• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Gösterişli futbol bekledik ama Türk tipi faul şöleni izledik

    Hatayspor ligin topa sahip olmaya ve olumlu futbol oynamaya çalışan takımlarından biri. Dün de maçın önemli bölümünde daha etkili oynadılar, denemekten vazgeçmediler ve Abdullah Avcı’nın aşırı defansif hamleleriyle değişen oyunun neticesi olarak puanla çıktılar Trabzon’dan. Abdullah Avcı takımları tarih boyunca bu tarz topu paylaşan rakiplere karşı faydacı oynamıştır. Buna saygı duyuyorum elbette. Ama 79’da Berat/Nwaakeme, 88’de Kamil/Yusuf değişiklikleriyle vitesini olağanüstü düşürdü takımının. Beşinci vitesten dörde/ üçe düşebilirsiniz, ama birinci vitese gerilediğinizde fatura ödemeniz normal.

    SÜPER LiG’iN KADERi BU

    Esasında biri zirve yarışı yapan, biri de muhtemel Konferans Ligi bileti kovalayan iki iyi takımın maçından daha gösterişli bir futbol bekliyorsunuz. Ama maalesef bu ülkede oyun akmıyor. Akamıyor. Futbol yerine en az yarısında düdük çalınmaması gereken ‘Türk tipi fauller şöleni’ izliyoruz maalesef. İsyanım sadece bu maça özgü değil. Süper Lig’in
    bütününün kaderi bu. Bu lige özgü faul tipleri oluştu artık: 

    1- İki kişi arka arkaya koşuyorsa öndeki kendini sebepsizce yere bırakıyor. Banko alıyor faulü. Dün 35’te Yusuf’un Nwakaeme’den, 51’de Serkan’ın Boupendza’dan aldıkları fauller tam da bu tiptelerdi. 

    2- İki kişi arka arkaya duruyorlarsa da topa sahip olan poposunu yaslayıp bırakıyor kendini yere.

    3- Hava topunda sıçramayan faulü alıyor, çünkü sıçrayandan bir temas geliyor muhakkak. Çok fazla havadan oynanan Süper Lig’in bir başka kanayan yarası bu.

    4- Topa vuranın ayağı henüz havadayken, bloklamak isteyenden aldığı istemsiz darbeye de maalesef anlamsız faul düdükleri çalınıyor. 40 yaşını geçmiş hakemlerin büyük bölümünden zaten ben umudu kestim. Ama hiç olmazsa Zorbay Küçük gibi yeni nesil hakemlerin bu numaralara aldanmamaları gerek.

    <iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/Wj_qu4lWDUE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    Beşiktaş 60. dakikada adeta kontak kapattı

    Futbolda özgüven önemli bir faktör. Altyapısından yetiştiği Manchester United’da istenmeyen adam ilan edilen, zaman zaman komedi unsuru haline gelen Lingard kendisine güvenilince West Ham’da kahraman oldu. İngiliz Milli Takımı’na döndü. Ankaragücü’nde de son 11 maçta birçok şey değişti. Elbette birçok “hikmet” var bu değişimde. Ancak en üst sıraya belki de özgüveni yazabilirsiniz. Lingard tarzı geri dönüşlerle dolu Ankara ekibi. Dün Ankaragücü’nün sahaya çıktığı 11’in bu kadar ofansif olmasını da ancak son 2 ayda yükselen özgüvenle açıklayabilirsiniz. Dört forvet (Geraldo, Paintsil, Emre, Badji) önde. İki orta sahanın ikisi de yetenekli (Alper ve İbrahim).

    SENARYO DEĞiŞTi

    Böyle bir 11’le top sizdeyse rakibinizi zor durumlara düşürürsünüz. Ama top size geçmezse bu 11’in verimli olması güç. Dün ilk bir saat top Beşiktaş’ta kalınca, siyah beyazlılar kaybettikleri topları çabuk geri kazanınca rakiplerine oyun fırsatı vermediler. Ankaragücü’nün maçtaki ilk şutu da 60’ta geldi zaten. Ancak son yarım saatte senaryo değişince Ankaragücü’nün yetenekli 11’i özelliğini gösterdi.

