• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • İşte 'fenomen' vergisinin ayrıntıları

    “ŞU tarihte, şu kadar para gelmiş banka hesabına... Peki vergisini ödedin mi?” diye soruyordu Maliye vatandaşa. Parayı alan kişilerin birçoğu da; hiçbir ticari deneyimi olmayan, hayata daha yeni atılmış gençlerdi...Sonrasında hem verginin aslı, hem cezası isteniyordu internet üzerinden reklam ve benzeri gelir elde edenlerden. Cezaya muhatap kişiler; bu kazançları elde ederken aynı zamanda vergi dairesine kaydolma, defter tutma, beyanname verme gibi ödevleri olduğunu da ancak cezadan sonra öğreniyorlardı...

    YÜZDE 15 KESİNTİ

    Gelir Vergisi Yasası’na eklenen bir maddeyle (Mükerrer 20/b.) ile artık Youtube, Facebook, Instagram ve Twitter üzerinden reklam ve benzeri gelir elde edenler için istisna geldi. (26 Ekim 2021 tarihli Resmi Gazete) Artık ne vergi ödeme yükümlülükleri var, ne de defter tutma-beyanname verme gibi ödevleri var. Hesaplarına para girişi olan bankalar, gelen paradan otomatik yüzde 15 kesinti (stopaj) yapacak, vergilendirme de kendiliğinden sonuçlanmış olacak. Ta ki gelen hasılat; yıllık (2022 için) 880 bin lirayı bulana dek… 880 bin lirayı aşan tutarda gelir elde edenler için bizzat beyanname verme-vergi ödeme yükümlülüğü başlıyor.

    KİMLERE UYGULANACAK

    Başlıkta da yer alan kritik konu ise ‘internet sitesinde yayımlanan paylaşımlar için’ istisnanın olmaması. Genel hükümlere göre vergi ödevlerini yerine getirecek, kişisel internet sitesinde yayımladıkları içeriklerden gelir elde edenler...Yasanın uygulanmasına yönelik tebliğ de geçen hafta yayımlandı. (318 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 12 Ocak 2022 tarihli Resmi Gazete) Tebliğde örnekle de (Örnek 12) açıklanıyor: Kişisel internet sitesinde yer alan videolarında yemek tarifleri yapan ve sitesinin belirli alanlarında reklamlar yayınlanmakta olan kişinin, bu reklamlardan elde ettiği kazançların istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtiliyor. Kişisel internet siteleri gibi elektronik ticaret siteleri ve haber sitelerinin de sosyal ağ sağlayıcısı olarak kabul edilmediği ve etkileşim amaçlı içeriğin ikincil ve yan hizmet olarak sunulduğu platformlarda faaliyette bulunan kişilerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için istisna hükümlerinin uygulanmayacağı belirtiliyor.

    Maliye’nin uygulamaya yönelik yeni tebliğinden yola çıkarak vergi avantajının diğer kritik noktalarını da sırasıyla açıklayalım.

    İSTİSNA BELGESİ ZORUNLU

    İstisnadan faydalanmak isteyen kişilerin, ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurarak istisna kapsamındaki faaliyetine ilişkin olarak ‘İstisna Belgesi’ almaları gerekiyor. İstisna belgesi alınmadan önce tabi ki vergi dairesinden mükellefiyet kaydının da açılması gerekiyor. Başkaca ticari faaliyetlerinden dolayı Maliye’de kaydı olanlar için ise; vergi dairelerine kayıtlı bu faaliyetlerin, istisna edilen faaliyetler arasında olduğunun tespiti sağlanacak veya uygun faaliyet kodunun tesisini müteakip kendilerine istisna belgeleri verilecek.

    TAHSİLAT BANKA ARACILIĞIYLA

    İstisnadan yararlanabilmek için söz konusu faaliyetler sonucu elde edilen tüm hasılatı tahsil etmek amacıyla Türkiye’de kurulu bankalarda hesap açılması şart koşuluyor.

     Yeni banka hesabı açılması yerine mevcut banka hesabı da kullanılabilecek. Banka hesabının bu amaçla kullanılacağına dair istisna belgesinin bankaya ibraz tarihinden itibaren bir ay içerisinde, banka hesaplarına ilişkin bilgilerin (banka adı, banka şubesi, iban numarası) vergi dairesine yazılı bildirimi gerekiyor.

    İŞLEMLERİN TARİFİ

    İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticisi gerçek kişiler ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştiren gerçek kişiler istisnadan yararlanabiliyor.

     Sosyal içerik üreticiliği faaliyeti kapsamında sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden elde edilen; reklam gelirleri, sponsorluk gelirleri, bağışlar, hediyeler, bahşişler, ücretli abonelik gelirleri gibi gelirler istisna kapsamında dikkate alınacak.

     Sosyal içerik üreticileri tarafından internet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden elde edilen gelirlerin üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları aracılığıyla elde edilmesi durumunda da istisnadan yararlanılabiliyor. 

