• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Cildimizdeki Kolajeni Nasıl Artırırız?

    Güneş ışınları, hava kirliliği ve sigara içme gibi sebepler ciltteki kolajen kaybını hızlandırır.

    Gergin ve pürüzsüz cilt görümü için amacımız hem mevcut kolajeni korumak ve hem de üretimini arttırmak olmalıdır.

    Bunu yapabilmek için kullanabileceğimiz yöntemler nelerdir?

    Retinol içeren cilt bakım ürünleri, hücrelerin yenilenmesini hızlandırır ve kolajen üretimini arttırır.

    C vitamini içeren ürünler, antioksidan etkileriyle mevcut kolajeni korur, yeni kolajen üretimini arttırır.

    Peptitler, kolajen ve elastin üretimini artırarak, cildi sıkılaştırır. Çizgi ve kırışıklıkları azaltır.

    Aloe vera cildi yatıştırır ve kolajen üretimini arttırır.

    Güneş ışınları kolajene zarar vererek ince çizgi ve kırışıklık oluşumunu hızlandırır. Düzenli güneş koruma alışkanlığı çok erken yaşlarda başlanmalı ve düzenli olarak devam etmelidir.

    Şeker kolajene zarar vererek, ciltteki yıpranmayı arttırır. Beslenme rutininizde bu tarz gıdalardan kaçının.

    Bu tarz gıdalar, kolajen üretimini arttıran amino asit kaynağıdır. Balık, yumurta, kırmızı et ve tavuk protein içeriği nedeniyle cilde kolajen desteği sağlar.

    Düzenli ve yeterli uyku süresinin cilt kolajenini koruduğu, cilt yaşlanmasını yavaşlattığı gözlenmiştir.

    Sigara içmek, cildinizi çeşitli şekillerde yaşlandırır. Cilde gelen kan akımını ve oksijeni azaltır. Koruyucu antioksidanların tüketimini arttırır, kolajen ve elastine zarar verir.

    Bu tarz gıdalar antioksidan etkileriyle kolajeni korur.

    Egzersiz ile ciltteki oksijenlenme artar ve toksinler daha iyi atılır.

    Ayrıca egzersiz kilo kontrolü de sağladığı için cilt yaşlanmasını yavaşlatır.

    Stres altında vücudun kendini onarma yeteneği zayıflar, cildin yaşlanma süreci hızlanır. Bu nedenle stresi yönetebileceğimiz yöntemler geliştirmeliyiz.

    Fazla alkol tüketiminin kolajen üretimini azalttığı ve doğal savunma sistemlerini zayıflattığı düşünülür.

    Kolajen takviyeleriyle ilgili erken sonuçlar, cildin nemini ve elastikiyeti arttırdığı ve kolajeni güçlendirdiği yönündedir.  Ancak bu konuda kesin konuşabilmek için daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.

    Bunlara ek olarak doktorunuzun uygulayacağı bazı yöntemler ciltte kolajenin kalitesini ve yoğunluğunu arttırır.

    Sıklıkla kullanılan bu yöntemler, kimyasal peeling, lazer tedavileri, IPL uygulamaları, mikroiğneleme (dermapen veya dermaroler), radyofrekans ve fokus ultrason yöntemleridir.

    INSTAGRAM

    Yazının devamı...

    Ayaklar da İlgi İster!

    Birkaç dakika ayırarak, gerekli bakımları yaptığımız ayaklarımız hem sağlıklı olacak ve hem de iyi görünecektir.

    Peki ayaklarımız için yapacağımız bakımlar neler olmalı?

    Ayakkabılarınızı seçerken, rahat ve konforlu olmasına özen gösterin.  Ek olarak ortopedik tabanlıklar kullanmayı tercih edebilirsiniz.

    Sürekli aynı ayakkabıların giyilmesi kokuya neden olur. Ayakkabılarınızı değiştirin ve havalandırın.  Ayrıca ayakkabıların kokmasını engelleyen özel spreyler de kullanabilirsiniz.

    Ayak tabanımızdaki cilt kolayca sertleşir, pürüzlü hale gelir. Ayaklarınızı 15 dakika suda beklettikten sonra ponza taşı veya peeling kullanarak ölü deriden arındırın. Daha sonra shea yağı, jojoba yağı veya hindistan cevizi yağı kullanarak nemlendirin.

    Duştan sonra temiz havlu kullanarak, parmak aralarını iyice kurulayın. Islak bırakmak mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlar.

