandırabiliriz ama doğamızı değil!

    İnsan, milyonlarca yıl önce, ormanlarda avlanan, bitkilerle tohumları toplayan bir canlı türü olarak yaratılmıştır. Eklemlerimiz, kaslarımız, zihinsel canlılığımız, hormonal fonksiyonlarımız, metabolik aktivitemiz, kandaki şekerin hücrelere aktarımı, tümü bu hareketli tasarıma göre ayarlanmıştır. Zekamızla tuzaklar kurup kendimizi kandırabiliriz ama vücudumuzun doğası bu mazeretlere aldanmaz.

    Hareket olmayan yerde yaşam yoktur! Sağlığı geliştirmenin ve kendimizi huzurlu hissetmenin en ucuz ve en etkili yolu fiziksel aktiviteyi arttırmaktır. Düzenli hareket veya spor ulaşabileceğimiz en etkili Anti Aging tedavisidir.

    Egzersiz, gençliğin en güçlü kaynağı olan büyüme hormonunu doğal yoldan yükseltir. Bu hormon gençlik iksirinin ta kendisidir! Tümüyle daha genç olmamızı ve görünmemizi, yağları yakmamızı, kas kütlemizin artmasını, dayanıklı olmamızı ve yaşama güvenle bakmamızı sağlar. Selülit, kılcal damar çatlamaları, varislerin hepsi dolaşım sorunudurlar. Kırışıklık ve sarkmalar ise hormonlarımızın zamanla düşmesiyle ilişkilidir. Spor yapan insanların cildi hemen canlanır. Yüzüne renk gelir, cildi gerilir, nem dengesi düzelir, gözleri parlar! Karın bölgesindeki yağları eritmenin, vücudu şekle sokmanın, sıkılığını korumanın biricik yolu da hiç kuşkusuz, spor yapmaktır.

    1 hafta yatan kişinin kas kütlesi %20 azalır

    Özellikle yaşı ilerleyen insanlar vücutlarını zorlamaktan kaçınırlar.  Ağrılarından, düşmekten, başlarının dönmesinden korkarlar. Onlara ne kadar çok oturma fırsatı verirsek, ne kadar çok şeyi ayaklarına getirirsek o kadar iyi baktığımızı zannederiz. Sonuçta en küçük bir aksilik kemiklerinin kırılmasına neden olur. Böylece hareketsizlik artar ve saat hızla geriye saymaya başlar. Hareketsizlik daha fazla kas kaybına, kas kaybı yeteneklerin kaybolmasına, günlük faaliyetin bile sürdürülemediği bir noktaya doğru ilerler. Bir haftalık yatak istirahati, kas kütlesinde %20 kayba neden olur.

    Doğadan kopuş ve teknolojik gelişmeler sağlığımızı bozdu

    Eskiden insanların çok daha az şeye ihtiyaçları vardı. Onların en büyük serveti sahip oldukları enerjiydi. Yıllardır tüm yatırımlar her şeye ve daha çok şeye, oturduğumuz yerde sahip olabilmemiz için yapılıyor. Sosyalleşme yerine televizyonu, ziyaret yerine telefonu, yürüme yerine otomobilleri, dünyanın öbür ucuna ulaşmak için interneti geliştirdik. Ya gıdalar... Her gün yeni bir teknolojiyle daha hızlı üretim yolunu seçiyoruz. Sonuç bozulmuş gıda kalitesi ve gelişen tıp ile ilaç sanayi oluyor. Kuşkusuz artık daha çok paraya ihtiyacımız var. Çünkü tüm yaşam gibi ihtiyaçlarımız da yapay bir hale geldi. Gece gündüz çalışarak kazandıklarımızı; sağlığımıza, ilaçlara, doğamıza aykırı koşullardaki yaşamın yarattığı depresyonları azaltmaya, alışverişe, bizi oturduğumuz yere mıhlayan teknoloji ürünlerine harcamak zorundayız. Daima daha fazla çalışmak ve daha  fazla kazanmak zorundayız. Yani kendi elimizle kazdığımız dipsiz bir kuyuya düşmüş bulunuyoruz. Çağımızı değiştiremeyiz ama her şeye rağmen doğaya dönmenin ilk koşulu öncelikle yeniden harekete sarılmaktır.

