• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Yazının devamı...
    Yazının devamı...

    Ailemin tehditlerinden çok korkuyorum

    16 yaşımdayım ve ailemden psikolojik şiddet görüyorum. Evde özgürlüğüme el konuluyor. Lisede olmama rağmen bu yaşıma kadar evden okula, okuldan eve gidip gelen birisiyim.

    Hiçbir şekilde arkadaşlarımla değil bir yere gitmek, telefonumla bile sohbet etmiyorum.

    Evde en ufak bir şeye bile gülsem, binlerce laf yiyorum. Gülmek kızlara uygun olmazmış... Çevremdeki arkadaşlarımla hiç sohbet edemez hale geldiğim için internetten, online kendime arkadaş edindim. Ailem bunu öğrenince etmedikleri tehdit kalmadı. Ayrıca sadece ben değil, karşı tarafı da tehdit ettiler.

    Onların bu tutumundan dolayı arkadaşlarım bile benimle konuşmaya korktu.

    Tehditler de hep şu yönde:

    “Okulundan alırım. Seni hastanelik ederim. İnsan içine çıkamazsın...”

    Bir de en ufak bir sorunda bile telefonumun elimden alınmasından sıkıldım. Kıyafetimden tutun her türlü davranışıma kadar bana karışmaktan vazgeçmiyorlar. Bundan önce kolumdan tutup dövmeye kalktılar.

    Polisi arayacaktım engel oldular. Başıma daha kötü birtakım olayların gelmesinden korkuyorum.

    Polise ihbarda bulunmak istiyorum ama 2 adımlık bakkala bile gidemezken zor... Okulumdan, arkadaşlarımdan, hayatımdan da olurum diye korkuyorum.

    Güzin Abla, ben ne yapacağım lütfen yardım et. Bu yaşta artık dayanacak gücüm kalmadı.

    Rumuz: Şiddet

    YANIT

    Sevgili kızım, son zamanlarda senin yaşlarındaki çocuklardan, hatta senden biraz daha büyük gençlerden çok fazla bu tarz mektuplar almaya başladım.

    Sanırım aileler çocuklarının üzerine aşırı düşüyor.

    Onları koruyacağım, türlü tehditlerden uzak tutacağım diye çocuklarını boğacak kadar üzerlerine                           gidiyorlar.

    Tehlikelerden korumak başka, çocukların özgürlüklerini tümüyle kısıtlamak başka.

    İşler sanırım giderek tam tersine çocukların aleyhine olmaya başladı.

    Hele kızlarını aşırı baskı altında tutan ailelere bunun yanlış olduğunu, bu yüzden küçük yaştan itibaren çocukların evden ve ailelerinden uzaklaştıklarını, soğuduklarını hatta nefret edecek duruma geldiklerini anlatmak isterim.

    Bunlar arasında evden kaçmak isteyen, önlerine ilk çıkan kim olduğu belli olmayan birine inanıp, onun peşinden sürüklenip evlenmek isteyen, en kötüsü de intihar etmeyi düşünenler giderek artıyor.

    Bunların çoğu “Ailem benden nefret ediyor, beni hiç sevmiyor, hatta ben ölsem çok rahat edecekler” diye düşünüyor.

    İşte bu yüzden ailelerin bunları göz önünde bulundurarak, biraz daha dikkatli olmaları gerekiyor.

    Onlar gencecik ve hayatlarına yön vermek, dünyayı tanımak isteyen çocuklar...

    Hele telefon onların her şeyi. Ona el koymakla her şeylerini ellerinden alıyorsunuz.

    Sen de sevgili kızım, belki de senin yaşlarındaki tanıdığım birçok genç gibi öfkene kapılıyor, ailenin baskısı karşısında, onlara bağırıp çağırıyorsun.

    Onlar da sana öfkeyle hareket ediyorlar...

    İşte ailelerle çocuklar arasındaki bu çatışma ne yazık ki her iki tarafa da çok zarar veriyor.

    Lütfen biraz sakin olun.

     

     

    Yazının devamı...

