• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • ‘Güvenli bölge’deki 1 milyon konuta 26.4 milyar dolar gerekiyor

    - BM Genel Kurulu’na katılan liderlere dağıttığımız “güvenli bölge kitapçığı”nı arkadaşlara da verelim.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya İlişkileri Koordinatörü Mücahid Eker, kitapçığı dün sabah gönderdi. Kitapçıkta “güvenli bölge”de oluşturulacak köy ve ilçelerle ilgili şu bilgiler yer aldı:

    “Güvenli bölge”de 1 milyon Suriyeli nüfusun yerleştirileceği 5 bin nüfuslu 140 köy ile 30 bin nüfuslu 10 ilçeden oluşan yerleşim alanı planlanıyor.


    Köylerle ilgili şu detaylara yer verildi:

    Köylerin her birinde 350 metrekare arsaya oturan 100 metrekare 3+1 ev ve ahırdan oluşan 1000 konut, 2 cami, 16 derslikli 2 okul, 1 gençlik merkezi ve kapalı spor salonu ile yönetim merkezi projelendirilecek. Köylerde her haneye arazinin büyüklüğüne göre 1 dönüm tarım yapılabilecek arazi verilecek.

    İlçeler için de şu ayrıntılar dikkat çekti:

    İlçelerde ortalama 100 metrekarelik (3+1 ve 2+1) 6 bin konut, 1 merkez cami, 10 mahalle cami, 16 derslikli 8 okul, 1 lise, 2 kapalı spor salonu, 5 gençlik merkezi, 1 küçük stat, 4 mahalle ölçekli futbol sahası, sosyal tesisler ile 8 ilçede 10 yataklı, 2 ilçede 200 yataklı hastane, küçük sanayi sitesi, üniversite ve yerleşimlerin ihtiyacı olan teknik altyapı gereksinimlerini karşılayacak yapılar projelendirilecek.


    Köy ve ilçeler için gereken arazi büyüklüğü şöyle hesaplandı:

    1 köy yerleşimi için 590 bin metrekare, 140 köy için 82.6 milyon metrekare,

    1 ilçe için 1 milyon metrekare, 10 ilçe için 10 milyon metrekare,

    Toplamda 92.6 milyon metrekare araziye ihtiyaç olacak.

    Ayrıca, tarımsal amaçlı arazi dağıtımı için 140 milyon metrekare araziye ihtiyaç var.

    Toplam konut sayısı da ortaya konuldu:

    Her köyde 1000’er olmak üzere 140 köyde 140 bin konut olacak.

    Her ilçede 6 biner olmak üzere 10 ilçede 60 bin konut yapılacak.

    1 milyon nüfus için toplam konut sayısı 200 bini bulacak.


    1 milyon kişilik yerleşimin inşaat maliyeti TL, Euro ve ABD Doları bazında ayrı ayrı kitapçıkta dikkate sunuldu:

    150 milyar 965 milyon 400 bin TL.

    23 milyar 662 milyon 288 bin 401 Euro

    26 milyar 392 milyon 552 bin 448 ABD Doları

    Hesap ortaya konulduktan sonra
    şu noktanın altı çizildi:

    Yerleştirilecek nüfusun 2 milyon olması halinde maliyet de bu oranda artacak.

    Kitapçıktaki bilgileri paylaştıktan sonra anımsatmakta yarar var:

    ABD, “güvenli bölge” konusunda beklenen adımı nasıl ve ne zaman atacak?

    1 milyon Suriyelinin yerleştirileceği köy ve ilçelerin oluşturulması için gereken 26.4 milyar dolarlık fona hangi ülke ne kadar katkıda bulunacak?

    Yazının devamı...

    Düşünce dünyamızdan IMF’den borç geçmedi

    Erdoğan, konuyu değerlendirirken söze şöyle girdi:

    - Siyasette tutarlı olmak önem arz ediyor. Bir taraftan hükümete, iktidara IMF ile münasebeti geliştirip kredi vesaire almayı tavsiye edeceksiniz... Ki bu iktidarı biz IMF’ye 23.5 milyar dolar borçla devraldık ve 2013 Mayıs’ında borcu sıfırladık.

    Türkiye’nin IMF’ye borç vermesi konusunu anımsadı:

    - Daha sonra IMF bizden 5 milyar dolar borç talebinde bulundu. Biz de “veririz” deyince bunlar baktılar bu iş ciddiye gidiyor, “vazgeçtik” dediler. Bundan sonra zaten IMF’den borç talebi diye hiçbir zaman bizim düşünce dünyamızdan geçen bir şey söz konusu olmadı. Bu bizim aklımızın ucundan geçmiş değil.

    Türkiye’nin IMF’nin kapısını ilk kez İsmet İnönü döneminde çaldığını vurguladı:

    - Yani, onların dönemlerinde başladı. Biz avucumuzda 23.5 milyar dolar borç bulduk. Ondan sonra da süratle dedik ki “Biz bu işin ne yapıp yapıp sıfırlayacağız.” 2013 Mayıs’ında da sıfırladık, kurtulduk. Şimdi IMF’ye herhangi bir borcumuz yok. Biz biliyorsunuz IMF’nin aynı zamanda ortağıyız. Bu da var. Öyle bir durum değil yani çok da fakir fukara değiliz.

