• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • New Jersey’de Arapgir Postası okuyorum

    - New Jersey’in 12 bin nüfuslu Chatham beldesi Belediye Başkanlığı’na seçilen Tayfun Selen Malatyalı...

    MEV ve MİAD’ın Arapgirli yönetim kurulu üyeleri, mesaja Selen ailesinin hangi kasabadan olduğunu da ekledi:

    - ABD’de belediye başkanı seçilen ilk Türk olan Tayfun Bey, Arapgirlidir...


    Selen, 8-9 yıl aradan sonra temmuz ayının ikinci yarısında İstanbul’a geldi, MİAD’ın Adnan Başdemir başkanlığı ve ev sahipliğindeki Yüksek İstişare Kurulu toplantısına da katıldı. Selen’in ABD’de benzin istasyonunda çalışmaktan belediye başkanlığına uzanan öyküsünü anlattığı toplantıda şu isimler yer aldı:

    - Yunus Akdaş, Mustafa Küçük, Naci Ekşi, Hasan Hüseyin Yavuz, Serap Yaşar, İlhan Şahintürk, Hasan Yıldırım, Nuri Tuna, Kadir Eriş, Bilal Aslan, Vedat Toy, Kerem Kınık, Hakan Odabaşı, Yüksel Çengel, Mehmet Zeki Baykal, Kürşat Hacıevliyagil, Mahmut Güleçlier, Murat Gönültaş, Selin Yurdakul, Ali Osman Akat.

    Chatham Belediye Başkanı Tayfun Selen, ABD’ye ilk gittiği yıllardan söze girdi:

    - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık’tan 1992’de mezun oldum. 2-3 yıl İstanbul’da çalıştım. 1995’te ABD’ye gittim, geri döndüm. 1996’da yerleşmek üzere gittim. Cebimde 1100 dolar vardı.

    İlk hafta 700 dolara bir araba aldığını belirtti:

    - 8 ay bir benzin istasyonunda çalıştım. Sonra bir mimarlık ofisine çizim elemanı olarak girdim, 5-6 yıl çalıştım. Daha sonra bir üniversiteye geçtim. Derken 2003’te Bank of America’ya girdim. 12 yılın sonunda ABD vatandaşı oldum.

    Bank of America’da bir dönem 175 kişilik ekibi yönettiğini vurguladı:

    - Bulunduğum beldede 6 yıl kadar imar komisyonu üyeliği yaptım. 2013’te eyalet milletvekili aday adayı oldum. Ön seçimde büyük farkla kaybettim.

    Aday adaylığı sırasında topladığı bağışlarla ilgili tutumuna işaret etti:

    - Bağışların kalan bölümünü ön seçimde yarıştığım rakiplerime dağıttım.

    2015’te yeniden aday olduğunu kaydetti:

    - Bu kez ön seçimi az farkla kaybettim. O dönemde Cumhuriyetçi Parti ilçe yönetimine girdim. İlçe başkanlığı da yaptım.

    Eşinin İTÜ Tekstil Bölümü mezunu olduğunu paylaştı:

    - Eşim şu anda bir giyim mağazası işletiyor.

    Belediye başkanı seçilmesi sonrasında Arapgir Postası adlı gazetenin kendisine düzenli olarak ulaşmaya başladığını anlattı:

    - Arapgir Postası bana ulaştığında ilk işim o gazeteyi okumak oluyor. Sonra babama gönderiyorum. O da hasret ve ilgiyle okuyor.

    Sonra masadaki MİAD YİK üyelerine döndü:

    - Bir ayıbım var. Arapgirliyim ama hayatımda hiç gitmedim

    MİAD YİK Başkanı Adnan Başdemir, anında Selen’e davetini yaptı:

    - Ekim ayında bu yılın son YİK toplantısını Malatya’da yapacağız. Buyurun, konuğumuz olun, o ayıbınızı ortadan kaldırmaya vesile yaratalım.

    İlk adaylığında yediği büyük farkla yılmayan, daha sonraki seçimlere asılan Selen, “ABD’de belediye başkanı olan ilk Türk” ünvanını kazandı...

    Bu başarı, ABD’deki siyasi hayatında ona yeni kapılar açar mı?

    İYİLİĞİN MODASI GEÇMEDİ ÇOCUKLARIN YÜZÜ GÜLDÜ

    BOYNER Büyük Mağazacılık Genel Müdür Eren Çamurdan’dan Kurban Bayramı vesilesiyle mektup geldi:

    - “İyiliğin Modası Geçmez” çatısı altında başlattığımız “İyiliğe Dönüştür” projesiyle 2014’ten bu yana 144.2 ton tekstil atığının dönüşümüne aracı olduk. 40 sağlık bilimi öğremcisine burs kaynağı yarattık.

    Çamurdan, mektubunda aynı kapsamdaki “Askıda İyilik” kampanyasına değindi:

    - Mağazalarımızda yapılan alışverişe eklenen sembolik tutar ile ihtiyaç sahipleri için hazırlanan “İyilik Paketleri”nin satışına aracı oluyoruz. Bu kapsamda 2016’dan beri 92 bin ürünün yer aldığı 40 bini aşkın “İyilik Paketi”nin Lokman Hekim Sağlık Vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağladık.

    Ardından ekledi:

    - Kurban Bayramı vesilesiyle “Askıda İyilik” projemiz aracılığıyla sizin adınıza 3 çocuğun giyimine destek olduk.

    Böyle anlamlı bir mesaj da Vakıfbank’tan ulaştı:

    - Türk Kızılay’ı ile birlikte bu bayram da çocuklarımızın yanında olmayı düşündük. İhtiyaç sahibi 150 çocuğumuzu sizler adına giydirip bayram sevinçlerini birlikte paylaşmak, yüzlerindeki gülümsemenin bir parçası olmak istedik.

    Bayram vesilesiyle böyle adımlar atan tüm kurumları yönetenlerin aklına, yüreğine sağlık...

    İyi bayramlar...

     

    Yazının devamı...

    Türkiye global ligimize hep ‘güçlü büyüme’yle giriyor

    - Bu fabrikanın arsa bedelinin ödemesi 15 Temmuz 2016 sabahı yapılmıştı. Darbe girişimi ve sonraki sıkıntılı süreç, PepsiCo’yu bu yatırımdan alıkoymadı.

