• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Anadolu’nun DNA’sı YÖREX

    YÖREX, bu yıl 20 Ekim’de ziyarete açıldı. Biz de YÖREX heyecanına ortak olmak için oradaydık. Birkaç saat içerisinde Edirne’den Kars’a, Diyarbakır’dan Trabzon’a, İzmir’den Gaziantepe Anadolu’nun her şehrini, bu şehirlerden gelen yöresel ürünleri gördük, tattık, dokunduk. YÖREX’teki ziyaretçilerle konuştuğumuzda “Memleket hasretimi gidermeye geldim” diyeni de var, özel yöresel ürünlerden almak için geleni de...

    Fuarın fikir babası, mimarı Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ile konuştuğumuzda hedefinin henüz yarısında olduğunu söylüyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir medeniyetler zenginliğini ekonomiye kazandırmak, ardından da yurtdışı pazarına açmak Çandır’ın en büyük hedefi.

    YÖREX harikalar yaratan bir organizasyon. 2010’da ilki düzenlendikten sonra hem yöresel ürünler hem de coğrafi işaret farkındalığı arttı. Coğrafi işaret tescilli yöresel ürün sayısı 12 yılda 109’dan 921’e, coğrafi işaret için başvuru sayısı 160’dan 723’e çıktı. Avrupa Birliği’nde 7 yöresel ürünümüz tescillenirken, 24 ürünümüzün tescil işlemleri devam ediyor. Bu arada TOBB’u da tebrik etmek lazım. Yöresel ürünlere alınan coğrafi işaretlerin yüzde 40’ını oda borsalar tescillemiş.

    YÖREX’in 11’inci yılında 76 ilden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yüzlerce yöresel ürün buluştu. 113 oda ve borsa, 16 kalkınma ajansı, 83’ü kadın kooperatifi olmak üzere YÖREX bu yıl toplam 650’nin üzerinde katılımcı ile ziyaretçinin karşısına çıktı.

    TROPİKAL ÜRETİMİ

    Tropikal meyvelerin Antalya YÖREX Fuarı’nda ilk kez bu kadar ilgi görmesi ilginçti. Üretim miktarının artması da dikkat çekti. Ne var ki tropikal meyve üretiminin artması aslında iklim değişikliğinin bir göstergesi.

    Dünyadaki coğrafi işaretli ürünler pazarının büyüklüğünün 200 milyar dolar olduğunu öğrendik. Ne yazık ki Türkiye bunun yüzde 1’ini dahi alamıyor. Eğer coğrafi işaretli ürün pazarını büyütürsek, bundan 20 milyar dolarlık bir ihracat kapasitesine ulaşabileceğimiz ileri sürülüyor. Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayımızın 927’ye ulaşmış. Tabii bu rakamlarla bu gelirlere ulaşabilir miyiz? Asıl sorgulanması gereken konu bu.

    100’e yakın çiftçinin ürettiği avokado, mango, kivi, çarkıfelek, papaya, ejder meyvesi, pitaya ve guava gibi 80’i aşan tropikal meyve çeşidi fuarda sergilendi. Gazipaşa, Alanya ve Manavgat’ta tropikal meyve üreten Mustafa Ezici, bölgede artık Kolombiya ve Mısır’dan getirilen ziraat mühendislerinin çalıştırılmaya başlandığını söyledi.

    Alaşehir, üzümün başkenti. Üzüm ihracatının yüzde 80’ini Alaşehir sultaniye üzümünü oluşturuyor.

    Bu kazancın önderliğini kadınlar yapıyor. Yeni coğrafi işareti alan Sultaniye asma yaprağı fuarda tanıtıldı. Ayrıca Alaşehir standı, yaş üzümden yapılan üzüm salkımı ile dikkat çekti. Kuraklık ve yangınlara karşın bal üretiminin birçok standı var idi.

    Manisa Kırkağaç ilçesinden Cahit Uslu, Kırkağaç kavununun üretim maliyetinden dolayı ekiminin azaldığını, bu nedenle ek gelir için kavundan reçel, marmelat ve pekmez üretmeye başladıklarını anlattı. Kırkağaç kavununun da coğrafi işaret aldığını belirtelim.

    ORTAM NEMİ ÖNEMLİ

    ORTAMINIZI sıcak ve havadar tutun. Ortam nemi çok önemli. Kuru hava virüse davetiye. Buhar makinesi pahalı ise kalorifer petekleri üzerine metal kaplara su koyun. İyon dengesi, bol su. Boğazınız kurumasın. Burun da öyle. Hikmet GEÇKİL

    AKDOĞAN, SADDAM’LA SON SÖYLEŞİYİ YAPMIŞTI

    GAZETECİ-yazar Lütfü Akdoğan abimizi kaybettik. Yeni Sabah, Tercüman, Akşam ve Yeni İstanbul gazetelerinde çalıştı. Kasım Gülek’le Tanin Gazetesi’ni çıkardı. Tercüman’ın uzun yıllar Beyrut muhabirliğini sürdürdü. İsrail-Arap savaşlarında savaş muhabirliği yaptı.

    Arap dünyası için önemli bir gazeteciydi. Paris’te ve Cenevre’de yaşadı.

    1965-69 döneminde AP’den Konya milletvekilliği yaptı.

    Hataylı olan Lütfü Abi’mizin, Saddam’la yaptığı röportajı Hürriyet’te yayınlandı ve dünyada yankı uyandırdı. Kitaplarından bazıları şu isimleri taşıyordu: ‘Efsane Cengo’, ‘Geleceğin Yüzyılı’, ‘Türkiye Nereye’...

    En önemlisi de ‘Krallar ve Başkanlarla 50 Yıl’.

    Tüm genç meslektaşlarına örnek teşkil eden Lütfü Akdoğan 91 yaşındaydı. Cenazesi bugün Zincirlikuyu’dan kaldırılacak.

    MUĞLA İLÇELERİ ÜRETİMDE ÖNCÜ

    MUĞLA, Milas, Fethiye, Marmaris ve Bodrum ilçe Ticaret ve Sanayi Odalarının coğrafi işaretli ürünleri, çarşamba başlayıp pazar günü sona erecek YÖREX Fuarı’nın en çok ilgi gören stantları oldu.

    Fethiye’nin coğrafi işaretlerinden olan Seydiler kilimi, Kaya inciri, çifte kavrulmuş Fethiye tahini, Üzümlü Dastarı (Şal) ve Kaya halısı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği ürünler arasında yer aldı. Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Çıralı, tahin için de AB’ye coğrafi işaret tescili için başvuracaklarını söyledi.

    Milas’ın el emeği göz nuru halıları da fuarda yer aldı.

    Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer, Memecik zeytinyağının Türkiye’nin ilk ve tek AB coğrafi işaret tescili zeytinyağı olduğunu ve bunun gururunu yaşadıklarını söyledi.

    İNSAFLI OLUN

    AKP’li bazı arkadaşlar geçinmeyi sadece karın doyurmak sayıyor. Günlük beşeri ihtiyaçları yazmıyorlar. Ev kirası, doğalgaz, su elektrik, internet, mutfak masrafı, yol masrafı, giyim kuşam masrafı... Yahu biz de insanız be kardeşim. Azıcık insaflı olun zam yaparken. Erdal YILMAZ

    MESAJ PANOSU

    DIŞİŞLERİ Bakanlığı sözcüsü Tanju Bilgiç’ten F35 açıklaması: “Ya vaat edilen uçakları alacağız ya paramızı geri verecekler.

    Yazının devamı...