    Yazının devamı...

    Soya ürünlerini tüketmek bize ne fayda sağlar?

    Soyanın bilinen faydaları

    - Kasları güçlendirme, yağları eritme

    100 gram soya fasulyesinde, 40 gram protein bulunuyor. Hatta granüle edilmiş bazı soya ürünlerinde, protein oranı % 50-55 kadar. Aynı miktar ette 18 gr, balıkta 25 gr, yumurtada 12 gr, peynirde 25 gr, sütte 5 gr. protein var.

    Proteinlerin; kasların oluşmasında, hücre yenilenmesinde, sindirim ve solunum sisteminin çalışmasında, belirli hormonların üretilmesinde ve enerji kaynağı olarak, yaşamsal bir önemi var. Soya proteininden, özellikle vücuttaki kas kütlesini arttırmak ve yağları eritmek için yararlanılıyor.

    - Tümör oluşumunu yavaşlatma-geciktirme

    Soya ürünleri çok zengin bir izoflavon içeriğine sahiptir. İzoflavonlar kadınlık hormonu olan östrojen çok benzeyen özellikler taşırlar. Bu izoflavonlar (genistein- daidzein) hormonal kökenli hastalıkların ve tümörlerin ortaya çıkmasını önler. Genistein, tümörlerin büyümesine neden olan “tyrosin kinase” adlı bir proteini bloke eder. Mercimek, bezelye ve kabak çekirdeğinde de izoflavonlar var ama soya kadar zengin değildirler.

    - Kolesterol ve kalp hastalıklarını azaltma

    1999 Yılında FDA, soya ürünlerinin kalp hastalıklarını ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL’yi düşürdüğünü kabul etti. Yapılan bir çalışma, 9 hafta süre ile günde 25 gram soya proteini alan insanların, LDL seviyelerinde ortalama % 5-% 11 düşüş olduğunu gösterdi. Hiç de azımsanmayacak bir etki!

    - Kemik yapısını sağlamlaştırma

    Soya proteini, hayvansal proteinlere oranla, kalsiyumun daha fazla tutulmasını (%50) sağlıyor. 1998 yılında saygın bir tıbbi dergide yayınlanan bir makaleye göre, günde 40 gr. soya proteini alan kadınların, bel kemiği yoğunluğunda önemli bir artış olduğu belirtiliyor. Kemik erimesi (osteoporoz) tedavisi olanlar bunun değerini gayet iyi anlarlar.

    - Menopoz problemlerinde azalma

    Soya isoflavonları menapoz sendromlarını da azaltıyor. Bir başka çalışma, günde 45 gr soya unu alan kadınların sıcak basmalarında %40 azalma olduğunu gösteriyor.

    Bu ürünleri ne kadar tüketmemiz gerektiği de ayrı bir konudur. Araştırmacılar günde 100 mg dan fazla alınmaması gerektiğini belirtiyorlar. Soya ürünlerini farklı şekillerde de bulabilirsiniz. Soya fasulyesi, soya sütü, tofu (soya peyniri), soya filizi, soya sosu, texture edilmiş soya eti veya kıyma olarak, granül veya soya unu şeklinde...

     

    Yazının devamı...

    “Güzellik yastığı” ile kırışıklıkları önlemek mümkün müdür?

    En son trend de yastık ile karşımıza çıktı. Yastık bizim için sıradan bir uyku partneri değil aslında, belki de en az 7-10 saat birlikte zaman geçirdiğimiz sırdaşımız.

    Sabahları yüzünüzde oluşan dikey çizgilerin sebebi nedir?

    Sabah kalktığınızda özellikle de yan uyuyan biriyseniz yüzünüzde dikey çizgi ve kırışıklıkları fark etmişsinizdir. Bu çizgilerin sebebinin her gece yan yatıp yüzünüzü ezmeniz olduğunu biliyor musunuz? Uyuma şeklini değiştirmezseniz eğer belirli bir süre sonra botoks ve dolgular eskisi kadar hızlı yanıt veremeyecektir. Botoks; mimik kırışıklarını önlemek için yüz kaslarını dondurur. Ancak yan yatarken veya yüz üstü yatarken cilt deformasyonuna ve bükülmesine karşı hızlı cevap veremez. Kafa ağırlığı ortalama 5 kilogramdır ve tüm bu ağırlık yüz derisini yastığa bastırır. İşte botoks bu etkiyi maalesef her gece engelleyemez.