    CHP ve İYİ Parti temsilcilerinin IMF Heyeti ile gizli görüşmesinden söz edildiğine dikkat çekti:

    - Ben niye görüştüler falan diye de bir derdin içerisinde değilim. Tamam da kimden neyi kaçırıyorsunuz? Bir defa IMF’nin temsilcileri size hakikaten muhatap alacaklarsa gelsin sizi makamınızda ziyaret etsin. Niye gidip otellerin odalarında, lobilerde görüşmeler yapıyorsunuz.

    CHP ve İYİ Parti’nin ekonomi kurmaylarının IMF Heyeti’yle görüşmelerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakışı, yaklaşımı böyle...

    ABD’NİN PATRİOT TEKLİFİ S-400’Ü ARATMAMALI

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’a ABD ile ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması yol haritasında F-35 programına yeniden dönülmesinin olup olmadığını sorduk, anlattı:

    - F-35 konusunda iş tam manasıyla henüz çözüldü diyemeyiz. Ama ben kendilerine teklifimi yaptım. “S-400 yanında sizden de Patriot alabiliriz” dedim.

    Bunu bizzat Trump’a söylediğini belirtti:

    - Kendileri de “Bu eğer ciddiyse bunun üzerine çalışalım” dediler.
    Size ciddi bir teklif yapıyorum. Siz bunu Kongre’den geçirebiliyorsanız biz de onunla ilgili olarak çalışmalarımızı yaparız. S-400’leri nasıl aldıysak, bu konuda bize gelecek olan teklifin de gerçekten onu aratmaması lazım. Öyle bir teklif olması halinde biz bir alternatif savunma sistemini
    de Türkiye’ye kazandırmış oluruz.

    YERLİ VE MİLLİ PARA İLE TİCARETTE KARARLIYIZ

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’a İran’a yaptırımlar gündemde iken aramızdaki ticaretin nasıl yürüyeceğini sorduk, yanıta şöyle girdi:

    - Bir defa şunu çok açık net söyleyeyim; yerli, milli para konusunda biz bu teklifimizi son Ankara Zirvesi’nde de yine İran tarafına söyledik. Yani bu konuda kararlılık hiçbir zaman bir kenara itilmemeli. Buna devam etmeliyiz. Merkez Bankası Başkanlarımız da bir araya geldiler, bu görüşmeyi yaptılar. Bunda devam edeceğiz.

    Türkiye’nin İran’dan petrol ve gaz alımını sıfırlamasının mümkün olmadığını vurguladı:

    - Biz oradan yine doğalgazımızı alacağız. Petrolü daha ziyade özel sektör alıyordu. Ne yazık ki petrolü şu anda almıyor çünkü ABD’nin tehditlerinden çekiniyor.

    Türkiye’nin İran ile ilişkisini devam ettireceğini kaydetti:

    - Şu anda ticaret hacmimiz 7.5 milyar dolar civarına düşmüş vaziyette. Biz 30 milyar dolar gibi bir hedef belirlemiştik. Bunun çok çok altındayız. Fakat biz İran ile bu stratejik ürün noktasında devam eden birlikteliğimizi koparmak istemiyoruz. Bu şekilde devam etmekte kararlıyız.

    Yazının devamı...

    100 milyar dolar ve fifty-fifty için hızlı hareket edin

    DIŞ Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla New York’ta gerçekleşen “10. Türkiye Yatırım Konferansı Galası” öncesi durum değerlendirmesi yaparken ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un bu ayın ilk haftasındaki Türkiye ziyaretine döndü:

    - Sayın Ross, “Türkiye ile 20 milyar dolar olan ticaret hacmimizi 100 milyar dolara çıkarmak için Başkan Trump’tan talimat aldım. 100 milyar doları fifty-fifty (50-50) yapacağız” dedi.

    Ross’un söz konusu hedefe dönük görüşmeler için Türkiye’de 5 gün kaldığını anımsatıp, şu sözlerini aktardı:

    - 100 milyar dolarlık ticarete ulaşmayı orta vadeli hedef gibi görmeyin, o zaman gerçekleşmesi zaman alır. En doğrusu hemen kolları sıvamak.

    - Çin’le ABD’nin yaşadığı gerginliği biliyorsunuz. Oluşacak boşlukta yerinizi almak için hızlı hareket edin. Zaman sizin aleyhinize çalışır.


    ABD Başkanı Donald Trump’a yazdığı mektupla Ross’un Türkiye ziyaretini tetikleyen TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ araya girdi:

    - Sayın Ross, bizden Boston Consulting’e hazırlattığımız “Türiye-ABD Ticareti” raporunu istemişti. 300 sayfalık raporu kendisine ilettik. Raporu dikkatle okuduğunu gördük.


