GeriŞenay Tanrıvermiş Kerimcan'ın suçu ne?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kerimcan'ın suçu ne?

Fatmagül’ün suçu var mı yok mu bilmem ama ‘seyircinin suçu nedir?’ diye sormak istiyorum.

Fatmagül’ün suçu var mı yok mu bilmem ama ‘seyircinin suçu nedir?’ diye sormak istiyorum.

Tamam ne yaptıysak özür dileriz, affedin. Bu kadar eziyet edilmez, uzatılmaz ki! Canımız çıktı! Seyretmesek merak ediyoruz, seyredersek hasta oluyoruz.

İki sezondur bir dava sonuçlanmadı. Artık dizi oyuncularının nezlesi bile 2 bölüm sürüyor. Ben soğuk algınlığını gerçek hayatta daha çabuk atlatıyorum. Önce Kerim’in nasıl üşüttüğünü uzun yağmurlu sahnelerle iyice öğreniyoruz. Sonra öksürük, aksırık, hapşırık ve ateş çıkıyor. Sonra detay detay izlediğimiz nezleyi karakterler doktora, birbirlerine ve diğerlerine anlatıyorlar.

Ya sabır yarabbi! Acaba diyorum diziyi zeka engelli vatandaşlarımız için mi hazırlıyorlar, ya da izleyicinin sabrını ölçmek için mi yapılıyor veya anlatının alt katmanlarında metaforik çok derin anlamlar var da ben mi anlamıyorum?

Bilmiyorum, bilemiyorum. Ayrıca Kerim o kadar çok hapşırdı ki bize de bulaştırdı. Ailece mikrobu kaptık. Hatta bence bütün ülke ağır hasta!

Bu öyle bir mikroptur ki dizi diziyi söker ancak diyoruz. Ama olmuyor işte, bütün vücuda yayılmış hastalık. Diziyi diziye eklemek yetmiyor.

Araya haber programı, açıkoturum, bolca reklam, azıcık magazin, azıcık klip, alabildiğine yarışma koyuyoruz ama olmuyor. Kerim iki hafta 120 dakika yüzümüze yüzümüze hapşırınca ve en çok izlenenlerin ilk sırasından kımıldamadıkça biz zavallı seyirciler ne yapabilirdik ki?

Bu öyle bir virüs ki hem ölmüyor hem öldürmüyor. Orada öylece gizli gizli içimizi kemiriyor, sinsi sinsi insanlığımızı bitiriyor. Öteki kanallarda -12 derecede ölen, hastalanan, donan ve çocukları donmasın diye çadırlarda, barakalarda, çamurlarda nöbet bekleyen sessiz anne-babaların yüzlerini görmektense Kerim’in nezlesine razı oluyoruz.

Her reklam arası zapping turlamasında acı gerçekler yüzümüze tokat gibi çarpıyor ve boğazımıza düğümlenen acı yumruk sonunda çözülüyor. Daha fazla dayanamıyoruz. Kerim aksırdıkça hıçkırıklara boğuluyoruz. Gencecik dağ gibi kara yağız çocuk iki haftadır bir nezleyi atlatamıyorsa buna hangi yürek dayanır? Böylesi bir acıyı hak edecek ne yaptık?

Ah Allahım Kerim’e yardım et! Kerimcan’ın suçu ne? Zaten psikolojisi de bozuktu, şimdi de nezle illeti! Artık ölsem kanal değiştirmem, reklam arasında başka kanallarda -12 derecede yine de gülümseyen evsiz barksız, aç, çıplak çocuklara bakmam, bakamam!

Kerimcan’ın tek bir aksırığını, tıksırığını, hapşırığını, uzaklara dalışını, yakınlara bakışını, iç çekişini, göz süzüşünü, terli terli soğuk su içişini kaçırmam. Kaçıramam!

Vicdanımızı kaybettik, keçileri kaçırdık! Bari Fatmagül ve Kerimcan’ı kaçırmayalım!

False