• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Can Baydar’dan Yine Yine Yine Dinlemek İsteyeceğiniz Bir Şarkı ‘Yine’

    Can Baydar’ın yeni şarkısı ‘Yine’ pozitifliğiyle dinleyiciye yaz enerjisi yaşatıyor. Geçtiğimiz aylarda yayınladığı ‘Ateş’ ile müzik listelerinde yer alan sanatçı yeni çalışmasında da söz ve müziğin altına imzasını atıyor. ‘Yine’ hakkında “Kariyerimde uzun zamandır paylaşmadığım kadar pozitif güzel bir yaz enerjisi var şarkının” diyen Sevgili Can Baydar’la yüz yüze yaptığımız bu röportajda kendimizi müziğin ve sohbetin akışına bıraktık.

    Sevgili Can yaklaşık iki yıldır bir pandemi sürecinden geçiyoruz sen bir müzisyen olarak bu süreci nasıl geçirdin? Neler yaptın?

    Ben evci biriyimdir. Bir de müzisyen olduğumdan dolayı sabah dokuzda evden çıkıp akşam altıda dönmedim, öyle bir hayatım olmadı. O yüzden insanların aksine pandemide ben o kadar da zorlanmadım. Zaten halihazırda evde vakit geçirmeyi ve kapalı devre yaşamayı seviyordum. Sadece kendime şunu koydum hemen çalışmaya başlayıp bir şeyler üretmem gerekiyor yoksa bu boşluk bana iyi hissettirmeyecek dedim. Kilyos’ta benim gitaristimin bir home stüdyosu var oraya gidip gelmeye başladım haftanın dört beş günü. Günde on saat kadar stüdyoda kayıt, müzik yaparak geçirdim pandeminin ilk bir yılını.

    Sen de bu süreci üreterek geçirenlerdensin o halde?

    Evet, hem de evde vakit geçirmek ilk bir sene o kadar yormadı yıpratmadı. Beni yeni yeni zorlamaya başladı. Biraz sosyal hayatımızın eskisine dönmesini istiyorum. Sinemaya gitmeyi rahat rahat konser vermeyi, konser izlemeyi, ya da bir yere oturduğum zaman onun paranoyasını yaşamadan sosyalleşebilmeyi özledim. Beni son dört beş aydır biraz basıyor bu pandemi. Onun öncesinde iyi idare ettiğimi düşünüyorum.

    Geçen bu dönemde konserler pek yapılamadı ama üretim açısından verimli bir dönem oldu gibi gözlemledim müzisyenler açısından?

    Türkiye’deki müzisyenler olarak bağışıklık sistemimiz kuvvetli bence felaketlere aksiliklere. Genelde kriz anları üretmek için çok iyi fırsat olur. Biraz zamanın dışına kendinizi çıkartıp işe güce odaklanmak böyle zamanları çok daha rahat atlatmanızı sağlıyor bence. Ben de öyle yaptım.

    Şimdi gelelim 30 Temmuz’da yayınladığın yeni parçan ‘Yine’ye. Biraz da ‘Yine’yi konuşalım bize bu parçanın hikayesini anlatır mısın?

    Benim de kariyerimde uzun zamandır paylaşmadığım kadar pozitif güzel bir yaz enerjisi var şarkının. Şarkıyı yaklaşık bir yıl önce tamamladım. Uzun süredir vardı şarkı hayatımda ama bir sene önce şarkıyı bu pandeminin ortalarına doğru bitirdim ve hemen kaydetmeye başladım. Aslında yapmak istediğim şey safkan indie pop biraz da içinde rock’n roll vibe’ları olan bir şarkı kaydetmekti. Aslında bir yedi sekiz şarkıyı bitirip kaydettim. Ve bunların ilk başında benim üstünde çalıştığım şarkı ‘Yine’ydi. Bana diğer şarkıları kaydetmek için de bir enerji ve ilham verdi. Bir önceki yayınladığım ‘Ateş’i geçtiğimiz bir yıl içerisinde kaydettim.

    ‘Ateş’ ve ardından ‘Yine’ devam edecek bir hikayenin parçaları gibi geldi bana öyle mi?

    Aslında şu an elimde bir albüm olacak kadar bitmiş şarkı var. Hepsini mix masteringine kadar kapattım. Ama bir yandan üretmeye devam ediyorum yeni bir şeyler daha yapmak istiyorum. ‘Yine’ de ‘Ateş’ de aynı dönemde aynı stüdyoya girip kaydettiğim şarkılardan. Bir duygusal devamlılığı da var.

