• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Evlenince de böyle mi olacağız?





















    YANIT

    Sevgili kızım, anlayamadığım bir şey var. Sanki bu evliliğe zorundaymış gibisin. Sanki istemediğin halde evleniyormuş gibisin.
    Kızım, evlilik bu. Flörte benzemez. Nişanlılığa bile benzemez. Evlilik çok ciddi bir kurumdur.
    Bir aile kurmak üzeresiniz. Hayatlarınızı birleştireceksiniz.
    Ekmeğinizi, aşınızı, yuvanızı, yatağınızı paylaşacaksınız.
    İkiniz bir bütün olacaksınız, hatta bir de evladınız olacak. Ki bence en önemlisi de bu. Bir cana hayat vereceksiniz, onun tüm sorumluluğu size ait olacak.
    Şimdi diyorsun ki; “Benimle hiçbir şeyini paylaşmıyor. Henüz doğru düzgün bir işi bile yok. Sorduğumda bana ters cevaplar veriyor.”
    Daha şimdiden sana ufak ufak yalanlar söylüyormuş.
    Anlaşılan o ki, hiçbir şeyi paylaşamıyorsunuz.
    Ve bir de seni kıskançlıkla suçluyor. Senden uzak durmaya çalışıyor gibi...
    Ve sen hâlâ bu gençle evlenmeyi düşünebiliyorsun.
    Evlilik öncesinde insanlar en mutlu, en huzurlu, en sevgi dolu, en ilgili anlarını yaşar. Sizde böyle bir durum yok anlaşılan.
    Her şey bir yana, onun düzgün bir işi yoksa, nasıl yürüyecek bu evlilik? Sen mi çalışıyorsun, yoksa maddi durumun mu iyi?
    Belli ki bu genç adam sana güveniyor.
    Ama sen mektubunun başında onun sorumsuz biri olduğunu yazmışsın.
    Güzel kızım, hayatını bu evlilikle mahvetmek zorunda mısın? Seni buna zorlayan ailen mi yoksa?
    Her ne ise açık açık söylemeliyim; hiçbir şey senin böyle mutsuz olmana değmez.
    Sen sevilmeyi, şefkatle sarılıp sarmalanmayı hak eden bir kızsın.
    Kendini küçültecek hiçbir şey yapma. Unutma, sen değerlisin. Kimsenin seni ezmesine fırsat verme...

    Yazının devamı...

    Kızımın velayetini alacak olmam rahatsız etti












    YANIT

    Sevgili oğlum, yaşadıkların elbette ki çok ağır. Ancak o büyük kayıptan sonra yeniden hayatını kurmak için sanırım acele etmişsin. Hele hele sırf aileni memnun etmek için tutmuş onların istediği biriyle, sevgisiz bir evlilik yapmışsın. Tabii ki yürümemiş bu evlilik...
    Yazık olmuş çünkü bir de arka arkaya iki çocuk yapmışsınız. Ben her zaman yürümeyen ve yıkılan yuvalarda en büyük acıyı çocukların çektiğini görüyor ve çok üzülüyorum.
    Sonuçta ben de boşanmış bir anne babanın çocuğuyum... Haliyle yaşadıklarımı hatırlıyor ve o çocukların neler yaşadıklarını hissedebiliyorum.
    Sonunda bu tanıştığın ve evlenmeyi düşündüğün yeni hanımla ilgili ne yazık ki olumlu izlenimler edinemedim. Çünkü “önce kendisinin kabul edemediği bu hayatımı ailesinin kabullenmesi kolay değil” diyorsun.
    Sanki büyük bir suç işlemişsin gibi. Oysa bunlar senin şanssızlığınmış sadece...
    Hele bundan daha da önemlisi, benim tüylerimi diken diken eden sözün ise “Kızım konusunda da aşırı endişeli. Çünkü eski eşim evlenirse kızımın velayetini ben alacağım. O, bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti” diyorsun. İşte burada benim için olay bitti.
    Bu genç kadın senin kızını kabul edemeyecek demek ki... Üstelik senin bir de oğlun var.
    Belki onu hesaba katmıyorsun ama velayeti annesinde de olsa, o çocuk da sonuçta senin ve ona karşı da sorumlulukların var.
    Evleneceğin genç kadın iki çocuğun olduğunu kabul etmeli. Eğer onları istemiyorsa asla bu evliliğe adım atmamalısınız.
    Onların sırf anne ve babası boşandıkları için böyle itilip kakılmalarına gönlüm razı olmaz.
    Eski eşinden hiç söz etmiyorsun ama her şeye rağmen iyi bir anne olduğunu düşünmek istiyorum.
    Evlense bile çocuklarından vazgeçmeyecektir...
    Umarım sen de iki çocuk babası olduğunu hiçbir zaman aklından çıkartmazsın.

    Yazının devamı...

