• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Az al iyi al uzun süre kullan


    Ben tabii marka danışmanlığı da yaptığımdan, ürünlerin bana gelmesi onları incelemem ve markaya ürünler hakkında yorum yapmam gibi bir işe sahibim. Bu sebeple kendi kıyafetlerim fazlalaştığında ya kız kardeşlerimle ya arkadaşlarımla ya da ihtiyacı olan kişilerle paylaşıyorum. Aslında sadece paylaşmıyorum; o elbiselerin takibini de yapıyorum: Bir süre giyilmemişse geri istiyor ve farklı kişilere gönderiyorum. Artık bu çılgınlığa ‘dur’ demenin zamanı geldi! Bundan sonra alışveriş yaparken bize tavsiye edileni veya bizi ekran başından alışverişe yönlendireni değil; başka duyu organlarımızı da devreye sokarak bilinçli farkında bir alışveriş yapmalıyız.

    DÜNYAYA ZARAR VERMEYELİM

    Dünyaya ve çevreye zarar veren bir davranışa izin vermeyelim. Görme ve işitme duyu organlarımız kadar, dokunma duyumuz ile koklama duyularımız da o kadar önem taşır. Kıyafet alışverişlerimizde görme ve işitme duyularımızı yıllarca çokça kullandık; arkadaşımızda gördüğümüz bir elbise, internet sitelerinde gördüklerimizi hiç dokunmadan ve koklamadan hep aldık. Sonra dokununca o ürünün polyester olduğunu, uzun süre kullanamayacağımızı anladık ve giyim odalarımız da kullanılmayan giysilerle dolup taştı. Ürün aldığımızda koklasak o ürünün polyester veya sentetik olduğunu hemen anlarız çünkü ana malzemesi petroldür, benzindir. Koku duyunuzla hemen o kokuyu alırsınız.



    TREND ÖNCÜSÜNÜN 100. DOĞUM GÜNÜ

    H&M’in en son iş birliği, gerçek bir stil ikonu olan eşsiz Iris Apfel’le ortaklaşa oluşturulan göz alıcı ve enerjik bir koleksiyondan oluşuyor. Iris Apfel x H&M Koleksiyonu, sevilen trend öncüsünün 100. doğum gününü kutluyor. H&M İletişim ve Sürdürülebilirlik Müdürü Pelin Atay Kuran, 2021’in Eylül ayında New York’ta gerçekleşen global tanıtımın ardından Türkiye’de de bu özel koleksiyonun öncelikli olarak lansmanını gerçekleştirmekten dolayı heyecanlı olduklarını belirtti. Bu koleksiyona özel olarak hazırlanan Türkiye tanıtımı, 24 Mart’ta, Pera Palace Hotel’de özel bir lansman ve alışveriş partisiyle gerçekleştirildi. Iris Apfel; gösterişli moda anlayışı, korkusuz bireyselliği ve cesur kıyafetleriyle tanınıyor. Stilin ve ilhamın fiyatı önemli olmaksızın her yerden ve herkesten gelebileceği fikrini savunuyor. Iris Apfel’in benzersiz yeteneğinden ve ‘ne kadar çok, o kadar iyi’ estetik anlayışından ilham alan Iris Apfel x H&M Koleksiyonu, herkesin kullanımı adına tasarlanmış, şahane seçeneklerden oluşuyor. Giysi ve aksesuarların tümü; Iris Apfel’in sarsılmaz bağımsızlığını, özgün stil anlayışını onurlandırmak için yaratıldı.

    Yazının devamı...