    İSTİSNADAN YARARLANAMAYANLAR

    Mobil cihazlar için uygulama geliştiren kişiler, geliştirdiği mobil uygulamayı bir yazılım şirketine sattığında elde ettiği kazanç istisna kapsamında sayılmayacak. Bu tip satışlar-kazançlar elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları dışında olduğundan istisna kapsamında sayılmıyor.

     Bilgisayarlar için uygulama geliştiren ve geliştirdiği bu uygulamalar üzerinden reklam geliri elde edenler de akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlara yönelik olmayan bu işlemler nedeniyle istisnadan yararlanamıyor.

    Yazının devamı...

    İşte yeni yılda mirasçıların ödeyeceği vergiler

    YENİ yılda uygulanacak asgari ücret, Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi birçok kalemde güncelleme yapılırken Veraset ve İntikal Vergisi’ne (VİV) konu değerlerde de güncellemeler yapıldı. Hem ne kadar vergi istisnası uygulanacağı hem hangi değer üzerinden hangi oranda vergi uygulanacağı konusunda… VİV’de iki ana mükellef türü var. Birisi mirasçılar, diğeri bağış-hediye alanlar… Her iki mükellefiyet türü açısından 2022’de ne kadar değer için vergi istenmeyeceği (istisna uygulanacağı) ve hangi tutarlar üzerinden hangi oranda vergi uygulanacağını sırasıyla açıklayalım…

    YENİ DEĞERLER

    2022’de mirasçılara isabet eden hisselerin 455.635 lirası istisna. (2021 için 334.534 liraydı.) Füruğ (altsoy) bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesinde istisna tutarı ise 911.830 lira (2021 için 669.479 liraydı.) Yeni yılda uygulanacak vergisel hadler 21 Aralık 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. (VİV Kanunu Genel Tebliği, Seri No: 53) Ölüm halinde, mirasçıların dört ay içinde “veraset ve intikal vergisi” beyannamesi vermeleri gerekiyor. Ölüm Türkiye’de meydana gelmemişse ve/veya mirasçıların Türkiye’de bulunmaması durumlarında, beyanname verme süreleri farklılık gösterebileceğinden kişilerin kendi durumlarını ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Veraset yoluyla intikal eden varlıkların değeri, istisna haddinin altında kalsa dahi yine beyanname verilmesi gerekiyor. Muristen mirasçılara veraset yoluyla hiçbir mal intikal etmemişse, bu durumun da bir dilekçe ile (beyanname verilmeksizin) vergi dairesine bildirilmesi gerekir.

    Aşağıdaki tabloda mirasçıların intikal eden varlıklar için hangi oranda (Yüzde 1’de, yüzde 10’a kadar) vergi ödeyeceği görülebilir. Ödemeler, üç yılda ve altı taksitte (her yıl Mayıs ve Kasım aylarında) yapılabiliyor.

    BAĞIŞ VE HEDİYELER

    2022 için güncel istisna tutarı olan 10.491 lirayı aşan değerdeki bağışlar için vergi hesaplanması gerekiyor. (2021’de istisna tutarı 7.703 liraydı.) Bağış ve hediyenin kimden geldiğine göre VİV oranları değişiyor. Anne, baba, eş ve çocuklardan bu hediyeleri alanlar için, verginin oranı yarı yarıya düşüyor. (Yüzde 5’den başlayıp intikal eden varlığın değerine göre yüzde 15’e kadar artıyor.) Hediyenin taşınır (menkul)-taşınmaz (gayrimenkul) olması da fark etmiyor. Mücevherat, otomobil, konut vb. tüm karşılıksız olarak edinilen varlıklar için aynı zamanda vergi yükümlülüğü de söz konusu. Bahsettiğimiz karşılıksız intikaller için beyanname verme süresi bir ay. Sonrasında ödeme, üç yılda ve altı taksitte (her yıl Mayıs ve Kasım aylarında) yapılabiliyor.

    GECİKME FAİZİNE DANIŞTAY’DAN ‘HAYIR’

    VERASET İntikal Vergisi’nde; mirasçıların ilk beyanında yer alan hesaplama ile Maliye’nin bu beyanı ‘değerleme ölçütleri’ açısından kontrol edip yeni bir hesaplama yapması sonrasında fark çıkabiliyor. Özellikle borsada işlem görmeyen hisse senetlerinin beyana esas değerleri arasında fark bulunabiliyor… Maliye, bu iki hesaplama arasındaki fark için gecikme faizi hesaplayabiliyor. Vergi Müfettişi Yiğit Yıldız, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi’nin son sayısında (2022 Ocak, Sayı: 217) konuyu incelemiş. Ve Danıştay’ın yeni tarihli bir kararına da yer vererek “vergi idaresi tarafından yapılan ikinci tarhiyat nedeniyle gecikme faizi işletilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu’ belirtmiş. Danıştay 7. Dairesi bu kararı (01/02/2021 tarih, 2021/631 Karar No) oybirliği ile verilmiş.

    Yazının devamı...

    ‘Satılık Boğaz Köprüsü’ Peki vergisi var mı?

