Paylaş
İpek Ilıcak Kayaalp tarafından kurulan Bir Adım Var Vakfı; üniversiteli genç kadınlara mentorluk programları, eğitimler ve kariyer rehberliği sunarak onların kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve hayallerine ulaşmalarına destek oluyor. Birçok alanda olduğu gibi sanat alanında da bursiyerlerinin kişisel ifade biçimlerini güçlendirmeleri, üretim pratiklerini geliştirmeleri ve sanat ekosistemiyle bağ kurmaları için yol gösteriyor. Bu doğrultuda vakıf, Melike Bayık’ın görsel sanatlar danışmanı ve danışma kurulu üyesi olarak sunduğu yönlendirmelerle genç kadın sanatçıların üretimlerini destekleyecek programlar geliştiriyor. Genç sanatçıların sergi katılımına olanak sunmanın yanında, portfolyo hazırlama, görünürlük desteği sağlama ve kariyer gelişimine yönelik eğitimler de veriyor. Bu yıl da vakfın bursiyerlerinden 12 genç sanatçı, farklı tekniklerle ürettikleri eserlerini BASE kapsamında sergiledi. Arzu Şemşi Kaygusuz, Bahar Kıyıklık, Deniz Ada Depecik, Feyzagül Korkmaz, İlayda Almaz, Melis Sürüç, Sara Akkuş, Sevinç Orman, Sudenaz Korkmaz, Şevval Yılmaz, Ümre Akalp ve Zenetsu Umul bu yıl Bir Adım Var Vakfı iş birliğiyle BASE’te yer aldı.
Sanatçılardan Arzu Şemşi Kaygusuz, Feyzagül Korkmaz, Sude Naz Korkmaz ve Ümre Akalp ile Bir Adım Var Vakfı, Base’in 9. Edisyonunda yer alan eserleri ve kendi sanat pratikleri hakkında konuştuk.

Bu yıl Bir Adım Var (BAV) kapsamında, BASE’te yer alan eserinizde hangi kişisel araştırma alanlarını ya da toplumsal meseleleri ön plana çıkarmayı tercih ettiniz? Üretiminize yön veren temel sorgular nelerdi?
Ümre Akalp: Çalışmalarımda insan ilişkilerinin kırılganlığını, duyguların ve beden dilinin sessiz mesajlarını keşfetmek istedim. İlk fotoğrafta mahcubiyet ve cesaret arasındaki ince çizgiyi, ikinci fotoğrafta ise kırılganlık ve güzellik arasındaki geçişi sorguluyorum. Temel sorum, insanın en savunmasız anlarında bile nasıl bir güç ve gerçeklik ortaya çıkardığı üzerineydi. Bireyin içsel dünyası ile dış dünyaya verdiği tepkiler arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı hedefledim.
Arzu Şemsi Kaygusuz: Bu yıl BASE’te yer alan eserimde, insanın yükselme arzusu ile bu arayışın kırılganlığı arasındaki dengeyi araştırdım. İkarus’un hikâyesini, başarı ya da düşüşten çok niyetin ve deneyimin kendisine odaklanarak ele aldım. Metal, tüy ve dal gibi malzemelerle doğanın hafızasını insan bedeninin arzularıyla buluşturdum. Üretimime yön veren temel soru, “Yükselme cesareti mi yoksa düşüşün izi mi daha çok şey söyler?” oldu.
Feyzagül Korkmaz: BASE kapsamında sergilenecek Hatırlama Biçimleri adlı çalışmamda kişisel hafızanın kırılganlığını ve hatırlamanın öznel, kimi zaman da yanıltıcı doğasını ele aldım. Geçmişi nasıl hatırladığımızı, hafızadaki kesik anıları nasıl tamamladığımızı ve bu parçalı yapının kimliğimizi nasıl şekillendirdiğini incelerken; ailevi anlatılar, kuşaklar arası imgeler ve toplumsal hatıraların bireysel belleğimizle kesişimini de araştırdım. Kendi zihnimdeki boşlukları doldurmaya çalıştığım anıların izleri bu işe yansırken, izleyiciye de hafızanın eksik, yeniden yazılan ve sürekli değişen çok katmanlı dokusunu hissettiren bir karşılaşma sunmayı amaçladım.
