• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Andropoz nedir? Andropoz belirtileri ve tedavisi

    Kadınlarda iç genital organ olarak bilinen over (yumurtalık) sınırlı sayıda yumurta hücresi (ovum) üretme yeteneğine sahiptir. Bir kız çocuğunda ergenlikle birlikte yumurtalarda başlayan hareketlilik yaklaşık 40-50 yaşına kadar devam eder. Bu süreç içerisinde her ay bir adet olmak üzere yumurtalıklardan yumurta üretilir ve adet siklusunun ortalarında aktif yumurta döllenmek amacı ile tüplere bırakılır. Tüplerde yumurtanın spermlerle karşılaşması durumunda ise döllenmesi, hücre bölünmesi ve daha sonra bölünmüş hücrelerin rahim içine tutunması ile gebelik süreci başlamış olur.

    Tüm bu döngü yaşam süresi boyunca 40-50’li yaşlara kadar devam eder. Bu süreç bazı kadınlarda daha erken ya da bazılarında biraz daha geç sürebilir. Bir başka deyişle yumurtalıklarda yumurta üretimi nihayetinde sona ermektedir. İşte yumurtalıkların yumurta üretemediği, rezervlerinin tükendiği bu dönem tıpta menopoz olarak adlandırılmaktadır. Bir kadın doğuştan yumurtalıklarına kodlanmış olan yumurta sayısını tamamladığında yaşamının diğer kalan bölümünü hayatının sonuna kadar menopoz döneminde geçirmektedir.

    Andropoz nedir?

    Pekala, erkeklerde durum nasıl? Kadınlarda sınırlı sayıda üretilen yumurtalar gibi erkek spermleri de sınırlı sayıda mıdır? Spermler bir gün biter mi? Menopozun erkekteki karşılığı var mı? Varsa adı nedir?

    Andropoz aslında birazda isim benzerliği nedeniyle zorlama bir ifade ile kadınlardaki menopoza denk gelen anlam yüklenmeye çalışılmışsa da birebir karşılığı değildir. Andropoz denildiğinde erkeklerde 40’lı yaşlardan sonra bazı hormonal değişikliklerin eşlik ettiği semptomlar bütünü kastedilmektedir. Bu hormonal değişikliklere bağlı olarak bazı fiziksel ve ruhsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. O yaşa kadar daha aktif, canlı, cinsel ve üreme potansiyeli yüksek olan erkekte tüm bu özelliklerin azalması andropoz olarak adlandırılmaktadır. Testosteron hormonu olarak bilinen erkeklik hormonu seviyesinde azalma ya da etkinliğinde kısıtlanma andropoz semptomları görülmesi için en önemli hormondur.

    Andropoz belirtileri

    Erkeklerde andropoz dönemi kadınlarda olduğu gibi net ve belirli bir yaş aralığı bulunmaz. Genellikle 40 yaş sonrasında birtakım biyolojik ve psikolojik belirtilerin ortaya çıktığı bu dönemde aslında hormonal etkinin rolü oldukça fazladır. Özellikle cinsel ve üreme fonksiyonları üzerine etkili hormonlarda azalma ya da bu hormonların hücreler tarafından etkinliklerinin kısıtlanması andropoz belirtilerinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. 

    Andropoz semptomları temelde 2 grup altında toplamak mümkündür:

    A. Fiziksel belirtiler

    • Vücut kitle indeksinde artış (obezite)
    • Memelerde büyüme (jinekomasti)
    • Boy kısalması
    • Kemik yapı mineralizasyonunda azalma
    • Kaslarda erime
    • Göbek ve kalça bölgesinde yağlanma artışı
    • Uyku problemleri, uyuklama hali
    • Sertleşme sorunu
    • Boşalma sıvısında (menide) azalma
    • Cinsel istek azalması
    • Erkek infertilitesi (kısırlık)

    B. Psikolojik belirtiler

    • Özgüven kaybı
    • Dikkat azalması
    • Odaklanma güçlüğü
    • Yaşama karşı ilgi azalması
    • Depresif duygulanım
    • Enerji azalması
    • Sürekli yorgunluk hissi
    • Keyifsizlik, isteksizlik
    • İçe kapanma
    • Dış dünya ile etkileşimde azalma.

    Andropoz nasıl teşhis edilir?

    Andropoz dönemi belirtilerini yaşayan erkeklerin durumlarını fark edip üroloji uzmanına başvurmaları zaman alabilir. Çoğu zaman erkekler bu durumu yaşla birlikte gelen doğal değişikler olarak kabul ettikleri için durumun farkına varmaları gecikmektedir. Kliniğe başvuran erkeklerin birçoğu eşleri ya da çevresindeki diğer insanların uyarıları ile farkındalık oluşturup bu şekilde üroloji kliniklerine başvurmaktadırlar.