    FiZiKSEL GERiLEME VAR

    Hikmet Hoca ilerideki dörtlünün yerini sürekli değiştirerek Beşiktaş savunmasının dengesini bozdu. Maça Badji solda başladı, 15’te Geraldo sola geçti. İkinci yarıya solda başlayan Paintsil, Rosier ile ikili mücadelesinden ilk penaltıyı çıkardı. Orkan girdikten sonra Paintsil sağa geçti ve bu kez Gökhan’la olan mücadelesinden çıkardı penaltıyı. Beşiktaş’ta bir fiziksel gerileme söz konusu. Dün 60’ta kontak kapattılar sanki. Atiba, Erzurum maçında 4 top kaybı yapmıştı. Dün de bir top kaybı penaltıya sebep oldu. Sergen Yalçın dün Dorukhan-Necip’i sokarak orta sahasını sertleştirmeye çalıştı ama momentum Ankara ekibine geçti bu tercihlerle. 84’te değil de, daha erken müdahale gerekiyordu belki de oyuna.

    <iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/Wj_qu4lWDUE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    Fenerbahçe 2-8-0 oynadı

    Fenerbahçe’nin bu sezonki kadro mühendisliğinin biraz sıkıntılı olduğunu bu sütunda defalarca okudunuz. Sarı lacivertlilerin elinde çok sayıda kaliteli merkez oyuncu varken, özellikle kanat hücumcusu rotasyonu dar. erol bulut görev süresi boyunca 4-2-3-1 (ya da 4-14-1’le) iki kanat oyuncusu kullanmakta ısrar etti.

    Genelde orada devşirme Valencia-Pelkas-Thiam, ya da yetersiz Samuel-Sinan gibileri izledik. Oysa basit bir çözümü vardı bu sorunun: Elinizde yedi tane iyi merkez orta saha (Gustavo, Ozan, Mert, Sosa, İrfan, Mesut, Pelkas) varsa bunların maksimumunu sahaya sürecek düzeni bulmalıydınız.

    GERÇEKÇi VE YETENEKLi 11

    Dün Belözoğlu’nun sahaya sürdüğü 11’in farkı buydu. Defansif orta saha rolünde Sosa, sağda İrfan, solda Pelkas, merkezde Mert-Ozan’la daha gerçekçi, daha yetenekli bir 11 vardı sahada. Hatta Valencia’nın da kariyerinde en iyi günlerini santrfor arkası rolünde geçirdiğini hesaba katar
    sak dünkü Fenerbahçe’nin adeta 2-8-0 düzeninde oynadığını söyleyebiliriz rahatlıkla.

    İki stoper Serdar-Szalai dışında kalan sekiz kişinin orta saha gibi oynadığı, topa sahip olma ve uzun pas trafikleri yakalama odaklı, santrforsuz-kanatsız bir düzen. Bana sorarsanız da Fenerbahçe için sezonun en doğru düzeniydi bu. Bakınız, en iyi oyundu demiyorum ama dün ilk 70 dakikadaki doğru oyundu bence.

    PIR PIR KANAT OYUNCUSU

    Türkiye’de nedense 30 yıldır bir ‘pır pır kanat oyuncusu fetişizmi’ var. Onyekuru veya Garry rodrigues tipinde oyuncuya mahkummuş gibi davranıyor teknik direktörler. Oysa futbolda tek bir doğru yok; Zidane iki sezondur Real Madrid’de defalarca kanat oyuncusuz 11’ler kurdu.

    Geçen sezon Süper Kupa’da Valencia’yı yenerken orta sahasında Casemiro, Kroos, Modric, Valverde, Isco beşlisini kullandı. Tamamı merkez oyuncu. Tamamı ayağına mahir. Tamamı pas odaklı. Bu hafta sonu da Barcelona’yı yenerken bu beşlinin dördünü kullandı yine 11’de.

    BELÖZOĞLU VE YERLi OYUNCU DETAYI

    F.bahçe’nin erol bulut ile son 4 maçında yerli oyuncu sayısı 4-5 seviyesindeymiş. Antalya’ya 4, Konya’ya 4, G.Birliği’ne 4 ve Beşiktaş’a karşı da 5 yerli oyuncuyla sahaya çıkılmış. emre Belözoğlu göreve geldikten sonra Denizli ve Malatya maçlarında ilk 11’de 6 yerli vardı. Dünkü ilk 11’de bu sayı 7’ye çıkmıştı. Belli ki Belözoğlu, bu yolu daha çok yerli oyuncularla yürüme düşüncesinde.

