• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Adalet Bakanlığı soruşturmalar için hedef süre açıklıyor, ancak...

    Dünkü yazım Şanlıurfa Suruç’ta 14 Haziran 2018 tarihinde meydana gelen hadiseler dizisi içinde, özellikle Suruç Devlet Hastanesi’ndeki saldırı eylemleri ve Esvet Şenyaşar isimli vatandaşımızın burada uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmanın aradan üç buçuk yıl geçtiği halde hâlâ sonuçlanmamış olmasını konu alıyordu.

    Üzerinde gizlilik kararı bulunan bu dosyanın bu kadar uzun bir zaman geçtiği halde henüz bir iddianameye dönüşmemiş olmasının hukuk ölçüleri içinde izah edilebilecek, makul gösterilebilecek bir yönü yok doğrusu.

    GİZLİLİK KARARI SONUCU OLAYLAR AYDINLANMADI

    Son tahlilde, öncesinde çarşıda patlak veren olaylarda yaralanıp tıbbi müdahale amacıyla hastaneye getirilen iki oğlunun akıbetini öğrenmek üzere Suruç Devlet Hastanesi’ne gelen bir baba (Esvet Şenyaşar) burada saldırıya uğramış, ağır yaralı olarak nakledildiği Gaziantep Devlet Hastanesi’nde ertesi gün vefat etmiştir.

    Olaylar sırasında hastaneye yaralı olarak getirilmiş olan iki kardeş Celal ve Adil Şenyaşar’ın bu mekânda saldırıya uğramaları meselenin bir diğer boyutudur. Onların ambulansla Gaziantep’e nakledilmesi ihtiyacının duyulması, hastanede ciddi bir güvenlik sorununun yaşandığına işaret ediyor. Her iki kardeş aynı gün hayatlarını kaybetmiştir.

    Hadiseyi düşündürücü kılan bir başka yönü, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin ve dönemin İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu’nun da bu sırada hastanede bulunmaları ve olayları bastırmak için büyük bir çaba sarf etmiş olmalarıdır. Dönemin Tarım Bakanı ve şimdiki AK Parti Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba da olayları yatıştırmak amacıyla bir süre hastanede bulunmuştur.

    Ve meselenin hassas bir başka yönü daha var. Olayların ilk aşamasında çarşıdaki çatışmada kardeşini kaybeden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız da bu hadisede taraf durumdadır. Suruç Devlet Hastanesi’ne gelip Şenyaşarları hedef alanların Yıldız ailesinin yakınları olduğu anlaşılıyor.

    O gün hastanede tam olarak ne yaşanmıştır? Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üstlendiği bu soruşturmaya getirilen gizlilik kararı nedeniyle hastanede ortaya çıkan kaos ortamı en azından yargı düzeyinde henüz açıklık kazanmamıştır.

    ADALET BAKANLIĞI SAVCILARA HEDEF SÜRE GETİRDİ

    Peki üç buçuk yıldır bir soruşturmanın bir türlü sonuçlandırılamaması nasıl izah edilebilir? Savcılık makamının, başlattığı bir soruşturmayı bu kadar uzun bir süre bekletmeye yetkisi var mıdır? Hukukun üstünlüğü ilkesi ve aynı zamanda da kamuoyu vicdanı açısından kabul edilebilir bir durum mudur bu?

    Dün bu sorulara yanıt ararken, karşıma Adalet Bakanlığı’nın 2018’den itibaren devreye soktuğu, hem soruşturmalar hem de kovuşturmalarla ilgili “hedef süre” uygulaması çıktı.

    Özellikle yargılamaların uzun sürmesi sonucu “adil yargılama hakkı”ndan verilen ihlal kararlarının Anayasa Mahkemesi’ndeki en kabarık ihlal kategorisini oluşturması üzerine, uzunca bir zamandır yargıdaki bu temel sorunun çözümü yönünde arayışlar var. Bu çerçevede 2016 yılında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle soruşturma, kovuşturma ya da yargılamalarda hedef sürelerin uygulanması öngörülmüştür.

    Yapılan düzenlemeyle hâkimlerin yanı sıra savcıların da kendilerine gösterilen hedef süre içinde soruşturmaları tamamlamaları ve iddianamelerini yazıp dosyayı mahkemelere havale etmeleri bekleniyor. Bu amaçla söz konusu yasal düzenlemenin uygulamasına dönük olarak bugünkü Adalet Bakanı Abdulhamit Gül döneminde  2017 yılında çıkartılmış olan bir yönetmelik var.

    Soruşturma, Kovuşturma veya Yargılama Hedef Sürelerinin Belirlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”, 1 Eylül 2017 tarihinde yürürlüğe girmiş. Bu sürelerin nasıl belirleneceğinin esaslarını ortaya koyuyor. Yönetmeliğin önemi, bu sürelerin savcı ve hâkimlerin performanslarının ölçülmesinde de bir kriter olarak kabul edilmesidir.

