AK Parti neden başarısız sayılır?

SADECE dün yayınlanan bazı haberlere bakalım:

-  Basın özgürlüğünde Türkiye 6 basamak gerileyerek 154. sırada yer aldı.

-  Antep’te organize sanayi sitesinde patlama: 7 ölü.

-  25 askerin şehit olduğu Afyon cephanelik patlamasında içeride bir tek şüpheli bile kalmadı.

-  İsrail’in Suriye’yi vurmasıyla Türkiye açısından sorunlar daha çetrefil hale geldi.

-  “Tutuklama” sorunu Başbakan’a rağmen çözülemiyor.

* * *

Bu ülkenin muhalefeti ne yapıyor?

Ne yapacak?

Biri “ulusalcılık” yapıyor, diğeri “milliyetçilik”...

El birliğiyle “mahkemelerde anadilde savunmaya getirilen kısmi serbestliği” engellemek için enerjik bir şekilde mücadele ediyorlar. Birbirlerini alkışlıyorlar.

Böylece...

Diyarbakır’ı, Batman’ı, Siirt’i, Bitlis’i, Van’ı falan bir kez daha BDP ile AK Parti’ye ikram etmiş oluyorlar.

* * *

Böyle bir muhalefete rağmen...

AK Parti’nin cebindeki yüzde 50 az bile...

Yüzde 70’i falan bulduramamaları tamamen kendi beceriksizliklerindendir.

Gayritabii mukarenet

TÜRK Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı, Meclis’te kabul edilerek yasalaşmış.

Buna göre...

-  Aşırı derecede borçlanan...

-  Ahlaki zayıflık gösteren...

-  İdeolojik veya siyasi amaçlı faaliyetlere karışan...

-  İffetsiz kimseyle evlenen ya da yaşayan...

Ordudan atılacakmış.

Ama durun bir dakika!

“Ordudan atılacaklar
” arasında sayılan bir kesim daha var.

Yasa maddesinde aynen şöyle deniliyor:

Gayritabii mukarenette bulunanlar.”

* * *

“Mukarenet”in sözlükteki karşılıklarından biri de “cinsel birleşme”dir.

Buna göre “gayritabii mukarenet”in anlamı: “Doğal olmayan cinsel birleşme.”

Yani eşcinsellik.

Fakat benim anlamadığım üç şey var:

BİR
: Yasada “eşcinsel” kelimesi yerine neden kimselerin anlamayacağı “gayritabii mukarenet” tabiri kullanılmış?

İKİ:
Gayritabii mukarenette bulunanlar nasıl saptanacak?

ÜÇ: “Şanghay Beşlisi”
ni bir tarafa bırakırsak bu konuya AB ne der?

‘Ulusalcı’ vs. ‘Milliyetçi’

-  BİR: Ulusalcı, milliyetçinin deniz görmüşüdür.

-  İKİ
: Ulusalcı iyi yüzendir, milliyetçi iyi ata binen.

-  ÜÇ
: Ulusalcı “altı ok”a, milliyetçi “dokuz ışık”a meyyaldir.

-  DÖRT: Milliyetçi, ulusalcının “Öz Türkçeye” yüz vermeyenidir.

-  BEŞ: Ulusalcı, “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşını, “Çırpınırdı Karadeniz” türküsüne yeğleyendir.

 ALTI:Milliyetçi, ulusalcının bıyıklısıdır.

YEDİ: Milliyetçi ağırdan alır, ulusalcı melankolik takılır.

-  SEKİZ
: Ulusalcı “Ah, İzmir” der, milliyetçi “Ah, Yozgat”.

DOKUZ: Ulusalcı “Herkes bize düşman” der, milliyetçi “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” der.

-ON: Ulusalcı, milliyetçinin sola doğru gidenidir.

Seni neden mi görevden aldılar İdris Naim Bey?

İDRİS Naim Bey, “neden gönderildiği” sorusuna şöyle yanıt veriyor:

“Hakkımda medya üzerinden karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldü. ‘Bu adam birilerinin oyununu bozdu, siz de bu adamı bozun’ denilerek talimat verildi.”

* * *

İyi de İdris Naim Bey...

-  “Ne bileyim sevindiğini... Kalk bir oyna, bir takla at da anlayalım” tarzı mavraya açık sözü kim söyletti? Beynine “çip” falan mı yerleştirdiler?

-  “Biber gazımız organiktir, kansere yol açmaz, misler gibidir” türü mizah duygusunu kışkırtan açıklamaları kim yaptırdı sana? Kafana silah falan mı dayandı?