    Günün sonunda ayaklarda şişme sorunu yaşıyorsanız, ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Ilık suyla yapılan ayak banyoları günün yorgunluğunu atmak için faydalıdır. Daha sonra kullanacağınız nemlendirici cildi rahatlatır.

    Pedikür yaptırıyorsanız kendinize ait makas ve törpü kullanın. Gittiğiniz merkezin temizliğine özen gösterin. İşlem sırasında etlerin fazla kesilmemesine ve enfeksiyon oluşmamasına dikkat edin.

    Oje seçerken formaldehit, tolüen ve dibutil ftalat içermeyen ürünleri tercih edin. 

    Ayaklarınızın terleyerek, nemli kalmasına izin vermeyin. Doğal kumaşlardan üretilmiş çorapları tercih edin. Çoraplarınızı sık, sık değiştirin. Aşırı terleme sorunu yaşıyorsanız doktorunuzla görüşün. Doktorunuzun önereceği ilaçlar veya botulinum toksin uygulaması ile şikayetleriniz azalacaktır.  

    Ayrıca ayaklarınızda veya tırnaklarınızda devam eden sorunlar varsa doktorunuza başvurmakta gecikmeyin.

    INSTAGRAM

    Yazının devamı...

    Kışın Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?

    Soğuk hava, kimyasallar, hava kirliliği cildi daha kırılgan hale getirir. En sık yaşanan sorunlar ciltteki aşırı kurumanın yarattığı hassasiyet, kaşıntı ve buna paralel bazı cilt sorunlarında artıştır. Kısaca söylemek gerekirse cildiniz özen bekler.

    Ciltteki değişimleri takip etmek, buna yönelik önlemler almak bize sağlıklı bir cilt kazandırır.

    Bu konuda bize faydası olacak destekler neler olmalıdır?

    Soğuk hava ve kapalı ortamlardaki ısıtıcıların etkisiyle cildimiz daha çok kurur. Ayrıca vücudumuz da su kaybeder. Bu nedenle sıvı tüketimine ve cildi bol bol nemlendirmeye özen göstermeliyiz.  Sıcak suyla yapılan duşlar soğuk kış günlerinde daha cazip görünse de ciltteki kuruluğu arttırma açısından tercih edilmemelidir. 10 dakikayı geçmeyen kısa duşlarda, ılık su ve yumuşak temizleyiciler tercih edilmelidir.

    Günlük cilt bakım rutininizi ihmal etmeyin.  Günde iki kez cilt temizliği, sonrasında nemlendirici kullanmak çok faydalıdır.

    Kış döneminde cildiniz kuruyacağı için daha fazla nem desteği sağlanmalıdır.  Seramid ve hyalüronik asit içeren ürünler tercih edilebilir. Alkol içeren ürün kullanımı, cildin kuruluğunu arttırabilir. Bu konuda dikkat etmek faydalıdır.

    Ayrıca dudaklardaki kuruma ve çatlamalar için nemlendirici ürünler kullanılmalıdır.

    Haftalık peeling işlemleri ölü hücrelerin atılmasını, gözeneklerin daha derinden temizlenmesini ve dolaşımın hızlanmasını sağlar. Kış aylarında yoğun, tahriş eden peeling işlemlerinden uzak durun daha hafif ürünlerle cildi tahriş etmeden haftada bir kez bu uygulamayı yapabilirsiniz. Daha sonra nem veren serum ve maskeler kullanın. 

    Kışın güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir. Kayak tatilleri ve karlı havalar güneşin etkisinin daha yoğun hissedildiğini zamanlardır. Yine güneş gözlüğü kullanmak hassas göz çevrenizi korumak açısından güzel bir tercihtir.

    Yünlüler ve sentetik giysiler ciltte tahrişe neden olabilir. Özellikle cildiniz hassassa doğal kumaştan hazırlanmış yumuşak ürünleri tercih edin.

    Dış ortamlarda şapka, atkı kullanarak cildinizi soğuktan koruyun. Yağmurlu ve karlı günlerde ıslak kıyafetlerinizle dolaşmak ciltte sorunlara neden olur. Böyle durumlarda kıyafetlerinizi değiştirin.

    Ellerimiz çevresel faktörlere karşı daha duyarlıdır. Kış aylarında eldiven kullanmayı ve bol bol nemlendirmeyi unutmayın.

    Günün bütün yükünü taşıyan ayakların bakımını ihmal etmeyin.  Peeling yaparak ölü hücrelerden temizlendikten sonra bol, bol nemlendirin.

