Ertuğrul Özkök Yazarın Tüm Yazıları

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

4dk okuma

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Haberin Devamı

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...


*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Bir tarafta Sadakatsiz’in Asya, Volkan, Derin üçlüsü...

Öteki tarafta, Real Madrid’in, Benzema-Modriç-Eden Hazard üçlüsü...

Artı Barcelona’nın Coutinho-Gerard Pique-Dembele üçlüsü...

Gerçi iki yayın farklı saatlerdeydi ama yine de İspanya’da bütün televizyon çevreleri günün birincisinin kim olacağını tahmine çalışıyordu.

Ertesi sabah reyting sonuçları geldi...

Haberin Devamı

İşte 24 Ekim 2021 tarihli büyük yarışın sonuçları:

*

- Barcelona-Real Madrid maçını 1 milyon 630 bin kişi seyretmiş.

Share, yani izlenme payı yüzde 14.4...

*

Infiel’i (Sadakatsiz) 1 milyon 838 bin kişi seyretmiş.

Share, izlenme payı yüzde 14.7

*

Evet, o pazar günü İspanya’da bir Türk dizisi, gecenin birinciliğini en büyük futbol olayına bile kaptırmadı.

Üstelik de Barcelona ve Real Madrid gibi iki devi devirerek birinci oldu.

Bu da Türk “Soft Power”ının, yani yumuşak gücünün dünyada ikinci yükseliş dalgasının başladığını gösteren en güzel göstergelerinden biriydi.

*

Türkiye artık dünyada sadece SİHA’ları, insansız hava araçları ile yok...

Eğlence alanındaki bu insanlı dizileriyle de var...

HIP HOP
TÜRKLER 60 YILDA ‘ŞİDDETSİZ KAVGA’ ETMEYİ ÖĞRENDİ Mİ

Geçen yıl, Türklerin Almanya’ya göçünün 60’ıncı yılıydı...

Göç olayının 60’ıncı yılı dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi çok güzel bir kitap hazırlatmış.

Goethe Enstitüsü’nün de katkılarıyla hazırlanan kitabın adı “Misafir, Göçmen, Yerli”...

Yirmi bir bölümden oluşan bir kitap... Her bölümü gerçekten uzman kişiler yazmış.

*

Haberin Devamı

En ilgimi çeken bölümlerden biri “Türkçe Hip Hop ve Rap” oldu...

Verda Kaya’nın yazdığı bölüm gerçekten bu müziğin sosyolojisini çok güzel anlatıyor.

Verda Kaya’nın Türk hip hop kültürü ile ilgili çok ilginç tezleri var.

- Hip hop’un, “Türklerin Almanya’daki göç tarihinin en önemli gençlik kültürü olduğunu” söylüyor.

- Hip hop’un Almanya’da Türk gençleri arasında bir getto müziği olarak doğduğunu ancak bir süre sonra öteki göçmen toplumlarını ve kenarda kalmış Alman çocuklarını bir araya getirip karıştırarak, bir “kültür enternasyonali” haline geldiğini örneklerle anlatıyor.

- Türk hip hop’çılarının, bizdeki âşık geleneğine benzer şekilde atışmalarına “şiddetsiz kavga” adını takmış.

Çok şey öğrendim yazıdan.

Haberin Devamı

TÜRK HIP HOP’U 2
TÜRK GENÇLERİ AMERİKALILARIN KULÜPLERİNİN KAPISINDAN ÇEVRİLMEYİNCE ORTAK HIP HOP DOĞDU

Kaya, Almanya’da hip hop müziğinin gelişmesinin temelinde, her mahalledeki gençlik merkezlerinin büyük etkisi olduğunu söylüyor.

Ama asıl gelişmenin, Almanya’da bulunan genç Amerikan askerleri ile Amerikalı subayların çocuklarının Türk gençleri ile kaynaşmasıyla sağlandığını savunuyor.

Çünkü Türk gençleri Amerikalı gençlerin gittiği kulüplerin kapılarından çevrilmeyince ortak eğlenme ve ortak söyleme ortamı doğmuş.

Haberin Devamı

TÜRK HIP HOP’U 3
TÜRK HIP HOP’ÇULARI TÜRKÇE’Yİ DEFORME ETMEYİ NASIL BAŞARDI

Türk hip hop’unun önde gelen isimlerinden Tunç “Turbo” Dindaş şu ilginç yorumu yapıyor:

“Başlarda Türkçe’yi nasıl kullanacağımızı çözememiştik. Yani Türkçe nasıl bozulur, deforme edilir, bilmiyorduk. Çünkü Türk dilinin yapısı farklı.

Bizde yüklemler sonda, İngilizce ve Almanca’da ise başta.

Haberin Devamı

O nedenle ilk zamanlar hip hop için gerekli deformasyonu sağlayamıyorduk. Ama sonra öğrendik.”

TÜRK HIP HOP’U 4
CARTEL’İ MİLLİYETÇİLİK Mİ SESSİZLİĞE MAHKÛM ETTİ

Cartel, Almanya’daki ilk mega Türk hip hop grubuydu.

Türklerin buraya gelişinden 35 yıl sonra Almanya’da ilk kez bir Türkçe-Almanca müzik videosu MTV ve VIVA kanallarında dönmeye başladı.

Cartel’in şarkısıydı bu ve Solingen’de kundaklanan evde yanan insanları anlatıyordu.

Alman ve Kübalı iki rap’çi de Türk bayraklı tişörtleriyle destek veriyordu.

