• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Ne zaman daha hızlı yaşlanırız

    Sağlığı korumak ve kollamak zannedildiği kadar kolay bir iş değildir.

    Özellikle “kronik hastalıklar” yani “hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, obezite/şişmanlık, romatizmal sorunlar, bellek problemlerine yol açan Alzheimer ve benzeri konular” söz konusu olduğunda sağlığı yönetmek daha da zorlaşır. Ayrıca kabul etmemiz gerekir ki normalde de “doğal yaşlanma süreci” bir bakıma “güç kaybetme/ağrılara, sızılara razı olma, azıcık unutkanlık, birazcık yorgunluk, bir parça uyku kaybı...” gibi problemlere de az çok razı olma süreci gibidir. Ve bu süreçler kısmen “genetik mirasımız”, kısmen “yaşam tarzı seçimlerimiz”, kısmen de “kendimize nasıl baktığımız” ile yakinen ilişkilidir. Ama yine de bilelim ki yaşlanmayı hızlandıran, yaş almayı “yeni ve farklı hastalıklarla tanışma” haline getiren kronik sağlık sorunlarının 3 temel nedeni var: “OKSİDASYON/PASLANMA, İNFLAMASYON/İLTİHAPLANMA, GLİKASYON/ŞEKERLENME!

    Kanaatime göre, eğer bu üç süreci doğru yönetebilirsek, dozunda tutup etkileri/yansımaları ve yarattıkları sorunları minimuma indirilebilirsek “yaş almanın yaşlanma” ve “yaşlanmanın güç kaybı ve hastalanma” ile eşanlamlı hale gelmesini bir ölçüde önleyebiliriz. Nasıl mı? Mesela mı?

    BANA GÖRE 1
    SADECE ‘HASTALIKLARI YÖNETMEK’ YETMİYOR

    MODERN tıbbın geçtiğimiz 50 yılda kaydettiği gelişmeler kesinlikle takdir edilecek bir başarı hikâyesidir. Bu başarıyı sağlayan faktörlerden ilk ikisi de -bana göre-, “kanıta dayalı olma” yani “bilimsel verileri esas alma” ile “uzmanlaşma/branşlaşma”dır. Ama bilelim ki her ikisinin de hâlâ tartışılması gereken ciddi sorunları, daha doğrusu yetersiz ya da fazla abartılmış noktaları, ayrıntıları vardır. Mesela konu “akut hastalıklar” olduğunda bilime dayalı olma ve uzmanlaşma sayesinde muazzam başarılara imza atabiliyoruz. Ve yine kronik hastalıklar esnasında ortaya çıkabilen akut problemlerin çözümünde de bu ikili sayesinde teşhis ve tedavide başarımızı en üst düzeye taşıyoruz. Peki, kronik hastalıklar söz konusu olduğunda durum ne? İşte o noktada işler biraz karışıyor. Zira bu gibi durumlarda sadece “hastalıkları yönetmek” değil “sağlığı da yönetmek” gerekiyor.




    BANA GÖRE 2
    KRONİK HASTALIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE HÂLÂ BAŞARILI DEĞİLİZ

    KRONİK hastalıkların teşhis ve tedavisi söz konusu olduğunda modern tıbbın hâlâ pek çok açmazı var. Özellikle yanıtlanmamış pek çok soruyu beraberlerinde taşıyan “otoimmün hastalıklar, fibromiyalji, irritable bağırsak sendromu, bellek kaybı, kronik yorgunluk sendromu, huzursuz bacak sendromu veya dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu” gibi sağlık sorunları söz konusu olduğunda ne “kanıta dayalı” olmak ne de “üst düzeyde uzmanlaşmış” bir kadroyla çalışmak maalesef sorunların çözümü için yeterli olmuyor. Son yıllarda giderek daha sık gündemimize giren bu gibi problemleri bilelim ki önümüzdeki günlerde çok daha fazla konuşup tartışacağız. Bunlar ve benzeri “modern zamanın sağlık sorunları” söz konusu olduğunda yeni ve farklı çözüm yolları aramak zorunda kalacağız. İsterseniz gelin bu tartışmaları bir yana bırakıp haftaya “KÖTÜ YAŞLANMA” söz konusu olduğunda “MAHŞERİN 3 ATLISI” gibi çalışan o bildik tehlikeli üçlüden (inflamasyon, oksidasyon, glikasyon üçlüsünden) birine, KRONİK İNFLAMASYON meselesine dair bazı notları paylaşalım.