Sude Naz Korkmaz: BASE’teki çalışmamda yeme bozukluğu deneyimini hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ele almayı tercih ettim. Beden algısının nasıl şekillendiğini ve bu algının özellikle kadınlar üzerinde nasıl baskılar yarattığını sorguladım. Üretim sürecimde, görünmez kalan içsel mücadelelerin bedensel formlara nasıl yansıdığını araştırdım. Temel olarak, kontrol, kırılganlık ve dönüşüm arasındaki gerilimi görünür kılmayı amaçladım.

Bir Adım Var Vakfı’nın sunduğu mentorluk, eğitim ve görünürlük destekleri üretim pratiğinizi nasıl etkiledi? Bu süreçte sizi en çok geliştiren desteğin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Ümre Akalp: Bir Adım Var Vakfı, projelerimi yalnızca yaratıcı açıdan geliştirmekle kalmadı; eserlerimi hayata geçirme sürecinde hangi kanalları kullanmam gerektiğini ve hangi stratejilerle ilerlemem gerektiğini görmemi sağladı. Bu profesyonel kazanımların yanı sıra, vakfın belki de kadınların en çok ihtiyaç duyduğu duygu olan cesaret duygusunu onlara vererek kalan son bir adımı onlarla birlikte atması en önemli kazanımlardan biri benim için. Böylece, sadece sektörün işleyişini öğrenmekle kalmadım, aynı zamanda bana ilham olan birbirinden cesur ve başarılı hikayeler duyma fırsatı yakaladım.
Arzu Şemsi Kaygusuz: Bir Adım Var’daki mentorluk süreci, özellikle kararsız kaldığım noktalara ışık tutarak bana büyük bir destek ve güven verdi. Görüşmeler sayesinde düşünsel olarak daha netleştim ve işlerime artık çok daha sanatçı bir bakış açısıyla yaklaşmaya başladım. Bu süreç üretimlerim için gerçek bir motivasyon kaynağı oldu. Eğitimler ve geri bildirimler, içimde zaten var olan ama göremediğim bazı yönleri görünür kıldı. Bir Adım Var deneyimi, insanın içindeki cevheri çıkarıp ona geri gösteren bir süreç gibi hissettirdi.
Feyzagül Korkmaz: Bir Adım Var Vakfı’nın sağladığı destekler, üretimimi hem düşünsel hem de pratik açıdan güçlendirdi. Mentorluk programı, işlerimdeki ve süreçlerimdeki bulanık alanları netleştirmeme yardımcı olurken; eğitim içerikleri araştırma yöntemlerimi ve üretim pratiğimi sağlamlaştırdı. Bu süreç üretimime duyduğum güveni artırdı. Kurumun sunduğu görünürlük imkânları ise işimin daha geniş bir izleyiciyle buluşmasını sağlayarak motivasyonumu en çok besleyen unsur oldu.
Sude Naz Korkmaz: Bir Adım Var Vakfı’nın mentorluk, eğitim ve görünürlük destekleri üretim pratiğimi gerçekten hızlandıran ve derinleştiren bir süreç oldu. Özellikle mentorluk görüşmeleri, düşünsel olarak takıldığım yerleri açmama ve işi daha net bir çerçeveye oturtmama çok yardımcı oldu. Eğitimler sayesinde hem kavramsal hem teknik anlamda yeni araçlar edindim ve bunları pratiğime daha bilinçli şekilde entegre etmeye başladım. En çok geliştiren desteğin ise, işimi farklı perspektiflerden dinleyip yeniden düşünmemi sağlayan mentorluk süreci olduğunu söyleyebilirim.

