• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Çocuklar için mutsuz evliliği sürdürmek çok acımasızca












    Hayır sevgili kızım, ne haksızsın, ne de bencil. Önce çok doğru iki önemli tespitin var...
    “Evliliğin başlarında sevdiğim için olumsuz yanlarına katlanabiliyordum. Fakat şimdi sevgim bittiği için her olumsuz tavrı beni rahatsız ediyor, tahammül etmekte güçlük çekiyorum” diyorsun.
    Ki çok haklısın. Bu çok büyük bir gerçek... İnsan sevdiği sürece karşısındakini hayal ettiği gibi görür, kusurlarını kendisinden bile saklar.
    Sevgi bittiğinde ise her şey artık gözüne batar. Artık ona katlanamaz olur.
    Bir de “Açıkçası çocuklar için de mutsuz bir evliliğe kendimi mahkum etmek acımasızca geliyor bana” sözün var. Bu da büyük bir gerçeği ifade ediyor. “Ben mutsuz olursam çocuklarıma ne verebilirim?” derken gerçekten de böyle mutsuz bir ortamda büyüyen çocukların gelişmesinin normal olabileceğini düşünmek çok zor.
    Bana kalırsa bu sevgisiz ve mutsuz evliliği sürdürmenin anlamı yok.
    En önemlisi de eşinle düzgün bir cinsel hayatınız olmaması, onun seni bu konuda ihmal etmesi...
    Ve tabii senin de artık bu koşullarda cinsellikten uzaklaşman çok doğal. Seni arzulamayan bir eşe karşı duygularını kaybetmişsin haliyle. Ancak bir genç kadının şu ya da bu nedenden kendini bunca mutsuz hissettiği bir evliliği sürdürmesi gerçekten çok yazık olur.
    Bu yüzden sevgili kızım, tabii ki sen karar vereceksin ama bana sorduğun için söylemek zorundayım...
    Gencecik bir kadının böyle mutsuz olmasına gönlüm razı olmadı.

    Yazının devamı...

    Kadına şiddet artık son bulsun

    “Kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin son bulduğu bir dünyada yaşamak istiyorum. Dövülmekten, yaralanmaktan, öldürülmekten, sokağa çıkmaktan korkmadan  yaşamak istiyorum. Eşimi, eğitimimi, mesleğimi kendim seçebilmek, özgürce giyinmek istiyorum.”

    Bana başvuran kadınların, çoğunlukla yaşamları, isyanları, cinsel tutkuları, toplumsal saplantılarıyla henüz tam anlamıyla özgürlüklerini yakalayamamış kadınlar olduklarını düşünüyorum.

    Yine de her şeye rağmen, özgürlüğün tadını almış, artık başkaldırmayı düşünebilen kadınlar...

    Artık babalarına ya da kocalarına boyun eğmek istemiyorlar.

    Şunu üzülerek söylemeliyim ki, birçok ailenin çocukları hâlâ büyüklerin zoruyla, hatta yakın akrabalarla evlendiriliyor, flört etmekten korkuyor.

    Evlilik öncesi cinsel ilişkiye giren genç kızlar aynı erkekle evlenemezlerse, büyük bir panik yaşıyorlar.

    Burada aile korkusu baskın... Bu kadınlar var olduğu sürece “kadın hakları”ndan söz edebilir miyiz?

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle sizinle iki ayrı kadından gelen iki mektubu paylaşmak istedim...

    Sokağa çıkmama izin vermiyorlar

    Bizim oralarda hemen her evlilikte yapıldığı gibi babamın ve amcamın ortak kararıyla evlendirildim. 15’imde bile değildim amcamın oğluyla evlendirildiğimde.
    Evlilik dersen, sizin bildiğiniz evliliklerden değildir bizimki. Bizim rızamız alınmaz. Zaten evliliklerin çoğunda asıl amaç erkeklerin çıkarlarını korumaktır. Zaten bizde evlilik dini nikah demektir.
    Dini nikahta da bazen kadın bulunmaz bile.
    Şahitler yeterlidir ve bu şahitler de genellikle akraba erkeklerdir.
    Cehennemde yaşar gibiyim. Sokağa çıkmama izin vermiyorlar. Aileme çok mutsuz olduğumu, böyle yaşayamayacağımı söylediğimde, “aç değilsin, açıkta değilsin... Karnın doyuyor, daha ne istiyorsun” diyorlar.
    Oysa ben bir kadınım. sevmek, sevilmek mutlu olmak istiyorum. Bu benim de hakkım değil mi?” ◊ Rumuz: Sevilmek hakkım değil mi?