    Olpak, Ross’un şu uyarısına işaret etti:

    - Sayın Ross, Türkiye’nin ABD’ye ihracatında biraz dağınık tablo gördü. Şu 7 sektörün ihracatını artırmaya odaklanmamızı istedi: Otomotiv yan sanayi, hazır giyim, ev tekstili, mücevherat, beyaz eşya ve tüketici elektroniği, inşaat malzemeleri, mobilya.

    Bu noktada Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu’nun Vestel’in ABD’ye ihracatıyla ilgili yaklaşımını paylaştı:

    - Ahmet Bey, şartlar oluştuğunda ABD’ye 10 milyon televizyon, 2 milyon beyaz eşya gönderebilecek durumda olduklarını bana aktardı.

    Yalçındağ araya girip, bazı Türk iş insanlarında oluşan tereddüte vurgu yaptı:

    - 100 milyar dolarlık hedef için, “Hadi canım sende, bu hedef gerçekçi değil, Türkiye ABD’ye 50 milyar dolarlık ne satacak?” diyen iş insanları var. Bu işin koordinasyonu TAİK’te olacak ve hep birlikte 50 milyar dolarlık ihracatı yakalayacak adımları atacağız.

    Olpak, siyasette ABD ile yaşanan gel-git’lerin farkında olduklarını Birleşmiş Milletler’de (BM) önceki gün ortaya çıkan görüntüye işaret ederek ortaya koydu:

    - BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in liderler onuruna verdiği öğlen yemeğinde Trump’la aynı masaya Mısır Devlet Başkanı Sisi oturdu.

    Yalçındağ, iş dünyasının ABD Ticaret Bakanı Ross’un gösterdiği kararlılığa odaklanması gerektiğini savundu:

    - ABD ile ticaretimiz 100 milyar dolara çıkarsa, “vazgeçilmez dostlar” listesine gireriz. 20 milyar dolarlık dış ticaret, onlar için vazgeçilebilir rakamdır. 100 milyar dolar öyle değil. ABD ile ticareti 100 milyar dolar düzeyinde olan 7-8 ülke var. Bizim de onlar arasında yerimizi almamız lazım.

    Ross’la görüşmelerde Türkiye’nin ihracatta odaklanacağı 7 sektörden birini anımsattım:

    - ABD, Türk hazır giyim ürünlerine yüzde 30 gümrük vergisi uyguluyor. Bizim hazır giyim sektöründe vergi engelini aşmak için Mısır’da üretim yapanlar var. ABD, hazır giyimde vergiyi indirmeyi düşünür mü?

    Olpak, yanıtladı:

    - Tercihli ticaret, gümrük vergileri elbette konuşulacak.

    Ross’un, “Trump’tan talimat aldım” demesi, Türkiye’nin ABD’ye ihracatını 50 milyar dolara çıkarmaya yetmiyor.

    ABD’nin en azından belirlenen 7 sektörün ürünlerine kapıyı iyiden iyiye açık tutması gerekiyor...

     

    Yazının devamı...

    New York’taki Türk Evi’nin piyasa değeri 1.5 milyar doları bulur

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında kendisine ayrılan ofiste Almanya Başbakanı Angela Merkel’i kabulü sürerken BM’nin hemen karşısındaki Türk Evi inşaatına gittim.

    Tamamlanma oranı yüzde 70’i bulan inşaatın önünde CCN Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çeçen, İC İçtaş İnşaat İcra Kurulu Üyesi Burak Vardan, şirketin ABD Direktörü-Proje Sorumlusu Turgay Tanhan, Cephe Proje Müdürü Onur Zeybek ve İnce İşler Proje Müdürü Esin Pektaş’la buluştuk.

    Murat Çeçen, temeli Eylül 2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atılan yeni Türk Evi projesinin yapımını İC İçtaş İnşaat’ın ABD’li Tishman’la birlikte üstlendiğini anımsattı:

    - Mimari projesi Perkins Eastman tarafından gerçekleşen projeyi iç dekorasyon noktasına kadar tamamlamak bizim işimiz. Cumhurbaşkanımız TURKEN buluşmasında tamamlanma süresini Ekim 2020’ye çekti.

    Burak Vardan araya girdi:

    - Burası, New York’un inşaat yapmak açısından en zor bölgesi. BM’nin tam karşısındayız. BM’de önemli toplantılar olunca bizim iş duruyor. Nitekim şu anda inşaata ara vermiş durumdayız. Dolayısıyla süre konusunda bizi zorluyor. Ancak, Cumhurbaşkanımızın verdiği sürede tamamlarız.

    Türk Evi’nin 1110 metrekarelik zeminde yükseldiğini belirtti:

    - Toplam kapalı alan 20 bin 200 metrekare olacak. 35 katlı binanın yüksekliği 171 metreyi bulacak. BM binasından 4 metre yüksek olacak.

    İnşaat maliyetini merak ettim, Murat Çeçen, Vardan’la hesap yapıp paylaştı:

    - İhalenin gerçekleştiği günlere göre inşaat maliyetinde artış söz konusu. 250-300 milyon doları bulacak gibi görünüyor.