    Kış ayları genellikle egzersizlerin ihmal edildiği, kiloların alındığı, dönemdir. Bu dönemde alınan kilolar yaz yaklaşırken verilmeye çalışılır. Sürekli kilo alıp vermenin metabolizmamızı yorduğunu ve ciltte elastikiyet kaybına neden olduğunu göz ardı etmemeliyiz.

    Bu nedenle kış aylarında da egzersizi ihmal etmeyip, kilomuzu korumalıyız.

    Mevsimine uygun sebze meyve tüketerek, bol sıvı almaya özen gösterin. Yeterli vitamin, antioksidan almak hem bağışıklık sisteminiz için hem de cildimiz için çok faydalıdır. Ayrıca öğünlerinizde salatalara ve çorbalara daha çok yer verin.

    INSTAGRAM

    Yazının devamı...

    Yanlış Lazer Epilasyon Uygulamalarına Dikkat!

    Lazerlerle ilgili en çok merak edilen konulardan biri yöntemin güvenliğidir. İlk lazer sistemleri yaklaşık 40 yıl önce kullanılmaya başlanmıştır. Bugüne kadar çok sayıda uygulama yapıldığı için güvenliğiyle ilgili soru işareti kalmamıştır. Tabi ki bu tedavinin uzman kişilerce ve doğru şekilde uygulanması şartıyla olacaktır. Yanlış uygulamalarda lekeden, ize pek çok sorun yaşanabilir. 

    Bireyin sağlık durumu, ağızdan ve dıştan kullandığı ilaçların bilinmesi tedavi planlanırken önemlidir. Gebelik ve bazı cilt hastalıklarının varlığı tedavinin yapılmasını kısıtlayabilir. Hormon bozukluklarının gözden kaçması tedavi çok doğru uygulansa bile, başarısız sonuçlara neden olabilir.

    Lazer epilasyon yapma yetkisi olan uzmanlar tarafından planlanmalıdır. Hastanın kıl yapısı, cilt tipi, ağızdan veya dıştan kullandığı ilaçlar, hastalıklar, güneş hassasiyeti sorgulanmalı tıbbi durumda bir değişiklik olduğunda doktor bilgilendirilmelidir.

    Tedavi uygulandıktan sonra cildin tahriş edilmemesi, yumuşak temizleyicilerle temizlenmesi, nemlendirilmesi, güneşten korunması gerekirse yatıştırıcı bazı kremlerin kullanılması önerilir. Uygulama süresi tedavi edilecek alanın genişliğine bağlıdır. Örneğin yüz bölgesi 5 dakika sürerken, bacaklar 30 dakikayı bulabilir.

    Lazer epilasyon kaç yaşından itibaren uygulanabilir?

    Lazer epilasyona başlama yaşı çeşitli yerlerde daha erken olarak belirtilebilir. Ancak 18 yaşından sonra başlanması yeterli hormon dengesi sağlandığı için daha başarılı sonuçlar verecektir.

    Lazer epilasyonda cilt rengi önemli midir?

    Lazer epilasyon için tüy yapısı ve cilt rengi önemlidir. Açık renk cilt, koyu renk tüy yapısı en hızlı sonuçların alındığı, avantajlı gruptur. Ayrıca vücudun bazı bölgelerinde lazer seansları daha kısa sürede yeterli sonuç verirken, bazı bölgelerde daha çok seans gerekir.

    Lazer tedavisinde kişinin yaşı, kıl yapısı, cilt rengi, uygulama yapılacak bölge, kullanılan cihazın türü ve uygulama dozu gibi bir çok faktör sonuçları etkileyebilir.

    Lazer epilasyonun yan etkiler var mıdır?

    Doğru yapılan uygulamalarda yan etki yok denecek kadar azdır. Bölgede kısa sürede geçen ödem ve kızarıklık olabilir. Bunların dışında yanık, su toplaması, kabuklanma, ciltte renk değişiklikleri gibi yan etkiler çok seyrektir. 

     

    Yazının devamı...

    Peptitli Cilt Bakım Kremleri Faydalı mı?

    Peptitler son yıllarda cilt bakım ürünlerinde sıkça karşılaştığımız içerikler, bunlarla ilgili söylenenler ne kadar doğru? Cilt bakım rutinimizde peptitler olmalı mı?

    Peptitler, amino asitlerden oluşur ve cilde topikal uygulandığında kolayca emilir. Bu özellik, cilt bakımında kolaylık sağlar, çünkü cilt güçlü bir bariyerdir ve pek çok içerik yeterli olarak ciltten emilemez.

