• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Akdeniz’den Atlas Okyanusu’na FAS

    Bir yandan bembeyaz zirveleri kayak pistleriyle süslü Atlas Dağları, diğer taraftan gizemiyle büyüleyen ve büyüklüğüyle insanda hiçlik duygusu yaratan Sahra Çölü... Tezatlar diyarı Fas’tayız. Afrika, Arap, Berberi ve Avrupa kültürlerinin harmanlandığı, Batı’dan birazcık çalmış ama özünde Doğulu kalmış insanların yaşadığı, sürprizlerle dolu bir ülke Fas.

    Osmanlıların Afrika’da ulaşamadığı tek ülke olan Fas; Marakeş, Fez ve Meknes gibi dünyanın en iyi korunmuş ortaçağ şehirleriyle ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratmayan egzotik bir diyar.

    1912’de Fransızların egemenliğine giren Fas, 1956’da tekrar bağımsızlığına kavuştu. Anayasal monarşiyle idare edilen ülkede, kral ‘Müminlerin Amiri’ olarak adlandırılıyor ve ekonomi dahil bütün gücü elinde bulunduruyor.

    Bizim güvece benzeyen ‘tajin’ denen yemeğin, kuskusun ve güvercinden yapılan dürüm ‘pastilla’nın milli yemekler olduğu ülkede, Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki olan Eski Fez, Marakeş, Meknes ve Volubilis Antik Kenti gibi görülecek çok sayıda yer var.

    Önce Marakeş’te turumuza başlayalım. Turunç ağaçlarıyla süslü bulvarları, renklerin dansına sahne olan ‘suklarıyla’ (pazaryeri) meşhur olan Marakeş, Fas Sultanlığı’nın ilk başkenti; 1062’de kurulmuş. Sahra Çölü’ne açılan kervan yollarının kuzeydeki kapısı olan şehre, binalardan yollara, duvarlardan toprağa kadar her yer kızıl olduğundan ‘Kızıl Şehir’ deniyor. Eskiyle yeninin büyüleyici uyumundan dolayı Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne de sahip olan Marakeş’e ‘Güney’in İncisi’ ve ‘Güney’in Mücevheri’ gibi isimler de veriliyor.

    Kentin eski şehir merkezine ‘Medine’ deniyor. Buralar bizdeki Kapalıçarşı’yı andırıyor. Kokuların dışarıya taştığı baharatçılar, geometrik desenlerin büyülü uyumunun göz kamaştırdığı halıcılar, kuyumcular, seramikçiler, bakırcılar, tahta oymacıları gün boyu müşterilerini bekliyor. Fas viskisi dedikleri, milli içecek olan nane çayı da esnafa yarenlik ediyor. Bu çarşılarda pazarlık çok yaygın. Fiyatın dörtte birini ya da yarısını teklif ederek pazarlığa başlayın. Argan yağıysa alınacaklar listesinin en başında olmalı. Medine’deki Nomad ve Le Jardin restoranları otantik bir öğlen yemeği için tercih edebilirsiniz.

    Marakeş’in ünlü meydanı Cema Ül Fena ise zamanın durduğu bir ortaçağ panayırı gibi. Gündüz saatlerinde oldukça hareketli olan meydan, UNESCO tarafından koruma altına alınan ilk meydan olma özelliğine sahip. Eski dönemde idamların gerçekleştiği yer olduğu için yerli halk tarafından ‘Kıyamet Meydanı’ olarak da adlandırılan alan akşamüstü 5.00 gibi bambaşka bir görünüme bürünüyor ve ortaya Spielberg’ün film platolarını anımsatan bir atmosfer çıkıyor. Her türlü yemeği pişirip satan seyyar satıcılar, müzisyenler, falcılar, akrobatlar, şifalı ot satıcıları, yılan oynatıcıları, sokak bahisçileri başaktörler olarak sahnedeki yerlerini alıyor. Her gösterinin bir bedeli var, bahşişleri hazırlamayı unutmayın. Sahte rehberlere ve yankesicilere de dikkat edin.

