• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Adet dönemini sıkıntısız geçirmenin bazı püf noktaları

    Az veya çok bütün kadınlar adet döneminde kendilerini en azından “daha az iyi” hissederler. Size iyi haber, bu belirtilerin çoğu biraz gayretle hafifletilebilir. Adet döneminden en geç bir hafta önce aşağıdaki konulara dikkat ederseniz, çok rahatlarsınız.

    - Adet dönemde hiçbir öğünü atlamayın. Hatta öğün sayısını 3’den 6’ya çıkarın. Böylece kan şekerinin düşmesini önlemiş olursunuz. Sık yemek yerseniz, tatlılar, pastalar, çikolatalar, tuzlu krakerler o kadar kışkırtıcı hale gelmezler.

    - Adet döneminden bir hafta önce tuzu kesmek sıkıntıların çoğunu önler. Bu nedenle cips, tuzlu kraker, turşu, tuzlu peynirler vb. her türlü tuzlu yiyecekten uzak durun. Bu dönemde hormonal nedenlerle vücut daha fazla tuz tutar.

    - Daha fazla su için. Ne kadar çok su içerseniz, vücudunuzdaki ödemler o kadar kolay dışarı atılır. Günde 2 litre kadar su içiyorsanız, bunu 2,5 litreye çıkarın.

    - Gazlı-şekerli içecekler, kahve ve alkol almamaya çalışın. Bunlar vücuttaki tuzu, su toplanmasını ve gerginliği arttırırlar.

    - Kepekli pirinç, kepekli makarna, kuru fasulye, barbunya, mercimek, kepekli ekmek gibi yararlı karbonhidratlara ağırlık verirseniz, açlığınızı giderebilirsiniz. Liften yana zengin yiyeceklerle beslenen kadınlar, adet dönemini daha rahat geçirirler.

    - Turp, maydanoz, kereviz, çilek ve kabuklu pirinç, vücutta biriken fazla suyun atılmasına yardımcı olurlar.

    - Balık , tavuk, hindi eti gibi besinler sizi tok ve ruhen de doyumlu tutmaya yardımcı olur. Proteinler vücutta tuz tutulmasını ve ödem oluşmasını önlerler ve yağların yakılmasına yardımcı olurlar. Böylece enerjiniz de artar.

    - Yeşil çay gazlardan ve stresten kurtulmanıza yardımcı olur.

    - Uzun yürüyüşlere çıkın veya egzersiz yapın. Egzersiz vücudunuzdaki tüm stresi, su birikimini yok eder. Halsizliği gidermek için de birebirdir!

    Adet öncesinde aniden iştahınız artınca tabii ki biraz kilo almanız normaldir. Buzdolabındaki her şeyin tadına bakmaya kalkarsanız, vücudunuzun gaz yapmasın da şaşıracak bir şey yok! Siz sporu ihmal etmeden, yukarıdaki önerilerimi deneyin. Adet dönemini çok daha rahat geçireceksiniz.

    Yazının devamı...

    Yüzümüzdeki çizgiler ile nasıl barışık yaşarız?

    Güzellik denince akla gelenler

    Güzellikten bahsettiğimiz zaman, aklımıza ilk gelen özellikler, gergin ve canlı bir cilt ve biraz kilolu bile olsak, düzgün hatlardır. Yani genç bir görünümdür. Buna gerçekten sahip olduğumuz yıllarda çoğumuz değerini bilmeyiz. 

    Aradan yıllar geçince, tipimizi kendimizi olduğu gibi kabul etmeyi öğreniriz. Ama ne var ki yeniden değişmeye başlarız. Cildimizde kırışıklıklar, çizgiler, gevşemeler, sarkmalar belirmeye başlar. Bir zamanlar beğenmediğimiz saçlarımız azalmaya ve incelmeye yüz tutar, yüzümüzde lekeler ortaya çıkar. Bu defa bunlarla uğraşmaya başlarız. Dolgu, botoks ve cerrahi lifting gibi çareler ararız.

    Yüzümüzde bir değişiklik yaratmak istiyorsak, önce kemik yapısını kabullenmeyi, sonra yüz çizgilerimizi anlamamız gerekir. Bunlar bizimle birlikte doğarlar ama yıllar geçtikçe, tekrarlanan mimiklerin ve yerçekiminin etkisiyle derinleşirler.

