• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Onu çok sevdim unutamıyorum

    Sevgili Güzin Abla, ben 25 yaşında bekar bir kızım. Bundan aylar önce internetten biriyle tanıştım. Birbirimizi sevdik, sonra yanıma geldi, yüz yüze görüştük.

    Evlenecektik... Fakat onun aklına bazı sorular takıldı, kararsız kaldı. Böyle yapınca ayrılmak istedim ve ayrıldık. İki gün sonra pişman oldum tekrar barıştık...

    Fakat bir hafta sonra bu sefer o ayrılık kararı aldı. Aradan aylar geçti, o “unutamadım seni” diye mesaj atınca tekrar konuşmaya başladık.

    Ancak yine ilişkimizi yürütemedik ve ayrıldık...

    Ayrıldıktan birkaç ay sonra onunla tekrar görüşebilmek için kimliğimi gizleyerek internette yeni bir hesap açtım.

    Mesajlarıma cevap verdi. Bir süre konuştuktan sonra ona kimliğimi itiraf ettim. Beni affetti ama artık benimle bir ilişki istemediğini söyledi.

    Çok ağrıma gitti, laf olsun diye ‘istersen çevremden birini sana ayarlayayım’ dedim.

    “Sen bilirsin” diye yanıt verince daha da zoruma gitti ve onu bir kız arkadaşımla tanıştırdım.

    Bir hafta sonra sevdiğim adamın onu beğendiğini öğrenince kriz geçirdim.

    Aradan bir ay geçti, onu görmeye gelmiş.

    En sonunda ben dayanamayıp kızın geçmişiyle ilgili tüm bildiklerimi anlattım ona.

    O da kıza sormuş bunları, kız da yalanlamış.

    En çok zoruma giden de bana inanmaması, daha bir aydır tanıdığı kişiye inanması...

    Bana sürekli “senin defterini kapattım, yeniden açmam” diyor, beni istemediğini söylüyor.

    “Beni sevmediğini söyle” diyorum, söylemiyor.

    “Sürekli gerek yok” diyor.

    Yanına gitmek istedim, “gerek yok, gelme” diyor.

    Hâlâ onu unutamadım, çok seviyorum.

    O, bu kızı seviyor mu yoksa bana acı çektirmek için mi birlikte, bilmiyorum.

    Ne olur yardımcı ol abla, bir akıl ver bana, artık çok yoruldum.

    Rumuz: Pişman olur mu

    YANIT

    Sevgili kızım, önce sana, internetten pek de fazla tanımadığın ve senden başka bir şehirde yaşayan birine gereksiz yere güvenmiş olduğunu, ona kalbini kaptırmanın çok yanlış olduğunu söylemeliyim.

    Zaten o da tereddütler içindeymiş, sen de ayrılmak istemişsin.

    Keşke o zaman kesin olarak ayrılıp onu kalbinden silip atabilseydin.

    Ama bir ayrılıp bir barışıp zaten saçma bir süreç geçirmişsiniz.

    Bütün bunlar yüzünden sen bu ilişkiyi bir saplantı haline getirmişsin.

    Artık seni istemediğini söyleyen bir adama sırtını dönüp, yüreğinin kapılarını tamamen kapatmayı bilememişsin.

    Yanlış üzerine yanlış yapmaya devam etmişsin.

    Onunla kız arkadaşını tanıştırmak da neyin nesi? Aklınca onu istemeyip sana mı koşacaktı?

    Tam tersine ilişkileri devam edince krizler geçirmişsin. Değer miydi?

    Aklımın almadığı siz kızların, bir erkek sizi istemediğinde, gururunuzu ön plana alıp, başınızı dik tutup, onun adını bile anmamaya karar vermek yerine, sürekli onunla iletişim kurmak için çareler aramanız.

    Kendinizi bu kadar mı değersiz buluyorsunuz? Hiç mi gururunuz yok?

    Elbette çok yorulursun kızım, bu olayı bir türlü ne kafanda ne yüreğinde bitirmeye karar verebiliyorsun...

    Sürekli onunla yaşıyor, onu düşünüyor, onunla ilgileniyorsun.

    Seni hâlâ seviyor mu, öteki kızla sana nispet olsun diye mi görüşüyor? Aklın hep bunlarda.

    Bırak artık, düşüncelerini başka şeylere yönlendir. Başka meşguliyetler bul kendine...