Disiplinlerarası bir seçkinin parçası olmak, üretiminizi diğer bursiyerlerin işleriyle yan yana gördüğünüzde nasıl bir etki yarattı? Ortak temalar ya da karşılaşmalar oldu mu?
Ümre Akalp: Diğer arkadaşlarımın işleriyle yan yana durmak, üretimime hem ilham hem de gurur veren bir deneyim sundu. Her eser kendi dilini konuşuyor, ama ortak bir hassasiyet, kırılganlık, zıtlık ve insan deneyimine dair sorgular hissettiriyor. Bu karşılaşmalar, kendi işimi daha derinlemesine düşünmemi ve farklı perspektiflerden bakmamı sağladı. Ortak temalar, farklı anlatım biçimleriyle birleştiğinde, üretimin evrenselliğini ve çeşitliliğini daha net görmemi sağladı.
Arzu Şemsi Kaygusuz: Onları görmek, gelecekte yanımda olacak, belki birlikte çalışacağım sanatçıları görmek gibiydi. Fark ettim ki çoğu sanatçının ilham kaynağı doğa, ama herkesin farklı içsel temaları var. Bu ortam, motivasyonumu artırdı ve işleri daha heyecanla geliştirmemi sağladı.
Feyzagül Korkmaz: Bu seçkinin bir parçası olmak, üretimimi farklı perspektiflerle yan yana görme imkânı sunarak benim için dönüştürücü bir deneyim halini aldı; genç sanatçılar olarak kendimize edindiğimiz dertlerle, iç süreçlerle ve düşünsel yönelimlerle nasıl uğraştığımızı görmek ise süreci daha da anlamlı kıldı. İnsan ilişkileri, doğa ya da bireysel meseleler gibi ortak temaların farklı nedenlerle ve yöntemlerle yarattığı kesişimleri gözlemlemek, çeşitliliğin içinde çalışmalarımızın ortak bir zemin kurabildiğini görmek benim için oldukça keyifli.
Sude Naz Korkmaz: Disiplinlerarası bir seçkinin parçası olmak, üretimimi başka pratiklerle yan yana gördüğümde işimin farklı yönlerini daha net fark etmemi sağladı. Diğer bursiyerlerin işleriyle karşılaşmak, kendi temas ettiğim meselelerin aslında ne kadar ortak bir zemine sahip olduğunu gösterdi. Özellikle beden, kimlik ve dönüşüm gibi kavramlarda beklemediğim paralellikler buldum. Bu karşılaşmalar hem işime dışarıdan bakmamı sağladı hem de üretimimde yeni bağlantılar kurmama alan açtı.

Sanat yolculuğunuzun bu erken döneminde, profesyonel sanat dünyasıyla kurduğunuz bağlar gelecekteki üretiminize dair nasıl bir perspektif oluşturuyor?
Ümre Akalp: BASE sergisi ve bu süreçte profesyonel sanat dünyasıyla kuracağım bağlar, üretimime hem yön hem de derinlik katıyor. Sadece eser yaratmak değil, onları izleyiciyle buluşturmanın dilini deneyimleme fırsatı buldum. Bu erken temaslar, sektörün inceliklerini görmemi, projelerimi stratejik olarak düşünmemi ve gelecekte daha bilinçli, özgün ve izleyiciyle derin bağlar kurabilen işler üretme vizyonunu kazandırıyor.
Arzu Şemsi Kaygusuz: Profesyonel sanat dünyasına adım attığım andan itibaren, kendimi görmek istediğim yere doğru atılmış önemli adımlardan biriydi. Her deneyim bana inanılmaz deneyimlerle beraber farklı bakış açıları kazandırdı ve her seferinde kendimi geliştirmiş hissettim. Bu süreç, beni daha büyük ilhamlar almaya ve daha iddialı planlar kurmaya yönlendirdi. Gelecekteki üretimlerim için daha cesur, kararlı ve heyecanlı hissediyorum.
