Çalışanı Neden Motive Edemiyoruz?

Önce ne istediğimize ve hemen ardından neden istediğimize bakalım mı?

Haberin Devamı

Türk Dil Kurumuna göre motivasyon; isteklendirme ve güdüleme anlamlarını ifade ediyor.

 

İstek?

 

Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk…

 

Peki ya güdü?

 

Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik.

 

 

Ne istiyoruz?

 

Çalışanı bir davranışını devam ettirme ya da bir davranışını değiştirme konusunda motive etmek.

 

İş performansı,

 

Haberin Devamı

aynı pozisyonda bir süre daha çalışması, sisteme uyumlu olması,

 

kendini işe uygun olarak geliştirmesi,

 

aidiyetinin gittikçe yükselmesi,

 

satış yapması,

 

şirketi temsil etmesi, yönetimin beklentilerini karşılaması,

 

aktif olması, çözüm odaklı olması,

 

vs.

 

Tabi ki çeşitlendirilebilecek daha birçokları…

 

Neden istiyoruz?

 

Şirketin, organizasyonun, ekibin ve bu yapı ile eşlenik herkesin sağlayacağı düşünülen faydanın

 

mümkün olduğunca yükselmesi için.

 

Tabi ki, bu “herkes” içinde motive edildiği zaman fayda

 

sağlanacak çalışan da mevcut.

 

Yani sadece tek taraflı değil hadise..

 

Haberin Devamı

Dürüst olalım ki, elbette fayda sağlama yüzdeleri değişir! Ama yine de tek taraflı olduğunu söylemek haksızlık olur.

 

 

Peki neden motive edemiyoruz?

 

Konuyu farklı noktalardan incelemek mümkün ama şu an “çalışanın temel güdüsü” üzerinden durumu okumak

 

ve vurgulamak istiyorum.

 

Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirttiği alt seviye ihtiyaçları

 

hatırlayalım;

 

fizyolojik, güvenlik ve sosyal ihtiyaçlar.

 

Bunlar doyacak ki sonrasında psikolojik ve kendini gerçekleştirme kademe kademe devreye girsin.

 

Yani diyor ki; mesela kişi güvende hissetmiyorsa,

 

fazlaca inovasyon ya da problem çözme aktifliği bekleme.

 

Şirket aidiyeti mi?

O mevzu bile değil yahu…

 

Haberin Devamı

Frederick Herzberg ise, motivatörlerden ve hijyen faktörlerinden bahseder kendi bakış açısıyla.

 

Der ki; ücret, çalışma şartları, güvenlik, konum, işin yeri

 

yani çalışanın sağlayacağı menfaatler hijyen faktörüdür.

 

Olmazsa olmaz!

 

Hepsi doyurulmuş ve cepteyse üzerine işin ilgi çekmesi,

 

kişiye duyulan ihtiyaç, başarmanın iç etkisi vs konuşulabilir.

 

Yani diyor ki; gelişimin için biz harika bir kurumuz, bu senin kariyerinde ileride sıçrama yaratacak demek için önce

 

çalışanın ay sonu faturalarını

 

düşünmeyi bırakabilmesi gerekiyor.

 

 

Aman yanlış anlaşılmasın,

 

bu yazı bir Maslow ya da Herzberg terorilerini vurgulama yazısı değil.

 

Çünkü Z kuşağının ve Covid’in etkisi ile gündeme yeni problemler girdi. Örneğin; oldukça az deneyimli bir çalışan

 

Haberin Devamı

hızla ve o an bulunduğundan tamamen farklı ölçüde bir

 

işe hızlıca geçebiliyor,

 

iş ya da çalışma halini imkanlardan & kıdemden bağımsız beğenmeyen çok örnek oluşabiliyor.

 

 

Sanırım planlayıcıların iki konuya dikkat etme vaktidir;

 

Bir; artık içine anlam yüklenmeyen hiçbir iş dikkat yeterince dikkat çekici olmayacak.

 

İki; artık tüm çalışanlar olduğu gibi tüm kurumlarda fazlaca ulaşılabilir durumda.

 

Temel ihtiyaçlar mı?

 

Onlar hep cepte ama,

 

artık yukarıdaki iki madde hijyen faktörlerini çok zorluyor.

 

ŞahapT.

Yazarın Tüm Yazıları