    TOPU KAYBETTiKLERiNDE KIRILGANLAR

    Tabii dünkü kanatsız-santrforsuz ilk 72 dakikayı ‘sezonun en doğrusu’ ilan edince şöyle bir soru işareti geliyor akla: Eğer Fenerbahçe’nin doğru oyunu buysa neden rahat kazanamadılar? Neden yine 65’ten sonra endişe yaşadılar? Bence bu durumun üç temel sebebi var:

    1- Bu oyun, top Fenerbahçe’deyken şık görünüyor. Yer değiştiriyorlar. Seri pas trafikleri yakalıyorlar. Keyif alıyorlar. Ancak sarı lacivertliler atak tamamlayamadığında hâlâ kırılganlar. Denizli maçında Sagal ve Sacko pozisyonları böyleydi. Malatya’nın golünde de durum benzerdi. Sarı lacivertliler topu kaybettiği yerde çabuk reaksiyon veremiyor. Bu da sadece oyuncuyla ilgili değil, oyunla ilgili bir konu. Taktiksel çalışma yapmanız gereken bir konu.

    iŞLER KÖTÜ GiDiNCE SAKiN KALAMIYORLAR

    2- Altay ligin en iyi kalecilerinden biri. Lâkin hâlâ duran toplarda sıkıntıları var. Dün 19’da yan topa tek yumrukla hatalı çıktı. Maxim’in golünde de Pelkas’a seslenip yerden kaldıran oydu.

    3- Fenerbahçe’de bir de yıllanmış bir sorun var: İşler kötü gittiğinde çabuk kırılganlık gösterebiliyorlar. Oysa bir büyük takım gol yiyebilir, geriye de düşebilir. Bu durumu değiştirebilmek için öncelikle soğukkanlı kalmalı, büyük resmi görebilmelisiniz. Dün Fenerbahçe’nin 1-1’ken, hatta 2-1’ken de bölüm bölüm sakin kalamadığını, çok fazla skoru koruma içgüdüsüne kapıldığını söylemek gerek.

    PERFORMANSA GÖRE FORMA

    Hafta içindeki Malatya maçında Samuel, yenilen golde Mustafa Eksihellaç’ın önünde olduğu halde, rakibini net bir biçimde gördüğü halde kovalamakta yetersiz kalmıştı. Gustavo, alışık olduğumuzun biraz üzerinde top kaybı yapmış, Samatta da hemen hemen hiç top tutamamıştı. emre Belözoğlu dün bu oyuncularla başlamayarak ‘performansa göre forma’ konusunda bir mesaj vermiş oldu futbolcu grubuna.

    <iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/iDgqvxFAspM" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    F.Bahçe ve G.Saray’dan bir farkı var

    Zaman zaman şöyle eleştiriler geliyordu okuyuculardan/izleyicilerden: Beşiktaş, Fenerbahçe’den ya da Galatasaray’dan 3 puan-5 puan önde. Oysa siz Beşiktaş’ı rakiplerinin çok çok önündeymiş gibi tarif ediyorsunuz. Burada bir tür algı yanılsaması yok mu?

    Dün gerçekten de Erzurum’da bu tezi sorgulatan, acı çekerek kazanan bir Beşiktaş vardı. Özellikle ikinci devrenin ilk yarısında harika bir Erzurumspor izledik. 45’le 65 arasında Beşiktaş’ın tek bir şutu yokken, Erzurumspor’un 4 etkili denemesi vardı o süreçte. Ghezzal’in 66’daki golü, Beşiktaş’ın ikinci devredeki ilk şutuydu sadece. Ancak Beşiktaş’ın bu sezon Fenerbahçe-Galatasaray’dan en önemli farkı bence şu:

    ÖZGÜVENLERi YÜKSEK

    Maç içinde zaman zaman işleri kötü giderken bile futbolcular sakin. Sanki bir şekilde kaybetmeyeceklerini, maçın bir bölümünde vitesi artırıp kazanmayı becereceklerini biliyorlar. Oysa Fenerbahçe ve Galatasaray’da bu sükûnet yok bu sene. Galatasaray geriye düştüğünde futbolcuların o maçı kazanacaklarına dair net bir inanç göremiyorsunuz yüzlerinde. Fenerbahçe’de zaten işler kötü gittiğinde bariz bir kırılganlık var. Beşiktaş’ın bu sezon ezeli rakiplerinden en önemli farkı sanırım bu. Kırılgan değiller. Özgüvenleri yüksek. Sakinler.