    Doğuştan anayız

    Biz kadınları Allah özel olarak yaratmış. Lütfen bunun farkına varın artık.

    Her şeyden önce doğuştan anayız.

    Doğuştan insanız.

    Doğuştan fedakârız.

    Her şeye rağmen güçlüyüz, dayanıklıyız, anaya babaya bakan, hayırlı evlat biziz.

    Evlatları uğruna canını veren anayız.

    Eşine, işine, evine değer veren fedakâr insanlarız.

    Bütün bunlara rağmen hâlâ toplumda yerimizi bulamamışsak, hâlâ kadın bir şekilde taciz ediliyorsa, aşağılanıyorsa; bunun hesabını kim verecek?

    Dilediğimiz gibi yaşayamıyorsak, özgür olma hakkımız elimizden alınıyorsa, kadın sığınma evlerine ihtiyaç artmışsa, kim bunun sorumlusu?

    Rumuz: Biz kadınlar güçlüyüz

     

    Yazının devamı...

    Lisede yaşadığım ilişki uykularımı kaçırıyor
















    YANIT

    Sevgili kızım, anlayamadığım şey, sevdiğin gence üç kişiyle sevgili olduğunu anlatmakta bir sakınca görmemişsin ama o gençle yaşadıklarından söz etmekten kaçınıyorsun. Bunun nedeni aranızdaki dokunuşlar, o birkaç öpücük mü acaba?
    Aslında flört sırasında insanların masum öpücüklerle, yumuşak ve zararsız bazı dokunuşlarla yakınlaşmak istemeleri doğaldır. Sevgilerini göstermek istemelerinin bir yoludur bu.
    Belki bu genç adamın sevgisinden pek fazla emin olamamışsın. Seni rahatsız ettiğini söylüyorsun. Belki de biraz fazla zorlamış olabilir seni. Haklısın da...
    Ben bu sana travma yaşattığını söylediğin, uykularını kaçıran sevgilinin seni sandığından çok daha fazla etkilediğini düşünüyorum.
    Onu fazla önemsemiş olabilirsin. Bu yüzden herkesi bu yeni arkadaşına anlatabiliyorsun ama ona değinmek istemiyorsun.
    Sana ilk cinsel heyecanları onun hissettirdiğini, onun dokunuşlarının seni etkilediğini kabul etmekten kaçınıyorsun.
    Bunun bir günah olduğunu mu düşünüyorsun bilemiyorum ama sonuçta anlatmaktan kaçınmadığın diğer sevgililerini rahatlıkla açıklayabildinse bunu da ona söyleyebilirdin.
    Ayrıca diğer sevgililerinle nasıl bir ilişki yaşadığın hakkında fazla bir ayrıntı verdiğini de sanmıyorum.
    Bir çiftin yaşadıkları özel anları başkalarıyla paylaşması hiç hoş olmazdı zaten. Ben senin de bu konuda titiz davrandığını düşünüyorum.
    O halde sevdiğin gence bu kısa süren arkadaşlığını da söyleyebilirsin. Hatta söylediğinde, rahatladığını ve uykusuz gecelerden kurtulduğunu göreceksin. Ama tabii ki onun kim olduğunu söylemeyeceksin...
    Sanırım ve umarım diğerlerinin kimliğini de açıklamadığın gibi.

    Yazının devamı...