    Endişe çizgilerimiz…

    Alındaki yatay çizgilere, endişe çizgileri adı verilir. Kaşınızı kaldırdığınızda, şaşkınlık veya endişe ile mimikler yaptığınızda, alındaki kaslar cildi sıkıştırır. Bu kasların yaşam boyunca kasılıp – gevşemesi sonucunda, alındaki yatay çizgiler yerleşir ve derinleşir.

    Kaş çatma çizgilerimiz

    Bu çizgiler iki kaş arasında bulunan dikey çizgilerdir. Eninde sonunda herkesin yüzünde ortaya çıkarlar. Bunların tıp dilindeki adı, “glabellar çizgiler” dir.

    Kaz ayakları

    Kaz ayakları gözlerin kenarlarında oluşur. Bunlara “periorbital çizgiler” denir. Genellikle gülümseme mimiklerinden kaynaklanırlar. Bazı insanların yüzünde çok genç yaşlarda yer ederler ve zamanla derin kırışıklıklara dönüşürler.

    Gülme çizgileri

    Üst dudağın kenarlarında, buruna doğru uzanan dikey çizgilerdir. Bunlar gülme çizgileri veya “nazolabial çizgiler” olarak adlandırılır

    Ruj veya sigara çizgileri

    Bu çizgiler üst dudağın üzerinde oluşurlar. Bunlara “oral komissür” denir. Konuşurken veya tebessüm ederken devamlı ortaya çıkarlar.

    Marionette Çizgiler

    Bunlar dudak kenarlarından çeneye doğru inen dikey çizgilerdir. Marionette çizgiler, esas olarak cilt atındaki destekleyici dokunun azalmasıyla meydana gelirler. İnsanı yorgun ve bezgin gösterirler. Endişe, kaş çatma çizgilerinde ve kaz ayaklarında genellikle botoks yapılır. Gülme çizgileri, oral kommüsürler ve marionette çizgiler dolgu ile hafifletilir. Bu işlemlere ne kadar erken başlarsanız, çizgilerin derinleşmesini önlemeye, o kadar yardımcı olursunuz.

     

    Yazının devamı...

    Ramazan ayında suyun önemini yeniden hatırlayanlardan mısınız?

    Oruç tutarken nelere dikkat etmelisiniz?

    Bilinçli tutulan oruç hem ruha hem bedene iyi gelir. Bu dönemde hurma, zeytin, çorba, bol su, yeşil çay, rezene çayı, kan şekerini kontrol için doğal formdaki müsli, keten tohumu, yulaf ezmesi, fındık, badem, kuru kayısı, incir tüketmeye çalışın. Beyaz un ve şeker, kızartma, şarküteri ürünlerinden kaçınmalısınız.

    Özellikle sıcak havalarda sıvı-iyon dengesi bozulabilir. Cildi kurutmamak için susam yağı gibi ürünlerle masaj yapılabilir. Ağır sporlardan uzak durmalı ama hareketsiz de kalmamalısınız. İftardan 1-2 saat sonra yürüyüş yapabilirsiniz. Unutmayın, bu süreç, bedeni ve ruhu arındırma sürecidir.

    Suda nelere dikkat etmeliyiz?

    Kaybedilen 2,5 litre su yerine konmak zorundadır!

    Gün boyunca ortalama 2,5 litre su kaybederiz. Bunun 1,5 litresini idrarla, 0,4 litre kadarını terleme yoluyla, gene 0,4 litre suyu da nefes verirken kaybederiz. Demek ki, günde en az 2,5 litre suyu yerine koymak yaşamsal önem taşır. Hava sıcaksa veya herhangi bir nedenle fazla terlemişsek su ihtiyacı artar.

    Su vücudun kan yapmasını ve kan dolaşımını sağlar, mukoza dokularını ve cildi nemli tutar, bazı vitaminleri çözer, idrarla böbreklerin temizlenmesine aracı olur, sindirimi düzenler, kabızlığı iyileştirir. Vücutta biriken ödemi atmanın en iyi yolu da su içmektir. Çünkü en iyi idrar söktürücü (diüretik) bizzat suyun kendisidir. Vücudunda su biriken kadınların genellikle yeteri kadar su içmedikleri görülür. Sabahları aç karnına su içilmesi vücuttaki zararlı toksinleri temizler.

     

    Yazının devamı...

    Ramazan'da kilo almamak mümkün mü?

    İftar ve sahurda da sabırlı olmalısınız!

