Aygül Aydın Yazarın Tüm Yazıları

Satürn/Mars kavuşumu: Herkesin karanlık bir tarafı vardır

4dk okuma

Günaydın yıldız savaşçıları,

Haberin Devamı

Biliyorum ki hiç olmadığı kadar belirsizlikler ve umutsuzluklarla mücadele veriyorsunuz. Ama bugün haftanın en önemli günlerinden biri. Aslında genel olarak bu hafta çok önemli.

Yorgun olduğunu biliyorum.

İçinde bir yerde pes etmezsen devam edersen kazanacaksın hissine inanman gerekiyor. 

Yanlış bir şeyler için çabalamadığını söyleyebilirim. Kalbinin sesi seni asla yanıltmayacak.

Hep olumsuz düşünmekten bıkmadınız mı? 

Dedemin mektuplarından bir 40 yıl önceye gittim ve karıştırdım sizin için. Onun yazdığı gökyüzü tarihlerini günümüzdeki gökyüzüne benzerliği ile paylaşıyorum. Yine bu Satürn/Mars kavuşumlarında şöyle yazmış: 

“Yangında kurtulacak eşyalar dizisinde öncelik tanınan, canlılıktır. Sonra diğer gereksinimler, sırasıyla düşünülür. Böyle gerçekçi bakıldığında, dünyamızın soluk alıyor olması bizi sevindirmeli. Bir de ay gibi, birçok gezegen gibi dünyamız da ölmüş soğumuş, ısıtmaz olsaydı; işte bu beklenmedik büyük bir felaket olurdu. 

Dahası yaşamın sonu olurdu.

Jeolojik yapı başlangıçtan beri değişmekte. Bir zamanlar Toros dağlarının deniz dibinde olduğunu da düşünürsek, geleceği kestirmek kolaylaşır. Doğal olaylar, fırtınalar, seller, depremler; dünyamızın hala soluk aldığının vereleridir. Sevinmemiz, hem de çok çok sevinmemiz, yukarda belirttiğim durumlardan hep daha iyi olduğu bilinciyle, mutlu olmamıza bir gerçekçi nedendir.”    
 

Haberin Devamı

Satürn/Mars etkisinde neler hissedebilirim? 

Bu açı öfke, intikam, şiddet eğilimini arttırabilirken geçen haftadan beri kendinizi birtakım konularda zor tutuyor bile olabilirsiniz. Mars ve Satürn kavuşumu belli kendimizi savunmak zorunda kalabileceğimiz olaylara işaret eder. Haklarımızı, pozisyonumuzu, sahip olduğumuz şeyleri veya fiziksel anlamda kendimizi savunmamızı gerektirebilecek olaylar yaşanabilir. 

Hayat böyle bir yer değil mi? Elbet ki zaman zaman inişler ve çıkışlar olacak. Gökyüzünü anlamak ve neden bunu yaşadığınızı bilmek o kadar değerli ki… 

Her insanın bir karanlık tarafı vardır. Buna bizde dahiliz. Bu karanlık tarafla tanışma zamanı olarak söz edebiliriz. Altından kalkamayacağımız işlere girmek ve hırslarımızın kurbanı olmak çok mümkün olabilir. Tehdit edilmek ya da tehdit etmek gibi konular ortaya dökülür. 

Bu gezegenler kavuştuğunda hiç olmadığı kadar tembel ve uyuşuk hissedersiniz. İnisiyatif almak size göre değildir. Kurallar neyse uyulması gerekir. Kuralların önüne geçme dürtünüz çok artar ama sakin kalmalısınızdır. Özellikle kova ve aslan burçlarına sesleniyorum. Bağışıklık sisteminize daha dikkat edin ve bugünlerde kendinizi aşırı yormayın. 

Haberin Devamı

Bu koşullarda iş yerinizde engellerle karşılaşabilirsiniz. Yemeğinizin kesildiğini, servisinizin değiştiğini, departmanın kapatıldığını veya sizi başka yere gönderecekleri gibi konularda meydan okuma, rekabete girme türünde işlere girişmek doğru olmayacaktır. Belki de beni okuyan bir yöneticisiniz ve hiç olmadığı kadar kurallar koymak istiyorsunuz. Bunu bu dönemde dile getirirseniz sevimsiz görünebilirsiniz. Belki bir whatsapp grubundan birilerini çıkartacaksınız. 

Haberin Devamı

Bu açılar emin olmadığınız insanlarla görüşmek, kavga içinde olduğunuz kişilerle karşı karşıya gelmek, bilmediğiniz mekanlara geç saatlerde gitmek, alkol tüketmek ya da birilerine meydan okumak için doğru değildir. Sizlere uygun olmayan teklifler sunulabilir ve buna karşılık saldırgan davranışlar içinde olabilirsiniz. 30 Nisan güneş tutulması sonrası tüm belirsizlik geçecek. Buna tüm kalbinizle güvenin. 

