• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Tarihi köşkler arasında: Kastamonu

    Sonbaharın muhteşem renkleri eşliğinde rotamızı Anadolu’ya çevirelim. Karadeniz Bölgesi’nin tarihi ve doğasıyla en özel şehirlerinden biri olan Kastamonu’ya misafir olalım bu hafta. Anadolu’daki en eski camiden kanyonlara gezecek çok yeri var.

    Hayat bir keşif yolculuğu. İnsanın kendini tanıdığı sonsuz bir hikâye. Yaşadığı coğrafya da bu hikâyenin belki de en önemli parçası. Hem 35 yıllık meslek hayatımda, hem de yaptığım bütün projelerde Türkiye hep önceliğim oldu. Çünkü beni ben yapan değerler bu topraklarla olan bağımdan doğdu...

    Hep duyulan ama hakkında çok az şey bilinen Kastamonu, daha fazla ilgiyi hak ediyor. Mesela ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı’ diye başlayan o meşhur türkünün, Çanakkale’ye değil, Kastamonu’ya ait olduğunu biliyor musunuz? Veya coğrafya derslerinden hatırladığınız Küre Dağları Milli Parkı’nın Türkiye’nin ilk PAN Park’ı olduğunu? Avrupa’nın en bakir kalmış yaban alanlarını korumak için çalışan bir organizasyon PAN Park. Bence ilk fırsatta yolunuzu Kastamonu’ya düşürün.

    Müzeleri ve mimarisi...

    Kastamonu, iki sarp tepe arasına kurulu bir şehir. Manzara konusunda birbirleriyle yarışan bu iki tepeden birinin üzerinde tarihi kale, diğerinde Saat Kulesi yükseliyor. Kalenin 12’nci yüzyıla kadar uzanan bir geçmişi var ama ne yazık ki ilk halinden sadece iç kale kalmış. Bugünkü görüntüsü Türk mimarisi özelliklerine sahip çünkü Candaroğulları döneminde yapılan yenilemelerden yadigâr. İçinde sarnıçlar, zindan, kaçış tünelleri ve Bayraklı Sultan Türbesi var. Saat Kulesi ise 1885’ten kalma. Burada manzaraya karşı çayınızı yudumlayabileceğiniz bir teras var.

    Şehirde ziyaret edebileceğiniz üç müze var. Arkeoloji Müzesi’nde, Kastamonu ve civarından çıkarılan Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli eşya ve sanatsal obje sergileniyor. 1917’de İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binadaki Atatürk Salonu’nda, Atamızın Şapka Devrimi’ni yaptığı yer olan Kastamonu gezisinden fotoğrafları ve bu gezide kullandığı çeşitli eşyayı görebilirsiniz. 19’uncu yüzyıl sonlarında yapılan Liva Paşa Konağı ise 1997’den bu yana Etnografya Müzesi. Türkiye’nin ilk Kent Tarihi Müzesi’ne ise Hükümet Konağı ev sahipliği yapıyor. Burada 1904’ten kalma, Anadolu’nun ilk el yapımı konsol piyanosu, Kastamonu Sanayii Nefise Mektebi’nde 1907’de dokunan 40 metrekarelik halı gibi nadir eserler sergileniyor.

    Kastamonu tam bir eski evler cenneti. Kentte 1.400’den fazla tarihi konak var; 600 kadarı kent merkezinde toplanmış. Diğerleri başta İnebolu, Taşköprü ve Tosya olmak üzere ilçelere dağılmış durumda.

    Yıllar içinde farklı kültürlerden farklı gelir düzeylerine sahip insanların uğrak yeri olan kent, bu zenginliği mimariye yansıtmış. İnebolu’daki evlerse hem güzellikleriyle hem de yapısal özellikleriyle dikkat çekiyor. Çatıları yöreye özgü arduaz taşıyla kaplanan yapıların aşı boyalı cepheleri birbirinden güzel renkleriyle göz alıyor.

    Kentin en eski camisi, 1273’te yapılan Atabey Gazi Camisi, 40 direğe oturtulmuş ahşap tavanından dolayı halk arasında Kırk Direkli Cami olarak da biliniyor. 1475’ten kalan ve Sinan öncesi mimarinin güzel örneklerinden olan İsmail Bey Camisi’nin külliyesi restore edilmiş. 1506’da dönemin kadısı için inşa edilen Nasrullah Camisi, mutlaka görülmesi gereken bir başyapıt. Kalenin tam altındaki tepeye kurulan Yakup Ağa Camisi’nin yapım yılı 1547.

    1 milyon yaşında sarkıtlar

    Prehistorik dönemden bulguların olduğu Ilgarini, dünyanın en büyük 4’üncü mağarası. 1.250 metre rakımdaki mağaranın girişinde Bizans dönemine ait bir köy kalıntısı karşılayacak sizi. İçeri girer girmez önünüze çıkacak yol ayrımından sağa doğru gidince zamanın acımasızlığına maruz kalmış bir su sarnıcı ve sarkıtlarla dolu odalar göreceksiniz.