    Binanın dış cephesine dikkat çekti:

    - Dış cephe malzemesini Türkiye’de kurşun geçirmez, bombalı saldırıya dayanıklı hale dönüştüren işlemden geçirtip getirdik. Dış cephenin maliyeti 50 milyon doları buldu.

    İki blok yandaki Trump World Tower’ı gösterdi:

    - Türk Evi, Manhattan’ın değerli bölgelerinden birinde bulunuyor. Bina tamamlandığında arsa dahil piyasa değeri 1.5 milyar dolara ulaşır.

    Projenin İC İçtaş İnşaat için simge işler arasında yer aldığını kaydetti:

    - Bu arada proje dünya müteahhitler listesi hazırlayan Engineering News Record (ENR) tarafından ödüle değer görüldü. Ekim ayında New York’ta düzenlenecek törenle ödülü alacağız. Yani, Türk Evi dünya müteahhitlik liginde de simge projeler arasında yer alıyor.

    Türk Evi inşaatı planlandığı gibi Ekim 2020’de tamamlanırsa, mobilya dahil, iç dekorasyon işleri için ayrı ihale açılacak.

    Kullanıma hazır hale gelince Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu, BM’deki Daimi Temsilci Büyükelçimiz rezidansları dahil binaya taşınacak.

    Türk Evi, KKTC’nin ve Azerbaycan başta olmak üzere Türki cumhuriyetlerin de kullanımına açık olacak.

    400 TONLUK DAMPER 170 KİLOMETRELİK RÜZGÂRDA DENGEYİ SAĞLAYACAK

    İC İçtaş İnşaat’a Türk Evi projesi için başvurup, İnce İşler Proje Müdürlüğünü üstlenen Esin Pektaş, 171 metrelik binanın çatı katına 400 tonluk bir damper yerleştirildiğini belirtti:

    - Bu bölgede rüzgârın hızı zaman zaman 170-180 kilometreyi bulabiliyor. Söz konusu şiddette rüzgâr, binanın üst katlarını 50 santim kadar sallayabiliyor.

    Çatı katına yerleştirilen damperin rüzgârın ters yönünde hareket edeceğini vurguladı:

    - Böylece binada denge sağlanacak. Binada bulunanlar 170-180 kilometrelik rüzgârda bile sarsıntı hissetmeyecek.

     

    Yazının devamı...

    Film ve kitapları Darüşşafaka’da eğitime kaynak olacak

    - Film, senaryo, kitap tüm eserlerimin mali haklarını eğitime kaynak olması için Darüşşafaka’ya bağışlıyorum.

    Darüşşafaka Cemiyeti Başkanı Tayfun Öktem ve yönetim kurulu üyeleri, Özgentürk’ün bağışçı olarak attığı bu önemli adımı şöyle şöyle yorumladı:

    - Ali Bey, bir anlamda, “Buyurun, anahtar sizin” demiş oldu.

    Darüşşafaka Cemiyeti kaynak geliştirme ekibi, bağışın dökümünü çıkarmak üzere kolları sıvadı:

    - Ali Özgentürk’ün yayınlanmış ve yayınlanmamış 100’e yakın eseri var. Hepsinin mali hakları, eserlerin tüm kullanım, telif hakları Darüşşafaka’ya geçmiş olacak.

    Ekibin dikkatini ilk çeken film şu oldu:

    - 1977 yılında Atıf Yılmaz’ın çektiği, Cengiz Aytmatov’un romanından uyarlanan, senaryosunda Ali Özgentürk’ü imzası bulunan “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin senaryo hakları Darüşşafaka’ya geçiyor.

    Çalışma sonunda şu döküm çıktı:

    SİNEMA ESERLERİ: Senaryo ve hikayeleri Özgentürk’e ait, filme çekilmiş eserler, Hazal, At, Su da Yanar, Mektup, Beni Sev, Kalbin Zamanı, Görünmeyen, Yengeç Oyunu, Balalayka.

    FİLME ÇEKİLMEMİŞ ESERLER: Özgentürk’ün filme çekilmemiş 70 adet senaryo ve hikayesi var.

    YAYINLANMIŞ KİTAPLAR: Yayınlamış kitapları, Tanıklar (Adam Yayınevi), Oğul Oğul (Mitos Boyut Yayınevi), Gizli Defterlerim (Kırmızı Kedi Yayınevi), ayrıca filmlerinin senaryo kitapları.

    YAYINLANMAMIŞ KİTAPLARI: Henüz yayınlanmamış 6 kitabı var.

    Tayfun Öktem, Darüşşafaka yönetimini etkileyen ve mutlu eden bu bağışı Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Necipoğlu ile birlikte anlatırken şu mesajı verdi:

    - Ali Bey’in yaşarken bu kadar kapsamlı olarak eserlerini Darüşşafaka’ya bağışlaması bizim için çok değerli. Bu bağış yüzlerce çocuğumuzun hayatını değiştirecek.

