İstinaf kalmalı

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’ya, “İstinaf mahkemeleri kaldırılmalı mı?” diye sordum. Akarca’ya göre istinaf kaldırılmamalı. Sorun kaliteli hâkim, savcı yetiştirmekte. 23 bine ulaşan hâkim, savcıdan 14 bininin kıdemi 5 yılın altında. Akarca, “En büyük sorun bu. Kaliteli hâkim, savcı, avukat yetiştiremediğiniz müddetçe yasalarda hangi değişikliği yaparsanız yapın, hangi konuda reform yaparsanız yapın istediğimiz verimi elde edemiyoruz” dedi.

Haberin Devamı

İLK derece mahkemeleri ile Yargıtay ve Danıştay arasında görev yapan ara-üst derece mahkemeleri olan Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) diğer adıyla İstinaf Mahkemeleri kuruldukları günden bu yana tartışılıyor.

İstinafa ilişkin 5235 sayılı yasa 26 Eylül 2004’te çıkarıldı. Devreye girmesi önce Haziran 2005’e bırakıldı. Sonrasında 12 yıl boyunca ertelendi. Darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016’da istinaf faaliyete geçirildi.

Birçok okurumdan istinafın yargılamalarını uzattığı, kararların farklı yerlerde farklı olduğu, hak kaybına uğradıkları şikâyetleri geliyor. Tüm bu şikâyetleri 2021 yılı değerlendirme toplantısı sonrası Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’ya ilettim. “Sizce istinaf kaldırılmalı mı?” diye sordum. Akarca’nın istinafla ilgili değerlendirmeleri ve önerileri bakın şöyle:

Haberin Devamı

ŞANSSIZ DÖNEME DENK GELDİ

“20 Temmuz 2016’da istinaf faaliyete geçirildi. Şanssız bir döneme denk geldi. Dünyanın hiçbir yerinde 30 yaşından önce kimseyi hâkim yapmıyorlar. Bizde 22-23 yaşında hâkim olunabiliyor. Fetullahçı Terör Örgütü, Türk yargısına büyük zarar verdi. Yargıda FETÖ’den büyük ihraçlar yaşandı. Şu anda görevdeki 23 bin hâkim-savcıdan 14 bininin kıdemi 5 yıldan az. Yapılan reformlardan beklenen sonuç henüz alınamadı.

İstinaf kalmalı

TECRÜBELİ HÂKİMLER GEREKLİ

İstinaf,dünyanın her yerinde olan bir kurum. İstinaf modeli gerekiyor ama bunun için süreye ihtiyaç var. Tecrübeli hâkimlere ihtiyaç var. Yargıtay kıdemine ulaşmış arkadaşlarımızın görev yapması ve içtihatlarla uyumlu çalışmaları halinde verim elde edebileceğimizi umuyoruz. Her ülkenin kendine göre geliştirdiği sistemler var. Bunlar tartışılabilir.

ATLAMALI TEMYİZ ÖNERİSİ

İş yükünün iyice azalması, gelen dosyaların 2-3 ay içerisinde ve aynı yılda çıkarılmasına bağlı olarak belki istinaf yüklerinin bazıları Yargıtay’a aktarılabilir. Bazı hukuk davaları, işe iade gibi istinafa gitmeden Yargıtay’a gelebilir. Kadın cinayeti davaları istinafta bekliyor sonra Yargıtay süreci oluyor. İlerleyen süreçte iş yükümüzü azaltabilirsek, bu tür davaları istinafa götürmeden, atlamalı temyiz gibi doğrudan Yargıtay’a getirilmesini kanun koyucuya önerebiliriz.

