• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Tebrikler Beşiktaş ikram geri çevrilmedi

    Beşiktaş’ı yönetimi, teknik ekibi, pandemi döneminde böyle sıkıştırılmış ligde yetersiz kadro yapısına rağmen ruhunu sahaya koyan ve ipi göğüsleyen Beşiktaşlılar’ı tebrik edelim.

    25 PUAN KAYBOLMASAYDI...

    ‘Süper Lig’ dediğimiz, ‘finali muhteşem oldu’ dediğimiz bu lig, ikramların, karşı ikramların, hataların, endüstriyel futbolun bu pahalı dünyasına yabancı kalan yönetici, teknik adamların tutarsız ve pasif kararlarıyla geçti. Kadıköy’de 25 puan kaybolmasaydı, Ali Koç sportif direktör ve teknik adamları Fenerbahçe’nin büyüklüğüne yakışır isimlerden seçseydi, Terim, yönetimle yaşadığı ‘git-gel’lerden desteksiz kaldığı günlerden sürdürdüğü bu yarışta dönem dönem dağılmasaydı Beşiktaş, kendisine sunulan bu ikramları geri iade etme çabasına rağmen son iki maçta verdiği 6 puana rağmen nasıl şampiyon olacaktı?

    'AZ'DAN 'ÇOK' YARATMAK

    Ama Sergen Yalçın, Josef ve Ghezzal’den ‘Yılın Oscar’ı’nı kazanacak iki futbolcu yaratmasa yönetimin yedeksiz bıraktığı kadroda tevekküle sığınmasa, bu işler zor olurdu. Ligin orta kalitedeki bir takımı, ligdeki en güzel oyunlardan birini oynayarak şampiyon oldu. Beşiktaş’ı azdan çok yaratan bir ekip olarak kutlamak lazım. Bu Beşiktaş, seneye aynı performansı gösteremez. Kalecisinden santrforuna, stoperinden orta saha göbeğine, yeni genç isimler lazım. Eğer Sergen, teknik adamlık yönüyle değil, futbolcu kardeşliği ile Josef ve Ghezzal’ı bu kadrodan içine yüksek bir heyecanla katmasaydı, Beşiktaş tüm ikramlara rağmen hedefe zor ulaşırdı.

    TERİM FAZLA ÜZÜLMEMELİ

    Terim averajla kaybettiği şampiyonluğun üzüntüsünü fazla yaşamamalı. Bir yerde kendini şampiyon gibi hissetmeli. Tüm çalkantıların içerisinden takımı dünkü noktaya getiren; Terim’in tecrübesi ve motivasyonu olmuştur. F.Bahçe için her şeyin gittiği bir sezondu. Geçen hafta Kadıköy’de Sivas’a kaybettiği maçtan sonra bitmişti F.Bahçe’nin şampiyonluk umutları. Fenerbahçe, Ali Koç dönemine büyük umutlarla baktı. Ama Koç, şirketlerinde gösterdiği basiret ve yönetim kabiliyetini takımın başına getirdiği ilk sportif direktörden son sportif direktöre kadar, verdiği yanlış kararlarla gösteremedi. Koç kalacaksa futbola, futbol takımına, tribünde taraftarı olduğu bir fanatik değil, bir vizyoner iş adamı olarak bakmalı. Sonuçta Beşiktaş, rakiplerinin ikramı nı geri çevirmedi. Ama oynadığı futbol, kendi kadro standardının üstündeydi. Beşiktaş’ı bir kez daha tebrik ediyoruz.

    Yazının devamı...

    Sürpriz sadece Bundesliga'da yok

    Baskı altında adeta felç olmuş, sinir telleri kopmuş bir Beşiktaş vardı sahada. Karagümrük inanılmaz rahat, her zamanki paslı oyunuyla Beşiktaş’ı sinire boğuyor, koşturup yoruyordu. Yıllarca önce Sergen Yalçın, bir muhabirin “18 yaş altı iddaa oynayan gençlere ne söylemek istersin?” sorusuna, “Bundesliga’ya oynamasınlar, çok sürpriz oluyor” cevabını vermişti. Dünkü maç, Sergen’in hesabına göre bir Bundesliga sürpriziydi.