    Bu şarkıların devamı gelecek diye düşündürttü?

    Evet gelecek halihazırda bitmiş şeyler var elimde. Üzerine çalıştığım şeyler var. Tüketici alışkanlığı olarak dinleyici single single gidiyor.

    Aslında bir albüm yapacak kadar parça çalışmışsın ama single olarak ilerliyorsun değil mi?

    Aslında ben üretirken hala stüdyoya gidelim bir altı yedi ay kapanalım 10-12 şarkıyı kaydedelim çalışalım modunu seviyorum.

    Albümde daha bütünlüklü bir hikaye dinleme imkanı buluyoruz sanki dinleyici olarak ne dersin?

    Aynen öyle albümde bir duygu bütünlüğü yakalayabiliyorsunuz hayatınızın daha geniş bir bölümünü parantez açabiliyorsunuz. Ama şöyle ki mesela ben ‘Yine’yi çıkarttığım zaman orman yangınları vardı ne yazık ki o hafta ben şarkıyı dinleyiciyle paylaşamadım bile. Muhtemelen ben bir albüm olarak onu açmış olsaydım kendimi çok daha kötü hissedecektim. Bir de her şey o kadar hızlandı ki. Dinleyiciye de şarkıyı dinleyip yakalaması için biraz zaman tanımak da istiyorum. Bütün albümü bir anda açmak bana çok cazip gelmiyor ama bu yayınladığım şarkılar bir albüm olarak mutlaka toplanacak.

    Bu soruyla bağlantılı olarak şunu sormak istiyorum dinleyici alışkanlıkları müzisyenin takip edeceği yolu etkiliyor mu?

    Tüketim hızının getirdiği bazı etkiler var hiçbirimizin vakti yok ve çok acelemiz var. Bazen derdini çok hızlı bir şekilde anlatman gerekiyor karşı tarafa bunu bazen düzenleme yaparken hissediyorum. Şarkının aranjesinde karşındakinin de o kadar vaktinin olmadığını bilerek. Dijital streaming platformları devamlı ve çok sık bir şekilde şarkı yayınlamaya müzisyeni itiyorlar. Bence herkesin orda bir kendi dengesi var zaman içerisinde her müzisyen kendini oturtabilir. Evet müziğin de bir modası var her zamanın bir ruhu var bunların hepsini biliyorum bunlardan etkileniyorum bence. Ne kadar kendimi kapatsam da günün sonunda stüdyoya girip müzik yapmaya başladığımda benim tek bir formülüm var o da ben kendi sevdiğim müziği dinleyiciyle paylaşabilirim. Sadece kendi inandığım şeyi inandırabilirim. Başka da bir method bilmiyorum. Mesela ‘Yine’de ve ‘Ateş’te yapmak istediğim şey sadece işin içinde modern bir indie pop ama aynı zamanda benim grup geçmişime dayanan bir rock’n roll sound da var. Bunları hep korumak istiyorum. Mesela gitarları yine aynı dozajda kullanmak istiyorum ve yeni alternatif Türkçe sözlü rock müzikte biraz daha böyle synthler daha shuffle davullar ve arabesk bir dil ve arabesk bir nağme var devamlı en alternatifinde bile ve ben Ankaralıyım ben bundan sıkıldığımı ve dinleyicinin de sıkıldığını ve bir doyuma ulaştığını hissediyorum.

    ‘Ateş’i ve ‘Yine’yi yaparken bunlardan tamamen sıyrılmak istedim. Çünkü ben özünde modern batılı rock’n roll müzikleri seven bir adamım öyle şeyler dinlemek istiyorum inandığım kendi sevdiğim müziği kaydetmek istedim. Dediğin soruya gelecek olursak evet etkileniyorum bir sürü şeyden ama günün sonunda ben kendi bildiğim şeyi yapmaktan hoşlanıyorum her zaman. Kendi sevdiğim şeyi.

    2021’in sonunda ‘Ateş’ ve ‘Yine’den sonra nasıl bir final bekliyor dinleyiciyi? Yapmış olduğun şarkıları yayınlayacak mısın? Benzer şarkılar mı duyacağız yoksa şaşıracağımız parçalar var mı?