    Darüşşafaka’nın misyonunun altını çizdi:

    - Annesi veya babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, yetenekli çocukları, ücretsiz olarak çağdaş eğitimin esaslarına göre okutmak, Atatürk ilkelerine bağlı, yaşam boyu öğrenen, araştıran, sorgulayan, çağdaş, evrensel değerleri benimsemiş, özgüvenli, ülkesine ve topluma karşı sorumluluklarının bilincinde lider bireyler yetiştirmek.

    Darüşşafaka Genel Sekreter Yardımcısı Burçak Karakaya, Cemiyet’in bağışçı sayısını paylaştı:

    - 70 bin bağışçımız var. Bunların 7 bini düzenli bağışçılarımız. Sürdürülebilirlik
    açısından düzenli bağışçı sayısını artırmak istiyoruz.

    Öktem sürdürdü:

    - Cemiyetimizin kaynakları 156 yıldır kişi, kurum ve kuruluşlardan alınan bağışlardan oluşuyor. Ürün, hizmet, gayrimenkul, menkul, vasiyet bağışı yapılabileceği gibi, tüm bağış kampanyalarımızı nakdi olarak da desteklemek mümkün.

    156 yıldır “Eğitimde fırsat eşitliği”nin önde gelen adresi olan Darüşşafaka’yı desteklemek gerekiyor.

    KDV’YE GİDEN KAYNAK 150 ÖĞRENCİYİ OKUTUR

    DARÜŞŞAFAKA Cemiyeti Başkanı Tayfun Öktem, şu noktanın altını çizdi:

    - Ülkemizde hiçbir bedel almadan öğrenci okutan iki kurum var. Biri devlet, diğeri Darüşşafaka...

    Bağışların vergiden düşülmesi uygulamasına dikkat çekti:

    - Hayırsever bir birey ya da kurum okul yaptırıp, devlete bağışladığında yüzde 100’ü vergiden düşüyor. Aynı hayırsever Darüşşafaka Cemiyeti için okul yaptırmak isterse bağışının tamamını vergiden düşemiyor. Ancak yıllık cirosunun yüzde 5’ini vergiden düşebiliyor.

    Ardından KDV’ye işaret etti:

    - KDV mükellefi değiliz. KDV tahsilatımız yok. Ancak tüm mal ve hizmetleri KDV’li satın aldığımız için her yıl ciddi bir KDV ödüyoruz. Bu kaynak, 150 öğrencimizin bir yıllık eğitim masrafına karşılık geliyor.

     Darüşşafaka ile aynı statüdeki bazı sivil toplum kuruluşlarına mal ve hizmet alımlarında da KDV muafiyeti tanındığını anımsattı:

    - Biz de mal ve hizmet alımlarında KDV’den muafiyet bekliyoruz.

    KİŞİSEL VERİ SINIRI ADAY ÇOCUKLARA ULAŞMAYI ZORLAŞTIRDI

    DARÜŞŞAFAKA Cemiyeti Başkanı Tayfun Öktem, her yıl Darüşşafaka sınavına katılım kriterlerine uyan 15 bin çocuk olduğunu belirtti:

    - Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle bu çocuklara birebir ulaşmamız ne yazık ki mümkün olamıyor.

    Uygulamada bazı esnekliklerin sağlanabileceğini savundu:

    - Sadece sınavları duyurmaya yönelik, sınırlı bir süreliğine - mesela 1-2 ay - bu öğrencilerin bilgilerine ulaşabilirsek; sınava katılacak öğrenci sayımızı yükselir. Çünkü, fırsat eşitliği öğrencilerin Darüşşafaka’dan haberdar olabilmeleri ile başlıyor.

    Bu yıl 1500 dolayında ilköğretim 4’üncü sınıf öğrencisinin sınava katıldığını vurguladı:

    - Başarılı olan, yetenekli 123 öğrencimizi okula kabul ettik.

     

    Yazının devamı...

    Eski okulunu 5 milyon liraya ‘Fevzi Tokat’ yaptı

    Derken pekmez tüketimi azalmaya başladı. Güney’de ilk şaraphaneyi 1954’te Hüseyin Şirin kurdu. Ardından aralarında Fevzi Tokat’ın da yer aldığı 10 kişi ikinci şaraphaneyi açtı:

    * Onel Kollektif Şirketi.

    1960-61’de “Onel” dağıldı. Şirketten kopanlar 4-5 ayrı şaraphane kurdu. Ayrı şaraphane açanlar arasında Fevzi Tokat da vardı. 300 metrekarelik şaraphanede şişelemeye 1965-66’da geçebildi. Kardeşi Yasin Tokat o sırada lisedeydi. Yasin, abisinin şarap üretimine başlaması üzerine kararını verdi:

    - Ziraat Fakültesi’ne gireceğim.

    Hedefine uygun yol aldı:

    - Ziraat Fakültesi’ni 1972’de bitirdim. Zeytinyağı, şarap, süt ve bira konusuna yoğunlaştım.

    Güney’e dönüp abisinin yanında çalışmaya başladı. 1972’den itibaren de Pamukkale Şarapçılık’ın tüm sorumluluğu Yasin Tokat’a geçti. İlk dönemlerde yıllık 250-300 bin litre üretimleri vardı.