    En büyük stil kişinin kendi karakteridir

    Betül Burmalı ile 5 Soru 5 Cevap

     

    Betül Burmalı neler yapıyor? Sizi tanıyabilir miyiz?
    Enerjimi, yaptığım ve yarattığım işten alıyorum. Kapalı Çarşı’da ilk önce takının mutfağında, altın işleme ve tasarlama, perakende kuyumculuk eğitimi ile pırlanta uzmanlık eğitimi aldıktan sonra kreatif takı modelleri tasarlamaya başladım. Daha sonra en büyük zevkim ve tutkum olan mutfak hobisi yeme-içme alanında ilerledim. Mutfak Sanatları Akademisi’ne başvurarak uluslararası profesyonel aşçılık eğitimi aldım. Stajımı, akademinin restoranında yaptım ve staj bittikten sonra çalışmaya devam ettim. Bu arada da kendi reçetelerimi yazmaya ve danışmanlık yapmaya başladım. Profesyonel sosyal medya kullanıcısıyım, yemek platformu olan, tarifler verdiğim yemek videoları çektiğim @betsyummy adlı hesabım var. @happily.moment adında da hem organizasyon düzenlediğim hem de lezzetli peynir tabakları hazırladığım bir şirketim var. Aynı zamanda pandemi döneminde ortağı olduğum @bayildimmm Instagram hesabına katıldım ve sevdiğim şeyleri paylaşmaya, farklı içerikler üretmeye devam ediyorum.

    Modayı takip ediyor musunuz? Sizin tarzınız nasıl?
    Profesyonel sosyal medya kullanıcısıyım, modayla yakından ilgileniyor ve takip ediyorum. Paylaşımlarım en çok moda üzerine dikkat çekiyor. Son sezon trend ve geçmiş trendlerin karışımından ortaya çıkan look’ları değerlendiriyorum. Modanın her an geçici olduğunu, önemli olan giydiğin kıyafetle o ruh halinde ve o anda olmayı hissettirebilmesini seviyorum. Özgüven önce içeride başlamalı, seninle bütünleşmeli ve oradan kendi modanı gerek renkleriyle gerek giydiğin markanın ruhu ile bütünleştirip yansıtmalı. Tek parça kıyafet ile aslında rahat ve şık olunabilir. Cesaretli parçalar giymeyi ve giyenleri paylaşarak kadınlara destek veriyorum. Bunların yanında da içten dışa kelimesiyle beraber her şeyin başında sağlık olduğunu, sağlıklı bir cilt, saç, vücudun da moda ile ilgisinin olduğunu biliyorum.


    Türkiye’de kimlerin stilini beğeniyorsunuz? Stili nasıl yorumlarsınız?

    ‘Sade olmak zordur’ anlayışıyla hareket edip zor olanı yapmayı sevenlerdenim. Türkiye’de stilini beğendiğim birçok kadın var. Burcu Esmersoy, Ayşegül Afacan Köksal, Burcu Tandoğan stilini beğendiğim kişiler arasında. Bunun yanında kendi özgüveni, ruhu ve farklı bir stile sahip olan Nil Ninat’ın stilini ve styling’ini de çok beğeniyorum. Dünya genelinde ise son zamanlarda Anna Winck, İzi Angus’un stilini beğeniyorum. Aslında kişinin karakterinin en büyük stil olduğunu ve bunu en etkili, doğru biçimde nasıl kullandığının önemli olduğunu savunuyorum.

    Sizin için lüks nedir?
    Lüksün her zaman önce kendi farkındalığında olmayı, ruh sağlığının ve sonra beden sağlığının en önemli lüks olduğunu savunuyorum. Kişinin pozitif ve sağlıklı görünmesi, her zaman üzerinde taşıdığının dışına geçtiğini, cesaretli olmanın da üzerinde taşıdığı kıyafetle veya taktığı aksesuarlarla kendi ruh halini yansıttığını düşünüyorum.

    Mottonuz?
    Zarafet, içinin de dışının kadar güzel olmasıdır.

    Yazının devamı...

    Sanat, insan zihni ile dünya arasında köprüdür


    EGE ÖZYUVACI İLE 5 SORU 5 CEVAP

    1- Ege Özyuvacı neler yapıyor?