    Sahi kızım sen çalışıyor musun, okuyor musun? Neyle meşgulsün Allah aşkına?

     

    Yazının devamı...

    Maske çıkınca yüzlerine bakamıyorum





    Ameliyat parası biriktirmek için yemek yemiyorum



    YANIT

    Her iki kızımın da sorunları hemen hemen aynı. Her ikisi de burunlarını beğenmiyor ve bu yüzden büyük acılar yaşıyorlar. Birinin yaşı 15, diğeri sanırım 16-17’sinde. Her ikisinin de estetik burun ameliyatı olmaları için en az 18 yaşını doldurmaları gerekiyor.
    Tabii bir de bu ameliyatın maddi külfeti var... Para biriktirmek uğruna yemek yememek çok yanlış. Bir o kadar da sağlıksız. Zaten bu şekilde bu kadar parayı biriktirmek de pek mümkün görünmüyor.
    Ben yine de bu soruna ailelerinin yardımcı olabileceğini düşünüyorum.
    Aksine, aileleri bu sorundan her zaman haberdar olmayabiliyor. Belki büyüklerine söyleseler en azından onlardan destek alabilirler. Yine de sabırlı olmaları gerektiğini hatırlatmak isterim.
    Genel olarak tecrübelerime dayanarak ve genç kızları çok iyi tanıdığımı hatırlatarak, şunu söylemek isterim...
    Sizlerin yaşında gençler genellikle kendilerinde mutlaka kusurlar ararlar.
    Bu yüzden o en güzel, pırıl pırıl tasasız geçmesi gereken bu yaşlarını depresyona girerek, zaman zaman kendilerine hayatı zindan ederek geçiriyorlar. Bu da gerçekten hem kendileri hem de aileleri açısından çok büyük bir sorun.
    Çünkü bu bir takıntı ve bu yüzden, bu gencecik insanlar eğitim hayatlarında, sosyal hayatlarında büyük sorunlarla karşılaşıyor.
    Biliyorum, bazen arkadaşları acımasız tenkitlerde bulunduklarında, sorun gözlerinde daha da büyüyor.
    Zaman zaman da okurlarım arasından duyarlı bazı uzmanlar bu gencecik kızlarımıza yardımcı olabileceklerini de söylüyor.
    Sonuçta sevgili kızlarım, bu dertleriniz çözümsüz değil. Yeter ki siz hayattan kopmayın, biraz sabırlı olmayı öğrenin. Ve aynaya biraz daha pozitif gözlerle bakmayı bilin.

    Yazının devamı...

    Annem ilişkimizi onaylamıyor





    YANIT

    Sevdiğin genç aldığı karar kendine göre haklı olabilir.
    Evlenmeyi düşünen, ancak annenin beklediği gibi, atanıp atanamayacağı hakkında bilgisi ve beklentisi olmayan bir genç adamın, pek çok genç gibi umudu yurtdışında bulmasını üzülsem de, anlamaya çalışıyorum.
    Ancak annen de bu duruma karşı çıkmakta bir o kadar haklı.
    Tüm beklentilerini üzerine kurduğu, yıllar boyu eğitimini tamamlamasını bekleyip umut bağladığı kızının evlenip yurtdışına gitmesini istemeyebilir.
    Zamanın ne getireceğini bilmeyen, yaşlandıkça hayatı tamamen evlatlarının mutluluğu üzerine kuran, ancak onları doğal olarak yakınında görmek isteyen bir anne davranışı bu.
    Sen de anne olduğunda bunu anlayacaksın eminim.
    Demem o ki, annen de kendine göre haklı.
    Kabul et ki, yurtdışında yaşamak öyle hayal ettiğiniz kadar kolay ve rahat olmayacaktır.
    Oradaki hayat şartları, her ne kadar ikiniz de çalışarak rahatlıkla geçirebilmeyi düşünseniz de, oldukça sert ve acımasız olacaktır.
    Sevdiğin adam bir yandan da doktorasını yapacakmış.
    Çalışma izni alabilecek mi, vizesini uzatmak için yapacağı girişimler olumlu sonuçlanacak mı?
    Henüz bunlar da kesinleşmiş değil.
    Kısacası kızım, pek çok genç için olduğu gibi, yurtdışı sizin için de bir macera...
    Bu adımı atarken, bunu da unutmamak gerekir.
    Umarım her şeye rağmen, bu hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz sevgili kızım.
    Ancak arkanda seni onaylaması oldukça zor bir anne ve aile bırakacağın gerçeğini de unutma.

