• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Çevre dostu koleksiyon



    Lug Von Siga’nın kurucusu ve kreatif direktörü Gül Ağış’ın karantinadan sonraki ilk koleksiyonu; Analog Diaries. Bu nedenle koleksiyon, bu üç aylık dönemde keşfedilen yeni duyguların bir tür özeti olarak karşımıza çıkıyor. Hayatımızda bir belirsizlik olduğunda, korku, umut, minnettarlık, öfke ve hayal kırıklığı duyguları birbirine karışır. Ağış, arka plandaki bu ruh halini ve psikolojik ikilemleri yansıtmak için LVS SS 2021 film ve lookbook görüntüleri için fotoğrafçı ve mimar Can Dağarslanı ile ‘Identities Series’ kitabının devamı niteliğinde bir işbirliği yaptı. Analog Diaries koleksiyon çekimleri, LVS ve sanatçı Can Dağarslanı’nın yalnızca analog kamera kullanarak gerçekleştirdiği, adeta yeni dijital çağa ve arkasındaki hıza karşı muhalefet oluşturan bir işbirliği niteliğinde.



    DOĞADA ÇÖZÜLEBİLİR KUMAŞLAR

    Ağış, ‘her şeye hemen hızlıca sahip olma arzusuna’ meydan okuduklarını söylüyor ve ekliyor, “Bir gün umut dolu uyanıp, diğer gün çaresiz ve karanlık bir ruh hali içinde olabiliyoruz.” Bilinçaltına inerek kadınsı ve erkeksi yönlerini keşfetmek isteyen tasarımcı, SS 2021 koleksiyonunda feminen siluetlere sahip dökümlü vegan elbiseler ve büyük boy pamuklu gömleklerle eşleşen erkeksi pantolonlara yer veriyor. Ağış’ın bahçe ve aromaterapi hobileri ise koleksiyonu daha çevre dostu hale getirme isteğini tetiklediği için vegan cupro, organik pamuk gibi sürdürülebilir ve doğada çözülebilir kumaş seçimlerine yöneliyor. Mavi, bej, beyaz, siyah, bordo, dark denim renklerin hakimiyeti Analog Dairies’de öne çıkıyor.

    FOLKLORİK DETAYLAR KULLANILDI

    Farklı kültürleri harmanlamayı seven Lug Von Siga, tasarımlarında Türk köklerinden gelen folklorik detayları, kumaş işleme teknikleri ve işlemeleri kullanıyor. El işçiliğinin ön plana çıktığı yaratıcı parçalar, markanın uluslararası arenada geniş çaplı tanınmasını sağladığı için Lug Von Siga, aralarında Net a porter, Matches, Moda Operandi ve Yoox italia’nın da bulunduğu pek çok prestijli global satış noktasında yer alıyor.



    MODAYA FARKLI SOLUK GETİRİYOR

    Nejla Güvenç... Modada sürdürülebilirlik vizyonunun Türkiye’deki öncülerinden biri. Uzun yıllar Türkiye’nin önde gelen markaların tasarım ekiplerinde yer alan, Türkiye’de organik koleksiyon hazırlayan ilk tasarımcı olan Nejla Güvenç, sürdürülebilir ve organik kumaşlar kullanarak hazırladığı ve ‘ekolojik hareket’ olarak değerlendirdiği tasarımlarının yer aldığı Nej markasını 2002 yılında yarattı. Nej, sürdürülebilirlik ilkeleri ile tasarım yolculuğuna devam ediyor. İTKİB’in desteklediği tasarımcı, dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı TURQUALITY® tarafından da yetkilendirilmiş tasarım danışmanı olma hakkı kazandı.
    TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kreatif Endüstriler Meclisi Başkan Yardımcısı, YEKON Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği Asbaşkanı olan Nejla Güvenç; Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği’nin (KAGİDER) iş birliğiyle 2011’de düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimci Yarışması’nda ‘Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimci’ dalında ikinci olmuştu.

    ROL MODEL SEÇİLEN TÜRK KADIN GİRİŞİMCİ

    Güvenç, 2011’de Goldman Sachs tarafından desteklenen, Harvard University ve The Wharton School of The University of Pennsylvania tarafından yürütülen “10.000 Kadın Girişimci” projesinde, rol model olarak seçilen tek Türk kadın girişimci oldu. 2014’te Nejla Güvenç girişimcilik hikâyesi ile Wharton School of The University of Pennsylvania Joseph H. Lauder Institute’da girişimcilik dersinde okutulan “Yükselen ve Gelişmekte Olan Ekonomilerde İlham Veren Hikâyeleri olan Kadın Girişimciler” kitabında başarı hikayesi yayınlanan 24 kadın arasına girme başarısını gösterdi. Kitap, girişimci olmak isteyen öğrencilere rehberlik ediyor, ilham veriyor.