    KISA BİLGİ 1
    İNFLAMASYONLA İLİŞKİLİ HASTALIKLAR 

    İNFLAMASYON yaşlılığa bağlı yorgunluğun, halsizliğin, uyku kaybının ve daha pek çok problemin en önemli nedenlerinden biridir. Ama özellikle aşağıdaki sorunlar söz konusu olduğunda onun “bir numaralı tetikçi olduğu” kesindir.

    * Kanserler

    * Obezite

    * Damar sertliği

    * Şeker hastalığı

    * Hipertansiyon

    * Alzheimer hastalığı

    KISA BİLGİ 2
    İNFLAMASYONLA NASIL SAVAŞILIR

    İNFLAMASYONLA mücadelede “eksiksiz bir takım çalışması yapmak” özellikle “düzenli egzersiz, yeterli, çeşitli ve dengeli beslenme, kaliteli uyku, daimi huzur” dörtlüsünü daima devrede tutmak vazgeçilmezdir. Bazı besinleri (zerdeçal, tarçın, yeşil çay, Omega-3, magnezyum, D vitamini zengini yiyecek ve içecekler) daha sık ve çok tüketmek, mümkünse her gün düzenli egzersiz yapıp her gece yeterli ve kaliteli bir uykuya odaklanmak ve gerektiğinde de muhtemel bir inflamasyonu erken dönemde teşhis edip gereken tedbirleri almak her yaş için vazgeçilmezdir.




    KISA BİLGİ 3
    İNFLAMASYONU HIZLANDIRAN BESİNLER NELERDİR

    * Beyaz ekmek

    * Şeker

    * Margarinler

    * Yağda kızartılmış yiyecekler

    * Şeker eklenmiş içecekler

    * Un ve yağ ile hazırlanmış tatlılar

    * Salam, sosis ve benzeri et ürünleri

    KISA BİLGİ 4

    İNFLAMASYON TESTLERİ HANGİLERİDİR

    MUHTEMEL veya mevcut bir inflamasyonu taramada kullanılan onlarca test olsa da pratikte en sık başvurulan testler şunlar...

    BİR: CRP testi

    İKİ: Ferritin testi

    ÜÇ: Fibinogen testi

    DÖRT: Sedimantasyon testi

    BEŞ: Homosistein testi

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Yarı yıl tatilinde çocuğunuzla birlikte katılabileceğiniz online atölyeler
    Eğitimde fırsat eşitliği için %100’e varan burs imkanlarını keşfedin!
    Sistem altyapılarınız için yeni yapay zeka teknolojisini keşfedin!
    Sevdiklerinizi aynı masada buluşturacak 5 pratik yemek tarifi!

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. 17 adımda çocuklarda gece öksürüğünü kesmenin yolları
    2. Beyinden alerjiye: Kaygılı jenerasyon
    3. Okullardaki sessiz tehlike
    4. Yaza girerken, güneşi ve D vitaminini bilinçli kullanın
    5. Bebek odalarında buhar makinesi kullanımı
    6. Alerji ve astımı önlemek için hamile ve süt veren annelere öneriler
    7. 20 maddede çocuklarda sinüzit/alerji gerçeği
    8. Yuva ve anaokullarında öğle uykusu iyi mi kötü mü?
    9. İştahsızlık, elde kaşık çocuk peşinde gezme kader mi?
    10. Büyük küçük demeden astımdan korunma yolları