Paylaş
Günümüzün ofis çalışma koşulları hem fiziksel hem zihinsel anlamda hepimizi zorlamakta. Motivasyon yükselten bir çalışma ortamı, rahat sandalyeler, ergonomik masalar hayatı kolaylaştıran en önemli detaylardan bazıları. Bu aslında bir lüks değil, her çalışanın en doğal hakkı. Uzun saatlerini kapalı bir ortamda masa başında geçirmeye alışmış olan kurumsal şirket çalışanlarının fiziksel ve zihinsel sağlığı için ofis ortamlarının sürdürülebilir ve insan odaklı iç mekân tasarımına sahip olması günümüzün en önemli gerekliliklerinden biri. Akbank genel müdürlük binası çalışanları son günlerde, Autoban’ın dönüşüm yaratan tasarımıyla ihtiyaçlarına cevap veren bir ortamda çalışma fırsatı buluyor.

İnsan merkezli bir tasarım yaklaşımı
Akbank’ın köklü mirasını, yenilik ve değişim vizyonuyla dengeleyen bir mimari yaklaşım benimseyen Autoban, biyofilik tasarımı, esnek çalışma ortamlarını, odaklanmayı ve iş birliğini destekleyen özel tasarım unsurlarını ofis yaşamına entegre ediyor. Akbank’ın kurumsal rengi olan kırmızıyı ve bu rengin farklı tonlarını tasarımına dahil ederek canlı fakat aynı zamanda dinlendirici özellikte bir renk paleti sunuyor. Bina aynı zamanda günümüzün önemli sanatçılarının eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Gözde Can Köroğlu, Emre Namyeter, Mithat Şen, Ardan Özmenoğlu, Ebru uygun gibi sanatçıların binanın katlarına ve ofislere yayılan eserleri çalışanlar için kısa bir sanat molası yaratma fırsatı sunuyor. Geniş bir İstanbul manzarasına sahip olan binanın ofislerindeki ve koridorlarındaki yüksek tavanlar ve ahşap paneller ise mekanın akustiğine destek oluyor.

İş saatleri içinde kısa bir mola fırsatı
Kütüphane, müzik stüdyosu, oturma alanları gibi çalışanların kendilerini iş dışında hissedip hobi amaçlı vakit geçirebileceği odalar da var. Çalışma alanları ise farklılık gösteriyor. Geniş bir masa etrafında çalışma olanağının yanında çağdaş bir anlayışla oluşturulan kapsül odalar da çalışanlar için bir alternatif oluşturuyor. Binanın geneline yayılan yeşil renk tonları ve bitkiler ise rahatlatıcı ve betondan uzaklaştıran bir doğa ile iç içe olma hissi veriyor.

Hatıralar, arşivler ve iklim değişikliği
Refik Anadol’un binanın içinde yer alan dijital eserleri farklı bölümlerden oluşuyor. Eserin “Veri Arşivleri” bölümünde, Akbank arşivlerindeki kurumsal ve işlemsel veri akışı görselleştiriliyor. “Veri Hatıraları” bölümünde, binanın ve kurumun tarihindeki önemli olayların görsel anıları kullanılıyor. “İstanbul Rüzgarları” bölümünde İstanbul’un çeşitli bölgelerinden rüzgâr hızı, yönü ve sıcaklık verileri görselleştirilirken, “Mercan Rüyaları” bölümü ise iklim değişikliğinin tehlikesini vurgulamayı amaçlıyor.
Autoban’ın Akbank Genel Müdürlük binası tasarımı, iş dünyasına referans alınacak yeni nesil bir çalışma ortamı yaratıyor. Esenliği, dijital uyumluluğu ve esnekliği ön planda tutan; pandemi sonrası beklentilere, insan merkezli tasarım arzusuna cevap veren bir yapı ortaya koyuyor. Baştan sona sürdürülebilirlik ilkeleriyle tasarlanan Akbank Genel Müdürlük, LEED Gold Sertifikası almaya hak kazandı, WELL (Sağlıklı Bina) sertifikası için de başvuru süreci tamamlandı. Ayrıca Akbank, mimari dönüşüm sürecini Dönüşümde Gelecek Var projesi ile toplumsal bir değere dönüştürüyor. Proje kapsamında, genel müdürlük binasında işlevini tamamlamış mobilyalar ileri dönüşüm tekniğiyle okul eşyalarına dönüştürülüyor.

Autoban hakkında:
Autoban, Londra ve İstanbul merkezli, uluslararası alanda tanınan bir iç mimarlık ve tasarım stüdyosudur. İstanbul’un kent silüetini yeniden tanımladığı ifade edilen Autoban, Avrupa ile Orta ve Güneydoğu Asya’nın büyük şehirlerinde konaklama, ulaşım, yeme-içme, ticari, perakende, ofis ve kamusal alan projelerini kapsayan, ödüllü bir portföye sahiptir. 2003 yılında Seyhan Özdemir Sarper ve Sefer Çağlar tarafından kurulan stüdyo, yirmi yılı aşkın süredir insanların mekânları deneyimleme biçimini yeniden tanımlıyor.
Autoban, mekânı sadece fiziksel bir yapı olarak değil, aynı zamanda bir deneyim alanı, bir hikâye anlatıcısı olarak ele alan uluslararası bir tasarım stüdyosudur. Mimarlık, iç mekân ve ürün tasarımı alanlarında çalışan Autoban; form, işlev ve deneyim arasındaki dengeyi kurarak her projeye duygusal ve kültürel bir derinlik kazandırır. Küçük ölçekli bir iç mekândan büyük kamusal alanlara kadar her tasarım, bulunduğu bağlamı okuyarak o yere özgü bir karakter ortaya koyar. Autoban’ın çok katmanlı tasarım dili, kullanıcıyla güçlü bir bağ kurmayı ve mekânın ruhunu hissettirmeyi amaçlar.

Stüdyo, standartlaşan küresel tasarım anlayışına karşı; özgünlük, zanaatkârlık ve anlatı odaklı bir yaklaşım sunar. Her projeyi bir keşif alanı gibi ele alan Autoban, malzeme seçimi, ışık kullanımı ve mekânsal kurgu yoluyla sadece estetik değil, aynı zamanda duyusal ve anlamlı deneyimler yaratır. Bu yaklaşım, mekânın kullanıcıyla duygusal bir ilişki kurmasını sağlar, yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda hatırlanmaya değer alanlar üretir. Autoban, mimarlık ve tasarımı, insanlarla mekânlar arasında kalıcı bir bağ kurmanın aracı olarak görür.
Paylaş