    Deniz Baykal haklı çıkmaya devam ediyor

    Aslında, Beşiktaş İlçe Başkanı Sebahattin Öztürk, Ulus’taki bir arsanın imar takibi için vekâlet almıştı. Beşiktaş ve İBB imar komisyonlarına seçilen bir başkan nasıl muamelecilik yapabilirdi? Nitekim bu olay partide büyük yankı uyandırdı. 13 Ekim 2021’de ünlü dosya İBB Genel Kurulu’na gönderildi. Ancak bir sorun vardı; CHP İmar Komisyonu üyeleri ve M. Sedat Özkan (12 yıldır komisyon üyesi tecrübeli, ayrıca Küçükçekmece’de Belediye Başkan Yardımcısı), Erkan Erdoğan, Sebahattin Öztürk (vekâleti alan) kendi dosyasına şerh yazdı; ‘muhalefet şerhi’nde şöyle denildi:

    “1/5000 ölçekli Nazım İmar Plan kararlarına katılmadığımızdan...” Yani özetle ‘Yani bu rant planıdır, CHP grubu olarak ortak olmak istemiyoruz.’ Aradan bir gün geçtikten sonra CHP komisyon üyeleri şerhlerini geri çekiyorlar. O rapor oy birliğiyle meclisten geçiyor.

    Ancak ‘rant’ın perde arkası var: AKP Grubu şerh ile meclis gündemine gelen raporu geçirmeyeceklerini, ancak şerh kaldırılırsa oy vereceklerini söylediler. Nitekim öyle de oldu. CHP Grubu’nda ise bizzat Canan Kaftancıoğlu’nun görevlendirdiği İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP Grubu’na gelerek şerhin kaldırılmasını istedi. Bir gün önce CHP Grup Başkan Vekili Doğan Subaşı şerhli raporu oylattı, bir gün sonra aynı Doğan Subaşı şerhin kaldırılmasını savundu. Halbuki Doğan Subaşı’nın bir önceki dönem CHP imar kriterlerini belirten metinde imzası var; bu rapor kriterlere de uymuyor. Kaldı ki bu kriterler Murat Karayalçın döneminde il kongresinde il delegeleri tarafından onaylanmıştı.

    Rant olunca hiçbir kriter kalmaz. Bu arada bir not, Ekrem İmamoğlu’nun Elazığ gezisinde ‘muameleci’ Sebahattin Öztürk’ün yanında yer alması dikkat çekti.

    GÜNÜN SÖZÜ

    “EN kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiğinin gerçek olduğuna inanır.” Dimosthenis

    Şirket kuruluyor, kanunu sonra Meclis’e getiriliyor
    KİM KİMİ KANDIRIYOR

    TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni sert bir dille eleştiren CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan diyor ki:

    “Kanun teklifinde amaç ihracatçıya finansman sağlamak deniyor. Ama içeriğe geldiğimizde ise yine torba süslü bir paket halinde önümüze getirilmiş. Teklifle bir şirket kuruluyor. Aslında bu şirket çoktan kurulmuş, İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi’nin ana sözleşmesi 13 Ekim 2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanmış durumda. Yani şirket önce kuruluyor sonra Meclis’e deniyor ki ‘Hadi sen bu şirketi yasallaştır.’ Şirketin kayıtlı sermaye tavanı 50 milyon TL. Şirketin başlangıç sermayesi 10 milyon TL. Peki kim ortak bu şirkete? Türkiye İhracatçılar Meclisi yüzde 5, Türk Eximbank yüzde 5 hisseye sahip. Şirketin Yönetim Kurulu üyelerine baktığımızda TİM’in başkanı İsmail Gülle, Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, hem Eximbank’ta hem şirkette yönetim kurulu üyesi. Eximbank’ın Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Ali Güney, İhracat Genel Müdürü Özgür Volkan Ağar, bu şirketin de yönetim kurulunda. Birine en az 2 ücret ödeneceği yasa ile garanti altına alınıyor.”

    OPERA BİNASI KORUMA ALTINDA

    ‘MANSUR Yavaş AOÇ’den sonra Opera Binası’nı da kurtarabilir’ (15 Ekim 2021) yazısına ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanı Bekir Ödemiş şu yanıtı gönderdi:

    “Devlet Opera ve Bakanlık Binası Maliye Hazinesi mülkiyetinde olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsislidir. Anılan yapı, korunması gerekli Kültür Varlığı olarak tescillenerek koruma altına alınan yapılardandır. Devlet Opera ve Bakanlık Binası’nın restorasyonları Bakanlık’ça yapılmış olup, söz konusu yapının satışına ilişkin herhangi bir işlem yürütüldüğü bilgisine ulaşılamamıştır. Olası herhangi bir satış konusunda belediyemizin bu konuda gerekli işlemleri yapacağından şüphe duyulmamasını bilgilerinize sunarız.”

    DANIŞTAY’A BAŞVURDULAR

    ANAYASA’ya göre ve AYM Başkanı’nın söylediği üzere, ülkemizde üniversiteler özerk olması gereken kurumlardır. Dolayısıyla üniversiteden görüş almadan rektör atanması Anayasa’ya aykırıdır. Yüzden fazla Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni atamanın iptali için Danıştay’a resmi başvuru yaptı. Emre UĞUR

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    ANTALYA Büyükşehir Belediyesi’nin, terk edilmiş tarım arazilerini üretime kazandırmak için geçen yıl başlattığı çiftçiye ata tohumu hibe desteğine bu yıl da devam edeceğini; ‘Tohum bizden, üretim sizden’ sloganıyla başlatılan hibe desteğinden faydalanmak isteyen vatandaşların 28 Ekim tarihine kadar ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunabileceğini...

    AVCILAR Belediyesi’nin düzenlediği ‘Uluslararası Avcılar Kent ve Tarih Sempozyumu’nun bügün ve yarın Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde yapılacağını...

    OKUYUNUZ

    ENİS Batur ‘Denemek Sapmak-Çekmeceler Kitabı: II’ (Sel),

    Aslıhan Dağıstanlı Aysev ‘Cesur Kızlara Yol Arkadaşları 2: Asla Pes Etmeyenler’ (Nemesis),

    Mustafa H. Öztürk ‘Zatonya-Kayıp Defterin Sırrı’ (Epsilon),

    Mustafa Açıkgöz ‘Menajer: Transferin Gizli Yüzü’ (Nemesis),

    Zeynep Alpaslan ‘Kaktüs Çiçekleri’ (Redhouse Kidz-SEV),

    Şeyma Ünal ‘O Zaman Gerçeği Nasıl Öğreneceğiz’ (Küsurat),

    Bérengère Cournut ‘Taştan ve Kemikten’ (Can Çağdaş),

    Mavisel Yener ‘Türkiye’yi Gezen Mavi Balonlu Öyküler’
    (Redhouse Kidz-SEV).

    MESAJ PANOSU

    TRAKYA Bölgesi’nin yaşayan en büyük duayen gazetecisi ve öğretmeni Feyzullah Aktan, 1962’den beri çıkardığı ‘Önder Gazetesi’nin arşivini, yeni oluşturulmakta olan Keşan Kent Müzesi’ne bağışladı.

    5.ÇERKEZKÖY Endüstriyel Fuarı (ÇEF), Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası ile Trakya Kalkınma Ajansı işbirliğinde 24-27 Ekim tarihlerinde açılacak.

    Yazının devamı...

    ‘Sizin oraların nesi meşhur’

    Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te 81 ilden yüzlerce yöresel ürünün geleceğini söyledi. Çandır, 11’inci YÖREX’e 113 oda-borsa, 16 kalkınma ajansı, valilik, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan oluşan 650’ye yakın katılımcının yer alacağını kaydederken, “91 kadın kooperatifimiz YÖREX’e yerini alacak” dedi.

    “Sizin oraların nesi meşhur?” sloganıyla düzenledikleri YÖREX’e bu yıl ilginin yoğun olduğunu vurgulayan Çandır, “YÖREX Anadolu’dur. Kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı kültürlerin, yöresel ürünlerin buluşma noktasıdır. 12 yıl önce attığımız maya tuttu. YÖREX, Antalya’yı aştı, Türkiye’nin markası haline geldi” diye konuştu. Çandır, Erzurum oltu taşından Mersin cezeryesine, Bursa çakısından Aydın incirine, Kars kaşarından, Denizli buldan bezine, İzmit pişmaniyesinden Manavgat susamına, Bafra pidesinden Kayseri mantısına, Antep baklavasından Malatya kayısısına yüzlerce ürünün YÖREX’te ziyaretçiyi beklediğini kaydetti.