    Beni ilk aldattığında ona bir şans daha vermiştim

    Güzin Abla, şu an psikolojim çok bozuk, çünkü eşim tarafından aldatıldım.

    Eşim 35 yaşında, beni aldattığı kişi ise 17.

    Aslında görüştüklerini biliyordum ama onlar ayrılmıştı. Sonradan öğrendim ki eşim birkaç kadınla daha birlikte olmuş.

    Ben bu konuda çok hassas biriyim. Onu en ufak şeyden bile kıskanırken, karşılaştığım bu çok acı olaylar aklımı başımdan aldı.

    Beni 6 yıl önce ilk kez aldattığında, herkesin ikinci bir şansı hak ettiğine inandığımdan onu affetmiştim.

    Bir de o dönemde cezaevine girdi, hep arkasında durdum. Kötü günlerinde ona sahip çıktım.

    Ama iyi günlerinde o bana ihanet etti.

    Boşanma davası açtım ama ayrılmayı kabul etmiyor, “Seni bırakmam” diyor.

    Bense artık ona güvenmiyorum.

    Ne acı ki üç tane de çocuğumuz var. Ama ben artık onu istemiyorum. ◊ Rumuz: Gururum kırıldı

    YANIT

    Sevgili kızım, onu affetmekle hata etmişsin demek ki...

    Bazı insanlar ikinci bir şansı hak ederler ama belli ki senin eşin onlardan biri değilmiş.

    Sen affettikçe iyice abartmış.

    Sonuçta 17 yaşındaki bir kızla beraber olması bunu gösteriyor. Boşanma davasında gösterebileceğin ihanetiyle ilgili belge var mı elinde?

    Aldatıldığını ispat edersen, o istediği kadar karşı çıksın hâkim sizi boşayacaktır. Ama ben o üç çocuğun durumunu düşünüp üzülüyorum...

    1 aylık evliyim ama eşimle iletişimimiz kopmak üzere

    Sevgili Güzin Abla, ben öğretmenim ve yeni evlendim. Evlendikten sonra eski sevgilimin eşinden boşandığını öğrendim ve şu anda karmaşık duygular içindeyim.

    Eşime ihanet etmekten çok korkuyorum ama daha 1 aylık evliyken kahkahaların yükselmediği bir eve hapsolmak beni çok ürkütüyor. 24 yaşındayım. Kısacık ömrümde çok hatalar biriktirdim.

    Kendimi sevmeyi başaramadım. Dışarıdan her şey çok iyi görünüyor, iyi bir meslek, iyi bir eş, iyi bir aile... Ama  1 aylık evliliğimde eşimle iletişimimiz kopmak üzere. Zaten kötü bir nişan dönemi geçirdik, yine de düzelir ümidiyle yola devam ettim. Mutlu değilim. Eşimin de zaten heyecanı kayboldu.

    Rumuz: Korkak

    YANIT

    Nişan, evlilik öncesi çiftlerin uyum sağlayıp sağlayamayacağını belirlemek açısından önemli bir dönemdir.

    Ama nedense gençler, nişanlandıklarında evlenmek zorunda oldukları düşüncesine kapılıyor. Ve işte bu yüzden yanlış evlilikler yapılıyor.

    Anlatmamışsın ama belli ki bir başkasını sevmiş, şimdiki eşinle belki de aile zoruyla evlenmişsin.

    Hata etmişsin. Eşinin de bu evlilikten pek keyif aldığını sanmıyorum.

    O halde böyle iki kişilik bir mutsuzluğu devam ettirmenin anlamı yok sevgili kızım. Çocuğunuz da yokken bu evliliği sürüklemeyin.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Yazının devamı...