    ERSiN YiNE SOLUNDAN YEDi

    Ligde hemen hemen herkes 8 günde 3 maç oynadı. Beşiktaş’ta bu sekiz günde 7 oyuncu sürekli 11’deydi. Dün Atiba başta olmak üzere sert bireysel düşüşler gözlendi. Atiba bir saatte 4 kritik top kaybı yaptı. Sert Omolo-Boumal ikilisine karşı oldukça zorlandı. Emrah, Rosier’i zor durumlara düşürdü. Schwechlen ve Butko’yu Beşiktaş beklerinden daha fazla ileride gördük. Kaleci Ersin bir kez daha uzaktan soluna gelen bir şutta hata yaptı: Ozan’dan, Aytaç’tan ve Ümit milli takımda Hırvatlar’dan soluna gelen şutlarla goller yemişti. Dün de bir basit hata yaptı. Ama Beşiktaş bir şekilde kazandı yine. Oyunuyla kazanmadı bu kez. Otomatik pilotta kazandı adeta. Beşiktaş’ın 2021’de yarattığı en temel fark da bu.

    <iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/iDgqvxFAspM" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    180 dakikada akan oyun golü yok

    1 - Tercih ettiği diziliş 4-1-4-1... Hafta sonunda Denizli önünde merkezde sağ iç Ozan, sol iç Pelkas başlamıştı. Dün Ozan sol iç başladı, Mert bitirdi. Sağ içte de İrfan başladı, Pelkas bitirdi. Pelkas’ın eski etkinliğinin olmamasında bu dizilişin de rolü olduğunu düşünüyorum. Vatandaşı Bakasetas da, Pelkas da tek başlarına santrfor arkası oynamayı seviyorlar. 4-1- 4-1’de verimleri düşüyor

    "MERKEZDE SEÇENEK ÇOK"

    2 - Fenerbahçe’nin merkezde çok fazla seçeneği var: Gustavo, Ozan, Mert, İrfan, Pelkas, Sosa ve Mesut. Bu yedi adamdan iki ayrı üçlü çıkar, ikisi de şampiyonluğa oynar! Ancak enteresandır, Fenerbahçe’nin göbekte bu kadar çok alternatifi varken merkezden yoğun bir oyunu yok. Goller duran toplardan, etkili pozisyonlar da ağırlıkla kanat varyasyonlarından geliyor. Kendisi de bir merkez orta saha oyuncusu olan Emre Belözoğlu’nun acilen orada ideal grubunu bulması gerek.

    "SAMATTA YETERSİZ"

    3 - “Tamam da, Fenerbahçe merkezden çok sayıda şut atıyor” şeklinde bir itirazda bulunabilirsiniz. Evet, Denizlispor karşısında ceza alanı dışından tam 11 şut denemişlerdi. Dün de ikinci devrede yine uzaktan şut bombardımanı vardı. Etkili şut silahları var, bu opsiyonun değerlendirilmesi normal. Ancak Fenerbahçe merkezden araya pas denemesi yapamıyor hiç. Bunda tabii ki santrfor Samatta’nın yetersizliği de önemli rol oynuyor.

    "FERDİ SAMUEL'DEN İYİ"

    Emre Belözoğlu yönetimindeki Fenerbahçe’nin 180 dakikada Denizli-Malatya gibi iki zayıf rakibe karşı iki golde kalması, ikisinin de duran toplar dan gelmesi elbette dikkat çekici. Bu tabloda kanat hücumcusu kısırlığının da rolü var. Önceki maçta Sinan 11’deydi. Bu maçta Samuel ve Ferdi 45’er dakika oynadılar. Eğer Belözoğlu takımını 4-1-4-1 oynatmakta ısrarlıysa, yani iki kanat hücumcusu istihdam etmeye devam edecekse bir sonraki sağ açık tercihi Ferdi olmalı gibi. Çünkü Samuel hem korner dönüşü koşularda savruk. Dün de yedikleri golde sorumsuz bir koşu yaptı. Ferdi o konuda daha iyi. Hem de Ferdi-Pelkas girdikten sonra sağ kanat daha aktifti. İkinci devredeki neredeyse tüm pozisyonların içinde Ferdi var.

    Yazının devamı...

    Bir satranç müsabakası gibiydi

    Alanyaspor, bir taktik kitapçığı gibi. Alanya’yla oynayacaksanız, daha önceki maçlarını iyi inceleyip doğru strateji geliştirmeniz gerek. Ligde benzer bütçelere sahip diğer 15-16 takımdan farklılar, size kendi oyununuzu oynamayı zorlaştırıyorlar. Hemen hemen hiç orta yapmıyorlar. Kalecileri Marafona’nın ayağı, ligdeki bazı stoperlerden daha iyi! Uzun mesafe frikikleri de Tzavellas’la arka direğe etkili kullanıyorlar. Alanya’ya doğru önlemleri alabilmek için, muhakkak onların oyunu konusunda bilgi sahibi olmanız lazım.