    Tapu dairesine gitmeksizin İstanbul’u parselleyip satan başkaları da var bu arada. Son dönemde haberlerde sık sık görüyoruz. Boğaz Köprüsü de, Galata Kulesi de, İstanbul’un bir çok tarihi ve turistik yerleri de bu kez sanal alemde parselleniyor, satılıyor. Öteki evrende (metaverse) adeta Sülün Osman gibi satış yapanlar var. Satılan sanal taşınmaz sayısı da şimdiden 10 binleri geçmiş durumda: Türkiye’de 20 bin, İstanbul’da 11 bini aşkın parselin satıldığı söyleniyor.

    SANAL TAŞINMAZLAR 

    Sanal alemdeki gayrimenkullerin satışlarında tabii ki alıcı aldatılmıyor. Satılanın; elle dokunulamayan sanal bir taşınmaz olduğunu alıcı baştan biliyor. Ovr isimli oyun tabanlı Metaverse platformunda yer tahsisi yapılıyor. Bu alım satım işlemleri sonrasında neticede gelir de elde ediliyor. Gelir elde edildiği zaman da tabi ki o kritik soru akla geliyor: “Vergisi var mı?”

     Önce gerçek hayattaki gayrimenkullerin vergilendirilme koşullarını hatırlayalım.

    İŞLETMELERİN ALIM SATIMI

    Eğer ticari faaliyet olarak (şahsen veya şirket olarak) gayrimenkul alım satımı yapılıyorsa bu işlemler ticari kazanç (şirketlerde kurum kazancı) sayılıyor. Ve ticari kazanç olduğunda da bir işyeri üzerinden bu faaliyetlerin yürütülmesi gerekiyor. İşyeri açılıp vergi dairesine kaydolduktan sonra defter tutma, beyanname verme gibi ödevlerin yerine getirilip ardından da yıllık kazanç üzerinden vergi ödeme yükümlülüğü doğuyor.

    ŞAHISLARIN ALIM SATIMI

    Ticari faaliyet olmadan şahsen gayrimenkul satışı yapılması durumunda ise alımın üzerinden 5 tam yıl geçip geçmediğine göre vergilendirme yapılıyor. Alış tarihinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra satışı yapılan gayrimenkuller için ‘ne kadar kazanç elde edilirse edilsin’ vergi ödenmesi gerekmiyor.

    Eğer 5 yıldan önce satış yapılmışsa bu kez ‘değer artış kazancı’ üzerinden gelir vergisinin ödenmesi gerekiyor. Alım satım üzerinden kazanç elde edenler; ertesi yıl mart ayında beyanname verirken alım değerinin üzerine enflasyon etkisini de ekleyerek kazancı daha aşağı çekebiliyor. Enflasyon etkisinin kazançtan düşülebilmesi için; alış ve satış ÜFE endeksleri arasında yüzde 10’dan fazla fark oluşması gerekiyor. (Satışın yapıldığı aydan bir önceki ay ve alışın yapıldığı aydan bir önceki ay endeksleri dikkate alınıyor.) Gelir vergisi beyannamesi verecekler ayrıca; gayrimenkul satış kazancı için uygulanan istisna tutarını da (2021 kazançları için 19.000 TL, 2022 için 25.000 TL) vergi hesabında dikkate alabiliyorlar.

    HENÜZ DÜZENLEME YOK 

    Şimdi; sanal alemde kayıtlı gayrimenkul satışlarına bakalım. Bu satışları yapanlar ticari faaliyet çerçevesinde işlemleri gerçekleştirdiklerinde ticari kazanç kapsamında vergilendirilecektir. Devamlılık içinde ve organizasyon dahilinde olmadığı sürece; şahısların alım satım faaliyet işlemleri ise ‘değer artış kazancı’ kriterlerine göre vergilendirilecektir. Sanal alemdeki taşınmazlardan elde edilen kazançlara özel olarak henüz mevzuatta da bir düzenleme olmadığını, Maliye’nin açıklamalarında da henüz bu konunun yer almadığını da belirtmeliyiz. Ancak çok da uzun bir süre geçmeden bu konuda Maliye’de yaklaşımını açıklayacaktır. Çünkü bu konu; belli ki daha da fazla kişiyi kapsama alanına alarak kitleleri etkileyecek, alım satım yapan kişi sayısı da, işlem hacmi de artarak büyüyecektir.

    Yazının devamı...

    2022’de yüksek ücretlilerde maaş nasıl hesaplanacak?

    Yeni yılda asgari ücretlinin brüt ücretinden gelir vergisi de, damga vergisi de artık kesilmeyecek. Aylık brüt 5.004 lira üzerinden yalnızca sigorta primleri kesilecek, 4 bin 253 lira net maaş her ay asgari ücretlinin hesabına yatırılacak. Yıllık elde edilecek en az net maaş 51 bin 41 liraya yükselecek. 2021’e göre, 2022’de toplamda 17 bin 130 lira (yüzde 50 artışla) daha fazla yıllık net gelir elde edilecek.