Feyzagül Korkmaz: Profesyonel sanat dünyasıyla kurduğum bağlar, gelecekteki üretimime dair daha geniş ve cesur bir perspektif oluşturmaya başladı. Farklı disiplinlerden insanlarla ve alanın profesyonelleri ile geliştirdiğim iletişimlerin beni gerçekten heyecanlandırdığını hissediyorum; bu temaslar hem üretimime duyduğum güveni artırıyor hem de yeni yaklaşımlara motive ediyor.
Sude Naz Korkmaz: Sanat yolculuğumun bu erken döneminde profesyonel sanat dünyasıyla kurduğum bağlar, üretimime dair daha uzun vadeli bir perspektif oluşturmama yardımcı oldu. Bu karşılaşmalar sayesinde hem işimin nasıl konumlanabileceğini hem de hangi alanlarda derinleşmem gerektiğini daha net gördüm. Profesyonellerle kurduğum diyaloglar, üretimimi yalnızca içsel bir süreç olarak değil, aynı zamanda daha geniş bir bağlam içinde düşünmeme alan açtı. Bu da gelecekte daha cesur, daha bütünlüklü ve daha araştırma odaklı işler üretme konusunda beni motive ediyor.
Eserinizi izleyiciyle buluştururken onlarda nasıl bir duygulanım veya düşünsel süreç bırakmayı hedefliyorsunuz? İzleyicinin karşılaşmasında önemsediğiniz şey nedir?
Ümre Akalp: İzleyiciye hem bir kırılganlık hem de güç hissi vermek istiyorum. İlk fotoğrafta mahcubiyet ve cesaretin köprüsünü, ikinci fotoğrafta ise kırılganlık ile güzelliğin terazisini deneyimlemelerini umuyorum. Amacım, izleyicinin eseri sadece görmekle kalmayıp, kendi duygusal ve zihinsel dünyasında bir yankı bulmasını sağlamak. Eserlerim aracılığıyla, insanların kendi kırılganlıklarını ve gücünü keşfetmelerine bir pencere açmalarını hedefliyorum.
Arzu Şemsi Kaygusuz: Eserlerimde izleyiciye düşüş ve yükselme arasındaki ince dengeyi, doğa ile insanın kesiştiği alanı hissettirmeye çalışıyorum. Malzeme, doku ve sembollerle karşılaşmayı hem duygusal hem düşünsel olarak yoğunlaştırmayı önemsiyorum. Amaç, izleyicide bir soru, bir his veya farkındalık bırakmak; çabanın yarım kalsa bile değerli olduğunu hissettirmek.

Feyzagül Korkmaz: Çalışmalarımın izleyicide bırakmasını hedeflediğim izlenim, insan olmanın doğasına ilişkin temel duygulara ve içsel süreçlere temas etmeleri; renklerin taşıdığı anlatım gücünü kullanarak bu duygulanımı derinleştirmeye çalışıyorum. Son çalışmamda ise hafıza ve hatırlama kavramları etrafında yoğunlaşarak, belleğin kırılgan ve çok katmanlı yapısını görünür kılmayı amaçladım. Bu düşünsel yaklaşım, izleyicinin yalnızca görsel bir karşılaşma yaşamaktan öte, kendi geçmişiyle düşünsel bir temas kurmasını ve hafızanın kimliği şekillendiren yapısına dair yeni bir farkındalık sağlamayı hedefliyor.
Sude Naz Korkmaz: Eserimi izleyiciyle buluştururken onlarda önce hafif bir rahatsızlık, ardından da kendilerine dair bir yüzleşme hissi bırakmayı hedefliyorum. Yeme bozukluğu gibi çoğu zaman görünmeyen ama çok yoğun yaşanan bir deneyimin bedensel ve duygusal katmanlarını hissetmelerini istiyorum. İzleyicinin kendi beden algısıyla ve içsel kırılganlıklarıyla küçük de olsa bir temas kurması benim için önemli. En çok önemsediğim şey ise, işin onlara tek bir duygu dayatmak yerine, kişisel bir düşünme alanı açması.
Paylaş