    Dünyanın dev gruplarından PepsiCo’nun bu tutumunun Türkiye’ye yaklaşımından kaynaklandığını belirtti:

    - Türkiye’de her ne olursa olsun PepsiCo bu pazara inanıyor. Türkiye gibi bir pazara kısa vadeli bakılmayacağı bilinciyle yol alıyor.

    PepsiCo’nun ABD’deki merkezinin bu tutumunda Türkiye’deki yönetim ekibinin de rol oynadığını kaydetti:

    - Bağlı olduğumuz bölge başkanlığına, ABD’deki merkeze sunduğumuz planları, verdiğimiz hedefleri genelde tutturuyoruz. Bu durum, PepsiCo’nun ülkemize yatırım ve büyüme kararlarında etkili oluyor.


    Grubun yatırımla ilgili tutumunu daha da netleştirmek için sorduk:

    - 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimi yaşanınca PepsiCo’nun merkezinden, “Yatırımla ilgili adımlarımızı yavaşlatalım, biraz beklemeye alalım” gibi bir mesaj almadınız mı?

    Yüksel yanıtladı:

    - Türkiye’deki yöneticiler olarak yavaşlamaya gerek duyulacak bir plan değişikliğini hiç gündeme getirmedik. Global yöneticilerimiz de bize güvendi. O güven de boşa çıkmadı.

    Ardından grubun yatırım stratejisinin altını çizdi:

    - İyi bir yatırımcı olmaktan daha iyisi o ekonomide uzun dönemli bir yatırımcı olmak başarısını gösterebilmektir.

    PepsiCo’nun Türkiye’de 6 fabrikasının olduğuna işaret etti:

    - 3’ü içecek fabrikası (Çorlu, İzmir, Adana), 3’ü de atıştırmalık fabrikası (İzmir, Tarsus, Manisa).

    Türkiye’deki cirolarının PepsiCo global liginde referans alındığını vurguladı:

    - 200’ü aşkın ülkede faaliyeti bulunan, 2018 cirosu 64 milyar dolar olan  PepsiCo’nun yıllık bilanço raporlarında Türkiye ile ilgili şu cümle yer alır: “Türkiye, çift haneli güçlü büyümesiyle katkı sağladı.”

    2018 bilanço raporunda da aynı cümlenin yer aldığını paylaştı:

    - TL bazında iki haneli büyümemiz sürüyor.

    2016’da Türkiye’deki görevine gelişinden önce 5 yıl “Büyük Balkanlar Genel Müdürü” olarak görev yaptığına değindi:

    - O dönemde Bükreş’ten 15 ülkeyi yönettim. O görevim sırasında benim patronum Ramon Laguarta idi. Laguarta, Ekim 2018’den itibaren PepsiCo’nun global Başkanı oldu. Laguarta, Türkiye’ye hep olumlu bakar. Bu da bizim için önemli avantaj.

    Yaklaşık 60 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren, fabrika sayısını 6’ya çıkaran PepsiCo’nun ülkemizdeki büyüme yolculuğunun yatırımlarla süreceği anlaşılıyor.

    EN KÖTÜSÜ GERİDE KALDI

    PEPSICO Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel, PepsiCo Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü Uğur Tanık’ın da eşlik ettiği Manisa fabrikası turu sırasında ekonomideki gelişmelere ilişkin şu mesajı verdi:

    - Bence en kötüsü geride kaldı. Yaşanacak her şey yaşandı. Bundan sonra yukarı çıkarız.

    Bu beklentisinin PepsiCo Türkiye’deki kararlarında rol oynayacağını kaydetti:

    - Uzun vadeli yatırım planlarımızı bu beklentiye göre yapıyoruz.

    Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nde (YASED) Başkan Yardımcısı olduğunu belirtip ekledi:

    - YASED’de benim gibi ülkemizde global şirketleri yönetenler olarak, şirketlerimizin Türkiye’ye yatırıma devam etmesi, büyümesi için çok çaba harcıyoruz.

    İHRACATI 50 MİLYON DOLARA ULAŞACAK

    PEPSICO Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü Uğur Tanık, Manisa’daki fabrika yatırıma karar verildiği aşamaya değindi:

    - Yatırım yeri seçilirken 200 kritere baktık.

    Fabrikanın şu anda 4 hattının çalıştığını belirtti:

    - 3-4 yılda üretim hattı 11’e çıkacak.

    Fabrikanın Doritos ihracatında öne çıkmaya başladığını kaydetti:

    - Şu anda 18 ülkeye Doritos ihracatı yapıyoruz.

    İhracat gelirini merak ettik, PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel beklentisini paylaştı:

    - 50 milyon doları bulur.

    24 ŞEHİRDE 1000 ÇİFTÇİ BİZE PATATES ÜRETİYOR

    PEPSICO Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel, cips üretiminde kullanılan patatesin sofralıktan farklı olduğunu belirtti:

    - Yılda 130 bin ton cipslik patates alıyoruz. Türkiye’de üretilen cipslik patatesin 5’te 3’ünü biz kullanıyoruz.

    39 tedarikçi üzerinden 1000 çiftçiden cipslik patates aldıklarını vurguladı:

    - Söz konusu çiftçilerimiz 24 farklı şehirde bizim için üretim yapıyor. Sözleşmeli çiftçilik modeliyle çalışıyoruz.

    PepsiCo’da 3 bin kişiye doğrudan istihdam sağladıklarını kaydetti:

    - Aldığımız tarım ürünleri dahil, yarattığımız eko sistemle 40 bin kişinin istihdamına katkıda bulunuyoruz.

    Atıştırmalık ürünler için kullandıkları patates ve mısır için yaptıkları alımı hesapladı:

    - Yılda 50 milyon dolarlık tarım ürünü kullanıyoruz.

    Yazının devamı...

    Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nde heyecanla çalışıyoruz

    Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, 2.5 yıllık dönemde gerçekleşen ve yürüyen projelerle İstanbul’un dünyada iddialı bir kültür-sanat merkezine dönüşeceğini örneklerle anlatmış, ben de yazımda aktarmıştım.