-  Deprem çadırlarında kalan vatandaşlara, “Saray gibi yerde oturuyorsunuz yahu” şeklinde karikatürde bile abartılı kaçacak sözü kim söyletti sana?

Demem o ki İdris Naim Bey...

Sen mavranın kralına bu denli malzeme vermeyeydin...

Yeryüzünün bütün karanlık odaklarından “Şu adamı bozun” diye talimat üstüne talimat gelseydi bile bir sonuç alınamazdı. Kısacası...

Kendin ettin, kendin buldun.

Birgül Hanım’a göre aslında Türk de yok

BİRGÜL Ayman Güler konuşmaya devam ediyor.

O devam ettikçe de benim kafam karışıyor.

* * *

Birgül Hanım’ın son söyledikleri şunlar:

Türk adını taşıyan bir etnik grup göremezsiniz. Etnik olarak Türkmen vardır, Yörük vardır. Kürt dediğiniz zaman bunun karşılığı Türk değil Türkmen olabilir.”

Benim bu cümlelerden anladığım şudur:

“Aslında Türk diye bir etnik unsur yok
.”

* * *

Eğer bu doğruysa...

Eğer “Türk” diye bir etnik unsur yoksa...

Eğer “Türk”, sadece bir isimlendirmeden ibaretse...

Birgül Hanım’a soruyorum:

Neden bu isimlendirmeye takılıp kalıyoruz ki? Mühim olan birliktelikse neden başka bir isim etrafında birliktelik aramıyoruz? Neden? Neden? Neden?

İsrail, Suriye’yi vurdu ya...

Çok merak ediyorum:

BAŞBAKAN Erdoğan yine “one minute” diyecek mi acaba?

-  Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in attığı bu bombalar için de gözyaşı dökecek mi acaba?

-  “Esad yönetimi devrilsin” diye her türden kampanyanın motivasyonu içine giren hükümete yakın İslamcılar, “Kahrolsun İsrail” diyecek mi acaba?

-  Hükümete yakın dış politika analizcileri, “Patriotlar ile İsrail’in hiçbir ilgisi yoktur” şeklinde analizler patlatmaya devam edecekler mi acaba?

-  Müslüman yürekler nerede atacak acaba: Şam’da mı, Tel Aviv’de mi?

Diyelim mi?

NOTUS Edebiyat dergisi “Nobel’i hangi yazar alsın” diye bir anket yapmış... Ne dersiniz, “Bu Nobel işini de Eurovision işine döndürdünüz” diyelim mi?

-  Ünlüleri alıp götüren ocak ayı sonunda bitti... Ne dersiniz, “Ünlüler rahat bir nefes almış mıdır acaba?” diyelim mi?

-  Bir arkadaşım sordu: “Neden arada bir tane de göstermelik bile olsa AK Parti’li bir belediyeye şafak operasyonu yapmıyorlar?” Ne dersiniz, “Lüzum görmüyorlar” diyelim mi?

Parti içi demokrasi

BİR okurum diyor ki:

-  “AKP’de tek ses çıkıyor, parti içi demokrasi yok
” diyorsun.

-  “CHP’de çok ses çıkıyor, böyle şey olmaz” diyorsun.

-  Söyle dostum, sen ne istiyorsun?

*

Benim istediğim şöyle bir şey:

Ne AKP’deki gibi tepeden aşağıya doğru haykıran tek bir ses... Ne de CHP’deki gibi aynı parti içinde barınamayacak kadar birbirine taban tabana zıt iki ses.

X

Alo! Ben Meral Akşener! Bizim Buğra FETÖ’cü mü?

İYİ Partili Ümit Özdağ’ın Tarafsız Bölge’de yaptığı açıklamalara göre...

Olay şöyle cereyan etmiş:

Ümit Özdağ, Meral Akşener’e demiş ki: “Buğra Kavuncu FETÖ’cüdür.”

*

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şu karşılığı vermiş:

“Konuyu araştıracağım.”

*

Bir süre sonra...

Meral Akşener, Ümit Özdağ’a şöyle demiş:

Yazının Devamını Oku

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki?

Ünlü ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, sokakta gezerken dört genç kızın bira içtiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.

Bunu da ifade etmiş.

*

Ortalık toz duman!

Vay efendim, nasıl olurmuş da Nihat Hatipoğlu, bira içen genç kızları gördüğünde hayretler içinde kalırmış.



Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku