• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Joss Stone: Kızı olmadan asla!

    Bugünün müzik dünyasında ‘soul’ dendiğinde listemde üst sıralarda olan bir isim Joss Stone. Altı yıldır albüm yapmıyordu. 2022’nin ilk aylarında İngiliz pop ikilisi Eurythmics’ten Annie Lennox’un partneri olarak da hatırlayacağınız David Stewart prodüktörlüğünde ‘Forget My Love’ albümünü yayımlama müjdesini çoktan verdi. Ardından da albüme adını veren şarkıyı geçen günlerde tekli olarak yayımladı. Albüm öncesi ikinci cemreyse kısa süre önce ‘Breaking Each Other’s Heart’ adlı enfes bir baladla düştü. Kendisi David Stewart’la çalışmaya ilişkin şunları söylüyor: “Onunla çalışırken her şeyden önce kendimi güvende hissediyorum. Ona her şeyi anlatabiliyorum. Hayatımla ilgili en küçük ayrıntıya dahi hâkim hale geldi bu süreçte. Bu da bir prodüktör olarak Dave’in müziğimi içimde aramak yerine dışarı doğru yeniden biçimlendirmesine çok güzel hizmet etti.”

    ‘Forget My Love’ yine ‘groove’ temeline oturan bir soul ve R&B; hatta hiphop’tan beslenen bir albüm olacak gibi görünüyor. Vokal kayıtlarıyla ilgili bir de anısı var Stone’un: Aslında tüm vokallerini hamileyken canlı kaydedip bitirmiş. Ancak bu kayıtlar teknik anlamda zarar gördüğü için kızı doğduktan sonra yeniden kaydetmek zorunda kalmış. Başlangıçta bu duruma çok üzülen Stone kayıtlar sırasında kızının dünyaya gelmesinin (Bu ay 1’inci yaşını dolduracak) vokal duygusuna çok şey kattığını söylüyor. Özellikle de bir arkadaşını düşünerek yazdığı, sonra onun için anlamı çok değişen ‘My Girl’ (Benim Kızım) adlı şarkısına...

    OYUNUN BAŞINA DÖNÜŞ

    2016’da yayımladıkları ilk albümlerine verdikleri ‘Fantezi Müzik’ isminin peşinden giderek keşfettiğim, o günden beridir elektronik düzlemde ve indie pop kapsamında yaptıkları synth fantezilerin sıkı takipçisi olduğum Jakuzi geçen beş yılda epey yol aldı. Hatta o ilk albüm (başta ‘Koca Bi Saçmalık’) dijital platform algoritmalarına etki etmiştir ve bugün dijital müzik dünyasının kalbindeki yeni popu belirleyen etmenler arasındadır desek abartılı olmaz. En son geçen yıl iki şarkılık ‘Açık Bir Yara’ adlı EP’yi çıkarmışlardı. Şimdi de Jakuzi’nin henüz Jakuzi olmadan demo kıvamında ve kanalsız kaydettikleri ‘Merasim’i üzerinde mümkün mertebe rötuş yaparak yayımlanmalarını fan’lara yılbaşı hediyesi olarak alıyor ve teşekkür ediyoruz. Kutay Soyocak ve Taner Yücel’den oluşan grubun, genel tavır olarak ‘oyuncu’ ya da ‘kabaremsi’ dediği hallerinin köklerine bir yolculuk bu çalışma... 

    ÜRETEREK BÜYÜYOR

    Bugün söz edeceğimiz iki tekli dışında geçen yıl beş tekli daha yayımlayan Melek Mosso’nun her daim üreterek net bir sonuç aldığını görüyorum. Ve genç müzisyenin Şehir Hatları vapurlarında sokak müzisyeni olarak dikkat çektiği günlerdeki heyecanını koruduğuna seviniyorum. Ayrıca dört yıldır hem sahnede hem de sound anlamında perspektifini genişletiyor. Şarkıcılıkta doğuştan yetenekli, sokak müzisyenliğiyle deneyimli, nağmelere yatkınlığıyla şanslı olduğu ve şarkı yazarlığında kendinden uzaklaşmayan bir güzergâhta ilerlediği için sevenleri hep artıyor. Albümsüz bir müzisyen olarak Melek Mosso’nun son iki yıl içindeki teklilerine baktığımızda, yeni nesil müzisyenlerin ‘albüm’ gereksinimi duymadan sound bütünlüğü ve tutarlılık prensiplerini gözetmeyi başardıklarını görüyoruz. Melek de bu anlamda şarkılarıyla ‘tarz’ sahibi bir isim. Melek Mosso’nun yakın geçmişte grubunda çalan Veys Çolak’la yaptıkları düet ‘Kimsenin Kimsesiyim’ biri akustik iki versiyonuyla popun merkezine yakın bir aşk baladı. Ondan bir hafta önce yayımladığı ‘Kirpiklerin’deyse tatlı bir Kalben esintisi var.

    Yazının devamı...

    İddialı çalışmalar, sürpriz işbirlikleri

    90’ların efsanevi grubu Kargo için bir tribute (saygı) albümü hazırlanıyor. Grubun eski solistlerinden Koray Candemir de solo albümünü bahar aylarında yayımlamayı planlıyor. Geçen yılın son günlerinde ‘Antroposen 001’i yayımlayıp büyük ilgi gören maNga hem bu albümün devamını piyasaya sunup hem de mart sonuna kadar sürecek büyük bir turneye çıkıyor. Uzun bir aradan sonra ‘Forsa’ adlı teklisiyle gelip ‘Dünyaya Bedel’le devam eden mor ve ötesi 2022’de iddialı bir albüm yayımlayacak. Pentagram akustik albümün ardından yılın ilk yarısında yeni bir albüm daha planlıyor.

    BEREN SAAT’TEN ALBÜM!

    Kenan Doğulu bu yıl yeni bir tekliye hazırlanırken aynı zamanda Yeni Türkü saygı albümü ‘Zamansız’da ‘Yeşilmişik’; Onur Can Ünlü anma albümündeyse ‘Yaramızda Kalsın’ı yorumlayacak. Şehrazat saygı albümünde olması da gündemde. Ayrıca ‘İhtimaller 2’yi yayımlayıp ‘Yapma’ya video çekecek. Eşzamanlı olarak Doğulu Productions’ta Bade Karakoç EP’si, Cem Pilevneli teklileri ve en önemlisi eşi Beren Saat’in albümüyle ilgilenecek.