    Aslında daha farklı soundlar da var hem derdi tasası bakımından farklı içeriklerde hem de bence sound olarak daha elektronik müziğe yakın şeyler kaydettim. Özellikle yavaş ve balad şarkılar onlar gerçekten çok daha elektronik altyapılı. Çok daha downtempolu. Bir yandan üretmeye devam da ediyorum hala şarkılar üzerinde çalışıyorum. Hep kısa kısa planlar yapmak istiyorum. Maksimum orta vadeli. 2021’i kapatırken 1 tane daha şarkı yayınlamış olurum. Arayı hiç açmayacağım şarkı yayınlama konusunda. Dediğim gibi bunun sonunda hepsi bir albüme dönüşecek. Ama şimdilik bekletmek istiyorum. Şimdi tek tek yayınlamak onların dönüşlerini almak ufak ufak konserler çalmak 2021’i böyle kapatmak gerektiğini düşünüyorum. Çok fazla belirsizlik var bizim sektörde. 14 Eylül’de bir konserim olacak. Çok uzun zaman oldu ne hissedeceğim ben de merak ediyorum. Özledim de çalmayı ama bir yandan yabancılaştım da yani. Hemen bir sahneye çıkıp biraz normale dönmek istiyorum.

    Biraz da Gece’den bahsedelim mi bir grup geçmişin var Gece bitti mi tamamen nedir o taraftaki durumlar?

    Gece bizim lisede kurduğumuz benim dünyadaki en yakın arkadaşlarımla birlikte müzik yapmayı birlikte öğrendiğim benim için süper bir hikaye. 20’li yaşlarda Ankara’dan İstanbul’a taşındık burada dört tane albüm yaptık. Türkiye’nin nerdeyse tamamında çaldık yurtdışına gittik. 20 yaşında 4 yakın arkadaş yurtdışında konserlere gittik ve bu harika bir dönemdi benim hayatımda. Gece’yle de her zaman niş bir duruşumuz vardı. Şimdi geriye dönüp baktığımda ben acayip eğlendim çok güzeldi ve yaptığımız her şeyle de gurur duyuyorum. Hala da çok mutlu oluyorum insanların dinlediğini gördükçe. Dijitaldeki dinlenmelerimize bakıyorum hala çok fazla insan dinliyor. Bu beni çok mutlu ediyor.

    Gece adına ne zamandır üretim yapmıyorsunuz?

    İki yılı geçti. Bir noktada tutkuyu kaybetmeye başladığımızı hissettik grup olarak işin en temelinde bu işi eğlenmek için yapıyoruz. Bizim mesleklerimiz biraz öyle meslekler. Grubun son zamanlarında kendimizi eğlendiremediğimizi biraz böyle enerjimizin birbirimizi çektiğini hissediyorduk. O yüzden de durduk. Ben de hep istiyordum solo bir şeyler yapmayı. O benim sol omzumda hep bana fısıldıyordu. Dedim tamam grubu biraz taca çıkartıyorsak ben şimdi başlıyorum. Gece yakın vadede bence bir şey üretmeyecek öyle bir enerjimiz yok, solo işi hoşuma gitti. Şu anki aklıma ruhuma bunun daha iyi geldiğini düşünüyorum her şeye kendim karar veriyorum daha hızlı ilerliyoruz. Ve biraz daha özgürüm yani stüdyoda müzik üretirken istediğim müzisyenle paslaşabiliyorum daha geniş bir alanda hayal kurabildiğimi hissediyorum. Açıkçası bu solo artistlik olayını önemsiyorum. Şimdi bütün enerjimi bir süre daha buraya vereceğim. Sonra bakarız eğer Gece’yle yine anlamlı bir şeyler yapabileceğimizi hissedip birbirimize karşı bir aşkımız depreşirse benim hayatta en sevdiğim en yakın arkadaşlarım yine oturur bir şeyler üretiriz ama yakın gelecekte çok beni heyecanlandırmıyor Gece’yle bir şey yapma fikri.

    Dinleyicileriniz bu durumu nasıl karşıladı?

    Ben grubun hem şarkıcısıydım hem de bestecisiydim. Grupta yayınladığımız şarkıların yüzde doksanını söz ve müzik olarak ben yazmıştım. O yüzden dinleyicide aslında böyle bir duygu devamlılığı çok kolay bir şekilde sağlanabiliyor. Özellikle bu son iki yayınladığım ‘Ateş’ ve ‘Yine’de dinleyici bunu kafasında çok daha kolay oturtturdu. Ama ben mesela bu kendi alternatif rock’n roll sularından çıkıp başka bir şeyler yapmayı denediğim zaman orda biraz daha muhafazakar davranıyorlar. Mesela gruptan sonra ilk yayınladığım şarkı ‘Ömür Dedikleri’ derdini biraz daha edebiyatıyla anlatan bir şarkı. ‘Yangın Yeri’yse biraz daha buralı hafif bir arabesk damarı da var içinde. Bunları yayınladığım zaman gruptan gelen dinleyicinin biraz kafaları karıştı. Şimdi nereye gidiyoruz. Onu mesela ben de yaptıkça öğreniyorum anlıyorum benden ne gibi bir şey istiyorlar nereye kadar esneyebiliyorum. Ama daha sonra ‘Ateş’i ve ‘Yine’yi paylaştığım zaman kaybetmedik bizimle birliktesin böyle bir rahatlama hissediyorlar. Öyle dönüşler alıyorum.

    Ortak çalışmalar da gelecek mi yine?

    Aslında seviyorum öyle şeyleri. Nilüfer’le ‘Başıma Gelenler’i yapmıştık biz grupla o acayip içimize sinmişti çok da keyifliydi. Yine denk gelirse benim kendimi güvende hissedebileceğim egosuz üretip çalışabileceğimiz bir şey ben çok açığım seve seve yaparım farklı janrlardan da olabilir veya bana yakın. Belki Fatma’yla söylediğimiz şarkı da benim tarzımın bir adım dışında öyle projeler olduğu zaman biraz esneme şansımız da oluyor.

    Nasıl hissediyorsun kendi tarzının dışında bir şarkı söylediğinde?

    İçinizde olmayan hiçbir şeyi paylaşamazsınız bence benim içimde de var onların hepsi sadece bazıları öne çıkıyor bazen birisi geri gidiyor. 4 tane birlikte müzik yapmayı öğrendiğiniz arkadaşınızla 4 albüm yapıp bütün o yolu birlikte yürüyüp öğrenmekle bir anda solo kariyere başlayıp tek başınıza her şeyi yaratmak bunun da bir öğrenme süreci var ve anlamaya çalışıyorsunuz. Bu da benim son iki yıldır öğrenmeye çalıştığım bir şey. Bence yolunu kendiliğinden çok tatlı bir şekilde buluyor. Evet solo artist olarak daha yolun başında bir acemiyim ama yıllardır müzik yaptığım için işin gideceği yeri biliyorum.

    Söz yazarlığı da senin için oldukça önemli üretirken, neler söylemek istersin şarkı yapmanın bu aşamasıyla ilgili?

    Söz yazma kısmı benim oturup üzerine iş gibi çalıştığım bir süreç ve biraz masa başı mesaisi istiyor. Çünkü beste yapmak gitar çalmak aranje yapmak enstrüman kaydetmek bunlar biraz daha içgüdüsel yaptığım oyunlar gibi. Daha çok ruhumla çocukluğumdan beri yaptığım şey. Edebi olarak en güncel halini dinleyiciye yansıtmak istediğimde o zaman gerçekten oturup çalışman gerekiyor defalarca sözler üzerinde. Benim için en fazla çalıştığım şey o. Mesela şarkıdan şarkıya da fark ediyor. Bazı şarkının asıl ayağı sözler oluyor ve onun metni üzerine çok uzun süre çalışıyorum. Bazen de metnin çok basit olmasını istiyorum ve onu sadeleştirmek için de çalışmak gerekiyor. En mükemmel kesişimi söz ve müziği aynı duyguya getirdiğin zaman aynı dili konuşuyorsa oluyor. Şöyle bir ilham geldi sabah kalktım da, bence öyle bir şey yok yüzde onu ilhamsa yüzde doksanı onun üzerine çalışmak.

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Neden gelecek kripto paralarda? Bitcoin dünyasına adım atmak için hala geç değil…
    Esnek ve hibrit çalışma düzeninde, ideal bir çalışma ortamı nasıl olmalıdır?
    2021 Black Friday indirimlerinde bu detayları kaçırma!
    Yılbaşı hediyelerine birlikte karar verelim mi?
    Erken rezervasyon nedir? Avantajlı tatil yapmak için erken rezervasyon ne zaman ve nasıl yapılır?

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Marmaris başkanlarına kaçak yapı soruşturması
    2. Ankara’da senfonik devrim
    3. Sevgili öğretmenimizi kaybettik
    4. Bakan Akar’dan NATO mesajının şifreleri
    5. Denizaltında tarihin izini süren bir bakan
    6. Eller...
    7. Bir kadın çarşafla evinden kaçıyor! ‘Neredesiniz komşular?’
    8. Bir şehre bir kadın eli değince...
    9. ‘Casuslar Savaşı’nda 4’üncü sezon 1’inci bölüm: ‘Güneş gözlüklü sivilin esrarı’
    10. Akar’dan Yunanistan’a tatbikatları durdurma önerisi