    DİNGİNLİK DE DİNAMİKTİR

    Beşiktaş'ı haftalardır şampiyonluk potasına koyan, F.Bahçe’nin kaybettiği sürpriz maçlar, G.Saray’ın cömertçe verdiği puanlardı. Şampiyonluk gelecekse, Sergen Yalçın’ın liderlik kabiliyetinin ötesinde büyük şansı ve rakiplerinin ikramıyla gelecek. İlk yarısı Beşiktaş baskısı altında geçen bir maç ama tek gol pozisyonu var. 45+3’te Larin kafa şutunu kalecinin üstüne göndermese, Beşiktaş soyunma odasına berabere gidecekti. Karagümrük, paslı oyunuyla ilk yarı Beşiktaş’ın kademe anlayışını 2 kez bozdu, birinde golü attı, diğerini son anda Welinton önledi.

    Siyah beyazlılar, ikinci yarıyı şampiyonluk maçı gibi oynamalıydı. Gergin, stres dolu halini dingin tutmak zorundaydı. Dingilik de bir dinamiktir. Ve karmaşanın olmadığı bir hareket halidir. Beşiktaş, ikinci yarıya biraz bu niyetle başladı. 54’te Ghezzal’ın beraberlik golü, 60’ta N’Koudou’nun direkten dönen topu, Beşiktaş’ın galibiyet iştahının işaretiydi. Eric Cantona’nın “Ben belli bir takıma karşı oynamam. Yenilgiye karşı oynarım” felsefesinde Beşiktaş, yenilgiden kurtulmak için tarihi hatalar yaptı. Bütün defans güvenliğini bırakan, Vida’sı ile Welinton’ı ile disiplinsizce gol atmaya giden Beşiktaş, 10 kişi kalmış Karagümrük karşısında 80’de Borini’den ikinci golü yedi. Savunmayı bomboş bırakmak, akıl işi bir uygulama değildi. Ve Sergen de o eski günlerinden hatırladığımız o dingin havaya bir türlü bürünememişti.

    <div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJSRVBCMThzbiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

    Yazının devamı...

    Terim şapkadan tavşan çıkarmalı

    Galatasaray geriden gelip şampiyon olmaya, son haftalarda yakaladığı serilerle rakiplerini geride bırakmaya alışkın, kodlarında var. 1987’deki 14 yıl sonra gelen şampiyonluk da böyleydi, Fatih Terim’in meşhur ‘8 de kapanır 18’de...’ cümlesiyle anılan son şampiyonluğu da... Bu yüzden Beşiktaş derbisi her şeye rağmen Galatasaray için zafere giden yoldaki mühim bir engel.

    Her şeye rağmen dememin sebebi ise Galatasaray’ın performansı, ortaya koyduğu futbol. Liderle yapacağı maç da dahil matematiksel olarak 3 haftada 6 puanı kapatıp ipi göğüsleme fırsatı var. Bu yüzden ikincilik, hele ki mevcut Şampiyonlar Ligi’ne katılım koşullarıyla çok da ana hedef olmamalı. Ama Galatasaray alışık olduğumuz kararlılıktan uzak.

    Oyun yapısı itibariyle etken değil, edilgen. Beşiktaş ile arasındaki farkı indirmek için çıktığı Trabzonspor karşısında neredeyse tek bir gol pozisyonu dahi üretemezken, Antalyaspor karşısında üretken bir futbol oynuyor, sonra Konyaspor karşısında yine pozisyon bulmakta zorlanıyor, ardından da Gençlerbirliği maçında görece rahat bir galibiyet alıyor.