    Abdurrahman Gürsoy, söze Güreli’nin sıraladığı listedeki Büyük Çamlıca Camii kompleksinde açılacak “İslam Medeniyetleri Müzesi”nden girdi:

    - İslam Medeniyetleri Müzesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile koordineli, Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünde, ekibimizin yapım tecrübesiyle çok hızlı ilerliyoruz.

    Müzenin sergileme alanının 15 bin metrekare olacağını belirtti:

    - Burası Topkapı Sarayı ile eser paylaşımı katkısı ve özel parçaları ile muazzam bir çekim merkezine dönüşecek. Kültür-sanatımıza katkı sağlayacak.

    Oradan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne geçti:

    - Restorasyonunun ilk bölümünü yıl sonuna tamamlayacağımız İstanbul Arkeoloji Müzesi 2020’ye hazır.

    Avrupa’da müzeografinin önde gelen isimlerinden, Çek mimar Boris Micka ile bir ekip kurduklarını vurguladı:

    - Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın enerjisi, bizim 20 yıllık tecrübemiz ve Boris Micka ile kurduğumuz ekip İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni New York Metropolitan ve Londra’daki British Museum’la aynı çapta bir noktaya taşıyacak.

    İddia çıtasını yükseltti:

    - İstanbul Arkeoloji, Metropolitan ve British Muesum’a oranla daha iyi eserlerle açılacak.

    Ardından Kadıköy Hasanpaşa’daki eski gaz depolarına yöneldi:

    - Eski gaz depolarını “Gazhane Sanayi Müzesi” olarak hazırlıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yürüttüğümüz bu çalışma için Avrupa’daki benzer sanayi müzelerini inceledik. Burası, çok kapsamlı ve fonksiyonlu sanayi müzesi olacak. 2020’de açılacak.

    Bu noktada İstanbul’da dokundukları, restorasyonuna, yapımına imza attıkları eserleri sıraladı:

    - Süleymaniye Camii, Ortaköy Camii, Piyalepaşa Camii, Yenikapı Mevlevihanesi, Galata Mevlevihanesi, Galatasaray Üniversitesi, Mısır Konsolosluk binası (Bebek), Huber Köşkü, Büyük Çamlıca Camii.

    Çalışmaları sırasında İstanbul’un dünyanın en güzel açık hava müzesi olduğunu bir kez daha gördüklerini kaydetti:

    - Bu muazzam müze şehrin içindeki parçalara dokundukça, onlarla bütünleştikçe önümüzdeki dönem için yapacağımız yepyeni alanları çıkıyor.

    Mesajını noktalarken en heyecanlı projeye değindi:

    - Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nde devam eden restorasyon çalışmalarımız heyecan verici. Bugüne kadar kapısı hiç açılmamış bölümlerde çalışıyoruz. Kokusu bile inanılmaz.

    Restorasyonu tamamlanacak tarihi, kültürel varlıklar, kapılarını açacak müzeler, İstanbul’un turistik cazibesini daha da artıracak.

    Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nin kapısı açılmamış bölümlerinin gezilebilir hale gelmesi, depolarda bekleyen eser ve objelerin sergilenmesi İstanbul’a büyük değer katacak...

    SANATSEVERLERİN ELİNDE 2 BİNİ AŞKIN ESERİM VAR


    DUBAİ merkezli Daax Corporation’ın Yönetim Kurulu Başkanı Hassan Gozal, 5 yıl önce Seraf Restoran’ın sahibi Doğan Yıldırım vasıtasıyla tanıştığı Ahmet Güneştekin’e bir süre önce şu teklifi yaptı:

    - Bakü’de (Azerbaycan)  mimari tasarımını Zaha Hadid’in gerçekleştirdiği Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ni Daax Construction olarak biz yapmıştık. Başta “Ölümsüzlük Odası” olmak üzere eserlerini Bakü’de sergiler misin?

    Teklif Güneştekin’i mutlu etti, hemen kolları sıvadı. Gozal, kısa süre sonra teklifini genişletti:

    - Ahmet Bey, önce Avrupa’da bir sergi aç. Sonra Bakü ve Tiflis’te (Gürcistan) eserlerini sergileyelim. Ardından da Moskova’ya gidelim. Hepsinde ana sponsor biz olalım.

    Güneştekin, önceki akşam küratörlüğünü Ulrich Ptak’ın üstlendiği kişisel sergisini Galerie Michael Schultz’un temsilciliği ile Bank Asturia Kunstforum Wien’de açtı. 26 Ağustos’a kadar gezilebilecek serginin açılışında Daax Corporation CEO’su Ümit Sönmez İnanç’ın da katıldığı sohbette Güneştekin’in bugüne kadar ortaya koyduğu eserlerin sayısını merak ettim, verileri paylaştı:

    - Yurtdışında 300’ün üzerinde eserim var. Türkiye’dekileri de ekleyince, 2 bin dolayında eserim sanatseverlerin elinde. Benim de elimde 1000 kadar eser var.

    Sanatseverlerin elindeki eserlerin toplam değerini tahmin etmeye çalıştım, değer aralığı verdi:

    - 20 bin dolardan başlayıp 1 milyon doları da aşan değerler var.

    Sponsorların katkıları üzerinde durdu:

    - New York’ta Marlborough Gallery’de ilk sergimi açarken Altınbaş Mücevherat yanımdaydı. Monaco’ya Çalık Grubu’yla birlikte gittik. “Mitoslar Evreni” sergimin açılışına katılan Murat Ülker’in desteğini her daim gördüm.

    “Ölümsüzlük Odası” eseri için Fettah Tamince’nin kendisine Tersane İstanbul’u açtığını kaydetti:

    - Fettah Bey, “Ölümsüzlük Odası”na maddi desteğini de esirgemedi.

    Yazının devamı...

    Maraş, direkt uçuş ve biraz gaz bizi kurtarır

    - Turizmden yılda 1 milyar dolar, yüksek öğrenimden de 1 milyar dolar gelirimiz var. Yani, bu iki sektör bizim için lokomotif. 2 milyar dolar, KKTC’nin ithalatını karşılıyor.