Haberin Devamı

Taşıyamayacağınız yükler almayın. 

Sürekli kafanızda bu kavuşum olacak ve siz kötü bir şey yaşayacakmış gibi de yaşamayın. Sadece yıldızlar altında risk almak veya negatif olaylara zemin hazırlamak doğru olmayabilir. Olaylar başımıza gelebilir ama olaylara nasıl tepki verdiğimiz daha önemlidir. Bunları bilmenizdeki fayda tepki verme şeklinize katkı sağlamaktır. 

Aynı zamanda kemikler ve dişlerle ilgili sorunları ön plana çıkabilir. Birden diş ağrısı ya da diş çekimi gerçekleşebilir. Kazalara, burkulmalara, kırıklara karşı ayrıca tedbirli olun. Bu açının güzel tarafı ise gerçekçi olmaktır. Eksikliklerinizi görür ve bu konuda disiplinli ve kararlı olursunuz. 

Haberin Devamı

O zaman dedemin mektuplarından bir tane sizin için seçtim. 

10 MAYIS 1980 YAZILMIŞ. (SATÜRN/MARS BAŞAK BURCUNDA KAVUŞUYORMUŞ) 

“Dünyaya gelinmiş bir kere!
Soluk almak marifet, üzülecek şeyler dizi dizi. Seç seç üzül.
Sevinecek şeyler boy boy, belleğin sınırlarına kadar sevin sevinebilirsen. Hava güzel, toprak verimli, yeşiller ton ton, çiçekler, böcekler buram buram iyi örnek, yarınsız yarın düşüncesiz çalışıyorlar.

İnsanlar bundan farklı değil. Son nefesinde bile mal diyor, mülk diyor, para diyor. Kürt, Kürtler diyor, Türk, Türkler diyor. Ermeni bir başka alem. Hepsinin kendine göre bir mantığı, bir felsefesi var. O halde dünyaya gelişin amacı nedir? Niçin akılca, insanca, insanlık için bir sav üretilemiyor? Yaşam bu kadar tatlı iken, bir soluk bu kadar muhteremken, her gün binlerce insan ölüme koşuyor, ölüyor.

James Joyce sanatçı portresini şöyle çizmiş: "Ey yaşam, hoş geldin.! Milyonlarca kez gidiyorum karşılamağa, deneyimin gerçeklerini ve dövmeye ruhumun örsünde, soyumun yaratılmamış vicdanını"
Ocak’ta ak kor kolmuş demiri, kendi vicdanımızın örsünde dövmek şekillendirmek.! Ne büyük cesaret ne büyük sorumluluk.!
Bence yaşayan insan, yaşamın anlamı bu tümcede gizli. İnsan bunu bilebilse, duyumsaya, özümseyebilse, yaşam kendi soyut ve gerçekçi anlamına yüklemine ulaşır. İlk insan, yeri gördü, göğü gördü, güneşi tanıdı, her birine anlaşılır deneylere dayalı bir yüklem getirdi. Ateşi buldu, pişirdi, yenilebilecek nesneleri denedi. Deneyimler arasındaki farklılıklar ve benzerlikleri anımsadı, gelecek soylara anımsattı. Milyonlarca sene sonra gelecek soylara bir iz bıraktı. İzde yürüyenler, tekerleği buldu, buharı tanıdı, elektriği, sesi, görüntüyü araştırdı, bizlere bazı kıymetleri kazandırdı. Onlara binlerce teşekkür ve minnet. Bizler de kendi yolumuzda, kendi düşün gücümüzü zorlayarak, gelecek insanlık için ortaya yeni ve denenmiş, doğaya paralel bulguları araştıralım. Yarışın bize özgü etabını onlara layık bir yüceltide bitirelim. Milyonlarca yıllar boyu, örs çekiç ateş önünde soyumuzun yüksek güzelliğini ve özelliğini sürdürelim. Mutluluk adalarına, sıradanlık denizlerinden gidilir. Özdeki pırıltıların yaydığı kozmik ışınlar, besleyiciliğini sürdürdükçe, insan ve insanlık büyüyecektir.
Pırıltılara bin Şükran!

İnsan ölür ama insanlık yaşayacaktır. Sonsuza dek. 

Bernard Shaw derki, insanlar üstün insanlar üzerine:

Dünyada ilerleyen kişiler, kollarını sıvayıp istedikleri ortamı arayan, bulamayınca da yaratan kişilerdir. Ahırda doğmak, at olmayı gerektirmez. Antenlerini istediğin kadar çoğalt, çok ve değişik yaşanmanın değerli olduğuna dair sesler alırsın….” 

Mutlu günler dilerim…