    Küçüklüğümden beri kendimi ifade edebilmek ve hayal gücümü dünyaya aktarmak için çizim yapıyorum. Görsel İletişim Tasarımı bölümünü bitirdim, kendimi illüstrasyon ve animasyon alanlarında geliştirdim. Hayalimdeki çizimlerin hareketlerini herkese gösterebilmek için iki mecra bir bütün oldu. Sanatım, evreni anlamakla oluşuyor. En azından kendimce anlamamla. Doğadan ilham alıyorum, doğayı da kaykay ve sörf sporlarıyla deneyimliyorum. Ormanın, dalgaların ve güneşin peşindeyim. Asla dengesini bozmayan doğanın ritmini deneyimledikçe çok etkileniyorum ve örnek almaya çalışıyorum.

    2-Sanat sizin için ne ifade ediyor?

    Sanat benim için, insan zihni ile dünyamız arasında bir köprü görevi görüyor. Kişinin kendi bilincini dışa vurabilmesi ve kendini fiziksel hacmi dışında başkalarının zihninde de var edebilmesini sağlıyor. Ortada başkaları olması gerekmeden de duygularımızı ruhu olmayan cisimlere aşılamak ve onları da anlamlı varlıklara çevirmek çok heyecan verici.

    3-Çalışmak ve yaşamak istediğiniz yer?

    Ülkemi çok seviyorum. Doğduğum topraklarda kendimi daha ait ve güvende hissediyorum. Doğasının ve denizlerinin eşi benzeri yok. Günün sonunda sanatımı evrensel boyutlara taşımak ve dünyanın her yerinde iş yapabilmek isterim. Fakat gittiğim yerin deniz kenarında ve yeşillikler içinde bir yer olması çok önemli. Karadeniz, Ege ve Akdeniz kıyıları bu görevi fazlasıyla yerine getiriyor. Sonuçta evrenden ilham aldığım için gittiğim her yerin bana bir şeyler katabileceğine inanıyorum. Durmak yok.


    4-Siz modayı nasıl yorumlarsınız?

    Modayı takip etmemekle beraber uzaktan bir hayranlık duyuyorum. Markaların ifade ettikleriyle kitleleri harekete geçirmesi ilham verici bir olay. Ürünlerine aşıladıkları duygu ve mesajlarla, insanların ilk görüşte kendilerini ifade edebilmesine yarıyorlar. Mesaj ne kadar güçlü olursa modaya uyanların kitlesi de büyüyor. Ben de kendi çizgimde ilerlemeyi tercih ediyorum ve olaya kompozisyon olarak bakıyorum. Renk ile dokular kendi içlerinde bir bütün oluşturmalı fakat araya uyumlu ve beklenmedik parçalar gelmeli. Tıpkı doğada birden karşımıza çıkan heyecan verici bir an gibi. Günün sonunda da ormanda veya kıyılarda da fonksiyonelliğini yitirmemeli.

    5-Mottonuz?

    Hepimiz bir bütünün parçasıyız. Yalnız olsak bile kendimiz varız ve kulak verince evren bizimle her zaman konuşur. Günün sonunda dalga geçmek gerek çünkü evren zaten bizimle dalga geçiyor. Gökyüzüne, denizlere ve yeşile daha sık bakmak, tadını çıkarmamız gerekiyor.

    Yazının devamı...

    Stil kim olduğunu gösterme özgünlüğüdür

    Yeliz Çetin Özer ve Zerrin Güngenci ile 5 Soru 5 Cevap

     

