Bu skandalın sorumlusu Serdar Tatlı’dır

MHK Başkanı’nın yanlışları yüzünden Ali Palabıyık’ı da kaybettik!

Haberin Devamı

Kötü yönetim gördük, skandal kararlar gördük... Ama son yıllarda Ali Palabıyık gibi 90 dakikaya bu kadar skandal karar sığdıran bir başka hakem görmedik.

Deyim yerindeyse maçı eline gözüne bulaştırdı. Ve bu bahsettiğimiz isim de Türk hakemliğinin son yıllarda parlayan yıldızlarından, UEFA’nın gözdelerinden biri. Zaten yaşanan şokun önemli kısmı da, bu kararlara imza atan ismin Ali Palabıyık olması. Ben dahil birçok kişi, kararlarına inanamadı, o skandalları ona konduramadı.

Ama inanın bu, bizim için pek de sürpriz olmamıştı. Çünkü bu maç öncesi de, zaman zaman atamalar sonrası istişare yaptığımız bazı eski hakem dostlarımızın Ali Palabıyık’ın Rizespor-Galatasaray maçına atanmasıyla ilgili, “Bak Tahir, Ali bu maçta patlarsa şaşırma” notunu düşmüşlerdi bize. O dostumuz FiFA kokartı takmış, uluslararası tecrübesi olan bir kişiydi. Bizi uyarmış ve maçtan sonra da, “Bak ben dememiş miydim Tahir, nasıl patlattılar çocuğu!” demekte de haklıydı. O hakem dostumuzun kaygısı Ali Palabıyık’ın bu yılki performansıyla falan alakalı değildi. Onun kaygısı iki gün öncesinde UEFA Avrupa Ligi’nde kritik bir maça çıkan bir hakemin o mental ve fiziki yorgunlukla iki gün sonrasında, tansiyonu ve gerilimi yüksek böyle kritik bir maça sürülmesiydi. Ali Palabıyık’ın beyin olarak bunu kaldırması pek mümkün değildi. Perşembe gecesi Prag’da maça çık, maç sonu gözlemci değerlendirme toplantısı, gece yarım uyku, ertesi gün İstanbul yolculuğu, ardından Ankara, bir gece uyku, sonra Trabzon’a, oradan karayoluyla Rize’ye ve sonra da çık sezonun en kritik maçında düdük çaldı.

Haberin Devamı

BİLEMEZ, ÇÜNKÜ TECRÜBESİ YOK 

Dostumuz “Bu çocuk bu maça atanmaz ama Serdar Tatlı atıyor” diyerek gerekçesini de açıklıyor. Yani bunu kestirememesini...

“Çünkü Serdar Tatlı’nın böyle bir deneyimi yok. Uluslararası maç yönetmemiş ki, bilsin!”

Sonra, Ali Palabıyık maçta tanınmaz halde... Olur tabi ki. Onu ancak yaşayanlar bilir Serdar Başkan. Sayende Ali kardeşimizi de kaybettik!

TALİMAT DEĞİŞTİ, HUY DEĞİŞMEDİ!

Kimse kusura bakmasın ama sezon başında Teknik Adamlar Statüsü ve Çalışma talimatında yapılan değişikliklerle Şenol Can’ın mesleğinin elinden alındığı bir yerde, teknik direktörlük eğitim durumu (!) onunla eş değer olan Emre Belözoğlu’na görev yaptırmak benim içimi acıtır. O zaman adama sorarlar; sezon başında, ilgili teknik direktör talimatının 9 maddesini adeta silbaştan yeniden yazmanız sırf Şenol Can için miydi diye?

