• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Lip Lifting mi, Dudak Dolgusu mu? Lip Lifting Nedir?

    Kısaca lip lifting, burun tabanından boğa boynu (bullhorn) şeklinde üst dudak dokusunun çıkarılıp dudağın kısaltıldığı bir işlemdir. Bu işlem uzamış üst dudağı kısaltıp dudak çevresine gençleşmiş görünüm kazandırma yanında, vermilyon yani kırmızı dudağın yukarı dönmesine ve dolgu yapmışcasına dolgun görünür hale gelmesine katkı sağlar. Bu etkisi nedeniyle son yıllarda tek bir prosedür olarak dudak dolgusuna alternatif  olarak önerilmekte veya talep edilmektedir. Özellikle 2018 yılında, Allure Magazin dergisinde lip lifting işleminin dudak dolgusuna alternatif gibi sunulması, tüm dünyada bilinirliği ve popülaritesini artırmış ve sosyal  medyanın etkisiyle de pek çok genç tarafından talep edilir bir işlem olmuştur.

    Peki, lip lifting işlemini her talep eden bu işlem için uygun bir aday mıdır?

    Dolgun ve  etli  dudaklar, genç, güzel, sağlıklı ve zinde görünümün  önemli  bulgularından birisidir. Dudaklar doğuştan ince olabileceği gibi ilerleyen yaşa bağlı  olarak hacim kaybedip, çekici formunu yitirebilir. Birçok teknikle dudaklar kalınlaştırılıp dolgun hale getirilebilir. Dudak dolgusu bu işlemlerin başında gelmektedir. Özellikle hyaluronik asit dolgular bu amaçla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Cerrahi bir işlem olan lip lifting işlemi de bu tekniklerden biri olarak kullanılmaktadır.

    Üst dudak mesafesinin kadınlarda 11-13 mm erkeklerde ise 13-15 mm olması beklenmektedir. Bu mesafe her 10 yılda  1-3 mm uzamaktadır. Lip lifting için ideal adaylar belirli bir yaşın üzerinde ve üst dudak yani burun tabanından üst dudak çizgisine uzanan mesafenin artmış olduğu kişilerdir. Bu kişilerde alt ve üst dudak istenen eros yayı  görünümünü yitirmiş, daha düzleşmiş ve uzamıştır. Dudağa yandan bakıldığında kavisli konkav dolgun hali gitmiş, düzleşmiş, çekici, dolgun ve zinde  görünümü kaybolmuştur. Bu kişiler lip lifting için iyi aday olabilirler.

    Uygun olmayan adaylarda lip lifting yapıldığında nasıl bir sonuç ile karşılaşılmaktadır?

    Çok uzun yıllardır bebeklerde dudak yarığı, erişkinlerde dudak deformiteleri ve dudak kanseri sonrası estetik rekonstrüksiyon yapmış bir estetik plastik cerrah olarak lip lifting işleminin, çok dikkatli planlanması ve mutlak uygun adaylarda yapılması gerektiğini düşünüyorum. Lip lifting özellikle gençlerde basit bir dudak dolgusu işleminin alternatifi değildir. Lip lifting lokal anestezi altında gerçekleştirilebilecek görece kısa ve teknik olarak basit bir cerrahi girişimdir. Ancak kalıcı cerrahi girişim olup avantaj ve dezavantajlarını beraberinde taşımaktadır. 

    Ayrıca lip lifting cerrahi girişiminde iyi ve istenen sonucun alınabilmesi için  uzamış üst dudak  yanında, ameliyat izini iyi saklayacak bir burun tabanı çıkıntısının olması önemlidir. Buna ek olarak burun tabanının geniş olması da daha iyi sonuç almada etkilidir. Burun tabanı dar ise çıkarılacak doku uzunluğu da az olacağından dudakta sadece orta kısımda kaldırma (lift) etkisi yaratıp optimal sonuç alınmasında yetersizliğe yola açabilmektedir. Dolayısıyla, burun tabanı geniş birisinin yaptırmış olduğu lip lifting işleminin güzel sonucu sizde görülmeyebilir. Lip lifting işlemini talep eden kişilerin çok iyi değerlendirilmesi ve bilgilendirilmesi önemlidir. 