    1)Sizi ve markanızı tanıyabilir miyiz?
    Sürekli yenilenen ve sınırlı sayıda üretilen tasarımlarla, özgünlüğün peşinden gidenlerin talep ettiği marka olmak için yola çıkan iki yakın dostun hikayesidir; Angels in Ra. Biz iki ortak, yıllardır farklı dallarda moda ve tasarımın içerisinde yer alıyoruz. Birimiz iç mimar olarak 15 senedir tasarım içerisinde, diğerimiz de 20 senedir büyük zincir mağazalarının ve dünya markalarının tekstil, ayakkabı, çanta kategorilerinin satın alma direktörlüğünü yapmakta. Sektör tecrübesi ile farklılaşmanın, özgünlüğün, kendini tekrara düşürmemenin ne kadar öncelikli olduğunun farkındayız. Bu yönden düşündüğümüzde Angels in Ra’nın her tasarladığı modelin sınırlı sayıda üretilmesine ve sürekli farklı tasarımlarla yenilenen kapsül koleksiyonunun olması gerektiğine karar verdik. Hiçbir kadın o an üstünde olan kıyafeti yanında bir başkasında görmek istemez; hepimiz biliriz bunu ve bu da farkındalıklarımızın başında geliyor. Diğer avantajımız ise ikimizin de birbirinden çok farklı ve zıt tarzımızın olması. Bu, tüm koleksiyona yansır halde ve bu sayede herkese hitap edecek bir koleksiyon ortaya çıkardık.

    2) Neden ceket ve kimono?

    Markamızı kurmaya ve yola çıkmaya karar verdiğimiz düşünce şekillendirdi tüm koleksiyonlarımızı. Farklı olalım, eşsiz olsun giydiklerimiz ama çok zorlama olmasın. Sadece tek bir parça ile hem şıklığı hem asaleti sağlasın istedik. Bir flipflop ve bikinimizin üstüne tek parça derken, kimononun özgür ruhumuzun ihtiyacı olan tek ama şık parça olduğuna karar vermemizle başladı tüm hikâye. İlk koleksiyonumuz olan SS21’de kimono tasarımları üstüne çalıştık. Bizim farklılaştığımız nokta, tüm modellerin sınırlı sayıda üretilmesi. Bazı modellerde sadece bir adet üretimi seçtik, bazıları sadece beş adet. Her bireyin öne çıkması ve benzersiz olması gerektiğine inanıyoruz ve bu konsepti koleksiyonlarımıza da taşıdık. WF21’de ise yine aynı şekilde sadece tek parça ile ‘nasıl özel, farklı oluruz’ dedik ve ceket, kaşmir palto tasarımlarımız hayat buldu. Ceketlerimizin ve paltolarımızın iç astarlarında birbirinden farklı olacak şekilde renkli cıvıl cıvıl ipek kumaşları tercih ettik. Herkesin birbirinin kopyası olmaya başladığı bu dönemde farklı olmayı istiyoruz. Bu sebeple kış koleksiyonumuzda, tüm modellerimizde iç astarları ve düğmeler birbirinden farklı olacak, asla tekrara düşmeyecek bir koleksiyon hazırladık. Hem yaz hem de kış koleksiyonumuzda lüks kumaşlarla kusursuz işçiliği birleştirmek istedik.
    3) Siz stili nasıl yorumlarsınız?

    Tutku, pozitif enerji ve kâşif ruh... Giyim kodlarımız kim olduğumuza dair pek çok done içerir. Kişinin kendini ifade etme tarzı, kim olduğunu gösterme özgünlüğüdür stil bizim için.
    4) Sürdürülebilirlikle ilgili neler söylersiniz?

    Sürdürülebilirlik günümüzde birçok alanda olduğu gibi modada da yaygın bir etkiye sahip. Geçirdiğimiz bu 2.5 senelik süreçte çoğumuz dünyaya verdiğimiz zararın farkına vardık. Angels in Ra olarak çok sevdiğimiz dünyamıza zarar vermemek için sürdürülebilir materyallerden üretilmiş doğal kumaşlarla, yüksek kaliteli, organik ve geri dönüştürülmüş ham maddeler kullanılarak üretilen, uzun ömürlü kıyafetler sunuyoruz. Ürettiğimiz tasarımların yıllar sonra da hatta sezonu geçtikten sonra da tekrar gündeme gelmesini sağlayacak bir anlayışı benimsemek de sürdürülebilir modadır. Bu bakış açısıyla her bir parçayı kusursuz işçilik ve kaliteli kumaşlarla üretimini tamamlıyoruz. Önümüzdeki kış koleksiyonumuz için bütün süreçlerimizde bilinçli üretimi garanti altına alabilmek adına tedarikçilerimizin tamamını Global Organic Textile Standard (GOTS) ve Global Recycle Standard (GRS) sertifikalarına sahip üreticiler arasından seçmeyi planlıyoruz.
    5)Mottonuz?