    Marakeş’in sembol binası olan ve 67 metrelik görkemli minaresiyle dikkat çeken Kutubiye Camisi ise yaklaşık 800 yıldır şahitlik yapıyor bu renkli dünyaya. 19’uncu yüzyılda inşa edilen Bahia Kraliyet Sarayı, Fas’ın en çok fotoğraflanan yerlerinden olan Menara Bahçeleri ve Ahmet el Mansur tarafından 1602’de yaptırılan El Badi Sarayı şehrin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden.

    Bambaşka bir müze

    Marakeş’e gitmişken Atlas Dağları’nın muhteşem manzaralarını izleyebileceğiniz iki adres önerim olacak: Kasbah Bab Ourika ve Kasbah Tamadot. Bu inziva mekânlarına giderken Bedevi köylerinden geçeceksiniz. Şehirde görülmesi gereken adreslerden biri de Jardin Majorelle (Majorelle Bahçesi). Ev, 1920’li yıllarda Fransız ressam Jacques Majorelle tarafından tasarlanmış. Daha sonra Marakeş’ten çok etkilenen ve orada yaşamaya karar veren Yves Saint Laurent ve arkadaşı Pierre Berge tarafından satın alınmış. Ünlü modacının vasiyeti üzerine Berberi kültürünü anlatan bir müze haline gelmiş. Rengârenk çiçekleri, egzotik kaktüsleriyle görülmeye değer bir botanik harikası bahçe ve patenti onlara ait olan bir renk olan ‘kobalt mavisi’ ilk dikkatinizi çekenler olacak.

    Dağların ve çöllerin halkı Bedeviler

    40 milyon insanın yaşadığı Fas’ın bilinen ilk halkı olan Berberiler şu anda ülke nüfusunun yarısını oluşturuyorlar, diğer yarıysa Araplar. Konuştukları farklı diyalektlere göre üç gruba ayrılan Berberiler, asırlar önce Ortadoğu kökenli Fenikeliler’le ticari işbirliği yapmışlar. Egemenliği altında yaşadıkları Kartaca, Roma, Hıristiyan ve İslam uygarlıklarından büyük ölçüde etkilenmişler. Daha ziyade dağlık alanlarla çöllerde yaşayan Berberiler şehirleşmenin etkisiyle Araplarla karışmış ve iki grup arasındaki belirgin farklılıklar azalmış.

    NASIL GİDİLİR?

    İstanbul’dan Marakeş’e Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşuyla ulaşabiliyorsunuz. Aşı kartı veya son 72 saat içinde alınan negatif PCR testi ile ülkeyi vizesiz ziyaret edebilirsiniz.

    Şehrin gözdeleri

    OTEL: Şehrin en iyi otelleri arasında El Fenn Hotel, La Mamounia, Selman Hotel ve Royal Mansour sayılabilir. Bu otellerde konaklamasanız bile restoranlarında leziz mutfakların tadına bakabilir, 5 çayında ortamın keyfini sürebilirsiniz.

    POPÜLER:  Dar Yacout şehrin en popüler restoranı. Aynı zamanda en iyi restoranlar listesinde üst sıralarda.

    ŞIK: Tarihi şehrin içinde, dar sokaklar arasında bir sürpriz gibi karşınıza çıkıyor La Maison Arabe. Bu şık restoranın barında bir şeyler atıştırmak istiyorsanız ‘Küçük Lezzetler’ mönüsünü öneririm.

    TERAS: Başka bir büyülü teras da Le Foundouk. Hem restoran hem de bar...

    LEZZET: Mağribi üsluptaki Red House Restaurant, geleneksel Fas mutfağıyla dünya mutfağının özel lezzetlerini orijinal bir atmosferde misafirlerine sunuyor. Restoranın oteli de var.

    GELENEKSEL: Le Bo Zin, müzikli bir akşam yemeği için geleneksel ve eğlenceli bir tercih.