    Andropoz tanısında erken dönem başvuru tedavinin başarısında kilit rol oynar. İster fiziksel belirtiler ister psikolojik belirtiler, tüm şikayetlerin giderilmesinde erken tanı ve tedavi başarıyı belirleyen önemli bir unsurdur. Üroloji uzmanı öncelikle fizik muayene ile durum değerlendirmesi yapmaktadır. Muayenede cinsel organlar ve prostat ihmal edilmeyen iki önemli unsurdur. Zira andropoz hakkında objektif veri barındırırlar. Fizik muayene dışında kan tahlilleri, hormonal analizler ve uygun görülen durumlarda radyolojik değerlendirmeler ile kesin teşhis konulmaktadır.

    Andropoz nasıl tedavi edilir?

    Tedavinin temelini aslında fiziksel belirtileri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan hormon tedavisi oluşturmaktadır. Testosteron hormonu yerine koyma tedavisi ile andropoz şikayetlerinin pek çoğunu giderebilmek mümkündür. Ancak hormon replasman tedavisi mutlaka bir üroloji uzmanı tarafından takip edilmelidir. Zira bilindiği gibi 40 yaş sonrası prostat kanseri ya da iyi huylu prostat büyümesi (benign prostat hiperplazisi) görülme sıklığı da erkeklerde artmaktadır. Kullanılacak olan testosteron hormonun bu hastalıklar üzerine olumsuz etkileri olabileceğinden rastgele testosteron hormonu kullanılmamalıdır.

    Testosteron hormonu yanı sıra diğer hormonal eksiklikler varsa yerine konulmalıdır. Bununla birlikte genel sağlık kuralları (sigara, alkol, madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklara son verilmesi, fiziksel egzersiz, düzenli ve dengeli beslenme) andropoz döneminde de geçerlidir. İhtiyaç duyulan hastalara psikolojik destek tedavisi de gerekebilmektedir.

    Andropoz çocuk sahibi olmayı etkiler mi?

    Andropoz dönemindeki erkeklerde hormonal eksikliğin yol açtığı sperm sayısında azalma, hareketliliğinde zayıflama ya da mevcut olgun spermlerin şekillerinde bozulma görülebilir. Tüm bu olumsuz etkilere rağmen kadınlardaki menopoz döneminde olduğu gibi üreme potansiyelinde tamamen kayıp söz konusu olmaz. Daha net ifade ile andropozdaki erkeklerde sperm bozuklukları olabilir ancak çocuk sahibi olma yeteneklerini tamamen kaybetmezler.

     

     

    Yazının devamı...

    Azospermili erkekler ve erkek kısırlığı

    Kadın ve erkek bireylerin kısırlık sürecine etkileri eşit orandadır. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan topluluklarda çocuk sahibi olmanın evlilik sürecinin devamlılığı açısından etkisi düşünüldüğünde, kısırlık süregelen zaman diliminde psikososyal durumu olumsuz etkileyen bir hastalıktır.

    Çevresel, genetik, radyasyon maruziyeti, yeme içme alışkanlıkları, sigara ya da alkol gibi üreme kalitesini bozan alışkanlıklar ve değişken yaşam stilleri de dahil olmak üzere birçok etkene bağlı olarak kısırlık görülebilmektedir.

    Azospermi ise erkeklerin 3 günlük cinsel perhiz sonrası (partnerle veya mastürbasyonla boşalma olmaksızın) verilen sperm testinde dölleyici nitelikte spermin bulunmamasıdır.

    Tek test genellikle tanı koydurucu nitelikte bulunmadığından en az iki test sonrası meni sıvısında dölleyici kapasitede sperm olmaması durumunda ‘azospermi’ tanısı konulur. Her iki yapılan test arasında bir aylık süre olması da tercih edilen bir durumdur.

    Azospermi Nedenleri

    Azospermiye en sık yol açan nedenler aşağıda maddeler halinde sıralanmaktadır:

    Azospermi Belirtileri

    Azospermi erkeklerde çocuk sahibi olma planı mevcut olmadıkça hiç bir belirti vermeyebilir. Özellikle doğuştan gelen bozukluklarda (örneğin tek ya da iki taraflı yumurtası olmayanlarda) ergenlik döneminde erkek görünümünde gecikme görülebilir. Ses kalınlaşması, sakal ve bıyıklarda seyreklik, göğüs, genital bölge ve koltuk altı tüylenmesinin az olması veya hiç olmaması gibi belirtiler dolaylı olarak azospermi açısından uyanık olmayı gerektirir.

    Azospermi Tanısı

    İnfertilite nedeniyle araştırılan hastaların sperm testinde azospermi saptanması durumunda kan testleri, radyolojik görüntüleme yöntemleri ve genetik inceleme yapılmalı, üroloji ve genetik uzman hekimlerinden fertilite süreci boyunca destek alınmalıdır. Testis ultrasonunda özellikle boyutlar ve yapısal değişiklikler belirlenebilmektedir. Tüm yardımcı tanı koyma yöntemlerinin en temelini ise ayrıntılı bir ürolojik öykü ve muayene oluşturmaktadır. Bu nedenle yukarıdaki sıralanan belirtilerden bir ya da bir kaçı kendisinde bulunan hastaların erken dönemde bir üroloji uzmanı ile görüşmeleri önemlidir.