    Önce abisiyle ilişkim oldu




    YANIT

    Sevgili kızım, elbette ki bu rastlantı senin için pek hayırlı olmamış. Bazen işte böyle düşüncesizce kurulan ilişkiler zaman içinde insanın karşısına beklenmedik bir şekilde çıkıveriyor...
    Bilmem bu duygusal olmayan ama sadece cinsellik üzerine kurulduğunu söylediğin ilişkideki erkek bugün ne durumda?
    Evlendi mi, seninle arkadaş kalmaya devam ediyor mu? Sana karşı dostça bir yaklaşımı var mı?
    Bu gibi olaylarda sıkça görüldüğü gibi, bir ihtimal bu genç adam seni unutmuştur ve kardeşiyle yakınlık kurmanla ilgilenmez. Madem bu ilişki kısa sürdü ve sizi pek fazla etkilemedi, belki insani yönü ağır basar ve senin gerçek anlamda yakınlık duyduğun küçük kardeşiyle yakınlaşmanı umursamaz.
    Eğer böyleyse, o zaman ilişkini huzur içinde sürdürebilirsin. Ama ola ki sana hâlâ ilgi duyuyorsa, seninle yaşadığı bu cinsellikle sınırlı ilişki onu rahatsız ediyorsa, erkek kardeşiyle beraberliğini hoş karşılamayabilir.
    Hatta engelleyebilir sizi. Yine de sevdiğin genci kaybetme ihtimalin de olsa, ben her şekilde ona bu yaşadıklarını anlatmanı tavsiye ederim.
    Gizli kalması hiç kimseye bir yarar sağlamaz. Belki de şimdiki erkek arkadaşın bunu pek fazla sorun etmez, dürüst davrandığın için de değer kazanırsın gözünde.

    Kız arkadaşımın hayallerini karşılamam imkansız






    YANIT

    Sevgili oğlum, anlattığın şartlar senin gibi pek çok gencin şu dönemde yaşadığı bilinen şeyler. Bu gerek pandeminin, gerekse ekonomik şartların getirdiği acı bir gerçek. Ancak elbette bu böyle devam etmeyecek. Bugün bütün dünya bu tür sorunlarla boğuşuyor.
    Eğer bu kız arkadaşın sana gerçekten bağlıysa, seni seviyorsa, aranızda da bu ekonomik sorunlar dışında önemli bir anlaşmazlık yaşanmıyorsa, hayallerini de erteleyebilir. Ayrılma fikrini doğru bulmuyorum, ikinize de yazık edersin. Umudunuzu yitirmemelisiniz.

    Yazının devamı...

    Eşimin bu davranışları bana ihanet ettiğini mi gösteriyor?










    YANIT

    Sevgili kızım, gerçekten yaşadığın tüm acılar sonunda, “Evlendim, huzura kavuştum, şiddetten kurtuldum” derken, şimdi de eşinden şiddet görmeye başlaman dışında, bazı kuşkuların uyanmış...
    Uzmanlar, “Evlilikte yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark ettiğinizde bunun ihanetin ayak sesleri olduğunu görebilirsiniz” diye uyarıyor.
    Yine uzmanlara göre bu tehlike çanlarının en önemlileri şöyle sıralanabilir:
    ◊ Eşiniz, dışarı çıkmak için bahaneler uyduruyorsa
    ◊ Cep telefonuna, tabletine veya bilgisayarına şifre koyduysa ve bunları sizden gizliyorsa.
    ◊ Sosyal paylaşım ağlarında daha çok vakit geçirmeye başladıysa.
    ◊ Sık sık seyahate çıkıyor ve eve geç geliyorsa.
    ◊ Zaman zaman cep telefonunu açmıyorsa
    ◊ Sizinle birlikte olmasının yaşamını ve işini engellediğini düşünmeye başlamışsa
    ◊ Durup dururken spora başlayıp, kendine, kıyafetlerine daha önce göstermediği gibi bir özen gösteriyorsa.
    ◊ Kredi kartı harcamalarında bir artış varsa.
    ◊ Konuşmalarınızda başka şeylerle uğraşıyor ve gözünüzün içine bakamıyorsa.
    ◊ Size soğuk ve uzak davranıyor, cinsel ilişkiye girmekten kaçınıyorsa.
    ◊ En basit bir sorunuzda, “beni mi sorguluyorsun, bana hükmetmeye mi çalışıyorsun” diye tepki göstermeye başladıysa.
    ◊ Size şefkatli davranmayı bıraktıysa.
    ◊ Yatarken artık size sarılmıyor hatta sizinle aynı yatakta yatmamak için TV karşısında uyumaya başladıysa.
    ◊ Gecenin bir saatinde gizli telefon görüşmeleri ya da yazışmaları yapıyorsa...
    Evliliğinizin tehdit altında olduğunu düşünebilirsiniz.

    Yazının devamı...