    Tabii oruç tutmak tek boyutlu bir olay değildir. Manevi ve sosyal yönü var, iradeyi sınıyor, insanın özgüvenini artırıyor. Gelgelelim, bu iradeyi iftar ve sahur sırasında da korumak gerek. Dikkat edilmezse, oruç tutmak; kalp ve damar hastalıklarını, diyabeti, mide ve sindirim sorunlarını tetikleyebilir, su ve kas kaybına yol açabilir dolayısıyla sağlığınızın bozulmasıyla sonuçlanabilir. Kilo kaybı ise neredeyse imkansız sayılır.

    Peki kilomuzu ramazan ayında nasıl koruyabiliriz?

    Kilonuzu korumanız mümkündür. Bunun için, yediklerimize çok dikkat etmemiz gerekir. Orucu açtığınızda ilk önce su içmeli, ağır yemeklerden kaçınmalı ve lokmalarınızı iyice çiğneyerek yutmalısınız. Ayrıca yemeklerde katı yağ, unlu-yağlı soslar kullanmamaya, donmuş veya toz haline getirilmiş katkılı yiyeceklerden kaçınmaya özen göstermeliyiz.

    Sağlıklı bir iftar menüsü nasıl olmalıdır!

    İftar için örnek bir menü vermek gerekirse;

    Sahurda ne yapmalıyız?

    Ramazan ayında en fazla sıkıntı yaşadığımız öğün sahurdur. Sahur için genellikle iftardan artan yemekleri tercih ederiz. Bir de gün boyunca acıkacağımız korkusuyla, fazla yemeye çalışırız. Bu kadar yediğimiz yetmezmiş gibi, ardından tekrar yatağa gireriz! Bütün bunlara hiç gerek yoktur. Ne yersek yiyelim, en geç 3-4 saat sonra midemiz boşalacaktır. En iyisi mercimek, yulaf gibi bir tahıl çorbası veya sebze çorbası içip yanında kepekli ekmek yemektir. Tarhana çorbası da olabilir. Yanında birkaç zeytin ve yoğurt yiyebilirsiniz. Bir iki tane kuru erik veya kuru kayısı ile tatlı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

    Sahur için ideal menü kahvaltı olabilir mi?

    Sahur için diğer seçenekte kahvaltı yapmaktır. Örneğin yağsız bir tost ile ayran içebilirsiniz. Veya beyaz peynir, domates-salatalık, bir kaşık zeytinyağı, zeytin ve kepekli ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı edebilirsiniz. Bu saatte sucuk-pastırma-sosis-salam gibi malzemelere yüz vermeyin. İnanın önerdiğim menüler sizi etli dolmadan yada börekten daha tok tutar.

    Ne kadar su içmek gerekir?

    Ayrıca her zaman olduğu gibi, oruç tutarken de su tüketimine dikkat etmeliyiz. İftar ile sahur arasında su bardağını yanımızdan hiç ayırmamalıyız. Sık aralıklarla azar azar su içmeye gayret etmeliyiz. İftarda da, sabah sahura kalktığımızda da, her şeyden önce bir bardak su almalıyız.

    Fiziksel aktivitesiz kilo kontrolü zordur!

    Ramazan boyunca yediklerimize ne kadar dikkat edersek edelim, metabolizma yavaşladığı için kilo alma ihtimali artar. Bu nedenle fiziksel aktivite daha büyük önem kazanır. Günde yarım saatlik tempolu bir yürüyüş bile metabolizmayı canlandırmaya yardımcı olur. Hatta göze alabilirseniz, sahurdan sonra yatağa girmek yerine, yarım saatlik bir yürüyüşe çıkın. İşe gitmeyenler öğlende biraz şekerleme yapabilirler, çalışanlar ise akşamları erken yatarak sabah uykusunu telafi edebilirler. Bir deneyin, çok hoşunuza gideceğine ve kendinizi daha zinde hissedeceğinize eminim.

     

    Yazının devamı...

    Botoks gerçekten mucizevi bir ürün müdür?

    Cümle de ne kadar da güzel vaatler var ve hızlı da… Bu mucize gibi durumu yapan şeyin botoks olduğunu biliyor musunuz?

    Botoks hangi sorunları giderebilir?

    Botoks hangi sorunlara çare değildir?

    Gülme çizgileri denilen, burun kenarından dudağa uzanan (nasolabial) çizgilerde, dudakları ve yanakları dolgunlaştırmada, elmacık kemikleri belirginleştirme de botoks yardımcı olamaz.

    Ufalan, aşağı sarkan dudakları güzelleştiremez,

    Çöken avurtları dolgunlaştıramaz.

    Botoks, dolgu mu demektir?