    GECE KULÜBÜ: Palais Jad Mahal açık ara Marakeş’in en iyi gece kulübü. Yemekleri de çok başarılı. Mumların arasından girilen harika bir bahçede yer alan mekân gerçekten büyüleyici.

    Geceyi çölde geçirmek dönüştürücü bir deneyim

    Yüksek Atlas Dağları’nın sıralandığı bölge olan Zagora’ya giderken palmiye ormanlarıyla dolu olan yol tam bir görsel şölen. 2260 metre yüksekliğindeki Tizin Tichka geçidi insanı büyülüyor. Zagora’daki ‘Timbuktu 52 gün’ levhasıysa eski zamanda kervanların çölü kaç günde geçtiklerini gösteriyor. 

    Bence bir gün de çölde Bedevi kampını deneyimleyin. Le bedouin Agafay ve Scarabeo Kamp’ta çölün ortasındaki çadırlarda kalabilir, tam bir Bedevi gibi yaşamayı deneyimleyebilirsiniz. Tabii ki çölü keşfetmeniz ve konforunuz için gerekli detaylar da düşünülmüş. Geceyi çölde geçirmekse oldukça dönüştürücü bir deneyim.

    ‘Gladyatör’, ‘Arabistanlı Lawrence’ ve ‘Çölde Çay’ filmlerinin çekildiği yerleri görmek istiyorsanız yolunuz Ouarzazate’ye uzansın.

    Bu arada ‘Peki, Kazablanka’ya ne oldu’ diye soracak olursanız, tavsiyem onu filmlere bırakmanız. Giderseniz de görmeniz gereken en önemli yer adı Beyaz Ev anlamına gelen, Arapçada ise Dar-ül Beyza olarak geçen dünyanın ikinci en büyük camisi. 

    Kazablanka’dan kuzeye doğru devam ederseniz Fas’ın kültürel başkenti olan Fez’e ulaşırsınız. Arap dünyasındaki en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri. Eski Fez (Fez ül Bali) dar sokakları, camileri, medreseleri, çarşıları ve atölyeleriyle dünyadaki en büyük ve ilginç ‘Medine’ye sahip. Tunuslu Fatıma Bin Feheri’nin 862’de inşa ettirdiği Kairaouine Camisi, İslam âlemindeki en güzel kütüphanelerden birine sahip. Yeni Fez’deki (Fez Cedid) başlıca tarihsel yapılar ise renkli minaresiyle ünlü Büyük Cami ve bitişiğindeki Kraliyet Sarayı. Fransızların Yeni Kent (Ville Nouvelle) dedikleri yerleşim ise 1916’dan kalma.

    Fas’ın Versay Sarayı olarak geçen Meknes, Fez’e çok yakın. Moulay İsmail döneminde, 1673’te başkent olan bu yerleşim yaklaşık 25 kilometre uzunluğundaki surlarıyla da dikkat çekiyor. Hemen yanında da ünlü Roma harabelerinden Volubilis var. Adını kalıntıların arasından hâlâ çıkan bir çiçekten alan ve vaktinde zeytincilikle uğraşan zengin Romalıların yaşadığı bu yer özellikle mozaikleriyle göz dolduruyor.

    Meknes’teki Molla İsmail türbesi de görülecekler listenizde olsun.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Yarı yıl tatilinde çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz online atölyeler
    Eğitimde fırsat eşitliği için %100’e varan burs imkanlarını keşfedin!
    Sistem altyapılarınız için yeni yapay zeka teknolojisini keşfedin!
    Sevdiklerinizi aynı masada buluşturacak 5 pratik yemek tarifi!

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. ‘Ama’dan sonrası
    2. Kim ‘askı’ yapsa Seda’ya benziyor
    3. Bugün ne yapsak?
    4. Ve büyük sırrı o çözdü
    5. Bugün ne yapsak?
    6. Influencer’lık madde 1: Her şeyi göze alıp dağa gitmek
    7. Bugün ne yapsak?
    8. Bu bir eleştirilere cevap kıyafetidir
    9. Haber değeri yok
    10. Bülent Hanım istese...