Ergenlik çatışmasının ayak sesleri

1dk okuma

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur derler ya bizimki de o hesap... Galiba Nehir’in ergenlik dönemi korktuğum kadar zor geçecek. Henüz bu dönemin ilk günlerindeyiz ama aldığım sinyaller beni huzursuz etmeye yetiyor.

Haberin Devamı

Biliyorum, çocuk büyütmek zor iş ama ergenle yaşamak daha zor! Çocuğu ergenlik döneminde olan arkadaşlarıma “Hayat nasıl gidiyor?” diye sorduğumda bin ah işitiyorum. Kimse hayatından memnun değil. Ne aile, ne ergen... Sonunda orta yol bulunuyor ama zorlu bir çatışma süreci de yaşanıyor. Sanıyorum ailelerin en zorlandıkları konu, büyüyen çocuğa göre kurallar üzerinde nasıl oynama yapacaklarıyla ilgili tereddütleri oluyor. Haklılar da... Dün geçerli olan kurallar, büyüdükçe geçerliliğini yitiriyor.     

Tatildeyiz. Evdeki kurallar esnedi ama bu kızıma yeterli gelmiyor. Bu durumda “eğer onu yaparsan bunu yapamazsın” ya da “sakın” şeklinde başlayan uyarılarım devreye giriyor. Geçen yıl bu uyarılar işe yarıyordu ama bu yıl uyarılarım büyükşehirlerdeki trafik ışıklarına döndü. Sürücüler trafik ışıklarını nasıl kendilerine göre yorumluyorsa benim kızım da durumu kendine göre yorumlamaya başladı. Eğer lehine bir durum yoksa “Beni tehdit etme anne” diye dikleniyor. Bunun tehdit değil uyarı olduğunu söylediğimde “ıkisinin arasındaki farkı anlayacak kadar büyüdüm” diye beni zor durumda bırakıyor.

Artık gerçek çatışmaların yaşanacağını hissedebiliyorum. Bu da soğuk terler dökmeme neden oluyor. Gerçekten Nehir’in ergenlik döneminden tırsıyorum. En küçük tartışmamızda ergenlik dönemi sorunlarının yanında isyankârlığıyla da mücadele etmek zorunda kalacağım.

Ergenlik dönemi bunalımları meşhurdur. Gürültülüdür, sakardır, ketumdur, saldırgandır, dağınıktır, kısacası pimi çekilmiş bomba gibidir. Bizim evde de yavaş yavaş ergenlik dönemi çatışmalarının ayak sesleri duyulmaya başlandı.



Nehir cıva gibi bir çocuk. Ele avuca sığmadığı gibi sürprizleri de fazla. Sıradan bir ergenlik yaşasa “Üç-dört yıl sık dişini Nilüfer” der, çekerim. Ama her zamanki acayipliğini ergenlikte de gösterirse ayvayı yedim.

Kuralları esnetmem gerek!

Aslında ben de isyankâr bir ergendim. ıpe sapa gelmez konularda dikleşirdim. Ama şunu itiraf etmeliyim ki; benim gibi bir çocukla rahat bir ergenlik dönemi geçiririm.

Çocuklar büyürken her yaşta farklı sorunlarla mücadele ediyoruz. Doğduğu günden itibaren mamasıydı, gazıydı, beziydi, banyosuydu, hastalığıydı, aşılarıydı, anaokuluydu, psikolojisiydi, ilkokula başlamasıydı derken insan yıpranıyor. Ben de zaman zaman yorulduğumu, pilimin azaldığını düşünüyorum. Ama çocuk varken pilin bitmesi tolere edilemeyecek bir durum.

Aslında bu dönemde nelerin yapılması gerektiğini biliyorum. Mesela ergenlik dönemindeki çocuklara, ailesinin onun güvende olması, endişelendikleri, sorumlu hissettikleri ve evde düzen sağlamaya çalıştıkları için kurallar koymaya çalıştığı iyi anlatılmalı. Çünkü aileler kendi uyamadıkları kurallara uyması için ergeni zorladıklarında sorun çıkıyor.

Yaşa göre kuralları yeniden gözden geçirerek düzenlenme yapmam gerek. Kuralları az sayıda ama kesin ve net olarak koyacağım. Kızıma hareket alanı bırakmalıyım.  Bu süreçte en iyisi bazı konularda anlaşma yapmak... Ama benim kızım anlaşmayı bozuyor. Ve en ufak çatışmada ona olan sevgimi sorguluyor. Allah’ım bana ve kızıma, küçük çatışmaların büyük isyanlara dönüşmeyeceği bir ergenlik dönemi ihsan eyle. Amin.