    "GALATASARAY OYUNA HÜKMEDECEK STRATEJİ BULUP BEŞİKTAŞ'I ŞAŞIRTMALI"

    Bu istikrarsız oyunun nedeni ise topa genellikle rakiplerinden daha çok sahip olmasına rağmen aslında kontrolün kendisinde olmaması. Galatasaray rakiplerinin izin verdiği ölçüde üretiyor. Hataya zorlayacak gücü, hızı, ritmi yok. Eğer Beşiktaş karşısında galip gelip kağıt kalemi elinden bırakmak istemiyorsa Terim’in deyim yerindeyse şapkadan tavşan çıkarması lazım, oyuna hükmedecek bir strateji bulması, Beşiktaş’ı şaşırtması lazım.

    Terim şaşırtmacaları, kadro ve oyun planında değişiklikleri ve sürprizleri sever ama bunca hafta bunu başaramayan Terim’in ve ekibinin derbide karşımıza bambaşka bir kimlik ve üretkenlikle çıkma olasılığı düşük.

    "BEŞİKTAŞ FAVORİ"

    İhtimali zayıflatan en önemli etkenlerden biri de şampiyonluk meşalesini yakan Beşiktaş’ın temposu ve ruh hali. Oyun ve skor olarak kısa süre yalpalayan Sergen Yalçın’ın takımı, Rize ve Hatay maçlarının özellikle ilk 30’ar dakikasında “Şampiyon benim!” mesajı verdi. Çok daha dar bir kadroya rağmen çok daha sorunsuz görünen Beşiktaş maçın favorisi.

    100 TL oyna, 100 TL kazan! Yeni üyelere özel, hemen Misli.com'a üye ol...

    Yazının devamı...

    14 dakikada sona eren bir maç

    Şampiyon olamayacağına inanmış bir F.Bahçe ile kümeden düşeceğine inanmış Erzurum’un maçıydı. Alanya’da 2 puan bırakıldığında şampiyonluk umutları törpülenmişti. Beşiktaş’ın Hatay önündeki 7-0’lık galibiyeti ile umutlar iyice azalmıştı.

    Yetenek maç kazandırır. Zeka ve takım ruhu şampiyon yapar. Tam 30 hafta takım ruhu olmadan ve sorunun kaynağına inemeyen teknik direktör yönetiminde aslında kaybedilen şampiyonluktu. Yönetimindeki 6 maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik alan Emre Belözoğlu’nu gelecekteki teknik sorumlu olarak lanse edenler çoğunlukta. Bana sorarsanız yanlış olur. Yönetmek bugüne, liderlik geleceğe yöneliktir. Ve F.Bahçe Emre ile devam kararı alırsa F.Bahçe’nin geleceği de Emre’nin liderliği de tartışılır.

    HAKEMLERiN DE ETKiSi VAR!

    Evindeki Başakşehir yenilgisi sonrasında kümede kalma umutları, F.Bahçe’nin şampiyonluk umutları kadar azalmış Erzurum dünkü yenilgi ile aslında Süper Lig’e veda etti. Bu vedada hakem Mete Kalkavan’ın ve VAR’daki yardımcılarının da rolü var. Penaltıda kasıt temel unsur ve mesafe çok önemli. Daha maçın başında Gökhan’ın göğsünden sekip 30 cm uzaklıktaki koluna temas eden toptan VAR’ın ve Kalkavan’ın penaltı çıkarması ile Sosa perdeyi açtı. Zaten sıfıra yakın konsantrasyonla maça başlayan konuk takımı bitirdi bu gol. Erzurum’un dağılmış hali Valencia ve Pelkas’a 14 dakika içinde golleri getirdi.