    KKTC’de ilk açılan üniversitenin Doğu Akdeniz olduğunu anımsadı:

    - Doğu Akdeniz Üniversitesi açılırken bir kesim ayağa kalktı, itiraz etti, “Küçücük ülkede böyle bir üniversite olur mu?” diye karşı çıktı. İyi ki Doğu Akdeniz ile kapı açılmış.

    Halen 10 üniversitenin faaliyette olduğunu belirtti:

    - 10 üniversitenin daha açılması gündemde. Gerçi YÖK yeni üniversitelerin açılmasına itiraz ediyor, kalitenin düşeceğini savunuyor. Kaliteyi düşürmeden de faaliyete geçebilirler.

    KKTC’de halen 85 bin üniversite öğrencisinin eğitim gördüğünü kaydetti:

    - 70 bine yakın üniversite öğrencimiz KKTC dışından. Bunların 45 bini Türkiye’den geri kalanı 3’üncü ülkelerden.

    Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel araya girdi:

    - Sayın Başbakan’la kabineye ilk girdiğimiz 2009’da yılda 360 bin turist ağırlıyorduk. Sayın Başbakanımız o dönemde Maliye Bakanı idi. Birlikte 1 milyon turist hedefi koyduk. O hedefe 2013’te ulaştık.

    Yıllık turist sayısının 1.1 milyon dolayında olduğunu vurguladı:

    - Turistlerin yüzde 80’ini Türkiye’den misafirlerimiz oluşturuyor. Yüzde 10’la ikinci sırada İngilizler yer alıyor. Kalan yüzde 10’un ilk sırasında Almanlar bulunuyor.

    Turizm gelirlerinin içinde kumarhanelerin payını merak ettim, paylaştı:

    - Yüzde 15 dolayında.

    Ersin Tatar, Ercan Havalimanı’na diğer ülkelerden direkt uçuş yapılamadığından yakındı:

    - Ercan Havalimanı’na diğer ülkelerden direkt uçuş konusunda İngiliz hukukuna yenik düştük. Örneğin İngiltere’den gelen turist Ercan Havalimanı’na direkt yolculuk yapamıyor.

    Bunun insan haklarına aykırı bir durum olduğuna işaret etti:

    - Bize gelecek İngiliz turistin önce Rum tarafına gitmek durumunda kalması seyahat özgürlüğü önünde engel değil midir?

    Ardından KKTC ekonomisini yukarı taşıyabilecek 3 adımın altını çizdi:

    - Maraş’ın yerleşime ve turizme açılması.

    - Ercan Havalimanı’na 3’üncü ülkelerden direkt uçuşların gerçekleşmesi.

    - Sondajlar sonrası elde edilecek gazdan KKTC’ye hakkı olan payın verilmesi.

    Sonra ekledi:

    - Bunlar gerçekleşirse KKTC ekonomisi kurtulur...

    Eğitim ve turizm gelirinin yıllık 2 milyar dolara ulaşması, KKTC’nin ekonomik açıdan kendi yağıyla kavrulabileceğinin işaretlerini veriyor...

    Ercan Havalimanı, Maraş ve gaz konusunda düğümün diplomasi ile çözülmesi gerekiyor...

    KOCA İSTANBUL HAVALİMANI AÇILDI ERCAN ÇOK GECİKTİ

    KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Ercan Havalimanı’nın gelir paylaşımı modeliyle Taşyapı tarafından yenilenmesinin sürdüğüne işaret etti:

    - İhalesi benim Maliye Bakanlığım sırasında gerçekleşti. En uygun teklif de Taşyapı’dan geldi. Biz de ihaleyi Taşyapı’ya verdik.

    Ercan Havalimanı ihalesi ile İstanbul Havalimanı’nın aynı döneme denk geldiğini vurguladı:

    - Koskoca İstanbul Havalimanı’nın ilk fazı hizmete girdi, Ercan Havalimanı’nda inşaat hâlâ devam ediyor.

    Ercan Havalimanı için bitiş tarihinin o dönemde 2016 olarak belirlendiğini kaydetti:

    - Taşyapı, gecikmenin nedenlerinden biri olarak İstanbul Hava Yolları’nın hangarını gösteriyor. İstanbul Hava Yolları’nın uçağı bile yok. O hangar oradan kaldırılabilirdi.

    Taşyapı’nın şimdi de duty free konusunda yaşadığı sorunu gerekçe gösterdiğini vurguladı:

    - Bu gerekçeler bizi ilgilendirmiyor. Taşyapı’ya projeyi bu yıl sonunda tamamlaması konusunda son süreyi verdik.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın KKTC’nin koordinasyonuyla ilgilendiğini anımsattı:

    - Sayın Oktay da projeyi üstlenen inşaat şirketine gerekli uyarıyı yaptı...

    Taşyapı’nın elinde olmayan gecikmeyi gerekçe gösterip, önceki hükümetten ek işletme süresi aldığının altını çizdi:

    - 25 yıllık işletme süresi vardı, 4 yıl daha ekledi. Ek işletme süresi onlar için önemli avantaj oldu.

    ERCAN HAVALİMANI BÜYÜYÜNCE TURİZM İVME KAZANACAK

    KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Ercan Havalimanı’nın yenilenmesi ve büyümesi sonrasında yıllık yolcu kapasitesinin 8 milyona çıkacağını belirtti:

    - Bu kapasite, turizmde şansımızı artıracak, ivme sağlayacak.

    Havalimanının yeni haliyle hizmete girmesinin ardından geniş gövdeli uçakların da inebileceğini vurguladı:

    - Ercan Havalimanı’na başta İngiltere olmak üzere diğer ülkelerden direkt uçuşların gerçekleşmesi için diplomasi ve lobi adımlarımızı sıklaştıracağız. Gerekirse İngiltere’de yeniden dava açacağız.

    Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel araya girdi:

    - İngiltere’de 400 bin civarında Kıbrıslı Türk yaşıyor. İngiltere’den Ercan Havalimanı’na direkt uçuşun olmaması, o vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğünü kısıtlıyor.

    Yazının devamı...

    Kayıt dışı mülteci çalıştırmaktan gol yemeyelim

    - Suriyeli mültecilerin kentinizde, ülkenizde sigortasız çalıştırıldığı gibi bir görüntü oluşmasın. Ülkenizin mülteciler için attığı güzel adımları bu konu gölgelemesin.