    Şubatta Birsen Tezer’den yeni bir tekli geliyor. ‘Neşet Ertaş’ filminin müziklerinden oluşan albüm eylülde yayımlanacak. Mehmet Güreli ‘Buluşmalar’ konseptiyle sürpriz eşliklere devam edecek. Melike Şahin yükselişini teklilerle sürdürecek. Sibel Can ve Seda Sayan’dan yeni birer tekli gelecek. Tarkan, Gülşen, Merve Özbey, Derya Uluğ, Ziynet Sali ve Murat Boz’dan da yeni tekliler geliyor. MFÖ de sırada... Cem Adrian yeni albümünü yayımlayacak. Deniz Seki, Suat Suna düeti ve bir tekli sonrası ‘Best of’ albümü planlıyor. Simge’nin yeni teklisine ocak sonunda kavuşuyoruz. İrem Derici’nin ‘Affeder mi Aşk Bizi’sini de kapsayan, Alper Atakan’a ait ‘Aranjör’ projesi Hande Ünsal’la sürecek. Ece Seçkin’den çok iddialı üç tekli geliyor. Özellikle Bilal Sonses’ten aldığı slow şarkıya çok güveniyor. Demet Akalın, Sinan Akçıl ‘Piyanist’ projesinde ‘Yalan’ın ardından Serdar Ortaç cover projesinde ‘Kaç Kere Sever İnsan’ı okuyacak.

    Burak King, Allame, Zeyd, Zen-G, Ero, Mela Bedel, Muşta, Batu Akdeniz, Monoman, Bağzıları, Melisa Uzunarslan, Ayla Çelik, Tuğçe Kandemir, Güliz Ayla, Susel, Can Oflaz, Berkay Altunyay, Anıl Bayraktar, Simge Pınar & Barış Demirel, Anıl Durmuş, Melis Yelman, Güler Özince, Melis Karaduman, Canay Doğan, Bosphoroots, Birkan Nasuhoğlu, MAW, Birileri, Damla Durakçay, Merve Deniz, Ahmet Ali Arslan ve Yasak Helva yılın ilk yarısı içinde tekli ve albümlerle geliyorlar.

    Sefo, Reik’le birlikte ‘Bilmem mi?’yi yeniden yorumlayacak. Anıl Piyancı & Kaan Boşnak işbirliği devam edecek. Piyancı, Keişan’la feat. yapacak. Keişan’sa BEGE’yle ortak bir çalışmaya girecek. Motive, Bekom’la bir şarkı yayımlayacak. Ezhel kendi albümüne odaklanmış durumda. Lara Di Lara & Kamufle albümünün devamı geliyor.

    Aleyna Tilki şubattan sonbahara kadar üç tekli yayımlayacak. Sürpriz şarkılarla dolu ve tamamı İngilizce yeni albümse eylülden sonra. Edis, nisandan itibaren art arda çıkaracağı İngilizce teklilerle gündem yaratacak. Selin, hızlı bir çıkış yapan ‘Gidip Gel’ şarkısını ‘Give and Take’ adıyla İngilizce yayımladıktan sonra yaza kadar üçer şarkılık üç EP piyasaya sürecek. Spotify’a göre Azerbaycan’ın en çok dinlenen kadın şarkıcısı Hiss, tamamı Türkçe ‘Bela’ adlı şarkısından sonra devamını getirecek.

    FESTİVALLER MARKALAŞTI

    Yeni jenerasyonun dikkat çeken isimlerinden Batuhan Kordel altı yeni tekli ve videolu bir akustik projeyi hayata geçirecek. Canozan’dan romantik bir albüm; Sufle’den elektronik altyapılı tekliler gelecek. Oyuncu Tuğrul Tülek’in grubu YaDa Özge Fışkın’la bir düet yapacak. Kutlu Özmakinacı, Yüksek Sadakat konserleri dışında yepyeni bir grup projesiyle gelecek. Adamlar ‘Harekete Kimse Mani Olamaz’ albümünün ikincisini çıkaracak.

    Bugün artık markalaşan Trakya Fest (21-24 Temmuz); Kozlu Müzik Fest (28-31 Temmuz), Kuzey Fest (4-7 Ağustos) programları içinse takipte kalıp erkenden bilet almakta fayda var.

    PLACEBO VE ARCTIC MONKEYS İSTANBUL’A GELİYOR

    - Yılın ilk günlerinde Radiohead’den Thom Yorke ve Jonny Greenwood ile Sons of Kemet davulcusu Tom Skinner’ın grubu The Smile ilk şarkısını yayımlıyor.

    - Yılın yabancı EP ve albümlerinde şu isimler öne çıkıyor: Aurora, Years & Years, Elvis Costello & The Imposters, Bonobo, FKA twigs, King Gizzard & The Lizard Wizard, Jethro Tull, Sinéad O’Connor, Bastille, Korn, Mitski, Saxon, Slash, Eddie Vedder, Alt-J, Foxes, Khruangbin, Metronomy, Guns N’ Roses, Scorpions, Tears for Fears, Stereophonics, Bryan Adams, Placebo, Jack White, Bloc Party, Craig David, Liam Gallagher ve Nilüfer Yanya.

    - Azealia Banks, Beyoncé, Cardi B, GZA, Lykke Li, Morrissey, Rihanna, The Cure, RHCP, Snoop Dogg, The Weeknd, Anthrax, Avril Lavigne, Interpol, Machine Gun Kelly, Megadeth, Ozzy Osbourne, Rammstein, Rosalia da bu yıl içinde albüm ya da EP yayımlaması beklenen diğer isimler arasında...

    - ‘PSM Loves Summer’ kapsamında Zorlu PSM’de 18 Temmuz’da Placebo, 9-10 Ağustos’ta Arctic Monkeys sahneye çıkacak. Hazirandan itibaren izleyeceğimiz isimlerse: Warpaint, Alt-J, DIIV, Chet Faker, Half Moon Run ve Agnes Obel.

    KLASİK MÜZİK VE CAZA DOYACAĞIZ

    - 7 Ocak’ta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) şef Josef Suilen yönetiminde solist Sergey Malov’la F. Gulda, Çello Konçertosu ve D. Shostakovich, Senfoni No. 9 Op. 70’le İstanbul AKM Tiyatro Salonu’nda olacak. 14 Ocak’ta şef Thomas Rösner yönetiminde solist Nicolas Baldeyrou (klarnet) ile Weber, Klarnet Konçertosu No. 2 Op. 74 ve Schumann, Senfoni No. 4 Op. 120 aynı salonda dinlenebilecek. Ayrıca Dante’nin 700. Ölüm Yıldönümü Konseri 21 Ocak’ta Can Okan şefliğinde Liszt, Dante Senfonisi Inferno ve Tchaikovsky, Francesca Da Rimini ile bu salonda gerçekleşecek. 28 Ocak’ta şef Howard Griffiths ve solist Gülsin Onay (piyano) Ahmet Adnan Saygun ve Mozart eserleriyle aynı sahnede olacak. 