    Yazının devamı...

    Eşim sürekli bahanelerle eski karısıyla görüşüyor















    YANIT

    Sevgili kızım, önce anlayamadığım 3 yılda 3 çocuğunuz nasıl oldu? Yazmamışın ama sanırım çocukların üçüz ya da ilk çocukların ikiz, sonra hemen ardından bir tane daha çocuğunuz olmuş. Yoksa 3 yılda 3 çocuğunuzun olması hemen hemen imkansız gözüküyor. Arka arkaya hamile kalmış olman pek alışılmış bir şey değil gibi geldi bana.
    Neyse sonuçta hamilelik ve doğumlardan evliliğinizi pek yaşayamamış olabilirsiniz. Çocuklarınız da çok küçük olmalı...
    Ancak eşinin seni sevmediğini düşünmen çok yanlış bana kalırsa.
    Belki zaman zaman sana karşı sert davranıyor olsa da, hoş olmayan sözcükler sarf etse de, seni kırsa da, sonunda sana karşı haksızlık ettiğini anlamış.
    Seni kaybetmek istemiyor ki, artık eski eşini aramayacağına söz vermiş, senden özür dilemiş, seni kaybetmek istemediğini anlatmaya çalışmış. Bence sen de artık eski eşiyle ilgili endişelerinden kurtul, eğer bu konuda sürekli tartışma çıkarıyorsan, bundan vazgeç.
    Evde çocuklarını da düşünerek biraz huzur ortamı yaratmaya çalış.
    Belki de eşinin üzerine çok fazla gittiğin için onu çileden çıkarıyor olabilir misin?
    Belki de bundan sonra her şey çok daha olumlu gidecek, çocuklarınla ve eşinle daha mutlu bir ortamı yakalayabileceksinizdir, kim bilir.
    Ama bence şu anda boşanmayı düşünmemelisin. Ben eşinin samimi olduğuna inanmak istiyorum.

    Yazının devamı...

    Sevgilim geçmişimden onları sorumlu tutuyor















    YANIT

    Sevgili kızım, seni ne kadar severse sevsin, sen de ona ne kadar âşık olursan ol, bu şekilde bir yasaklama kabul edilecek gibi değil. Düşünsene bu insanlar senin iyi gününde, kötü gününde yanında olan biri akraban, diğeri ise yıllardır can dostun olan vazgeçilmezlerin.
    Eğer sen buna boyun eğersen, bir ömür boyu sana bu tür yasaklar getirecektir.
    Bahaneler bulması kolay...
    Belli ki seni hiç kimseyle paylaşmak istemiyor ve çevrende hiç kimse kalmasın istiyor. Seni sadece kendine saklıyor. Ama bu olacak şey değil elbette.
    Bu tür erkekler çok yaygındır...
    Bugün kuzenine, yakın arkadaşına koyduğu bu yasakları, yarın öbür gün diyelim ki evlenmeye karar verdiniz, annene babana kardeşine koymayacağı ne malum?
    Hem sen önemsemiyorsun belki ama, benim dikkatimi çekti ve hiç hoşuma gitmedi...
    Ne demiş sana: “Seni affettim ama onları affetmiyorum.”
    Yani büyüklük göstermiş de seni affetmiş... Seninle arkadaşlığa başladığı zaman, eski beraberliklerini ona anlatmışsın. O zaman yaşadıklarını bilerek sana yaklaşmış. Bundan sonra sana da sevdiğin kişilere de söyleyecek sözü yok.
    Eğer katlanamıyorsa, çekip gider, sen de birkaç hafta gözyaşı dökersin ama bu adama boyun eğmek zorunda kalmazsın.
    Bak kızım bunu unutma, eğer şu anda onun bu despotluğuna ses çıkarmazsan, ileride çok daha fazlasına katlanmak zorunda kalabilirsin. Benden söylemesi, gerisi sana kalmış.

    Çocuk Bayramı kutlu olsun

    Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. 23 Nisan ilk defa, 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlandı. 1979 yılında ilk olarak 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşınılan bu milli bayramda, dünyanın birçok ülkesinden çocuklar Türkiye’ye gelmeye başladı.
    Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke.

    Yazının devamı...

