GeriSinem Rumeli Tıbbi müdahalede hastanın rızası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tıbbi müdahalede hastanın rızası

Tıbbi müdahalede hastanın rızası
Abone Olgoogle-news

Tıp Hukuku etiğinde temel ilkeler yarar sağlama, zarar vermeme, özerkliğe saygı gösterme, adalet iken; ikincil ilkeler dürüstlük, özel yaşama saygı, güvenilirlik, sadakat olarak sıralanabilir. Bu hususta özerkliğe saygı tartışmasız olup özerkliğe saygınının görünüm şekli ve uygulama alanındaki somut hali ise aydınlatılmış onamdır.

Bir önceki yazı bağlamında anılan komplikasyonlardan da hekimin sorumlu tutulmaması için hastayı, komplikasyonlar konusunda bilgilendirmiş ve hukuka uygun olarak rızasının alınması yani aydınlatılmış onamın olması gerektiğini hatırlatmakta fayda vardır. Hastanın, oluşma ihtimali olan riski, komplikasyonu bilmeden verdiği rıza ise geçersiz olup, rıza hilafına müdahalede bulunanın sorumluluğu göz ardı edilemez. Örneğin; sorumlulukların tartışılmasında hastane mikrobu tamamen komplikasyon olarak nitelenmekteyse de bu noktada hastanın aydınlatılmış olması bakımından sorumluluk değerlendirmesi önem arz etmektedir.

Tıbbi müdahalenin olumlu ve olumsuz sonuçları, riskleri, ihtimaller, alternatif tedavi yolları, hastanın bünyesinden kaynaklanan sebepler, hastanın anlayabileceği dilde ve şekilde, düşünmesine fırsat kalacak kadar uygun zamanda, müdahaleyi gerçekleştirecek kişi tarafından hastaya anlatılmalı ve hastanın üzerinde gerçekleştirilecek müdahaleyi kabul ettiğine dair onayı alınmalıdır. Aydınlatma yükümlülüğü, bizzat tıbbi müdahaleyi uygulayacak kişi tarafından yapılması gereken ve tıbbi müdahalede hastanın rızasının alınması için bir geçerlilik şartı olup, aydınlatma yükümlülüğü hususunda özensiz davranışlardan kaynaklı durumlar tıbbi hata olarak kabul edilir.

Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğundan yetkili kişiler tarafından icra edilme, hukuken öngörülmüş amaçlara yönelik olma ve hastanın aydınlatılmış olması temel prensip olup aydınlatılmış onamın yerine getirilmemesi insan hakları ihlali anlamına da gelmekte ve aydınlatılmış onam sadece bir imza değil fakat bir iletişim ve etkileşim süreci olup hastaya değil hastalığa özgülenmiş olmalıdır.
Aydınlatılmış onamın geçerlilik koşulları rızaya ehliyet, rızanın müdahalede bulunmaya yetkili kişiye yöneltilmesi, rızanın sağlıklı olmasıdır. Rıza ise bir geçerli bir şekil şartına tabi değilse de genel ve soyut olamayacak olup “bütün müdahaleleri kabul ediyorum” şeklinde genel bir rıza verilemez.

Hasta haklarında tıbbi müdahalenin haklılığı, birtakım koşulları ihtiva etmekte olup; tıbbi müdahaleyi yapanın hekim olması, endikasyon, aydınlatılmış onam, tıp biliminin verilerine uygun müdahale başlığı altında değerlendirildiğinde hastanın veya yakınlarının rızasının alınmasını gerekli kılan “aydınlatılmış onam” önem teşkil etmektedir. Aydınlatma ve aydınlatılmış onamın konusu; teşhis ve bulgular konusunda aydınlatma, tedavi ve tedavi süreçleri, sonuçlar ve risklerdir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararında doktorun işin başarı ile neticelenmesini garanti etmemekle birlikte, seçilen tedavi yöntemi, riskleri, ameliyat sonrası doğabilecek komplikasyonları ve tedavinin süreci ile ilgili hastanın aydınlatılmış rızasının alınmasının bir zorunluluk olduğunu ifade etmektedir.

Sonuç olarak komplikasyon; tek başına hatalı tıbbi uygulama olarak kabul edilmese de tıbbi müdahaleden evvel hastanın aydınlatılmış rızasının alınmamış olmasının hekimin hukuki sorumluluğunu doğuracağı aşikardır. Bu bakımdan hekimin sorumluluğunda olan “aydınlatılmış onam” gerek evrensel tıp etiği kuralları gerekse Hasta Hakları Yönetmeliği, Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanması ve Korunmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallar ve sair mevzuatımız ile korunan son derece önemli bir işlemdir. 

False