    Bu sarkıtların yaklaşık 1 milyon yaşında olduğunu aklınızda tutup gezmeye devam edin. Sola giden yol sizi 250 metre derinliğe ve MÖ 2000’li yıllara götürecek. Burada o dönemlerde insanların yaşadığını kanıtlayan bulgular tüm ziyaretçilerin nefesini kesiyor. Geç Roma ve Bizans dönemlerine ait şapel, mezarlar ve sarnıçlar da görecekleriniz arasında.

    Zemzem kadar tatlı bir su

    Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatı sırasında inşa edilen camiye girmek için dönemin ihtişamına uygun bir kapıdan geçiyorsunuz. 1571’den yadigâr Sinan Bey Camisi’nin vitrayları harika. Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi, cami ve iki muhteşem Osmanlı konağının baktığı küçük bir avlusu olan türbeden oluşuyor. Külliyeye her gün sadece su içmek için gelen çok sayıda insan var; suyun zemzem kadar tatlı olduğu söyleniyor.

    Daday yakınlarındaki Kasaba Köyü’nde, 1366’da Candaroğulları döneminde yaptırılan muhteşem Mahmutbey Camisi, 2014’ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. Harikulade ahşap çatısı, sütunları ve galerisiyle hiç çivi kullanmadan inşa edilen olağanüstü bir yapı. İçi tamamen ahşap; tüm yüzeyleri kökboyasıyla kalem işi süslenmiş. Özellikle kirişler boyunca devam eden ve galeriyi süsleyen ustalıkla işlenmiş geometrik şekillere dikkat edin. En önemli parçalarından olan ve Ankaralı Nakkaş Abdullah tarafından yapılan ana kapısı Kastamonu Etnografya Müzesi’nde sergileniyor; camideki kapı sonraki yıllarda yapılan kopyası.

    Doğa sizi büyülesin

    Kastamonu; doğa yürüyüşleri, dağ ve kaya tırmanışları, bisiklet turları, atlı sporlar, avcılık, safari gibi birçok aktiviteye uygun coğrafyaya sahip. Özellikle Aydos Kanyonu tam macera düşkünlerine göre. 10 kilometrelik Aydos Çayı rafting tutkunları için davetkâr bir adres.

    Kastamonu-Bartın Küre Dağları Milli Parkı sadece Kastamonu’nun değil, ülkemizin de gözbebeği. Toplam büyüklüğü 172 bin 119 hektar. Ender bulunan doğal alanlardan biri. Milli parkta 14 ayrı tur güzergâhı var. Hangisini tercih ederseniz edin, doğanın büyüleyici güzelliği zihninizi de ruhunuzu da esir alacak. Valla Kanyonu da 800 metre ile dünyanın en derin ikinci kanyonu. Geçilmesi zor ve tehlikeli olan 12 kilometre uzunluğundaki bu kanyonu, Devrekani Çayı binlerce yılda oluşturmuş. Kanyonu yerel rehberler eşliğinde gezin. Derinliği 1.200 metrelik uçurumlar var...

    Şehirde ve kırsalda iki tarihi öneri

    Bol ödüllü Uğurlu Konakları, şehrin nostaljik dokusunu yansıtıyor. İki dönüm bahçe içinde biri 19’uncu, diğeri 20’nci yüzyıl yapısı iki konak var. Zevkinize göre ister tarihi binalarda, ister sonradan eklenen modern binada konaklayabiliyorsunuz. Otantik atmosferi, kentin merkezinde, kalenin hemen altındaki güzel bahçesi ve başarılı mutfağıyla iyi bir tercih. Şehir merkezinden uzaklaşmak isterseniz, Daday’da doğanın ortasına kurulan İksir Town’ı deneyebilirsiniz. Burası da tarihi bir çiftlik binasıyla etrafındaki tatil ve doğal yaşam kasabası. Binicilik dersi de veriliyor.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Yarı yıl tatilinde çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz online atölyeler
    Eğitimde fırsat eşitliği için %100’e varan burs imkanlarını keşfedin!
    Sistem altyapılarınız için yeni yapay zeka teknolojisini keşfedin!
    Sevdiklerinizi aynı masada buluşturacak 5 pratik yemek tarifi!

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Çirkeflikleri sınır tanımıyor!
    2. Hz. Peygamber ırkçılığı telin ediyor
    3. Din ile ilim arasında çelişki yoktur
    4. Gelişmek için okumak gerek
    5. Miraç Kandili münasebetiyle
    6. Şerrin yaratılışı ilahi hikmetin gereğidir
    7. Mabetsiz din olur mu?
    8. Demokrasi
    9. Siyasal yozlaşma
    10. İşe sevgi katmak