• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

    Tam 28 yıl olmuş...

    Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

    Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

    Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

    *

    Tepedeki manşeti şöyle:

    “Reformist Tonton...”



    Üst spotları şöyle:

    - “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

    *

    Yazının ana haberinin ara başlıkları şöyle:

    - “Yıldızı Devlet Planlama Teşkilatı’nda parladı.”

    - “20 Mayıs 1983’te Anavatan Partisi’ni kurdu. Muhafazakâr, liberal, ülkücü ve sosyal demokrat 4 eğilimi birleştirdi. Eve telefon bağlamak için yıllarca bekleyen bir ülkede telekomünikasyon devrimi yaptı.”

    - “Demokrat tavrını korudu. Genelkurmay Başkanı’nı emekliye sevk etti. Yolsuzluğa karışan bakanını Yüce Divan’a sevk etti, yeğenini bakanlıktan azletti. Eleştirilen çok yönü olsa da ‘Çankaya’nın Şişmanı’ deseler de, aleyhine her gün yazılar yazılıp karikatürler çizilse de, demokrat tavrını korudu. Yüz binler tarafından ‘Tonton’ olarak uğurlandı.”

    *

    Haberin altında üç kişinin görüşlerine yer verilmiş:

    - Eski TBMM Başkanı ve AKP milletvekili Cemil Çiçek: “İdeolojik saplantıları yoktu.”

    - Eski gazeteci ve Özal’ın danışmanı Can Pulak: “Atatürkçü bir devlet adamıydı.”

    - Eski milletvekili Fikri Sağlar: “Kendiyle barışık biriydi.”

    *

    Mükemmel bir Özal sayfası....

    İşte böyle güzel değerlendirmeler, hakkını vermeler...

    Şimdi sıkı durun...

    Bu harika Özal sayfası dün hangi gazetedeydi biliyor musunuz?

    Sözcü gazetesinde.

    *

    Yani iki sayfa önce Emin Çölaşan’ın yazdığı gazetede...

    Yani “Turgut Nereye Koşuyor” gibi haksızlık ve hakaretlerle dolu bir kitabı yazan bir köşe yazarının iki sayfa sonrasında...

    Necati Doğru gibi yeminli Özal muhalifinin yazdığı bir gazetede...

    *

    Haberi yıllarca Özal’ı takip etmiş, çok deneyimli bir Ankara gazetecisi olan Emin Özgönül yazmış.

    Hem Sözcü Yazı İşleri’ni hem Emin Özgönül’ü kutluyorum.

    Yıllarca yerden yere vurulmuş, hakaretler yemiş gerçek reformcu ve devrimci bir siyasetçinin hakkını vermişler.

    *

    Bana göre bu sayfa Türk solunun Özal için yaptığı alkışlanacak bir “iade-i itibar” sayfası...

    Bana yıllarca “Dönek”, “Özköşk” diyenlere de kapak olacak bir sayfa bu.

    *

    Bu sayfa bize başka bir şey daha anlatıyor....

    Tarih en büyük haksızlıkların düzeltildiği yer...

    Eğer işinizi iyi yapıyor, gerçek reformlara imza atıyorsanız...

    Bir gün yeminli rakipleriniz bile sizi kabullenmek zorunda kalıyor.

    Zorunda kalmak bile yanlış...

    İçlerinden gelerek böyle güzel anma sayfaları yapıyorlar...

    *

    Nur için yat Sevgili Cumhurbaşkanımız...

    Bu ülke size çok şey borçlu...

    Bir gün hepimiz sizin o ısrarla anlattığınız üç hürriyet kavramını öğreneceğiz...

    Düşünce ve ifade hürriyeti...

    İnanç hürriyet..

    Girişim hürriyeti...

    Tabii ki adalet...

    Tabii ki vicdan...

    Tabii ki laiklik...

    Büyük ve müreffeh Türkiye işte bu sağlam ayaklar üzerinde yükselecek ve tarih bu Türkiye’yi inşa eden siyasetçileri hep böyle harika sayfalarla anacaktır.

    MARATONDA PANDEMİ Mİ INSTAGRAM MODASI MI

    TÜRKİYE’de ilgiyle izlediğim sporculardan biri de Seda Nur Çelik...

    Tam bir “Iron woman...”

    Artık Datça’ya yerleşti ve Instagram’dan çok güzel maraton paylaşımları yapıyor.

    Ancak dikkatimi çeken bir şey var.



    Maratoncu deyince gözümüzün önüne taytlı veya şortlu bir sporcu geliyor.

    Ancak Seda Nur Çelik’in kıyafetleri çok farklı...

    Mesela son paylaşımındaki bu kıyafet...

    Acaba pandeminin bize verdiği yeni bir ruh hali mi...

    Yoksa Instagram’ın yarattığı yeni bir “fashion” mı...