    Azospermi Tedavisi

    Tedavi için kesin kararı hekiminiz verecektir. Genellikle spermlerin testis içinde olup olmadığını anlamak ve varsa tüp bebek işlemi sırasında kullanılmak üzere cerrahi işlem gerekebilmektedir. Ameliyat olarak testislerin içine mikro-TESE denilen mikroskop altında sperm hücresi aranması uygulanmaktadır. Cerrahi işlem ile sperm bulunan hastalarda spermler dondurularak tüp bebek süreci başlatılmakta, bulunamayan hastalarda ise çeşitli ilaç tedavileri kullanılmaktadır.

    Yazının devamı...

    Mutluluğun anahtarı: Testosteron

    Endometriumda (anne rahmi) yaklaşık 7. haftadan itibaren SRY geni (Erkek bireylerdeki Y kromozuna bağlı bir gen) aracılığıyla erkek yapılar fetüste belirginleşmeye başlarken dişi yapılar gerileme bandına geçer.

    Zamanla erkek genital sisteminde oluşan Leydig hücreleri testosteron üretiminin ana kaynağıdır. Testosteron sayesinde ergenliğe ulaşan erkeklerde hem üreme sistemi gelişimi tamamlanırken bir yandan da ses kalınlaşması, koltuk altı ve etek bölgesi gibi yerlerde kıllanma gibi ikincil cinsiyet gelişimi başlar.

    TESTOSTERON ÜRETİM AŞAMALARI

    Testosteron temelde kolesterol denilen yağ hücrelerinden oluşan steroid yapılı bir hormondur. Erkeklerde böbreküstü bezleri ve testislerde, kadınlarda ise böbreküstü bezleri ve yumurtalıklardan üretilir. Henüz anne karnında plasentadan (kordon) gelen uyarıcı hormonların (özellikle HCG hormonuyla) etkileriyle salgılanan testosteron doğumdan itibaren anneden gelen uyarıcı etkinin kaybolmasıyla birlikte ergenliğe kadarki süreçte sessiz bir dönem yaşar.

    Ergenlikle birlikte beynin hipotalamus-hipofiz bölgeleri GnRH'yi salgılar, bu da luteinize edici hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon (FSH) salgılar. LH ve FSH, kanda dolaşan ve üreme sistemindeki reseptörler üzerinde hareket eden iki hormondur.

    Özellikle LH, testosteron üretimini artırmak için Leydig hücrelerine etki eder. Testosteron, negatif feedback yoluyla kendi salgısını sınırlar. Kandaki yüksek testosteron seviyeleri, GnRH salgılanmasını baskılamak için hipotalamusa geri bildirimde bulunur bu da onu GnRH uyaranlarına daha az duyarlı hale getirir. Böylelikle kontrollü bir salgı döngüsü oluşturulmuş olur.

    TESTOSTERONUN ETKİLERİ

    Testosteron hem kadında hem erkekte gelişimde önemli rolü olan bir hormondur. Bu özellikleri sebebi ile vücutta önemli fonksiyonların yerine getirilmesine yardımcıdır.

    Erkeklerde;

    Kadınlarda;

    TESTOSTERON EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ

    Cinsel sistemin gelişimi üzerine etkisi birçok klinik çalışmada belirgin olarak gösterilen testosteronun eksikliği/yokluğu durumunda başta cinsel işlevlerde bozukluk olmak üzere birçok ikincil seks karakterinde (Kıllanma, ses değişikliği, büyüme-gelişme gibi) yapısal bozukluklar oluşabilir.

    Ergenlik dönemine gelen bireylerde cinsel isteksizlik, duygu-durum bozukluğu, sertleşme-boşalma problemleri ve büyüme-gelişme kusuru gibi semptomların varlığında bireyler Konjenital (doğumdan itibaren) veya edinsel sebeplerin araştırılması açısından uzman bir hekim tarafından tetkik edilmelidir. Birçok sebep vücutta testosteronun azalmasına yol açabilir.

    TESTOSTERON EKSİLMESİNE YOL AÇACAK EN SIK SEBEPLER:

    TESTOSTERON EKSİKLİĞİ NASIL GİDERİLİR?

    Altta yatan sebeplerin çözümü dışında yaşamımızdaki birçok faktörü düzelterek testosteron artışını destekleyebiliriz. Özellikle yaşam değişikliği kapsamında sigara ve alkolün bırakılması, şeker ve tansiyonun düzenlenmesi, obez bireyler açısından kilo verme ve düzenli egzersiz yapılması vücuttaki testosteronun seviyesini artırmada yardımcı olabilir.

    Bunun dışında bitkisel veya medikal testosteron takviyelerinin kullanılması da kan testosteron seviyesinde artışa yol açar. Ancak bu bitkisel ve medikal ilaçlar bilhassa kardiyovasküler hastalık olmak üzere ek hastalığa sahip bireylerde uzman hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

    Sağlıcakla kalın….

     

    Yazının devamı...

    Testis hastalıkları

    Testis nedir, ne işe yarar?