    Geçmişimden çıkamıyorum geleceğime bakamıyorum









    YANIT

    Sevgili kızım, genellikle ilk ilişkiler insanların en tecrübesiz ve bilinçsizce balıklama atladıkları beraberliklerdir. Bu yüzden işte bu ilkler sırasında kıskançlıklar, kavgalar, kırgınlıklar, söylenmemesi gereken sözler, ayrılıklar, barışmalar birbirini izler… ,
    Ya bütün bunların üstesinden gelip, bu ilişkiyi evlilikle noktalamayı başarabilir insanlar…
    Ya da bütün bu aykırılıklara çekişmelere dayanamayıp ayrılık yoluna girebilirler. Tıpkı sizin durumunuzda olduğu gibi…
    Eğer aranızdaki sorunları çözemedinizse, senin ayrılık kararı alman çok yerinde bir davranış olmuş.
    Daha sonra bu çekişmeler yüzünden çok daha fazla acı çekmektense, yol yakınken ayrılmanız iyi olmuş.
    Şimdi çok iyi anlaştığını söylediğin, sana kendini çok iyi hissettiren biriyle berabermişsin. Ne güzel işte… Şimdi artık geçmişi düşünmenin, geçmişle ilgili dertlenmenin alemi yok.
    Sen belki de geçmişte yaşadıklarının bu ilişkide de tekrarlayabileceği endişesini taşıyor olabilirsin.
    Ama artık eski hatalarını tekrarlamayacağını düşünüyorum ben.
    Örneğin eskisi gibi kıskançlıklar yapmayacaksın, ilk sevgilini bunaltan bazı davranışlardan kaçınacaksın eminim. Ama hâlâ o eski sevgiliyi düşünüp “beni ne çabuk unuttu” diye üzülmemelisin.
    Senin ondan ayrılman onu yeterince üzmüş olmalı. Ayrıca o da seninle bir beraberliğin yürümeyeceğine karar vermiş ki, seni her yerden engellemiş.
    Hem zaten sen yeterince yalvarıp yakarmış, özür dilemiş, barışmak için her yolu denemişsin.
    Demek ki yapabileceğin bir şey yokmuş. Geçmişe takılıp kalmak insana mutsuzluktan başka bir şey getirmez… Gününü yaşamalısın, sana sunulan bu mutluluğu yaşamaya bakmalısın güzel kızım.

    Yazının devamı...

    Babam bizi umursamıyor annemin hayatında başka biri var











    YANIT

    Sevgili kızım, şu en kritik dönemde, tam da üniversite imtihanlarına hazırlandığın şu sırada bunları düşünmen beni çok üzdü.
    Babanın davranışları, annene şiddet uygulaması, ona karşı ve siz evlatlarına karşı ilgisizliği sonuçta belli ki anneni kendisinden uzaklaştırmış. Tabii hiçbir şey bu davranışını hafifletmez ama, sonuçta kadını da bir başkasına iteleyen eşlerin tutumu değil midir?
    Ancak burada annenin en büyük hatası babandan boşanmaması... Hayatına yeni bir yön vermek istiyorsa -ki bu elbette en büyük hakkıdır- önce babandan boşanmalıydı.
    Peki sen annenin bu ilişkisini nasıl öğrendin?
    Bundan emin misin? Yoksa sadece şüphe mi bu seninki? Belki de annenin günahını alıyorsun?
    Bu yabancı kişi sadece annenin bir iş arkadaşıdır.
    Aralarında sandığın gibi bir yakınlık yoktur.
    Baban o kadar sizlerden kopmuş ki, belki annen sadece bir arkadaşa ihtiyaç duymuştur.
    Her ne ise, bu yaşadığın ortam, annenin ve babanın arasındaki bu gerginlik mutlaka son bulmalı.
    Barışırlar mı, bilemem ama bu anlattıklarına bakılırsa ve senin de dediğin gibi, annenle babanın ayrılması belki de sizin için en hayırlısı olabilir.
    Ben bütün bu anlattıklarında en çok senin için üzüldüm. Çünkü annen çalışıyor, hem evine, hem kendine, hem de size bakıyor, ayakları üzerinde durmayı bilen bir kadın.
    Baban ise kendi hayatını yaşıyor. Ablan ise kaçıp evlenmiş... Böylece bu acı veren aile ortamından kurtulmuş.
    Sen de artık şu senin için çok önemli imtihanlarına hazırlanmak için odaklanmalısın.
    Biliyorum çok kolay değil ama mutlaka kendini bütün bu olaylardan soyutlamalı, derslerine vermelisin güzel kızım...