    Peptitler, kollajen, elastin gibi proteinlerin yapı taşları görevi gören kısa amino asit zincirleridir. Ciltte kolajen ve elastin üretimini uyararak etki eder. Kolajen artışı daha dolgun, nemli cilt görünümü sağlar, ince çizgi ve kırışıklıları azaltır. Elastin artışı daha sıkı ve gergin cilt yapısı kazandırır. Kısaca söylemek gerekirse, bu proteinler cildinizin temelleridir. Sağlıklı, güçlü ve genç cilt yapısı için önemlidir.

    Peptitler, cilt bariyerini güçlendirir. Güçlü cilt bariyeri ultraviyole, bakteri, toksin ve çevresel kirliliğe karşı cildin dayanıklılığını arttırır.

    Antiinflamatuvar, antioksidan ve antimikrobiyal etkileriyle cildi onarır ve yatıştırır. Renk tonunu düzenler. Daha ışıltılı, pürüzsüz bir cilt görünümü sağlar.

    Ayrıca peptitli cilt bakım ürünleri hassasiyet yaratmadan, yaşlanma karşıtı etki oluşturabildiği için her mevsimde kullanımı kolaydır.

    Sonuç olarak, peptitler son derece etkili bileşenlerdir.  Bu grup ürünler cilt yaşlanmasının bütün sorunlarını çözemez, ancak özellikle 35 yaş üzerinde, her cilt tipinde antiaging etkileri nedeniyle güzel bir seçenek olacaktır. Bu tarz içerikler antioksidan, nemlendirici ve diğer onarıcı içeriklerle bir araya getirilirse daha güzel sonuçlar verir.

    INSTAGRAM

    Yazının devamı...

    Sağlıklı Cilt İçin Kolajen

    Yalnız cilt değil, kemik, kas, eklem ve damar sağlığı için vazgeçilmezdir.

    Ciltteki kolajenin azalması sarkma, kırışıklık ve kuruluk oluşturur.

    Kolajen üretimi 20’li yaşlardan sonra azalmaya başlar böylece cilt dolgunluğunu kaybederek sarkar. Daha ince ve kırılgan hale gelir.

    Kolajen düzeyi, yaşlanma, stres, kötü beslenme ve güneş ışınları gibi faktörlerle daha hızlı azalır. Bu tarz önlemlere dikkat etmek kolajeni korumak açısından faydalıdır. 

    Yeterli kolajen düzeyi, cildin pürüzsüz, esnek ve yumuşak olmasını sağlar.  Ayrıca diğer hücreleri destekler ve nem verir.  

    Peki bu kadar önemli olan kolajeni nasıl koruruz ve arttırırız?

    Kolajen içeren cilt bakım ürünleri, kolaylıkla bulabileceğiniz ürünlerdir.  Özellikle olgun ve kuru ciltler için çok iyi bir nem desteği sağlar. Kolajen büyük moleküllü olduğu için, ciltten emilemez. Ancak cilt yüzeyinde örtü oluşturarak nem sağlar. Böylece kullanıldığı sürece cilde parlaklık ve ışıltı verir.

    Kolajeni korumak için neler yapmalıyız?

    Sağlıklı beslenme ve şeker tüketimini azaltma kolajeni korumak açısından çok faydalıdır. Ciltteki kolajeni güçlendirmek için gerekli besinler tavuk, balık, sığır eti, yumurta ve süt ürünleri gibi yüksek proteinli gıdalardır. Ayrıca C vitamini, bakır ve çinkonun yeterli düzeyde olması gereklidir. Kemik suyu kolajen içeriği açısından oldukça zengin bir gıdadır. Bol bol tüketmek kolajen takviyesi açısından doğal bir destektir. 

    Brokoli, ıspanak ve kivi, C vitamini açısından zengin besinlerdir. Bu besinleri tüketmek antioksidan etkileriyle kolajeni korur. Ayrıca cilt bakım ürünlerinde de C vitaminli içerikler tercih edilebilir.

    Retinol antioksidan etkilidir, bazı cilt bakım ürünlerinde kolajenin ömrünü uzatmak ve cildi onarmak için kullanılır.

    Aloe vera, içeren cilt bakım ürünlerinin, kolajeni destekleme konusunda olumlu etkileri vardır.

    Kolajen takviyeleri son zamanların popüler konusudur. Bu ürünlerin faydalı olup, olmadığı en sık karşılaştığımız sorudur.

    Ürünlerin, cilt yaşlanmasını yavaşlattığı, elastikiyeti ve su tutma kapasitesini arttırdığı yönünde olumlu görüşler vardır. 