    - İstanbul AKM Çok Amaçlı Salon’daki Kahve Konserleri kapsamında Mozart Flütlü Kuartet (Özgecan Gönöz-keman, Özlem Sevil-viyola, Poyraz Baltacıgil- viyolonsel, Bülent Evcil-flüt) ‘Mozart’ın Sihirli Sesi’ni 22 Ocak’ta icra edecek.

    - İlk kez kanun-çello sahnede buluşacak. Kanunda Tahir Aydoğdu ve çelloda Sedef Erçetin 18 Ocak’ta Ankara CSO Mavi Salon’da Bach, Vivaldi, Morricone, Piazzolla, Satie gibi sanatçıların eserlerinin yanı sıra doğaçlama performanslarını sergileyecekler. 

    - Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası 3 Şubat’ta şef Diego Matheuz ve kemancı Maria Duenas’la ‘Büyük Umutlar’da Shostakovich ve Mahler’in eserlerini Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde icra edecek. BİFO’nun 17 Şubat’ta aynı sahnede seslendireceği ‘Masalların Müziği’yse şef Ryan McAdams ve solist Kian Soltani’yle (viyolonsel) Ravel, Shostakovich ve Stravinsky’den eserler içerecek. Her iki konser öncesi Aydın Büke ve Serhan Bali’nin söyleşisi olacak. 

    - İstanbul Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de 14 Ocak-10 Haziran arası Laure Favre-Kahn, Christian Blackshaw, Momo Kodama, Alim Beisembayev, Claire Huangci, Alexei Volodin, Martina Filjak, John O’Connor performans konukları olacaklar. 

    - 28 Ocak’ta Cenk Erdoğan ve Mehmet İkiz’in ortak projesi Lahza, Kenan Doğulu’yla bir araya gelecek. İş Sanat 22’nci sezon etkinlikleri kapsamında Maximum Uniq Hall’da gerçekleşecek konserde ‘caz trio’ olarak Kenan Doğulu şarkılarını yorumlayacaklar.

    - Klasik müzik akış (streaming) platformu Primephonic’i satın aldığını eylülde açıklayan Apple bu türe özel bir uygulama başlatacak. Klasik müziği anaakıma taşıma iddiasındaki Apple bu satın almanın bedelini henüz açıklamadı.

    Yazının devamı...

    Rüzgâr gibi geçti

    Müzik piyasası açısından oldukça hareketli bir yıl geçirdik. Şarkılarıyla algoritmaya etki eden rap’çilerden Uzi, başta ‘Krvn’ olmak üzere toplamda dört şarkısı ve sosyal medyanın da etkisiyle büyük bir ivme yakaladı. Sefo’nun fenomen haline gelen ‘Bilmem mi’ adlı şarkısı ve ‘Toz Duman’ı Türkçe reggaeton’un dijitalde gördüğü ilgiyi kanıtladı. Ezhel eskisi kadar güçlü olduğunu ‘Bul Beni’yi dillerde marş haline getirerek gösterdi. Uzunca bir süredir öne çıkma sırasını bekleyen BEGE (Berkcan Güven) ‘BEGEFENDİ’ albümüyle rüştünü ispatladı. 

    GÜÇLÜ İŞBİRLİKLERİ 

    Anıl Piyancı ‘İzmir’ albümüyle yükselişini sürdürdü. Reynmen, Zeynep Bastık’la yaptığı ‘Yalan’ ve akabinde ‘Pare’yle çıkışına devam etti. Lvbel C5, Batuflex, Cakal, Bedo, Patron, Contra, Murda, MERO, No.1, Khontkar, Ozbi, Şehinşah, Kamufle, Aga B, Gazapizm, Ceg gibi isimler çok dinlenen şarkılarıyla rap’in gücüne güç kattı.

    Güneş, Lil Zey, Yase ve Elanur öne çıkan kadın rap’çiler arasındaydı. Sagopa Kajmer’in 12 dakikalık ‘Saldırground’ teklisi ‘eski okul’severleri mutlu etti. Yaz başında ‘Hay Hay’ diyen Hadise sonbaharda bir oyun platformunun resmi müziği olarak ‘Coş Dalgalan’ı yaptı. Aynı platforma resmi şarkı yapanlar arasında Ece Seçkin de vardı. Hadise ayrıca ‘O Ses Türkiye’den ‘O Ses Rap’ jürisine transfer oldu. Aleyna Tilki ‘İşte Bu Benim Masalım’ adlı gençlik dizisinde hem oyunculuğunu hem de farklı müzikal renklerini gösterdi. Ayrıca ‘Retrogade’ ve ‘Real Love’da girdiği Galantis ve Dillon Francis işbirlikleriyle yurtdışına göz kırptı. ‘Sır’ teklisi ilgi çekti. Edis, yılın en başarılı isimlerinden biriydi; ‘Martılar’ ve ‘Arıyorum’ ses getirdi. Anıl Piyancı ve Ekin Beril’le yaptıkları ‘Kainat’sa reklam işi olmasına karşın müzikal hedefine ulaştı. 

    Zeynep Bastık, YouTube cover’larıyla başlayan kariyerini ‘Zeynodisco’ adlı ilk albümüyle taçlandırdı. Yüzyüzeyken Konuşuruz; ‘Sen Varsın Diye ve ‘Son Seslenişim’in yanı sıra ‘Yargı’ dizisiyle yeniden ünlenen ‘Dinle Beni Bi’nin keyfini sürdü. Grubun solisti Kaan Boşnak kişisel ve kolektif çalışmalarını ayrıca sürdürdü. Adamlar’dan ‘Harekete Kimse Mani Olamaz’ adlı güçlü bir EP geldi. Teoman piyano ve akustik konser konseptli çalışmalarının yanı sıra ‘son albüm’ dediği ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’la istediği sound’a kavuştu.

    Dans altyapıları denince akla gelen isimler Arem Özgüç ve Arman Aydın, özellikle Oğuzhan Koç ve Buray’la yaptıkları şarkılarla sinerji yarattılar. Zeynep Bastık ve Reynmen’in ‘Yalan’daki başarısında da etkili oldular. Kerimcan Durmaz ‘Peşimde’ ve ‘Vida Loca’yla müzik kariyerine iddialı bir başlangıç yaptı. Ece Mumay’ın ‘Peri’, Sura İskenderli’nin ‘Yok’ adlı teklileri kitleleri sürükledi.

    Ajda Pekkan’ın kendi adını taşıyan yeni albümüne şapka çıkardık. Sezen Aksu, başta ‘Demo 2’ projesi olmak üzere klasikleriyle ilgi görmeyi sürdürdü. Sıla, Yalın’la yaptığı ‘Ver O Zaman Gömleklerimi’ teklisine ek olarak ‘Rüyanda Görsen İnanma’ ile yılı tamamladı. Yalın ‘Yaz Gülü’yle yaza damga vuranlar arasındaydı. Kenan Doğulu ‘Bumaya’yla tek kurşunu doğru kullandı.