    Testis, erkek bireylerde üreme fonksiyonunu sağlayan temel yapılardan bir tanesidir. Halk arasında yumurtalık veya haya olarak adlandırılan testisler, penisin her iki yanında oval biçimde iki adet olarak bulunur.

    Testislerin içinde bulunduğu keseye skrotum adı verilir. Skrotum, testislerin normal vücut sıcaklığından 1-2 derece daha düşük bir ortamda bulunmasını sağlayarak spermlerin kalite ve fonksiyonunun korunmasını sağlarlar.

    Testisler yapısal olarak farklılık göstermektedir. Özellikle sol testis birçok bireyde sağa nazaran daha aşağıda ve hacim olarak daha küçük olabilmektedir.

    Testislerin iki adet temel görevi bulunmaktadır:

    Testis hastalıkları

    Testis torsiyonu (testis dönmesi):

    Testis erkek bireylerde vücudun belirgin kanlanan organlarından bir tanesidir. Torsiyon ise testisin dolaşımında görev alan damar ve sinir yapılarının içinde bulunduğu spermatik kordonun kendi etrafında dönmesiyle oluşan acil bir durumdur. Spermatik kordun kendi etrafında dönmesine bağlı olarak beslenmesinin bozulduğu ve dolayısıyla işlevini kaybetme tehlikesinin bulunduğu bir hastalıktır. Tek taraflı ani başlayan, şiddetli kasık ağrısı, bulantı-kusma gibi belirtilerle kendini gösteren testis torsiyonu hastalığında, testisin yapısal fonksiyonunun devamı için 6 saat içinde cerrahi müdahalenin yapılması şarttır. Özetle acil bir durumdur. Testiste şiddetli ağrı hissedilmesi durumunda mutlaka bir üroloji uzmanına en kısa sürede ulaşmak gerekir.

    Akut orşit, epididimoorşit:

    Testis ve epididimin (testiste üretilen spermin depolandığı yapı) tek taraflı veya çift taraflı olarak ani başlangıçlı enfeksiyona veya mikrobik bir etken olmaksızın vücudun inflamatuar diğer hastalıklarına bağlı (otoimmün hastalıklar, kanser, travma, cerrahi vs.) ortaya çıkabilen iltihaplanma durumudur. Tanısı genellikle fizik muayene ile konulmakla birlikte uygun vakalarda laboratuvar ve radyolojik testlerle desteklenmektedir. Sürecin 6 haftadan uzun sürmesi, kronik epididimoorşit olarak adlandırılır. Tedavisinde sebep olan enfeksiyöz ajana uygun antibiyotikler, antipiretik ilaçlar (ateş düşürücü) ve bol hidrasyonla (bol sıvı alımı) vakaların çoğunda uygun yanıt alınabilmektedir.

    Varikosel:

    Testisteki venöz damarların (kirli kanı taşıyan) anormal genişlemesiyle karakterize bir durumdur. Varikosel denilen anormal damarsal yapının gelişmesiyle birlikte etkilenen taraftaki testisin hacminde ve fonksiyonunda bozulmalar meydana gelir. Bu bozulmalar zamanla infertiliteye (kısırlık) sebep olmaktadır. Tıbbi merkeze başvuruda genellikle ağrı şikayeti ön planda olmakla birlikte birçok bireyde çocuk denemelerindeki başarısızlıkların nedeni araştırılırken ortaya çıkmaktadır.

    Varikosel tanısı temelde fizik muayene ile konulur. Fizik muayeneye ek olarak yapılan skrotal ultrasonografide genişlemiş damar yapıları tanıyı desteklemektedir. Varikosel tanısı konulurken rutin olarak sperm testi yapılmaz. Ancak tanı aldıktan sonra çocuk düşüncesi olan bireylerde spermlerin kalite, fonksiyon ve sayı analizine bakmak suretiyle yapılabilir. Grade (derece) olarak artmış tip varikosel için en etkin tedavi subinguinal mikrocerrahi seçeneğidir. Cerrahi dışı yöntemler her ne kadar denenmiş olsa da günümüz tıp literatürüne nazaran etkin sonuçlar alınamamıştır.

    Kabakulak Orşiti:

    Orşit; testislerin tek veya çift taraflı iltihaplanması durumudur. Mikrobik etkenler temelde bakteriyel ve viral sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Viral orşit sebepleri arasında karşımıza en çok çıkan virüs kabakulak virüsüdür. Özellikle gelişmemiş ve çocukluk çağındaki aşılamanın yaygın olmadığı ülkelerde sık gözlenen bir tablodur. Kabakulak virüsü erkek bireylerde parotis bezini (tükürük bezlerini) ve testisi ön planda daha çok etkiler. Ancak orşit tanısı alan bireylerin %30’luk kısmında parotitis (tükürük bezinin iltihaplanması) görülmeyebilir.