    Yazının devamı...

    Stil kimliğinizin ipucudur

    DENİZ DOĞRUYOL İLE 5 SORU 5 CEVAP



    1-Deniz Doğruyol’u tanıyabilir miyiz?

    Deniz Doğruyol sanat ve tasarım üzerine işler üreten biri. Ekolojik ve sürdürebilir tasarım anlayışı ile upcycle, recycle ev eşyaları, projeler üreten bir atölye olan Dadaistudio’nun kurucusuyum. Aynı zamanda da senede iki kere, sınırlı sayıda ürettiğimiz retro ev eşyaları koleksiyonunu da satışa sunuyoruz.

    2-Yeni projeler geliyor mu?

    Yeni bir kişisel sergim geliyor, Carnival. İnsanın söylediği ‘hayır’lar kadar özgür olduğu üzerine kurguladığım bir sergi ve ‘kendine evet’in bir kutlaması. Mayıs ayında izleyici ile buluşacak. Bir de sadece upcyle ürettiğim yeni bir koleksiyon geliyor, ağırlık ev eşyası üzerine.



    3-Siz stili nasıl yorumlarsınız?

    Kişinin kendisini ortaya koyma halidir. Kimliğinizin ipucudur. Kim olduğunuzu dışarıya yansıtma şeklidir. Kendinizi doğru keşfettiğiniz çok iyi hissettiren ve müthiş güven hissi veren bir durumdur.

    4-Evlerimizde ufak dokunuşlarla şıklığı yakalamak dersek, neler ile başlayalım?

    Benim için evin ışığı bütün evin ruhunu veren baş unsurdur. Dolayısıyla aydınlatmadan başlayabilirsiniz, tavandan ve masa üstü olarak ışığı eve yaymalıyız, tabi gün ışığı ampul ve dimmerli olmalı. Aydınlatmalar sonrasında bitki vazgeçilmezim. Eviniz uygun ışığı alıyorsa, evinizi olabildiğince bitki ile süsleyin, ev içi bahçenizi oluşturun. Bir eve en yakışan aksesuar yeşil bence. Duvarlar önemli bir başka detay, sizi yansıtan, bakmaktan keyif duyacağınız, sanat işleri, duvar aksesuarları ile evinize bambaşka bir ruh katabilirsiniz.

    5-Vintage sizin için ne ifade ediyor?

    Çok fazla şey. Ben bir vintage delisiyim. Eski olan çoğu şey; kıyafet, evrak, dergi, kitap, aydınlatma, mobilya, eşyalar, margarin kutusu bile ilgi alanım. Ürettiğim sanat işlerinde çok fazla eski obje kullanmamdan ve eski eşyaları bambaşka yeni eşyalara dönüştürmemden dolayı çok iyi bir istifçiyim. Gittiğim her yerden toplarım ve sonra atölyede topladıklarım üzerinde çalışmak, birleştirmek, iş üretmek ve yeni bir hikâye yaratmak, beni hayatta en çok heyecanlandıran unsur. Senelerdir dünyanın çeşitli yerlerinden topladığım vintage kıyafet ve aksesuar koleksiyonum var, hatta onları bir senedir Dadaistvintagewear markası adı altında satışa sunuyorum. Gündelik hayatımda da çoğunlukla vintage giyinen biriyim, aksesuarlarım da genellikle hep eski parçalar.