    Hiç tanımadığım biriyle sözlendim






    YANIT

    Sevgili kızım, seninle açık konuşacağım. Böyle uzaktan, hiç tanımadığın, sadece ailesine “bana uygun bir kız bulun” diyerek yola çıkan bir kişiyle evlenmeyi düşünüyorsan, sakın acele etme.
    Çünkü ben böyle uzaktan uzağa, aracılar vasıtasıyla evlenip, ülkesinden, ailesinden kopup giden ve büyük bir hayal kırıklığı yaşayan genç kızlar biliyorum.
    Evlendiği kişiyi çok fazla tanımadan, ailesinden binlerce kilometre uzağa, yepyeni bir hayata başlamak üzere giden bu genç kızların gerçek bir hayal kırıklığı yaşadıkları da bir gerçek.
    Sonuçta senin de tanımadığın bu kişi, beklediğin gibi çıkmayabilir. Orada hiç alışık olmadığın bir çevre içinde büyük bir yalnızlığa da itilebilir insan.
    Evlendikten sonra aynı evi paylaştığınızda bir şeyler değişebilir diye düşünüyorsun. Evet belki bu da mümkün ama tam tersi de olabilir. Ona karşı duyguların hiç değişmez, aynı soğuklukta kalırsa, bu evlilik senin için bir cehennem hayatından farksız olacaktır.
    Bu yüzden sevgili kızım, madem bana soruyorsun ve beni dinleyeceksen, bu beyle onu daha iyi tanımak için bir süre hem de uzunca bir süre görüşmeli, yazışmalı, hatta belki de ailenin de yanınızda olması şartıyla, birlikte bir tatile çıkmalısınız.
    Ondan sonra evliliğe ve onunla başka bir ülkeye yerleşmeye karar verebilirsin, belki.
    Ayrıca sana tavsiyem, bu kararı vermeden önce, o bir süre arkadaşlık ettiğini söylediğin gençle iletişimi de mutlaka kesmelisin.
    Aksi halde onun baskısı sağlıklı bir karar vermeni engelleyebilir. Madem onunla anlaşamadığına karar vermişsin, onun seni mutsuz ettiğini düşünmüşsün, artık o defteri her şekilde kapatmalısın.

    Yazının devamı...

    Eski ilişkimin ortaya çıkmasından korkuyorum
















    YANIT

    Sevgili kızım, eminim tam zamanında bu yanlış ilişkiyi noktalamışsın. Umarım o kişiyle aranızda ileri düzeyde bir yakınlaşma yaşanmamıştır.
    Bu nedenle dilerim, endişe edeceğin çok önemli bir geçmişin olmamıştır bu adamla.
    Şimdi de bir yıldır beraber olduğun ve evlenmeyi düşündüğün o yeni sevgiline bu geçmişteki ilişkini anlatmaktan korkuyorsun.
    Bu aslında, kendisi hakkında pek de fazla bir açıklama yapmadığın, yeni erkek arkadaşının karakterine ve yapısına bağlı gibi geliyor bana.
    Bu genç adam eğer olgun, anlayışlı ve senin kendisinden önce de bir beraberliğin olabileceğini normal kabul edebilecek biriyse, bu yaşadıklarını ona anlatmalısın. Genel olarak insanların yaşadıklarını gizlememeleri, şeffaf olmaları gerektiğini düşünürüm.
    Ancak zaman zaman insanların, özellikle de erkeklerin bu gibi durumları çok rahat karşılamadıklarını görerek üzülüyorum.
    Bu sorun ne yazık ki çiftlerin arasında ciddi bir krize yol açabiliyor. İşte bu yüzden her zaman dürüstlük taraftarı olsam da kişiden kişiye değişen bu anlayış nedeniyle daha temkinli konuşuyorum.
    Senin için de temkinli davranıyorum, sevgili kızım.
    Sen beraber olduğun genci elbette ki bir yıl içinde tanımış olmalısın.
    Ona göre karar vermelisin.
    Elbette ki tavsiyem, böyle bir endişeyle yaşayacağına, sürekli o fotoğraflar nedeniyle eski ilişkinin ortaya çıkacağı paniği içinde olacağına, sevdiğin adama uygun bir dille, geçmişte birkaç aylık bir ilişki yaşadığını anlatmandır.
    Çünkü hiç belli olmaz, bazen insanlar bir kıskançlığa kapılıp, bir süre beraber oldukları kişinin yeni bir beraberlik içinde ve mutlu olmasına katlanamayabilirler.
    Eski sevgilin kötü biri olmasa bile, işte bu yüzden dayanamayıp, bu fotoğrafları sosyal medyada paylaşmaya kalkabilir.
    Bence sevdiğin genç bunu bu şekilde öğrenmek yerine, senden duymayı tercih edecektir.
    Ancak her şeye rağmen o adamın evli biri olduğunu söylemesen daha yerinde olacaktır sanırım.

    Yazının devamı...

    Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum
















    YANIT

    Sevgili kızım, sanırım çocukluğundan beri çok çalışmış, öğretmen olabilmek için çok çaba göstermiş, sonunda istediğin mesleğe ulaşmış olsan da bu konuda tam anlamıyla beklediğini bulamamışsın.
    Bu aşırı çalışma ve stres senin, uzmanların tükenmişlik sendromu dedikleri bir ruhsal sorunla karşılaşmana neden olmuş. Uzun çabalardan sonra, belki de hiç sosyal bir yaşamın olmadan, gençliğini ve çocukluğunu yaşayamadan, doğrudan mesleğine başlamışsın.
    Bu arada hiç sevgilin, erkek arkadaşın hatta belki de kız arkadaşın bile olmamış. Hayatının merkezine hedef edindiğin o amaca ulaşmayı koymuşsun. Oysa hayat bir dengedir. Eğer bu dengede bazı sorunlar olursa, eksiklikler olursa, denge bozulursa, bazı fiziksel ya da psikolojik hastalıklar ortaya çıkar. Enerjinin tükenmesine bağlı olarak ortaya çıkan bu denge bozukluğu sonuçta yaşam sevincinin, hayata bağlılığının da zaman içinde tükenmesine neden olur.
    Yıllar boyunca âşık olmaya fırsat bulamamışken, birden hiç olmadık birine karşı böyle takıntı denebilecek bir tutkuya kapılman da işte bu ruh halinin sonucu. Şimdi elbette bu olmayacak aşkın, sonu gelmeyecek bir sevginin sana nasıl bir mutsuzluk getirdiğini görüyorum.
    Annenle babanın kötü bir evliliği olması, seni yıllarca evlilikten korkan bir insan haline getirmiş. Erkeklerin baban gibi olabileceği ya da annen gibi dayak yiyen bir kadın olma endişesi seni böyle asosyal biri haline getirmiş.
    Şimdi de böyle asla sana uymayacak, karşılık göremeyeceğin bir sevgiye kapılmışsın. Ve bu da sana mutsuzluktan başka bir şey getirmemiş. Elbette yanlış bir seçim yapmışsın. Ama çözüm yine sende kızım. Madem bunun yanlış olduğunun farkındasın, yarı yarıya kurtuldun demektir.
    Gayret gösterip, bu seni bağımlı hale getiren bağlardan bir kurtulabilirsen, derin bir nefes alacaksın. O zaman hayatın güzel yönlerini görmeye ve gerçekten yaşamaya başlayacaksın.

     

    Yazının devamı...

    Henüz evlenmeye hazır değilim










    YANIT

    Sevgili kızım, evet bu çevre baskısı bazen aileleri de etkiliyor.
    Bir kızın 20’li yaşlarına gelince mutlaka evlenmesi gerektiği düşüncesi yıllar geçse de hâlâ toplumda yerleşmiş bir kanı olarak sürüp gidiyor. Bir insanın evliliğe kendini hazır hissetmemesi kadar doğal bir şey olamaz.
    Bu işler asla zorla yapılmaz. Üstelik evlilik çok ciddi bir kurumdur. Böyle onun bunun isteğiyle, aile baskısıyla, çevre ne der endişesiyle yapılacak şey değildir.
    Sen sakın kendini hazır hissetmeden evlenmeye kalkma, güzel kızım. Karşına çeşitli adaylar da çıkarsalar, kendin istemedikten sonra annenin etkisiyle bile evlenmeyi düşünme.
    Çevrendekilere de kesin ve katı bir tavır al. Öyle ki bu konuyu bir daha açarlarsa, onlarla arkadaşlığını, yakınlığını keseceğini hissettir.
    Annen de onlara katılıyorsa, onu da bu tavrın seni mutsuz ettiğini ve zorla evlenir, mutsuz olursan, bunun sorumlusu olarak anneni ve çevreni göstereceğini söylersin, umarım seni biraz rahat bırakırlar.

    Evlilikte meslek ve eğitim önemli mi






    YANIT

    Sevgili kızım, baskının her türlüsüne karşı olduğumu zaten biliyorsun. Haklı nedenler varsa, aile zaman zaman bazı evliliklere karşı çıkabilir. Ama haklı nedenler varsa... Üstelik burada sen henüz karar bile vermemişsin. Henüz evliliğe hazır bile değilsin.
    Sen de aslında çevren gibi bu gencin eğitimsiz düzgün bir mesleği olmadığını düşünmektesin.
    Önce şu sorunu cevaplayayım; evet evlilikte meslek ve eğitim farkı çoğu zaman önemli olabiliyor. Eğer erkek mesleki açıdan eşinden düşük düzeydeyse ve bu yüzden de eşinin karşısında eziklik duyuyorsa, bunu da eşine karşı öfke ve şiddet göstererek belli ediyorsa, elbette bu önemsenecek bir durumdur.
    Şimdiden bu gençle aranızda eğitim farkı olduğunu düşünüyorsan, zaten bu evliliği gerçekleştirmemelisin.

    Yazının devamı...