    Sağlık merkezlerine başvuran hastalarda görülen sık belirtiler arasında ağrılı testis, ağrılı idrar yapma, ağrılı boşalma, prostat büyümesi, akıntı ve kasık bölgesindeki lenf bezlerinin büyümesi sayılabilir. Fizik muayene ve anamnez (tıbbi öykü) ile birlikte hastalara tanı konulabilmektedir. Tedavi sürecinde yatak istirahati, steroid grubunda olmayan antiinflamatuar ilaçlar, antipiretik ajanlar (ateş düşürücüler) kullanılabilir. Kabakulak orşiti çocukluk döneminde 12.ayda ve ilköğretim birinci sınıfta yapılan KKK (Kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısıyla birlikte artık nadir olarak görülmektedir.

    İnmemiş testis:

    Anne karnındaki erkek fetüste gebeliğin 28.haftasına değin testisler karın alt bölgesinde korunmaktadır. 28.haftadan itibaren 40.haftaya değin testislerin normal sağlıklı bireylerde skrotuma (testis kesesi) inmesi beklenir. Doğumdan itibaren yapılan yenidoğan tarama muayenelerinde kesenin boş görülmesi inmemiş testis olarak adlandırılır. Eğer 6. Ay kontrollerinde halen fizyolojik olarak testis skrotuma inmemişse tedavi planlaması yapılır. Cerrahi müdahale için uygun zaman aralığı 6-12 aylık zaman dilimidir. Bu zaman diliminin ertelenmesi testis fonksiyonunun süreçle birlikte bozularak infertilite (kısırlık) meydana gelmesine sebep olmaktadır.

    Testis tümörü:

    Genellikle ergenlik sonrası ve 40 yaş öncesinde sık görülen bir durumdur. Aile öyküsünün bulunması, kriptorşidizm (inmemiş testis), uyuşturucu kullanımı ve bir takım genetik faktörler testis tümör riskini artırmaktadır. Hastaların büyük çoğunluğunda hastaneye başvuru nedeni ağrısız testiste kitledir. Bunun yanında kilo kaybı, sırt ağrısı, kasıklarda ağrı da görülebilir. Tanıda fizik muayene, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve bir takım tümör belirteçleri (AFP, B-HCG, LDH) önem arzeder. Günümüz tedavi modalitelerinde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi seçeneklerle testis tümörlerinde kür şansı oldukça yüksektir.

    Testis hastalıkları için hangi bölüme gidilir?

    Testis hastalıkları ile tıpta üroloji bölümü ilgilenmektedir. Üroloji hem erkeklerde hem de kadınlarda böbrek idrar yolları ve mesane gibi idrar üretim ve iletiminden sorumlu organlardaki patolojiler ile ilgileniyor. Öte yandan kadın ve erkeklerdeki cinsel sorunlar da ürolojinin araştırma alanları içerisindedir. Sadece erkeklerde ise penis ve testis hastalıkları da ürolojinin ilgi alanı içindedir.

    Testis hastalıkları testi var mı?

    Testisin üreme ve cinsel fonksiyonlar gibi önemli işlevleri yerine getirme görevi vardır. Bu amaçla ürettiği hormonları değerlendirme amacı ile çeşitli kan testleri istenmektedir. Ayrıca yapısal sorunlarını araştırma amacı ile de başta ultrasonografi olmak üzere manyetik rezonans görüntüleme, sintigrafi gibi çeşitli tanısal araçlar da kullanılmaktadır. Ayrıca üreme fonksiyonlarını değerlendirme amacı ile spermiogram testi (semen analizi, sperm testi) de istenmektedir.

     

    Yazının devamı...

    Sperm bankası nedir? Nasıl başvurulur?

    Erkek infertilitesi nedeniyle üroloji polikliniğine başvuran ve muayeneleri yapılarak değerlendirilen erkek hastaların yaklaşık %10 kadarında azospermi saptanmaktadır. Azospermi, semen analizinde herhangi bir sperm hücresi bulunmamasıdır. Bir başka deyişle sperm testi sırasında erkekten sıvı gelmekte ancak bu sıvının içinde sperm adı verilen erkek üreme hücresi bulunmamaktadır.

    Azospermili hastalar kabaca iki grupta incelenmektedir. Bunlardan bir tanesi tıkayıcı sebeplere bağlı olarak oluşan azospermi (obstruktif azospermi). Diğeri ise tıkayıcı olmayan sebeplere bağlı oluşan azospermidir (non-obstruktif azospermi).

    Tıkayıcı olmayan sebeplere bağlı gelişen azospermili hastalarda sperm bulunup bulunmadığını anlamak için kimi zaman ameliyat ile sperm arama işlemi yapılmaktadır.

    Mikro TESE olarak da adlandırılan bu işlem sayesinde şayet testislerde üretilen herhangi bir sperm varsa bunlar tespit edilerek cerrahi işlem ile alınmakta ve tüp bebek işlemi için kullanılmaktadır. Saptanabilen spermler aynı anda kadın yumurtasına aktarılarak döllenme başlatılabilir ya da dondurularak saklanabilir. Kadın yumurtasının hazır olmadığı durumlarda ise erkeğin eşi hormonal yönden hazırlanarak yumurtalar elde edilmekte ve bu dondurulmuş olan spermler çözülerek tüp bebek işlemi sırasında gebelik elde etmek için kullanılmaktadır.