    Sadece güzellik için midir?

    Yüz güzelliği dışında bu yastıklar ayrıca, sağlıklı bir boyun ve omurga hizalaması sağlamak için bir boyun destekleyici görevi de sağlar. Normal tüm yastıklar yan yatarken cilt deformasyonunu önlemek için tasarlanmamıştır. Genellikle ortopedik yastıkların sağlıklı boyun desteği vardır, ancak kuş tüyü veya polyester elyafla doldurulmuş sıradan yastıkların böyle bir desteği yoktur.

    Bu yastık size nasıl bir güzellik sağlayabilir?

    Yastığın en önemli özelliği yan yatarken yüzün konumlandırılması gereken yan kısımlardır. Bu kısımlar; yanak, göz ve burun cildini tutarken, çene ve alın bölgesinde başı destekler. Bu sayede uyku sırasında cilt deforme olmaz ve bükülmez. Diğer bir önemli özellik, baş konumlandırma bölgesi ile merkezi baş kısmı arasındaki geçiştir.

    Uyku kırışıklıklarına bu yastık çare olabilir mi?

    Uyku kırışıklıkları, yan veya mide üzerinde uyurken tekrarlayan yüz derisi sıkışmasının neden olduğu dikey çizgilerdir. Uyku kırışıklıklarına en yatkın bölgeler alın, göz, burun ve dudak çevresindeki deridir. Zamanla, uyku kırışıklıkları sabahları kaybolmaz ancak kalıcı kırışıklıklara dönüşebilir. Uyku sırasında etkilenen cilt genellikle mevcut ifade çizgileri boyunca kırıştığından, uyku kırışıklıkları mevcut ifade kırışıklıklarını kötüleştirebilir. Göz ve dudak çevresindeki hassas cilt, normal bir yastıkla uyumanın neden olduğu artan kırışıklıklara karşı özellikle hassastır. Sırt üstü uyumak, uyku kırışıklıklarını önlemeye yardımcı olan en iyi uyku pozisyonudur, ancak İngiliz Uyku Derneği'ne göre insanların %69'u yan yatmayı tercih ediyor.

    Botoks ve dolgu ile uzun vadede çözüm

    Güldüğümüzde veya kaşlarımızı çattığımızda, mimik kırışıklıkları tekrarlayan yüz kaslarının kasılmasından kaynaklanır. İfade kırışıklıkları, botoks gibi enjeksiyonlar veya hyaluronik asit bazlı dolgu maddeleri ile başarılı bir şekilde düzeltilebilir. Botoks yüz kaslarını dondurur ya da kırışmış derinin altındaki “boş alanları” doldurur. Bunlar, mimik kırışıklıklarını tedavi eden mekanizmalardır. Uyku sırasında kırışıklıklar, ciltteki girintiler ve bükülmeler saatlerce sürebilir. Yüz kaslarını dondurmak cilt deformasyonunu önlemek için kısa vadeli çözüm sağlarken uzun vadede sorunlar tekrar karşınıza çıkabilir.

    İpek yada saten kılıflar tek başına çözüm sağlamaz

    İpek, yüzdeki nemi veya kremleri emmemek, saç kırılmasını ve karışmasını azaltmak ve diğer kumaşlardan daha düşük bir sıcaklık sağlamak gibi cilt için faydalı olan birçok benzersiz faydaya sahiptir. İpek veya saten yastık kılıfları tek başına cilt ve yastık arasındaki sürtünmeyi azaltamaz, yastığınızın en az 5 kg’lık bir basıncı azaltabilecek girinti ve çıkıntılara sahip olması gerekir. Bu yüzden tek başına ipek veya saten yastık kılıfları uyku kırışıklıklarıyla savaşamaz.



    Yazının devamı...

    Saçlarımız dökülmek zorunda mı?

    Her gün 50-100 tane kadar saç teli dökülebilir. Ancak saçlar tutam tutam ellerinize gelmeye başlarsa, doğrudan doğruya, doktora başvurmanız gerekir.

    Normal saç dökülmesi nasıl olur?