    Özgün, benzersiz ve asil ol...

    Yazının devamı...

    Şapka en zarif aksesuardır

    Selcen Kuriş ile 5 Soru 5 Cevap

     

    1. Sizi tanıyabilir miyiz?


    1981 yılında İzmir’de doğdum. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü mezunu bir annenin ve inşaat mühendisi bir babanın iki çocuğundan biriyim. Başkent Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği bölümü mezunuyum. Evliyim ve dört çocuk annesiyim.

    2. Şapkaların hikâyesi nasıl başladı?

    Lise yıllarımda ağabeyimin Kanada’dan getirdiği saks mavisi kadife bir şapka ile şapka takmaktan keyif almaya başladım. Bu durum, şapkaların dünyada kullanımını incelememe sebep oldu. Kıyafetlerimi tamamlarken şapkalarımın üzerine çiçekler, kurdeleler, broşlar takardım. Arkadaşlarımın ‘benim şapkama da bir şeyler yapsan’ demesiyle ‘acaba şapka yapabilir miyim?’ sorusu ortaya çıktı. Basit şapkalar aldım. Açtım, kestim, inceledim. Dikiş dikmeyi, ipek çiçekler yapmayı öğrendim. Şapka yapımı dersleri aldım. Bu süreç iki yıl sürdü. Ne zaman ki benim yaptığım şapkalar yabancı tasarımcılardan satın aldığım şapkalar ayarına gelince selcenkurishats’i kurdum.


    3. Şapkalara karşı kadınların ilgisi nasıl?

    Selcenkurishats’i ilk kurduğumda hep şunu duydum: “Çok güzel harika şapkalar ama şapka takacak kadar cesur değilim.” Bu beni hep çok şaşırttı. 16. yüzyıldan beri kullanılan şapka neden cesaret ister ki? Ben de hem çevremdeki hanımlara hem de müşterilerime şunu empoze ettim. ‘Şapka en zarif aksesuardır. Kendinizi, stilinizi nasıl yansıtmak istiyorsanız sizi o şekilde yansıtır. Şapka alıp almamaya tereddüt ettiğinizde, bunu her zaman aklınızın bir köşesinde bulundurun.’

    4. Siz stili nasıl yorumlarsınız?

    Bana göre stil, yılların birikimidir. Kendinizi yansıtmak istediğiniz duruştur. Şıklığınıza stiliniz eşlik ederse kalıcı duruşunuz oluşur. Gianni Versace’nin şu sözünü çok beğeniyorum; “İyi bir kıyafet yaratmanın anahtarı kendin olmaktır. Trendlere boyun eğme! Modanın sana hükmetmesine izin verme sadece kim olduğuna giyim tarzın ve yaşama biçiminle neyi ifade etmek istediğine karar ver.”

    5. Mottonuz?

    Mottom, güne her zaman pozitif başlamak. Kimseyi kırmadan ama kendi isteklerinden de vazgeçmeden yoluna devam etmek. Her zaman zarafeti ve estetiği önde tutmaktır.

    Yazının devamı...

    Aydınlatma seçimimiz yaşadığımız mekânda kaliteyi arttırır

    TUĞÇE SÖNMEZ EVİN İLE 5 SORU 5 CEVAP



    1-Sizi ve markanızın hikâyesini tanıyabilir miyiz?

    ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunuyum. Tasarım eğitimimin bir kısmını İtalya’nın Milano şehrinde tamamladım. Okuldan mezun olduğumda sinema ve televizyon alanında çalışmayı istediğim için, altı sene reklam filmlerinde çalıştım. Burada sanat departmanında çalışmasam da yönetmen yardımcılığı yaptığım için filmlerde dekorların tasarlanma sürecini önemli bir ölçüde gözlemleme şansım oldu. Hem film sektöründen aldığım ilhamla hem de kişisel arzularımın izinden giderek 2016’da markam Kitbox Design’ı kurdum. Kitbox, minimal ürünlere kendi hayatımda duyduğum bir ihtiyaçtan doğdu. Maker Designer dediğimiz akımı takip edip, kendi ihtiyacım olan ürünleri tasarlayıp üretiyordum. Daha sonra tasarladığım ürünleri insanlarla buluşturma fikri ile daha büyük çapta üretim yapabileceğim atölyeler, ustalar bularak bu işe giriştim. 2016 yılından beridir de sadece kendi tasarladığım, aynı tasarım diline sahip ürünler üretiyorum.

    2- Siz modayı nasıl yorumlarsınız?

    Modanın, sürekli değişen ve hızla akıp geçen zamanın içerisinde hayatımızda yer alan bazı sabitler yaratma isteğinden doğduğunu düşünüyorum. Şu anda her gün sosyal medya ile yüzbinlerce kişi tarafından her şeyin hızla tüketildiği bir toplumda yaşıyoruz. Bence bu devinimin içinde ayakta kalıp, hayatımızda daha uzun süre yer bulabilen tarzlar ve akımlardır moda. Bir defa bakınca tekrar dönüp bakmak istediğiniz, aklınızda yer edip hayatınıza katmak istediğiniz bu akımlar da zamanla değişir, ancak dönemlerine yaptıkları etkiyle her zaman hatırlanırlar.



    3- Tasarımlarınızda sürdürülebilirliğin önemi nedir?

    Tasarımlarımda sürdürülebilirliği doğal malzemeler ve doğa dostu üretim yöntemleri ile çalışmaya özen göstererek sağlamaya çalışıyorum. Neredeyse her parçası elde, geleneksel üretim yöntemleri ile üretilen Kitbox ürünleri minimum atık çıkarmayı hedefliyor. Geleneksel yöntemlerde kimyasal atıklar minimumda oluşurken, üretim fazlaları da her zaman geri dönüşüme gider. Hem doğa dostu hem de İstanbul’un mirasında büyük bir yer tutan zanaatkarlarımızın, el işçiliğinin değerini anlatacak koleksiyonlar tasarlamak benim için çok önemli. Geleneksel, bakır, pirinç gibi kelimeler insanlara hep eskiyi çağrıştırıyor, bu nedenle günümüzden uzak geliyor, halbuki doğru üretim yöntemlerini harmanlayarak bakır ve pirinç ile son derece modern, zamansız objeler yaratmak mümkün.

    4-Ev ve ofislerde yeni objelerle nasıl değişiklikler yapabiliriz?

    Özellikle aydınlatma seçimlerimiz hem yaşadığımız mekânın atmosferini önemli ölçüde değiştirirken hem de bu mekânlarda geçirdiğimiz zamanın kalitesini arttırır. Örneğin, masa üzeri aydınlatmalar kullanılmış bir mekân, tavan aydınlatmasına nazaran daha dingin ve konsantre olmaya müsait bir ortam yaratır. Evde canlı çiçek bulunması da kişinin yaşadığı mekânla daha güzel bir bağ kurmasını sağlar. Canlı çiçek her zaman bereketle ilişkilendirilir. Toplu zaman geçirdiğiniz alanlara yerleştireceğiniz saksı, vazo gibi objelerle hem dekoratif olarak mobilyalarınızı tamamlayacak hem de sürekli büyüyen değişen bitkilerle yaşayan bir mekân yaratabilirsiniz.

    5- Mottonuz?