    Yorgun olduğunuzda sizin de fark ettiğiniz bazı hafif çizgiler belirir, bunlar zamanla derinleşirler. Botoks bu mimikleri kısıtlayarak hem görünümü düzeltir hem de çizgilerin derinleşmesini önler. Botoksun en etkili olduğu yerler, mimikler sonucunda oluşan hareketli çizgilerdir. Bunlar genellikle alında, kaşların arasında ve göz kenarlarında ortaya çıkar. Özellikle alın ve göz çevresindeki çizgilerde çok etkilidir. Mimikler kısıtlandıkça, hem alışkanlıklar değişir hem de kaslar dinlenerek toparlanırlar. Bunun sonucunda kırışıklıklar gerçekten azalır ve botoks ihtiyacı seyrekleşir.

    Dolgular ise zamanla kolajen kaybına bağlı olarak çöküntüye uğrayan, büzülen, cilt altındaki dokuları azalıp boşalan ve sarkan yerleri dolgunlaştırmak için kullanılır.

    Botoks yaptırmak tehlikeli midir?

    Botoks bir bakterinin ürettiği zararlı olmayan zehirdir, her şeyde olduğu gibi sadece yüksek dozlarda zararlı olabilir. Örneğin bunun için de 25-30 şişe (2500-3000 ünite) alınması gerekir. Çünkü bir şişe de sadece 100 ünite bulunur. Kozmetik kullanımında dozaj yaklaşık 50 ünite yani yarım şişedir. Bu miktar tamamen güvenlidir. Birde botoksun felç etkisinden korkulur. Halbuki bu etki tamamen geçicidir. 3-4 ay sonra tamamen kaybolur. Felç sonrasında oluşan kas bozukluklarının düzeltilmesinde, şaşılığın giderilmesinde, sırt ağrılarında kullanımı tıp otoriteleri tarafından onaylanmış bir üründür.

    Yazının devamı...

    Saçın sağlıklı ve bakımlı olmasını sağlayan doğal kürler

    - Saçlarınıza tarz yaratın!

    - Saçınızın ihtiyacı olan besleyici maddeleri sağlayın.

    - Önce kendinizi sonra saçlarınızı susuz bırakmayın!

    Jojoba yağı

    Jojoba yağı, minoksidile doğal bir alternatiftir. Bir çöl bitkisinden yapılan jojoba yağı kafa derisindeki kan dolaşımını düzenleyebilir. Saçlarınızı şampuanladıktan sonra saç derisine birkaç damla yağ damlatın ve masaj yapıp bir gece bekletin. Gözlerinize temas ettirmemeye dikkat edin, eğer herhangi bir tahriş meydana gelirse kullanmayı kesin. Şampuanlamayı sabah yapmanızı öneririm.

    Saw palmetto

    Saç dökülmesine karşı piyasada satılan ilaçların %90’ının ana maddesi saw palmetto’dur. Saw palmetto, erkeklerde DHT (erkek tipi saç dökülmesine de neden olan erkeklik hormonu türevi-dehidrotestosteron) oranlarını düşürerek prostata iyi geldiği bilindiğinden bir saç ilacı olarak da çok tutulmuştur. Prostat rahatsızlıkları ve saç dökülmesi birçok yönden birbiriyle bağlantılı olduğundan saw palmetto birçok herbalist tarafından saç dökülmesine karşı satışa sürülmüştür. Saw palmetto vücudunuzda üretilen DHT oranlarını azaltmaya yardımcı olur. Bu arada, saw palmetto’nun da yan etkileri olduğu bilinmelidir. Anne karnındaki bebeğe zarar verebileceğinden hamile kadınlar saw palmetto’dan uzak durmalıdır. Saw palmetto’nun, nadir de olsa bazı durumlarda kanamalara, idrara çıkmakta zorluğa, prostat şişmesine ve idrarda kanlanmaya yol açtığı bilinmektedir.

    Isırgan otu

    Tazesi ya da kurusu hiç farketmez, ısırganı kaynatıp saçlarınızı o suyla yıkadığınızda göreceksiniz ki parlaklık kazanacak. Ayrıca bir kaç yıkama sonunda istediğiniz etkiyi görmeye başlayacaksınız.

    Çam terebentin yağı

    Çam terebentin yağı tüm aktarlarda satılır. Küçük bir şişede satılan bu yağı yarım litre şampuana ekleyebilirsiniz. Ya da hafta 2 kez saç diplerine uygulayabilirsiniz. Saç uzatma konusunda oldukça etkilidir.