    VERGİ AVANTAJLARI

    Asgari ücretli için konu netleşti. Şimdi, daha yüksek ücretlilerin maaşında neler değişecek onu inceleyelim. Onların maaşlarında da ciddi vergi avantajları oluştu. Tabi ki ücret gelirlerinin tamamı istisnaya tabi değil ancak ‘asgari ücretin istisna olan vergisi kadar tutar’ yüksek ücretlilerin maaş hesabında da, hesaplanan vergilerinden düşülecek. Böylece geçmiş yıllara göre yüksek ücretliler de daha az vergi ödeyecekler, dolayısıyla daha fazla net maaş elde edecekler. Asgari ücretin üstündeki maaşlar için yeni yılda uygulanacak vergi avantajının etkilerini, brüt 6 bin lira ve brüt 10 bin lira örnekleri üzerinden inceledik. Her iki örnek ücret için maaşların yeni yılda nasıl değişeceğine birlikte göz atalım.

    6 BİN TL İÇİN MAAŞ HESABI

    2021’de 6 bin lira brüt maaşı olan çalışanın aylık ortalama net maaşı 4 bin 355 lira iken 2022’de 4 bin 844 liraya çıkacak. Dolayısıyla brüt 6 bin lira ücret için 2022’de aylık ortalama 489 lira net maaş daha fazla hesaplanacak. Yıllık olarak net maaştaki artış ise 5 bin 866 lirayı bulacak. Yıllık toplam net maaşlar; 2021 için, 52 bin 259 lira iken 2022’de 58 bin 125 liraya çıkmış olacak. Hesaplamalarda; 2021’den, 2022’ye artan gelir vergisi dilimlerinin dikkate alındığını da ayrıca belirtmekte yarar var.

    Gelir vergisinde ve damga vergisinde -asgari ücretliye uygulanan kadar- istisna getirilmesiyle yüksek ücretlilerde de net maaş artışı sağlanmış oldu.

    Brüt 10 bin lira için yeni yılda net maaş hesabı

    10 BİN TL İÇİN MAAŞ HESABI

    2021’de 10 bin lira brüt maaşı olan çalışanın aylık ortalama net maaşı 6 bin 807 lira iken 2022’de 7 bin 347 liraya çıkacak. Dolayısıyla brüt 10 bin lira ücret için; yeni yılda aylık ortalama 540 lira net maaş daha fazla hesaplanacak. Yıllık olarak net maaştaki artış ise 6 bin 482 lirayı bulacak. Yıllık toplam net maaşlar 2021 için: 81 bin 679 lira iken 2022’de 88 bin 161 liraya çıkmış olacak.

    AGİ ARTIK YAZMAYACAK

    Asgari geçim indirimi (AGİ) her ne kadar net maaşa ilaveten işverenlerce çalışanlara ödenmiş olsa da aslında vergi iadesi gibi uygulanıyordu. Asgari ücretlinin maaşından yeni yılda vergi kesilmeyeceğinden AGİ’de olamayacak dolayısıyla. Yalnız asgari ücretliler değil daha yüksek ücretliler için de AGİ kalktı. Yüksek ücretlilere de yukarıda örneklediğimiz ‘asgari ücretliye uygulanan kadar vergi istisnası’ getirildi.

    Medeni durum ve çocuk sayısıyla birlikte artış gösteren AGİ, 2008 yılında uygulamaya girmişti. 2008’den önceki yıllarda ise; çalışanlar yıl boyunca topladıkları gıda, giyim sağlık vb. masraflarına ilişkin fiş ve faturaları vergi iade zarflarına yazarak işverenlerine veriyor ve işverenleri de kendilerine nakden vergi iadesi olarak ödeme yapıyorlardı. Vergi iade zarflarının yerine gelen AGİ’de, 14 yıl boyunca çalışan için artı bir değer olarak bordrolarda yer aldıktan sonra artık bordro kalemlerinin arasında yer almayacak.

    Yazının devamı...

    2022’de en az ücret net 4 bin 253 lira

    Çalışan, işveren ve hükümet; tüm tarafların mutabakatıyla asgari ücretin belirlenmiş olması da çalışma barışı için önemli. Dünkü Resmi Gazete’de brüt asgari ücret günlük 166.80 lira olarak yayımlandı. Aylıkta brüt 5 bin 4 liraya denk geliyor. Çalışandan kesilecek sigorta primleri (750.60) sonrası net 4 bin 253 liraya ulaşılıyor. Asgari ücretlinin brüt ücretinden, gelir vergisinin ve damga vergisinin kesilmeyeceği de açıklandı. Asgari ücret kadar gelire, vergi istisnasının nasıl uygulanacağını düzenleyecek yasa değişiklikleri de kısa sürede netleşecektir.

    İşverenin; brüt asgari ücrete ilaveten üstleneceği sigorta primlerinin (1.125,90) eklenmesi sonrası işveren maliyeti 6.129,90 lira olarak hesaplanıyor. Sigorta primlerini düzenli ödeyenlere sağlanan yüzde 5 prim teşviki sonrası işverenin maliyeti 5.879,70 lira olarak hesaplanıyor. (Tablo 1) Net asgari ücrette yüzde 50 artış yaşanmışken, işveren maliyetinde daha düşük oranda (yüzde 40) artış yaşanmış oldu. Bunun nedeni de; işverenin brüt maaş üzerinden artık Maliye’ye vergi ödemeyecek olması.