    YÖREX’te TOBB’un desteğiyle yerel üretici ve firmalara ulusal market zincirleriyle yüz yüze görüşme imkânı sağlayacaklarını belirten Çandır, YÖREX’te uluslararası karşılığı bulunan 10 farklı zincir market ve restoranın yer alacağını söyledi. YÖREX kapsamında 21 Ekim Perşembe günü ATB ve YÜCİTA işbirliğiyle ‘Coğrafi İşaretler YÖREX Buluşması’ da gerçekleştirilecek.

    TARİHİ DEĞİŞTİREN İŞLERE İMZA ATTI
    Ne dediler

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce ziyaret ettiği BAYKAR tesislerinin Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Bayraktar’ın (72) vefatı üzerine ortak bir akademisyen dostu vasıtasıyla aileye başsağlığı mesajı gönderdi; ayrıca cenazede çelengi yer aldı.

    Milli Teknoloji Hamlesi idealinin ve milli SİHA’ların öncü ismi Özdemir Bayraktar, İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı. Özdemir’in cenazesini küçük oğlu Ahmet Bayraktar yıkadı. Fatih Camisi’nde cenaze namazında, ardından “Garipçe”de defin işleminde büyük kalabalıklar vardı.

    Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir “Büyük bir değeri kaybettik ama bıraktığı azim ve kararlılık, bir şeyin nasıl yapılacağının azmi ve yılmazlığın temsilcisi, önderi oldu.”

    TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal: “Kendisi belki savunma sanayisinde örnek oldu ama şu an oluşturduğu etki tüm teknolojilere emsal niteliğinde.”

    MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı: “Yakın tarihimizi değiştiren işlere imza attı. Merhum Başbakanımız Necmettin Erbakan hocamızla olan bir diyaloğundan bahsetmişti, çok etkilenmiştim.”

    KALE Grubu Başkan Yardımcısı Osman Okyay: “Rahmetlinin en önemli özelliği; kul hakkından çok korkardı. Kılı 40 bin yaran bir insandı. 10 sene ortaklık yaptık, hiçbir zaman kendi hakkını savunmadı, hep ortağının hakkını savundu. Başı darda olan herkese, elinde ne var ne yok bakmadan yardıma koşardı.”

    GÜNÜN SÖZÜ

    “SADECE ülkemizde değil, tüm dünyada enflasyonist bir döneme girildiği ortadadır. Dünyada gıda fiyatlarında bir artış varken, ülkemizin bu durumun dışında kalması mümkün değildir. Organize perakende enflasyonla mücadelede kilit rol oynamaktadır.”

    BİM İcra Kurulu üyesi Galip AYKAÇ

    ÖZDEMİR BAYRAKTAR’IN TRAKYA HAYALİ

    TÜRKİYE üzgün; bir vizyoner vatandaşını kaybetti. Doğum yeri olan Sarıyer’in Garipçe Köyü’nde dün toprağa verdiğimiz Özdemir Bayraktar, bir ‘milli sanayici’ydi. Eğer bugün Türkiye, insansız hava araçlarında dünyanın sayılı birkaç ülkesinden biriyse, dünyanın en anlı şanlı gazeteleri onun şirketinden gıpta ile söz ediyorsa bu onun vizyonu sayesinde oldu. Hemşehrimiz gazeteci Yalçın Bayer’in onun nasıl değerli bir insanı kaybettiğimizi anlamak için yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

    Benim de geç tanıdığım ama çabucak dost olduğumuz rahmetli Özdemir Bey’i anlatmak kolay değil. Dünya edebiyatının temel taşlarından Johann Wolfgang von Goethe ‘Sözler yürekten gelmiyorsa pek etkisi olmaz’ demiş. Rahmetli ile buluştuğumuz zaman sözleri onun yüreğinin en derin yerinden gelirdi. Çünkü o ülkesi için çırpınan biriydi. Hep ‘Şunu da kendimiz yapmamız lazım, bunu da kendimiz yapmamız lazım’ diyerek projeleri sıralardı. Hani derler ya ‘Sevdiği işi yapanın enerjisi hiç tükenmez’, onunki de böyle bir şeydi.

    Karabağ Savaşı’yla birlikte dünya harp doktrinini değiştiren İHA’ları, SİHA’ları ilk kez Sinop Havaalanı’nda görücüye çıkarmıştı askerlere. Yaşadığı zorlukları Bayer’in yazısında okuyabilirsiniz. Bu yüzden o hep Trakya’da özel bir havaalanı kurmaktan söz ederdi. Bize “Mehmet, sen şöyle Trakya’yı bir dolaş” deyip takılırdı sohbetlerde.

    BAYKAR Grubu, Keşandaki askeri alanı kullanıyordu ama pist uzunluğu SİHA’ların tam yüklü kalkışına kifayet etmiyordu. Nihayet sonunda üç bin metre pisti ile Tekirdağ Çorlu Havalimanı, BAYKAR firmasının merkez test üssü oldu. Özdemir Bayraktar da Trakya’daki alan hayaline kavuşmuş oldu. Oğulları Haluk, Selçuk ve Ahmet şimdi onun izinden gidiyorlar. Kabrinde sen rahat uyu Özdemir Bayraktar.

    Mehmet DİKTAŞ

    BİR GAZETECİLİK KURALI

    TÜRK basınını ilk kez dış haberler kavramı ile tanıştıran, 1 Ekim 1954’ten bu yana hiç durmadan Milliyet okuyucuları için üreten duayen gazeteci Sami Kohen (93) önceki gece bizlere veda etti. Abdi İpekçi ekibinden kalan son gazeteciydi. Türk basınında en uzun yazarlık yapan gazeteciler arasında yer aldı. Anılarını 2007 yılında “Sami Kohen Dünyanın Yazısı” adı altında bir kitap olarak yayınladı.

    Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı, Demirören Medya İnsan Kaynakları Grup Başkanı Elif Karacaoğlu dün Kohen için şu açıklamayı yaptılar:

    “Dışişleri Bakanlığı Üstün Hizmet Beratı sahibi, herkesin ve her kesimin Sami Ağabeyi geride hepsi ayrı ayrı ders niteliğinde makaleler, röportajlar, kitaplar bırakarak ama en çok da ‘Bir ömür nasıl geçirilmeli?’ sorusuna ‘Hep üreterek’ diye şaşmaz bir yanıt vererek aramızdan ayrıldı. Hepimizin başı sağ olsun. Cenazesini bugün DMC binasından saat 14.00’te, yarın da saat 13.30’da Neve Şalom Sinagogu’ndan uğurlayacağız.”

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    İYİ Parti’nin yeni ekonomi kurmayının ABD Wharton Üniversitesi finans bölümünden Prof. Dr. Bilge Yılmaz’ın görevlendirildiğini...

    MEMLEKET Partisi lideri Muharrem İnce’nin, “İkinci turda Kılıçdaroğlu olursa onu desteklerim” dediğini...

    CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in, Adana Hafif Raylı Sistem Projesi nedeniyle Adanalıların gelirinin büyük bölümünün ipotek altında olduğunu söylediğini ve Cumhurbaşkanına ‘Raylı sistemi onayla’ çağrısı yaptığını...

    Yazının devamı...

    ‘Çevremiz casus dolu’

    Öğrenim süresince matematik derslerinden hep 9-10 alırken, kerrat cetvelini ezbere bilmediğini söylüyor gülerek. 60 yaşında ve dinç. Çoğunlukla atölyesinde/fabrikasında yatıyor, kalktığında ürettiklerini hemen görsün diye. Üniversiteden mezun olduktan sonra Makine Fakültesi’nde ‘hocaların hocası’ diye bilinen Prof. İsmail Hakkı Öz’ün ABD’deki Prof. Mehmet Öz’ün amcası asistanlığını yapıyor. Çok şey öğreniyor kendisinden. Bunun sonucunda Turgut Özal’ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü özel sektörün Burdur’da kurduğu Burtrak traktör fabrikasının kuruluş aşamasında görev alıyor Bayraktar. Genel Müdür Yardımcılığı’na getiriliyor. Burtrak, Japonlarla lisans anlaşması sonucu kurulan önemli bir tesis. Bayraktar daha sonra Sapanca’da ilk motor sekmanları ve silindir gömlekleri üreten İstanbul Sekman’ın kuruluşunda yer alıyor.