    1990’da şarap ihracatını denedi:

    - Baktım Çalkarası ve Dimrit üzümlerinden elde ettiğimiz şarapla dünyada rekabet şansımız yok. Doğu’da Öküzgözü ve Boğazkere üzümleri vardı ama yeterli değildi.

    1996’da bir konferans düzenlenmesine öncülük etti. Konferans sonrası Türkiye’nin birçok bölgesinden asma çubukları Güney’e gönderildi. Farklı çubuklar denendi. Sonunda Güney’de dünyanın şaraplık üzüm çeşitlerinden iyi sonuç alınabileceği görüldü.

    Bağcılıkta deneyimli çiftçilere teklifte bulundu:

    - Cabarnet Sauvignon, Shiraz, Cabarnet Franc, Merlot gibi dünyada bilinen üzümleri yetiştirin, Çalkarası’nın iki katı fiyatla alacağım.

    Çiftçilere bir adım daha attırdı:

    - Yer bağcılığından vazgeçin. Salkımları toprakla temas ediyor, kalitesi düşüyor. Telli sistemle üzümün toprakla temasını keselim. Üzümlerimiz temiz olsun.

    Zamanla Güney’de üretilen şaraplık üzüm çeşitleri arttı, iyi verim alındığı görüldü. Kavaklıdere’den Doluca’ya, Sevilen’den Kayra’ya kadar birçok şarap üreticisi Güney’de kendi bağlarını oluşturup, çiftçiden de alım yapmaya başladı.

    İlçede bağa dönüşen alan 50 bin dönümü aştı, 25-30 bin ton şaraplık üzüm üretilir oldu. Tokat, yaşanan dönüşümü şöyle yorumladı:

    - Türk şarap üreticileri dünyada rekabet edebilecek düzeyde ürün elde edebiliyorsa, bunda Güney’deki başarının payı büyüktür.

    Tokat, Güney’de yakalanan başarı üzerine ilçeye borçlu olduğunu düşünürken 1963’te mezun olduğu orta okul binasını gözüne kestirdi. 2015’te Milli Eğitim’e başvurdu. 3 yıl sonra izin çıktı:

    - 5 milyon liraya ilçemize yakışır bir okul yaptırdık. Okula rahmetli abim Fevzi Tokat’ın adını verdik.

    Okulu yaptırmanın verdiği haz, birçok işin önüne geçti, yeni hedef koydu:

    - Güney’e bir de meslek yüksek okulu yaptırmak isterim.

     Bu durumda Pamukkale Üniversitesi Güney’de bir meslek yüksek okulu düşünür mü?

    24 KİLOMETRE TERAS YAPTI 5 BİN CEVİZ, 2 BİN 500 BADEM DİKTİ

    PAMUKKALE Şarapçılık Satış ve Pazarlama Direktörü Selda Tokat davet etti, Denizli’nin Güney ilçesinde yarım günlük bir tur yaptık. Fabrikanın bahçesine girdiğimizde Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Tokat, yıllık üretimi 5.5 milyon litreyi bulan şaraphaneye yeni gelen üzümlerin işlenmesiyle ilgileniyordu.

    Abilerinden Alaettin Tokat ve Şevket Tokat, bahçede üzümlerin üretim bandına boşaltılmasını izliyordu. Yeğeni Saim Tokat, ailenin 3’üncü kuşak temsilcileri Fevzi Tokat ile Yasin Tokat da işlerin başındaydı.

    Pamukkale Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Tokat, fabrika turu sonrası bizi 1100 metre rakımlı Ali Eren Dağı’na çıkardı:

    - Babamız buralarda hayvan otlatmak üzere 2 bin dönüm arazi almıştı. 6 kardeş kura çektik, araziyi paylaştık. Bana 380 dönümlük pay düştü. Ek alımlarla arazim 450 dönümü buldu.

    Araziye 5 bin ceviz, 2 bin 500 badem fidanı diktiğini belirtti:

    - Fidan dikimi için 24 kilometreyi bulan teraslama yaptım. 100 metrelik artezyenle suya ulaştım, su deposu da inşa ettim. 7 bin 500 fidanı damlama sistemiyle suluyoruz. Bu iş için
    1 milyon lira harcadım.

    İSTANBUL BOĞAZI’NDA YELKEN FESTİVALİ HAZIRLIĞI

    HEDEF Yelken’in ortağı Yiğit Eroğlu’ndan mesaj geldi:

    - Hedef Yelken’in 10. yılı vesilesiyle İstanbul Boğazı’nda 29 Ekim’de bir “Yelken Yarışı Festivali” düzenlemeye hazırlanıyoruz.

    Festivali düzenleme amaçlarına işaret etti:

    - Hedefimiz Türkiye’de yelkenciliği ve yatçılığı ileri düzeye taşımak, dünyada öne çıkarabilmek.