    Bana değer verdiği için ona şans vermeli miyim
















    YANIT

    Sevgili kızım, şu cümlen aslında benim için çok çok önemli: “Elini bile tutmaya katlanamadığım bir kişiyi nasıl sevebilirim?” Bu bana yeter...
    Çünkü ben iki insanın birbirini sevebilmesi için birbirlerine karşı bir elektriklenme hissetmeleri gerektiğine inanırım. Sevgi dokunmaktır, diye düşünürüm. Dokunmayı istemek, sevgini karşındakine temas ederek hissettirmek çok önemlidir.
    Bunu hissedemiyorsan, bu kendiliğinden zaman içinde gelen bir duygu değildir. Böyle bir duygun yoksa, hiçbir zaman da olmayacak demektir.
    Ama belli ki bu genç adam sana bağlanmış, o kendine göre seni seviyor olmalı. Ama bu durumun tehlikeli olmaması için ona açıkça anlatmalısın. Öyle ki, senden arkadaşlık dışında bir yakınlık görme ihtimali olmadığını anlamalı. Senden gerçek anlamda bir sevgi beklememeli.
    Yoksa onun bu takıntısı zaman içinde tehlikeli olabilir.
    Biliyorsun erkekler bazen “Benim olmayacaksan, başkasının da olamazsın” gibi hastalıklı bir fikre kapılabiliyor. Bazen bu cinayetlere kadar uzanabiliyor.
    Bu yüzden aman kızım, sakın ona acıdığın, sadece seni sevdiği ya da bu sevgiden keyif aldığın için yürütemeyeceğin bir beraberliğe başlama.
    Hani bazen insan, senin de daha önce yaşadığın gibi acı veren bir beraberlikten sonra “Şu ana kadar hep ben sevdim, biraz da beni sevsinler. Biraz de ben sevilmenin keyfini yaşayayım” diye düşünür. Ama bu mümkün değildir, sonu mutlaka hüsranla biter...
    Çünkü o senden hep sevgisine karşılık beklemeye devam edecektir.
    Ama yine de bir ihtimal daha var. Bu çocuk çok iyi biri olabilir.
    Gerçekten seni seviyordur.
    Bu gencin iyi biri olup olmadığını, seni takıntı haline getirip getirmeğini sen çözeceksin. Belki zamanla sen de onu sevebilirsin...

    Yazının devamı...

    Evden kaçsam ailemin sevgisizliğinden kurtulur muyum











    YANIT

    Sevgili kızım, önce sana şunu söylemeliyim, evden kaçmak asla çözüm olamaz. Tam tersine senin hayatını mahvedecek bir davranış olur ve bunun geri dönüşü de çok zordur.
    Evde sana karşı ne kadar ters ve sevgisiz davrandıklarını düşünsen de dış dünyada tek başına bir genç kızın karşılaşabileceklerini tahmin bile edemezsin.
    Ailenin sana karşı bu tutumu ne yazık ki toplumumuzda hâlâ erkek çocuk-kız çocuk ayrımı yapan ve kızları birey olarak görmeyi reddeden insanların bulunduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.
    Her ne kadar 21’inci yüzyılda, teknolojinin ve bilimin son sürat ilerlediği bir çağda yaşıyor olsak da hâlâ böyle düşünce yapısına sahip insanlar var...
    Çocuklarını sayarken, sadece erkekleri evlat olarak kabul ettiklerini görüyoruz ki bu gerçekten çok acı.
    Bir genç kız olarak eğitimini sürdürmek ve mimar olmak en büyük hakkın. Ancak ailen senin meslek sahibi olman ve memleketine hizmet etmen yerine bir an önce evlenip evden gitmen düşüncesinde ne yazık ki...
    Bu yüzden sevgili kızım, bırak bu evden kaçma takıntısını da ailene inat kendini kanıtla.
    Eğitimini bir an önce tamamla, başarılı olmaya bak ve mesleğini eline alarak bir kadının nasıl güçlü olabileceğini onlara ispat et...
    Eğer imtihanını kazanabilirsen, seni okula göndermek zorunda hissedeceklerdir kendilerini.
    Çünkü çevreden, aile içindeki bazı ileri görüşlü kişilerden baskı görebilirler.
    Bu yüzden her şeyi sil kafandan ve tamamen derslerine odaklan.
    Annenin de babanla ilişkileri pek iyi değilmiş baksana... Bu yüzden onun da mutsuz olduğunu ve psikolojisinin iyi olmadığını söyleyebilirim. Sen de annene anlayış gösterirsen, ondan destek görebilirsin.

    Yazının devamı...