    Üst dudak mesafesinin görece kısa olduğu ve gülünce hafif diş etlerinin göründüğü ve dudağı normal bıraktığında dişlerin birkaç mm gözüktüğü genç kişiler, lip lifting için uygun aday olmayabilirler. Bunlarda ameliyat izi daha belirgin olabilir ve üst dudak kısaltıldığında doğal olmayan sonuçlarla karşılaşılabilir. Bu kişilerde dudak dolgusu ile çok iyi sonuç alınabilir.

    Üst dudak mesafesinin uzun olduğu, gülünce dudağın kalkmadığı ve dişlerin görünmediği kişilerde ise dudak dolgusu iyi sonuç vermeyebilir. Ördek dudak görünümü belirginleşmekte ve estetik görünmeyen sonuçlarla karşılaşılmaktadır. 

    Bu nedenle çok iyi değerlendirme yapılmalı ve uygun adaylarda bu işlem gerçekleştirilmelidir. Sosyal medyada popüler olan bir trendin ve artmış talebin size uygun olup olmadığı mutlaka sorgulanmalıdır. 

    Prof.Dr. Muhitdin Eski

    Yazının devamı...

    Botoksa Başlamak İçin Çok mu Erken, Yoksa Geç mi Kalıyorum?

    Bu değişimleri ve trendleri yakalamak ve geri almamak için sosyal medyada estetik cerrahlar ve estetik girişimler hakkında amansız araştırma yapmaktadırlar. Bu işlemlerin başında da botoks uygulaması gelmektedir.

    Botoksa ne zaman başlayabilirim?

    “Botoksa başlamak için çok mu erken?”  estetik plastik cerrah olarak en sık karşılaştığımız  soruların başında gelir. Nadiren bu soruya “çok erken” cevabını veririz.

    Yüz bölgesinde, kaş arasında, alında, göz çevresinde oluşan kırışıklıklar sıklıkla yoğun mimik hareketleri  veya  yatış pozisyonuna bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Özellikle yüz ifade kaslarının yoğun çalışması, yani mimik hareketleri, çatık kaş, alın çizgileri  ve özellikle göz çevresinde kaz ayağı  oluşumuna yol açabilir. Çocukluk ve gençlik çağında yoğun mimik hareketleri ile oluşan ve kişiye  özgü çizgilerin zamanla  kalıcı olup derinleştiği bilinmektedir. Yüz ifade kaslarının etkinliğinin azaltılmasıyla bu çizgilerin basitçe oluşmayacağı veya derinleşmeyeceği  söylenebilir.

    Benzer şekilde yatış pozisyonuna bağlı olarak yüzde oblik olarak ortaya çıkan uyku çizgileri de, aynı pozisyonda yatmaya devam edildiği sürece kalıcı olabilmektedir. Yatış pozisyonun değiştirilmesi yada basıncı eşit dağıtan yastıklar kullanılmasıyla bu çizgiler önlenebilir.

    20’li, 30’lu yaşlarda düzenli olarak yapılacak botoks tedavisinin, kişinin 40’lı, 50’li yaşlardaki görünümünü dramatik olarak etkileyeceği bildirilmektedir. Bu durumu estetik cerrahi pratiğinde de çok sık gözlemekteyiz. Düzenli botoks yaptıran hastalarımızın kırışıklıklarının hafiflediği hatta bazen kaybolduğunu gözlemekteyiz. Fasiyal Plastik Cerrahi arşivi isimli dergide  bu gözlem bilimsel makale olarak yayınlanmıştır (Arch Facial Plast Surg.2006;8(6):426-431).  Bu etki 38 yaşındaki tek yumurta ikizlerinde çok iyi bir şekilde tespit edilmiştir. İkizlerden birisi 25 yaşından itibaren düzenli olarak botoks yaptırırken, diğeri  ise 7 yıllık periyodda  sadece 2 kez botoks uygulatmıştır. Düzenli botoks yaptırmamış ikizde alın ve çatık kaş çizgileri istirahat halindeyken bile belirginken, diğer ikizde son botoks uygulamasından 4 ay geçmesine rağmen bu çizgiler gözlenmemiştir. Bu gözlem botoksla düzenli tedavinin mimik çizgilerini gelişimini azaltabileceği şeklinde yorumlanmıştır.