Haberin Devamı

‘GÖLGE TEKNİK ADAM’LARA DEVAM

Eğer teknik adamlık talimatında revize yapıp, açık ve net bir şekilde “Gölge teknik adama artık yer yok” diyorsanız, bunu herkese eşit olarak uygulayacaksınız. Derdimiz Emre Belözoğlu değil. Derdimiz kendi ihmaliniz yüzünden iki yıldır teknik adamlık yapan Şenol Can’ın ekmeğini elinden almanız. Talimatı gücünüzün yettiğine uygulamanız. Belözoğlu’nun karıyerine, becerisine, yeteneğine hiçbir itirazımız yok. Ama bir taraftan talimatla “Gölge teknik adam dönemi artık bitmiştir” diye hava atacaksınız, hassasiyetinizi göstereceksiniz, gücünüzün yettiğini oyun dışı bırakacaksınız, iş başkalarına geldiği zaman hülleye devam... Olacak şey mi?

Haberin Devamı

EĞİTİM ŞART AMA HERKES İÇİN... 

Talimatta onca değişiklik yaptınız, öyle olacak, böyle olacak vs. Peki ne değişti? Hani yeterliliği olmayan kenardan sahaya müdahil olamayacaktı? Süper Lig’de teknik adamlık için UEFA Pro Lisans şart öyle değil mi? Peki Emre Belözoğlu’nda bu var mı? Yok. Peki kulübü ne yapacak? UEFA Pro Lisanslı birini bulacak, onu gösterecek.

Tıpkı Fenerbahçe’de bunu Şenol Çorlu hocanın diplomasıyla yaptıkları gibi... Eee sonra?

HOCALIK ÖLÜ DOĞMAMALI

2 hafta sonra, diploması kullanılanın her hafta TFF’ye mazeret bildirmesiyle Emre hoca basın toplantısı dahil bir teknik adamın yapabileceği tüm aktiviyelerde yer alacak.

Peki Şenol Can hocaya da bulsaydınız bir formül? Kurs vardı da gitmedi mi?

Haberin Devamı

Eğitim şart. Ve herkes için. Amacımız gelecekte Türk futboluna büyük hizmetleri olabilecek Emre Belözoğlu ve onun gibilerinin teknik adamlığının sağlam temellere oturtulmasıdır, iyi eğitim almasıdır. Hocalıklarının ölü doğmamasıdır. Bunca eğitim onun için değil mi zaten?

YAYIN İŞİMİZ İNGİLİZLERE EMANET

Bugünlerde Futbol Federasyonu’nun da, kulüplerin de (özellikle büyüklerin) önemli bir gündemi önümüzdeki ay yapılması gereken 5 yıllık yayın ihalesi. İhalenin Türk futbolu için ne denli önem arz ettiğini son yıllarda yaşanan kaoslardan, açıklamalardan gördük. Ve o yaşananlardan ders çıkartılarak hazırlanacak bir ihale şartnamesi olması en büyük şart. Bunun için taraflar ince eleyip sık dokuyor. Malum TFF ile Kulüpler Birliği Vakfı (KBV) ortaklaşa bir Yayın İhale Komisyonu kurdu.

Haberin Devamı

Birkaç toplantı sonunda sanırım kulüplerin talebiyle bir İngiliz firmasıyla yayın ihale sürecini götürme konusunda anlaşmaya varıldı. Bu firma ulusal ve uluslararası yayıncı firmalarla Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarını pazarlayacaklar. Bu konuda uzmanlığı olan belki de uluslararası arenada tek diyebileceğimiz bir firma bu. Belli bir para ödenecek sanırım, istenilen ve arzu edilen rakamların üzerine çıkılması halinde buna göre de prim alacakmış. Her neyse...

BEKLENTiLER 350 MiLYON DOLAR

Bu süreci TFF adına Mehmet Baykan, Erhan Kamışlı, KBV adına da Burak Elmas ve Mehmet Sepil götürecek. Profesyoneller olarak da Kadir Kardaş ile Çağrı İlk yayın işinin göbeğinde olacak isimler. Aldığım bilgiler bundan 5 yıl önce 500 milyon dolar artı KDV’ye giden, bugün 220 milyon dolarlara kadar düşen yıllık yayın gelir için beklentinin 350 milyon dolar olduğu.

Bir diğeri de TFF ile Kulüpler Birliği arasında bu konuda ciddi fikir ayrılıkları olduğu.

Yazarın Tüm Yazıları