Tolga Akyıldız Yazarın Tüm Yazıları

R&B’de yolumuz açık

2dk okuma

Türkiye’de zirve yapan rap’in başarısının ardından, R&B tarzında söyleyen yetenekli genç kadın müzisyenlerle tanıştık. Ancak bizde müziğine ‘R&B’ denen kadınlar, sadece vokal üslubu olarak R&B’den etkilenip kendi eğilimleri doğrultusunda füzyon sound’lar tercih ediyor.

Haberin Devamı

Geçen yüzyılın ortasında müzik endüstrisinin efsanevi dergisi Billboard tarafından ortaya atılan ‘rhythm& blues’ kavramı zaman içinde kategorik olarak yerini sağlamlaştırdı. Önceleri siyah müzisyenler için varsa yoksa caz ve blues’du. Kendilerinin bu alanlar dışında ürettiği her şeye ‘rhythm&blues’ denmeye başladı ve diğerlerine kıyasla bu, daha kolay tüketilebilir bir müzikti. R&B kısaltmasıyla zirveye çıktığı yıllar için 80’ler ve özellikle 90’lar desek yanlış olmaz.

Blues, caz, gospel gibi türlerden beslenip popülerleşirken zaman zaman damardan baladlara, zaman zaman dönemin disko popuna dönüşmüş bir tür oldu. Diğer bir deyişle R&B ifadesinin kullanımı bir kısaltmaya geçişten çok, bir dönüşümü simgelemişti. Öte yandan rhythm&blues’un funk’tan reggae’ye, ska’ya, soul’a, urban’a kadar birçok tür üzerinde büyük emeği oldu. Aretha Franklin, Dionne Warvick gibi isimlerle başlayıp hem Mariah Carey, Whitney Houston, hem Lauryn Hill, Erykah Badu hem de Alicia Keys gibi kadın müzisyenlerle birlikte anabileceğimiz, çok dallanıp budaklanmış bir çatı kavram haline geldi R&B.
R&B’nin bir kültüre işaret eden ve rap başta olmak üzere; kaykay, grafiti, break dans gibi birçok ayrıştırıcı öğe üzerinden tanımlamamız gereken hip-hop’a entegre olmasıysa milenyumla birlikte gerçekleşti. Hip-hop’ın mikrofonu rap’te olduğundan, R&B de en çok rap ve türevleriyle etkileşime girdi. Zaten siyah kökeni itibariyle cazdan, blues’dan boogie woogie’den alacağını çoktan almış, sıra rap ve elektronik altyapılara gelmişti. İşte ‘çağdaş R&B’ kategorisinin oluşma hikâyesi böyle...




Müzik endüstrisinde yaşanan dijital devrimle birlikte Türkiye’de zirve yapan rap’in başarısının ardından, R&B tarzında söyleyen yetenekli genç kadın müzisyenlerle tanıştık. Ancak bir noktanın altını çizmek lazım: Bizde müziğine ‘R&B’ denen kadınlar, sadece vokal üslubu olarak R&B’den etkilenip kendi eğilimleri doğrultusunda füzyon sound’lar tercih ediyor. Birçoğu için rap’çi, trap’çi ya da soul soslu trap yapıyor desek daha doğru olabilir. Ben vokal olarak R&B diyebileceğimiz ve şapka çıkardığım genç kadın müzisyenler arasında Seda Erciyes, Melis Karaduman, Su Sonia, Aydeed, Deniz Taşar, Ezgi Alaş gibi isimleri bir çırpıda sayarak kendilerine özel olarak dikkat çekmek isterim. Ancak elbette R&B’den feyz almış başarılı kadın isimler saydıklarımla sınırlı değil. Başta Bade olmak üzere bu sayfada söyleşisini okuduğunuz üç kadın sanatçı gibi...

Haberin Devamı
“Dijital müzik tüketen gençlerin çağdaş R&B’yi membasından takip etmesi, bizim müzisyenlere de kapı açtı.”

Dijital müzik tüketen genç kitlenin çağdaş R&B’yi de membasından takip etmesi, bizim müzisyenlere yepyeni bir kapı açtı. Daha başında olsa da Türk R&B’nin yolu rap, trap, Afro trap, raggatone kadar açık Türkiye’de...

Batı armonisine dayalı altyapıyı bire bir alarak Türkçe sözler yazmak ve iyi bir vokalist olarak şarkıyı doğru okumak, Türk usulü R&B’nin zirveye oynaması için yeterli değil bence. Bizim müzisyenler de bunu gayet iyi biliyor. R&B vokale bizden unsurlar ekleyip işin içine rap ya da elektronik sosu da katarak ilerlemek en doğru yol gibi geliyor bana.

Haberin Devamı


Aretha Franklin

Rhythm&blues’un Amerika’da vardığı noktayı müzikal değil sosyal eksenden değerlendirdiğimizde, bizdeki arabeske denk düşüyor diyebiliriz. Blues ve country’nin Amerika’daki işlevini bizim türkülerinkine benzetecek olursak; Anadolu türkülerinden aldığını Ortadoğu coğrafyasının altyapılarıyla birleştiren Türk arabeski, zaman içinde önce fantezi müziğe dönüşerek ‘R&B’nin Amerika’da geldiği kıvama geldi. Daha sonra anaakım Türk popu dediğimiz sound’un itici gücü oldu. Bugün de yeni popla, yeni rap’le, trap’le, raggatone’la ve teknoyla harmanlanmış örnekleri bolca var.