GeriYıldız Dilek Ertürk Güzellik Geçici, Ruhun Güzel Olsun: En Güzele
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Güzellik Geçici, Ruhun Güzel Olsun: En Güzele

Güzellik yüzyıllar boyu insanlık için büyük bir tutku oldu. Savaşlara, ölümlere neden olan bir tutku; güç, iktidar, para, başarı kazandıran bir araç...

Kahraman Peleus’la deniz perisi Tetis’in düğününde bir şölen düzenlenir. Tüm tanrılar, tanrıçalar ve kahramanları bu şölene katılır. Ama nasıl olduysa kötülük tanrısı Eris’i davet etmeyi unuturlar. O da ortama fesatlık sokmak için şölenin tam orta yerine bir elma atar. Elmanın üzerinde “EN GÜZELE”diye yazar.

O anda tüm tanrıçalar elmaya doğru atlar ve aralarında bir kavga başlar. Gittikçe uzayan bu kavgaya bir son vermek için Zeus dünyanın en yakışıklı ölümlüsü, Truva prenslerinden Paris’i elmayı hak edene vermesi için görevlendirir.

Evlilik tanrıçası Hera, Paris’e Asya`nın en güçlü krallığını vereceğini söyler. Zeka tanrıçası Athena ise onu dünyanın en bilge kişisi yapacağını. Güzellik tanrıçası Afrodit ise ona ölümlü kadınların en güzelini vaat eder: Spartalı Helen.

Helen’in dillere destan güzelliğini bilen Paris, Afrodit’in teklifini kabul edip elmayı Afrodit’e verir. Afrodit’in yaptığı büyünün etkisiyle Helen Paris’e aşık olur ve yeni bir kavga çıkar. Helen, Lecademon kralı Menelaus'un karısıdır.

Afrodit verdiği sözü tutarak, Paris’e Helen’i Truva’ya kaçırmak için yardım eder. Öfkeden deliye dönen Yunan kralı Menelaus; kardeşi, diğer Yunan prensleri ve kahraman savaşçı Aşil’i de yanına alarak karısını geri almak üzere Truvalılara savaş açar ve kanlı Truva savaşı böylece güzellik uğruna başlamış olur...

Güzellik yüzyıllar boyu insanlık için büyük bir tutku oldu. Savaşlara, ölümlere neden olan bir tutku; güç, iktidar, para, başarı kazandıran bir araç... 

Bugün ise bunların yanında tüketimin devamını sağlamak üzere pazarlama amaçlı kullanılan bir araç olarak karşımıza çıkmakta.

Yıllarca güzelliğin geçici, ruhsal güzelliğin kalıcı olduğunu söylediler. Evet böyle söylediler ama güzel olmadığımıza inandırmaya da devam ettiler.

Ruhunun güzelliği yüzüne yansımış dediler. Ruhu güzelleştiren ve olgunlaştıran yılları yansıtan çizgileri yok etmek istediler.

Bir kadına, nasıl kadın olunuru öğrettiler. Güzellik, cazibe, çekicilik kadınlara kadınca sunuldu. İdeal kadınların daha genç, ince, seksi, bakımlı olmasının gerekliliğinin altı çizildi.

Giyim kuşamın statünün simgesi haline gelmesiyle birlikte, kadının nasıl görüldüğüne ve nasıl benimsendiğine karar vermek için moda adına, giyim, stil ve imaj seçenekleri üretildi. Zayıflama ürünleri, egzersiz aletleri, gençleşme kürleri, sağlıklı bronzlaşma, doğal güzellik reçeteleri hızlıca tüketildi.

Bütün bu süreç estetik ve toplumsal bir baskı şeklini aldı. Fazla kilolu olmayı sağlık problemleri yaşamayla bağdaştıran tıbbi söylemler, değişen moda trendleri hep aynı şeyi söyledi: ÇİRKİNSİN!

Bırak ruhsal güzelliği, çirkin olduğuna inanmalısın ki değişebilesin. Tüket, harca ve dile, moda olan trendy frendy yaklaşımlar seni değiştirecek sihirli bir değnek gibi...

Bedenin, zayıf, bronz ve çekici olabilir. Moda eşittir, diet, egzersiz, estetik ameliyatlar. Sonuç ruhsal kurtuluş.

Bir kadın günde ortalama 400-600 tane reklam görerek 17 yaşına geldiğinde medya aracılığıyla yaklaşık 250.000 civarında, ticari içerikli mesaj ve sayısız bilinçaltı uyaranlar alarak üstü kapalı bir biçimde güzelliğin önemi ile büyüleniyor.

İşte bu kötülük tanrısı Eris’in işi. O bugün hala aramızda. “EN GÜZEL’e”diye yazan elmayı dolaştırıyor.

Aranızda elma yemek isteyen var mı ?

Gökten düşen elmamızı armağan etmek için EN GÜZELi arıyoruz…

False