    BEŞiKTAŞ HAZIRLIKLIYDI

    Çağdaş Atan’ın yıllarca Sergen Yalçın’la çalışmasından olsa gerek, Beşiktaş dün Alanya’nın taktiklerine karşı daha hazırlıklıydı. Akdeniz ekibi ilk 20 dakika sadece Beşiktaş’ın tamamlayamayacağı hücumu bekledi, 19’da o fırsatı yakaladı, Juanfran’ın net fırsatı kaçırmasıyla o perde sona erdi. Sonra Anadolu takımlarına karşı yaptıkları gibi geriden sabırla oyun kurmaya başladılar.

    KRiTiK POZiSYON

    Tzavellas’ın Marafona’nın yanına kadar girdiği, ceza alanında risk aldıkları enteresan bir kurulum metodu bu. Eğer üzerlerine gitmezseniz onlarca pas yapıyor ve sizi bu şekilde yoruyorlar. Üzerlerine giderseniz de bir ters topla çok iyi çıkıp sizi eksik yakalayabiliyorlar. 41’de Bareiro’nun pozisyonu da böyle bir üretimdi.

    DOĞRU BiR TERCiH

    Ancak Beşiktaş’ın önde baskı kabiliyeti belki de ligin en iyisi. Atiba ve Josef başta olmak üzere pas arası konusunda ustalar. Dün Alanyaspor’u geriden çıkarken çok fazla pas hatasına zorladılar. Ayrıca ilk 11’de Oğuzhan tercihi de doğru netice verdi; Oğuzhan’ın sağ iç rolü o çizgide bir asimetri yarattı: Rosier, Oğuzhan ve Ghezzal’in yakın oynamaları Moubandje’yi çok zorladı.

    Elbette Ghezzal performansı ayrı bir başlığı hak ediyor. Onun varlığıyla yokluğu arasında siyahla beyaz kadar fark oluşuyor artık. Çok fazla şut denemiyordu, artık onu da yapmaya, gol katkısı da vermeye başladı. Cezayirli sağ açık için Beşiktaş’ın Leicester’la acilen görüşmesi lazım sanki.

    <iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/iDgqvxFAspM" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    Artık 4-1-4-1 sözleşmesinden çıkmak gerek!

    Dün Fenerbahçe onlarca orta yaparak, nihayet birinde de golü bularak galip geldi. Ancak oyun anlamında büyük bir gelişim yaşandığını söylemek güç. Aynen Erol Bulut döneminde olduğu gibi ilk devrede son derece hareketsizlerdi, takımın toplam tutkusu ve coşkusu olağanüstü eksikti. Yine ikinci devrenin başında bir kıpırdanma oldu ve yine Caner’in bir kenar ortasıyla çözüldü maç. Fenerbahçe galip geldi. Lâkin şampiyonluk yarışında kalabilmeleri için bundan daha fazlasına ihtiyaçları olduğu açık.

    GiZLi ANLAŞMA MI VAR?

    Dün Fenerbahçe maça 4-1-4-1 düzeniyle başladı; Ozan-Pelkas ikilisi Gustavo’nun önünde sekiz numara rolündeydiler. Anladığım kadarıyla Süper Lig’de çalışan tüm teknik adamlar her yaz gizli bir villada buluşup takımlarını 4-1-4-1 veya 4-2-3-1 oynatacaklarına dair imza veriyorlar! Gizli bir sözleşme var herhalde aralarında(!) Zira başka türlü açıklayamıyorum bu ısrarı ben. Bu sezon Fenerbahçe’nin kadrosunda bir gariplik söz konusu. Gustavo, Sosa, Mert, Ozan, İrfan, Mesut ve Pelkas’la tam yedi tane ilk 11’de kullanabileceği merkez oyuncusu var Fenerbahçe’nin. Ama kanat rotasyonu son derece sıkıntılı. Devşirme Valencia-Thiam, ya da yetersiz Samuel-Sinan gibilerle idare edilmeye çalışılıyor kanatlar. Acaba Emre Belözoğlu bir formasyon değişikliğine gidemez mi? Kanat hücumcusu gerektirmeyen bir diziliş denenemez mi? Mesela karo orta sahalı bir 4-1-3-2 ile daha fazla merkez oyuncu da istihdam edebilir Emre Hoca.

