• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Özlediğim iki sevgili...

    2019 Ekim’inden beri ayrı kaldığım İstanbul’a döndüm ve çok özlediğim iki lokantaya öncelik verdim. İkisi de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Tam tersine; hasret gidermenin ötesinde bazı yemekleri çok başarılı buldum.

    İstanbul’daki ilk durağım Kazasker’deki Konyalılar Etli Ekmek oldu. Amerika’da yaşayan ve YouTube kanalımda şarap üzerine sohbet ettiğimiz arkadaşım Gökhan Atılgan, buraya benden iki hafta önce, ailesiyle birlikte gitti. Bana da “Konyalılar çok iyi, sakin kaçırma” diye mesaj attı. Ben zaten yıllardır buna aynen katılıyorum. Zaten İstanbul’dan ayrı kaldığım dönemde en çok özlediğim lokantalardandı.

    Konyalılar’da yediğim fırın kebabın gerdan ve incik bölümlerini olağanüstü buldum.

    Bıçak arası etli ekmek eski düzeyinde ama tek bir sorun var: Tuzu eksik. Ve sonradan tuz atmak aynı işi görmüyor. Buna karşılık Konya obruk peyniriyle yaptıkları ekmek olağanüstü. Kompleks, katmanlı; ekmek hem ince hem de çıtır... Aynı Konya obruk peynirini çiğ de denedim. Altı ay obrukta yıllanan ve en iyisi koyun sütünden olan bu peyniri iki günde, plastik içinde terleterek de yapıyorlar. Ama gerçek obrukla alakası yok; tadı acı ve tekdüze oluyor.

    Konyalılar’ın obruğu gibi koyun tava yoğurdu da çok özel. Ben bu yoğurdu, çiğ soğan ve Konya fırın kebapla birlikte yemeyi çok seviyorum. Fırın kebabın üç ayrı bölümünden de denedim. Gerdan ve incik bölümlerini olağanüstü buldum. Kaburgaysa iyiydi ama benim ölçütlerime göre azıcık kuruydu. Açıkçası kuzunun bu kadar iyi olması için Konya’ya özgü odun fırınında ve özel bir tencere içinde kendi yağı ve kayatuzuyla ağır ağır pişmesi şart. Konyalılar bu işin ustası. Açık ayranlarının da tam yağlı ve koyu kıvamlı olması başka bir artı. Konyalılar Etli Ekmek’in cevizli tatlısı (sac arası) ve çiçek bamya çorbası da gözümde tütüyordu ama çok doyduğumdan onlara yer kalmadı.

    MEZELERİ ÖZGÜN VE LEZİZ...

    İkinci durağım, Burgazada’daki Fincan Cafe... Kendisinden çok büyük lokantaların arasına sıkışmış, önünden geçerken ayrı bir lokanta olduğunu bile fark etmediğiniz bir mekân... Adada favorim. Nedeni, mezelerin başka yerlerdeki gibi standart değil, özgün ve leziz olması. Diğer birçok lokantadan farklı olarak mutfaktaki Canan ve salondaki Rasim Sofuoğlu çifti adanın yerlisi. Buranın müşterileri de genel olarak ada sakini ve lokantaya sadıklar. Örneğin, tanıdığım bir İTÜ mühendislik profesörü var ve her akşam burada yemek yer. Fazla kilosu da yok. Yok çünkü Canan Hanım hem leziz hem sağlıklı yemekler hazırlayabiliyor. Enginar, maş fasulye vb...

    Gittiğimde karşıma ilk kez çıkan bir tabak vardı. İnce kesilmiş çiğ kabak ve pancar çok iyi bir vinegret’le birleşince bayağı leziz olmuş. Bol soğan ve dereotlu fava da iyiydi. Patlıcan salatası normaldi. Buna karşılık Rasim Bey’in hazırladığı torik lakerda süperdi. Tereyağı gibiydi ve tuzunu çok iyi emmişti.

    Bu güzel ve sağlıklı mezelere iki tane daha ekleyelim. Ev yapımı olduğu belli olan cevizli biber salçası ve bu düzeyi sadece Yunanistan’ın sayılı lokantası ve Tarabya Kıyı’da bulduğunuz bir tarama... Daha fazla yememek için kendimi zor tuttum. Nefis ve yeterli bir ziyafetti ama biz burayı çok özlemiştik ve kendimizi tutamadık. “Adam sen de...” deyip kızartma da ısmarladık. Peynirli patates kroket tek hayal kırıklığıydı. Sanırım kullanılan peynir, eskisine göre hem nicelik hem nitelik olarak farklı. Paçanga böreği iyiydi, yağını çekmeden ve temiz yağda kızartılmıştı. Kabak kızartması olağanüstüydü. Bu kadar iyisini iki kez yedim. Biri annemin hazırladığı; diğeri Andros Adası’ndaki Kossis isimli tavernada...

    Artık patlamak üzereyken bir de bol soğan ve domatesli kuzu ciğer yahni denedik. Tertemiz ayıklanmıştı ve pamuk gibiydi. Pek yapmadığım bir şeyi yaptım, kalanını sarıp eve götürdüm. Akşam ısıtıp kaldığımız yerden devam etmeyi iple çektim.

    Sıkı durun, bitmedi. Yemek sonunda Canan Hanım bir tatlı getirdi. Dondurmaya benziyor ama değil. İtalyanların ‘semifreddo’ dediği dondurulmuş krema tipi bir tatlı. Limonlu parfe... Canan Hanım bunu vanilya ve limon kabuğuyla hazırlamış. Başarılı. Farklı şekillerini de deneyecekmiş. Denesin çünkü İtalya’da hep farklı aromalarla karşıma çıkar ve en az tiramisu düzeyi özel bir tatlı...


    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Neden gelecek kripto paralarda? Bitcoin dünyasına adım atmak için hala geç değil…
    Esnek ve hibrit çalışma düzeninde, ideal bir çalışma ortamı nasıl olmalıdır?
    2021 Black Friday indirimlerinde bu detayları kaçırma!
    Yılbaşı hediyelerine birlikte karar verelim mi?
    Erken rezervasyon nedir? Avantajlı tatil yapmak için erken rezervasyon ne zaman ve nasıl yapılır?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Taş ancak bu kadar taş değilmiş gibi işlenebilir
    2. Akdeniz’den Atlas Okyanusu’na FAS
    3. Geçmişten bugüne ‘Diğer taraftaki incir bahçesi’...
    4. Osmanlı’nın izinde Macaristan ‘Tuna Nehri akmam diyor...’
    5. İstanbul’un kalbine yolculuk
    6. Güneş hâlâ bizi çağırıyor
    7. Peri masallarının başkenti Budapeşte
    8. Tarihi köşkler arasında: Kastamonu
    9. Güz daveti
    10. Side’yi yeniden keşfedin, şaşıracaksınız