    HEDEF SÜRE CİNAYET SUÇLARINDA BEŞ AY

    Yönetmelikte dikkat çekici bir nokta, hâkimlerle birlikte savcıların hedef sürelerinin şeffaf hale getirileceği taahhüdünün yapılmış olmasıdır. Yönetmeliğin 5’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında “Belirlenen hedef süreler Bakanlık internet sitesinde ilan edilir ve Cumhuriyet başsavcılıkları ile adalet komisyonu başkanlıklarına gönderilir” deniliyor.

    Buna karşılık, dün Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinde hedef sürelerinin ilan edildiği bir paylaşım bulamadım. Bakanlık, bu süreleri açıklamak yerine, soruşturma ve kovuşturmaların tarafı olan kişilere UYAP üzerinden süreyi bildirme uygulamasına geçmiş.

    Bu durum hedef sürelerin belirlendiğini gösteriyor. Üstelik, bu sürelerin bir bölümü bakanlığın bir yetkilisi tarafından kamuoyuna açıklanmış da. Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Ertuğrul Çekin, 2 Ocak 2019 tarihinde yaptığı bir açıklamada, savcılıklar açısından bazı suç kategorilerindeki hedef sürelerini duyurmuş.

    Buna göre, bu süre yağma suçlarında üç ay, cinsel saldırı suçlarında dört ay ve cinayet suçlarında beş ay olarak belirlenmiş. Çekin, bu sürelerin “azami süre olduğunu” da vurgulamış. Yani temel hedef, soruşturmaların daha da önce bitirilmesi.

    Adalet Bakanlığı’nın koyduğu hedefe göre, savcılıkların bir cinayet olayını soruşturmasını sonuçlandırıp iddianameyi hazırlamaları için önlerinde beş ayları var.

    Bakanlık, web sitesinde soruşturmalarda hedef süre uygulamasının başlama tarihini 1 Ekim 2018 olarak gösteriyor ve geriye dönük uygulanmayacağını belirtiyor.

    Suruç’taki hadiseler bu tarihten kısa bir süre önce meydana gelmiştir. Ancak böyle de olsa, karşımızda Adalet Bakanlığı tarafından bir cinayet soruşturmasının bitirilmesi için makul kabul edilen bir ölçü var. O da beş aydır. Beş ay nerede, üç buçuk yıl nerede?

    ADALET BAKANLIĞI’NA VE BAŞSAVCILIĞA DÜŞEN GÖREV

     Her halükârda iki gündür ele aldığımız bu dosyaya baktığımızda, karşımızda öncelikle bir cinayet suçu var. Suruç Devlet Hastanesi’ne 14 Haziran 2018 günü sağ salim ayak basan Esvet Şenyaşar’ın burada uğradığı saldırıdan sonra nasıl öldüğünün aydınlatılması, ölümüne yol açan faillerin tespit edilerek, yakalanmaları, ardından yargılanmaları suretiyle adaletin yerini bulması gerekiyor. Keza, hastaneye yaralı olarak gelen Celal ve Adil Şenyaşar’ın da tedavi için bulundukları bir mekânda saldırıya hedef olmaları hadisesi de aynı şekilde açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.

    Bir devlet hastanesinde meydana gelen öldürme olayının hâlâ faili meçhul olarak kalması, hem hukukun üstünlüğü ve adalete güven hem kamu düzeninin işleyişi hem de toplum vicdanı bakımından sineye çekilebilecek bir durum değildir.

    Bu açıdan bakıldığında, Adalet Bakanlığı ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konuda kamuoyuna tatmin edici bir izahat vermelerinin zamanı çoktan gelmiştir.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Sınırları Aşmak İçin Güvenilir Yöntemler Şirketinizi E-İhracat İle Uluslararası Pazarlara Açın!
    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Yarı yıl tatilinde çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz online atölyeler
    Eğitimde fırsat eşitliği için %100’e varan burs imkanlarını keşfedin!
    Sistem altyapılarınız için yeni yapay zeka teknolojisini keşfedin!

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Eşim ilgiyi dışarıda arıyor
    2. Hayvan hakları yasasında yeni dönem ve yeni kararlar
    3. Evlenince de böyle mi olacağız?
    4. Kızımın velayetini alacak olmam rahatsız etti
    5. Hiç tanımadığım biriyle sözlendim
    6. Sevgilimin sorunları beni çok zorluyor
    7. Eski ilişkimin ortaya çıkmasından korkuyorum
    8. Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum
    9. Henüz evlenmeye hazır değilim
    10. AİLEVİ SORUNLAR YAŞIYORUM