    O dönemde Gaziantep Valisi olan Yerlikaya, Tusk’un bu sözleri üzerine düşündü:

    - Ya buradan gol yersek.

     İstanbul’da çalışmalara katılan ekibine çerçeveyi çizerken bu konuyu da gündemine aldı:

    - Düzensiz göçe karşı tedbir alacağız.

    - Mülteci de olsa kayıt dışı istihdama müsaade etmeyeceğiz.

    Bu noktada İstanbul’a göçle ilgili verileri gözden geçirdi:

    - İstanbul’da 533 bin 11 ikamet izinli, 2 bin 216 uluslararası koruma, 547 bin 716 geçici koruma kapsamında Suriyeli olmak üzere toplam 1 milyon 82 bin 943 yabancı var.


    Türkiye’nin mazlumların sığınağı olduğu yaklaşımını odağına aldı, geçici koruma kapsamındaki Suriyeli mültecilere şu çerçeveden baktı:

    - Bunlar baş göz üstüne. Çocuklarının eğitimi dahil her türlü planlama yapılıyor.

    547 bin kişinin ne anlama geldiğini şu karşılaştırma ile irdeledi:

    - 547 bin, ülkemizin 23 vilayetinin nüfusundan büyük.

    İlgili birimlere şu talimatı verdi:

    - Mevzuatın emrettiği gibi geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli misafirler, kayıtlı bulundukları illere yönlendirilecek. Ayrıca, bugüne kadar hâlâ kayıtlı olmayan Suriyeliler, İçişleri Bakanlığımızın talimatıyla belirlenen illerdeki geçici barınma merkezlerine sevk edilecek. Bu işlem 25 Ağustos’a kadar tamamlanacak.

    Çalışma hayatında sigortalılığın esas olduğunun altını çizdi:

    -Meslek odaları ve işveren temsilcileri ile görüşeceğiz. 25 Ağustos’a kadar 45 bin işyeri ziyaret edilecek. Kayıt dışı istihdamı sürdürmeleri halinde karşılaşacakları müeyyideler anlatılacak.

    Talimatları verirken, şu veri üzerinde durdu:

    - 2016-2018 yılları arasında 288 bin vatandaşımız İstanbul’dan memleketine döndü. Bunun sebeplerinden birinin de kayıt dışı istihdam olduğunu düşünüyorum.

    İşverenlere kayıt dışı istihdam konusunu ciddiye almaları çağrısı yaptı:

    - Ülkemiz 3.6 milyon Suriyeli mülteciye kucak açtı. Bu yaklaşım dünyada takdir topladı. Hal böyle iken kayıt dışı istihdam yüzünde gol yemeyelim.

    İstanbul Valiliği, kente düzensiz göçü sıfırlamayı, kayıt dışı istihdamı bitirmeyi hedefliyor...

    Bu hedefe ulaşılması için toplumun tüm kesimlerinin omuz vermesi gerekmez mi?

    ÇALIŞMA BARIŞININ ÖNÜNDEKİ RİSKLERİ BERTARAF EDELİM

    İSTANBUL Valisi Ali Yerlikaya, kentteki meslek örgütleri ve işverenlerle görüşmelerinde şu veriyi paylaştı:

    - İstanbul’da Nisan 2019 itibariyle çalışma izni alarak istihdam edilen yabancı sigortalı 76 bin 407 kişi.

    Ardından şu uyarıyı yaptı:

    - Geçici koruma kapsamında ilimizde bulunan Suriyelileri çalıştırmak istiyorsanız, çalışma izinlerini mutlaka alın.

    Sonra şu noktanın altını özellikle çizdi:

    - Başka illere kayıtlı geçici koruma kapsamındaki Suriyeli misafirin İstanbul’da çalıştırılması mümkün değil. Yabancıların istihdamında çalıştığı ilde ikamet etme zorunluluğu var.

    Düzensiz göçmen istihdamının yasa dışı olduğunu vurguladı:

    - Kimlik kaydı bulunmayan Suriyeli bir misafirin ülkemizde hiçbir işte ve hiçbir yerde çalışma imkanı yoktur. Düzensiz göçmen durumunda olan yabancının istihdam edilmesi kanuna göre mümkün değil.

    GÜNDE 30 OTOBÜS KALKIYOR CHARTER SEFER DE YAPILIYOR

    İSTANBUL Valisi Ali Yerlikaya, kente düzensiz göç ve kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda meslek örgütleri, işverenler ve medya kuruluşlarını ziyaretlerinde şu verileri aktardı:

    * 12 Temmuz’dan bugüne kadar 12 bin 474 kaçak göçmen İçişleri Bakanlığımızın belirlediği geri gönderme merkezlerine sevk edildi.

    * Başka illerdeki geri gönderme merkezlerine sevk edilen 12 bin 474 kaçak göçmen 22 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyor.

    * Kaçak göçmenlerin diğer illerdeki geri gönderme merkezlerine sevki için İstanbul’dan günde 30 otobüs kalkıyor.

    * Örneğin Afganistan’dan kaçak yollardan gelmiş göçmenler için uçak kiralayıp, charter seferle dönmelerini sağlıyoruz.

    HİÇ KAYDI OLMAYAN SURİYELİ MÜLTECİ 10-15 BİNİ GEÇMEZ

    İSTANBUL Valisi Ali Yerlikaya, 12 Temmuz’dan buyana kente düzensiz göçle mücadele çalışmalarını gözden geçirirken şu veri dikkatini çekti:

    - 8 yıldır ülkemizde hiçbir yere kayıt yaptırmadan yaşayan Suriyeliler olduğunu gördük. Bunları tespit ettikçe Kilis’teki geçici barınma merkezine gönderiyoruz. Elbette güvenlikle ilgili incelemeleri de yapılıyor.

    Çalışmaları yürüten ekibiyle 8 yıldır hiç kayıt yaptırmadan İstanbul’da bulunan Suriyeli mülteci sayısını tahmin etmeye çalıştı:

    - 10-15 bini geçmez.

    Yazının devamı...