    Azospermi nedeniyle mikro TESE yapılan hastaların yaklaşık %50’ye yakın bir bölümünde ameliyat sırasında sperm bulunamamaktadır. İşlem sırasında alınan patolojik doku örneği sonrasında hastalara ameliyattan sonra bir müddet ilaçlarla uyarı yapılarak hormonal destek altında sperm üretimi tetiklenmeye çalışılmaktadır.

    Alınan hormonal tedaviler sonrasında ikinci ya da üçüncü kez mikro TESE yapılmış olmasına rağmen hala sperm bulunamayan hastalar vardır. Bu hastalarda tedavi seçenekleri aşağıdaki şekilde belirlenmektedir:

    SPERM BANKASI NEDİR?

    Spermlerin tüp bebek işlemi sırasında kullanılmak üzere dondurulup muhafaza edildiği ve daha sonra yumurta içerisine nakledilerek döllenmenin ve gebeliğin gelişmesine olanak tanıyan yöntem sperm bankası olarak bilinmektedir.

    Dileyen sağlıklı ve normal olan erkekler, resmi olarak statüye sahip olan böyle merkezlere başvurup belli ücretler karşılığında spermlerini bu amaçla kullanılmak üzere dondurabilmektedirler. Azospermi nedeniyle kadın faktörü normal olup erkek faktörde sperm bulunamayan durumu olan çiftler de bu merkezlere başvurarak tercih ettikleri şahıslara ait spermleri tüp bebek işlemi sırasında kullanılmak üzere satın alabilmektedir. Bu durumda sperm alan çiftler, sperm vericiyi tanımamakta ve sadece spermleri alarak tüp bebek işlemi sırasında kullanmaktadırlar.

    TÜRKİYE’DE SPERM BANKASI VAR MI?

    Ülkemizde sperm bankacılığı yasal değildir. Bu amaçla kullanılabilecek herhangi bir merkez bulunmamaktadır. Resmi bir statüsü olmadığı için azospermili hastalarda başkalarına ait spermler kesinlikle kullanılmamaktadır. Bununla birlikte yasal olarak bazı ülkelerde bu amaçla açılan merkezler bulunmaktadır.

    SPERM BANKASINA KİMLER BAŞVURABİLİR?

    Ülkemizde resmi olarak sperm bankası bulunmadığı için herhangi bir başvuru söz konusu değildir. Legal kabul edilen kimi ülkelerde ise çoğunlukla azospermisi olup ameliyatla sperm bulunamayan hastalar bu tip merkezlere başvurmaktadır.

    SPERM BANKASI ÜCRETLERİ

    Tercih edilecek olan ülkelere göre ücretler değişmektedir. Ülkemizde yasal bir uygulama olmadığı için herhangi bir ücret talebi de bulunmamaktadır.

    Sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum.

    Yazının devamı...

    Varikosel ameliyatsız tedavi edilir mi?

    Varikosel sperm parametrelerini ciddi şekilde bozarak çocuk sahibi olmayı engellemektedir. Gebelik oluşumunu ve sonrasında canlı bebek elde etme oranları varikosele bağlı olarak bozulmaktadır. Buna karşın varikoseli tedavi edilen hastalarda, sperm parametrelerinde düzelme olabildiği gibi beraberinde gebelik oluşumu ve canlı bebek elde etme oranlarında da artışı olduğu bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Sadece sperm sayısı düşük olan hastalarda sperm parametrelerini iyileştirmekle yetinmeyip beraberinde hiç spermin olmadığı azospermi olan hastalarda da yeni sperm elde etmede başarılı olduğu gösterilmiştir.

    Varikosel tedavisi normal cinsel birliktelik yolu ile çocuk sahibi olabilme şansını belirgin olarak artırmaktadır. Buna karşın tedavi sonrası normal yolla gebe kalınamayıp yardımcı üreme tekniklerine başvurulan hastalarda da tüp bebek başarı şansını artırdığı bilinmektedir. Bu durumda varikoselin tedavi edilmesi ile birlikte gerek sperm sayı ve hareketliliğinde iyileşme ve gerekse şekil bozukluğunun giderilmiş olmasının etkili olduğu tahmin edilmektedir.

    Son yıllarda sık olarak yapılmaya başlanan sperm DNA hasar testi ile varikoseli bulunan hastalarda DNA hasarları saptanmaktadır. Bir başka deyişle varikosel olan hastaların sperm danalarında da ciddi DNA bozukluğu bulunmaktadır. Bu nedenle varikosel tedavisi sonrası hastalarda DNA hasarlarının iyileşmesine bağlı olarak gebelik oranları ve canlı bebek elde etme oranları artmaktadır.

    Varikosel tanısı temelde fizik muayene ile konulmaktadır. Fizik muayene sırasında genişlemiş olan toplar damarlar (varriköz venler) el yardımı ile hissedilmekte ya da Valsalva manevrası ile daha belirgin hale gelmeleri ve tanınmaları sağlanmaktadır.