    Vücuttaki kolajenin farklı tipleri vardır. Farklı dokularda, farklı kolajen tipleri daha yoğundur. Ciltte en çok tip 1 ve 3 kolajen bulunur. Bu nedenle cilt için hazırlanan ürünlerde en çok bu grup kolajen tercih edilir. Kolajen kaynağı olarak tavuk, balık ve sığır kullanılır. Genel olarak güvenli görünse de kolajen takviyeleri doktor tavsiyesiyle kullanılması gereken ürünlerdir. Bazı durumlar bu ürünlerin kullanımını sınırlayabilir.

    Ayrıca cildin durumu göz önüne alınarak, kullanım şekli planlanmalıdır.

    Bazı kolajen takviyeleri, C vitamini, hyalüronik asit gibi içerikler de bulundurabilir. Bu tarz ürünler, etkiyi arttırmak açısından tercih edilebilir.

    INSTAGRAM

    Yazının devamı...

    Cildiniz Sonbahara Hazır mı?

    Yaz sonrasında cildimizde kuruluk, tıkanmış gözenekler ve lekeler fark edebiliriz. Saçlarımız daha kuru ve mat olabilir.

    Ama moral bozmaya gerek yok. Biraz destekle her şey yoluna girer. 

    Cildiniz derin temizliğe ihtiyaç duyar.

    Açık hava ve güneş altında geçirilen zamanlarda terle birleşen kir ve makyaj artıkları gözenekleri tıkayarak komedon, hatta sivilce oluşumlarına neden olabilir.

    Cilt derin temizliğe ihtiyaç duyar. Profesyonel bakımlar, cildin derin temizlenmesi ve yüzeydeki eskiyen hücrelerin atılması için iyi bir fırsattır. Buna ulaşamadığınız ortamlarda evde yapılacak kil maskeleri hem cildinizdeki toksinlerin atılması ve hem de gözeneklerin temizlenmesi için faydalıdır.

    Artan nem ihtiyacı   

    Deniz ve havuz sonrası klor, tuzlu su ve UV ışınları cildi kurutur. Bol bol nemlendirici kullanmak, nem maskeleri yapmak cilde destek olur. Ancak cilde uygulanan maske ve kremler bazen yetersiz gelebilir, bu durumda gençlik aşısı (nem aşısı), gibi hem daha etkili hem de uzun süreli fayda sağlayabilecek yöntemler tercih edilebilir.

    Bu tedavide minik iğnelerle hyalüronik asit uygulanır. Ciltte nemlenme, canlanma ve sıkılaşma sağlanır.

    Lekeler tedavi edilebilir

    Yaz sonrası çiller, lekeler ve düzensiz renk tonu az ya da çok hemen herkeste görülür.

    Genellikle güneşin etkisi azaldıkça bu görünümler azalır. Ancak bazıları için tedavi gerekebilir. Cildimizin normal bir yenilenme süreci vardır eskiyen hücreler atılırken yerine sağlıklı ve genç hücreler gelir. Kese ve peeling gibi işlemler ciltteki eskiyen hücrelerin daha hızlı atılmasını sağlar. Genç ve sağlıklı hücreler cilt üzerinde daha ışıltılı bir görünüm oluşturur.

    Kimyasal peeling uygulaması cildin yenilenmesi, renk tonunun düzeltilmesi için çok faydalıdır. Güneşin yıprattığı cilt hücreleri atılarak yerine sağlıklı hücrelerin gelmesi için gerekli etkiyi sağlar. Böylece yenilenen cilt ışıltısını tekrar kazanır.

    Yine cilt için faydalı bir başka yöntem mezoterapi uygulamasıdır.  Deriyi besleyen vitamin mineraller minik iğnelerle uygulanarak cildin içerden beslenmesi sağlanır. Daha taze ve sağlıklı görünüm elde edilir.

    Güneş ışınlarının, havuz ve deniz suyunun saçlar üzerindeki etkileri kuru ve mat görünüme neden olabilir. Saçı onaran ve besleyen maskeler, yağlar kullanmak eski ışıltısını tekrar kazandıracaktır.

    Güneş korumayla ilgili en yanlış bilgi, güneş korumanın sadece yaz aylarında yapılması gerektiğidir. Cilt her mevsim güneş korumaya ihtiyaç duyar. Güneşin ciltteki olumsuz etkileri yıllar içinde aldığı toplam etkileridir. Bu nedenle ne sonbahar nede kış aylarında güneş korumayı ihmal edemeyiz.

    INSTAGRAM 

    Yazının devamı...