    Pinhâni’nin ‘Küçük Bir Evde’ kayıtları içimizi ısıtırken ‘Dünyadan Uzak’ adlı şarkıları Sakiler yorumuyla yeniden keşfedildi. Yüksek Sadakat uzun bir aradan sonra ‘Rengarenk’ albümüyle gelirken Gripin ‘Belki Çok da Şey Yapmamak Lazım’la konserlerine başladı. Yılın son günlerinde gelen güçlü mor ve ötesi şarkısı ‘Forsa’ ve maNga’nın ilk bağımsız albümü ‘Antroposen 001’ büyük heyecan uyandırdı. Göksel ‘Çölde Bi’ Vaha’yla kendini hatırlattı. Sertab Erener ‘Her Dem Yeşil’ albümünü ve UNDP Türkiye için ‘Who’s Gonna End’ parçasını yayımladı.

    Nil Karaibrahimgil’in ‘Diskotek’i sonrası ebeveynleri uyaran ‘Uyan Anne’si yılın son günlerinde çıkageldi. Karsu’nun Sezen Aksu şarkısı ‘Gülümse’ yorumu ve ‘Sonunda’sı öne çıktı. Candan Erçetin bu yıl tek şarkıyla ‘Teselli’ verirken modern altyapılarla buluştu. Ceyl’an Ertem’in birini Haluk Levent’le yayımladığı 4 şarkıdan sonuncusunu mayıs ayında dinledik. Haluk Levent, Melek Mosso’yla yaptığı ‘Zülüf’ü ve yıl ortasında ‘Doğaya Mektup’u yayımladı. Melike Şahin ‘Merhem’ albümüyle büyük ilgi gördü, hak ettiği başarıyı yakaladığı bir yıl geçirdi.

    Mabel Matiz elektronik altyapılarla ‘Kahrettim’ derken İrem Derici ‘Vazgeçtim İnan’ ve ‘Affeder mi Aşk Bizi’yle şans aradı. Kalben ‘Eski Yeniler’de hit’lerini yeniden kaydederken Teoman’lı ‘Robot Kozmonot’la’ dikkat çekip en son ‘Çünkü Başka Sen Yok’ dedi. Simge ‘Sevmek Yüzünden’, Demet Akalın ‘Bi Daha Bi Daha’; Hande Yener ‘Sahte’ teklisi sonrası rap’çi Tepki’yle ‘Olmazsan Olmaz’ı yayımladı. Yıldız Tilbe yılı ‘Peşindeyim Koşa Koşa’yla geçirdi.

    Alternatif müzik dünyasından bu yılın dikkat çeken isimleri arasındaysa Madrigal, Perdenin Ardındakiler, Evdeki Saat, İkiye On Kala, Kendimden Hallice, Sufle, Canozan, Batu Akdeniz, Batuhan Kordel, Mela Bedel, Hedonutopia, Can Bonomo, Fikri Karayel, Emir Can İğrek ve Cem Adrian vardı.

    ADELE’İN ‘30’U KONUŞULDU

    Dünyada K-Pop fırtınası BTS’in öncülüğünde yükselişini sürdürdü. BTS’in özellikle ‘Butter’ ve Coldplay’le yaptığı ‘My Universe’ teklileri ses getirdi. Coldplay iddialı albümü ‘Music Of The Spheres’in şarkılarıyla gündem yarattı. The Weeknd aldığı sayısız adaylık ve birçok ödülle Grammy’ye damga vurdu.

    Rap müzisyeni olarak Pop Smoke ‘Faith’, Megan Thee Stallion ‘Something For Thee Hotties’, Lil Nas X ‘Montero’, Doja Cat ‘Planet Her’ albümleriyle göz doldurdu. Doja Cat ve SZA eşliği ‘Kiss Me More’ yılın olaylarından biriydi. Drake’in ‘Certified Lover Boy’ ve Kanye West’in ‘Donda’ albümleri büyük bir rekabet içine girdi.

    Ed Sheeran ‘=’ (Equals) albümü ve şarkı versiyonlarıyla ödüle doydu. Bruno Mars’lı Silk Sonic öne çıktı. DaBaby, Juice Wrld, Lil Baby ve Cardi B de adlarından söz ettirmeyi başardı. Latin âlemlerindeyse Bad Bunny, J Balvin, Maluma, Ozuna, Becky G ve Rosalia’nın borusu öttü. Rock/alternatif dünyasında Machine Gun Kelly ve AJR; elektronik/dans âlemlerinde Lady Gaga ve Marshmello emeklerinin karşılığını aldı.

    Taylor Swift eski albümlerinin yeni versiyonlarını kaydetti, Ariana Grande ‘Positions’ albümünün etkisini artırıp Kid Cudi ile ‘Just Look Up’a imza attı. Olivia Rodrigo ilk albümü ‘Sour’da büyük başarı yakaladı, birçok ödül almayı da başardı. Dua Lipa ‘Future Nostalgia’nın etkisini ‘Moonlight’ edisyonu ve remix’lerle sürdürdü. Beyoncé ‘King Richard’ filminin müziği ‘Be Alive’ı yayımladı. Billie Eilish’in ‘Happier Than Ever’, H.E.R.’ün ‘Back Of My Mind’, Nicki Minaj’ın ‘Beam Me Up Scotty’ albümleri yılın iyilerindendi. Apple Ödülleri Fransızcada Aya Nakamura, Almanca rap’te RIN, Afrika müziğinde Wizkid, J-Pop’ta Official HIGE DANdism’e gitti. Adele ‘30’ albümüyle yılın en çok konuşulan işlerinden birine imza attı.

    SPOTIFY’A GÖRE 2021’DE TÜRKİYE

    En çok dinlenen şarkılar:

    En çok dinlenen sanatçılar:

    En çok dinlenen albümler:

    En çok dinlenen gruplar:

    En çok dinlenen yeni sanatçılar:

    En çok dinlenen K-Pop sanatçıları:

    En çok dinlenen soundtrack’ler:

    Türkiye kökenli sanatçıların dünya genelinde en çok dinlenen şarkıları:

    Dünya genelinde en çok dinlenen Türk sanatçılar: 

    Shazam’da en çok arananlar:

     

    PANDEMİDE NOSTALJİK OLDUK:

    2010’ların en çok dinlenen 5 şarkısı:

    2000’lerin en çok dinlenen 5 şarkısı:

    1990’ların en çok dinlenen 5 şarkısı:

    1980’lerin en çok dinlenen 5 şarkısı:

    1970’lerin en çok dinlenen 5 şarkısı:

    1960’ların en çok dinlenen 5 şarkısı:

    Yazının devamı...

    Rock iklimi sert olur

    Sözlerinde “Gitmedim işte/ Delirmedim de/Anlatan benim/Seni ve her şeyi” diyen ‘Forsa’ yeni mor ve ötesi teklisi olarak beni heyecanlandırmıştı. Ama sadece kürek mahkûmu gibi görünenlerin aslında özgürlük için sabreden ve direnenler olduklarını ve ne kadar zor olsa da gemiyi terk etmeyenlerin kurtuluşa inancını anlatan güzel sözleri nedeniyle değil. Davul ve gitarları başta; ustalıklı düzenlemesiyle mor ve ötesi’nin sert sularda ne şahane kulaçlar attığını bir kez daha gördüm.

    İlk şarkı yayımlanmadan önce birçok tanınmış isim sosyal medya hesaplarında kendi siyah-beyaz fotoğraflarını mor ve ötesi logosuyla paylaştılar. Fotoğrafların üzerinde sadece birer kelime vardı.  Melisa Sözen, Mert Fırat, Selma Ergeç, Hazal Kaya, Eda Erdem, Sinan Güler, İlksen Başarır, Ahsen Eroğlu, Koray Candemir, Can Kazaz, Aylin Aslım ve İlker Ayrık gibi mor ve ötesi dostu isimlerin merak uyandıran paylaşımları; şarkı dijital platformlarda yayımlandığı saatlerde grubun sayfasında birleşerek ‘Forsa’dan bir söz oluşturdu.

    Derken dün sessiz sedasız ikinci tekli ‘Dünyaya Bedel’ yayımlanınca şaşırdım ancak dinleyince memnuniyetim birkaç kat daha arttı. 2022’de yayımlanacağı kesin ama tarihi sürpriz olan yeni albümün mor ve ötesi külliyatı içinde önemli bir yere sahip olacağını hemen anladım. Uyandıran, harekete geçiren ve bu sorumluluğu mor ve ötesi üslubuyla ifade eden bir rock iklimini yeni albümde yaşayacağız gibi görünüyor. Grubun zaten yüksek olan müzikal çıtasına ek olarak nakaratın ötesini hedefleyen şarkı yapısı, incelikli sertlik ve çok boyutlu düzenlemeler beklentimi yükseltti. Yeri gelmişken; her iki şarkının video yönetmenliği de Aslı Çelikel’e ait ve çıkardığı iş şarkıların ruh ve enerjisine çok yakışmış.

    Sözün kısası; grubun bir önceki ve üzerinden üç yıl geçen teklisi ‘Sultan-ı Yegâh’ın bir Nur Yoldaş; Harun Tekin’in ağustosta yayımladığı solo teklisi ‘Masum Değiliz’inse bir Sezen Aksu yorumu olduğu düşünülünce ‘Forsa’ ve ‘Dünyaya Bedel’in mor ve ötesi özlemimize dair kıymeti iyice öne çıkıyor.

    DANS PİSTİNDE DUYGU SELİ

    Pek yakında vizyona girecek “The King’s Man” filminin müziklerinden ‘Measure of a Man’de FKA Twigs’e Central Cee eşlik etmişti. Teklinin üzerinden henüz bir ay kadar geçmişti ki sanatçı The Weeknd’le yaptığı ve duygusal synth atmosferiyle öne çıkan dans parçası ‘Tears In The Club’la geldi. ‘LP1’ albümünden beri hayranlıkla takip ettiğim avangart müzisyen FKA Twigs, bana göre yeni R&B’nin önemli isimlerinden. Pandemi döneminde bitirdiği ve yayımlanmasını iştahla beklediğimiz yeni albümü öncesi bu tekli harika bir aperatif. Bu arada The Weeknd’in Post Malone’la yaptığı son tekli ‘One Right Now’ı da gözden kaçırmayın.

    Yazının devamı...

    Dünya müzikle değişir mi?

    Türkiye’nin en çok satan gençlik ve müzik dergisi olan, yöneticiliğini yaptığım Blue Jean’de, 2004’te önemli bir karar aldık. İlk albümü henüz yayımlanmamışken Ankaralı genç bir grup olan maNga’yı dergiye kapak yapacaktık. Çünkü maNga ve müziğine çok inanmıştık. maNga’nın ilk albümünü yayımladığı 14 Aralık 2004’ten 17 yıl sonra yine bir 14 Aralık’ta yeni albüm ‘Antroposen 001’i dinlerken aklımdan bunlar geçiyor. Dinleyince anlayacaksınız; üzerinde çok kafa yorulmuş bir albüm bu. Daha önemlisi, grubun en olgun çağında, kendini en özgür hissettiği yapıtı olduğu her halinden belli.

    Grubun ‘Antroposen 001’in şarkılarıyla, sound ve konseptiyle mesaisi eskilere dayanıyor, bu nedenle albüm deyim yerindeyse kısık ateşte pişerek lezzetini ortaya çıkarmış. Bir süredir sosyal medyada ‘StudioN (maNga’nın 15 yıllık stüdyosu) Günlükleri’ başlığıyla tanıtım videoları yayımlayan ve takipçilerinde heyecan yaratan maNga’nın ‘Antroposen 001’i, Endüstri Devrimi sonrası doğa-insan ilişkisinin geldiği noktaya odaklanan konseptinin yanı sıra bütünlük, tavır ve şarkı çıtası olarak yenilenmiş bir maNga’yı hakkını vererek müjdeliyor. Kendi yapımcılığını üstlenen ‘bağımsız’ maNga’nın da ilk albümü.

    Yeri gelmişken ‘bütünlük’ meselesini açmak isterim: maNga’nın kolaylıkla ayırt ettiğimiz grup sound’u bir yana; türkü formundan sert vokallere, hatta Cartel’in Erci E’siyle Ferman Akgül’ün birlikte yazdığı Almanca sözlere sahip bir şarkıya; Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan’ın prodüktör olarak imza attığı parçalara; Yağmur Sarıgül’ün albüm konseptini belirginleştiren dokunuşlarına ve Jarrod Cagwin perküsyonlarına bakınca; çok istikametten gidip aynı hedefe ulaşmayı başarmış bir albüm bu.

    Intro nitelikli ‘Holosen’in ardından Yunus Emre etkilenimli ama sert bir giriş olan ‘Habil ve Kabil’i takiben ‘Şimdi Göğe Dolduk’la yumuşayan albüm, benim için öne çıkan diğer üç parça; ‘Batan Dünyanın Malları’, ‘El Aman (Sözleri Ferman Akgül’ün büyük dedesi Aziz Üstün’e ait)’ ve ‘Alacaklı Topraklar’la parlıyor. ‘Einfach’ ise hikâyeyi ‘outro’ diyebileceğimiz ‘Mavi Nokta’ya farklı bir ‘tercüme’yle bağlıyor.