    EMRE iÇERi GiTMEMELiYDi

    Zorlama konsantrasyon olmaz. Erzurum kazanamayacağını bildiği maçı kaybetti. Böyle bir Erzurum karşısında Mesut daha etkili, Sosa baskısız oyunda rahat, Mert Hakan ve İrfan Can da antrenman maçında gibiydiler. Geçen yıl saha kenarında hakemin Ozan’a gösterdiği kırmızı karta tepki olarak oturduğu sandalyeyi sahaya fırlatan ve sarı kart gören Belözoğlu, yaşı, kariyeri ve beklentilerine uygun davranışları F.Bahçe başında kaldığı müddetçe sergilemeli. Ve bitime dün olduğu gibi 3 dakika kala soyunma odasına dönmemeli.

    iSLAM ÇUPi BUNU KASTETMEDi

    Dün F.Bahçe’nin 114. kuruluş yıldönümüydü. Yürekten kutlarız F. Bahçe camiasını. Rahmetli İslam Çupi “F.Bahçe’nin büyüklüğü ne şampiyonluk ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz” derken dün 3-1 öne geçtiği maçta lakayıt tavırlarıyla sayısız gol kaçıran ve Erzurum’a 2. ve 3. gol şansını veren F.Bahçe’yi kastetmiyordu herhalde.

    Dünkü maç istedikleri hedef için umutları çok azalmış 2 takımın 14 dakikalık mücadelesiydi ve de 14 dakikada bitti.

    100 TL oyna, 100 TL kazan! Yeni üyelere özel, hemen Misli.com'a üye ol...

    Yazının devamı...

    Dolmuşa binmeyelim Emre farkı demeyelim

    Dün maç öncesi “Şampiyonluk inancı ile geldik, inandığımız doğruları yapacağız” derken kendisini dinleyenlerden bir talebi var mıydı bilinmez ama dünkü oyunla söylediğinin çok daha farklı bir yerinde olduğu kesin. Belözoğlu, F.Bahçe misyonunu bilen, iyi oynayarak, hep kazanmaya ve şampiyonluklara kodlanmış bir takımı sahaya sürme hesabı içinde. Ligin en zengin futbolcu kadrosu ile uzak ara şampiyonluk adayı F.Bahçe’nin genlerini çözemeyen Erol Bulut ile Kadıköy’de kaybedilen onca puandan sonra Emre şimdi 5 dakikada gerçek F.Bahçe’yi yaratsın isteniyor. Dolmuşa binmeyelim, son haftalardaki kıpırdanmaya ‘Emre farkı’ demeyelim. Olmuyor, oyuncularının potansiyelini ki ne kadar olduğu tartışır performansa dönüştürmek için bütün çabaları sonuç vermiyor.

    ALANYA ÇOK DAHA YAKINDI

    3 topu direkten dönen, 6 metreden inanılmaz goller kaçıran, özellikle F.Bahçe’nin 10 kişi kalmasıyla oyunu domine eden Alanya galibiyete çok daha yakın taraftı. Çağdaş Atan maç öncesi “Mesut’un varlığını F.Bahçe’nin zafiyetine çevireceğiz” söylemini orta sahadaki farklı oyun varyasyonlarını uygulayarak gerçekleştirdi. Topa hükmetmeyi seven iki takımın mücadelesinde gol pozisyonları çoktu. Çünkü iki tarafın savunma hataları anlatılır gibi değil. Dün Pelkas, Mert, Mesut başta olmak üzere F.Bahçe’nin yavaş, rakibe zaman kazandıran oyun anlayışı ile sonuç alması mümkün değildi.

    MESUT 4'TE 1'İNDE BİLE DEĞİL

    Futbol goldür. Rakip alana 7 oyuncu ile geldiği anlarda pozisyon üretememek F.Bahçe’nin sıkıntısıdır. Alanya orta sahayı hızlı, az adamla diklemesine geçme planı yaparken F.Bahçe çok adamla, çok pasla ama yavaş gol noktasına gitmeyi denedi. F.Bahçe, Efecan ve Davidson’a sahasında geniş alanlar vermenin bedelini Gökhan’ın kırmızı kartıyla ödedi. Aylar sonra sahaya dönen Mesut potansiyelinin 4’te 1’ini bile gösteremedi. Alanya’nın topa sahip olma isteği ve hızlı oyun anlayışı F.Bahçe kalesinde her zaman tehdit oldu.