    Her ne olursa olsun bu rengarenk maraton çok güzel. Şu gri günlerde içimi açıyor.

    FİLİSTİN’İN İLK HAYVAN BARINAĞI GAZZE’DE

    HABERİ
    geçen gün Al Monitor haber sitesinde okudum. Gazze’de ilk hayvan barınağı kurulmuş.

    Pandemi nedeniyle aç kalan sokak köpekleri bir barınakta toplanmış.

    Onun yanına ayrıca bir kedi barınağı da yapılmış.

    Barınağa getirilen köpeklerin yüzde 60’ı ya hastalıklı ya da sakatmış.

    Pandemi dolayısıyla tavuk ve et işletmeleri, restoranlar ve marketler kapanınca barınak da zor durumda kalmış.

    Çünkü buralardaki artık besinler barınaklara gidiyormuş.

    Hayvan hakları için mücadele eden insanlar bakın dünyayı nereye getirdi. Savaş ve işgal altında bile hayvanları korumak için çalışan insanlar var.

    Helal olsun onlara.

    TÜRKİYE’NİN İLK PANDALARI ARASINDA BAKIN KİMLER VAR

    DÜN Prens Philip’
    in davetlilerini anlatan yazımda Türkiye’de WWF’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın) kurucularından Cemile Garan’ı anlatmıştım.

    O vakıf şimdi Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği olarak devam ediyor.



    Hâlâ aynı panda sembolü ile faaliyetini sürdüren vakfın Türkiye’deki ilk kurucuları kimlermiş diye baktım.

    İstanbul’un “creme de la creme” denilebilecek bir burjuva kesimi kurmuş.

    Kurucular arasında rahmetli Nejat Eczacıbaşı ile Yapı ve Kredi Bankası’nın kurucu ailesinden Karaca Taşkent de varmış.

    İşte size Türkiye’nin “ilk pandalarının” tam listesi...

    İLK PANDALAR İSTANBUL’UN ‘CREME DE LA CREME’İYMİŞ

    İŞTE
    “panda amblemli” WWF’nin ilk kurucularının tam listesi:

    - Belkıs Acar

    - Turhan Akarca

    - Hasan Asmaz

    - Zekai Bayer

    - Nejat F. Eczacıbaşı

    - William Edmonds

    - Tansu Gürpınar

    - Sırrı T. Hitay

    - Prof. Turhan İstanbullu

    - İsmail İsmen

    - Cemile Garan

    - Nergis Oral

    - Cenan Sahir Sılan

    - Karaca Taşkent

    BİR KUŞ KAFALI TANRI BİR KUŞ BAŞLI TANRI

    MEHMET Yılmaz’
    ın “Aşkın Tarihini Yazsam Yeniden” kitabında ilginç bir bölüm var.

    Başlığı şöyle:

    “Bir erkek ne zaman ölür...”

    Ama yazıda benim asıl ilgimi çeken “kuş başlı bir heykel”...

    Washington’daki Gazetecilik Müzesi’nde kuş başlı bir tanrının heykelcikleri satılıyormuş.

    *

    Antik Mısır’da kuş başlı, insan vücutlu bir tanrı varmış.



    Adı Thoth...

    Antik Mısır’da “iletişim tanrısı”ymış...

    İletişim müdürü, iletişim bakanı vs unvanlar duydum ama iletişim tanrısını ilk defa duyuyorum.

    *

    Bu kuş başlı tanrının görevi insanları yanlış anlaşılmalardan korumakmış.

    “İletişim” kavramını gerçekten tam yerine oturtan bir kavram.

    İletişimin gerçek amacı “doğru anlaşılmayı sağlamak”...

    Bunu yapan tanrı “kuş başlı tanrı” oluyor.

    *

    Ama iletişimi bayağı bir propagandaya çeviren tanrı ise “kuş kafalı tanrı” oluyor.

    .........................

    - Mehmet Yılmaz: “Aşkın Tarihini Yazsam Yeniden”, Nemesis Kitap, 2020

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    5 adımda bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolu
    6 soruda bankacılıkta uzaktan müşteri edinimiyle ilgili merak edilen her şey!
    Ramazan’da umudu paylaş: İhtiyaç sahiplerine nasıl yardım edebilirsiniz?
    Masallar Değişirse Dünya Değişir!
    Ekolojik eve ilk adım: Isı pompaları neden hem sizin hem de çevreniz için en iyi çözüm?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Yoksa sorun damarlarda mı
    2. Güneşin de aşının da patenti olmaz
    3. Eleştiride kıskanç çözümde cömert olmak
    4. Rus aşısına güvenelim mi
    5. Virüste de bizde de mutasyon çoktan oldu
    6. Doğru yaptık
    7. Uykusuz neden olmaz
    8. Antikora takılmayın
    9. Dünya sınıfta kaldı
    10. Daha çok kapanalım