    O tam bir samuray

    Türkmenistan’ın Garabogaz bölgesinde inşa edilen gübre fabrikasının temel atma törenindeydik. Ahmet Çalık, anahtar teslimi üstlendikleri gübre fabrikası projesinin 1.3 milyar dolara mal olacağını belirtti:

    - Japon Mitsibushi Corporation Başkanı Ken Kobayashi ve Mitsubishi Heavy Industries Başkan Yardımcısı Terumasa Onaka ile imzayı attık. Birlikte Türkmenistan’a en büyük gübre fabrikasını kazandıracağız. Finansmanın yüzde 85’ini Japon Uluslararası İşbirliği Bankası karşılayacak. Fabrika 2018 Mayıs’ında üretime geçecek.

    Ken Kobayashi de şu mesajı verdi:

    - Çalık Holding bünyesindeki GAP İnşaat’la Türkmenistan’daki işbirliği bizi memnun etti.

    Japon devlerinin Çalık Grubu şirketleriyle işbirliklerinden memnuniyetlerinin sözde kalmadığına İstanbul’da gerçekleşen “Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı” töreninde tanık olduk. Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Miyajima, Çalık’ın sınırlarını zorlama cesaretine sahip yılmaz bir iş insanı olduğunu vurguladı:

    - Çalık, Japonya-Türkiye arasında tam bir köprü görevi üstleniyor.

    Japon şirketlerinin yöneticilerinin Çalık için kendisine ilettikleri yorumları tek tek aktardı:

    * Son derece güvenilir, dürüst ve sözüne sadık.

    * Her zaman düşünceli davranıyor.

    * Güçlü, yiğit ve yıkılmayan tam bir samuray.

    Çalık’tan Japonya-Türkiye ilişkilerinin daha da iyileştirilmesi için işbirliklerini sürdürmesini istedi:

    - Türkiye ve Japonya coğrafi olarak birbirinden uzaktır fakat kalplerimiz yakındır.

    Çalık da kendisine verilen nişanı şöyle niteledi:

    - Bu nişan, çeşitli coğrafyalarda gerçekleştirdiğimiz Türk-Japon işbirliğinin başarısının göstergesidir.

    30 yılı aşkın süredir Japon şirketlerle iş yaptığını kaydetti:

    - Japon kültürünü ve Japon iş dünyasının bilgi, disiplin, dürüstlük ve karşılıklı saygıya dayanan iş anlayışını tanıdıkça bu ülkeye, insanlarına olan sevgim, saygım, hayranlığım her geçen gün artarak devam ediyor.

    Büyükelçi Miyajima’nın Çalık için kullandığı “samuray” tanımı üzerine anlamına baktım:

    - Eski Japonca’da “hizmet etmek” anlamına gelen “saburau” kelimesinden türemiş, eski Japonya’da soylu asker sınıfı için kullanılan bir terimdi.

    Samuray sınıfının “değerleri”ni okudum:

    * Onur, cesaret, sadakat, özdisiplin ve saygı...

    1981’de Ahmet Çalık’ın kurduğu Çalık Holding, 6 sektördeki faaliyetleri ile 22 ülkeye uzandı, 36 bin kişiye istihdam kapısı açtı...

    Orta Asya’dan Afrika’ya kadar zor bölgelerde yaptıkları işler, Büyükelçi Miyajima’nın Çalık için ortaya koydu tanımla örtüşüyor:

    - O tam bir samuray...



    EYİ Bİ ŞEY Mİ KÖTÜ Bİ ŞEY Mİ

    GEÇEN hafta salı sabahı Malatya Eğitim Vakfı (MEV) yönetim kurulunun kendi arasındaki yazışma grubu güne şu mesajla başladı:

    - MEV Kurucular Kurulu Üyesi, önceki dönem başkanımız Şaban Taçyıldız vefat etti.

    O an Şaban Taçyıldız’ı ilk tanıdığım günlere, Hikmet Tanrıverdi’nin Malatyaspor Başkanı olduğu döneme gittim. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yönetiminden tanıdığım Tanrıverdi, o dönemde Birinci Lig’de (şimdiki Süper Lig) oynayan Malatyaspor’un maçını izlemek, vesileyle kentimizi konuşmak için bir grup meslektaşımla beni de davet etmişti.

    Taçyıldız, o dönemde Malatyaspor Sözcüsü’ydü. Sonra bağımız hiç kopmadı. MEV Başkanlığını Mustafa Başdemir’den devraldığı andan itibaren Vakıf’ın sesini duyurmak, Malatya’ya daha çok okul yapılmasına öncülük, burs verilen öğrenci sayısını artırmayı sağlayacak kaynakları toplamak için canla, başla çalıştı.

    Malatya için yaptığı çalışmalar, kentin valilerinin bile kullandığı şu deyimle onurlandırılmasını sağladı:

    - Gökte ay-yıldız, Malatya’da Şaban Taçyıldız.

    Prof. Mesut Parlak, ANAP döneminin Milli Eğitim Bakanı Metin Emiroğlu, İsmet Elgül ve Tülin Ersöz’ün başkanlık dönemlerinde MEV yönetim kurulunda görev alıp, çalışmalara omuz vermeyi sürdürdü. MEV Yönetim Kurulu Üyesi Nevzat Zabcı, vefatını öğrendiği anda şu mesajı paylaştı:

    - Başkanlığı döneminde MEV’e “TBMM Üstün Hizmet Ödülü”nü kişiliği ile tek başına kazandıran Şaban başkanımız aramızdan, bu dünyadan erken gitti...

    Vakıf’a, Malatya’ya faydası dokunan işlere vesile olduğunda Şaban Abi’den hep şu cümleyi duydum:

    - İnsanlık gör...

    MEV ve kendisiyle ilgili bazı yorumları okuyunca, sağlıklı günlerinde Kenan Işık’a, sonraları da bana sorardı:

    - Gardaş, bah baham eyi bişey mi, kötü bişey mi?

    Hayata erken veda etmen “kötü bişey” oldu be Şaban Abi...

    Mekanın cennet olsun.

    Yazının devamı...

    İstanbul 5 milyar dolara kültür-sanat merkezi oluyor

    - İstanbul Modern 2004 yılında açıldı. 2005’te de Sakıp Sabancı Müzesi ile Pera Müzesi kapılarını açtı.