    EVLERDE TREND AYNALAR

    Evden çıkmadan aynanın karşısında kendinizi gözden geçirin. Fazlalıkları, eksikleri görmeden evden çıkmayın. Aynalar berraklık, netlik, gerçeğin yansıması ve kendini tanımanın simgesi olmasının yanı sıra negatif enerjilerden korunmanın bir yolu olarak da birçok kültürde karşımıza çıkıyor. Genç girişimci Seyhan Genç, birçok ülkeye Türkiye’den ayna gönderiyor ve “Evlerin olmazsa olmazı aynalardır” diyor. Aynalar bizim ilk sırdaşımız diye düşünüyorum. Yani bazen insan herkesten sakladığı ilk gözyaşını aynanın önünde döküyor. Beğendiği bir kıyafeti ilk aynalar görüyor. Kimimiz aynalarla konuşuyor, kimimiz ilk provasını ayna önünde yapıyor. Kısacası aynalar bizim hayattaki yansımamızdan ibaret. Bunu sadece fiziksel olarak düşünmeyin. Ruhumuzu da bize olduğu gibi gösteriyor bir bakıma. O yüzden aynalar hayatımızın önemli bir yerinde bence. Böyle değerli bir nesnenin görselliği de önem kazanıyor doğal olarak. Hem bizi anlasın hem de göze hitap etsin diyoruz. İşte Trendlike bu anlayışla müşterilerine en kaliteli ve en çekici ürünleri sunmayı hedefliyor.

    Yazının devamı...

    Genç girişimciler yarının ihtiyaçlarını belirlemeli

    AYLA ŞAHANOĞLU CEYHAN İLE 5 SORU 5 CEVAP



    1-Evlerde ulaşılabilir fiyatlara konforlu, şık mobilyalar ve objelerle yenilik getirebilir miyiz? Ne gibi önerilerde bulunursunuz?

    Elbette ulaşılabilir fiyatlara konforlu şık mobilyalar ve objelerle yenilikler getirebiliriz. Örneğin aynı renkte yastıklar yerine zıt renklerde yastıklarla kanepeniz daha çok dikkat çeker. Beyaz duvarlarla evinize hem lüks hem de daha geniş bir görünüm verebilirsiniz. Zarif ve özel tasarım aydınlatmalarla evin havasını değiştirebilirsiniz. Parlak objelerle, mesela renkli bir vazoyla evinizin bir köşesini süsleyebilirsiniz. Gramofon gibi eski eşyalarla retro dokunuşlar yapabilirsiniz.

    2-İş hayatına atılmak isteyen genç girişimcilere ve özellikle kadın girişimcilere neler söylemek istersiniz?

    Gençlerimiz bugünün değil yarının talep ve ihtiyaçlarını doğru belirlemeli, yapılmamış olanları yapmaya çalışmalılar. Yeniliklere açık, yılmadan sabırla bu yolda ilerlerlerse başarı kesin olacaktır. Kadın girişimcilerimiz inandıkları yolda ilerleyebilmek için düşündüklerini hayata geçirebileceklerine güvenmeliler. İzleyecekleri yolda önlerine çıkabilecek engelleri aşabilmek için disiplinli ve planlı bir şekilde çalışarak işlerine tutkuyla bağlansınlar. Kadın girişimcilere sunulmakta olan destek ve teşvikleri çok iyi araştırmalılar.



    3-İş yaşamında başarılı olmak için kendinize koyduğunuz öncelikli hedefleriniz nelerdi?

    Yeni iş alanlarında çalışmayı seviyorum. Bu tür alanlarda yapılan çalışmaların az olması zorluklarına rağmen bana heyecan veriyor. Düzenli ve titiz çalışmak benim için önemli. Şu an ülkemizde hemen hemen hiç uygulanmamış olan ‘mobilya kiralama’ üzerinde çalışıyoruz. Dünyada birçok örnekleri olmasına rağmen, ülkemizde bir ilki yapıyoruz. Yaptığımız tüm çalışmaların, yenilikçi, modern ve ihtiyaçlarımızı en ekonomik şekilde karşılayacak olmasına özen gösteriyoruz.

    4-’Mobilya kirala’ düşüncesi nasıl bir yolculuktan sonra ortaya çıktı?

    Serüvenim, başlangıcı bir yurt dışı seyahati ve bununla ilgili ihtiyaçlarımla başladı. Çocuklarımın eğitimi sebebi ile yurt dışında bulunmaları gerektiğinden geçici bir süre için ev ile ilgili mobilya ve beyaz eşya ihtiyaçlarımız oldu. Kiralama sistemi ile tüm ihtiyaçlarımızı kısa sürede tedarik edebildik. Ülkemize döndüğümde bu hizmet açığını fark ettim ve dünyanın birçok yerinde sunulan bu hizmetin ülkemizde de faaliyet göstermesi gerektiğine inandım. Türkiye’de ilk defa bir kadın girişimci olarak bu sektöre yatırım yapmaya karar verdim. Geçen sene ekim ayında ‘mobilyakirala’ markamız ile aktif olarak hizmet vermeye başladık.

    5-İçeriği ile ilgili detaylı bilgileri öğrenebilir miyiz?