    Yaşla ortaya çıkan değişimleri önlemek ve azaltmak için güneş koruyucu krem, peeling uygulaması, akılcı botoks ve dolgu uygulamaları, lazer tedavisi gibi non invazif girişimler oldukça önemlidir. Bu girişimler kişinin  genç  ve  sağlıklı ve zinde görünmesini sağlamaktadır. Bu nedenle, nadiren bu işlemlere başlamak için erken denebilir. Asıl sorulması gereken  “ Ne zaman geç olduğudur”*. 

    *When is “ Too early” too early to start Cosmetic Procedures JAMA  Dermatology, 2013 149(11);1271 

    Prof. Dr. Muhitdin Eski

    Yazının devamı...

    Jinekomasti Nedir? Jinekomasti Tedavisi Nasıldır?

    Fizyolojik jinekomasti yaşam boyunca, yeni doğan dönemi, ergenlik çağı ve hayatın geç dönemlerinde olmak üzere 3 dönemde görülebilir.

    Yeni doğan döneminde anneden geçen östrojenin etkisi ile ortaya çıkar ve haftalar içinde kaybolur.

    Ergenlikte görülen meme büyümesine pubertal jinekomasti adı verilmektedir. 13-16 yaş grubu erkek çocuklarında çok sık (%65) rastlanır ve nedeni tam bilinmemektedir. Pubertal jinekomastinin %90-95 1-2 yıl içinde kendiliğinden kaybolur.

    İleri yaş erişkinlerde ise %30-65 arasında jinekomasti görülebilir. Bu kişilerin yapılan muayenesinde meme ucu altında büyümüş gland dokusu ele gelir ve çoğunlukla hiçbir şikayet oluşturmaz. Ağrı ve meme ucunda akıntı olması bu hastaların dikkatli bir şekilde incelenmesi gerektirir.

    Jinekomasti nedenleri nelerdir ?

    Ergenlikte görülen jinekomastilerin %90dan fazlası fizyolojik yani ergenliğe bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Geri kalanı ise Klinefelter sendromu, travma, orşit gibi doğumsal ve edinsel gonadal yetmezlikler, kronik (siroz, trioid hastalığı) veya çeşitli endokrin hastalıklara bağlı ortaya çıkabilmektedir. İlaç kullanımı ise bir diğer nedendir. Günümüzde 300 den fazla ilacın jinekomastiye neden olduğu bilinmektedir. Bu ilaçlar östrojen ve testesteron seviyelerini değiştirerek yada bu hormonlara duyarlılığı artırıp azaltarak etki göstermektedirler.

    Jinekomastide bir diğer önemli neden ise çağımızın hastalığı olarak ta kabul edilen obezite yani şişmanlıktır. Kilo fazlalığına bağlı olarak görülen meme büyümesine lipomasti veya pseudojinekomasti ismi verilmektedir. Bu durumda fazla yağlanmaya bağlı olarak meme büyümüş olarak görülmekte ve muayenede meme yani gland dokusu ele gelmemektedir.

    Vucut geliştirmeyle ilgilenen kişilerde de jinekomasti görülebilmektedir. Jinekomasti nedenlerinin başında anabolik steroid hormon kullanımı gelmektedir. Buna ek olarak protein tozları, omega asitler ve içeriği tam bilinmeyen suplementler kullanımıda jinekomastiye yol açabilmektedir. Vucut geliştirme ile ilgilenen ve anabolik hormon kullanan erkeklerde ortaya çıkan meme büyümesi hormon kesilse bile kalıcı olabilmektedir. Bu kişiler memede ağrı, hassasiyet ve meme ucundan akıntıdan şikayetçi olabilirler. Meme ucunu sıkıldığında akıntı gelmesi sıklıkla anabolik steroid kullananlarda vücut geliştirmecilerde görülmekte ve bir doktora başvurmayı gerektirmektedir.

    Jinekomasti klinik seyri:

    Ergenliğe bağlı olarak ortaya çıkan ve bir nedeni ortaya konamayan fizyolojik jinekomastiler 1-2 yıl gibi bir sürede %90-95’ı kendiliğinden kaybolmaktadır. Bu nedenle jinekomasti görüldükten sonra mutlaka bu süre beklenmeli ve sonrasında tedavi planı yapılmalıdır. Yaklaşık %5-10’u kalıcı olabilmektedir. Yirmili yaşlarda jinekomasti nedeniyle başvuran hastaları bu grup oluşturmaktadır.