    KRİTİK HAFTADA 2 PUAN GİTTİ

    Geldiği günden bu yana 13 puan toplayan Emre’nin takımı dün 2 puanı çok kritik haftada kaybetti. Bu kadro bir yerde Emre’nin oluşturduğu kadro. Oynayanlar patron, zenginler kulübü. İsimleri büyük, transfer bedelleri yüksek. Her biri ayrı telden çalan bu kadroya F.Bahçe misyonu yüklemek Emre’yi de aşar. Liderin 5 puan gerisine düşen ve yarışta yara alan F.Bahçe iptal edilen penaltıda kural hatasını gündeme getirerek hedeften kurtulmak istiyor.

    <div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJBUU14OUxLUiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

    Yazının devamı...

    Maç Beşiktaş'ın hakkıydı ama futbol 90 dakika

    Ama sayısal olarak Sergen Yalçın felsefesi; sahaya 11 kişiyle çıkan takımın eksik olmadığı görüşü, Beşiktaşlı her futbolcuya bir motivasyon veriyordu. İlk yarım saatte 5 gol atabilecek Beşiktaş geniş pencereden bakarsak bu kadar cömert olmamalı gol pozisyonlarında. 16.dakikada Ghezzal’ın yarattığı ve N’Koudou’nun bitirdiği gol sonrasında şunları mırıldandım: “Ghezzal ve Rosier’in belgelerini transferin bitimine dakika kala federasyona yetiştiren motokuryelere tüm Beşiktaşlılar yatsın kalksın dua etsin.

    İSTERSEN ATMA!

    Bir ressamın fırçasının kıvraklığı veya bir şairin kelime oynaklığı benzeri hareketlerle sağdan kopup gelen Ghezzal herkesin gözünün pasını aldı ve N’Koudou’ya ‘istersen atma’ misali 16. asistini yaptı. Beşiktaş ligi domine ettiği eski günlerine geçen hafta dönmüştü. Bunca eksiğine rağmen yılın futbolcusu Josef’in önderliğinde sağda Ghezzal, ortada Atiba ve zorunlu 9 numara Gökhan dün Beşiktaş’ın gecesine renk katan ilk isimlerdi. Beşiktaş takım halinde başarılı bir futbol sergiledi. N’Koudou ve Ljajic biraz daha sorumluluk alabilse farkın çok daha artabileceği bir maçtı

    KARTAL'IN GUIVARCH'I TÖRE

    98 Dünya Kupası’nda Fransa Teknik Direktörü Aime Jacguet’nin gol atamayan santrforu Guivarch, hep kenarlara ya da geriye saklanarak sağdan ve soldan gelen Pires, Trezeguet ve Henry’ye gol yollarını açardı. Sergen’in Guivarch’ı Gökhan Töre dün topu getirişi ve bitirişiyle nefis bir gol atarak skoru 2-0’a getirdi ve maça noktayı koydu. Sergen Yalçın bu zor günlerde bir liderin verebileceği motivasyonu futbolculara çok iyi aşılamış ama bir futbol maçının 90 dakika olduğunu ve son dakikaya kadar ciddiyetten kopmamak gerektiğini futbolculara aşılayamamıştı. Ankaragücü maçında 2-0’dan maçı 2-2 bitiren Beşiktaş dün 3-0’a getirdiği maçı 1 puanla da kapayabilirdi. Beşiktaş’taki bu zaaf geride kalan 4 haftada bir şampiyonluğa mal olabilir.

    JOSEF'İN YANINA GHEZZAL

    Josef'i hep yılın Beşiktaşlısı görürüm ama Ghezzal’ı da artık ona çok yaklaştırıyorum. 75’te bir kontratatakta sağdan getirdiği topu çok az futbol yıldızının yapabileceği bir falsolu vuruş ile ağlara yollayınca 16. asiste 5. golü de ilave etti. Geçen hafta Cüneyt Çakır, dün Abdülkadir Bitigen... Bitigen’in 92. dakikada Larin’e ceza sahası içinde yapılan harekete penaltı düdüğü çalacak diye bekleyenler devam işaretini görünce ‘Bu işte bir iş mi var?’ sorusunu daha sık sormaya başladılar. Beşiktaş, Ankaragücü maçının bir tekrarını oynadı. Ama skor üstünlüğünün vermiş olduğu rahatlığın nelere mal olacağını bir kez daha görebilirdi. Sergen Yalçın’ın yapacağı tek şey futbolcularına bir maçın 90 dakika olduğunu ezberletmesi.