    2005 sonrasını düşündü:

    - İstanbul, kültür-sanat altyapısına dönük yatırımlar açısından son 13 yılı neredeyse suskun geçirdi.

    Ardından 2.5 yıllık dönemi kapsayan, bir bölümünün açılışı yaklaşan projelere dikkat etti:

    - Başta Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Modern’in yeni yerine taşınması gibi adımlar olmak üzere İstanbul’u kültür-sanat alanında coşturacak bir fırsat doğuyor.

    Söz konusu yatırımların devreye girmesiyle İstanbul’un dünyada ilk 5’e yükselebileceği kanısına vardı:

    - İstanbul, bu gidişle iddialı bir kültür-sanat merkezine dönüşecek.

    Danışmanı Artunç Kocabalkan araya girdi:

    - “İstanbul Finans Merkezi”nden önce “İstanbul Kültür ve Sanat Merkezi” kendiliğinden devreye girecek gibi görünüyor.

    Güreli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restore ettirip müzeye dönüştürdüğü Tekfur Sarayı’na baktı:

    - Tekfur Sarayı, döneminin önemli çini tasarım ve üretim merkeziydi. Restorasyon sonrası müzeye dönüştü. Çok da iyi oldu.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müzelerle ilgili attığı adımlara odaklandı:

    - İBB’nin gündeminde 5-6 müze var. Bunlardan biri Topkapı’da açılacak olan “Şehir Müzesi”.

    O an aklına Polimeks İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erol Tabanca’nın ortağı Cem Siyahi’nin desteği, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen’in tetiklemesiyle hayata geçen Odunpazarı Modern Sanatlar Müzesi (OMM) geldi:

    - OMM, 7 Eylül’de açılacak. Müze Eskişehir’de ama İstanbul’un kültür-sanat ekosisteminin bir parçası olacak.

    7 Şubat 2019’da açılan “Evliyagil Dolapdere”yi not edip, Vehbi Koç Vakfı’nın hazırlıklarına döndü:

    - Arter Dolapdere 13 Eylül 2019’da açılıyor. Burası, İstanbul’un ikinci önemli çağdaş sanatlar müzesi olacak.

    Eylül sonu, ekim ayı başı notları arasına Mimar Sinan Üniversitesi’nin hazırlıklarını aldı:

    - İstanbul Resim ve Heykel Müzesi açılacak.

    2020’ye dönük listenin ilk sırasında Büyük Çamlıca Camii kompleksindeki müzenin olduğunu gördü:

    - Mayıs 2020’de Büyük Çamlıca Camii kompleksinde İslam Eserleri Müzesi açılacak. Müzenin yönetimini Topkapı Sarayı yönetimi üstlenecek. Bu müze, İstanbul için ayrı bir çekim merkezi olacak.

    Bu noktada duraksayıp, şu hesabı yaptı:

    - Belki bir bölümü tesadüfen denk geldi. İstanbul’da 2.5 yıllık dönemde 5 milyar dolarlık yatırım gerçekleşmiş olacak. Bu yatırımlar kentin kültür-sanat çıtasını yükseltecek.

    Beklentisini yineledi:

    - İstanbul, 1-2 yılda dünyanın önde gelen kültür sanat merkezleri arasına girecek.

    5 milyar dolarlık yatırım, İstanbul’u kültür-sanatta dünyanın ilk 5 kenti arasında oturtur mu?

    YURTDIŞINDA 17 BİN KİŞİYE ‘AÇILIŞLAR’ LİSTESİ GÖNDERDİ

    BAŞINDAN beri Akbank’la kol kola yol alan Contemporary İstanbul’un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, çoğu kültür-sanata dönük olmak üzere İstanbul’da 2.5 yıla sığan yatırımları listeleyip önemli bir adım attı:

    - Contemporary İstanbul’un elinde yurtdışından 17 bin, Türkiye’den de 22 bin sanatseverin adresi var. Sanatseverleri İstanbul’da gerçekleşecek açılışlardan haberdar etmekte yarar var.

    Bunun üzerine “Açılışlar” listesi, hizmete girecek mekanlarla ilgili bilgiler eşliğinde hazırlandı:

    - Listeyi mail yoluyla gönderdik. Bir kaç gün içinde gönderdiğimiz maillerin yüzde 33’ü okundu.

    Bu noktada 2020 ve 2021’de açılışı gerçekleşecek projeleri sıraladı:

    Mayıs 2020: Galataport Projesi devreye girecek.

     Eylül 2020: Peninsula Hotel ve Galataport Kültür Merkezi hizmete girecek.

    Kasım 2020: Tersane İstanbul Projesinin (Haliç) birinci fazı devreye girecek.

    Aralık 2020: Atatürk Kültür Merkezi (Taksim) açılacak.

    Mayıs 2021: İstanbul Modern, Galataport içindeki eski yerine yeni haliyle dönecek. Eski yeri 8 bin metrekareydi. Yeni yeri 16 bin metrekare olacak.

    Kasım 2021: Sadberk Hanım Müzesi Tersane
    İstanbul projesinin içindeki 40 bin metrekarelik yeni yerine taşınacak.

    Kasım 2021: Tersane İstanbul’un son fazı tamamlanacak.



    TURİZMİN KATMA DEĞERİ KÜLTÜR-SANAT VE GASTRONOMİ İLE ARTAR

    SOFA Hotel ile turizm sektöründe bulunan Ali Güreli, Türkiye’ye geçen yıl 40 milyon yabancı turist geldiğini anımsattı:

    - Turist başı ortalama gelir 650 dolar düzeyinde. İstanbul’da 750 dolara çıkıyor.

    İspanya’yı örnek gösterdi:

    - İspanya yılda 80 milyon turist ağırlıyor. Turist başı harcama da 1150 doları buluyor. Madrid ve Barcelona’da rakam 1500 dolar.

    Türkiye’nin İspanya’yı geçmesi için önemli fırsat doğduğunu savundu:

    - Turizmin katma değeri kültür-sanat ve gastronomi ile artar. İstanbul’da yürüyen yatırımlar, kültür-sanat açısından katma değer artışını sağlayacak.