    MİLLİ SANAYİCİ

    Onun sevdası otomotiv sektörü ya. “Baykar Makina A.Ş.” adlı şirketini kuruyor. Türkiye’de yapılamayan kritik parçaları üretmeye başlıyor. Yıl 1970’lerin sonu, 80’lerin başı. Döviz sıkıntısı var. Otomotiv sanayisinin birçok önemli parçasının dizaynı ve üretiminin öncüsü oluyor; direksiyon kutusu, hidrolik pompa, fren silindiri gibi. Bayraktar bunları ortaya çıkardıkça arkadaşları kendisine ‘milli sanayici’ sıfatını takıyorlar.

    Tornanın başına geçen kişinin bir daha ondan ayrılmadığını, demir ve çelikle yatıp kalktığını çok gözlemişizdir. ‘Demirden adam’ yapmayı hedeflerler hep. Bayraktar da bunlardan biri.

    Bir fakülte arkadaşı “Biz eğlenirken, Bayraktar talaş kaldırırdı” diye konuşurken, onun Türkiye’nin çok önemli bir mühendisi olduğunu söylüyor.

    İKİTELLİ’DE BÜYÜK ATÖLYE

    İkitelli‘de ilk insansız uçak ürettikleri ‘Büyük Atölye’nin duvarında Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözü yer alıyor.

    İçerde 20’ye yakın genç mühendis çalışıyor. Çoğu bilgisayarcı-elektronikçi. Bayraktarlar, hep birlikte çalışıyorlar. “Ülkemiz için insansız uçağı ilk yapan bizler olmalıyız çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var.”

    “Biz ülke olarak bugüne kadar havacılık konusunda birçok fırsatı kaçırdık. Osmanlı döneminde Lagari Hasan Paşa, Hazerfen Ahmet Çelebi; Cumhuriyet döneminde de Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ. Çalışmalar sonunda hep hezimete uğramış, Türkiye için kayıp olmuş.”

    “Güçlü ordu, güçlü Türkiye” diyor çünkü kendisi tam bağımsızlıkçı çünkü 1968 kuşağından...

    KARBON FİBER TEKNOLOJİSİ

    İnsansız uçakların üretiminde, yüksek teknolojili karbon fiber, elektronik, mekanik uçak mühendisliği konularında ciddi mesafe alınmış. En önemlisini de yazılımlarını kendileri yapmış. Baba da eski lisanslı bir pilot ve mühendis olarak insansız uçağın dizaynını ortaya koymuş. Önce mini ‘İHA’, ardından da ‘mini helikopter’ ve son olarak da ‘Çaldıran’ ve ‘Malazgirt’. Hani, Sinop’ta ‘deneme uçuşları’ yaparken, kontrolsüz olarak Erfelek ilçesi sınırlarındaki ormana iniş yapan 9 metre kanat açıklığındaki ilk milli İHA...

    2009 haziranda deneme uçuşları yapılıyor. 18 bin feete kadar çıkılıyordu. Milli Savunma Bakanlığı ve TSK yetkilileri huzurunda Sinop Havalimanı’nda yapılan detaylı teknik sunum ve deneme uçuşunda zorunlu iniş için şu bilgi veriliyor “Baykar Makina A.Ş.”den:

    “... Deneme uçuşu esnasında tırmanışta olan hava aracının gereksiz daha hızlı tırmanış talebi üzerine otomatik pilot uçuş ayarlarında yapılan bir değişiklik sonucunda havada tutunma kaybı durumu oluşarak, 18.000 feet irtifayı hedefleyen hava aracı 17.700 feet irtifada kaza yaşanmıştır.

    Ülkemizin İHA teknolojilerinde tam bağımsızlık ve dünya liderliği hedefine ulaşana kadar çalışmalarımız tüm varlığımızla durmaksızın devam edecektir.”

    PİLOTLAR YERİNE ROBOTLAR SAVAŞACAK

    Bayraktar için daha sonraki yıllarda ‘İkitelli’ dönemi başlıyor.

    Peki, insansız uçak projesi nereden çıktı? Bayraktar, çocuklarını (Haluk, Selçuk ve Ahmet) daha küçükken ‘matematik’ kafasıyla yetiştirmiş, evdeki sohbetleri hep makine ve elektronik konuları üzerinde odaklıymış.

    Üç oğlu var, iyi üniversitelerde okutmuş. İki işletmeci oğlunun yanı sıra biri de Amerika‘da MIT’de ‘insansız hava araçları’ üzerinde okumuş, doktorasını yapmış.

    Bugün üç kardeş babalarıyla bir güç oluşturmuşlar. Gerçekten Türk harp sanayisi için önemli bir ‘kadro’ sayılıyorlar. Uçak sanayisinin geleceğinin ‘insansız uçaklarda’ ve ‘robotik sistemler’ üzerine görüp bu konudaki projelere yoğunlaşmışlar.

    Bayraktar’ın ağzından söz almak çok zordu. “Bu konularda bizimle çok emek veren arkadaşlarım, dostlarım var. Onları bir yana iterek öne çıkmak istemem.” Çocukları için söyledikleri şöyle:

    “Çocuklarım, daha ilkokuldayken kesme şeker kutusundan dört transistörlü radyo ve alıcı-verici elektronik cihazlar yapabiliyorlardı. Bizim evde sökülmemiş, dağıtılmamış elektronik alet olmazdı.”

    Neden insansız uçak?

    Artık havada savaşan pilot olmayacak, robotlar savaşacak.

    12 YIL SONRASI

    YUKARIDA anlattıklarım, Özdemir hakkında 12 yıl önce yazdığım yazı. 3 Ekim 2009’da Hürriyet’te yayınlanan yazımı okurken şaşırmamak elde değil. Nereden nereye gelinmiş... O yıllardan bugünlere ne kadar gelişme göstermişler, insansız uçak için neler üretmişler, dünyanın da takdir ettiği büyük bir başarı.

    Milli SİHA’ların öncü ismi olmuş, baba-oğullar. Özdemir Bey zaman zaman Hürriyet’e gelir, arkadaşlarımızla yemek yer, birlikte doyumsuz sohbetler yapardık. Emin olun bazıları gece yarısına kadar sürer, kendisini dinleyen gençler masadan kalkmak istemezlerdi. O yaşamını SİHA’lara vakfetmişti. Orta Asya’dan (Buhara) Karadeniz’e (Sürmene) nasıl geldiklerini, 90 yıl önce Sarıyer’e nasıl yerleştiklerini, Kabataş Lisesi’ndeki anılarını, Erbakan’a olan mühendislik hayranlığını anlatırdı. Milli Teknoloji hamlesi idealinin mimarlarından olan dostumuz Bayraktar, yürüttüğü tüm projelerde hayatı boyunca hak bildiği değerlerden en ufak bir taviz vermedi. “Kalite detaydadır” anlayışıyla titiz şekilde çalıştığını yakından biliriz. İnsani anlayışı yüksek bir dostumuzdur. Çok yardımseverdi, örneğin hasta iseniz bir gün doktor arkadaşıyla size gelebilir.

    Evet... Özdemir Bey, askerlerimizi çok sever, Amerika’nın attığı kazıkları da bilirdi. Güneydoğu’da askerlerimize teknik katkıda bulunurken bunları bize acı duyarak anlatmıştır. Bir sözünü hiç unutmayınız:

    “Etrafımızda çok yabancı ülkenin casusları var, bizi dikkatle izliyorlar.”

    BAYRAKTAR’IN SÖZLERİ

    Osmanlı fethettiği topraklardan gençleri alır, yetiştirir, sonra yeniçeri yapardı. Amerika şimdi bize yetiştirtiyor, tam iş yapacakları zaman gençlerimiz gidip oraya hizmet ediyor.

    Nefsin izzeti yoktur ancak yaptığın işin vardır.

    Ateşe dayanabildiğin ölçüde harmana girersin.