    OLUMSUZ SiNYAL

    Dün Fenerbahçe kazandı ama bir olumsuz sinyale daha dikkat etmeliler hafta içinde: Denizlispor maça önde baskıyla başladı ve özellikle bu presi Fenerbahçe’nin soluna yoğunlaştırdılar. Böylece Fenerbahçe’nin oyunu sol stoper Szalai üzerinden kurmasına engel oldular. Serdar’la kurulmasına izin verdiler bilinçli bir şekilde. Oyun Serdar üzerinden kurulunca da, birinci-ikinci bölge geçiş kalitesi oldukça düştü ev sahibi ekibin. Fenerbahçe’nin bundan sonraki rakiplerinin de Attila Szalai üzerine baskıyı yoğunlaştırmaları halinde Emre Belözoğlu’nun oyun kurulumuna ekstra bir çözüm bulması gerekliliği açık.

    EMRE BELÖZOĞLU’NUN ÇALIŞTIĞI HOCALAR

    Emre Belözoğlu, futbol tarihimizin en kariyerli sporcularından. İngiltere, İspanya, İtalya ve Türkiye’de Simeone’den Cuper’e, Pearson’dan lucescu’ya-Terim’e, Allardyce’tan Souness’a birçok farklı teknik adamla çalıştı. Belki henüz teknik adamlık deneyimi yok ama futbolculuğunda yaptığı gözlemlerden faydalanmasını beklemek doğal. Herhalde ona bu görevin verilmesinin temelinde de bu var.

    BiR TAKIMDA BÜTÜN FUTBOLCULARDA GERiLEME VARSA...

    Geçen sezon Sosa 11 gol-11 asistle oynamış. Mert Hakan, Sivas’ta 10 gol-5 asistle 15 skor katkısı yapmış. Thiam ve Samatta’nın eski takımlarında 12’şer gollük performansları var. Cisse 24 gol attı Alanya’da. Caner Beşiktaş’ta 4 gol-11 asist, Novak Trabzonspor’da 10 gol-1 asist yapmış. Ozan Tufan, eylülde milli takımın en iyisiydi. Ve şimdi bu isimler de dahil, Fenerbahçe’de hemen hemen her oyuncunun geçen sezonki form durumlarının gerisinde olduğunu görüyoruz.

    HERKESi GERiLETEN BiR EKOSiSTEM

    Elbette bu konu bu maç performansından, skorundan bağımsız bir mesele. Fenerbahçe sezon başında son derece kaliteli ve çok yönlü bir kadro kurdu. Ancak 7 ayın sonunda gelinen noktada hemen her oyuncu gerilemiş. Bir takımda herkes gelişiyorsa krediyi nasıl teknik direktöre verirseniz; herkes geriliyorsa da sorunu teknik adamda aramalısınız. Fenerbahçe’de bu sezon nasıl olduysa herkesi gerileten bir ekosistem var maalesef.

    SORUNA SÜRATLE ÇARE BULUNMALI

    Maçlar kazanılır-kaybedilir, Emre Belözoğlu’nun Fenerbahçe’de halletmesi gereken ilk mesele bence bu. Sarı lacivertli takımda neden topluca bir gerileme var? Sorun antrenman biçiminde mi, soyunma odasının havasında mı? Erol Bulut’la çalışmaktan mı memnun değillerdi ya da? Sorun her neyse bunu süratle tespit edip oyuncuları eski seviyelerine yaklaştırmaları gerek. Zira Fenerbahçe’nin kaliteli ve çok yönlü bir kadrosu var. Ancak ilk 33 hafta boyunca bu kadrodan faydalanma biçimiyle ilgili bir sıkıntı yaşandığı açık.

    7 GÜN, 3 MAÇ

    Chelsea, Milan, Juventus, Atletico Madrid... Avrupa’nın çeşitli liglerinde milli oyuncu sayısı fazla olan birçok takım sıkıntı yaşadı bu hafta. Özellikle 2022 Dünya Kupası Avrupa elemelerinde herkesin 7 günde 3 maç oynaması sakatlık, hastalık, yorgunluk yükü bindirdi takımlara. Önümüzdeki iki maç gününde de etkileri görülecek bence bunun.

    <div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJsdHBmdWRLOSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...