    Mobilya kirala hizmeti ile hayatınızın her döneminde rahat ve konforlu bir hayatı size sunmak için yola çıktık. Ev, ofis, ticari işletmeler, şantiyeler, okullar, oteller kısacası tüm işletmeler için ihtiyaç duyulan mobilya, dekorasyon malzemeleri, elektronik aletleri, ev tekstili, mutfak malzemeleri, outdoor ve spor ürünleri ve özel etkinliklerde ihtiyaç duyduğunuz tüm ürünleri, ihtiyaç duyduğunuz süre kadar kiralayabilirsiniz. Yeni başlangıçlar yapacağınız eviniz veya ofisinizde, tüm ayrıntıların düşünüldüğü özel hazırlanmış paketlerimiz ile yaşam alanınızın tüm ihtiyaçlarını hızlıca karşılayabilir, paketleri kendi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirebilir ve kolayca kiralayabilirsiniz.
    Kiralama işlemi süresince ürünlerin seçiminden, müşterilerimize ulaşımı, dizaynı, kurulumu ve geri alınımı süreçlerinin hepsi ‘mobilyakirala ekibi tarafından sunulmaktadır. Amacımız müşterilerimizi yormadan, keyifli, ekonomik ve güvenilir bir alışveriş deneyimi sunmak.

    Yazının devamı...

    Ceketler kıyafetin en güçlü kalemidir

    Ceketler yılın her mevsimi giyilebildiği için kadınların severek kullandığı bir kıyafettir. Ceket denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Başak Barlas’tır. Sevgili Başak Barlas’ın tasarımları, ince detayları, hoş kesimleriyle dikkatleri çekiyor. Sorbe markasıyla kaliteli kumaşlar eşliğinde kadınlara hem spor hem de şık bir tarz sağlayan Başak Barlas, “Kıyafetin en güçlü kalemi ceketlerdir” diyor. Genç girişimci ve başarılı tasarımcı Başak Barlas ile ceket modasını konuştuk. Dahası mı sohbetimizde...



    BAŞAK BARLAS İLE 5 SORU 5 CEVAP

    1- Başak Barlas neler yapıyor?

    Hem çalışıyor hem annelik yapıyor. Aslında hayatından daha çok tatmin bir döneminde olup, hayatını kendi beklentisi doğrultusunda yönlendiriyor.



    2-Stil sahibi olmanın kodları neler dersek?

    Klasik olmak ama aynı zamanda moda ile de paralel olmak yani modayı kendi tarzına uyarlamak.

    3- Ceketlerin kıyafetimizi değiştirme gücü var mıdır?

    Kesinlikle! En sade an sıradan bir kıyafeti bile ceketin yukarı çekme gücü var bana kalırsa. Jean-beyaz tshirt ve üstüne giyeceğiniz bir ceket bence tamamen sizin görüntünüzü değiştiriyor. Kıyafetin en güçlü kalemi olduğu kesin.



    4- Sürdürebilirlikle ilgili neler söylersiniz?

    İyi kumaşlara yatırım yapın derim. Çok kıyafetiniz olması değil önemli olan, iyi kumaş ile dikilmiş her parça dolabınızda seneler boyunca kalabilir. Aslında çok eşyaya değil, kalite az ve öz ürünümüz olduğu sürece daha uzun bir sürdürebilirlik söz konusu.

    5-İlham kaynağınız neler?

    Çalışan, üreten, kendine özen gösteren herkesten aslında ilham alırım. Yaptığı işi ciddiye alan, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan büyük küçük herkesten ve tabiki kendi hayatının kontrolüne sahip olan kişiler beni her zaman beslemiştir.

    Yazının devamı...

    Saçlar geçmişten günümüze stilin belirleyici unsurudur

    HAKAN KUTLUGÜN İLE 5 SORU 5 CEVAP



    1-Hakan Kutlugün neler yapıyor, yeni projeler var mı?

    Hakan Kutlugün, kalite standartlarını yükseltmek adına yatırımlar yapıyor, saç kozmetiği ürünlerinde daha doğal organik ürünleri tercih ediyoruz. Yıl 2021, bu dönemde harika saçlarla müşterilerimi motive edip ayakta tutmaya çalışıyorum. İnternetteki bilgi kirliliğine karşı YouTube’da saç bakımı ve saç bakım ürünleri hakkında videoları çekip paylaşıyorum.

    2-Saç tasarımcısı olarak kadınlarımıza neler önerirsiniz?