    Albümün ilk konseri yarın akşam İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde. 20 yıllık yolculuklarında müzikal fikirleriyle birden fazla genç kuşak büyüten maNga, bugün de dijital algoritmanın en sevdiği gruplardan biri olarak hıncahınç dolu konserler veriyor. ‘Antroposen 001’ bence bu trendler üstü başarının haklı kutlaması.

    UMUT DOLU BİR ADA

    Daha önce Selda Bağcan gibi dünya çapında bir yorumcu ve Ferdi Özbeğen gibi özel bir ismin yorumladığı ‘O Günler’e yıllar sonra genç kadın bir müzisyenin vokaliyle kıymet katması hem zor hem de iddialı bir iş. Ada Sanlıman’ın İngilizce performanslarını sosyal medya üzerinden takip ediyordum. New York’un ünlü “Parson’s”ında ‘New School For Jazz and Contemporary Music’te eğitim alan Sanlıman geniş bir sound yelpazesinde varlık gösterdiğinden dikkat çekiciydi. Kendisi, fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut’la evlendikten sonra yeni bir sayfa daha açmaya karar vermiş olacak ki ilk teklisini yayımladı. Ülkü Aker sözleriyle Genco Arı’nın ustalıklı düzenlemesi ve prodüktörlüğündeki ‘O Günler’i dinleyin; Ada Sanlıman’ın güçlü ‘kontralto’ ses ufkunu hemen anlayacaksınız. Herhangi bir tür üzerinden anlatılmaya ihtiyacı olmayan çizgi dışı bir yorum. Devamı için sabırsızlanıyoruz.

    DÜNYANIN SONU AŞKLA GELSİN

    90’ların ikonik pop rock müzisyeni Bryan Adams’ın 2019’da yaptığı ‘Shine A Light’ albümünü beğenenlerdenim. 11 Mart 2022’de; bu albümün devamı nitelikli ‘So Happy It Hurts’ü yayımlamaya hazırlanan Adams, albümün öncüsü olarak ‘Kick A*s’ teklisini yolladı. Adams’ın teklisinin açılışında komedyen John Cleese’in bir konuşması da yer alıyor. Ardından Adams’ın fotoğrafçılığını konuşturduğu efsanevi Pirelli Takvimi’nin yayımlanmasıyla eşzamanlı olarak ikinci şarkı ‘On The Road’ ve yeni albüme isim veren şarkısı da yayımlanınca bir EP’ye kavuşmuş olduk. Bryan Adams yeni şarkıları ve sonrasını şu sözüyle özetliyor: “Dünyada yeterince rock’n roll olduğunu düşünmüyorum. Daha çok gitara, davula ve tabii birleşen ellere ihtiyaç var…”

    Yazının devamı...

    Gelenekselle dijital arasında

    Oğuzhan Koç’un ‘Çok Güzel Hareketler’in ilk kadrosundayken haberdar olduğumuz müzisyenliğinin gençlik hevesi ya da hobi olmadığını anlamamız fazla zaman almadı. Belli ki yıllar boyunca biriktirdikleri ve müzikle ilgili hayalleri vardı. Bu noktada Koç’u öncelikle bir TV ünlüsü olarak görmediğimi belirtmek isterim. Çünkü ekrandan mütevellit şöhretinin müzik kariyerine katkısının önemsenmeyecek kadar az olduğunu düşünüyorum.

    Nedeniyse basit; Oğuzhan Koç her şeyden önce birçok önemli yorumcunun peşinde koştuğu iyi bir şarkı yazarı ve görünen o ki heybesindekiler öyle çabuk tükenecek gibi değil. Bir diğer önemli avantajıysa geleneksel anaakımla dijital yeni akım arasında bir yerlerde konumlanmış olması. Diğer bir deyişle hem anne-baba, abi-ablaların zevkine hem de gençlerin beklentilerine aynı anda ve ustaca cevap vermeyi başarması.

    Sanatçı, yıla ‘Küskün’ ve ‘Hepsi Geçiyor’la hızlı girmişti. İbrahim Başaran’la yaptığı ‘Gözlerden Irak’ ve sonrasında ‘Bence de Zor’la nisana kadar hız kesmedi. Temmuzda  Arem Özgüç ve Arman Aydın’la yaptığı ‘Yoksa Yasak’ adlı şarkısıyla algoritma ilgisi gören Koç, kışa ısınmaya çalıştığımız şu günlerde yeni teklisi ‘Aşkın Mevsimi’yle geldi.  Şarkı için ‘musikişinas ve Akdenizli’ diyebilirim. Bir önceki tekliyle kıyaslayacak olursak geleneksel popa bağlı yetişkin dinleyicisini bir tık daha mutlu edecektir.

    Söz ve müziğe düzenlemeyi de yapan Çağrı Telkıvıran’la ortak imza atan müzisyenin videosuysa Mali Ergin yönetmenliğinde çekildi. Şarkı ve video bitmiş bir ilişki ama bitmemiş bir aşk sonrası tarafların yaşadığı duygu ve olaylardaki benzerlikleri ele alırken dinleyene samimi hisler geçiriyor. ‘Aşkın mevsimi geçmiyorsa, yaz-kış fark etmez, sevmeye devam’ diyor özetle...

    Üretkenliği, tutarlılığı, yazdığı çıta üstü pop şarkılarıyla bana sorarsanız Oğuzhan Koç adını Türk popüler müzik tarihine yazdırdı bile.

    YENİ BİR ROCK STAR

    Bugün Türkçe rock 2000’li yıllardaki kadar popüler değilmiş gibi görünüyor ancak bu durumda Duman, Athena, mor ve ötesi, Gripin, maNga gibi köklü grupların günümüze uzanan şöhret ve başarısını nasıl açıklayacağız? Esasen yeni nesil alternatif müzisyenlerin ana damarlarından biri açık şekilde rock’ın mirasından besleniyor. Synth katkılı yeni damar pop ya da R&B kafalar, elektronik altyapılar için bile bu böyle. Öte yandan yeni nesilden büyük vokalli, gitarının sesi yüksek, şarkı kalitesi ve ruhuyla rock olan cayır cayır bir albüm dinleme fırsatım olmamıştı çoktandır. Çünkü bütünlüklü bir rock albümü yapma çabası bile başlı başına takdire şayan bu devirde. Diğer bir deyişle Batu Akdeniz’in ‘Bir Kalbin Çöküşü’ albümü benim gibi hissedenler için birebir. Yaklaşık iki yıldır kendi yazdığı şarkılarla bu albüme çalışmaktaydı. Şarkıları, samimi tavrı, enerjisi ve müzisyenliği on numara. Sahnede izledim; ‘rock star’ ışığı da gördüm, içim rahat etti. Amerikan ya da İngiliz rock sound’undan etkilenmiş görünse de albümün genel tavrının bize ait olduğunu düşünüyorum. Adını Stefan Zweig’ın kitabından alan 10 şarkılık albümün ilk video’su aynı adlı şarkıya Emre Ergenç tarafından çekildi. Mutlaka dinleyin, izleyin.

