• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

    Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

    İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

    Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

    Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

    Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

    Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

    Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

    İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.



    Onun istemiş olması beni şaşırtmaz....

    *

    Türkiye’nin hep “sessiz bir makul çoğunluğu” var.

    Sesini yükseltmeyen, sokağa çıkmayan, ama zaman zaman anketlerde kendini gösteren makul bir ortak akıl bu...

    Son günlerde bunun işaretlerini de görüyoruz.

    *

    - Mesela İstanbul Sözleşmesi’nin geri çekilmesini yanlış bulanlar...

    Türkiye’nin en ciddi araştırma kuruluşlarından Metropoll’ün araştırmasına göre çoğunluk İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını doğru bulmuyor.

    *

    - Bir başka işaret...

    Yine Konda anketine göre halkın yüzde 70’i ABD veya Avrupa Birliği ülkelerine yakın hissediyor ve Türkiye’nin öyle bir ülke olmasını istiyor...

    İslami ülkelere benzeyen bir ülkede yaşamak isteyenlerin oranı yüzde 1’e inmiş.

    *

    Sosyal medyaya baktığımız zaman ortada büyük bir gümbürtü görüyoruz...

    3-5 bin tweet atılıp TT olunca bütün Türkiye yıkılıyor sanıyoruz...

    Ama “Derin Türkiye”yi anlamak isteyen siyasetçiler, sosyal medyanın gümbürtüsüne değil, sessizliğin sesine bakmalıdırlar.

    Çünkü bu sessiz itiraz, aynı zamanda en güçlü mutabakatın sınırlarının da ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.

    *

    Türkiye, “itirazını biriktiren” bir halka sahip....

    Gürültüden tasarruf edip biriktirdiği sessiz itirazını sandıkta oya çeviriyor.

    *

    Bence 2023 Türkiye’sine hazırlanan partiler bu sessiz mutabakatı dikkatle okumalı.

    AMİRALLERİN BİLGİSAYARLARININ KOPYALARI ALINIP VERİLDİ Mİ

    GÖZALTINA
    alınan amirallerle ilgili bazı söylentiler dolaşıyor.

    - Sabah saatlerinde evlerinden alınmaları eleştiri konusu yapılmıştı.

    Hatta emekli amirallere kötü muamele edildiği söylenmişti.

    Bana bazı ailelerden gelen bilgilere göre evlere gelen polisler saygılı davranmış.

    *

    - Tek istisna, gözaltına alınan amirallerden biri kansermiş ve kemoterapi görüyormuş.

    Umarım tedavisi için gereği yapılmıştır.

    *

    - Aldığım en ciddi duyum şu.

    Polisler bilgisayarları alırken disketlerin kopyalarını alıp ailelerine vermemiş.

    İşte buna ihtimal vermek istemiyorum.

    Çünkü bu doğruysa geçmişte yaşanan bazı sorunlar tekrar yaşanabilir.

    Umarım bu doğru değildir.

    FRANSA MÜLKİYESİ’Nİ KAPATMAK İKİNCİ FRANSIZ İHTİLALİ Mİ OLDU

    PARİS
    ’te doktoramı yaptığım 1970-76 yılları arasında şu çok “derin Fransız gerçeğini” öğrendim.

    Yeni Fransa devletinin temeli ENA’da atılmıştır.

    ENA, yani açılmış haliyle “Ecole Nationale d’Administration”, Fransa derin siyasetinin ve derin devletinin en cumhuriyetçi evlatlarını yetiştiren okuldur.

    Türkçe adıyla “Milli İdare Okulu”...

    Bir anlamda 1960’ların, 70’lerin bizdeki Mülkiye karşılığıdır. Fransa Devlet Başkanı Macron geçen hafta bu okulun kapatıldığını açıkladı.

    Bana göre bu “ikinci Fransız İhtilali” demek.



    Peki niye kapatılıyor bu efsane okul?

    ENA solcular tarafından “Elit bir okul” olarak görülüyordu. Öbür okullardan mezun çocuklara karşı eşitsizlik yaratıyor deniyordu.

    Yani bir tür sınıfsal avantaj sağlıyordu.

    Macron şimdi Fransız devletinde işe almada, görev vermede, daha liyakate dayalı, daha eşitçi, daha herkese açık bir sistem yaratmak istiyor.

    Bakalım bu “ikinci Fransız Devrimi” nasıl bir sonuç verecek.

    MACRON’UN KENDİ MEZUN OLDUĞU OKUL 4 CUMHURBAŞKANI, 9 BAŞBAKAN ÇIKARDI

    - ENA 1945 yılında yani savaştan sonra bizzat De Gaulle tarafından Strasbourg şehrinde kuruldu.

    - Yılda sadece 80-100 öğrenci alıyordu.