    KAYIT DIŞINDA DİKKAT!

    İşletmenin hazırladığı ücret bordrosunda bir problem yok, her şey nizami. Güncel asgari ücret üzerinden çalışanın bordrosu düzenleniyor ve net ücreti de çalışanın banka hesabına yatıyor. Ama bankadan para çeken kişi çalışan değil, patron! Bankamatik (atm) kartı çalışanın değil patronun elinde. Net maaşı bankadan patron çekiyor, bir kısmını (fiili net maaş) çalışana elden veriyor, kalan net maaş patronun kasasına gidiyor. Böylece iki farklı net maaş uygulanıyor, birisi çalışana elden verilen ‘fiili net maaş’, diğeri bankaya yatmış görünen ‘resmi net maaş’. Bu durumda çalışana aslında, fiilen asgari ücretin altında ödeme yapılmış oluyor. Ama bordro ve banka kayıtlarına bakarsanız her şey usulüne uygun.

    Geçmiş yıllarda da bu usulsüzlüğe dikkat çekmiştim. Görünürde usule uygun ama fiilen usulsüz işlemden, çalışan dışında usulüne uygun maaş ödeyen diğer patronlar da zarara uğruyor. Daha yüksek işçilik maliyetiyle piyasada haksız rekabete uğruyor. Aynı sektörde faaliyette gösteren işletmelerden; çalışanın atm-banka kartına el koyan işletme, daha düşük maliyetlerle sattığı ürünler için mal/hizmet fiyatlaması yaparken, usulüne uygun iş yapan işletmeler ise daha yüksek maliyetlerle mal/hizmet fiyatlaması yapıyor.

     

     

    Yazının devamı...

    Maliye’den bazı çalışanlara ek ödeme

    Asgari ücret tutarı netleşince bizde pek tabi tüm yönleriyle ele alacağız. Çalışan için ne kadar brüt ücret uygulanacağını, ne kadar vergi -sigorta primi kesileceğini, ne kadar AGİ ödemesi yapılacağını ve nihayetinde ne kadar net maaş elde edilebileceğini kalem kalem açıklayacağız. İşveren için de aynı şekilde; işçinin brüt ücretine ilaveten ne kadar işveren sigorta payı üstleneceklerini dolayısıyla toplam maliyeti de tablo üzerinden açıklayacağız.

    BEYANNAME VERECEKLER 

    Başlıktaki Maliye’den ek ödeme yapılacak çalışanların kimler olduğunu açıklayalım şimdi. CEO’lar, CFO’lar, diğer üst düzey çalışanlar, yüksek ücretliler. Bu çalışanların; Maliye’den ödeme almadan önce yapacakları kritik bir ödevlerini hatırlatalım öncelikle: Bu çalışanlar öncelikle beyanname verecekler. Evet; beyanname vermek deyince otomatikman ‘vergi ödemek’ akla geliyor. Beyanname verenler, neden Maliye’ye ödeme yapmak yerine, Maliye’den ödeme alsınlar ki?

    Yüksek ücretli çalışanların; geçen yıl mart ayına kadar vergi beyannamesi hazırlamaları söz konusu değildi. Tek bir işverenden ücret alan çalışanlar ne kadar yüksek ücret alsa da beyanname vermiyorlardı, işverenlerinin ücretleri üzerinden vergi hesaplayarak Maliye’ye verdikleri muhtasar beyanname ile yapılan bildirim yeterliydi. İlk olarak 2020 yılı gelirleri için 2021 mart ayında beyanname verdiler. Şimdi de; 2021 yılı gelirleri için önümüzdeki mart ayında beyanname verecekler.

    ÜCRET SINIRI NE KADAR 

    Bu durumda ‘beyanname verecek yüksek ücretliler için en az ücret sınırı ne kadar?’ sorusu önem kazanıyor. Hemen açıklayalım onu da: 2021 yılı boyunca brüt 650 bin liranın üzerinde ücret geliri elde eden çalışanlar, maaşlarını ‘tek işverenden elde etmiş olsalar da’ mart ayında beyanname vermek zorundalar. (2021 Mart’a kadar; bir önceki yılki ücret gelirleri ne kadar yüksek olursa olsun tek işverenden alınan gelirlerin beyanı söz konusu değildi)

    Bu arada CEO’lar, CFO’lar ve diğer yüksek ücretli çalışanlar için yılın artık son günlerinde kritik bir konuyu da hatırlatmak gerekiyor. Birçok yüksek ücretli çalışanın vergi beyannamesi vermesi gerekeceğinden beyannamede yer alabilecek masraflarına ilişkin fatura vb. belgeleri yıl kapanmadan toplamaları da yerinde olacaktır.

    BEYANNAME VERMEK AVANTAJLI

    Beyanname verme zorunluluğu kapsamına dahil olan birçok çalışan ‘Bir de beyanname mi hazırlayacağız, karmaşık bir konu’ diyeceklerdir. Ancak; beyanname vererek bir yandan yasal ödevlerini yerine getirecekler diğer yandan vergi ödemeyip vergi iadesi alma imkanına kavuşacaklar. Peki vergi iadesi almanın koşulları nedir?