    Sarı, koyu, uzun, kısa, hatta pembe, mor saçlar... Hayat kısa, alışılmış saçlara mecbur değilsiniz. Tüm bu değişiklikleri yaparken saçlarınızın bakımını hep ön planda tutun, öz bakımın ilk adımı saçlardır, saçınızı besleyin. Saçlarından mutlu olan kadın bir başka güzeldir.



    3-Oval bir yüz için neler önerirsiniz?

    Eğer oval bir yüze sahipseniz, tombul bir görünüşü andıran yüzünüzün yuvarlaklığını daha az belirgin hale getirmek için saçlarınızı kullanabilirsiniz. Sizin hayallerinize teknik bilgimi ekliyorum ve sizi memnun edecek bir stil sunuyorum. Fakat yüz şeklinden memnun olmayıp yeni bir imaj yaratmaya çalışırken başka güzelliklerin üstünü örtmekten yana değilim. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Herkes için önerim farklı olacaktır. Saç modellerini; kişinin yüz biçimini, ön plana çıkartılması gereken güzelliklerini, kendini nasıl daha rahat ve mutlu hissedeceğini ve yaşam tarzını bir bütün olarak değerlendirerek tasarlıyorum.

    4-Saç kesimi ile stil belirlemenin yanında, röfle ve balyaj da uzmanlık alanınız. Saçların rengini açarken yıpratmamayı nasıl başarıyorsunuz?

    İnsanlar tecrübeleri, beklentileri, ona nelerin yakışacağı, yakışmayacağı, korkuları dolu bir bardakla gelir. Kuaförün de teknik, tecrübeleri, yeni favorileri, günün modası, yaptığımız saçların renk ve kesimlin kullanım şekilleri ve daha birçok bilginin olduğu bir bardağı vardır. Ben önce onları tanımaya çalışırım sonra tavsiyelerde bulunurum. Saçları hiç yıpratmadan açmamı sağlayan dünyadaki en iyi ve yeni teknolojileri kullanıyorum. Örneğin röfle, balyaj ve her tür saç açma işlemlerinde kullandığım bir ürün var, bir saç botoksu. İşlem öncesinde kullandığımda saçlardaki yıpranma sıfır seviyesinde oluyor. Tabi burada doğru ürün çok önemli, tanıdığım onlarca markadan belki bir tanesi bu güçte dolayısı ile bu iş için dünyayı araştırıyorum.

    5-Siz stili nasıl yorumlarsınız?

    Stil, bir kadının en çarpıcı özelliğidir. Sizin kim olduğunuzu en güçlü ifade eden şey stilinizdir. Saçlar ise geçmişten günümüze stilin belirleyici unsurudur. Saç modellerine isimlerini vermiş aktrisleri, aktörleri hepimiz biliriz. Grace Kelly topuzu, Meg Ryan, Prenses Diana katlı kısa kesimleri gibi. Stilinizi yaratmada ve en doğru şekilde uygulamanızda sizin yanınızdaki kişi kuaförünüz ve ekibidir.

    Yazının devamı...

    Modanın renklerine her zamankinden çok ihtiyacımız var

    Dünyaca ünlü lüks moda markalarının da Türkiye’deki iletişimini üstlenen Fıratoğlu, Aytül Ayke Studio ile uzun yıllar emek verdiği lüks marka iletişimini organizasyon sektörüyle birleştirdi. Stilini, zarafetini her zaman çok beğenerek ve keyifle takip ettiğim Aytül Ayke Fıratoğlu ile keyifli bir pazar sohbeti gerçekleştirdik.

    AYTÜL AYKE FIRATOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP


    1-Aytül Ayke Fıratoğlu neler yapıyor?

    20 yıldan fazla süredir sektörünün lideri olan global ve lokal markalar için iletişim danışmanlığı yapıyorum. Aynı zamanda iletişimin bir başka önemli kolu olan etkinlik tasarımı konusunda da Aytül Ayke Studio çatısı altında hizmet veriyoruz.
    2-Sürdürülebilirlik yaşam tarzını dikkate alırsak neler söylemek istersiniz?