    <div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJSRVBCMThzbiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

    Yazının devamı...

    Josef’in Arabistan’da işi ne?

    Son 6 maçta 2 galibiyet alıp, 9 puan kaybederek ‘oldum’ dediği şampiyonluğu riske sokan Beşiktaş’a bir doping lazımdı. Ve Beşiktaş son haftaların en başarılı performansını o doping sonrasında gösterdi. ‘Eksikleri konuşmak doğru değil, önemli olan oyuncuların sahada ne yaptığı. Aslan gibi çıkar oynarız’ cümlesini maç önünde kuran Sergen Yalçın, Aboubakar, Cenk, Larin, Atiba,Welinton ve Oğuzhan’ın yokluğunda ‘eksik yok’ deyişinden daha fazla doping yapamazdı sahaya çıkan oyuncularına.

    Farklı bir futbol şahsiyeti Josef de Souza. Tam bir profesyonel. Onu 4 yıl önce Arabistan çöllerine yollayanlar ne kadar hata yapmışsa, alıp Beşiktaş’a getirenler de o kadar doğru bir işe imza atmış. Kendi stoperi ile santrforu arasında müthiş bir enerjiyle gidip gelen, en kritik pozisyonlarda topun yanında olan Josef bu mevsim Beşiktaş’ın en başarılı futbolcusu.

    ESKi BEŞiKTAŞ GiBiYDi

    13 dakikada atılan 4 şuttan 3’ünün gol olduğu maç penaltıya başladı. 4. dakikada Ghezzal ilk golü atarken 2 dakika sonra dağılmış Beşiktaş stoper tandemi arasında Henrique skoru eşitledi. Kayseri ilk 15 dakika müthiş bir iştah ve tam saha presle Beşiktaş’ı şaşırtırken 13.dakikada Ghezzal-Ljajic pas akışında N’Koudou çok güzel bir gol attı. Ve sonra Beşiktaş sazı eline aldı.

    Tiki taka, hızlı, sert, kısa paslarla rakip ceza sahasında pozisyon arayan Beşiktaş aynı şeyi Ankaragücü maçında olduğu gibi kendi ceza sahasında yapınca sıkıntı yaşıyor. İlk yarı boyunca hızlı, paslı, rakibe baskılı oyunu sahada görünce eski Beşiktaş günlerine döndük sanki. Skoru tutmak, rakibi ceza alanında karşılamak gibi şampiyonluğa yürüyen bir takıma yakışamayan hatalar yüzünden Beşiktaş, Fenerbahçe maçının son dakikasında gelen travma golden sonra Kasımpaşa ve Ankaragücü maçlarında da korumaya dönük futbol yüzünden puanlar kaybetti.

    ENERJi VE AKIL

    Dün enerjisini ve aklını iyi kullanarak Kayseri’yi ceza sahasına yaklaştırmadı. Josef tamam ama bu sezon Ghezall’ın da hakkını yememek lazım. Takımın asist kralı dün 65’te nefis bir pasla N’Koudou’ya maçı bitiren golü attırdı. Dün kendini kanıtlamak isteyen Montero, Necip, Gökhan, Ljajic ve N’Koudou, Beşiktaş’ın en kritik maçından yüzlerinin akıyla çıktılar. Kalan haftalarda her maç Beşiktaş için bir final. Dün gördükleri sarı kartla Rosier ve Necip de cezalı. Yani Fenerbahçe maçına kadar fırtına gibi esen, herkesin takdirini kazanan takımın yarısı yok. Rizespor deplasmanı bu hafta zor geçecek. Hatay ve Galatasaray maçlarında zirvenin rengi belli olur kanaatindeyim.