    Yığınakta yapılan hata, savaşın sonuna kadar devam eder.

    (Selçuk Bayraktar’ın bir röportajında, “Akıncı’nın tasarımı babama ait“ demesi, bu teknolojinin nasıl bir sevda olduğunu gösteriyor.)

    AYNI DİLİ KONUŞUYORDUK

    TÜRKİYE’nin başı sağ olsun. BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı dostumuz, büyük insan Özdemir Bayraktar’ı kaybettik. 72 yaşındaydı. Dostların ardından yazı yazmak kolay değildir. Geç tanıdım. Çorlu’nun köklü sanayicilerinden aile dostu Mehmet Diktaş tanıştırmıştı. Kısa zamanda aynı dili konuştuğumuzu anladık. Ben de o da makine mühendisleriydik. İTÜ ve ODTÜ’den. İstanbul’da buluşunca sohbetlerimiz döner dolaşır hep mühendislik, statik kanat hesapları, rüzgâr tüneli gibi konulara gelirdi. ‘Söyle bakalım bir kuvvet buraya basarsa moment nasıl olur?‘ diye başlayan sohbet adeta üniversitede derse dönerdi. Etrafımızdakiler de merakla izlerdi.

    Milli teknoloji hamlesinin İHA’ların, SİHA’ların öncüsü, fikir babasıydı. Ankara’da koltuğu altında dosya ile siyasetçileri, bakanlıkları dolaşıp teknoloji hamlesini anlatmak için nasıl çırpındığından da söz ederdi. Mütevazıydı. En son İstanbul’a geldiğimde yine buluştuk. Gazeteci dostum Yalçın Bayer’in de katıldığı sohbetimiz insansız uçaklar, motorlar, denizaltılardı. Bitmez tükenmez bir enerjiyle geleceğin teknolojisine odaklanmış bir teknik adam, bir vizyonerdi. Türkiye onu erken kaybetti ama üç evladı Haluk, Selçuk ve Ahmet onun ideallerinden asla vazgeçmeden babalarının izinden yürüyeceklerine eminim. Halit ÇELİKBUDAK

    HİÇ ‘AMAN’ DEMEDİ, PES ETMEDİ

    BUGÜN 18 Ekim, yılgınlık nedir, yorgunluk nedir bilmeyen bir mühendisi daha kaybetti ülkemiz. Makine mühendisi Özdemir Bayraktar’ı Allah’a ısmarladık, uğurlar olsun, kabri nur dolsun. Dik duruşlu, kemikli ve yürekli bir arkadaşımızdı. İnandıklarından ödün vermedi, baskılara ve ‘hasır altı’ tekliflere boyun eğmedi, helal kazancına haram sokmadı. Dağda şehit olan evlatlarımız için ağlayan gözlerini şimdi hayata yumdu. Aman demedi, pes etmedi, doğrularından taviz vermedi. Yalçın KOÇAK

    Yazının devamı...

    Yine Karacasöğüt rezaleti!

    Geçenlerde Gökova’nın, içinde Okluk’u da barındıran en güzel ve antik zenginliğe sahip köyü ‘Karacasöğüt’teki iskele büyütme operasyonunu yazdım. Bekledim ki resmi bir sorumlu çıksın, bu faciayı önlesin ve Allah’ın özene bezene yarattığı bu şirin beldeye sahip çıksın. Çıksın çünkü, sadece doğa tahrip edilmiyor burada, yasalar da hiçe sayılıyor, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen demir kazıklar antik kentin böğrüne saplanmaya devam ediyor.

    Özetle...

    Karacasöğüt’ün o muhteşem koyunu koruyalım. Ayrıca koyu yeni baştan disipline edelim. Mevcut 40-50 teknelik bağlama yerini büyütmeyelim. Onun dışında özel teknelerin ağaçlara bağlanmasına, koyun ortasına demirleyip trafiği engellemesine mani olalım. Bu arada balıkçılarımızı da düşünelim, onların kayıklarının bağlanabileceği 10 teknelik bir yeri planlayalım. Gerisine dokunmayalım. Bu düzenlemeyi Muğla Büyükşehir Belediyesi mi, Marmaris Belediyesi mi yapmalı ve gelirini köy muhtarlığına mı bırakmalı? Bir şeyler yapmak lazım, hem de zaman kaybetmeden...”

    UNUTMA

    “NE mutlu Türk olana” denmemiş ki, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ denilmiş ve bir ulus yaratılmış. Kendini bu ülke vatandaşı sayanlar, T.C. kanunlarına vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar kökeni ne olursa olsun Türk’tür.  Ufuk SÖYLEMEZ

    MANSUR YAVAŞ AOÇ’DEN SONRA OPERA BİNASI’NI DA KURTARABİLİR

    AVRUPA ADD Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan, ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yazıyor:

    “Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra yapılan başarılan eserlerden birisi de 1933’te “Sergi Sarayı” olarak inşa edilen binadır. 1948’de “Opera Binası”na dönüştürülerek kesintisiz hizmet sunan ve de bulunduğu semte adını veren bu önemli yapının satışa çıkarıldığı haberleri gelmektedir.

    Konuya ilişkin olarak sizden bir dileğimiz var:

    “Atatürk Orman Çiftliği”ni kiralayarak rantçıların elinden nasıl kurtardıysanız, Devlet Opera ve Bale Binası’nı da, rantçıların eline geçmemesi için kurtarmanızı ve opera, bale, tiyatro gibi sanat dalları için sanatçılarımıza ve sanatsever Ankaralılara hizmet vermesini güvence altına almanızı özellikle diliyoruz.”

    BULGARİSTAN 3. KEZ SEÇİME GİDİYOR

    BULGARİSTAN 2021 yılı içinde üçüncü kez sandık başına gidecek. Çifte vatandaşlığı bulunan soydaşlar da 14 Kasım tarihinde yeniden oy kullanacak. Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin (HÖH) bazı üyeleri son seçimlerde Türkiye’den bekledikleri oyu alamadıklarından yakınmaları ilginç bulunuyor.

    30 milletvekili çıkaran HÖH, bu sayısını 35’e çıkarmayı hedefliyor.

    BABAMIN LAFI ŞUDUR

    “BABAMIN bir lafı vardır, sen tesisini yenilemezsen o seni yeniler. Pandemiye hazırlıksız yakalanmadık. Yatırıma ara vermeyiz.”

    SANKO Holding Onursal Başkanı Abdülkadir KONUKOĞLU

    MESAJ PANOSU

    KOÇ Üniversitesi Yayınları’nın, (KÜY) okurlarıyla bir araya gelebileceği platformları arttırmak ve daha da önemlisi çeşitlendirmek amacıyla 4 aylık periyotla yayınlamaya başladığı kataloğun 3. sayısı çıktı. (KÜY Kitabevi, Beyoğlu/İstanbul)

    GAZETE Duvar”ın Genel Yayın Müdürü Ali Duran Topuz ve 4 arkadaşı (Cansu Çamlıbel, Bahadır Özgür, Şenay Aydemir ve Hakkı Özdal) istifa ettiler.

    CHP Milletvekili Özgür Karabat, Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Genelgesi kapsamında kamu kurumlarına getirilen ilan ve abonelik yasağını eleştirdi ve kararın yeniden geçirilmesini istedi.

    ÇORLU Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Tekirdağ Büyükşehir Tiyatrosu’nun kurulması için TBB Olağan Meclis Toplantısı’nda önerge vererek “Büyükşehir Tekirdağ’a, ‘Şehir Tiyatrosu’nun çok yakışacağını” söyledi.

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    KOOPERATİFLERDE ÇOKLU MAAŞ OLMAZ!

    ANTALYA CHP Milletvekili Çetin Osman Budak, kooperatiflerde ve kooperatiflerin üst birliklerinde görev alan yöneticilerin alabilecekleri maaş ve huzur hakkı sayısının 1’le sınırlandırılmasına yönelik önergesinin AKP’li üyelerin oylarıyla reddedildiğini belirterek “Bu kurumlardaki çoklu maaş ve huzur hakkı saltanatına son vermeliyiz” dediğini...