    Sürdürülebilirlik, artık üzerinde çok ciddi düşünmemiz gereken, bizlerin hatta daha da önemlisi gelecek nesillerin yaşam kalitesine katkıda bulunacak çok önemli bir kavram. Kuşkusuz hem bireysel hayatlarımızın hem de iş hayatımızın merkezine oturtmamız gereken bir düşünce biçimi haline gelmesi gerekiyor. Dünya nimetlerini maalesef çok hızlı bir şekilde tükettik ve kaynakların sonuna gelmeye başladık. Artık büyüklü, küçüklü tüm sektörlerin çok ciddi önlemler alması ve iş süreçleri içine sürdürülebilirlik konusunda maksimum önlemlerin alındığı yapılara geçilmesi gerekiyor. Bireylerin de aynı şekilde tüm alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve küçücük değişikliklerle gezegenimiz için aslında ne kadar önemli adımlar atabileceklerinin farkına varması gerekiyor.
    3-Pandemi dolayısıyla alışveriş alışkanlıklarında, stillerimizde neler değişti?

    Pandemi süresince hiç kuşkusuz davranış modellerimizde çok önemli değişiklikler oldu. Birçok kişi artık hızlı tüketilip, kısa süre sonra kullanmaktan vazgeçeceği ürünleri tercih etmiyor. Alışveriş kararları verirken üzerinde daha fazla düşünüp kendisi için en verimli seçimleri belirlemeye çalışıyor. Ve tabii ki artık markaların temsil ettiği değerler, vaatleri ve bu vaatlerin ne kadar gerçek olduğu her zamankinden çok daha önemli bir hale geldi.
    4-Siz modayı ve stili nasıl yorumlarsınız?

    Modanın, her an kendisini yenileyen ve yaratıcılığın maksimumda kullanılmasında imkân veren bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Moda ile ilgili sergileri gezdiğim zaman bu duygum her seferinde daha da pekişiyor. Ve hepsinden önemlisi moda, insanlara neşe veriyor. Şu sıralar modanın renklerine her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Stil ise üzerinde çok çalışıp ancak kişinin kendini çok iyi tanımasının ardından geliyor. Giysilerimiz kadar davranışlarımız, hayattaki duruşumuz da stilimizin oluşumunda büyük bir önem taşıyor.
    5- Gardırobunuzda olmazsa olmaz parçalarınız neler?

    Beyaz ve denim gömlekler, iyi kesimli ceketler ve denim pantolonlar, gardırobumun bel kemiğini oluştursa da özellikle yazın tamamını elbiselerle geçiriyorum.

    WE SHOULD ALL BE FEMINISTS

    Maria Grazia Chiuri’nin, Dior için hazırladığı ilk koleksiyon kapsamında tasarladığı ikonik tişört, ‘We should all be feminists’ (Hepimiz feminist olmalıyız) yazısıyla dikkat çekiyordu. Tasarımcının bağlı olduğu ilkelerin gerçek bir kanıtı olan bu sembol, şimdi Maison’un Chiuri’ye adadığı kitabın kapağını süslüyor. Kadın bakışının gücünü ve keskinliğini keşfe çağıran bu yeni eser, kışkırtıcı görsellerin derlendiği bir antoloji niteliğini taşıyor. Kültürlerin ve couture’ün güzelliğini olumlarken; adeta özgürlük bayrağını sallıyor. “Her Dior: Maria Grazia Chiuri’s New Voice” isimli bu antoloji; aralarında Brigitte Niedermair, Sarah Moon, Bettina Rheims, Lean Lui, Maya Goded, Julia Hetta ve Janette Beckman’ın da olduğu otuz üç kadın fotoğrafçıyı kutluyor. Portre ile göz alıcı dekorları, soyut çalışmalarla ışık ve gölge oyunlarını kombinleyen karelerde görülen tüm çağdaş karakterler, kreatif direktörün manifesto niteliğindeki koleksiyonlarının sunum süreçlerinde sanatsal diyaloglara girdiği diğer kadınlarla çalışmalarının sonucu olan işlerini yansıtıyor. Çoğulcu vizyonların bir araya gelişini ölümsüzleştiren ve Rizzoli New York tarafından basılan kitap, güzelliğin çeşitliliğine gösterilen çarpıcı minnetin ifadesi olarak Dünya Kadınlar Günü’nde raflardaki yerini aldı.

    Yazının devamı...

    Modanın renklerine her zamankinden çok ihtiyacımız var

    Dünyaca ünlü lüks moda markalarının da Türkiye’deki iletişimini üstlenen Fıratoğlu, Aytül Ayke Studio ile uzun yıllar emek verdiği lüks marka iletişimini organizasyon sektörüyle birleştirdi. Stilini, zarafetini her zaman çok beğenerek ve keyifle takip ettiğim Aytül Ayke Fıratoğlu ile keyifli bir pazar sohbeti gerçekleştirdik.