    Sarımsak

    Sarmısak saç uzatmada ve gürleştirmede oldukça etkilidir. Doğal saç uzatma yöntemleri arasında en çok bilinenler arasındadır. Dövdüğünüz yaklaşık 15 diş sarımsağı saç diplerinize yedirin ve bir iki saat kadar bekletin, kokusu kötü olabilir ama etkisi oldukça büyüktür.

    Papatya suyu

    Taze toplanmış ya da kurutulmuş papatyaları kaynatarak suyunu yarım saat saçlarınızda bekletirseniz saçlarınızın rengi canlanır.

    Yumurta ve zeytinyağı karışımı

    Yumurta ve hakiki zeytinyağını karıştırarak bir maske elde edin. Haftada 2 kez bu karışımı saçlarınıza uyguladığınızda hem saçlarınız uzar hem de canlılık kazanır.

    Sağlıklı saçlar için maskeler

    Dökülen saçlar için zerdeçallı maske;

    Karışımı 30 dakika saçın zayıf bölgelerinde beklettikten sonra yıkayın. Ayda 2-3 defa uygulayın.

    Avokadolu bakım maskesi;

    İki malzemeyi iyice karıştırın ve kuru saça uygulayın. Saçınıza bone takın ve sıcak havlu ile destekleyin. Böylece saça daha hızlı etki eder. 10-20 dakika bekledikten sonra şampuanla yıkayıp durulayın. Kuru ve zarar görmüş saçlar için haftada bir defa uygulamaya başlayın. Saç kendine gelince 3 haftada bir defa uygulayın.

     

    Yazının devamı...

    Evde kendi toniğinizi hazırlamak ister misiniz?

    Tonikler gözenekleri sıkıştırır. Aslında gözeneklerin kas yapısı olmadığı için açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ölü doku artıkları, sabun artıkları ve kir, ciltteki gözenekleri tıkayarak açılmasına neden olur. Toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır.

    Tonik seçimi nasıl yapılmalıdır?

    Tonik seçerken dikkatli olmak gerekir. Bazı tonikler alkol içerir. Akneli, genç ve çok yağlı ciltlerde hafif alkollü tonikler tercih edilebilir, ama genelde alkolsüz tonikleri tercih etmek gerekiyor. Kullanımdan sonra hafif bir yanma ve ferahlık hissi oluşur. Bu his kısa sürede etkisini kaybeder. Tonik uyguladıktan sonra cildinizde aşırı yanma, kızarıklık, kuruluk ve kaşıntı meydana geliyorsa kesmelisiniz.

    Tonik cilde nasıl uygulanır?

    Cildinizi temizledikten sonra (jel, sabun veya losyonla) temiz bir makyaj pamuğunu tonikle ıslatın. Çizmeden ve bastırmadan yavaşça cildinizin üzerinde gezdirin. Pamuğun üzerinde makyaj artıkları görürseniz işlemi tekrarlayın. Cildinizin temiz olduğuna eminseniz artık nemlendiricinizi sürebilirsiniz.

    Evde yapabileceğiniz kolay tonik tarifi

    Greyfurtu kabuğuyla beraber küçük küçük doğrayın, maydanozları ince ince kıyın. İkisini beraber suyun içine koyun ve 5 dakika kaynatın. Süzgeçten (ya da tülbentten) geçirdikten sonra şişe içinde buzdolabında saklayın. Bu formül lekeli ciltlerde çok etkilidir.

    Hassas ciltler için tonik tarifi

    Limon çiçeğini ve üzüm çekirdeğini öğütücüde iyice öğüttükten sonra suda kaynatın.

    Ağzını kapatarak 20 dakika demlenmeye bırakın. Süzdükten sonra şişeye doldurup 15 gün boyunca kullanabilirsiniz. Bu karışım buzdolabında saklanabilir. Yorgun bir günün sonunda küvet suyuna eklerseniz rahatlatır ve ferahlık verir.

    Normal ciltler için naneli tonik

    Bütün malzemeyi karıştırıp, oda sıcaklığında 2 saat bekletin. Süzdükten sonra cam kaba koyup tonik olarak kullanabilirsiniz.

    Yağlı ciltlere tonik

    Limonu ve oğul otunu iyice doğradıktan sonra suda kaynatın. Kaynayınca kapağını kapatarak 20 dakika demlenmeye bırakın. Süzdükten sonra soğutun ve maden suyunu ekleyin. 7 günlük toniğiniz hazır.

     

    Yazının devamı...