    Normalde beyanname vermeyen çalışanlar ‘çocuklarının özel okul faturalarını’ bordrolarında vergi hesabından düşemiyorlar, sağlık masraflarını da düşemiyorlar. Beyanname verecek çalışanlar ise; eğitim-sağlık masraflarını (belirlenmiş sınırlar dahilinde) vergi hesabında beyannamede düşerek yeni bir vergi hesaplayacaklar. Bu masraflar dikkate alındığında; yıl içinde (işverenlerin Maliye’ye ödedikleri) bordrolarında verginin daha yüksek olduğunu görecekler, kendi hesapladıkları (eğitim, sağlık masraflarını düşerek) vergi ile, yıl içinde işverenlerinin bordro üzerinde hesapladıkları verginin farkını Maliye’den nakden iade alabilecekler.

    MASRAFLARIN İNDİRİM YÜZDELERİ

    Beyan edilecek gelirin yüzde 10’u ile sınırlı eğitim ve sağlık harcamaları…. Beyanname verecek ücretliler kendileri, eşi ve küçük çocukları adına ödedikleri masrafları beyannamede indirim olarak dikkate alabiliyor.

    Eğitim ve sağlık masraflarının dışında, hayat ve özel sigorta primleri de ücret gelirinden beyannamede düşülebiliyor. Hayat sigorta primlerinin yarısı vergi hesabında dikkate alınabiliyor. özel sağlık sigortası poliçelerininse tamamı indirim konusu yapılabiliyor. Her durumda indirim yapılabilecek poliçe tutarları; ücretin yüzde 15’ni ve asgari ücretin yıllık tutarını (2021 için; 42 bin 930

    lirayı) geçemiyor. Özel sigorta primlerinin; gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin yıl içinde (işvereninin hesapladığı) ücret hesabında dikkate alınmamış (indirilmemiş) olması da gerekiyor.

    Ücret geliri elde edip beyanname verecek çalışanlar bağışları da gelirlerinden düşebiliyorlar. Kızılay ve Yeşilay gibi yardım kuruluşlarına yapılan bağışlar için herhangi bir sınırlama yokken, vergiye tabi kazancın yüzde 5’ine kadar sınır tanınmış bağış türleri de var. (Gelir Vergisi Kanunu Md. 89)

    BİRDEN FAZLA İŞVERENDEN MAAŞ ALANLAR

    BİRDEN
    fazla işverenden ücret alıp, 2021 yılı içinde elde ettiği toplam ücret tutarı 650 bin lirayı geçenler de beyanname vermek zorunda. 2021 yılı içinde birden fazla işverenden ücret almış çalışanlar; herhangi bir ücreti seçerek (hariç tutarak) diğer ücretlerin toplamının 53 bin lirayı aşıp aşmadığını kontrol edecek ve eğer aştığını görürse, hariç tutulan ücret de dâhil olmak üzere ücret gelirlerinin tamamını beyan edecek.  

     Not: 2021 yılında beyana tabi ücret geliri elde edenler önümüzdeki mart ayında yıllık gelir vergisi beyanname vereceklerinden, bu beyan döneminde beyanname hazırlanırken dikkat edilmesi kritik konuları ayrı bir yazıda tüm yönleriyle ayrıca değerlendireceğiz.

     

    Yazının devamı...

    CEO’dan yönetim kuruluna bilgi akışında kritik yanılgı

    Anonim şirketlerde; yönetim kurulu, şirketi yönetir. Yaptığı işlemlerden dolayı sorumluluk da yönetime aittir. Özellikle çok ortaklı anonim şirketlerde, farklı grup pay sahipleri, farklı yönetim kurulu üyeleri ile temsil edilirler. Ve tabi ki, her yönetim kurulunun da bir başkanı olur.

    BAŞKAN DA İZİN ALMALI

    1956 tarihli, (6762 sayılı) eski Türk Ticaret Kanunu (TTK) yarım asırdan fazla yürürlükte kalmıştı. 2012 Temmuz’dan sonra 6102 sayılı yeni TTK’nın yürürlüğe girdi. Yeni TTK’da kurul üyelerinin şirketten bilgi almasına yönelik özel düzenlemeler yer alıyor. Eski yasada bu hakların yer almamasından da kaynaklı olarak şirket uygulamalarında bilgi alma açısından bazı yanılgıların oluştuğunu görüyoruz. Yönetim kurulu başkanının, şirketten-çalışanlarından dilediği bilgiyi veya belgeyi dilediği zaman alabileceği hususundaki yanılgıdan bahsediyorum.

