GeriSalih NEFTÇİ Altın piyasasında neler oluyor? (1): Dedikodular ve yeni parametreler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Altın piyasasında neler oluyor? (1): Dedikodular ve yeni parametreler

Salih NEFTÇİ

Çiller döneminde takılıp kaldığımız kısır konuları artık gerçekten de işleme zorunda değil miyiz?

İlk yazı yazmaya başladığımız günlerin ‘‘evrensel ölçülerine’’ gerçekten de geri mi döneceğiz?

Henüz tam olarak inanamıyoruz.

Ama konularımız yine de değişiyor.

Altın yatırımcısına uluslararası piyasalarda dolaşan dedikoduları aktaracağız.

(Bu arada ‘‘modern finans çeşidi’’ bir analiz yapma fırsatı da doğacak. Sadece yatırımcı değil, gençler açısından da ilginç.)

Bugün bir özetle başlayacağız.

İYİ OLMAYAN HABER

Altın yatırımcısına duyuracağımız dedikodular ‘‘iyimser’’ değil. Ama her olumsuz durumda olduğu gibi, altın piyasasının bu koşullarında da para kazanma yolları bulmak mümkün.

Altın piyasasını etkileyen unsurlardan birisi, büyük merkez bankalarının yeni altın politikaları. Ve bu konuda dolaşan dedikodular.

Merkez bankaları ‘‘kasalarında’’ verimsiz yatırım aracı tutmak istemiyorlar. Gelir getirecek varlıklara yöneliyorlar, altın satıyorlar.

Veya kasalarında tuttukları altınları borç veriyorlar.

Bu yöndeki uygulamalar ve merkez bankalarının altın sattığı konusundaki dedikodular altın fiyatlarını aşağı çekiyor.

İlk olarak bu konuya gireceğiz (yarın).

MALİYETLER

Altın piyasasında fiyatları düşüren başka gelişmeler de var.

Yeni altın üretiminde şimdiye kadar kullanılan teknolojiler genelde ‘‘yüksek’’ maliyetliydi. Bir ons altını 300 dolara üretebiliyorsunuz.

Kim elindeki altını maliyetinin altında satar?

(Likidite darlığında bu kısa süre için mümkün. Ama uluslararası piyasalarda şu anda bir likidite sıkışıklığı yok. Örneğin, Japonya'da para halen de ‘‘sudan ucuz’’. Faizler yüzde 1-2 civarında.)

Üretimin maliyeti 300 dolar olunca, altın piyasası profesyonelleri de:

‘‘Altın fiyatları nasılsa bu seviyenin altına düşmez’’ diye düşünüyorlardı.

Oysa şimdi altın üretmenin maliyetini ons başına 90 dolara kadar düşüren teknolojiler var.

Bu da fiyatları gevşeten bir gelişme.

VOLATİLİTE

(Aşağıda bazı terimleri ‘‘uluslararası piyasalardaki modern finans’’ anlamında kullanacağız. İlk bakışta piyasa profesyonellerine yabancı gelebilir. Ama bu gibi konulara devam edebilirsek, zamanla anlaşılacak.)

Diyelim ki bir enstrümanda volatilitenin düşmesini bekliyorsunuz. Ne yaparsınız?

‘‘Türev enstrüman’’ traderları hemen cevaplayacaklardır:

‘‘Volatiliteyi short edersiniz.’’

Yani açığa satarsınız. Ve para kazanırsınız.

Altın piyasasında da bu yapılıyor.

Konuyu işleyince bu stratejilerin altın fiyatlarını nasıl aşağı çektiği görülecek.

SONUÇ

Altın Türkiye'deki bireysel yatırımcı açısından (çok) önemli bir enstrüman.

Bireysel yatırımcı altın fiyatları konusundaki bu olumsuz dedikoduları hesaba katıp, hemen elindeki altını satmalı mı?

Hayır.

Ama dedikoduları, yazılanları izlemeli...

Bir düzeltme

Ekonomi yönetimi başlangıçta attığı (küçük) bir ters adımı düzeltme yolunda.

İç borçlanma konusunda ilk günlerde alınan kararlar piyasa psikolojisine tam uygun değildi. Faizleri yukarı iten bir atmosfer yaratılmıştı. Şimdi burada bir düzeltme yapılmışa benziyor.

(Bono piyasalardaki manipülatif uygulamalara karşıyız. Sadece piyasa psikolojisine objektif yaklaşıp, hangi uygulamaların bu psikoloji uyumlu, hangi uygulamaların uyumsuz olduğunu vurguluyoruz. Yanlış anlaşılmasın.)

X