    AYTÜL AYKE FIRATOĞLU İLE 5 SORU 5 CEVAP



    1-Aytül Ayke Fıratoğlu neler yapıyor?

    20 yıldan fazla süredir sektörünün lideri olan global ve lokal markalar için iletişim danışmanlığı yapıyorum. Aynı zamanda iletişimin bir başka önemli kolu olan etkinlik tasarımı konusunda da Aytül Ayke Studio çatısı altında hizmet veriyoruz.
    2-Sürdürülebilirlik yaşam tarzını dikkate alırsak neler söylemek istersiniz?

    Sürdürülebilirlik, artık üzerinde çok ciddi düşünmemiz gereken, bizlerin hatta daha da önemlisi gelecek nesillerin yaşam kalitesine katkıda bulunacak çok önemli bir kavram. Kuşkusuz hem bireysel hayatlarımızın hem de iş hayatımızın merkezine oturtmamız gereken bir düşünce biçimi haline gelmesi gerekiyor. Dünya nimetlerini maalesef çok hızlı bir şekilde tükettik ve kaynakların sonuna gelmeye başladık. Artık büyüklü, küçüklü tüm sektörlerin çok ciddi önlemler alması ve iş süreçleri içine sürdürülebilirlik konusunda maksimum önlemlerin alındığı yapılara geçilmesi gerekiyor. Bireylerin de aynı şekilde tüm alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve küçücük değişikliklerle gezegenimiz için aslında ne kadar önemli adımlar atabileceklerinin farkına varması gerekiyor.


    3-Pandemi dolayısıyla alışveriş alışkanlıklarında, stillerimizde neler değişti?

    Pandemi süresince hiç kuşkusuz davranış modellerimizde çok önemli değişiklikler oldu. Birçok kişi artık hızlı tüketilip, kısa süre sonra kullanmaktan vazgeçeceği ürünleri tercih etmiyor. Alışveriş kararları verirken üzerinde daha fazla düşünüp kendisi için en verimli seçimleri belirlemeye çalışıyor. Ve tabii ki artık markaların temsil ettiği değerler, vaatleri ve bu vaatlerin ne kadar gerçek olduğu her zamankinden çok daha önemli bir hale geldi.
    4-Siz modayı ve stili nasıl yorumlarsınız?

    Modanın, her an kendisini yenileyen ve yaratıcılığın maksimumda kullanılmasında imkân veren bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Moda ile ilgili sergileri gezdiğim zaman bu duygum her seferinde daha da pekişiyor. Ve hepsinden önemlisi moda, insanlara neşe veriyor. Şu sıralar modanın renklerine her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Stil ise üzerinde çok çalışıp ancak kişinin kendini çok iyi tanımasının ardından geliyor. Giysilerimiz kadar davranışlarımız, hayattaki duruşumuz da stilimizin oluşumunda büyük bir önem taşıyor.
    5- Gardırobunuzda olmazsa olmaz parçalarınız neler?

    Beyaz ve denim gömlekler, iyi kesimli ceketler ve denim pantolonlar, gardırobumun bel kemiğini oluştursa da özellikle yazın tamamını elbiselerle geçiriyorum.


    WE SHOULD ALL BE FEMINISTS

    Maria Grazia Chiuri’nin, Dior için hazırladığı ilk koleksiyon kapsamında tasarladığı ikonik tişört, ‘We should all be feminists’ (Hepimiz feminist olmalıyız) yazısıyla dikkat çekiyordu. Tasarımcının bağlı olduğu ilkelerin gerçek bir kanıtı olan bu sembol, şimdi Maison’un Chiuri’ye adadığı kitabın kapağını süslüyor. Kadın bakışının gücünü ve keskinliğini keşfe çağıran bu yeni eser, kışkırtıcı görsellerin derlendiği bir antoloji niteliğini taşıyor. Kültürlerin ve couture’ün güzelliğini olumlarken; adeta özgürlük bayrağını sallıyor. “Her Dior: Maria Grazia Chiuri’s New Voice” isimli bu antoloji; aralarında Brigitte Niedermair, Sarah Moon, Bettina Rheims, Lean Lui, Maya Goded, Julia Hetta ve Janette Beckman’ın da olduğu otuz üç kadın fotoğrafçıyı kutluyor. Portre ile göz alıcı dekorları, soyut çalışmalarla ışık ve gölge oyunlarını kombinleyen karelerde görülen tüm çağdaş karakterler, kreatif direktörün manifesto niteliğindeki koleksiyonlarının sunum süreçlerinde sanatsal diyaloglara girdiği diğer kadınlarla çalışmalarının sonucu olan işlerini yansıtıyor. Çoğulcu vizyonların bir araya gelişini ölümsüzleştiren ve Rizzoli New York tarafından basılan kitap, güzelliğin çeşitliliğine gösterilen çarpıcı minnetin ifadesi olarak Dünya Kadınlar Günü’nde raflardaki yerini aldı.