    - Bugüne kadar 6 bin 500 mezunu oldu.

    - Bunlar arasında 4 cumhurbaşkanı vardı (Chirac, d’Estaing, Hollande ve Macron).

    - Dokuz başbakan çıktı.

    - Sayısız bakan, milletvekili, genel müdür ve CEO buradan mezun oldu.

    - Jacques Attali ve Alain Minc gibi düşünürler de bu okulun öğrencileri arasındaydı.

    - Türkiye’nin şu anki Paris Büyükelçisi Ali Onaner de ENA’dan mezundur ve Macron’un sınıf arkadaşıdır.

    ‘FRIENDS’ 16 YIL SONRA NİYE YİNE TÜRKİYE’DE 1 NUMARA

    BANA
    göre dünya televizyon tarihinin en önemli dizisi “Friends”di...

    Öyle bir diziydi ki, adı gösterildiği ülkelerin yerel dillerine bile çevrilmeden hemen her yerde İngilizce adıyla “Friends” olarak gösterildi ve hepimizin hafızasına öyle kazındı.

    *

    17 yıl sonra Türkiye’de iki streaming platform diziyi yeniden gösterime soktu.

    İkincisi geçen hafta başladı...

    Ve önceki gece baktım, en çok izlenenler listesinin bir numarasına yerleşmiş.



    *

    Dizi 1994 ile 2004 yılları arasında yayınlandı.

    Son bölümünün yayınlanmasının üzerinden 17 yıl geçti... Düşünün 2004’te yayınlanan son bölümlerinde bile cep telefonu yok....

    Öyleyse bu dizi niye bütün dünyada hâlâ böylesine büyük bir sükse yapıyor...

    ACABA PANDEMİ BİZE ŞU DUYGULARI MI ÖZLETTİ

    GALİBA
    hepimizin kaybettiği güzel bir şeyler var “Friends” dizisinde...

    Dostluk...

    Dayanışma...

    Modernite...

    Paylaşma...

    Arkadaşlık...

    Kibirsizlik...

    Kıskançlık, haset, kurnazlık gibi duygularla kirlenmemiş bir beraberlik...

    Kadın-erkek eşitliği...

    Bayağılaşmayan bir mizah...

    Arkadaşça takılmanın güzelliği... Ve galiba pandemi hepimize bozuk para gibi hoyratça harcadığımız bu duyguları yeniden hatırlattı...

    O yüzden çok özledik “Friends”in “bembeyaz duygularını”...

    BU YIL OSCAR’I TÖREN GİBİ DEĞİL FİLM GİBİ SEYREDECEĞİZ

    BU
    yıl Oscar törenini ünlü yönetmen Steven Soderbergh hazırlıyor.

    Tören seyircisiz düzenleneceği için yepyeni bir konsept düşünülüyor.

    Soderbergh son 30 yılın en önemli yönetmenlerinden biri...

    Onu ‘Sex, Lies and Videotapes’ filmindeki yenilikçi tarzı ile tanıdık.

    ‘Traffic’ filmi ile ise film akışına yeni bir ritim ve mekânlara farklı renk veren bir anlayışı getirdi.

    O nedenle törende ne yapılacağını çok merak ediyorum. Galiba bunu bir tören değil, film gibi tasarlıyormuş.

    Yani o gece orada bir tören değil, Hollywood filmi seyredeceğiz.

    Bir yönetmenin törenlerde ne yapabileceğini Londra Olimpiyatları’nın açılış seremonisinin tasarımı İngiliz yönetmen Danny Boyle’a verildiğinde görmüştük.

    Dünya gösteri tarihine geçecek harika bir şey yapmıştı.

    Bakalım Soderbergh ne yapacak.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    5 adımda bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolu
    6 soruda bankacılıkta uzaktan müşteri edinimiyle ilgili merak edilen her şey!
    Ramazan’da umudu paylaş: İhtiyaç sahiplerine nasıl yardım edebilirsiniz?
    Masallar Değişirse Dünya Değişir!
    Ekolojik eve ilk adım: Isı pompaları neden hem sizin hem de çevreniz için en iyi çözüm?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Anadolu’nun kalbine yolculuk
    2. Uludağ’ın eteklerindeki hazine
    3. Osmanlı’ya damgasını vuran mimarlar
    4. Geçmişin gölgesinde bir mola
    5. Bir doğa harikası Slovenya
    6. Unutulmaz bir tatil vaat eden butik oteller... 12 adreste 15 öneri
    7. Bir zamanlar Patagonya’da
    8. İstanbul aşkımın başladığı yer: Kandilli
    9. Dertlerden uzak, mavi-yeşil bir cennet
    10. Troya ve Assos’ta mitolojik bir tur