    BALIKESİR Milletvekili Fikret Şahin’in, TOKİ’nin yurt yapımına öncelik vermesi konusunda TBMM’ye sunduğu kanun teklifi üzerinde konuşurken “KYK yurtlarındaki kontenjan yetersizliği çocuklarımızı tarikat, cemaat ve vakıfların yurtlarına gitmeye mecbur bırakıyor. Çözüm basit, ancak bu sorun AKP iktidarlarında çözülmez. CHP iktidarında bu sorun bir yıl içerisinde çözülecek” dediğini...

    KOCAELİ Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda “Çiftçiye borç ertelemesi önergesinin AKP milletvekilleri tarafından reddedildiğini” açıkladığını...

    CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in, yüz binlerce üreticinin umudu olan kooperatiflerden eser kalmadığını belirterek “Tarım Satış Kooperatifi neden zarar ediyor?” diye sorduğunu...

    ANKARA Milletvekili Turan Aydoğan’ın kâğıt toptancılarının sorunlarına yönelik hem soru hem de araştırma önergesi verdiğini...

    GECE VARDİYASI

    ANKARA Milletvekili Levent Gök’ün, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, toplu iş sözleşmesi hükümlerine rağmen gece vardiyası ödemelerinin kaldırılmasının hukuki dayanaklarının açıklanmasını istediğini...

    TEKİRDAĞ Milletvekili Candan Yüceer’in, MEB’ye yabancı dil sınavlarında yaşanan mağduriyetleri sorarak “ÖSYM, Tekirdağ’ı görmezlikten gelemez” diye tepki gösterdiğini...

    BAĞIMSIZ Türkiye Partisi’nin (BTP) 17 Ekim Pazar günü yapılacak Ankara ve Çorum kongrelerinden sonra 28 Kasım’da yapılacak İstanbul İl Kongresi’nin ardından tüm kongrelerini tamamlayacağını ve aralık ayında büyük kongresini yapacağını, yakın çevresinde kongrelerde Genel Başkan Hüseyin Baş’ın partili gençlerle birlikte marşlar okuyup, Atatürk’ün sevdiği şarkıları seslendirmesinin büyük beğeni topladığının anlatıldığını...

    Yazının devamı...

    Yeni su yılına şiddetli kuraklıkla girdik!

    Ülkenin yarısında şiddetli kuraklık var. “Gediz Havzası”, “Büyük Menderes” ve “Küçük Menderes” havzalarında son iki yıldır hidrolojik kuraklık sürüyor. Geçen sene kısıntılı sulama yapıldı. Bu yıl da sulama suyu kısıntılı olabilir. Yağış olmayınca göllerdeki mevcut suların çekimi arttı. Birçok göl kuruma noktasına geldi. Güneydoğu Anadolu’da kuraklık etkili oldu. Ankara’ya ‘Gerede’ sisteminden gelen su beklenenin altında kaldı. Barajların aktif doluluk oranı yüzde 10’a düştü.

    Bu kurak dönemlerin olumsuz etkilerini azaltmak için düşünsel ve kurumsal olarak radikal değişim ve dönüşümlere ihtiyacımız var. Mevcut kurumsal yapımızın ve yönetim anlayışımızın iklim değişikliği etkilerine göre yeniden düzenlenmesi lazım. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismine ‘İklim Değişikliği’ de eklendi. Aslında, olması gereken değişiklik su, meteoroloji ve iklim konularının bir arada olduğu ‘su ve iklim’ bakanlığı gibi yeni bir oluşumdur. Hidrometeorolojik çevrim bir bütündür. Bu işlerle ilgili kurumların bir arada olması gerekir. Bu sebeple, meteorolojinin su ve iklim değişikliği, çölleşme ile birlikte ayrı bir bakanlık olarak ele alınması daha uygun olur.

    SU YASASI GELİYOR

    Halen su yönetimi konusu Tarım Bakanlığı bünyesinde sıkışmış durumda. ‘Su Yasası Taslağı’ yakında TBMM’ye gelecek. Yasayı havza ölçeğinde uygulayacak güçlü bir kurumsal yapıya ihtiyaç var. Bu yasa ‘İklim Yasası’ ve ‘Biyoçeşitlilik Yasası’ taslakları ile birlikte ele alınırsa daha uygun olur.

    Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’den geçirdik. ‘Yeşil Dönüşüm Eylem Planı’nı yayınladık. Bunların uygulanabilmesi için eksiklikleri bir an önce tamamlamamız şart.

    Tüm kurumların koordinasyon içinde çalışması gerekli.

    Evet, Dursun Yıldız ne diyor:

    “İklim değişikliği, kurumsal ve düşüncel değişimi gerekli kılmıyor mu?”

    GÜNÜN SÖZÜ

    “DÜNYADA yüzlerce milliyet, din, dil, mezhep olabilir. Ama sadece iki çeşit insan vardır: Vicdanı olan ve vicdanı olmayan.” Farid Farjad

    PTT’DEN KARTPOSTAL KAZIĞI!

    11.10.2021 tarihi itibarıyla yayınlanan ‘PTT’ ücret tarifelerine, yüzde 300-400 arasında değişen zamların geldiği görülmüştür. Bizler bir kısım kartpostal sever topluluğuz (Postcrossing Facebook). Bu zamlarla birlikte yurtdışı kayıtsız tebrik kartı ücreti 4.5 liradan, değişen dolar kuruna bağlı olarak 18 lira taban fiyattan hesaplanacaktır. Hal böyle olunca yurtdışına 1 kartpostal göndermek imkânsız hale gelmiştir. Bizler, salt bir hobi ya da bir koleksiyonerler değiliz. Aynı zamanda ülkemizin, kültürümüzün tanıtımında önemli rol oynamaktayız. Sizlerden sesimizi duyurmanızı ve bu haberi ilgili bakanlığa duyurmamıza yardımcı olmanızı rica ediyorum.

    Tayfun SANAR

    MESAJ PANOSU

    KARATAY Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik öğretim üyesi Doç.Dr. Bilge Afşar,Fiyat artışını azaltmak için kooperatifçilik desteklenmeli. Atıl kapasite indirilmeli, verimlilik artırılmalı. Tarım kooperatifleri üreticinin elde ettiği katma değeri arttırır, üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkını, piyasadaki dengesizliği azaltır. Hem üreticinin hem de tüketicinin zarar görmediği tarımsal sistem, gıda enflasyonunun istikrarlı bir şekilde ve uzun vadede düşmesini sağlayacaktır. Böylece üretim ve rekabet gücü artmış bir ekonomiyle hedeflere ulaşılacaktır” uyarısında bulundu. 

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    ÇUKOBİRLİK’İN DE BORÇLARI SİLİNSİN

    ÜLKE tarımı, ekonomisi ve çiftçisi için hayati önem taşıyan Çukobirlik’e ait gayrimenkullerin satışına ve tasfiye girişimlerine karşı mücadele eden Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ayhan Barut’un “Çukobirlik’in gayrimenkulleri satıştan çıkarılıp tarıma ve çiftçiye tekrar kazandırılsın. İktidar, yandaş firmalara yaptıklarının benzerini Çukobirlik’e de yapsın. 4572 Sayılı Yasayı değiştirerek borçlarını silip işlevsel hale getirmek için destek versin” dediğini...

    AFET İÇİN KAYNAK

    ÇANKAYA Belediyesi’nin, Ankara’nın başkent oluşunun 98. yıldönümü dolayısıyla yaptığı 8 bin 162 metrekarelik ‘Başkent Parkı’nın dün törenle açıldığını...

    ATAŞEHİR Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin, 2022 yılı bütçesinin oy çokluğu ile 820 milyon TL olarak belirlediklerini, bu arada büyük yangın, sel, deprem toprak kayması gibi afet ve olağanüstü hallerde ayni ve nakdi yardım yapmak ve protokol düzenlemek için yetki aldığını açıkladığını...

    ANTALYA Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in, 11. Antalya Kitap Fuarı’nın 15-24 Ekim tarihleri arasında Antalyalı kitapseverlerle bulaşacağını açıkladığını... 

