Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum

1dk okuma

Evlenmekten, âşık olmaktan ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum. Ne yazık ki korktuğum başıma geldi. Birini takıntılı bir şekilde sevmeye başladım...

Haberin Devamı

Bir adama âşık oldum. Aşk ve evlilik ise benden çok uzaktı. Çocukluğum çok kötü geçti. Yazları fabrikada, kışları okuldaydım. Kendi çabamla okudum. Annem sevmediği bir adamla yani babamla evlenmiş.
Mutsuz bir evlilik içinde büyüdüm. Evlenmeyi düşünmedim, daha doğrusu istemedim. Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum.
Aşktan da korkuyorum, korktuğum da başıma geldi. Daha önce evlenmiş ve ayrılmış bir adama âşık oldum. Yalnız bu adam eski karısı ile bağlantıda.
Ayrıca yaşadığı şehirde hayatında bir başka kadın var. Aklım çok karışık. Üzülüyorum. Mantığımı kaybettim. Nedenini söyleyemem ama her şeyi silip atmak istiyorum. Kaçış sendromu yaşıyorum.
Çünkü onu kıskandığımı fark ettim.
Hem de bu kıskançlık çok mantıksız hale geldi.
Onu görmek istiyorum, sesini duymak istiyorum.
Sanki bu aşk beni kavradı...
Bu yaşadıklarım benim gibi bir öğretmene hiç yakışmıyor.
Arada ona sert mesajlar da yazdım. Ne yapacağımı bilemiyorum.
O yüzden sanırım her şeyi silip atacağım. Beni yiyip bitiriyor bu üzüntü...
Üstelik eski karısı ve ailesinin hedefindeyim. Bunu birilerinden de duydum. Çok mutsuzum.
Neşemi kaybettim.
Bana ne önerirsiniz?
Bu mesajı okuyorsanız bana bir akıl verin lütfen. Her şeyi silip atmak, yok etmek geliyor içimden. Bunalımdayım.
◊ Rumuz: Silip atacağım

YANIT

Haberin Devamı

Sevgili kızım, sanırım çocukluğundan beri çok çalışmış, öğretmen olabilmek için çok çaba göstermiş, sonunda istediğin mesleğe ulaşmış olsan da bu konuda tam anlamıyla beklediğini bulamamışsın.
Bu aşırı çalışma ve stres senin, uzmanların tükenmişlik sendromu dedikleri bir ruhsal sorunla karşılaşmana neden olmuş. Uzun çabalardan sonra, belki de hiç sosyal bir yaşamın olmadan, gençliğini ve çocukluğunu yaşayamadan, doğrudan mesleğine başlamışsın.
Bu arada hiç sevgilin, erkek arkadaşın hatta belki de kız arkadaşın bile olmamış. Hayatının merkezine hedef edindiğin o amaca ulaşmayı koymuşsun. Oysa hayat bir dengedir. Eğer bu dengede bazı sorunlar olursa, eksiklikler olursa, denge bozulursa, bazı fiziksel ya da psikolojik hastalıklar ortaya çıkar. Enerjinin tükenmesine bağlı olarak ortaya çıkan bu denge bozukluğu sonuçta yaşam sevincinin, hayata bağlılığının da zaman içinde tükenmesine neden olur.
Yıllar boyunca âşık olmaya fırsat bulamamışken, birden hiç olmadık birine karşı böyle takıntı denebilecek bir tutkuya kapılman da işte bu ruh halinin sonucu. Şimdi elbette bu olmayacak aşkın, sonu gelmeyecek bir sevginin sana nasıl bir mutsuzluk getirdiğini görüyorum.
Annenle babanın kötü bir evliliği olması, seni yıllarca evlilikten korkan bir insan haline getirmiş. Erkeklerin baban gibi olabileceği ya da annen gibi dayak yiyen bir kadın olma endişesi seni böyle asosyal biri haline getirmiş.
Şimdi de böyle asla sana uymayacak, karşılık göremeyeceğin bir sevgiye kapılmışsın. Ve bu da sana mutsuzluktan başka bir şey getirmemiş. Elbette yanlış bir seçim yapmışsın. Ama çözüm yine sende kızım. Madem bunun yanlış olduğunun farkındasın, yarı yarıya kurtuldun demektir.
Gayret gösterip, bu seni bağımlı hale getiren bağlardan bir kurtulabilirsen, derin bir nefes alacaksın. O zaman hayatın güzel yönlerini görmeye ve gerçekten yaşamaya başlayacaksın.