Haberin Devamı

İÇTİHAT BİRLİĞİ İÇİN FORUM

Yargıtay’ın uzman daireleri ile BAM ve ilk derece mahkemesi hâkimlerini geçen yıl içinde bir araya getirerek güncel içtihatların tartışıldığı bölgesel içtihat forumlarını düzenlemeye başladık. Bu yıl da Ankara, İstanbul ve Antalya başta olmak üzere Bölge Adliye Mahkemeleri’nin (BAM) kurulduğu illerde bölgesel içtihat forumları düzenlenecek. Böylece ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarının Yargıtay kararları ile uyumlaştırılmasını sağlayacağız.

İŞ YÜKÜ YARI YARIYA AZALDI

BAM’ların faaliyete geçmesi sonucunda Yargıtay’da azalan iş yükü, adli kalitenin yükseltilmesi konusunda bize tarihi bir fırsat sunuyor. Bu bilinçle ve Yargıtay’ın eğitici rolüne uygun olarak adli yargı sistemimizi daha iyi hale getireceğiz. Yeniden yapılandırma ve reform çabalarımızın önümüzdeki yıl etkilerinin daha çok hissedileceğine ve halkın vicdanında hak ettiği yeri alacağına inanıyorum.”

Haberin Devamı

İSTİNAF NE YAPIYOR?

İstinaf, Arapça kökenli bir sözcük. “Yeniden başlamak, sözün başlangıcı ve söz başı” anlamına geliyor. Yeni kanun yolu olarak istinaf, yerel mahkemenin verdiği hükmü, bir üst mahkemeye başvurup “feshini” isteme anlamı taşıyor. İstinaflar, ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay- Danıştay arasında görev yapan ara-üst mahkemeler sıfatını taşıyorlar. İlk derece mahkemeleri tarafından verilmiş olan kararlar maddi olay ve hukuk bakımından istinafta denetleniyor. Üst sınırı 5 yılı geçmeyen dosyalar doğrudan istinafa gidiyor. Bu ceza davaları istinafta kesinleşiyor. Yargıtay ve Danıştay ise temyiz mahkemeleri sıfatıyla hukuka uygunluk denetimi yapıyor. Temyizde, ek delil sunulup tartışılması her zaman mümkün değilken istinafta ilk derece mahkemesinde tartışılmayan bilgi-belgeleri tartışmak ve ek delil sunmak hep mümkün oluyor. İstinaflar maddi olayın tespitinde hata görürse yerel mahkemenin verdiği hükümle bağlı olmaksızın davaya yeni baştan bakıyor. Delil değerlendirip keşif yapıp, tanık dinliyorlar.

Haberin Devamı

İstinaf kalmalı

KAT MÜLKİYETİ HUKUKUNA KADIN ELİ DEĞECEK

DÖRT yıl önce Türkiye’de ilk kez İstanbul Barosu bünyesinde kurulan Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu’na kadın eli değecek. 6 Ocak’ta yapılan seçimde komisyonun yönetimi tümüyle kadınlara geçti. Komisyonun, başkanlığına, başkan yardımcılığına ve genel sekterliğine genç kadın avukatlar seçildi. Komisyonun kurucu Başkanı avukat Şeref Kısacık, çoğu öğrencisi olan kadın adayların yönetime gelmelerini istediği için kendisi aday olmadı. Aday olmaları için teşvik etti. Komisyon’un yeni yönetimi şu isimlerden oluştu: Komisyon Başkanı avukat Özlem Kaya, Başkan Yardımcısı avukat Damlagül Moratlar, Genel Sekreter avukat Beste Demirhan. Yedek olarak; Başkan Yardımcısı avukat Gözde Tuğçe Taşar, Genel Sekreter avukat Mevlüde Gamze Şahin Aydın.