    Kitbox’un tasarım anlayışı hep yalınlık üzerine kurulu. Kişisel olarak da belki eğitimimin de bana kattığı bir özellik olarak, her zaman fazla olandan kaçınmışımdır. Bu nedenle mottomu düşündüğümde, Paulo Coelho’nun Simyacı romanından çok sevdiğim bir alıntı gelir aklıma; “Hayatta basit şeyler, en olağanüstü şeylerdir... (It’s the simple things in life that are the most extraordinary...)”

    Yazının devamı...

    Stil görsel bir dışa vurumdur

     

     


    1-Markanızın hikâyesi nasıl başladı?

    Dina: Eğitimini aldığım hidrojeoloji ve halkla ilişkiler olmak üzere çift ana dal üzerine uzmanlaştım. Dergicilik yaparken tasarım arzum beni bunun da eğitimini almaya yöneltti ve LaSalle College’ta tasarım okumaya başladım. Neslişah’la tasarım okulunda okurken hemen birbirimizi bulduk. Birbirimizi tanıdıkça da hayat hikâyelerimizin ne kadar benzediğine şaşırdık. Okulun sonu yaklaşırken de bir giyim markası kurmaya karar verdik. Pandemi süreci markanın konseptini düşünmek için çok uygundu ve bu yaşadığımız salgın dikkatimizi çevreye vermemizde itici güç oldu diyebiliriz.
    Neslişah: Ekonomi okudum, ayrıca finans üzerine master yaptım. Yatırım danışmanlığı yaparken, kreatif yönümü hep bastırdığımı düşündüm ve hayatıma başka bir yön vermek istedim. Cesur bir karardı ve çok mutluyum. Dina ile tanışmak ise bu yolda başıma gelen en iyi şeydi diyebilirim.

    2-Sürdürülebilirlik markanız ve sizler için ne ifade ediyor?


    Dina: Moda her zaman olduğu gibi hızla gelişiyor. Artık bir şeye ilgi duymak moda, kayıtsız kalmamak, farkında olmak moda. Renklerde, şekillerde ve gardırobun parçalarında yeni ortaya çıkan trendlerin yanı sıra, onu neden giydiğinizi, olaylara karşı tutumunuzun çevrenizdeki tüm dünyayı nasıl etkilediğini anlamak önemli hale geldi.
    Neslişah: Bizler moda endüstrisinde hayvansal hiçbir materyale ihtiyacımızın olmadığını biliyoruz. Bunun için de suni deri, hayvansal deri kullanmadan vegan ipek, vegan elma derisi kullanarak hayvanları ve geri dönüştürülmüş (recyled pes) kumaşları kullanarak da çevremizi odak noktamıza koyuyoruz. Sürdürülebilir modayı Ecotone etiketi altında sunmaktan mutluluk duyuyoruz, hatta bunu görevimiz olarak görüyoruz.


    3-Tasarımlarınızı kimlerin giymesini istersiniz?

    Ecotone kadını özgür, romantik olmaktansa gerçekçi, araştıran ve farkındalığı yüksek bir kadın. Rahatlık ve kalitenin gerçek değerini biliyor. Cesur, ayakları üstünde duran. Yaptığı ne ise onu aşkla yapan kadınlar.

    4-Siz stili nasıl yorumlarsınız?

    Stil görsel bir dışa vurumdur. Ruh haline bağlı olarak değişkenlik gösterse de yine dili ve çizgisi vardır. Bize göre stil daha az parça kıyafetle daha fazla kombinler yapabileceğiniz en optimum senaryolar üzerine yoğunlaşmanızdır.
    5-Mottonuz?
    Moda konuşur. Çok şey anlatır. Herkes için farklı olsa da moda bizim için birbirimize ve dünyaya karşı büyük bir sorumluluk demek. Biz de bu sorumluluğu Ecotone ile yerine getiriyoruz. Modayı sorumlu bir şekilde konuşuyoruz. “Daha sürdürülebilir bir yaşam için işe kıyafetlerden başlayın” diyoruz.