Cartel ırkçılığa karşı müthiş bir işi başarmıştı.

*

Sonra Türkiye konserleri başladı.

Stadyumları doldurdular.

Ancak Türkiye konserleri sırasında hiç beklemedikleri bir gelişme oldu.

PKK terörünün yükseldiği bir dönemdi ve onların Almanya’da “Sen Türk’sün, unutma” şeklindeki azınlığı savunan sözleri, Türkiye’de çoğunluğun sesi haline geldi.

Bir anda MHP ve milliyetçi kesim Cartel’e sahip çıktı.

Cartel’in varlık nedeni tersine dönmüş ve “Bozkurtlar’ın Grubu” görüntüsü hâkim olmuştu.

*

Verda Kaya, “Grubun başarının zirvesindeyken sessizliğe bürünmesinin ve kenara çekilmesinin sebebi buydu” diyor. 

EKSİK
YA EZHEL’İN ALMANYA’YA GELİŞİ, ONU NASIL DEĞERLENDİRECEĞİZ

Kitapta bir eksiklik var.

Almanya’daki Türk hip hop’çıların Türkiye’ye gelişleri var ama 2010’lu yıllarda Türkiye’dekilerin Almanya’ya gidişleri yok.

Oysa Ezhel’in Türkiye’den ayrılıp Almanya’ya yerleşme kararı alması önemliydi.

Böylece Türkiye’deki hip hop muhalefeti Almanya’ya geliyordu.

PAZAR PROGRAMI
PAZAR GÜNÜNÜ APTAL BİR SARIŞINLA GEÇİRMEK ACAYİP GÜZEL BİR FİKİR

Cuma akşamı bir kadeh viski içtikten sonra fevkalade faydalı bir şey yaptım ve 20 yıl sonra “Legally Blonde” filmini dördüncü defa seyrettim. Film, Alice Harikalar Diyarında’daki tavşan deliği yerine yanlışlıkla Harvard Üniversitesi Hukuk Bölümü’ne giren “aptal bir sarışının” hikâyesi.

*

Hay Allah, geri zekâlı bir erkek alışkanlığı işte, ağzımdan kaçtı... Aptal sarışın diyorum, aslında sarışın kız acayip akıllı da, sevgilisi olacak oğlan kumral aptalın teki... Filmdeki sarışın akıllı olunca bütün öteki esmerler aptal görünüyordu. Daha doğrusu kendini akıllı sanan aptallar.

*

Bir ve ikinci filmleri beIN CONNECT’e koydular... Yirmi yıl önce kumraldım ve aptal olmalıymışım ki anlamamışım, şimdi saçlarım beyazlaşınca kumrallıktan kurtuldum ve fark ettim.

Filmin Türkçe adı bir tuhaf... “Bu Nasıl Sarışın” diye çevrilmiş. Sanki, o aptal kumral ve esmer erkek önyargısını kabul eden bir çeviri olmuş. Ama mizahi anlamda böyle demişlerse de “MeToo” çağında bunu kadınlara anlatmak kolay değil.

Çünkü film tam aksine önyargılarla dalga geçiyor...

*

Film bana şunu söyledi: Herkes sizden ciddi bir görünüm beklerken siz, kendiniz gibi olarak da başarılı olabilirsiniz. Lolipop gibi çok şeker bir film...Vallahi hem güldüm hem mutlu oldum hem eğlendim.

GÜNÜN ROCK MÜZİĞİ
2000’LERİN EN İYİ ROCK GRUPLARINDAN BİRİ

The War On Drugs: “Change”

2005’te kurulmuş yeni bir grup.

Geçtiğimiz yıllarda Montreux Festivali’nde sahnede dinlemiştim. Benim için 2000’lerin en iyi rock gruplarından biri.

Geçen cuma günü streaming platformlarına “Change” adlı yeni şarkılarını koydular...

Gitar partisyonlarının zenginliği, rock’ın klasik çizgilerine sadakati...

Benim için banko haftanın şarkısı...

ARYA SEVENLERE
MÜTHİŞ BİR CECILIA BARTOLI YORUMU

Wolfgang Amadeus Mozart: “Il re pastore, K. 208 / Act 2:” “L’amerò, sarò costante”. Cecilia Bartoli, Maxim Vengerov, Kammerorchester Basel, Muhai Tangrchester...

Mozart... Bartoli...

Parça çok güzel... Orkestra çok iyi...

HAFTANIN SÜRPRİZİ
BULUTSUZLUK ÖZLEMİ TAM BİR ROCK OPERA YAPMIŞ

Bulutsuzluk Özlemi, Fırat Tanış: “Dostlar”

Geçen cuma streaming platformlarına konan şarkılar arasında en çok dikkatimi çekenlerden biri bu oldu.

Kulaklıkla dinlerken acayip havaya girdim.

Partisyonlar harika. Koro mükemmel. Tam bir rock opera olmuş. Metnin şiir olarak okunan bölümü çok etkileyici...

Çok sevdim... İnşallah bir konserde kalabalık içine karışarak dinleme imkânı bulabilirim.

DÜZELTME

Dünkü yazımda bu yıl en beğendiğim 29 Ekim paylaşımları arasında Mavi Jeans’inkini de saymıştım.

O paylaşım Mavi’nin değilmiş. Dikkatsizlik sonucu böyle bir yanlışlık yapmışım.

Ancak paylaşımın kime ait olduğunu da bulamadım.