BAYRAK YARIŞI

Haberin Devamı

Avukat Kısacık’a, neden bir kez daha aday olmadığını sordum. Bu görevlerin bayrak yarışı olduğunu vurgulayan Kısacık, bakın ne dedi: “Ben Baro Yönetim Kurulu üyeliğini de kurucu Yönetim Kurulu üyelerinden olduğum ve eğitmen olarak hep içinde olduğum Staj Eğitim Merkezi Başkanlığını da bir dönem yaptım. Bütün görevleri kendi isteğimle bıraktım. İkinci dönemde de göreve devam etmem istendiğinde veya sonraki yıllarda tekrar aynı görevler teklif edildiğinde asla kabul etmedim. Aynı görevde hep aynı kişilerin kalması doğru değil.

İLK KOMİSYON

İstanbul Barosu Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu genç hukukçulardan gelen yoğun talepler üzerine 26 Mart 2018’de kuruldu. Ülkemizde bu alanda kurulan ilk komisyonuz. Komisyona Kurucu Başkan olarak atandım. Hemen örgütlenme çalışmalarına başladık. Katılımcı bir anlayışla üye sayımızı kısa sürede artırdık. 2018 Nisan ayında ilk tanışma toplantımızı 150 üyenin katılımıyla yaptık. Çok önemli çalışmalar yaptık. Hocaların hocası Prof. Dr. Baki Kuru, Yargıtay Onursal Başkanı Mahir Ersin Germeç, Prof. Dr. Abdulkadir Arpacı hocalarımız olmak üzere ülkemizin önde gelen hukukçularının da konuşmacı olduğu eğitimler verdik.

GENÇ MESLEKTAŞLAR

6 Ocak’ta seçimli ikinci genel kurulumuzu yaptık. Görevi bu alanda uzman ve komisyonun bu güne kadarki çalışmalarına büyük katkı vermiş genç kadın arkadaşlara gönül rahatlığıyla devrettik. Komisyon seçiminde güzel bir şey daha oldu. Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilen üç genç arkadaşımız da, yedek olarak seçilen iki arkadaşımız da hem genç hem kadın. Hatta, başkan yardımcısı yedek üyesi olarak seçilen arkadaşımız daha 1.5 senelik çok genç bir meslektaşımız.

UMARIM ÖRNEK OLUR

Komisyonumuzun değerli üyeleri önerdiğimiz bu arkadaşları seçerek, kadınlar ve gençler lehine pozitif ayrımcılık yaptılar. Keşke tüm kurumlarda bunu gerçekleştirebilsek, kadınların ve gençlerin önünü açabilsek. Engel olmak yerine kendilerine destek olsak. Umarım bizim Komisyon seçimi bu alanda bir farkındalık yaratır. Örnek olur. Genç arkadaşlarımızın, kadın meslektaşlarımızın benzeri görevlere aday olmalarında teşvik edici bir işlev de görür.

YILLARCA KOLTUK İŞGAL ETMEYİN

Kimse aynı koltuğu yıllarca işgal etmemeli. Gençlerin, kadınların, engelli kardeşlerimizin, kısaca o alanda çalışmak ve kendini geliştirmek isteyen arkadaşların önünü açmalıyız. Gerektiğinde bu arkadaşlar lehine pozitif ayrımcılık da yapmalıyız. Yıllarca aynı görevde kaldığınızda zaten heyecanınızı yitirirsiniz. Üretkenliğiniz azalır. O iş sizin için sıradan/rutin bir görev halini alır. Yeni projeler geliştiremezsiniz. Çoğu kooperatifte, dernekte, site yönetiminde, meslek örgütlerinin Merkez ve Komisyonlarında, uzun yıllar aynı kişilerin başkan/yönetici olarak görev yaptıklarını maalesef bunun da gayet olağan karşılandığını görüyoruz. Ben bunu doğru bulmuyorum. Görev almak isteyen gençlerin şevki kırılıyor. Meslek örgütü ile üyeleri arasındaki bağ zayıflıyor, aidiyet duygusu azalıyor. Gençler meslek kuruluşlarına yabancılaşıyorlar.”

Şeref Hoca’nın bu değerlendirmelerine katılmamak mümkün mü?

Yazarın Tüm Yazıları