    Bugüne kadar farklı yarışlar yapıldığını kaydetti:

    - Söz konusu yarışlarda katılımcı sayısı 100’ün üzerine çıkmadı. Amacımız aktif olmayan çok sayıda tekneyi bir gün bile olsa Boğaz’da yelken yapmaya çekmek.

    2023 hedefini de paylaştı:

    - 29 Ekim 2023’te ulusal-uluslararası rekor katılımlı “İstanbul Boğazı Yelken Festivali” yapmak.

    Ulaştırma Bakanlığı’nın hedefini anımsattı:

    - Yarışma-festival planımız, Bakanlığın
    1 milyon amatör denizci hedefine uyuyor.

     

    Yazının devamı...

    Yatırımları 15 milyar doları geçti, 4.5 milyar dolar daha yatıracak

    - Sadece Petkim’e yılda 100 milyon dolar yatırım yaptık, devam da ediyoruz. Yani, alım bedeli hariç Petkim’e yatırımımız 1 milyar doları buldu.

    Petkim’in ekonomideki rolüne dikkat çekti:

    - Petkim, Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya tesisi. Türkiye’deki ihtiyacın yüzde 20’sini tek başına karşılıyor. Ürettiği 60 farklı ürünü çoğu KOBİ olmak üzere 6 bin sanayi kuruluşu kullanıyor.

    Türkiye’nin ilk stratejik yatırım belgesine sahip olan Star Rafinerisi üzerinde durdu:

    - Star Rafinerisi’ni 6.3 milyar dolar yatırımla kurduk. Yılda 10 milyon ton ham petrol işlenebiliyor. Yılda 4.8 milyon ton dizel, 1.6 milyon ton nafta, 320 bin ton LPG, 1.6 milyon ton jet yakıtı, 700 bin ton petrokok üretebiliyor.

    Rafinerinin Türkiye’nin cari açığına olumlu katkısına işaret etti:

    - Star Rafinerisi, Türkiye’nin cari açığını yılda 1.5 milyar dolar düzeyinde aşağı çekecek. Ürün yelpazesi Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun rafineri oldu.

    Rafineride yatırımın sürdüğünü kaydetti:

    - Verimliliği artırmak için 600 milyon dolarlık bir depolama yatırımı yapıyoruz.

    Yatırımın geri dönme süresini irdeledi:

    - Star Rafinerisi’ne yapılan yatırımın 11-13 yılda geri döneceği hesaplanıyor.

    Bu noktada Star Rafinerisi’nin devreye girmesiyle grup açısından oluşan dengeye baktı:

    - Petrol fiyatları yükselince rafineriden, düşünce de petrokimya tesisinden, yani Petkim’den kazanıyoruz.

    Petlim Limancılık’ın Kasım 2010’da kurulduğunu anımsadı:

    - 400 milyon dolarlık yatırımla devreye giren liman, Mart 2019’dan itibaren Socar Terminal’e dönüştü. 1.5 milyon TEU kapasiteyle bölgenin en derin terminali oldu.

    Socar’ın Türkiye’deki bir başka büyük yatırımına odaklandı:

    - TANAP, Bakü’den İtalya’ya uzanan 3 bin 500 kilometrelik Güney Gaz Koridoru’nun en büyük parçası. 1850 kilometrelik TANAP, 7 milyar dolarlık yatırımla tamamlandı.

    TANAP’ta Botaş’ın yüzde 30 hissesinin olduğunun altını çizdi:

    - Haziran 2018’de gaz gelişi başlayan TANAP, yıl sonuna kadar Türkiye’ye 4 milyar metreküp gaz taşıyacak.

    Türkiye’ye yapılan yatırımların toplamını gözden geçirdi:

    - Socar, Petkim’i aldığından bu yana Türkiye’ye 15 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.

    Socar’ın Türkiye’ye yatırım temposunun süreceğinin işaretini verdi:

    - Türkiye’ye yatırımlarımız toplam 19.5 milyar doları bulacak.

    Azerbaycan’ın devlet şirketi Socar, Türkiye’ye Petkim’le adım attı...

    Aliağa’yı “petrokimya adası”na dönüştürmek için başta rafineri olmak üzere yatırımlarını büyüttü.

    TANAP da doğalgaz tedarikinde Türkiye’nin elini rahatlatan proje oldu...

    BP İLE ORTAK YATIRIM İTHALATI 5.5 MİLYAR DOLAR İNDİRECEK

    SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov, Aliağa’daki özel endüstri bölgesinde kuracakları yeni petrokimya tesisiyle ilgili çalışmaların son durumunu inceledi:

    - Saha çalışmaları 2020’de başlayacak. 2023’te tamamlanacak tesiste yılda 1.25 milyon ton PTA, 840 bin ton P-Ksilen ve 340 bin ton benzen üretilecek.

    Yatırımın BP-Socar Türkiye’nin yüzde 50’şer ortaklığıyla gerçekleşeceğini vurguladı:

    - 1.8 milyar dolarlık yatırımla kurulacak tesis, Star Rafinerisi ve Petkim’le entegre çalışacak.