    Fizik muayeneye yardımcı olması amacı ile beraberinde gerekli durumlarda skrotal renkli Doppler ultrasonografi testi de istenmektedir. Bu test ile hem genişlemiş varriköz damarların mevcudiyeti saptanmakta ve hem de genişleyen damar çapları milimetrik olarak objektif ölçülmektedir. Aynı zamanda testislerde bulunması olası ilave patolojiler de belirlenebilmektedir.

    Bugün için varikosel için önerilen tedavi yöntemi mikroskobik varikosel ameliyatı tedavisidir. Ameliyat sırasında genişlemiş olan toplar damarlar mikroskop altında tek tek bulunup bağlanmakta ve daha sonra bu damarlar arasındaki bağlantı birbirinden uzaklaştırılmaktadır. Sonuçta, genişlemiş olan damarların testislere olan zararlı etkisi ortadan kalkmaktadır.

    Geçmişte varikosel tedavisi için cerrahi dışındaki diğer alternatif yöntemler yaygın olarak araştırılmıştır. Bu yöntemlerin başında ise embolizasyon teknikleri sıklıkla kullanılmıştır. Embolizasyon işlemi sırasında genişlemiş olan damarlara girilip çeşitli medikal ajanlar verilerek damarlarda tıkanma sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak yapılan çalışmalar emprovizasyonun cerrahiye karşı herhangi bir üstünlüğünü göstermemiştir.

    Öte yandan ameliyat yapılan hastalarda başarı oranlarının daha yüksek olması ve özellikle ameliyat sırasında mikrocerrahi işlemin uygulanmasının başarıya olan katkısının çok fazla olduğu görülmüştür.

    Bu nedenle varikosel hastalığı için günümüzde altın standart tedavi mikrocerrahi yöntemle uygulanan varikosel ameliyatıdır. Bunun dışındaki tedaviler geçmişte uygulanmış denenmiş ve günümüzde düşük etkinlikleri olması nedeniyle terk edilmiştir. Varikosel tedavisi için ameliyat dışı yöntemler artık uygulanmamaktadır.

    Yazının devamı...

    Testis torsiyonu

    Testis torsiyonu testisi çevreleyen doku ve bağların gevşek olması nedeniyle testisin kendi etrafında rahatlıkla dönüp, spermatik kordun da sıkışması ile testislere giden kan akımı kesilir. Beslenmesi sağlamayan testis dokusu da zamanla canlılığını yitirir.

    Testis torsiyonu erkek bebeklerde ve ergenlik dönemindeki erkeklerde daha sık olmak üzere erişkinlerde de görülebilen bir durumdur. Her yıl 25 yaş altındaki 4000 erkek hastanın 1 tanesinde testis torsiyonuna rastlanmaktadır. Sıklıkla sadece sol taraftaki testiste torsiyon görülmektedir %2 hastada ise hem sağ hem sol tarafta görülebilir.

    Testis ağrısı ile acile başvuran hastaların hemen tanı alıp, acil tedavi edilmesi büyük önem taşır. Tedavide zaman kaybının yaşanması testis kaybı ya da kısırlık ile sonuçlanabilir. Yenidoğan ve ergen erkeklerde testis kaybının en sık nedeni testis torsiyonudur. Hastalarda ağrı başladıktan 6 saat sonra testiste canlılık kaybı olmaya başlar.

    TESTİS TORSİYONU BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Testis torsiyonu tanısı için hastanın şikayetleri ve hastanın muayenesi yeterlidir. Emin olunmadığı durumlarda ve zaman kaybına yol açmayacaksa testis doppler ultrasonu yapılarak kan akımı değerlendirilmesi yapılabilir.

    TESTİS TORSİYONU ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Ekstravajinal torsiyon ve intravajinal torsiyon olmak üzere iki çeşit torsiyon vardır. Ekstravajinal torsiyon tüm testis torsiyonlarının yaklaşık %5’idir. Sıklıkla anne karnındaki ve yenidoğan bebeklerde görülen torsiyon çeşididir. Testisin anne karnındaki gelişim süresinde, testislerin olması gerektiği yer olan skrotuma yerleşmesi sırasında olan gevşek bağlanma nedeniyle testisin kendi etrafında dönüp torsiyon gelişmesidir.

    İntravajinal torsiyon ise testis ile testisin çevresinde yer alan tunica vajinalis ile ilişkili problemler nedeniyle testisin skrotum içerisinde rahatlıkla dönebilmesi sonucu oluşur. Bell clapper deformitesi denilen, doğuştan gelen bir problem en sık nedenidir. Testisin skrotuma tutunmasını sağlayan bağlarda problemler olmasıdır. Erkeklerin yaklaşık %12’sinde görülebilen bir bozukluktur.

    TESTİS TORSİYONU NEDEN OLUR?

    TESTİS TORSİYONU NASIL TEDAVI EDILIR?

