Paylaş
Kitaplar, daha bebekken elimize ilk tutuşturulan öğrenme araçlarından biridir. İnsan erken yaşlarda kitabı ve defteri koklamayı, karalamayı deneyimler. Dil çözülüp okuma yazma çağı geldiğinde ise eğitim kurumlarında kitap, kalem ve defterle çok daha yoğun bir ilişki kurarız. Erken çocukluğun verdiği özgürlükle uyguladığımız çizme, karalama, boyama, koklama ve ısırma alışkanlıklarını artık sürdüremeyiz; bunun yerine kendine özgü kokusu olan sayfalarla farklı bir bağ kurarız. Artık evde, dışarıda, yolda ya da okulda, her yerde bize bir şeyler “öğretecek”, bizi “hayata hazırlayacak” ve “entelektüel gelişimimizi hızlandıracak” yoldaşlarımız vardır. Önce harfler gelir; ardından o harflerin oluşturduğu heceleri seslendirir, kelimeleri birbirine dokuyarak cümleler kurarız.

Tam da şu anda, hem benim yaptığım hem de sizin yapmakta olduğunuz eylem üzerine sorular yönelten bir sergi geçtiğimiz günlerde Black Light Gallery’de açıldı. Hale Albayrak küratörlüğünde düzenlenen Okunamayan başlıklı sergi, Zeynep Akman, Yunus Aras, Enis Malik Duran, Mehmet Sinan Yücel ve Merve Zeybek’in çalışmalarını bir araya getiriyor. Okunamayan bir yazının ya da yazıdan arınmış bir sayfanın, bir “okuma nesnesi” olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği ve bunun gerekliliği, serginin peşine düştüğü temel sorular arasında yer alıyor.

İnsanın duygularını ve düşüncelerini kâğıda dökmesinden çok önce yazı, borçların, vergilerin ve ticari envanterlerin kayda geçirilmesine yönelik bir ihtiyacı karşılıyordu. Ekonominin ve düzen arayışının belleği olarak ortaya çıkan yazının, yalnızca kayıt tutmanın ötesine geçerek bilginin ve gücün denetim mekanizmasına dönüşmesi kaçınılmazdı. Bilginin kayda geçirilmesi ve denetimi belirli bir sınıfın elinde toplandıkça yazı, sadece bir iletişim aracı olmaktan çıktı; toplumsal hiyerarşiyi meşrulaştıran bir iktidar aracına dönüştü. Küratör Hale Albayrak’ın da hatırlattığı gibi, “yazı, ekonominin çocuğudur.”
Bu tarihsel zemin, sergideki işlerin ortak temelini yani yazının kayıt, anlam ve temsil işlevi ile zaman içinde kazandığı dönüşüm hallerini oluşturuyor. Sergide yer alan sanatçılar, bu gerilimi malzemenin direnci, okunabilirliğin bozulması, ya da anlamın değişmesi üzerinden görünür kıldığı bir yapıya dönüştürüyor.
Merve Zeybek’in karton, sulu boya, altın varak gibi malzemeleri bir araya getirerek oluşturduğu serisinde metin, anlam üretmeyi geciktirerek kelimelerin kendi içinde bir ritm kurduğu katmanlar haline dönüşüyor. Enis Malik Duran’ın altı parçadan oluşan Silsile adlı çalışması ise sol üstten sağ alta doğru izleyiciyi yönlendiren bir akış yaratıyor. İnsanın doğayı gözlemleyerek ürettiği bilginin, yazılı kaynaklara aktarılarak mitolojik ve politik alanlara dönüşme sürecini gösteriyor.

Zeynep Akman’ın sergide yer alan kağıt, cilt, guaj, mürekkep gibi çeşitli malzemelerle oluşturduğu işleri, okurun zihninde yeniden örülen metnin sabit olmadığını ve bunun yanında dilin çürümesini, iletişimin bozulmasını, metnin zihindeki dönüşümünü ifade ediyor. Yunus Aras, pirinç, ahşap, kromit kumu gibi malzemelerden oluşan iki yerleştirmesinde yazıya benzeyen fakat okunamayan işaretlerle hafızanın kalıcılığını tersine çeviriyor. Mehmet Sinan Yücel’in zımpara kağıdından oluşturduğu kitap formundaki işi ve cam kavanoz içinde sarımsak, sirke tuzlu su gibi malzemelerle fermente olmaya bıraktığı gazete kağıtlarından oluşan yerleştirmesi, bilginin aşınma, bozulma ve dönüşüm süreçlerini zamana yayarak izleyiciye gösteriyor.
Okuma eylemini yeniden düşünmeye ve sorgulamaya açan Okunamayan adlı sergi 23 Mayıs’a kadar Karaköy Fransız Geçidi’nde yer alan Black Light Gallery’de görülebilir.
Fotoğraflar: Barış Özçetin
Paylaş