    DÜNYANIN SONU AŞKLA GELSİN

    Pek yakında gösterime girecek Netflix yapımı film ‘Don’t Look Up’ın şarkısı olarak yayımlanan Ariana Grande ve Kid Cudi ortak çalışması ‘Just Look Up’ için çok güçlü bir balad diyebiliriz her şeyden önce. Şarkı sözlerine bakacak olursak dünyanın sonuna ilişkin olan film senaryosuna bolca gönderme içeriyor; mutlulukla ‘yok olan’ âşıklardan söz ediyor. 24 Aralık’ta, salonlardan sonra dijital platforma gelecek filmin yönetmeni Adam McKay. Başrollerdeyse Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence’a Jonah Hill, Meryl Streep ve bizzat Ariana Grande eşlik ediyor. Yeri gelmişken Grande’nin, yaz aylarında çekimleri başlayacak Broadway uyarlaması ve Jon Chu filmi ‘Wicked’da da rol alacağını belirteyim. Şarkının prodüktörlüğünü Nicholas Britell üstlenirken şarkı yazarı imzası olarak Grande, Kid Cudi ve Britell’in yanı sıra Taura Stinson’ı görüyoruz.

    Yazının devamı...

    Yeni yol Hindistan’a çıktı

    Atiye’nin kendine has müzikal çizgisiyle pırıl pırıl parladığı yıllar çok da eskide kalmadı. Dansları, sesi, güzelliği bir yana, şarkılarıyla da Türk pop müziği için yeni şeyler söylemişti. Bu duruşu onu yurtdışından gelip Türkiye’de şans arayan şarkıcılar arasında öne çıkardı. Ne var ki tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tamamen dijitalleşen müzik piyasası yeni kurallar koyarken geleneksel pop sound’u içinde yenilikçi işler üretenleri bile hızla eskitti. Bu durumda uyum sağlamak için seçim yapmak gerekiyordu. Kimileri şarkı düzenlemelerini dijital platform algoritmalarına göre değiştirdiler. Kimileriyse hızlı yükselen rap’çilerle ortak çalışmalara girmeyi yeğlediler. Bazı isimlerse frene basıp durumu analiz etmeyi ve kariyerlerinin geleceğine dair yeni ama özgün bir strateji kurmayı uygun gördüler.

    Gözlemime göre üç yıldır sesi çıkmayan Atiye bu isimlerden biriydi. Bunun için mutluyum çünkü Atiye’nin ‘makine’ beklentilerine kurban edilmeyecek kadar kıymetli alameti farikaları vardı.

    ‘Ses Seda Yok’ Atiye’nin ikinci dönem kariyerinin ilk habercisi. Başka haberciler de gelecek ve pek yakında yeni albümü dinleyebileceğiz. İlk şarkıdan öğrendiklerimize bakarak bir ‘dünya müziği’ albümü beklentisi içine girebiliriz. Kayıtları Hindistan’ın Mumbai şehri ve İstanbul’da gerçekleştirilen şarkıya Hintli keman ustası Kala Ramnath eşlik ediyor. Sibel Algan’ın yazdığı sözler Hindistan’ın sufi müziği diyebileceğimiz, ünlü Nusret Fatih Ali Han’ın evrensel boyuta taşıdığı kavvali (qawwali) kalıpları üzerinde gelişiyor. Parça, Erol Sebebci’nin düzenlemesiyle son halini almış.

    Aytekin Yalçın tarafından, Atiye’nin yanı sıra dans âlemlerinin yakından tanıdığı Çisil Sıkı koreografisiyle bir video çekilmiş. Videoda Atiye eski Hint filmlerinden ‘Nagina’ ile Şahmeran dansının figürlerini sergiliyor. ‘Ses Seda Yok’taki tavır ve iddiayı görünce yeni Atiye albümü için epeyce heyecanlandım diyebilirim.

    ŞARKININ DİZİYE FAYDASI OLUR MU?

    Sena Şener’in kendine o denli has bir ses rengi ve vokali var ki; BluTV dizisi ‘Saklı’nın jenerik videosunu izlediğimde hemen yakaladım. İşin peşinden gidince dizinin orijinal şarkısındaki imzanın kendisine ait olduğunu öğrendim. Dizilerde meşhur olan şarkılara alışığız. Hatta genç müzisyenler için popüler dizilerin geniş kitlelere ulaşma platformu olduğunu da biliyoruz. Ancak yeni bir dizi için özgün bir şarkı tercih etmek kuşkusuz daha iyi bir fikir olmuş yapımcılar için.

    Şarkının dizinin duygusuna girerek yazılması nedeniyle olumlu nüansları ve akılda kalan bir nakaratı olduğunu söylemek isterim. Şener işin hakkını verip kendi külliyatına da güçlü bir tekli eklemiş böylece. Tutkulu ama yasak bir ilişki ekseninde geçen ve esas gerilimi bir cinayet hikâyesi üzerine kuran ‘Saklı’ dizisi yayında. Bu kez dizinin şarkıya olduğu kadar şarkının da diziye faydası oluyor bana kalırsa.

    KAR LEOPARININ İZİNDE

    Vahşi doğa fotoğrafçısı Vincent Munier ve Marie Amiguet’nin yönetmenliğinde çekilen, Tibet platolarında soyu tükenme noktasına gelen hayvanların izini süren belgesel film için benzersiz bir dokunuş da Nick Cave ve ömürlük yol arkadaşı Warren Ellis’ten geldi. Belgesele adını veren kar leoparını kamera önündeki Munier ve romancı Sylvain Tesson birlikte ararken birden Cave’in Ellis’le yaptığı özel şarkıları duymak müthiş bir deneyim olacak. Bunu, Cave/Ellis imzalı soundtrack albümün ilk teklisi ‘We Are Not Alone’un belgeselden görüntüler eşliğinde çekilen videosunun gücünden anlamak da olası. Warren Ellis belgeselle ilgili olarak; “Nick’ten piyanosu ve sesiyle tema şarkısına bir gününü ayırarak katkıda bulunmasını rica etmiştim. Geldi ve dört gün kaldı” diyor. ‘La Panthère Des Neiges’in (Karlar Panteri) 13 şarkısı için 17 Aralık’a kadar bekleyeceğiz. 

    Yazının devamı...