    Bu noktada İstanbul Havalimanı’nın (İGA) da önemli fırsat yarattığını vurguladı:

    - İGA, Contemporary İstanbul’a bir sergi alanı sağlayacak. Bizim için billboard ayıracak.

    Yazının devamı...

    Türkiye’ye yatırım için en iyi zaman

    - Bosch Grubu, Türkiye’de 100 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. Bosch’u Türkiye’ye ilk getiren kurucumuz Robert Bosch’un kendisi olmuş. 1970’li yıllardan beri de Türkiye’de üretimimiz var.

    Doğrudan Volkswagen’le bağlantılı olmasa da Alman şirketlerinden Türkiye’ye yeni yatırıma gelmeyi düşünenlerden görüş soran olduğunda verdiği yanıtı paylaştı:

    - Mercedes, Siemens, Bosch, MAN gibi Alman devleri uzun yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteriyor, üretim yapıyor. Biz Türkiye’de bulunmaktan memnunuz.

    Bosch Türkiye’nin 2018 verilerine işaret etti:

    - Geçen yıl 19 milyar liranın üzerinde satış geliri elde ettik. TL bazında yüzde 26’lık ciro büyümesi gerçekleşti. İhracat gelirimiz ise 12.1 milyar lira oldu.

    Ülke ihracatındaki ağırlıklarına dikkat çekti:

    - Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 1.5’ini Bosch Grubu gerçekleştiriyor.

    17 bin 59 kişiyi istihdam ettiklerini belirtip, yatırıma değindi:

    - Geçen yıl 1 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Bu yıl da 1.2 milyar liralık yatırım planlıyoruz. Türkiye’de istikrarlı büyümemiz sürüyor.

    Türkiye’de 4 Ar-Ge merkezlerinin olduğunu vurguladı:

    - Ar-Ge yatırımlarımız 200 milyon lirayı buldu. Ar-Ge merkezlerimizden 700’ü aşkın çalışanımızla Bosch dünyasına hizmet ihracatı da yapıyoruz.

    Bu noktada Volkswagen konusuna döndü:

    - Volkswagen’in Türkiye’ye yatırım yapması bizi mutlu eder. Volkswagen, Bosch’un en büyük müşterisi. Türkiye’deki üretimimizden Volkswagen’e zaten satış yapıyoruz. Yatırıma gelirlerse burada doğrudan tedarik yaparız.

    Bosch’un bir ülkeye yatırım kararı verirken üzerinde durduğu kriterlerin altını çizdi:

    - Üretim performansı, iç ve bölgesel pazarın durumu, ihtiyaç duyulan yan sanayinin gücü, nüfusun yapısı, üniversite ve meslek okulu mezunu insan kaynağı kalitesi.

    Bu kriterler üzerinden Türkiye’yi tekrar değerlendirdi:

    - Türkiye, iç pazarda son dönemde yaşanan sıkıntı dışında tüm kriterleri tutturuyor.

    Ardından şu mesajı verdi:

    - Bana göre Türkiye’ye yatırım için en iyi zaman...

    Siemens, Bosch, Mercedes ve ortağı olduğu MAN’ın yıllardır ülkemizde üretim yapması, Volkswagen’in yatırım kararında önemli gösterge sayılmaz mı?

    ÇOCUĞUNU SÜRÜCÜSÜZ ARACA TEK BAŞINA BİNDİRİR MİSİN

    BOSCH Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young, Bosch Grubu’nun dünyada son yıllarda sanayi işletmesinden “nesnelerin interneti (IoT)” şirketine dönüştüğünü belirtip, Mercedes’le son işbirliklerine işaret etti:

    - Almanya’da Baden-Württemberg eyaleti, sürücüsüz araçlara otonom vale park izni verdi. Bu izinde Mercedes’in merkezinin söz konusu eyalette bulunması da rol oynadı. Yasal izin, otonom araçların kullanımı açısından devrim oldu.

    Ardından sordu:

    - Küçük çocuğunuzu tek başına sürücüsüz arabaya bindirip, bir yere gönderir misiniz?

    Bazı ülkelerde bu soruya verilen yanıtların oranını paylaştı:

    - Almanya’da ankete katılanların yüzde 11’i bu soruya olumlu yanıt veriyor. Brezilya’da, “Çocuğumu sürücüsüz araca tek başına bindiririm” diyenlerin oranı yüzde 50’yi buluyor. Türkiye’de bu oran yüzde 25.

    KÖPRÜDEN GEÇERKEN DİREKSİYON BIRAKILIR MI

    STEVEN Young, sürücüsüz araçlara güven testine katılan Türklere sorulan bir soruyu paylaştı:

    - İstanbul Boğazı’nın üstündeki köprülerden aracınızla geçerken direksiyondan elinizi çeker misiniz?

    Verilen yanıta işaret etti:

    - İstanbul’daki sürücülerin yüzde 67’si Boğaz’daki köprülerden geçerken direksiyondan elini çekebileceğini söylüyor.



    YENİ NESİL POMPA % 30 TASARRUFLU

    STEVEN Young, gelişen teknolojiye örneklerden biri olarak Bursa’da ürettikleri hidrolik pompayı gösterdi:

    - Yeni nesil hidrolik pompamız yüzde 90 daha verimli çalışıyor. Sanayi tesislerinin yüzde 20’si hidrolik pompalardan oluşuyor.

    Yüzde 90 verimli çalışmanın ne anlama geldiğini elektrik tüketimiyle anlattı:

    - Bir pompa yılda 100 bin dolarlık elektrik tüketiyor. Yeni nesil pompada yüzde 30 enerji tasarrufu sağlanıyor. Yani, yılda 30 bin dolarlık enerji tasarrufu söz konusu oluyor.

    2023’TE TÜRKİYE AKILLI EV PAZARI 1 MİLYAR DOLARI BULUR

    STEVEN Young, dünyada akıllı ev pazarının 56 milyar doları bulduğunu belirtti:

    - 2023’te dünyada akıllı ev pazarı 153 milyar doları bulacak.

    Türkiye’deki pazar beklentisini paylaştı:

    - Türkiye’de 2023’te akıllı ev pazarı 1 milyar dolara ulaşacak. Ülkemizdeki evlerin yüzde 5’i 2023’te “akıllı” olacak.

    Yazının devamı...