    Yazının devamı...

    Yeni bakış açıları keşfediyorum

    MERT VİDİNLİ İLE 5 SORU 5 CEVAP


    1-Mert Vidinli neler yapıyor?

    Şu sıralar dijital dünyaya ayak izlerimi bırakıyorum. Pandeminin bana en büyük artısı; dijital yakaladığım ivme oldu. Her perşembe ‘Sıkıştıran Sorular’ adlı programım var. Moderatörlük ve sunuculuk yeni mesleklerim oldu. YouTube’da aktifim, orası benim dijital anı defterim. Bir de markalara etkinlik düzenliyor, lansmanlarının ses getirebilmesi için strateji danışmanlığı yapıyorum. Pandemi de içimden yepyeni bir Mert çıktı.

    2-Davetlerin en aranılan ismi olmanı neye bağlıyorsun?

    Davetlerin yapılma amacı tamamen o markanın bilinirliğini arttırmak. Bende onların isteklerine çok güzel karşılık veriyorum. İstedikleri içerikleri paylaşınca markanın da yüzü haliyle çok gülüyor. Bir de yüksek enerjili bir insan olmamdan dolayı, insanların modunu yükseltiyorum, o yüzden arkadaşlarım bir an olsun beni yalnız bırakmıyor. Bir de dönemi yakalamak da önemli, yıldızı yükselen insanları kendi dünyama katmaya gayret ediyorum. Yeni ve üreten insanlar bana iyi geliyor. Onları tanımaya onlardan bir şeyler öğrenmeye bayılıyorum. Benden daha genç ve dinamik insanları hayatıma katıp adeta genç kalıyorum. Bu da benim formülüm.

    3-Stili nasıl yorumlarsın?

    Stil benim için çok renkli bir dünya değil. Çok klasik biriyim. Siyah ana rengim. Gardırobuma baksan simsiyah bir tek çanta ve ayakkabı da renk seviyorum. Zamansız parçalara sahip olmayı seviyorum. Bir de Instagram çok tüketen bir yer, giydiğiniz bir parçayı tekrar giymenizi kabul görmüyor. Ve asla affetmiyor. Rahatlığıma çok önem veririm. Takım elbise smokin hiç benlik değil. Elimde olsa her yere eşofmanla gidebilirim sanırım bu da pandemi rahatlığı.

    4-Influencer olmak isteyen gençlere neler önerirsin?

    Influencer kelimesi ilham veren olmaksa biz de bunu yapabilen çok az var. Bizdeki Influencer, kızlar arasında bir güzellik yarışına dönüştü. Öğretici eğitici içerik yok. Daha çok alışverişe iten, sanki kozmetik dünyasının reklamı yapılan bir dünyaymış gibi. Milyonları olan Influencer’ların sonu hep aynı; ya müziğe merak sarıyorlar sahnelere atlıyorlar ya da sinema filmi çekiyorlar. Anladığım şu ki biz sosyal medyaya da eğlencenin bir parçası olarak bakıyoruz. Ben kimden ne öğrenebilirim, yeni bir şehir, yeni bir restoran, yeni bir akım, yeni bir düşünce biçimi, bakış açısı keşfediyorum. O yüzden bu alanda da az üretici var, onlardan biri olmalarını öneririm. O alanda az insan var.

    5-Londra’da yaşamayı düşünüyorsun, neden?

    Londra’da 1 milyona yakın Türk var. Ve bunların birçoğu üst düzey yönetici. Gençler, öğrenciler, kendi işini kuranlar. Orada Türklerin bir araya geleceği organizasyonlar yapılıyor. Belki bende onlardan birine ev sahipliği yaparım. Neden olmasın! Londra kendini yenileyen gastronomi anlamda her an yeni adresler açılan bir şehir. Çok yenilik vaat ediyor. O yüzden beni içine çekiyor.

    Yazının devamı...