    Kendinin en iyi versiyonu

    Ekimin ortasında ‘30’ albümünün öncü teklisi ‘Easy On Me’yi yayımladığında ortalık birbirine girdi desek yeridir. Albüm isimlerini; işe giriştiği yılda hangi yaşını idrak ettiğine göre numaralandıran Adele’in 30-33 yaş arası ve boşanma sonrası hissiyatını merak ediyorduk. Müzikal çıtası, dijital trendlerden etkilenme olasılığı gibi unsurları da birlikte değerlendirdiğimizde 6 yıl sonra acaba nasıl bir albümle gelecekti?

    KLİŞELERİ YIKTI

    Öncelikle altını çizmek istediğim; ‘30’, Adele’in şarkı yazarlığı ve müzisyenlik açısından en olgun ve iyi albümü olmuş. Bir sonrakinin adı ‘kaç’ olur bilmiyorum ancak bu olgunlaşma ve daha iyiyi arama halinin sonraki albümlerde de süreceğine inanıyorum. Müzik kariyeri boyunca tüm star’lık klişelerini birer birer yıkıp zirveye çabasız ve özgün tavrıyla çıkan Adele, duygu aktarımı açısından baktığımızda da en net albümünü yapmış.

    Önceki albümlerinin şarkı sözlerinde zaman zaman basmakalıplık tuzağına düşen sanatçının kimi duygularını doğa kaynaklı benzetmelere boğduğunu görmüşlüğümüz çoktur. Şimdi vadilerin gölgesi, nehirlerin süzülüşü ya da yağmurlar artınca sığındığı barınakların yerini daha kişisel, gerçek ve bana göre daha edebi sözler almış. ‘30’un şarkılarında gerçek duygularını filtresiz sunabilen, mutsuzluk halinin zirvesindeyken de şarkı sözü yazıp beste yapabilen bir Adele’den söz ediyoruz. Kendini bu denli sert ve direkt ifade etmesine karşın yüzeysel olmaması ayrı bir başarı bana göre. Hatta söz ve müzik açısından en sofistike albümü hangisi diye sorsanız yine ‘30’ derim.

    Kendisinin bir müzik insanı olarak en kıymetli yeteneği olan solistliği aynı güçte fakat daha olgun. Müziğinin bütününde kıvamını ustalıkla tutturduğu dram, mizah ve mahremiyetse yerli yerinde. Trendlerle, dijital dünyanın beklentileriyle hiç ilgilenmeden, rap’çilerle ortak çalışmalara girmeden tabiri caizse ‘taş’ gibi bir albüm yapmış. Bugün gençlerin ‘eski’ diyebileceği bir sound’dan yani Hollywood tipi orkestrasyon, elektrikli kilise orgları, bas gitar yürüyüşleri ya da Barbra Streisand tarzı güçlü vokalinden yeni ve kalıcı bir imza yaratmayı başarmış. Ayrıca yeni kuşakların kendisine duyduğu hayranlıktan da haberdarım.

    GÜÇLÜ BİR ROMANTİZM

    Özel hayatında yaşadığı suçluluk, güvensizlik, tedirginlik gibi birçok olumsuz duyguyla baş etmesini gerektiren boşanmasından sonra hayata yine sevgiyle ama gerçekçi bakan, özgürleşen, kalbini açan ve buradan daha güçlü bir romantizm üreten Adele’i tebrik etmek şart. Spotify’dan albümlerin şarkı sıralamasını değiştirip karışık çalınmasına imkân veren özelliğini kaldırmasını isteyen ve istediğini alan Adele’in “Biz o şarkıların sırasını kafamıza göre değil, ince eleyip sık dokuyarak belirliyoruz” şeklindeki gerekçesine şapka çıkarıyorum. Ve diyorum ki dijital platformların müzisyenlerin dünyasını değiştirdiği kadar müzisyenler de dijital kurallara müdahil olabilir; olmalıdır.

    İLK YARIYI GALİP BİTİRDİ

    Adamlar’ın pandemi öncesi yayımladığı güçlü albüm ‘Dünya Günlükleri’nde yazdıklarından az da olsa farklı şarkılar ve buna bağlı bir sound üreteceklerine emindim. Çünkü o günlükler hepimiz için olduğu gibi Adamlar açısından da çok değişmişti. Kendine has bir üslubu ve şarkı matematiği olan grup bu yıl bir Sezen Aksu klasiği ‘Küçüğüm’ü yorumladıktan sonra 2022’ye geri saydığımız şu günlerde 4 yeni şarkılık ‘Harekete Kimse Mâni Olamaz’ EP’siyle geldi.
    Bu EP için esasen yeni albümün ilk yarısı denilebilir. Hareketimize mâni olmuş gibi görünürken bizi akla gelmeyecek hareketler içine sokan pandeminin getiri ve götürüsüne Adamlar’ca bir bakış atılmakla kalınmamış, dozunda elektronik bir dokunuş ve yine yer yer rap’imsi, yer yer bizden vokallerle şarkı kıvamları tutturulmuş. Şarkılar Tolga Akdoğan’a aitken tüm düzenlemelerde Adamlar imzası var. EP’nin çıkış şarkısı ‘Dal’ın videosunuysa Burak Kolcu çekmiş. ‘Dal’ sonrası ‘Gelir Geçer’, ‘İçimizdeki Canavarlar’ ve ‘İnsanlık Hali’ni birkaç kez dinlemem hızlı bir duygudaşlığa yetti, albümün gerisi merak konusu oldu bile.


     

    GÜNEŞ’İN GÜZEL DÜNYASI

    Yeni nesil müzisyenler arasında; duruşu, ses rengi, akustikten dansa gidip gelen sound’u ve sosyal medyadaki samimi paylaşımlarıyla hep yeni haber almak istediğim bir isim Güneş Özgeç. Son şarkısı ‘Düş’ün tüm enstrümanlarını çalıp, vokal kayıtlarını yapıp prodüksiyonunu da üstlenmiş. Genç müzisyen şarkının mix’i için Alp Turaç, mastering’i için de Erdem Helvacıoğlu’na gidince işi layıkıyla tamamına erdirmiş görünüyor. Merve Terzioğlu’nun çektiği kapak fotoğrafındaki şahane makyaj Instagram hikâye filtreleriyle yapıldı, YouTube’da izleyebileceğiniz videosuysa 3D animasyon tekniğiyle yeni medya sanatçıları Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar tarafından çekildi. Geçen yıl yayımladığı ‘Güneş Yüzlüm’, ondan öncekiler ‘Kahve’ ya da ‘Ikaria’; bu yıl çok beğendiğim ‘Bence Gerçek Hepsi’ ya da yeni tekli ‘Düş’ü dinlediğinizde göreceksiniz ki anlatacak bir hikâyeniz varsa, bunu şarkılar yazarak sahici kılabiliyorsanız, samimi ve çabasızsanız; adınız Güneş bile olsa siz kocaman bir dünyasınız. 

    Yazının devamı...