    Yazının devamı...

    ‘Sağlık için zeytinyağı’

    Zeytinyağını iki biliminsanından dinledik; Doç. Özkaya, bize çorba kaşığı ile ‘en mükemmel’ zeytinyağından ikram etti. “Genzimizi fena yaktı” deyince, “İşte esas zeytinyağı budur” karşılığını verdi.

    En başta, zeytinyağında üretimden ihracata kadar yeni bir yaklaşım modeli ortaya çıkmış. Sorumuz buydu:

    Dünyada yaklaşık 200 milyon ton bitkisel yağ üretilirken bunun yaklaşık 3 milyon tonu zeytinyağıdır. Dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 95’ini, tüketiminin ise yaklaşık yüzde 75’ini İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Türkiye, Suriye, Fas, Cezayir ve Portekiz üretiyor. Bu ülkelerin toplam nüfusu yaklaşık 500 milyondur. Dünyada dış ticarete konu olan zeytinyağı miktarı üretimin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor.

    Peki Türkiye’deki rakamlar nedir?

    Türkiye’nin bitkisel yağ ihtiyacı yaklaşık 2,5 ton; zeytinyağı üretim miktarı ise yaklaşık 200 bin tondur. Ancak bunun yaklaşık 160 bin tonunu tüketiyor, geri kalanını ihraç ediyoruz.

    Üretim ve ihracat dersek?

    Zeytin meyvesi içindeki, sağlık bileşenleri olarak da adlandırılan, minör bileşenlerinin önemi ve bu kadar değerli olduğu bundan 15-20 yıl öncesine kadar dünyada tam olarak bilinmiyordu.

    Zeytin meyvesinin içindeki sağlık bileşenlerin zeytinyağı içine aktarılması durumunda buna ‘Polifenolü Yüksek Naturel Sızma Zeytinyağı (= High Polyphenol-Extra Virgin Olive Oil)’ deniyor.

    TAKVİYE EDİCİ GIDA!

    Peki sağlık açısından öğreneceğimiz şeyler neler?

    Bahçeden şişeye kadar tedarik zincirinin tüm aşamalarında özenle üretilen ve ülkemizin yerel çeşitlerinden elde edilen zeytinyağındaki sağlık bileşenleri, birçok hastalığa takviye edici gıda olarak hizmet edebilecektir. Ayrıca koruyucu tıp ilkeleri göz önüne alındığında, sağlıklı insanlarda yaşam kalitesini yükselten etkiler ortaya çıkacaktır. Bu yüzden ihracat pazarlarının seçiminde sağlıklı yaşam ilkesini ön plana alan ülkelerin seçilmesi önem taşıyor artık.

    Doç. Dr. Özkaya’ya “Akıllı ihracat yapabilmekle ne kazanırız?” diye sorduk, “Bizce sonuç şudur” diyerek verileri aktardı:

    2 MİLYARLIK İHRACAT

    “Sağlık amaçlı üretilen zeytinyağları ülkemizde en az 100 TL’ye, yurtdışında ise 100 Euro’ya alıcı buluyor.

    Türkiye, üretmiş olduğu yaklaşık 200 bin ton zeytinyağının sadece yüzde 10’unu bu şekilde üretip 250 mililitrelik cam şişelerden oluşan özel bir ambalajda tanesi 25 Euro’ya ihraç etmiş olsa, elde edeceği gelir yaklaşık 2 milyar Euro etmektedir.

    Hem yüzde 100 yerli, hem de yöresel zeytin çeşitlerin ekonomiye kazandırılmasıyla elde edilmiş olması 2 milyar Euro ihracat gelirini çok değerli kılmaktadır.

    Bu amaçla devletin desteğiyle zeytinyağında Türkiye imajı olarak ‘Sağlık İçin Zeytinyağı’ sloganını kullanarak yurtdışında tanıtım ve satışlar yapmalıyız.”

    ‘ŞARAP VE ZEYTİNYAĞI EL ELE’

    ÇANAKKALE 18 Mart Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Boz, Troya Festivali’nde özetle şu konuşmayı yaptı:

    “Üretiminden tadımına kadar hızla gelişen zeytinyağı turizmi alanında bir düzenlemeye gidilmesi bekleniyor. İtalya’da asırlık zeytin ağaçları, mutfağı, tarihi dokusu ve peyzajıyla zeytin ve şarap turistinin doğal rotası ortaya çıkarılıyor. Bu nedenle zeytinyağı kültürü hakkında daha iyi bilgi sahibi olmamız gerekiyor. Zeytinyağı turizmi tüm dünyada çok hızlı gelişiyor!”

    Zeytinyağı rotası kullanılmaya başlarken, şarap rotasının adını ‘lezzet’ turuna çevirmek gerekir mi?

    TBB’NİN AKP’YE KIZGINLIĞI

    TEKİRDAĞ Büyükşehir BB Kadir Albayrak, “Kumbağ-Barbaros ile Malkara bağlantı yolunun tamamlanması (2014’de Karayolları’na 15 milyon ödeme yapmıştık) için iktidar partisinin milletvekilleri Prof. Dr. Mustafa Şentop, Mustafa Yel, Çiğdem Koncagül ve AKP örgütüne projenin bitirilmesi için çağrıda bulunmuştuk. Aradan beş ay geçmesine karşın, Yel’in yolun ağustos 2021’de bitirileceği sözüne karşın Karayolları hiçbir çalışma yapmadığından çağrımızı niteliyoruz” dediğini belirterek “Ya 2014 yılında TBB olarak verdiğimiz desteği yasal faizi ile birlikte iade edin, ya da yolu tamamlayın” dedi.

    YALNIZLAŞTIRILAN ANKARA

    CUMHURİYET kenti Ankara, başkent oluşunun 98. yıldönümünü buruk kutluyor. Atatürk’ün Milli Mücadele’yi yönettiği, birçok önemli kararlar aldığı Ankara, Millet Meclisi’nin 13 Ekim 1923 tarihindeki oturumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olarak ilan edildi.

    Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, bir zamanlar kültürün de başkenti olan ‘Güzel Ankara’ son yıllardaki karar ve uygulamalarla, kamu kurumlarının taşınması ile gittikçe yalnızlığa itiliyor, adeta kendi kabuğuna çekiliyor. Resmi kurumlar taşınsa, yalnızlaştırılsa bile dara düşenin yanındaki Ankara’yı Ulu Önder Atatürk’ün emaneti olarak her zaman sevip korumak, ekonomisine katkı yapmak tüm yurttaşların, Ankaralının görevi olacaktır. Yıllar önce yurdun dört bir yanından gelerek Ankara’ya yerleşen, Ankaralı kimliğine kavuşan yüz binlerce yurttaş, sorumluluğunun bilinci ile başkentine sahip çıkıyor, onu gözbebeği gibi koruyor. Şükrü KARAMAN

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, “Tarım Kredi Marketleri’ndeki bazı ürünlerin zincir marketlerde daha ucuz olduğunun ortaya çıkması üzerine konuyla ilgili Tarım Bakanlığı’nın cevaplaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdiğini ve “Devletin işi manavcılık değil. Bu marketlerin fiyatları iktidar değişince düşecek” dediğini...

    ADD Genel Merkezi’nin, “Ankara’nın başkent ilan edilmesinin 98. yılında, Ankara’nın ilelebet Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başkenti olarak kalacağını ilan ediyoruz” açıklamasını yaptığını...

    MESAJ PANOSU

    TRT 1’de Letonya marşı çalındıktan sonra İstiklal Marşı’mıza gelmişti sıra. Fakat tam da o sırada, değeri yoktu milli marşın! TRT’ye, yurttaşların elektrik faturalarından kesilen paralar da mı yetmiyor yoksa!

    Stefan Kuntz yönetiminde umutları yeniden yeşerten Milli Takımımızın gelecek maçlarında milli marşın reklam parasına feda edilmeyeceğini umalım. Yaşar ALTINTARTI

    Yazının devamı...