    Testis torsiyonu şüphesi olan hastalar vakit kaybedilmeden üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidirler. Tanı kesinleşirse hastalar hemen acil ameliyata alınmalıdır. Hastalarda ağrının başlamasından sonraki 4-8 saatlik süre testisin canlılığının korunması, testiste kalıcı hasar kalması hususlarında çok önemlidir. Öncelikle ameliyat hazırlığı için beklenirken, vakit kaybetmemek için, elle düzeltme ile testisler normal pozisyonuna döndürülmeye çalışılır. Sonuç başarılı olsun ya da olmasın her halükarda hastalar cerrahiye alınır. Ameliyata alınan hastaların eğer testisleri canlı görünümde ise testis organı çıkarılmayıp, skrotuma sabitlenir yani orşiopeksi ameliyatı yapılır. Eğer testis dokuları siyah görünümde yani nekrotik ise testis organının çıkarıldığı orşiektomi ameliyatı yapılır. Testis torsiyonu ile gelen hastaların yaklaşık %39-71’ine orşiektomi ameliyatı yapılması gerekmektedir.

    Yazının devamı...

    Sertleştirmeyi artıran besinler

    Tedavide ise öncelikle yaşam tarzında yapılacak değişiklikler, başarısızlık durumunda ilaç ve cerrahi tedavi seçenekleri mevcuttur. Diyet düzenlemesi, kilo verilmesi, sigara ve alkolün kesilmesi bile bazı hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmesi için yeterlidir. Hastaların meyve ve sebzeden zengin, balıktan zengin, kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinden fakir Akdeniz diyetini uygulaması önerilir.

    Sertleşme Problemi olanların Tüketmesi Önerilen Besinler

    1. Ispanak

    Folattan ve magnezyumdan zengin olan ıspanak, kan akımının hızlanmasını sağlar. Folik asit erkek cinsel fonksiyonlarında önemli role sahiptir. Düşük folat düzeyleri ile sertleşme problemlerinin ilişkili olduğu bilinmektedir. Nitrattan zengin olan ıspanak nitrik oksiti arttırarak ereksiyona fayda sağlar. Yine kırmızı pancar, turp, marul ve roka da nitrattan zengin besinlerdir.

    2. Flavonoidden Zengin Besinler

    (Çilek, elma, yaban mersini, üzüm suyu, armut, narenciye, bitter çikolata)

    Flavonoidler kan akımını arttırıp, kan basıncını düşürücü etkiye sahiptir. Yine nitrik oksit (NO) yapımını arttırarak sertleşmenin sağlanmasına katkı sağlarlar. Flavonoidden zengin besinlerle beslenen erkeklerde sertleşme problemlerinin %9-11 daha az görüldüğü gösterilmiştir.

    3. Avokado

    Erkeklerdeki sperm kalitesini arttıran vitamin E açısından zengin olan avokado, yine içerdiği çinko ile de testosteron üretimine katkı sağlar.

    4. İstiridye

    Testosteron düzeyini ve cinsel isteği arttırıcı etkiye sahiptir. Çinkodan zengindir.

    5. Acı biber

    Acı biberde bulunan kapsainin afrodizyak etkili olduğu düşünülmektedir. Cinsel isteği uyarması ve kanlanmayı artırarak ereksiyon kalitesini artırması bakımından önemli bir besindir.

    6. Havuç

    İçerdiği karotenoid kaynaklı sperm sayısı ve hareketlerinde olumlu etkilere sahiptir.

    7. Yulaf

    Afrodizyak olarak bilinen yulafın penise olan kan akımını artırıcı etkisi de vardır. İçerdiği L-Arjinin ise sertleşme sorununda ve testosteron düzeylerinde olumlu etkiye sahiptir. L-Arjininin penisteki kan damarlarının genişlemesine yardım ettiği düşünülmektedir.

    8. Domates

    Antioksidandan zengin olan domates özellikle içerdiği likopen sayesinde daha sağlıklı sperm üretimine ve prostat sağlığına katkı sağlar. Yine C vitamininden zengin olması sağlıklı sperm sayısının oluşmasında etkilidir.

    9. Karpuz

    Karpuzun erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılan ilaçlara benzer şekilde kan damarlarına etki ettiğine inanılmaktadır. Likopenden zengin olması antioksidan özelliği ile kalp ve prostat sağlığına katkı sağlar. Ayrıca bazı çalışmalar karpuzun cinsel isteği artırıcı etkisi olduğunu göstermiştir.

    10. Ceviz

    Nitrik oksit yapımını sağlayan L-arjininden zengin olan ceviz, aynı zamanda bol vitamin E ve folik asit içerir. Yine fıstık da arjininden zengin olması sebebiyle ereksiyona katkı sağlar.

    Tek başına sertleşme problemini tedavi edebilecek mucize bir besinin olmadığı unutulmamalıdır. Sağlıklı bir cinsel yaşam için öncelikli olarak sağlıklı beslenme, kötü beslenme alışkanlıklarından uzak durulması, antioksidandan ve vitaminden zengin Akdeniz tipi beslenmenin yaşam tarzı olarak benimsenmesi önemlidir.

    Sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

     

    Yazının devamı...