    Ama Beşiktaşlı şunu dert etmeli; Sergen Yalçın’ın dün art arda söylediği iki cümleden hangisini ister? 

    1- Eksikleri konuşmak doğru değil. Aslan gibi çıkar oynarız 

    2- Eksikler yüzünden şablon bozuldu ve performanslar düştü. Sizce hangisi?

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...

    Bu ruh halleri 2 takıma da yetmez

    Hiç kimse kendi çabasıyla çıkmadığı yükseklikte kendi çabasıyla kalamaz. Bu takımlar için de böyledir. Son 4 yıl bu aylarda şampiyonluk hesapları yapan Başakşehir şimdi kümede kalma derdinde. Bu yıl şampiyonluktan bir alt lige giden takımı da görebiliriz ligimizde. 4 yıldır zirvelerde gezen Başakşehir neden kalamadı o yükseklikte? Derler ki “Düşmek de uçmaya dahildir.”

    FUTBOLUNU NASIL UNUTUR?

    Vısca bu takımın çok şeyi. 88’de kazanılan penaltıyı Harun’a nişanlamasa bir beraberlik gelse değişen fazla bir şey olmazdı. Erzurum ve Rize’nin deplasmanda kazandığı, Malatya’nın 13 hafta sonra sahadan 3 puanla ayrıldığı ligin dibindeki büyük mücadelede Başakşehir kazanmak için hiçbir şey yapmadı hatta penaltıyı bile atamadı, bu sezon kazanılan 5 penaltıdan kaçan 4.’süydü. Bir takım oynadığı futbolu nasıl unutur, nasıl bu denli sıradan bir hal alır, hayret.

    KONTRATAK YAPAMAYINCA...

    Kontratak gole gitmenin en kestirme yoludur. Bu tür ataklardan gol atamayan ve atan ekiplere karşı önlem alamayan ekipler başarılı olamaz. F.Bahçe bastırırken Başakşehir bir kontrada az adamla yakalanan defansı 2 pasla geçti ve Ömer Ali harika bir gol attı. F.Bahçe pres yapmadığı halde Başakşehir kendi sahasından çıkmada zorlandı, bir oyun kuramadı. Ligin yan toplardan en çok gol yiyen takımı Başakşehir en çok gol atan takımı F.Bahçe’nin Szalai ile gelen 40. dakikadaki golüne de engel olamadı.

    KACAMAN SADECE iZLEDi

    Aykut Kocaman da ikinci yarı benim gibi seyretti. Bu F.Bahçe’nin maçı alması anlamına geldi bir noktada. Hele tecrübeli Mahmut’un sarı kartı varken Valencia ile dalaşması ve kırmızı kartla oyun dışında kalması Başakşehir’in süngüsünü iyice düşürdü. F.Bahçe’de Novak-Gustavo, Başakşehir’de Topal ve Chadli’nin oyuna girişlerin takım formatlarında ve performanslarında fazla bir değişiklik yaratmadı. Başakşehir ligin sondan 4.’süyken oynadığı futbolla ligdeki yerini zirvede 4. sanan bir anlayışta ve donukluktaydı.

    DAHA ÇOK ŞEVK LAZIM

    F.Bahçe Beşiktaş’ın beraberliği ve G.Saray’ın galibiyeti sonrası şampiyonluk yarışı için mutlak kazanmak zorunda olduğu maçı bir şampiyonluk açlığı ve mutlak kazanma iştahı ile oynamadı. Son 15 dakikada Başakşehir riskleri alıp gol ararken beraberliği yakalaması işten bile değildi. Ama Visca skoru eşitleyecek penaltıyı atamadı. Oynanan bu futbol F.Bahçe’yi şampiyon yapmaz, Başakşehir’i de kümede tutmaz. Daha çok şevk ve heyecan lazım.

    10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

    Yazının devamı...