    Aslında başkan da üyeler de, ‘toplantı dışında’ şirketten bilgi alırken izin almak zorunda. Dolayısıyla yasaya göre, bilgi alma açısından başkanın, diğer üyelerden bir üstünlüğü bulunmuyor. Evet; üyeler ancak başkanın izniyle ‘toplantı dışında’ bilgi alabilir, doğru. Ancak başkan da, toplantı dışında ancak kurulun izniyle bilgi alabilir. Dolayısıyla şirketin CEO’su, genel müdürü ya da diğer müdür ve çalışanları, “Başkan bizden bilgi istedi, vermek zorundayız, üye bizden bilgi istedi, veremeyiz” derlerse yanılırlar. Diğer yönetim kurulu üyeleri, nasıl başkandan izin aldıktan sonra şirketten bilgi alabilirse, başkan da ancak kuruldan izin alarak aynı şekilde bilgi alabilir.

    YASAL DÜZENLEMEYE GİRDİ

    2012’ye kadar geçerli olan eski TTK da; üyelerin toplantı dışında bilgi alma hakları yer almıyordu. Yeni TTK ile ‘üyelerin toplantı dışında da bilgi alma hakları düzenlendi. Üyelerin de, başkanın da toplantı dışında bilgi alma hakları izne bağlanarak yasa metninde yer aldı. Yönetim kurulu toplantıları sırasında zaten her üye şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınması reddedilemez.

    Reddedilmişse üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin bu kararı kesindir. Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle yükümlüdür. Bir üyenin bu konudaki istemi de reddedilemez; soruları da cevapsız bırakılamaz. (TTK Md.392) Bu arada, yeni TTK ile tek ortaklı anonim şirket kurulabilmesine ve tek kişiden oluşan yönetim kurulu oluşturulabilmesine imkan tanındığını da ayrıca belirtmekte yarar var.

    İNCELEMEYİ NEREDE YAPACAK?

    Vergi Usul Kanunu’nda (VUK); öteden beri vergi incelemesi için ‘iş yerinde yapılır’ şeklinde yazıyordu. Artık yasada ‘dairede yapılır’ yazıyor. (VUK Md. 139) İncelemeye giren işletmelerden defter ve belgelerini daireye getirmesi yazılı olarak istenecek. İnceleme dairede yapılırken, iş yerinde tespit yapılması ve çalışmalarda bulunulması yine mümkün.

    İncelemeye girenlerin talep etmesi ve iş yerinin müsait olması halinde inceleme iş yerinde de yine yapılabilecek. 7338 sayılı kanunla yapılan bu değişiklik 2022 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek. 26 ekimde Resmi Gazete’ de yayımlanan 7338 sayılı kanunla, vergi incelemesiyle ilgili bir değişiklik daha yapıldı.

    Değişiklik öncesi uygulamaya göre; incelemeye başlanmadan önce inceleme elemanı tarafından hazırlanan incelemeye başlama tutanağının karşılıklı olarak imzalanması esastı. Değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra artık bu tutanak tutulmaksızın, inceleme konusunu içeren bir yazının mükellefe tebliği ile vergi incelemesine başlandığı kabul edilmiş olacak. Bu değişiklik de 2022 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek.

    Yazının devamı...

    Çatkapı haciz bu kadar kolay mı?

    Onun dışında adi borç için şok haciz yaşanmaz. Alacaklı da tahsil edemediği alacağını tabi ki dava açıp mahkemeye başvurabilir. Ama haciz olmaksızın mahkemede görülen dava, zaman alan bir süreçtir. Mahkemede konu masaya yatırılır, taraflar iddialarını ve delillerini mahkemeye sunar. Dolayısıyla vadesi geçmiş çek-senet sözleşme olmadan hiç kimsenin ‘bir sabah ansızın banka hesapları, itibarı’ yerle bir edilemez. 

     VADESİ 2023

    Ama oldu. İstanbul’da daha birkaç ay önce... Sanayici dostum şöyle anlattı: “Değil çek-senet, sözleşme dahi yok alacaklı ile aramda. Ve en önemlisini söyleyeyim; borcumun vadesi de 2023. Yani daha vadesinin dolmasına iki yıl var.” Peki nasıl oluyor da haciz geliyor?  “Ben de bilmiyorum, bir sanayicinin on yıllara dayanan emekle inşa ettiği itibarı nasıl böyle iki dakikada yerle bir edilebilir? Bir sabah şirketimin banka hesaplarına haciz geldiği bilgisiyle uyandım. Müşterilerime de haciz ihbarnameleri gitmiş, alacaklarım da bloke edildi. Müşterilerim mal almayı kesti. Haczi duyan tedarikçilerimden panikle noterden yazı gönderenler oldu. Saatler içinde; çalışanlarımın kredi kartları kilitlendi, şirket araçlarım akaryakıt alımına kapatıldı. Piyasaya gecikmiş borcum yok, devlete vergi-prim borcum yok, çalışanlarıma bir kuruş borcum yok.  Neden hacze muhatap oluyorum?”

     BÜYÜK RİSK VAR

    Hakikaten enteresan, haciz gönderilen firmanın kimseye gecikmiş borcunun olmaması. Yıllarını Ar-Ge’ye, ürün geliştirmeye, yatırıma adamış sanayici ‘pişmiş tavuğun başına gelir mi bilmem bu’ dediği olayın detaylarını hararetle anlatmaya devam etti. “Sonradan öğrendim ki, iyi niyetli olmayan alacaklı, alacağının 2023 tarihli vadesinden mahkemeye bahsetmezken, ihtiyati haciz dilekçesine şirketim için ‘mal kaçırma duyumu aldıklarını’ yazmış. Yahu benim ürünlerim tüm Türkiye’de raflarda. Fabrikam da makinalarım da yerinde. Nasıl mal kaçırayım ben? Neden belgelendirilme ihtiyacı görülmeden, ‘mal kaçırdığım duyumu’ iddiası mahkemede ciddiye alınır? Kaldı ki alacaklıya teminat olarak sunduğum -borcun kat be kat üzerinde- varlıklarım da vardı. Çek-senet sözleşme yokken aslı olmayan ‘mal kaçırma duyumu’ üzerine mi hacze muhatap oldum?  Olamaz, böyle bir karar çıkamaz. Eğer mahkemeler böyle bir karar verebiliyorsa; o zaman tüm işletmeler için de büyük risk var. Her işletmeye iyiniyetli olmayan birileri böyle iddialarla gelebilir, çek-senet vermedikleri halde, işyerlerinde faaliyetlerini kendilerince devam ettirirlerken, vadesi gelmeyen bir borçları için işyerleri-banka hesapları şok bir hacizle haksızca boşaltılabilir. Mevzuatta önlem alınsın, ben yandım başkası yanmasın.” 

    MAHKEME GÜN VERDİ

    Yüzlerce çalışanının sorumluluğunu da taşıdığını söyleyen sanayici patron hacze itirazdan da bahsetti: “İhtiyati haciz kararına itiraz ettik tabi ki, mahkeme 20 gün sonrasına gün verdi. İyi de benim hesaplarıma saatler içinde haciz kondu, müşterilerime, tedarikçilerime konuyu izah edemedim, tüm işlerim kilitlendi, mal alamadım, mal satamadım. Haciz saatler içinde konuluyor, itirazlarımın dinlenmesi için günlerce bekleniyor. Tabi ki tazminat davası açacağım ama ne kadar masraf edip ne kadar yıl bekleyeceğim bu tazminat davasının sonuçlanması için belli değil. Yapanın yanına kâr kaldı aslında.” Konuyu uzman hukukçulara sordum. Onlar da ‘ihtiyati haczin’ uygulamada ancak vadesi geçmiş çek-senet gibi kıymetli evrak olduğu durumlarda ya da yasanın aradığı şartların (adresini terk etme, mallarını hızla başkalarına alacaklılarından kaçırma kastı ile devretme, kısaca alacağı karşılıksız bırakmaya yönelik eylemlerde bulunulduğunun tespit edilmesi gibi) oluşması durumunda muaccel olmayan / vadesi gelmemiş alacaklara muacceliyet tanınması istenerek  devreye girdiğini, ancak kesin olarak herhangi bir teminata bağlı alacaklara ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, İcra İflas Kanunu’nda yer alan ‘ihtiyati haciz’ müessesinin istisnai olarak ve güçlü delillerle ancak uygulanabileceğini, yanlış uygulamaların borçluda ‘telafisi imkânsız kayıplara yol açabileceğini’ söylediler.  

    İhtiyati haciz, ‘vadesi geçmiş çek-senet, sözleşme vb. belge olmaksızın’ uygulandığında iyi niyetli borçlular, işletmeler, sanayiciler yıllardır biriktirdikleri varlıklarını, daha da önemlisi itibarlarını kaybediyorlar. Adresi belli, fabrikası-işyerleri faal, çalışanları kayıtlı aktif işletmelerin, yaşanan olaydaki gibi zorda kalmamaları için keyfi ihtiyati haciz uygulamalarını caydırmaya yönelik yasal ve idari tedbirlerin acilen devreye alınması gerekiyor. Çünkü haksız ihtiyati hacizle alacaklı, borçluya çok hızlı hasar verebiliyorken, haksız hasar gören ise eğer hukuki-maddi mücadele gücü de kalmışsa hasarın tazminini yıllara yayarak ve gecikmiş adaletle ancak geri alabiliyor. 

    NE DEĞİŞTİ?

    İşletmeler, süresinde tahsil edemedikleri alacaklarını gelirlerinden düşebiliyorlar. Şüpheli alacak karşılığı ayrılarak bu tutarların vergi hesabından düşülebilmesi için Vergi Usul Kanunu’nda (Md. 323) belirlenen temel kriterler şöyle; Dava ve icra safhasında bulunan alacaklar gider yazılabiliyor. Ve yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan ‘dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük’ alacaklar gider yazılabiliyor. Şimdi 7338 sayılı kanunla yapılan değişiklikle (26 Ekim 2021 tarihinde yürürlüğe girerek) yasadaki ‘küçük alacaklar’ ifadesi yerine ‘3 bin liraya kadar alacaklar’ ifadesi gelerek konu somutlaştırılmış oldu. Şüpheli alacaklar içinden; sonradan tahsil edilen miktarlar olursa, bu tutarların tahsil edildikleri dönemin kâr - zarar hesabına intikal ettirilmesi gerekiyor.

     

    Yazının devamı...