    Yazının devamı...

    Türk kadınları şıklıklarıyla göz kamaştırıyor

    GNALEN KABA İLE 5 SORU 5 CEVAP



    Gnalen Kaba, Türk yatırımcılara Afrika’nın potansiyellerini anlattı, ülkesinde tasarımlarının mutlaka olması gerektiğinin altını çizdiği Türk tasarımcılarıyla bir araya geldi. Ben de Gnalen Kaba’yla küçük bir İstanbul gezisi yaptım ve Türk tasarımcılarıyla olan ziyaretlerinin bir kısmına eşlik ettim. Ülkemize ve bizlere olan sevgisi, hayranlığı, samimiyeti, stili beni de çok etkiledi. Türk kadınlarının güçlü olduğunun altını çizen Gnalen Kaba ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.



    1- Türkiye’ye hoş geldiniz. Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz? İstanbul ziyaretinizi öğrenebilir miyiz?

    Benim için Türkiye, dünyanın en güçlü ülkelerinden biri, çok eski bir medeniyet, kendi dini modernitesi ve mimarisiyle çok gelişmiş, dünyayı etkilemiş bir ülke. Zengin bir tarihi ve insanları var. İstanbul’u çok seviyorum, muhteşem bir şehir. Buradaki insanlar çok samimi, herkes güler yüzlü ve büyüklerine karşı çok saygılılar.
    Türk tasarımlarını Afrika’da görmek için Türk tasarımcılarını ziyaret ettim. Bizim etnik tasarımlarımızın yanında Türk tasarımlarının modern tasarımlarıyla bir arada olması için görüşmeler gerçekleştirdim.

    2- Türk tekstili hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Türk tekstili, en iyi tekstillerden biri. İpek ve pamuklu kumaşları çok güzel. Her şey el yapımı ve hepsi çok nefis.

    3- Türk girişimciler için bir mesajınız var mı?

    Ben buraya iş fırsatı ve ortaklık fırsatı bulmak için geldim. Türk insanlarına Afrika’nın herkese açık olduğunu söylemek isterim. Yaşadığımız zamanlar, insanların iletişim kurma devri ve bağlantılı olduğumuz bir devirde insanlar internetle dünyanın dört bir yanına iletişim kurabiliyor. Afrika’nın çok büyük bir potansiyeli var. Türklerin Afrika ve özellikle benim ülkem olan Gine’yi keşfetmek için büyük bir istekleri olduğunu düşünüyorum.

    4- Türk kadınlarının stili ve giyim tarzları hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Türk kadınları çok modern, çok şıklıklarıyla göz kamaştırıyorlar, trend sahibi insanlar. Türk kadınları bence çok güçlü kadınlar. Dünyadaki moda trendleri takip etmiyorlar çünkü moda akımlarını kendileri yaratıyorlar.

    5- Ginede’ki kadınlar renkli giyinmeyi mi seviyorlar? Siz nasıl giyinmeyi seviyorsunuz? İlham kaynağınız?

    Biz tekstili çok severiz, renkli giyinmeyi özellikle çok severiz. Parlak, göz alıcı renklere bayılırız ve kişiliklerimizde de bu renkleri ortaya çıkarırız. Gineli kadınların elleri çok yeteneklidir. Dikişi iyi bilirler, kültürlerini de bilirler ama Gine’deki moda genellikle klasik kültürel modadır. Bu sebeple bizim biraz daha modernleşmemiz lazım. O yüzden Türkiye’yi ziyaret ediyorum çünkü birlikte güzel işler yapacağımızı biliyorum.
    Benim en çok ilham aldığım insan ve ilk ilham veren kişilerden biri anneannemdir, sonra da annem. Ben modayı takip ediyorum, modern giyinmeyi seviyorum, spor şık dersem tam yerinde olur. Seyahat ederek gözlemliyorum.

    Yazının devamı...