• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Çocuklarınızın düşünce ve isteklerini yok saymayın

    Yeni bir okul yılı başlarken, her bir çocuğun kendi potansiyeli, mizacı, istekleri ve düşünceleri olduğunu unutmayalım. Onlara bol bol sevgi verirken bu halleri ile de muhteşem olduklarını hatırlayıp onların bir ok gibi, kapasiteleri kadar uzağa gidebilmelerini sağlayabilmek için onlara izin verelim.

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
    Çünkü ruhları yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
    Halil Cibran

    Halil Cibran’ın bu şiirini çoğunuz duymuş olabilirsiniz.
    Kızımı yetiştirirken kendimi toparlamak için sık sık okuduğum bir şiir olarak bana rehber olmaya devam ediyor.
    Neden mi kendini toparlamak? Çünkü çocuklarımızı yetiştirirken unuttuğumuz çok önemli bir nokta var: ‘Bizimle birlikte olsalar da bizim değiller, onlara sevgimizi verebiliriz, düşüncelerimizi değil, çünkü onların da kendi düşünceleri var.’
    Etrafımdaki anne-babalara baktığımda da hem kendi anne-babamı hem de kendimi görüyorum;
    Çocuklarını çok sevdiklerini ve sevgiden ne yapacaklarını şaşırdıklarını. Hepimiz çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve başarılı olmasını istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çabalayıp duruyoruz.

    ÇOCUKLARINIZI ESERİNİZ GİBİ GÖRMEYİN

    Bu çabanın sonunda ‘eserimizden’ gurur duymak istiyoruz.
    Buraya kadar bir sorun yok gibi görünüyor. Ama onları sadece ‘eserimiz’ gibi görürsek, gurur duyacağımız ürünler olarak ele alırsak, onların kendi düşüncelerini, mizaçlarını, isteklerini yok saymış oluyoruz.
    Onlara yol gösterdiğimizi düşünürken, onları şekillendirmeye sokmaya çalışıyoruz. Spordan nefret eden çocuğu zorla spora yazdırıyor, bırakmak istediğinde olay çıkarıyoruz.
    Yenidoğan bebeklerin davranışları üzerine araştırmalar yapan uzmanlar, bebeklerin, mizaç olarak tanımlanan bazı yapısal özellikler ile doğduğunu ve bu özelliklerin çevresindeki insanlarla ilişkisi üzerinde önemli rol olduğunu söylüyor. Bebeklerin mizaçları aşağıdaki şekilde sınıflandırılmış:
    ◊ Aktivite seviyesi:
    Bazı kişilerin aktivite seviyesi her zaman yüksektir, yerinde duramaz, etraftaki hareketlilikten de rahatsız olmazlar. Bazı kişiler ise düşük aktivite, daha az ses, daha az hareket tercih ederler.
    ◊ Dikkatin dağılma seviyesi:
    Yüksek oranda dikkat dağılma seviyesi olan kişiler, çok ufak bir uyarıcıdan bile rahatsız olabilirler.
    Düşük seviyede dikkat dağılma seviyesi olan kişiler ise rahatsızlıkla daha kolay baş edebilir, aktiviteler sırasında sesten, başka görüntülerden rahatsız olmazlar.
    ◊ Yoğunluk:
    Yüksek yoğunluğu olan kişiler olaylara karşı daha büyük tepkiler gösterirler. Düşük yoğunluğu olan kişilerin ise daha sessiz duygusal tepkileri vardır.
    ◊ Hassaslık:
    Yüksek seviyede hassaslığı olan kişiler ses, tat, dokunuş, hava sıcaklığındaki değişiklikler, gıda gibi fiziksel uyarıcılara aşırı hassastır.
    Diğer gruptakiler ise bu uyarıcıların hiçbirine karşı hassas değildir, her yerde kolayca uyur, değişik yemekleri kolayca deneyebilirler.
    ◊ Düzen:
    Bazı kişilerin tahmin edilebilir bir uyku, yemek, tuvalet düzeni vardır, bazılarının ise bu ihtiyaç ve alışkanlıkları düzensizdir.
    ◊ Adapte olabilme:
    Bazı kişiler her şeye daha kolay adapte olur, uyum sağlar. Bazıları ise yeni durumlara uyum sağlayabilmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyar.
    ◊ Sebat/azim:
    Zor durumlarda, azimli olma seviyesi ile ilgilidir. Bazıları böyle durumlarda azim gösterirken, bazıları kolay vazgeçer.

     

     

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Karma Ekonomi nedir? Günümüzde hangi ülkeler uyguluyor?
    Yılbaşında çalışanlarınızı mutlu edecek harika bir uygulamayı keşfedin!
    Neden gelecek kripto paralarda? Bitcoin dünyasına adım atmak için hala geç değil…
    Esnek ve hibrit çalışma düzeninde, ideal bir çalışma ortamı nasıl olmalıdır?
    Siz dinlenin o çalışsın! Temiz ev yaşamında yeni bir dönem başlatan robot süpürgeleri neden tercih etmeliyiz?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Eşim genç bir kıza âşık oldu
    2. Eşim beni aldatıyor mu
    3. Eşim ve kayınvalidem kilolarıma takmış durumda
    4. Bana ilgi gösterilince hemen aklım kayıyor
    5. Sevgilimi 3 yıldır anlayamadım
    6. Eşim oyun bağımlısı
    7. Görümcem yüzünden kayınvalidemle aram açıldı
    8. Sevdiğimle parasızlık yüzünden evlenemiyoruz
    9. Bana verdikleri zararın farkında bile değiller
    10. Gizli aşk yaşadığım kişi değişmeye başladı