    Çanakkale ‘zeytinyağını’ keşfediyor

    Geçmişte niye böyle bir uygulama yoktu! Böyle bir etkinlik yapmak için Çanakkale niye geç kalmış, diye düşündük. Bir avuç insan bir araya gelmiş, örgütlenmişler. Açıkca söylemek gerekiyorsa, nitelikli bir etkinlik oldu. Üretici ve marka sayıları artmış, iddialılar. Zeytinyağı üretimindeki ünlü komşuları Ayvalık ve Edremite rakip olabilirler mi?

    Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Belediye, Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü ve Turizm Fakültesi’nin destekleri dileriz ciddiyetle sürer. Uzmanlar, zeytinyağı tadımcıları, şeflerle gastronomi atölyeleri ve en önemlisi de Troya Müzesi’nin ağırlığının, Çanakkale turizmine çok şey katması beklenir.

    Mecidiye Köyü’nde zeytin hasatından sonra yazlık merkezlerinden Dardanos’da bulunan Sunsan Oteli ve bahçesinde zeytinyağı üreticileri ile bir araya geldik. Bu kadar üreticiyi görünce, Çanakkale kendi değerlerini neden değerlendirmemiş şimdiye kadar diye düşündük. Ağaç sayısı 5 bini buluyor. Zeytinyağı üreten firma sayısı 40’ı bulurken, öne çıkan şu markalarını gördük ve sahipleri ile tanıştık: “On7, Toy Konağı, Zeytinin Türküsü, Şeref Pazarbaşı, Sezgin, Darvari (Ottaman), İdaolga, Pıtırelli Kalkınma Kooperatifi...”

    BÖLGENİN ‘ALTIN’I

    Soğuk sabun atölyesi, arkeogastronomi atölyesi, seramik atölyesi, ustalardan zeytinyağı tadımlarının yapılmasının ardından zeytinyağı paneli düzenlendi. Çanakkaleliler “Zeytinyağı, bizim bölgemizin altını. Bölgelerimizin nesilden nesile aktarılan kültürü. Pandemi sürecinde de zeytinyağımızın önemini daha da hissettik. Zeytinyağımızın markalaşması ve ekonomimize daha fazla katma değer yaratması için bu festivali gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Hemen Homeros’un sözü aklımıza geldi: Bu altın sıvı insanlığın hayat iksiridir. Homeros’a zeytin ağacı şöyle der: “Siz gelmeden öncede buradaydım, siz gittikten sonrada burada olacağım.”

    Festivale Kazdağları yamaçlarındaki zeytinlerden, Babakale ve Assos’dan komşu Yunanistan’a bakan zeytinlikler, daha kuzeyde Gelibolu yarımadasının kutsal meyvelerine kadar adını saymazsak haksızlık edeceğimiz geniş bir coğrafyanın ürünlerini tanıma fırsatı bulduk. Çanakkaleliler Akhisar hasadını yaptı, Ayvalık önümüzdeki günlerde yapacak. Onların hepsi bir öğreti mekânı oldu. Milas da sırasını bekliyor. Onları da izlemeli Çanakkale’deki zeytinyağcılar.

    Evet, yeni köprünün ışıkları daha açılmadan Gelibolu ve Çanakkale’ye müthiş renk ve coşku katıyor.

    Daha yazacaklarımız olacak.

    SANDRAS ÖLÜRSE KİM ÖLÜR!

    CHP
    Muğla Milletvekili Av. Burak Erbay, Sandras Dağı’ndaki madenler nedeniyle Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman bölgesinin doğal güzelliklerinin ve su kaynaklarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını bildirdi. Erbay şöyle konuştu: “Maden sahaları doğamızı, ekolojik sistemi ve su kaynaklarımızı yok edecek. Yaşam alanlarımızın yok edilmesine ve yüzyıllardır atalarımızın tarlalarını suladığı kaynakların kurutulmasına müsaade etmeyeceğiz. Biliyoruz ki Sandras ölürse Muğla ölür.

    GÜNÜN SÖZÜ

    “Gazetecilik deyince akla ilk gelen çağrışımlardan biridir soru sormak. Gazetecilik ve soru sormak birbirinden ayrılmaz, yani mütemmim cüzdür. Gazetecilikten soru sormayı çıkarırsanız, geriye ne kalır ki? Çünkü gazeteci, soru sorandır; gazetecilik, soru sorma mesleğidir. Özetle, sorudan değil, susandan korkacaksınız.”

    (Çağdaş Gazeteciler Derneği)

    BİLİYOR MUSUNUZ?

    - CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan, Sayıştay Denetçisinden belge gizleyen, istenen YK kararları ile bazı mali tabloları ibraz etmeyen Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Spor Toto’nun harcamalarının Sayıştay’dan saklanması nedeniyle Teşkilatın YK Başkanı olarak bakan Mehmet Kasapoğlu’na Sayıştay Kanununa göre ‘Aylık Kesme’ cezası verilerek hakkında disiplin ve ceza kovuşturması yapılmasını istediğini...

    - CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, yüz yüze eğitimin başlaması ile okullardaki kalabalık sınıflar, temizlik personeli eksikliği ve hijyen sorunlarının ortaya çıkmasını eleştirerek yüz yüze eğitimin kalıcı olması için önlemler alınması gerektiğini söylediğini, konuyu Meclis’e taşıyarak havaların soğumasıyla birlikte sınıfların patlamaya hazır bomba haline geleceğini ifade ettiğini...

    - KADIN Oyunları Festivali’nin 2021 final etkinliği olan Uluslararası Kadın Sempozyumu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde 15-16 Ekim tarihlerinde Karabağlar Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde yapılacağını...

    M. EREĞLİSİ NEREYE GİTTİĞİNİ BİLMİYOR!

    KUZEY
    Marmara’nın Efes gibi tarih kokan kıyı şehri Marmaraereğlisi’nde sanayi tesisleri ve yerleşim yerlerinin altında kalan tarih tekrar canlanmaya başladı. Kökleri 2600 öncesine uzanan Perintos antik kentinin tiyatro alanında arkeolojik kazılar yapılıyor.

    M.Ereğlisi kıyısında 70.000 Dwt kapasiteli inşaatı devam eden limanın 100.000 Dwt kapasiteye çıkması için yapılan CED projesinin halkı bilgilendirme toplantısı geçen hafta yapıldı. Gemilerin iskele ve rıhtımlar için deniz tabanında dip taraması yapılması planlanıyor. Dip taramasının deniz tabanına, deniz biyolojisi ve oşionografik etkileri değerlendirilmeden bu tür bir projeye girişilemez. Projenin yapılmak istendiği kıyı şeridi Perintos Antik Kenti’nin içinde kalmaktadır. ÇED konusu proje, genişleme yapılması planlanan kıyı, deniz tabanı ile birlikte ‘1. Derece Arkeolojik Sit’ alanıdır. Halen kurtarma ve restorasyonu sürmekte olan antik tiyatrosunun kazı alanına 1 kilometre mesafede, antik kentin ise içerisinde kalmaktadır. Dip taraması ile denizden alınacak malzemenin ne şekilde değerlendirileceği, bertarafı yahut boşaltılacağı belirsizdir. Kamunun M.Ereğlisi için tarih, turizm, kültür odaklı bir vizyon mu çizdiği, yoksa antik değerleri yok sayarak sanayi bölgesi vizyonu mu çizdiğine karar vermesi gerekir. Şehir, 2021 Türkiyesinde halen buna bir karar verilebilmiş değil!

    Murat SEVGİ -Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi

    MESAJ PANOSU

    - SOLU sosyal demokrasiye indirgeyenler; önce Kemalist olmadan sosyal ve demokrat olmaya kalkışan ‘sosyal demokrat’ solcu devşirmelerdir.

    T.ÇALGÜNER

    - DÜNYA Kız Çocukları Günü nedeniyle Melis Alpan şöyle diyor: “Çocuk evliliği mağdurlarının yüzde 95’i kız çocuğu. Cinsel istismara uğrayan çocukların yüzde 71’i kız çocuğu. Cinsiyetinden dolayı öldürülen 130 milyon kız çocuğu var. Hâlâ milyonlarca kız çocuğu sünnet ediliyor.”

    Yazının devamı...