    Yazının devamı...

    Kendimi karısı değil de annesi gibi hissediyorum

    Merhaba Güzin Abla, ben 38 yaşında, 20 senelik evli, 2 çocuk annesiyim. Eşimle görücü usulü evlendik. Nişanlıyken ayrılmak istedim ama annem ve babam engel oldular...

    Evlendiğimiz günden beri onu bir türlü sevemedim. Eşim bana karşı çok soğuktur, hiç sohbet etmez,  ‘bir ihtiyacın var mı’ diye sormaz.

    Hayat onun için yemek içmek ve uykudan ibaret sanki...

    Kendimi karısı değil de annesi gibi hissediyorum. Zaten evin ve çocukların ihtiyacını hep ben karşılarım, cinsellik olmasa yatağıma bile gelmez. Bana ve çocuklarına karşı çok sorumsuzdur.

    Henüz iki aylık evliyken boşanmayı teklif etim ama kabul etmedi. Üstelik “neden boşanmak istiyorsun” diye sormadı bile.

    Bir de üstelik eşim, yakın akrabam. Sekiz sene onun ailesiyle oturduk, kazandığımı kayınpederim alırdı elimden. Ailesiyle otururken “kendi evimize geçelim” demedi. Dokuz kişi aynı evi paylaşıyorduk.

    Ben çok çalıştım hem evde hem de dışarıda... Eşimde daha sonra kumar alışkanlığı başladı, evine bakmaz, faturaları ödemez oldu ve tüm kazancını götürüp kumara yatırırdı.

    Bir iki defa affettim, “bir daha oynarsan senden boşanırım” dedim. “Tamam” dedi ama aldırmayıp tekrar oynadı. 100 bin liraya yakın borca girdik, krediler çektik borçları kapamak için...

    20 senedir çalışıyorum, ev bark sahibi olalım diye sağlığımdan oldum. Bazen eşimin beni kullandığını düşünüyorum. Ne dersiniz, 20 sene evlilik sonrasında boşanmak doğru olur mu?

    Rumuz: Boşanmalı mıyım

    YANIT

    Sevgili kızım, işte seninki de aile baskısıyla gerçekleşmiş yanlış evliliklerden biri.

    Ancak böyle olduğu halde, bu evliliği 20 yıl sürdürebilmen bir mucize. Bana kalırsa her şeye rağmen sen eşini sevmişsin.

    Ondan hep yakınlık ve ilgi beklemişsin ama bulamamışsın. Bu yüzden de onu sevemediğini düşünmüşsün. Sevmek için bir beklenti içindeymişsin.

    Ama eşin yapı olarak ilgisiz, katı, sorumsuz ve bencil biri olabilir.

    Ya da o da aynı şekilde, senin onu sevmeni beklemiş ama umduğunu bulamamış.

    Özellikle de senin onu baştan beri istemediğinin bilincinde olarak sana karşı böyle bi tavır içinde de olabilir.

    Ama zaman geçtikçe gerçek anlamda bir uzaklık da duyması normal değil mi?

    Üstelik sen henüz evliliğin bilincinde olamayacak kadar gençmişsin. O da mutsuz olmuş bu zoraki evlilik yüzünden. İşte bu yüzden kendini kumara vermiştir belki de.

    Şimdi şu durumda, 20 yıllık evlilikten sonra boşanılır mı diye soruyorsun. Aslında insanlar ne zaman karar verirlerse boşanabilirler. Bunun için bir kural olamaz. Ama bunca yıl neden bekledin, diye de sorabilirler.

    Demek ki, hep eşinin değişmesini, istediğin gibi biri olmasını hayal etmişsin. Ama sanırım artık umudun tükenmiş, 20 yıl sonra artık boşanmayı ciddi olarak düşünmeye başlamışsın.

    Henüz gençsin güzel kızım, çalışıp paranı kazanıyorsun, kendi ayakların üzerinde durabilecek durumdasın.

     Yine de herkes ne der diye düşünüyor ve bu yüzden bana “bunca yıl sonra boşanılır mı, bu doğru olur mu?” diye soruyorsun.

    Bu gerçekten çok ciddi bir karar ve hiç kimse sana bu konuda bir öneride bulunamaz, bulunmamalı.

    Eşinin iyi ya da kötü yönlerini düşünüp, ona göre bu kararı sadece kendin vermelisin.

     

     

    Yazının devamı...