• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Futbolumuz da ağır yaralandı!

    Pazar günü saat 18.43’te patlatılan bombalı araçla birlikte Türkiye’nin futbolla ilgisi kalmadı. İnsanlar televizyondaki haberlere kilitlendi. Ölüm haberleri geldikçe de dehşet büyüdü. Aynı dehşet yabancı futbolcuların evlerinde de yaşandı.

    BEŞ ay içinde Türkiye’nin başkentinde, yani güvenlik önlemlerinin “teorik olarak” en üst düzeyde olduğu varsayılan şehrinde üç bomba patladı.

     

    Birincisinde 102 can, ikincisinde 29 can kaybedildi. Pazar günü patlayan üçüncü bomba ise şimdilik 37 can aldı.

     

    Toplam 168 kayıp can ve 432 yaralı.

     

    Sur’dan, Cizre’den, Silopi’den her gün gelen şehit haberleri ile birlikte topyekûn bir savaşı andıran dehşet panoraması.

     

    ***

     

    Şimdi biraz empati yapın. Kendinizi Fenerbahçe’nin hocası Pereira’nın veya Robin Van Persie’nin yerine koyun.

     

    Veya Galatasaray kalecisi Muslera yahut Beşiktaşlı Gomez gibi düşünmeye çalışın.

     

    Şiddetin “Ş”sini bile unuttukları şehirlerden, hayatların içinden çıkıp gelmişler.

     

    Dil bilmeseler bile her gün televizyonlara, gazetelere yansıyan şiddeti hissedebiliyorlardır.

     

    Acaba eşlerine, çocuklarına nasıl anlatıyorlardır.

     

    “EVE DÖNELiM”

     

    ŞU anda evli ve çocuklu yabancı futbolcuların evlerinde Ankara faciası konuşuluyordur.

     

    Türkiye’deki siyasal gerginlik ve kanlı savaş manzaraları tartışılıyordur.

     

    Kadınlar pratiktir.

     

    Özellikle de çocuklarının varlığı söz konusu olduğunda daha kararlıdır.

     

    Bunların çoğu şimdi kocasına “Bırak bu takımı, ülkemize dönelim” diye baskı yapıyordur.

     

    Avrupa’da huzur içinde ülke mi yok? Silahın, şiddetin hayata gölge düşürmediği başka bir şehre gidelim.

     

    Orada oyna futbolunu.

     

    Biz de huzur içinde maçtan dönüşünü bekleyelim.

     

    Karısından veya ülkesinde bıraktığı yakınlarından gelecek böyle bir baskıya aldırmayacak erkek tanımıyorum.

     

    Hele huzur içindeki Batı’daki şehirlerden birinden gelmişsen, hele şiddeti sadece sinema filmlerinden biliyorsan, kimse seni tutamaz.

     

    ***

     

    Nitekim ilk itiraz Fenerbahçe’nin hocası Pereira’dan geldi.

     

    Eşi Fatima Silva ile konuştuktan sonra hissettiklerini ve düşündüklerini gazeteciler ile paylaştı.

     

    “Bu şartlarda Türkiye’de kalmanın anlamı var mı bilmiyorum” dedi.

     

    Belli ki Aziz Yıldırım ile görüştükten sonra bir karar verecek.

     

    Sözleşmesini tek taraflı bozup “Ben bu şiddet ortamında çalışamam” derse kimse de onu suçlayamaz.

     

    NE DİYECEKSİN?

     

    AYNI sendromu yaşayacak olan cümle yabancıların muhatabı kendi başkanlarıdır.

     

    Tamamına yakını “Şiddet belli bölgelerde yaşanıyor, buralara gelmez” diyecektir.

     

    Hükümetin bu şiddetin hakkından geleceğine dair teminat verecektir.

     

    “Siz topunuzu oynayıp, paranızı almaya bakın” diye oyuncusuna moral verecektir. 

     

    Birebir konuşmalarda ikna olmuş gibi görünen bu futbolcular, hanelerine dönüp karıları ile baş başa kaldıklarında sorunu yeniden yaşayacaklardır. 

     

    Şiddete, iç savaşlara, teröre şerbetli Afrikalı futbolcular ile Rusya, Ukrayna gibi bize benzer şartları tadan ülkelerin futbolcularından başkasını zorla tutamazsın. 

     

    Giden gidecektir. 

     

    Bundan sonra gelecek olan da “Senin ülkende hayati risk var” deyip bugün aldığının iki katı para isteyecektir.

     

    Ankara’da üçüncü kez patlayan ve hepsinden çok acıtan bombayla birlikte profesyonel futbolumuz da yeni bir dönemece girmiştir.

     

    Virajı alıp sağ salim yola devam mı edeceğiz, şarampole mi savrulacağız

     

    Allah bilir.

     

    ***

     

    Pazar günü hem Fenerbahçe’nin hem Galatasaray’ın maçları vardı.

     

    Onlardan daha fazla ilgi çeken bir de Eskişehir-Akhisar maçı yaşandı. Futbol konuşulamadı.

     

    Bir yanda hayatını kaybedenlerin yakınları, bir yanda da puan kaybedenlerin taraftarları vardı.

     

    Elbette birincisine ağlayacaktık.

     

    Şartlar bu olunca Türkiye’de futbolun nabzını tutan Maraton programı bile yapılamadı.

     

    Şansal Büyüka “Bu gece kimsenin futbol konuşacak hali yok, Allah milletimizi korusun” deyip ekranı karartırken haklıydı.

     

    Allah bir daha böyle bir futbol pazarı yaşatmasın.

     

    (*) Ankara’daki patlamada babasını kaybeden Galatasaraylı Umut’a ve ailesine başsağlığı dileriz.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Neden gelecek kripto paralarda? Bitcoin dünyasına adım atmak için hala geç değil…
    Esnek ve hibrit çalışma düzeninde, ideal bir çalışma ortamı nasıl olmalıdır?
    2021 Black Friday indirimlerinde bu detayları kaçırma!
    Yılbaşı hediyelerine birlikte karar verelim mi?
    Erken rezervasyon nedir? Avantajlı tatil yapmak için erken rezervasyon ne zaman ve nasıl yapılır?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Rahmi Koç modası izmir’de
    2. Mustafa Koç ailesiyle denizlerde buluşacak
    3. Bu nikâha devlet şahit
    4. 5 yıldızlı lezzetler
    5. Yeni koleksiyon tanıtımı
    6. İngilizler 15 Temmuz’u unutmadılar
    7. Koç ve Şahenk’ten dünya mirasına hediye
    8. Anı olsun diye oyuncu oldular
    9. Cennet Koyu’nda St. Tropez eglencesi
    10. İtalyan parti