    Ortalama olarak günde 50- 100 tel saç dökülebilir. Bu sayı yaşa, kişinin genetik yapısına, ırksal özelliklerine göre değişim gösterir. Günde 100 telden fazla saç dökülmesi veya yeni çıkan saçların eskisine göre daha cansız ve ince olması bir sorun olarak kabul edilebilir. Tüm canlılar gibi saçlarımız da doğar büyür ve büyümesi durunca ölür (dökülür). Kafamızdaki saçların yaklaşık yüzde 90'ı büyüme evresindedir. Bu dönem bir ile altı yıl arasında değişir. Geri kalan saçlar ise duraklama evresindedir ve bu evrede dökülür.

    Saçların %90’ı, 2- 5 yıl süreyle devamlı uzar

    Bir genelleme yaptığımızda kişide ortalama 1.000.000 saç teli bulunur. Sarışınların saçları biraz daha daha fazla, kızıl saçlar ise daha seyrektir. Öte yandan, saçların yaşamı tekdüze değildir; uzayıp güçlendiği sonra dinlendiği periyodik süreçler vardır. Saçların %90’ı, 2- 5 yıl süreyle devamlı uzar. Sonra birkaç gün ara devrede kalır ve bunu takip eden dönemde 2- 4 ay kadar dinlenir. Bu süre içinde, saçın cansızlaştığını ve uzamadığını fark ederiz. Keyfimiz kaçar, moralimiz bozulur, losyonlara, doğal yağlara başvururuz. Halbuki hiçbir şey yapmasanız bile, bu süre dolduğunda saç yeniden aktif döneme geçer ve yeni saç telleri fışkırmaya başlar. Bu arada eski saçlar da dökülür.

    Saçlarınız neden dökülmeye başlar?

    Hormonal değişiklikler, hamilelik, yüksek ateş, dengesiz ve yetersiz beslenme, radyasyon, kemoterapi veya belirli ilaçların alınması, saçların anormal dökülmesine neden olur. Sayılan bu sebepler içerisinde hormonal değişimlerin neden olduğu saç dökülmeleri sıkça rastlanılanlar içerisindedir. Örneğin menopoz saç kalitesinde bir dönüm noktası olabilir. Tedavi edilmezse, saçlar giderek gücünü kaybeder. Bazen doğumlardan sonra saç dökülmesi görülür. Neyse ki geçicidir, doğumdan 4-8 ay sonra herşey yeniden eskisi gibi olur.

    Şok, stres ve tiroid bozuklukları

    Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden biri de strestir. Özellikle şok karşısında saçlar dökülmeye başlayabilir. Kimi zaman kadınlarda da erkeksi saç dökülmesi görülür. Yani alın ve şakaklar açılmaya başlar. Bu durumda yapılacak ilk iş, oyalanmadan bir doktora başvurmak ve hormon testleri yaptırmaktır.

    Tiroid bozuklukları (guatr) genellikle saçları da etkiler. Saçlar kurur, gevrekleşir ve kırılgan bir hale gelir. Yüksek ateşle seyreden hastalıklar, bazı ameliyatlar (özellikle histerektomi), kazalar ve bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir.

    Kronik dökülmelerde ilaç tedavisi fayda sağlar

    Kronik yoğun saç dökülmesinde ve kadın tipi kellikte dışardan tatbik edilen bazı ilaçlar faydalı olabilir. Ancak, bu ilaçlarla ilgili olarak bilinmesi gereken en önemli nokta, bunların kozmetik ürünler olmadığı ve uzun dönem doktor kontrolünde kullanılması gerektiğidir. Geçici saç dökülmelerinde genelde bakım dışında bir tedavi gerekmez. Hormonal bozukluklara ya da beslenmeye bağlı saç dökülmesinde ise altta yatan sebebin düzeltilmesi saçın normale dönmesini sağlar.

    Doğru beslenmenin faydaları

    Saçın yapısını oluşturan en önemli eleman proteinlerdir. Sağlıklı bir saç üretimi için diyetle yeterli miktarda doğal protein almak gereklidir. Bugün için kesin olan, beslenme ile yeterli protein almanın saç sağlığında önemli olduğudur. Balık, tavuk, kuru baklagiller, peynir, yumurta, fındık ve ceviz önemli protein kaynaklarıdır.

    Yazının devamı...