    Kullanılan bir ilaç jinekomastiye yol açıyorsa ilacın kesilmesi veya değiştirilmesi faydalı olabilir. Çeşitli hastalıklara bağlı jinekomasti var ise altta yatan hastalığın tedavisinin yapılması erkeklerde görülen meme büyümesini azaltabilir. Ancak bu durum düzelmez ise cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulabilir.

    Jinekomasti tedavi endikasyonu (gerekliliği):

    Jinekomastide ameliyat gerekliği sıklıkla estetik amaçlıdır. Bu kişiler için denize, havuza girmek, dar kıyafetle spor yapmak çok büyük stres kaynağıdır. Jinekomasti kıyafetlerin içinde özellikle strech tişört altında belli olabilmekte ve görünüm bozukluğuna yol açabilmektedir. Bu durumu gizlemek için sürekli geniş tişört giyme ihtiyacı duyulabilmektedir. Jinekomastisi olan kişiler sıklıkla denize havuza girmekte isteksizdirler. Bu yaşanan durumlar ciddi sıkıntı ve stres kaynağı olabilmekte ve öz güven kaybına yol açabilmektedir. Bu psikolojik etkiler kişinin sosyal yaşantısını da çok olumsuz etkileyebilmektedir.

    Gerek ergenlik çağı gerekse erişkin dönemde ortaya çıkan jinekomastilerde tek taraflı büyüme, meme ucunda akıntı veya ağrı varsa gerekli muayene ve tetkikler için mutlaka doktora başvurulmalıdır. Değerlendirme sonrası cerrahi tedavi endikasyonu ortaya çıkabilir.

    Jinekomasti ameliyatı:

    Jinekomasti operasyonlarında farklı teknikler kullanılmaktadır. Teknik seçiminde meme dokusunun durumu önemlidir. Erkek memesi yağ ve gland dediğimiz meme dokusundan oluşur. Jinekomastiye neden olan meme çoğunlukla yağ dokusundan oluşuyorsa, liposuction adını verdiğimiz yağ alma tekniği ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Memede yağ dokusu ile beraber belirgin gland dokusu varsa, bu kişilerde liposuction yeterli olmayabilir. Bu durumda liposuction tekniği ile çıkartılamayan sert lastik kıvamdaki gland dokusu cerrahi olarak çıkartılması gerekebilir. Bu amaçla liposuction yapıldıktan sonra meme ucu koyuluğun alt kenarından yarım ay şeklinde kesi yapılarak, liposuction ile alınamayan gland dokusu disk şeklinde çıkartılıp meme normal büyüklüğüne kavuşturulabilir. Bu teknikte meme altında zorlukla fark edilen bir iz kalır. Liposuction ve gland eksizyonu birlikte uygulandığı bu teknikte çok iyi sonuç alınmaktadır. Çok ileri derecede büyüme varsa ve en önemlisi meme sarkma varsa, gland eksizyonu ve liposuctiona ek olarak meme koyuluğu etrafında cilt dokusu çıkartılması gerekebilir. Bu durumda meme siyahı çepeçevre saran bir ameliyat izi kalabilmektedir. Bu çok tercih edilen bir teknik değildir. Jinekomastinin derecesine ve tipine bağlı olarak bu 3 teknikten biri ile ameliyatınız gerçekleştirilir. Bireysel faktörler, kişisel tercihler ve cerrahınızın önerileri erkek meme küçültme ameliyatında seçilecek tekniği belirlemede önemlidir. Bu konuda en iyi kararı sizinle görüştükten sonra estetik ve plastik cerrahınız verecektir.

    Tedavi sonuçları:

    Cerrahi tedavi jinekomastinin ortaya çıkardığı psikolojik ve fiziksel sorunları ortadan kaldırıp yaşam kalitesini artırmaktadır. Hasta memnuniyetinin çok yüksek olduğu bir tedavidir.

    Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhitdin Eski

    http://www.muhitdineski.com/

    https://www.instagram.com/drmuhitdineski/

    Yazının devamı...