    Türkiye’nin petrokimyada cari açığının 11.5 milyar dolar olduğu üzerinde durdu:

    - Yeni tesis bu açığın 5.5 miyar dolarlık bölümünü kapatacak.

    FIRSATI DEĞERLENDİRDİK GAZ DAĞITIMINA GİRDİK

    SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov, grup bünyesine Haziran 2019’da katılan Bursagaz ve Kayserigaz üzerinde durdu:

    - Türkiye’de fırsatları değerlen-diriyoruz. Örneğin, Almanlar’ın çıkmayı düşünmesi bizim için fırsat yarattı. Bursagaz ile Kayserigaz’ı bünyemize kattık.

    Bu alımın Socar’ın faaliyet zincirine uygun olduğunu irdeledi:

    - Toptan gaz satarken şimdi perakende dağıtım işine de girdik. Bursagaz’ın 995 bin, Kayserigaz’ın 550 bin abonesi var. Bizim için iyi bir yatırım oldu.

    BİZİM GAZ TÜRKİYE’YE YÜZDE 10-15 İNDİRİMLİ GELİYOR

    SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov, TANAP’tan gelen gazın çıktığı Şahdeniz’de TPAO’nun ortaklığının olduğuna işaret etti:

    - TANAP’te da Botaş’ın yüzde 30 ortaklığı var. Türkiye, tahmin ediyorum bizim gazı, diğer ülkelerden tedarik ettiğinden yüzde 10-15 daha düşük fiyata kullanıyor.

    RUSYA VE IRAK’TAN PETROL ALIYORUZ

    STAR Rafinerisi’nin petrolü nereden aldığını merak ettim, Zaur Gahramanov anlattı:

    - Star Rafinerisi’ne Azerbaycan’dan bir kere açılış sırasında petrol geldi. Şu anda petrolü Rusya ve Irak’tan alıyoruz.

     

    Yazının devamı...

    Adana 222 metrelik şiş rekoru deneyecek

    Asan, söze Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın kente katkısıyla girdi:

    - Adana orada duruyordu. Başta kebap olmak üzere Adana lezzetlerini biliyorduk. Bir Vali geldi, “Lezzet Festivali yapalım” dedi. Böylece Adana, lezzetiyle de öne çıkmaya başladı.

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da aynı noktaya dikkat çekti:

    - Adana’nın 500 çeşit yemeği vardır. Sayın Valimiz 3 yıl önce “Lezzet Festivali”ni başlatarak çok doğru bir adım attı. Adana, daha çok kebabı ile bilinir. Mutfağımızın kebaptan ibaret olmadığını ülkemize, dünyaya anlatma fırsatı doğdu.


    Bugüne kadar UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”na başvurulmamasının eksiklik olduğuna dikkat çekti:

    - Göreve gelir gelmez başvurumuzu yaptık. Ön kabul gördük.

    Adana’nın tarımdan sanayiye uzanan zenginliklerine vurgu yaptı:

    - Şehrimizde havyar da üretiliyor, Karataş’ta jumbo karides de yetişiyor.

    Adana’nın bazı ilçe belediye başkanları, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Adana Hacı Sabancı OSB Başkanı Bekir Sütcü, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanvekili Alican Yamanyılmaz’ın aralarında bulunduğu sivil toplum örgütü temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda Vali Demirtaş, şu noktanın altını çizdi:

    - Dünyada artık geleneksel mutfaklar öne çıkıyor. Geleneksel mutfağımızın özünü koruyarak geleceğe taşımamız gerekiyor.

    Festivalin bu yılki sloganını “Büyük Akdeniz Şöleni” olarak belirlediklerini kaydetti:

    - Lübnan, Fas, Malta ve KKTC, bu yıl festivalimizde stantları ile yerlerini alacaklar. Fransa, İspanya, Yunanistan ve Tunus’tan şefler katılacak. Endonezya ve Güney Kore de Uzakdoğu lezzetlerini festivalimize taşıyacak.

    Çin’in elinde bulunan bir rekoru anımsattı:

    - Şişte et pişirme rekoru, 194.5 metre ile Çin’in elinde bulunuyor. Bu rekor Guinness’te yer alıyor. Biz de 250 metrelik bir mangal kurup, üzerinde 222 metrelik şiş pişirme denemesi yapacağız. Bununla Guinness’de öne geçmeyi hedefliyoruz.

    Adana Kebabı’nın ardından şalgam suyu için de coğrafi işaret başvurusu yapıldığını bildirdi:

    - Başvuru kabul edildi. Şu anda askı süresi işliyor. Şalgam suyuna da coğrafi işaret alınacak.

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar, ziyaretçi beklentisi üzerinde durdu:

    - Geçen yıl festivalimize 200 bin kişi geldi. Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz.

    Vali Demirtaş, söze şu mesajla noktayı koydu:

    - Adanalı’nın kapısı da yüreği de 365 gün boyunca açık.

    Gastronomide Gaziantep ve Hatay öne çıkıyor...

    Adana da “Lezzet Festivali”yle bu yarışta yerini almaya çalışıyor...

    Yazının devamı...